9. bölüm · Yedinci; Lâl
9. BÖLÜM; ARALA SIR PERDESİNİ
Kuzey olduğu yerde kalakalırken sağdaki koridora sapan kız yüzünden yutkundu. Nefesi sanki kesiliyormuş gibiyken, "Leyla!" Diye arkasından seslenip hızla o tarafa doğru koşmaya başladı. Tüm anlar gözlerinin önünden geçip gidiyordu. Sağdaki koridora döndüğünde üzerinde kırmızı elbise olan kızı tekrar gördü. Tekrardan, "Leyla!" Diye seslendiğinde kız, bu sefer soldaki koridora saparak gözden kayboldu. Kuzey bacaklarını dahada hızlandırırken kıza ulaşma umuduyla sadece koşuyordu. Kızın saptığı koridora baktığında kızın bu sefer sola dönüp merdivenlerden yukarıya çıktığını gördü. "Leyla, dur!" Hızla merdivenlere yönelip ikişer ikişer merdivenleri çıkmaya başladı. Kıza bir türlü yetişemezken kız merdivenleri bitirip koridorda yürümeye devam ediyordu. Bir kere bile arkasını dönüp bakmamıştı. Kuzey de buna yanıyordu. Kuzey daha hızlı koşarken en sonunda kıza yetişti ve "Leyla..." Diyerek kızın önüne geçti. Gördüğü bu sima ile hayal kırıklığına uğrarken, "Ben..." Dedi ne diyeceğini bilemez halde. "Ben karıştırdım sanırım." Diyerek kıza gitmesi için yol verdi. Kız anlam vermeye çalışarak bakarak Kuzey'in yanından geçip gitti. Kuzey kızın arkasından bakarken tekrardan önüne dönerek geldiği yolu geri gitmeye başladı. "Paranoyaklık yapma." Diye fısıldadı kendine. Durup kendine sert bir tokat attı. "Delirme. O öldü Kuzey. Geri gelmeyecek." Bu gerçekleri kendine tekrardan hatırlatırken bir iç çekti ve sakinleşmeyi bekledi. Merdivenlerden tekrardan aşağıya inmeye başladığında aklına akşam yapacağı şeyleri getirirken yüzüne bir gülümseme yerleşmişti.
Bu partiyi kurmanın iki amacı vardı aslında. Birincisi, insanların olduğu ortamlardan kaçmak yerine dahada yaklaşmaya çalışacaktı. İkincisi onlardan intikam alacaktı. Haldun'un söylediklerini aklına getirdiği zaman dahada öfkeleniyor ve onlara karşı daha fazla kin hissediyordu.
"Eğer seni sevselerdi ihanet ettiğini bu kadar çabuk kabullenmezlerdi. İstenmiyordun Kuzey. Sen işkence görürken hoşlarına bile gidiyordu, kendi gözlerimle gördüm. Gülüyordu baya baya. Ayrıca senin zayıf noktandan vurmaya çalışıyorlar. Bıçaklandığın zaman seni kurtardılar çünkü seni yanlarına çekip zayıf noktanı aramaya çalıştılar. Tabii ki bulamazlar neden çünkü seni ben yetiştirdim. Sen Haldun Karaca'nın oğlusun."
Şeytan tarafını gün yüzüne çıkardı tekrardan. "Kim kimin zayıf noktasından vuracakmış şimdi öğrenelim."
Kuzey çoğu zaman zekiydi, evet. Okuldaki kurnazlıklarıyla bilinirdi ama konu üvey babası olunca en salak insana dönüşebiliyordu. Çok iyi manipüle ediyordu fakat Haldun tarafındanda çok da iyi manipüle ediliyordu.
☯️☯️☯️
"Hadi Umay!" Sesi duyunca yatağımdaki siyah çantamı alıp çapraz şekilde taktım ve son kez içindekiler kontrol edip aynadan kendime baktım. "Umay, geç kalacağız. Of gelmiyor bu." Odamdan çıkıp hızlı adımlarla merdivenlere yöneldiğimde sesleri daha net duyuluyordu. "Bir pantolon, bir tişört giyip çıkacak sadece."
"O senin için geçerli sadece." Diye homurdandı Aybüke.
"Sizin gibi süslenip püslenerek kime beğendireceğim kendimi ben acaba?"
"Seni bilmem ama ben sevgilime süsleniyorum Arya." Aybüke ve Mert'in sevgili olduğunu öğrendikten sonra hepimiz çok sevinmiştik ama burada yanan Sinan olmuştu. Mert bile aşık olduğunu itiraf etti bir ben kendimi kabul ettiremiyorum diyerek ortada gezinip duruyordu. Dürüst olmak gerekirse ona üzülüyordum. Yıllardır Arya'nın peşinden koşuyordu ama Arya onu terslemekten başka bir şey yapmıyordu. Yalan olmasın kendimede üzülüyordum. Yankı'ya aşıktım ama bunu nasıl bir cesaretle gösterebileceğimi inanın bilmiyordum. "Gırtlağına yapışacağım kızın şimdi. Umay, hadisene be!"
"Gelir şimdi Arya..." Beni gördükleri gibi şaşkınlıkla bana baktığını görmüştüm. Bakışlarım Yankı'ya döndüğünde dudakları aralık şekilde beni süzdüğünü görmemle kalbimin hızla çarpması bir oldu. Utanarak hızla son kalan basamaklarıda inip yanlarına gittim. "Çüş be!" Dedi Sinan inanamayarak. "Fazla güzel."
