7. bölüm · Yıldızlarda Yazılı

✬6.BÖLÜM

Moxie Raspberry

Seung ve Zed birlikte akşamki partiye hazırlanmaya başladı. Diğerleriyle buluşup birlikte gideceklerdi. Seung siyah ekoseli gömlek ve düz tişört giyme kararını çoktan vermişti. Ne giyeceğini seçemeyen Zed’di.
“Çok fazla hazırlanmak istemiyorum ama, ne giymek istediğimi de bilmiyorum.”
“Tişört ve pantolona ne dersin?” dedi Seung alaycı gülümsemeyle.”
“Ah seni şakacı çocuk. Hangi tişörtümü giymeliyim onu bilmiyorum.
“Bunun için neden bu kadar çok düşünüyorsun anlamadım açıkçası.”
“Kendimi şu an hiçbir şeyin içinde iyi hissetmediğim için.” Eline bol düz gri renk tişörtünü aldı. “Tamam bunu giyeceğim.”
“Sana yakışıyor.”
“Arkanı dön Seung” dedi Zed utanarak.
“E-evet, tabii.” Seung’un yüzü kızarmıştı.
“Tamam yeterli. Hafif makyaj yapsam yeterli.” dedi ve banyoya doğru ilerledi.
Seung Zed’in koşuşturmalarını izlerken çok eğleniyordu. Çok sevimli, diye düşündü. Gözünü ondan alamıyordu. Saçlarının her teline hayrandı. Makyaj yaparken beceriksizliğinin tutmasına ve buna sinirlenişine hayrandı. Kalbinin titrediğini hissetti. Kabul edemediği duygularını tekrar hissetmeye başladı. Hemen ardından korku bastırdı. Ya onu koruyamazsam? Onu korumalıyım. Hayır, onu koruyacağım. Ne olursa olsun, onu sonuna kadar koruyacağım. diye düşünmeye başladığında bir ses onu kendine getirdi.
“Artık hazırım!”
“Güzel görünüyorsun.”
“Doğru düzgün bir şey yapmadım ki.”
“Sen her halinle güzelsin,” dedi ve gülümsedi.
Zed’in yüzü kızardı. “Teşekkür ederim.” Boğazını temizledi. “Eğer partiden erken dönmek istersen, sıkılırsan bana söyle tamam mı?”
“Olur söylerim. Jason’dan haber yok mu?’
“Şimdi yazdım. Görünce cevap verir herhalde. Fara’yı da alacaktı.’”
Seung yatağa uzandı. Zed’de yanına uzandı.
İkisi de birbirine dönüp baktığında çok kısa bir süre sessiz kaldılar.
Sessizliği Zed bozdu. “Çok güzel.” Elini Seung’un mavi gözüne götürdü. “Orada kaybolmak istiyorum.”
Seung, kalbinin hızlandığını hissetti. Yerinden çıkacak gibiydi. “Seni seviyorum.”
Zed, gülümsedi. “Ben de seni seviyorum.”
Seung, bunu arkadaşça söylememişti. Ama Zed’in öyle anlayacağını biliyordu.
Zed’de arkadaşça söylememişti ama Seung’un öyle düşüneceğini biliyordu.

Tam o anda atmosferi bozan Jason’dan gelen mesaj oldu. Yaklaştıklarını haber vermişti. Kalkıp aşağı indiler.
Jason babasının arabasını almıştı ve onların olduğu sokağa girmişti. Evlerinin önüne geldiğinde durdu.
“Selamlar canım arkadaşlarım! Hiç de sevmediğimiz birinin partisine gitmek için hazır mısınız?” diye bağırdı.
“Yine formundasın,” dedi Zed. İkisi de arka tarafa geçip oturdular.
“Baban araba için sorun çıkarmadı değil mi?”
“Hayır. Bana da garip geldi.”
Zed Fara’ya selam verdi. “Güzel görünüyorsun.”
Zack’in partisine “o” da geliyor;” dedi gülümsedi.
Zed gülümsedi, “Anlaşıldı.”
Jason gözlerini devirdi. Bunu duyduğuna sevinmemişti. Ama gerçekten Fara’nın güzel olduğunu düşünüyordu.
“Hâlâ ona karşı duygularının olmasını anlamıyorum. Konuşmadınız bile.”
“Bunun için ona ihtiyacım yok,” dedi Fara ve cümlesine devam etti, “Ayrıca partiyi onunla konuşabilmek için değerlendireceğim.” dedi.
Jason öksürmeye başladı.
“Hey,dikkatli ol.”
“Tükürüğümü kaçırdım pardon. Bugün onunla mı konuşacaksın!”
“Evet.”
“Yapamazsın!”
“Niye?”
“Ç-çünkü, eeee çünkü.” Yardım istercesine aynadan Seung’a baktı. Seung kafasını salladı. Ondan da yardım alamayınca iş kendisine kalmıştı. “Çünkü, partide eğlenmek isteyecektir, sen de onu sıkboğaz edeceksin.”
“Abartma, sadece konuşacağım.”
Seung ve Zed ikisini dinlerken çok eğleniyorlardı.

