5. bölüm · YILDIZLARA FISILDADIM SENİ
Bölüm 6: Mevsimler Değişirken
"Yaz bitti. Ama bazı insanlar, bir mevsim gibi gelip gitmek yerine, insanın hayatında kalmaya karar verir."
Yazın son günleri usul usul geride kalıyordu. Bir zamanlar gece yarısına kadar açık olan pencereler artık akşam olunca kapanıyor, güneş eskisi kadar geç batmıyordu. Takvim, hiç kimseye sormadan sayfalarını çeviriyordu. Oysa Naz ile Yasin için zaman farklı akıyordu. Yanlışlıkla başlayan o ilk mesajın üzerinden aylar geçmişti. İlk başta birbirlerini sadece grupta tanıyorlardı. Sonra kalabalığın arasında birbirlerinin mesajlarını beklemeye başladılar. Ardından özel konuşmalar geldi. Önce birkaç dakikalık sohbetler vardı. Sonra saatler süren konuşmalar... Günler geçtikçe birbirlerinin sesine alıştılar. Bir gün konuşmayınca eksik hissediyor, gün içinde yaşadıkları en küçük olayı bile ilk birbirlerine anlatmak istiyorlardı. Farkında olmadan, hayatlarının en güzel alışkanlığı olmuşlardı.
Sonbahar geldiğinde ağaçların yaprakları tek tek yere düşmeye başladı. Naz, okuldan dönerken sararmış yaprakların üzerinde yürümeyi seviyordu. Her adımında telefonuna bakıyor, Yasin'den gelecek mesajı bekliyordu. Çoğu zaman beklemesine bile gerek kalmıyordu. Tam telefonu eline aldığı anda ekran aydınlanıyor, Yasin'den gelen küçücük bir mesaj bütün yorgunluğunu unutturuyordu.
"Dersin bitti mi?"
"Yemek yedin mi?"
"Bugün nasılsın?"
Dışarıdan bakıldığında sıradan cümlelerdi belki... Ama Naz için değildi. Çünkü o cümlelerin arkasında, kendisini gerçekten merak eden biri vardı.
Yasin için de durum farklı değildi. Gün içinde başına gelen komik bir olayı anlatacağı ilk kişi Naz olmuştu. Güzel bir şarkı keşfettiğinde ona gönderiyor, yağmur yağmaya başladığında camdan çektiği fotoğrafı ilk ona atıyordu. Bazen konuşacak hiçbir şey bulamıyorlardı. Ama yine de telefonu kapatmıyorlardı. Aynı sessizliği paylaşmak bile ikisine huzur veriyordu.
Ekim geçti.
Kasım da bitti.
Artık ikisi de birbirlerinin hayatındaki yeri inkâr edemeyecek kadar büyümüştü. Çevrelerindeki insanlar da bunu fark etmeye başlamıştı.
"Bugün Yasin yazmadı mı?"
"Sen neden bugün bu kadar sessizsin?"
Arkadaşlarının bu soruları ikisini de utandırıyor, ama içten içe gülümsetiyordu.
Derken beklenen gün geldi.
31 Aralık.
Şehir ışıl ışıldı.
Sokaklarda yeni yıl şarkıları çalıyor, vitrinler rengârenk süslerle parlıyordu. Herkes yeni yılı kutlamak için hazırlık yaparken Naz'ın telefonu sabahın erken saatlerinde titreşti.
Ekranda tek bir isim vardı.
Yasin.
"Günaydın."
Naz daha cevap yazamadan ikinci mesaj geldi.
"Bugün sana bir şey söyleyeceğim ama geceyi bekle."
Naz bütün gün o mesajı düşündü.
Acaba ne diyecekti?
Saatler geçmek bilmiyordu.
Gece olduğunda ikisi de görüntülü konuşmaya başladı. Camlarının arkasında aynı gökyüzü vardı. Dışarıdan havai fişek sesleri gelmeye başlamıştı.
Saat tam 23.59'u gösterirken Yasin derin bir nefes aldı.
"Naz..."
"Hı?"
"Bu yıl bana çok şey kazandırdı."
"Neler?"
Yasin gülümsedi.
"En önemlisi..."
Kısa bir sessizlik oldu.
"...en yakın arkadaşımı."
Naz'ın gözleri doldu.
Yasin devam etti.
"Ne yaşarsam yaşayayım ilk sana anlatmak istiyorum. Güldüğümde de, üzüldüğümde de aklıma ilk sen geliyorsun. Sanırım artık bunun bir adı var."
Naz fısıltıyla sordu.
"Neymiş?"
"En yakın arkadaşlık."
Naz'ın dudaklarında kocaman bir gülümseme oluştu.
"Ben de tam bunu söyleyecektim."
İkisi de aynı anda güldü.
Tam o sırada dışarıdan geri sayım başladı.
On... Dokuz... Sekiz...
İkisi de camdan gökyüzüne baktı.
Naz gözlerini kapattı.
İçinden sessizce bir dilek tuttu.
"Allah'ım... Bu insanı hayatımdan hiç eksik etme. Bugün en yakın arkadaşım olan kişi, yıllar sonra da yanımda olsun."
Üç... İki... Bir...
Gökyüzü rengârenk ışıklarla aydınlandı.
Yasin ekrana bakarak usulca gülümsedi.
"Mutlu yıllar, en yakın arkadaşım."
Naz'ın kalbi, o cümleyi ömrü boyunca unutmayacağını biliyordu.
Çünkü bazı yıllar takvimde değil...
Bir insanın hayatına girdiği gün başlardı...
.