Üzerimde beyaz yazlık bir elbise vardı. Askılıydı ve azıcık dekolteye sahip bu elbisenin üzerine siyah deri ceket geçirmiştim. Hafif bir makyaj yaparak saçlarımı kıskaçlı tokayla arkadan yarım toplamıştım. Ayağımda beyaz topuklu ayakkabılar vardı ve ben topuklu ayakkabıya alışık olduğum için canımı acıtmıyordu. Ellerimi deri ceketimin cebine koyarak onlara baktığımda, "Gerçekten güzel olmuşsun." Dedi Yankı. Bu iltifat karşısında gözlerimi kaçırırken Sinan konuştu. "Partinin en güzel kızına yol verelim şimdi." Diyerek geçmem için bana yol verdiklerinde utanarak elimi yüzüme koydum ve yanlarından geçtim. Bakışlarım bir anlık Aybüke'ye kaydığında ifadesiz bakışlarla beni süzdüğünü görmüştüm. Gözlerinde tek bir ifade gördüm; Kıskançlık. Aybüke beni süzmeyi bırakıp hızla yanımdan geçip dışarıya çıkarken onun arkasından bakakaldım. Onun üzerinde toz pembe renginde tüllü bir elbise vardı ve ayağındaki topuklularda pembeydi. Saçını salmıştı ve güzel bir makyaj yapmıştı. Makyajında da pembe renkler vardı. Yankı bunu fark etmiş olmalı ki, "Bunu belkide dememeliydik." Dedi.
"O son sözden bahsediyorsun değil mi? Bencede dememeliydim." Sinan eliyle ağzına vururken Mert hızla Aybüke'nin peşinden çıktı. Yankı bir iç çekip çıkarken hepimiz onun ardından evden çıktık. Arya son olarak kapıyı kilitledi ve arkamızdan koşarak bize yetişti. Bol bir siyah kot pantolon giyip üzerine beyaz tişört geçirmişti. Bir sürü gümüş kolye ve yüzük takmıştı. Arya takılarına baktığımı görünce, "Aybüke zorla taktırdı. Çok sade görünüyormuşum." Dedi yüzünü buruşturarak. "Yüzükler çok rahatsız hissettiriyor ama çıkarmak istemiyorum. Aybüke taktırırken çok heyecanlıydı." İkimiz yanyana sessizce yürürken Mert ve Aybüke ayrı, Sinan ve Yankı ayrı yürüyordu. Aramıza bir sessizlik girmişken bakışlarım Arya'nın gülüşüne takıldı. "Hâlâ inanamıyorum." Diye mırıldandı kendi kendine. "En son seni okuldan attırmak için kendi kendime düşünüyordum ama şimdi seninle bir partiye gidiyoruz." Bu banada garip geliyordu. "Sana hâlâ güvenmiyorum ama garip şekilde yakınlık duyuyorum. Garip." Omuzlarını silkti ve bir iç çekti. Cebinden sigarasını çıkarıp yaktı. Benim bakışlarım Aybüke'ye döndüğünde omzunun üstünden bana baktığını fark ettim. Hâlâ beni süzüyordu. Ona baktığımı fark edince hızla önüne döndü. Arya bunu fark etmiş olacak ki. "Olanlardan sen sorumlu değilsin." Dedi. "Güzellik takıntısı yüzünden. Sana bir anı anlatmamı ister misin?" Başımı usulca salladım. "Ortaokuldayken çok zorba bir fen öğretmenimiz vardı. Adam iyi bir adamdı ama yersiz şakalar yaptığı zamanlar oluyordu. Bu da o şakalardan biriydi. Bir keresinde akıllı tahtadan herkesin vesikalık fotoğrafı olduğu bir fotoğraf açtı. Aybüke ise vesikalık fotoğrafından nefret ederdi çünkü çirkin olduğunu düşünürdü. Çirkin değildi, o zamanda çok güzeldi ama o bunu kabullenmiyordu. O günden sonra günlerdir yemek yemedi, odasından bile çıkmadı. Okulda kimsenin suratına bakmadı. Onu kendine getirmemiz aylarımızı aldı resmen. O fen öğretmeninden hâlâ nefret ediyorum."
Bakışlarım Aybüke'ye döndüğünde içimde bir hüzün oluştu. Güzellik takıntısıydı bu, ne kadar güzel olsada güzel olduğunu kabul etmezlerdi. Arya daldığımı fark edince hafifçe omzuyla omzundan itekledi. "Bunu ona üzül diye anlatmadım, dikkatli ol diye anlattım." Dediğinde başımı sadece salladım. "O çok hassas ve Mert de öyle. İki kişi birbirini bulmuş gibi." Hayranlıkla onları izlerken imayla onu dürtüp Sinan'ı gösterdim. Hızla ifadesini toplayıp kaşlarını çattı. "Hayır." Derken kararlıydı. "Onunla çıkamam." Bakışları Sinan'a dönerken anlam vermeye çalışarak ona baktım. Bunu tahmin etmiş olmalı ki, "Çünkü onu kardeşten öte göremiyorum." Dedi. "Göremeyeceğimde. Onun bana olan hislerini biliyorum ama buna karşılık veremem çünkü aynı hisleri ben hissedemiyorum." Başını sağa sola salladı. "Mert ve Aybüke gibi değiliz biz. Birbirimize benzemiyoruz. Ben kalp kırarım ve o kalbi kırılmaya çok müsait biri. Ben kardeşimin kalbini kırmak istemiyorum."
Sinan bunları duysa büyük ihtimalle yıkılırdı. Sevdiği kız ona kardeşim demişti. Kardeşten öte değil demişti.
Aramıza yine sessizlik girerken Arya, "Annenle ne konuştun?" Diye sordu bir anda. Dudaklarım aralanırken o bana sorgularcasına bakıyordu. "Seni rahatsız mı etti?" Başımı sağa sola salladım ama o buna inanmamış gibi sinirle güldü. "Yüzsüz kadın ya. Bunu babana anlatmalısın."
İşte bunu istemiyordum. Babama yük olmak istemiyordum. Önemsiz bir konuydu sonuçta.
Arya tepki vermediğimi görünce gözlerini devirdi. "Senin şu saflığına sinir oluyorum." Diye homurdandı. "Babana yük olacağını mı düşünüyorsun?" Başımı olumlu anlamda salladım. "Onun baba olarak görevi ne biliyor musun, kızını korumak. Çoğu baba bunu bilmiyor ama gerçekten korumalılar. Baban en azından bunun farkında da seni korumaya çalışıyor. Allah razı olsun valla Turgay amcadan." Aklıma babam gelince hayranlıkla tebessüm ettim. O benim masalımdaki kahramanımdı.
Prensim herhangi bir adam değildi, benim prensim babamdı.