Beş-on dakika sonra Zack’in evine varmışlardı. Parti çoktan başlamıştı. Bazıları çoktan sarhoş olmuştu.
Onları Candice karşıladı.
“Yardım etmekten kaçtığınız partiye hoş geldiniz!”
“Hoşbulduk,çok yardımsever kız,”diye karşılık verdi Jason iğneleyerek. İçeri girmeden kulaklarına şarkı sesi geliyordu. “Birileri şikayet etmese bari,” dedi Jason ve gözleri hemen atıştırmaları buldu.
Fara’yı dürttü. “Ne dersin?”
“Bir şeyler yemeye mi? Tabii ki evet!”

Zed Seung’un koluna girdi. “Birileri gelir gelmez yerini buldu.”
Gülümseyen Seung saçlarını geriye doğru attı. “Bir şeyler içmek ister misin?”
Zed mavi gözünü saklamakla uğraşmayan Seung’a şaşkınlıkla baktı. “Sen, sen…” Boğazını temizledi, “Saçlarını arkaya atmak yakışıyormuş.”
Seung utandı. Aslında düşünmeden yapmıştı. Saçlarını tekrar gözünün önüne atacakken Zed elini tuttu, “Bırak böyle kalsın. Çok yakışıklısın. Utanman gereken bir şey yok.”
Zack onları gördüğünde tüm vücudunu kıskançlığın kapladığını hissetti. Çok geçmeden işe koyulmalıydı. Yanlarına gitti ve Seung’un elini tutan Zed’in elini ondan ayırarak, “Hoş geldin!” dedi.
Seung’un hızlanan kalbi anında yavaşladı. Saniyeler öncesinde tüm dünya durmuş gibiydi oysaki.
Zed elini hızla çekti. “Hoşbulduk.”
“Seninle biraz yalnız konuşmak istiyorum,” dedi Zack.
“Ne hakkında?”
“Herkesin önünde söyleyemem.”
“Seung herkes değil Zack.”
“Özür dilerim öyle demek istemedim.”
Seung araya girme ihtiyacı hissetti. “Dinle bakalım ne diyecek. Ben de bize içecek bir şeyler alayım,” dedi ve yanlarından ayrıldı.
Zed iç çekti. “Söyle.”
Zack gülümsedi. “Aramızın soğuk olmasına tahammül edemiyorum. Seninle tekrar iyi olmak istiyorum.”
“O zaman zorba olmamalıydın ve Seung’dan özür dilemeliydin ama asla dilemedin Zack.”
“Özür dilerim, çocuktuk Zed.”
“Birincisi, bu sadece çocukken olup biten bir şey olmadı. Geçen sene de onunla uğraştın. İkincisi benden değil, ondan özür dilemelisin. Eğer o seni affederse ben de affetmeyi düşünebilirim. Şimdi, sadece kafamı dağıtmak istiyorum. Mümkünse sen olmadan,” dedi ve Zack’in yanından hızla ayrıldı.
“Neden o zavallıdan özür dilemek zorundayım. Onun benden iyi ne yanı olabilir?” Zack içinde kıskançlığın getirdiği öfkeyi de hissetmeye başladı. “O zaman, yapmak istemediğim şeylere başlamam gerekecek sanırım.” Kısa bir anlığına Zed’le Seung’a bakarken transa geçmiş gibiydi, ta ki bunu Candice bozana kadar.
“Al, iç iyi gelir,” dedi elindeki birayı uzatarak.
Zack ağzını açmadan birayı aldı ve bir yudum içti.
“Seung’tan özür dilemen sana bir şey kaybettirmeyecek, tam tersi Zed’i kazanacaksın.”
Gülümsedi. “Aklımda bir şeyler var.”
“Ne gibi?”
Zack cevap vermedi ve Candice’in yanından ayrıldı.

***
Saat ilerlemişti. Jason ve Fara kafayı bulmuş dans ediyorlardı. Zed ve Seung ellerinde bira önlerinde atıştırmalıklar ile oturuyorlardı.
“Ben de dans etmek istiyorum,” dedi Zed ve ayağa kalkıp Seung’u davet etti. Seung gülümsedi, başta istemese de çabuk teslim oldu. Müziğin hareketliliğine bıraktılar kendilerini. Zıpladılar, şarkıya eşlik ettiler. Ve sonunda birbirlerine sarıldılar. “Böyle dans etmeyeli uzun zaman olmuştu,” dedi Zed.
Seung Zed’in gözlerine kitlendi, “Evet.” Artık kabul etmesi gerektiğinin farkındaydı, ona aşıktı. Dostluklarının bozulmasından korktuğu için ve şu an onu koruması gerektiği için söylememesi gerektiğini düşünüyordu.
“Ne oldu?” diye sordu Zed.
Seung kafasını salladı, “Bir şey yok.”