Arya tebessüm ettiğimi görünce o da tebessüm etti. "Baba lafını duyunca tebessüm etmen beni mutlu etti." Dedi. "Ama beni sinirde ediyorsun, git söyle babana." Otobüs durağında durduğumuzda Arya sigarasından son bir nefes çekip izmariti yere attı ardından ayağıyla basarak söndürdü. "Ayrıca planın mı var?" Diye sorduğunda başımı sağa sola salladım. "Neden gitmek istedin o zaman partiye?" Sadece omzumu silktim. "Sana bir şey itiraf edeyim mi, ben sırf içkiler bedava diye gidiyorum yoksa asla gitmem." Bu dediği şey ile gülerken o da güldü. "Ne ya, bedava içki işte."
"Sohbet koyu galiba?" Diyerek yanımıza geldi Sinan. "Kulak misafiri oldum o yşzden bende gerçekten gitme nedenimi açıklıyorum."
"Açıkla."
"Deliler gibi dans etmek için tabii ki. Millet gerçek dans görsün."
Arya iç çekti ve burun kemerini sıktı. "Gerçek nedenini söylesene."
"Orada güzel kızlar varmış diye duydum. O yüzden gideceğim." Arya bununla beraber duraksarken bakışları yavaşça Sinan'a döndü. Sinan bu bakış yüzünden yutkundu. "Tamam, şakaydı. Sadece etrafı dağıtıp Kuzey'i sinir edeceğim."
Arya, Sinan'ın bacağına tekme attı. "Bir daha saçma salak şakalar yapma." Diye uyardığında Sinan imayla güldü. "Ne oldu, kıskandın mı?"
"Kızları senden korumam gerekiyor." Dedi alayla.
Sinan onu taklit ederken Arya gözlerini devirdi ama bir yandan da gülüyordu. Bakışlarım Yankı'ya döndüğünde tek başına oturduğunu gördüm. Arya ve Sinan'ın yanından ayrılıp Yankı'nın yanına oturduğumda bakışları bana döndü. Aramızda bir sessizlik varken Yankı ile gözgöze geldim. Bana neden baktığını anlamazken, "O partinin sonunu tahmin edebiliyorum." Dedi ve bakışlarını karşıya çevirdi. "Kesin çok kötü bitecek." Bana bakmadan cebinden her zamanki gibi not defteri ve kalemi çıkarıp kucağıma bıraktı. Not defterinden rastgele bir sayfa açarak yazdım.
Hep olumsuz düşünüyorsun.
Omzunu silkti. "Olumsuz düşünmüyorum. Her ihtimali düşünüyorum."
Düşünme bu kadar, akışına bırak.
"İnan bana akışına bıraktığım zaman her şey boka sarıyor." Eli ağzına gitti. "Küfür için pardon, afedersin." Dedi pişmanlıkla. Bu kibarlığına hafifçe tebessüm ederken aramıza yine sessizlik girdi. "Farkında mısın günümüz ilişkilerinde hep cinsellik düşünülüyor?" Dedi bir anda. "Saçma, bu aşk değil."
Sana göre aşk ne demek ki?
Bu sorumla beraber yüzünü buruşturdu. "Kesinlikle bu değil." Dedi. "Şahsen ben sevdiğim kadına dokunmaya bile kıyamam millet cinsellikle aşkı bir tutuyor."
Hiç birine aşık oldun mu?
Dudakları aralanırken eli ensesine gitti. Tereddütle bana bakarken, "Oldum." Dedi. "Hem de iki kere." Dudaklarını birbirine bastırdı. "Birincisi çok güzeldi ama maalesef onu bir daha bulamadım. Çocukluk aşkıydı. İkincisi ortaokulda oldu ama onun aşk olduğundan pek emin değilim. Onunla sevgili olduk ama iki gün sonra beni aldattı. Ortaokuldaki bir kızdan bahsediyorum. Küçücük çocuklar bile aldatıyor." Hayretle güldü. "Kesinlikle aşk bu değil."
Ona hak vererek başımı salladığımda otobüs önümüzde durdu. Hepimiz otobüse binerken herkes tek tek akbil bastı ama bir sorun vardı. Benim kartım yoktu. Toplu taşımaya sadece bir kaç kere binen biri olarak ne yapacağımı bilemez halde bakarken Yankı bir anda benim yerime akbil basınca teşekkür edercesine ona baktım. O da bana gülümserken yanından geçtim. Tüm koltuklar doluydu ve herkes ayaktaydı. Tutunma demirine tutunurken Yankı da yanımda benimle aynı demiri tutuyordu. "Senin için bir kart alalım. Çoğunlukla toplu taşıma kullanıyoruz. Senin açından kolay olur." Başımı salladığımda o da başını salladı. Durakta durduğumuzda birisi koltuktan kalktı. Yankı ile gözgöze geldiğimizde, "Şuraya oturabilirsin." Dedi. Dediğini yapıp tekli koltuğa oturduğumda Yankı da yanıma gelip tutamağı tuttu. Üzerinde siyah bir mont vardı. Siyah polo yaka ve siyah bir pantolon giymişti. Montunun fermuarını boğazına kadar çekmişti. Hava soğuktu gerçekten de ama ben soğuğu seviyordum. "Bu arada karatede siyah kuşak mısın gerçekten?" Diye sorduğunda bakışlarım ona döndü. Başımı olumlu anlamda salladığımda hayretle güldü. "Ben asla olamam. Dövüşmeyi pek sevmiyorum." Kucağımdaki not defterine yeni bir şey yazdım.
Neden?
"İnsanlara zarar geliyor. Karşımdaki kişiyi sevmesemde bu oluyor ve nedense üzgün hissediyorum."
O yüzden mi bugün ki kavgada fazla karşılık vermedin?
Dudaklarını birbirine bastırarak yavaşça başını salladı. "Bu arada müzik yarışmasında ikinci olacağımızı hiç düşünmemiştim." Dedi hayretle. "Birinci olamadık ama ikinci olduk. Bir ay içinde bunu başardık." Mutlulukla başımı salladığımda o da çok mutlu görünüyordu. "Sinan'ın halleri çok komiğime gitti. Tüm mahalleye lokma dağıtacakmış."
Aramızda en çok sevinen oydu ve en umursamaz kişi yine Arya'ydı. İkisi gerçekten zıt kutuplardaydı.
Onu dürttüğümde bana baktı. Yeni bir şey yazıp ona gösterdim.
Arya, Sinan'ı kardeşi gibi görüyormuş.
Üzgün bir şekilde omzularım düşerken Yankı iç çekti. "Yalan söylüyor." Dedi. "Dediğim şeyi hatırlıyor musun, bir savaş çıkarsa iki seçenek arasında kalmak istemediği için böyle davranıyor demiştim. Bu gerçek bir neden. Arya'yı çok iyi tanıyorum." Bakışları Mert ve Aybüke'ye döndü. İkisi büyük bir aşkla birbirlerine bakıyordu. "Ama en azından onlar mutlu." Dedi ve bakışlarını bana çevirdi. "Ve itiraf edeyim, çok yakışıyorlar. Harbi erkek, Barbie kız uyumunu iyi tutturmuşlar." Bu benzetmesine gülerken o da güldü. Aramızda yine sessizlik olurken Yankı bir kaç saniye sonra konuştu. "Penguenlerin sevdiklerine ne hediye ettiğini biliyor musun?" Diye sorduğunda kaşlarımı çatarak cevabını bekledim. "Çakıl taşı." Şaşkınlıkla ona bakarken hemen başını salladı. "Bende ilk duyduğumda çok şaşırmıştım. Biz sevdiğimize çiçek alırken onlarda çakıl taşı hediye ediyor." Bu bilgi bana tatlı gelirken hafifçe tebessüm ettim. Aramıza yine sessizlik girdi ama Yankı nedense sessiz olmak istemiyor gibi duruyordu. "Bende bir sürü böyle bilgi var bu arada."
Benimle paylaş, böyle bilgiler öğrenmeyi çok severim.
Şaşkınlıkla bana bakarken, "Sıkıcı bulmaz mısın?" Diye sordu. Başımı yavaşça sağa sola salladım. "İnsanlar genelde sıkıcı bulup dinlemezler. Gerçekten dinler misin?" Başımı olumlu anlamda salladığımda gözlerindeki çocuksu heyecanı gördüm. "İneklerin en yakın arkadaşları olabilirmiş. Onlar olmadan strese girerlermiş. Bu bilgiyi duyunca da çok şaşırdım ve sana bir şey itiraf edeyim mi, bizi ineğe çok benzetmiştim ilk defa öğrenince. Bizde birbirimizi kaybetsek çok büyük stres yaşardık büyük ihtimalle. Tövbe tövbe, Allah göstermez inşallah." Kulağını çekip yumruğunu üç kere dişlerine vurduğunda bende aynı şeyi yaptım. Onları kaybetmek istemiyordum.
Onlar bana ailenin nasıl bir şey olduğunu öğretmişlerdi.
Yankı bildiği bilgileri büyük bir heyecanla anlatırken bende aynı merakla onu dinliyordum. Sanki hep susturulmuş bir çocuğa konuşma fırsatı verilmiş gibi bir ifade vardı suratında. Ses tonu hâlâ heyecanlıydı ve hızla konuşuyordu. Bunu fark etmiş olacak ki bir anda durdu. "Ben...üzgünüm." Diyerek gözlerini kaçırdı. "Fazla konuştum." Kolunu tuttuğumda bakışlarını yavaşça bana çevirdi. Başımı sağa sola salladığımda Yankı sadece gözlerimin içine bakıyordu. Alt dudağını dişledi. "Sen farklısın." Dedi bir anda. Bununla beraber dudaklarım aralandı. "Diğerleri bu hareketlerime dayanamadığı için hep sustum ama senin yanında çok konuşkan birine dönüyorum. Sanırım senin yanında daha rahat hissediyorum." İkimiz sadece birbirimize bakarken Yankı'nın kızardığını gördüm. Yankı bunu fark etmiş gibi bıkkınlıkla gözlerini kapattı. "İşte bundan nefret ediyorum." Diye homurdandı. "Yanaklarım çabuk kızarıyor ve her şeyi ele veriyor."
Evet, genellikle utanınca kızarıyorsun.
"Ama ben şuanda utanmıyorum." Diyerek bakışlarını kaçırdı. Bir kaç saniye düşündükten sonra, "Ya da utanıyorumdur." Diye mırıldandı ardından tekrardan bana baktı. Bu sefer kaşları çatıktı. "Beni utandırıyorsun ama iyi anlamda. Sen garipsin, hem de çok fazla."
Burada garip olan ben miyim yoksa o mu çözemedim. Gerçekten böyle bilgiler hoşuma gittiği için anlatmasını istemiştim ama garip olan ben oldum. Burada garipseyecek bir şey yoktu ki. Sadece omzumu silkerek önüme döndüğümde yine sessizlik aramıza girdi. Bu sessizlikten nefret ediyordum. Durakta durduğumuzda Yankı, "Burada iniyoruz." Dedi. Bununla beraber ayağa kalktığımda otobüsten tek tek indik. "Biraz yürüyeceğiz." Dedi Yankı.
"Sen bu şahısın evini nereden biliyorsun pardon?" Diye sordu Arya.
"Biliyorum işte." Yankı'nın bu homurtusuyla Mert araya girdi. "Yankı bu, bilmediği şey var mı sence?"
Sinan, "Yumurta mı tavuktan çıkar, yumurta mı tavuktan?" Diye sorduğunda Yankı gözlerini devirdi.
Arya hafifçe Sinan'ın kafasına vurdu. "Salak iki kere aynı soruyu sordu bir de."
"Ay doğru." Dedi Sinan sonradan fark etmiş gibi. "Bir kilo demir mi daha ağır yoksa bir kilo pamuk mu?"
"Bence senin bu çenenin yayı daha ağır Sinancığım. Sus artık."
"Cevabını bilmediğin için böyle terslersin ama Aybüke'nin en sevdiği makyaj malzemesini sorsam hemen bilirsin."
Mert anında, "Allık tabii." Dediğinde Aybüke, "Maskara sürmeyi daha çok seviyorum." Dedi.
Sinan alay edercesine güldü. "Onu bile bilemedi salak."
Aybüke hemen sevgilisini savunmaya geçti. "Ama allığıda çok seviyorum. Bildi yani." Dediğinde Sinan Aybüke'yi taklit etti. "Ne kadar mıç mıç bir çift ya. Favori çiftlerim listesinde kesinlikle en sonda bile değilsiniz."