Bu güzel anı bozmaya üst sınıflardan birileri geldi. “Hey! Gözlerimizi bozuyorsun,” diyerek Seung’u itti.
Zed, “Ne yapıyorsun sen?” diye bağırarak araya girdi. “Derdin ne?”
“Derdim bu zavallı! Zack acıyıp çağırdı galiba.”
Seung sakince karşılık verdi. “Seni tanımıyorum bile. İşine bakamaz mısın?”
İri yarı olan genç Seung’un boğazına yapıştı. “Bu kızın yanında olmayı hak etmiyorsun bile.”
Zed ellerini Seung’un boğazından çekmeye çalıştı. “Kes şunu!”
Çıkan kargaşaya Jason ve Fara geldi. Fara hoşlandığı kişinin Seung ile tartışmaya girmesine şok olmuştu. Bu zamana kadar böyle bir şey olmamıştı neden şimdi?
Jason sinirlenerek ona saldırmaya çalıştı. “Arkadaşımı bırak hemen!”
“Jason, sakin ol!” diye bağırdı Seung. Gence döndü, “Ne yapacaksın?”
“Seni pataklayacağım.”
“Sonra? Rahatlayacak mısın? Ne elde etmeyi planlıyorsun?”
“Seni ilgilendirmez!”
“Harry, lütfen yapma!”dedi Fara.
Harry ise onu umursamadı. “Sen kimsin ki?”
Jason kendini daha fazla tutamadı ve üstlerine atıldı. Harry’nin arkadaşları da kavgaya girişti. Seung bir yumruk yedi. Jason’da birini tutup yere düşürdüğünde diğer arkadaşı tarafından boğazlandı. Etrafta ne var ne yok dağılmaya başladı. Partideki çoğu kişi çığlık çığlığaydı. Bazıları ise Harry’nin tarafını tutuyor ve daha da gazlıyorlardı. Seung Harry’e vurduğunda izleyicilerden biri Seung’a şişe atıp dikkatini dağıttı. O sırada Harry Seung’u yere düşürdü.
Zed her ne kadar ayırmaya çalışsada gücü yetmiyordu. “Zack nerede? Biri Zack’i getirsin! Bu saçmalık çok uzadı.” Seung yere düşünce Harry onu tekmeliyordu. Başka şansı olmadığını düşündü ve Harry’nin sırtına atladı ve saçlarını çekiştirdi. Fara’da diğerlerini Jason’dan uzaklaştırmak için bir şeyler fırlatıyordu.
Harry canı acıdığı için bağırdı ama Tüm gücüyle sarılan Zed’i sırtından atamadı. Seung ayağa kalktı tam Harry’e vuracakken Zac geldi. Bağırarak herkesi durdurdu.
“Ayrılın! Ne yapıyorsunuz? Harry, böyle yapmamalısın.”
Seung gülümsedi. “Sanki arkasında sen yoksun,”diye fısıldadı.
Zed sakince yere indi. “Yoksa sen?”
“Benden şüpheleniyor olamazsın!”
Harry araya girdi, “Seung’tan tek hoşlanmayan o değil. Benim gözüme battı ne olmuş? Çocuk sana uğursuzluk getirecek haberin olsun.”
Zed’in gözleri sinirden kızarmıştı. “Midemi bulandırıyorsunuz.”
“Harry, özür dilemen gerek. Yaptığın yanlış,” dedi Zack. Sonuna kadar iyi çocuğu oynayacaktı.
Bazı kızlar Zack’in ne kadar iyi biri olduğundan ve Zed’in ona kötü davrandığını fısıldıyordu.
“Özür dilerim, Ezik,” dedi ve arkadaşlarını da peşine takıp gitti.
Fara Jason’ı kaldırdı. “Hadi gidelim buradan. Buraya gelmek en başından hataydı.”
Zed gözlerini Zack’e dikip, ruhunu okur gibi bakıyordu. Zack öfkesini farketti. “Cidden haberim yok.”
“O zaman bundan sonra tasmalarını iyi tut,” dedi ve Seung’un elinden tutup partiden ayrıldılar.
Zack, “Parti bitti!” diye bağırdı. Herkes evden yavaş yavaş çıkarken Zack arkalarından pis bir şekilde sırıttı.
“Sana daha kaç kere şans vermeliyim Zed. Her şey daha yeni başlıyor benim canım aşkım.”