Arya, "İlki kim?" Diye sorduğunda Sinan, "Polat ve Elif tabii ki." Dedi anında.
"Kurtlar Vadisi aşığı olduğunu bu kadar belli etmene gerek yoktu."
"En sevdiğim sahne ne biliyor musunuz?"
Mert yüzünü buruşturdu. "Bilmek istemiyorum çünkü galiba biliyorum." Sinan'ın ona olan bakışlarını görünce dehşetle, "Hayır!" Dedi. "Benim üzerimde göstermeyeceksin, değil mi?"
"Hani var ya Polat bu şehrin en güzel avukatı deyince Elif ona bakıp tam olarak şöyle yapıyordu." Pantolonun tutup hafifçe yukarıya çekti ve sesini incelterek, "Ali!" Deyip Mert'e koşup boynuna atladı. "Benim üzerimde gösterme demiştim!" Diyerek Sinan'ı indirmeye çalıştı ama Sinan inmemekte kararlıydı. "Dur daha öpüşecekler!" Dedi Sinan.
"Alın şunu üzerimden!" Dedi Mert. Hâlâ Sinan'ı indirmeye çalışıyordu. "Sinan gay değilim ben."
"Bende değilim ama sahneyi canlandırmalıyız. Belki anlamayanlar var, Allah Allah ya!"
"Sinan!"
"Ali!" Dedi Sinan kendini çok kaptırmış gibi.
"Alın şunu üzerimden! Yardım etsenize be!"
Yankı onların yanına gidip Sinan'ın kolundan tuttu. Gülmemek için kendini zor tutuyordu. "Tamam Sinan anladık." Dedi.
Sinan Yankı'ya baktı. "Bak emin misiniz?" Yankı başını salladığında Sinan istemeye istemeye Mert'in boynundan indi. Mert sinirle Sinan'a bakarken Sinan ne bakıyorsun dercesine elini salladı. "Bir gün elimde kalacaksın." Dedi Mert işaret parmağını Sinan'a doğrultarak.
"Of tamam kanka, en tehlikeli sensin. Kasma bu kadar." Dedi Sinan.
"Ulan seni var ya-" Mert Sinan'ın üzerine yürümek için yeltendiğinde Sinan hemen Arya'nın arkasına saklandı. Yankı da Mert'in göğsünden tutarak onu durdurdu. "Şaka yapıyor, şaka." Diyerek sakinleştirmeye çalıştı.
"Öpüyordu lan beni." Diye sitem etti Mert.
"First kiss hakkımı sende kullanmayacağım Mertciğim. Üzgünüm."
"Ben bu çocuk düpedüz mal diye boşuna demiyorum ben abi."
"Haklısın."
"Yankı!" Dedi Sinan uyarırcasına. Ben bu sahne yüzünden gülmemek için kendimi zor tutarken Yankı omzunu silkip ağzına gizli bir fermuar çekti. O da gülmemek için kendini zor tutuyordu. Müzik sesi gittikçe dahada artarken büyük bir villanın önünde durduk. Villanın önünde iki tane koruma bizi karşılamıştı. Biz kapıdan içeriye girerken bu kadar kalabalık olacağını beklemiyordum. İnsanlar hunharca dans edip içki içiyordu. "Şarkı seçimi berbatmış." Dedi Sinan yüzünü buruşturarak. "Ama bu dans etmeme engel mi, hayır tabiiki de." Tam gidecekken Yankı onun ensesinden yakalayıp geriye çekti ardından kulağına eğilip konuştu. "Eğer çok coşarsan evde neler olacağını biliyor musun?"
Sinan yutkundu. "Dans etmesemde olur aslında." Birlikte bir masanın başında dururken Sinan'ın morali bozulmuş gibiydi. Yankı bunu hemen fark etti. "Sana dans etme demiyorum. Çok coşunca neler yaptığını çok iyi biliyorum."
"Ben bir şey yapmıyorum ayrıca ilk defa böyle bir partiye katılıyorum. En fazla ne olabilir ki?" Gözlerini devirdi. "Hemen reşit olmak istiyorum. Bir kaç ay sonra tamamen özgürüm."
"On sekizine basınca ne yapacaksın ilk olarak?" Diye sordu Arya.
"Sizinle beraber bara gideceğim."
"İlginçmiş." Arya yanından geçen garsonun elindeki tepsiden bir kadeh alıp tam içecekken Yankı onu durdurdu. Endişeyle bakarken, "Sorun yok." Dedi Arya. "Normal bir içki."
"İçinde bir şey olabilir."
"Orada bir sürü kadeh vardı, bunu alacağımı nereden bilsinler?"
"Yankı yine her zaman ki paranoyaklığına başladı." Diye homurdandı Mert bıkkınlıkla.
"Ama-"
"Yankı." Diyerek susturdu Mert. "Sıkma. Normal normal takılıp eve geri döneceğiz. İçkilerde ne olabilir ki en fazla?"
Yankı sessiz kalırken bir iç çekti yalnızca. Ben etrafa bakınırken bakışlarım camdaki siluete takıldı. Kuzey camdan kalabalığı izlerken benimle gözgöze geldi. Elini kaldırıp bana salladığında onu görmezden gelerek tekrardan bizimkilere geri döndüm. Arya bardağını Yankı'ya kaldırdı. "İçebilir miyim?" Diye sordu.
Yankı tereddütle bir bardağa bir de Arya'ya bakarken istemeye istemeye başını sallayarak izin verdi. Yankı ellerini ceplerine koydu ve sıkıntıyla etrafa baktı. Arya bunu anlamış gibi hemen Yankı'nın koluna girdi. "Sigara içeceğim, bana eşlik etmek ister misin?"
Yankı başını salladığında ikiside kol kola buradan uzaklaştığında Sinan bunu hemen fırsat bilerek, "Ben geceye başlıyorum arkadaşlar. Bana katılmak isteyenler gelebilir." Sinan buradan uzaklaşırken Mert ve Aybüke birbirlerine baktı. "Bizde mi gitsek?" Diye sordu Aybüke. Bakışları bana döndü ardından tekrardan Mert'e baktı. "Dans edelim."
"Yankı gittiğine göre gidebiliriz. Çok sıkıyor ya fazla rahatsız edici." Onlar buradan uzaklaşırken ben bir iç çekerek onlara baktım. Sinan tek başına dans ederken Aybüke ve Mert karşılık dans ediyordu. Gözlerim Yankı ve Arya'yı aradı ama bulamadı. Tek başıma burada dururken yanıma birinin gelmesiyle ter bakışlarım ona döndü. Çocuğu tanımıyordum. "Yalnız görünüyorsun, bana eşlik etmek ister misin?"
Başımı sağa sola salladığımda çocuk inatla dahada çok yaklaştı. "Ama neden?"
Onu ittirdiğimde hayretle bana baktı. "Fazla iddialısın. Bence bana bir şans vermelisin." Dedi. O da fazla inatçıydı ve inatla beni rahatsız etmeye devam ediyordu. Bakışlarım Kuzey'in olduğu cama dönünce kaşlarını çatmış bizi izlediğini fark ettim. Kuzey cebinden telefonunu çıkarıp kulağına götürdüğünde bakışlarım karşımdaki çocuğa döndü. Bana inatla yaklaşmaya çalışırken yine onu ittirdim. Geriye sendelenirken gerçekten sinirlenmeye başlıyor gibiydi. "Ama uzatma." Dedi sakin kalmaya çalışarak. Tam gidecekken bileğinden tutunca sinirle ona baktım. Bana gittikçe yaklaşırken beklemediği bir anda bacak arasına tekme attım. Çocuk acıyla bacak arasını tutarken iki tane takım elbiseli adam gelip çocuğun iki kolundanda kavradı. "Neler oluyor?" Derken hiç bir şey anlamamıştı.
"Kuzey Beyin emri. Tacizcileri burada istemediğini belirtti." Onlar çocuğu buradan götürürken benim bakışlarım tekrardan Kuzey'e döndü. Kuzey bana gözünü kırptığında bunun mükemmel bir fırsat olduğunu biliyordum.
Teşekkür bahanesiyle yanına gidebilirdim.
☯️☯️☯️
"Rahatla." Dedi Arya. Bahçeden çıkmışlardı ve Arya sigarasını içerken Yankı olduğu yerde voltalar atıyordu. Stresle parmaklarıyla oynarken Arya sigarasından son bir nefes çekip izmariti yere attı ardından Yankı'nın önüne geçerek ellerini tuttu. "Bir şey olmayacak." Dedi rahatlatmaya çalışarak.
Yankı'nın eli göğsüne gitti. "İçimde kötü bir his var. Kötü bir şey olacakmış gibi sanki."
Başını sağa sola salladı. "Olmayacak." Dedi. "İstersen şuan eve gidebiliriz. Diğerlerine haber vermemi ister misin?"
Yankı sessiz kaldığında Arya gitmek için arkasını döndü ama Yankı bir anda Arya'nın kolundan tutarak onu durdurdu. Gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı. "Kalalım." Dedi. Aklına Sinan'ın heyecanını getirmişti. "Sadece bir saat. Eğer bir şey olmazsa daha fazla kalabiliriz ama..."
"Ama ne?"
"Ama ya bir şey olursa? Şuan onları yalnız bıraktım, başlarına bir şey gelebilir." Yankı hızla içeriye girerken Arya onun peşinden koşturarak gidiyordu. Daha yeni oldukları masayı boş bulunca yutkundu ve hızla masaya koştu. Etrafına bakınca ilk önce Sinan'ı gördü ardından Mert ve Aybüke de görüş alanına girince rahat bir nefes aldı fakat aklına gelen şey ile durdu. Umay yoktu? Hızla arkasındaki Arya'ya döndü. "Umay yok." Dedi korkuyla.
Arya elini Yankı'nın omzuna koydu. "Sakinleş." Dedi yatıştırıcı bir ses tonuyla. "Yankı," Derken tereddütlüydü. Yankı sorgularcasına Arya'ya baktı. "Belkide şu psikiyatri işini düşünmelisin. Bu kaygı ile yaşanmaz."
Yankı, Arya'nın omzunda olan elini çektiğinde Arya anlam vermeye çalışarak baktı. "Deli olduğumu mu ima ediyorsun?" Diye sordu.
Arya başını sağa sola salladı. "Oraya sadece deli olanlar gitmiyor."
"Ama psikolojisi bozuk olanlar gider. Psikolojinin bozuk olması ise deli olduğunu gösterir. Beni deli değilim."
"Deli olduğunu söylemiyorum. Fazla kaygılısın ve bu kaygının içten içe seni öldürdüğünün farkında bile değilsin."
Yankı pişmanıkla Arya'ya bakarken, "Pişmanım." Diye mırıldandı. "Keşke o gün sana her şeyi anlatmasaydım. O günden sonra bana karşı tavrın değişti. Bana hiçbir şey anlatmıyorsun, bana güvenmiyorsun."
"Yankı, hayır."
"Güçsüz biri olduğumu öğrendikten sonra oldu her şey."
"Güçsüz değilsin. Yankı aksine sen çok güçlüsün. Hepimizi her seferinde toplayan sendin. Eğer güçsüz olsaydın bunu yapmazdın."
"Şuanda bu günü zehir etmek istemiyorum." Bakışları eğlenen Sinan'a döndü. "Lütfen konuyu kapat. Ben Umay'ı bulacağım." Gitmek için yeltendiğinde Arya onu durdurdu. "Belki bir yerde eğleniyordur?"
"Sadece bakacağım." Diyerek ısrar etti Yankı. "Rahatsız etmeyeceğim, uzaktan bakacağım." Arya en sonunda pes ederek ellerini Yankı'dan çekince Yankı hızla kalabalığın arasına girdi.
☯️☯️☯️
Evin içine girdikten sonra merdivenlere yöneldim ve merdivenlerden yukarıya çıkmaya başladım. Yukarıya çıkarken beklediğim kişi ayağıma gelmiş gibi Kuzey elleri cebinde merdivenlerde karşıma çıktı. "Teşekküre gerek yok canım." Dedi. "Düşmanımda olsanız böyle bir şeye göz yumamam." Başımla teşekkür ettiğimde Kuzey'in dudağı sağa doğru kıvrıldı. "Utandırıyorsun beni." Dedi. "Hadi in aşağı, eğlenmene bak dilsiz." Tam gidecekken hâlâ yerimde durduğumu görünce anlam vermeye çalışarak bana baktı. "Burada eğlenemezsin, hadi git." Dedi. Elimi karnıma götürüp kendimi iki büklüm yaparken Kuzey ne demek istediğimi anlamış gibi baktı. "Ha tamam. Lavabo yukarıda." Merdivenlerden yukarıya çıkarken bende peşinden gittim. Koridorda ilerlerken Kuzey bir kapının önünde durup ilerideki kapıyı gösterdi. "Lavabo şurada." Deyip içeriye girdi. Ben hızla tüm odalara girerken işe yarar bir şey bulmanın umuduyla etrafa bakıyordum. Üç tane oda vardı ve üçüde misafir odasıydı. Elimi sıkıntıyla saçlarıma geçirirken bakışlarım Kuzey'in odasına döndü. İçeriye girsem ne kadar çok azarlardı?
Kesinlikle çok azarlardı.
Tam yeni bir plan düşünmek için gidecekken bir anda sanki Kuzey beni duymuş gibi odasından çıkarak bana baktı. "Parti çok mu sıkıcı?" Diye sorduğunda başımı salladım. Kuzey ellerini cebine koyup omzunu kapı pervazına yasladı. "Buradan izlerken bile ne kadar sıkıcı olduğunu fark ettim. Odama gelmek ister misin?" Tamam böyle sormasını beklemiyordum. Kaşlarımı çatıp bir adım gerilediğimde Kuzey bıkkınlıkla soludu. "Saçma salak şeyler düşünme. Ben insanlara dokunamıyorum bile. Sana ne gibi bir zararda bulunabilirim? Geleceksen gel ya da kankilerinin yanına geri dön." Tam içeriye girecekken hızla yanından geçip içeriye girdim. Şaşkınlıkla bana bakarken, "Odamı bu kadar merak ettiğini bilmiyordum." Diye mırıldandı ardından kapıyı kapattı. Odaya baktığımda çok dağınık olduğunu fark ettim. Yatak örtüsünün yarısı yerdeydi ve yerde bir kaç çöp vardı. Komodinin üzerini ilaç kutuları ve boş içki şişeleri doldurmuştu. Masanın üzerindeki eşyalar düzensizdi. "Odamı izlemeye geldiysen buyur devam et." Diyerek dönen sandaylesine oturarak beni izlemeye başladı. Ben çantamı sıkıca tutarken yatağa oturdum. Gözlerimi kaçırırken aramızda derin bir sessizlik vardı. Kuzey bundan rahatsız olmuş gibi bir iç çekti. "Alkol almak ister misin?" Diye sordu. Yavaşça başımı sağa sola salladığımda Kuzey masanın üzerinde duran yarısı dolu olan içki şişesini alıp bir kaç yudum aldı. Kuzey'in bakışı cama dönerken, "Aslında sadece izlemek sıkıcı." Diye mırıldandı. Böyle bir şey demesini beklemediğim afallayarak ona baktım. "Belkide bende aralarına girebilsem eğlenceli olurdu. Benim düzenlediğim partide bile kenarda duran süs eşyası gibi hissediyorum." Kafasının hafif güzel olduğunu konuşmasından anlamıştım. Kuzey masanın üzerindeki eşyaların arasından bir defter ve bir kalem bulup yatağın üzerine fırlattı. Bana gelmesin diye hafifçe geriye çekildim. "Bön bön suratıma bakmada yaz. Duvara anlatsam daha fazla dinlendiğimi hissederim." Dedi homurtuyla. Bana verdiği defteri kucağıma alıp kalemide elime aldım ve yazdığım şeyi kaldırarak ona gösterdim.
Belkide korkularının üstüne gidersen partide eğlenenlerin arasında olabilirsin.
Bu dediğim şey ile Kuzey alay edercesine burnundan güldü. "İnsanlara dokunmaktan korktuğumu mu söylüyorsun? Ben insanlara dokunmaktan korkmuyorum sadece fazla rahatsız oluyorum." Eli ensesine gittiğinde gözleri dalıp gitti. "Sadece fazla tiksindiriciler. Aşağıda eğlenenler bile sadece içip karşı cinslerine rahatsızlık verme derdindeler. İnsanların hepsi aynı." Bakışları sonrada yavaşça bana döndü ardından dudağı sağa doğru kıvrıldı. Kaşları havalanırken, "Ama ben onlar gibi değilim. Kimse bana benzeyemez."
Egolu bir tipti. Hani kendini hep üstte gören tipler var ya işte tam olarak onlardan. Kendini yenilmez ve eşsiz görüyor. Kurnaz ve zeki olduğunu sanıyor ama bilmediği bir şey vardı. O her ne kadar zeki ve kurnazsa ben on katıydım. Üstte olan o değildi, en üstte ben vardım ve o yalnızca alttan bana bakıyordu. Yüzüme hüzün dolu bir ifade yerleştirip bir iç çektim ve ayağa kalkıp ona ilerledim. Masanın üzerinde duran yarım içki şişesini alıp bir kaç yudum aldım ve kalçamı masaya yaslayarak bakışlarımı yere çevirdim. Siyah saçlarım yüzüme dökülürken gözlerimi kapatıp kendimi ağlamak için sıktım. En sonunda gözlerimden yaşlar akmaya başladığında Kuzey'in sesini işittim. "Ne oluyor be?" Başımı yavaşça kaldırıp ona döndüğümde yüzümde nasıl bir ifade gördüyse yutkundu ardından hemen ifadesini toplayıp dehşet içinde beni süzdü. "Karşımda ağlamayacaksın, değil mi?" Diye sordu beni süzmeye devam ederken. "Küçük çocuklara teselli vermek için fazla yetişkinim. Az ötede ağla." Elimin tersiyle gözyaşımı silip etrafa baktım. İşe yarar bir şey ararken sesiyle ona döndüm. "İyi misin?" Diye sordu. Endişeli görünüyordu. İşte şimdi maskesini azda olsa indirebilmiştim. O da gerçek duygularını saklayanlardandı. Burnumu çekerken gözlerimi kaçırdım ardından yatağa bağdaş kurarak oturdum. Kuzey'e bakıp hafifçe öne değildim ve gelmesi için yatağa hafifçe iki kere vurdum. Kuzey dediğimi yapıp ayağa kalktı ve yatağa oturdu. Benden uzak da oturuyordu ve ayakları yerle temas halindeydi. Defteri kucağıma, kalemi ise elime alıp yazdığım şeyi ona gösterdim.
Sana anlatacaklarım aramızda kalsa olur mu?
Kuzey anlam vermeye çalışarak bana baktı. "Bana neden güveniyorsun?" Diye sordu. "Peşinden gittiğin o garip beşli ucubelerin en azılı düşmanıyım. Bana güvenmen için bir sebebin yok."
Çünkü senin beni anlayacağını biliyorum. Sende acı çekiyorsun, bende. Acı çekmeyen biri acı çeken birini anlayamaz.
"Sana bir şey itiraf edeyim mi?" Dedi Kuzey. "O gruptaki herkesin ayrı bir psikolojik sorunu var. Hepsi şey yani," Eliyle deli işareti yaptı. "Deli. Yani uzun lafı kısası dilsiz, beni dertlerinle uğraştırma."
Onlara güvenmiyorum.
Tabiiki yalandı. Bir şekilde suyuna gitmem gerekiyordu ki bana güvensin. Kuzey bu dediğim şey ile anında ciddileşirken tek kaşı havalandı. Bir süre düşündükten sonra bakışları yavaşça bana döndü. "Anlat." Dediğinde doğru yolda olduğumu anladım.
Konuşamadığım için kimse beni anlamıyor. Okul hayatım boyunca hep zorbalıklara maruz kaldım ve artık ne yapacağımı bilemiyorum.
Kuzey gözlerini kısarak beni süzdü. "Baban sana zorbalık yapanların işini bitirebilecek birisi. Git babana söyle."
Yavaşça başımı sağa sola sallayarak yazmaya devam ettim.
Babama söylersem annemin kulağına gider, annemin kulağına giderse ise itibarını zedelediğim için bana kızar. Onun bana kızmasını istemiyorum.
Evet, kendimi acındırmaya devam etmem gerekiyordu. Fark ettiğim şuydu ki Kuzey karşısındaki düşmanıda olsa iyi hissetmediğini fark edince yardım eli uzatmaya çalışıyordu. İşte böylede saftı ama bir yandanda ona üzülüyordum. Sonuçta yaşadıkları kolay şeyler değildi. Hissediyordum, sırlar tek tek açığa çıkacaktı. "Baban seni korur." Dedi Kuzey kendinden emin bir sesle. "Annenden mi korkacak? Bunları anlatman kişi ben değilim, baban."
Neden babama bu kadar güveniyorsun?
Sorduğum bu soru ile kısa bir süre duraksarken ne diyeceğini ilk başta bilemedi. Dudakları aralanırken kaşları çatıldı. "Çünkü baban senin iyiliğini istiyor." Dedi bir süre sonra. "Her baba çocuğunun iyiliğini ister sonuçta."
Senin baban senin iyiliğini istedi mi?
Kuzey bu sorum ile sorgularcasına bana baktı. "Sanane." Dedi ters ters. "Amacın ne senin, aklından neler geçiyor?" Ayağa kalkarken bakışlarını benden asla çekmiyordu. "Kimse istemezken partime gelmek istedin ve odama kadar girip bana içini dökmeye başladın. Gerçekten ne yapmaya çalışıyorsun?" Yazı yazdığım sayfayı koparıp elimde buruşturdum ardından bende ayağa kalktım. İkimizde birbirimize ters bakışlar atarken kaşları havalandı. "Tehlike seziyorum. Planın her neyse vazgeçmeni öneririm yoksa senin için iyi olmaz." İkimizde aynı anda ellerimizi arkamızda kenetlediğimizde bakışlarımız asla değişmiyordu. İkimizde duruşumuzu dikleştirdik. Belkide düşündüğüm kadar kolay olmayacaktı, Kuzey'in zekasını hafife almıştım.
Belkide başkalarının ağzından laf almam gerekecekti.
"Çık git odamdan." Dedi tane tane. "Hemen."
Dediğini yapıp kapıya yönelirken bakışlarım kitaplığa kaydı. Odağım kitaplıkta değil arkasındaki kapıya benzer aralıktaydı. Odadan çıkıp kapıyı kapattığımda o odaya girmem gerektiğinin farkındaydım. Merdivenlere doğru ilerleyip aşağıya indim. Evin içinde bile insanlar vardı ve o insanların arasında dikkatimi çeken sima Yankı'ya aitti. Yankı ile gözgöze geldiğimde endişeye bana doğru geldi ve kolumu tuttu. "Neredeydin?" Diye sordu. Cevap vermediğimi görünce kolumu hafifçe sıktı. "Umay, neredeydin?" Şuan karşımdaki kişi Yankı değilde başka birisiymiş gibiydi. Asla sert davranmayan Yankı ne oldu da sert davranmaya başlamıştı? Bakışlarım kolumdaki eline kaydığında Yankı ne yaptığının farkına varmış olacak ki çnce donakaldı ardından elektrik çarpmış gibi hızla geriye çekildi. "Özür dilerim." Dedi kısık bir sesle. "Canını yaktıysam özür dilerim. Ben...Ben sadece ne olduğunu bilmiyorum." Gözlerini kapatıp burun kemerini sıktı. "Seni göremeyince sadece endişelendim. Kırdın mı seni?" Hafifçe tebessüm edip elimi omzuna koyunca bana baktı. Yavaşça başımı sağa sola salladığımı görünce rahat bir nefes aldı. "Bir daha olmayacağına söz veriyorum." Dedi kararlı bir ses ile. İkimizde sessizleşirken bir süre sonra kalabalığın arasından bizimkilerin yanına ilerledik. Yankı bir anda elimi tutup önden yürümeye devam ederken elini daha sıkı tuttum. Masada sadece Arya vardı ve ifadesiz bakışlarını bir yere dikmiş oraya bakıyordu. Elindeki içki bardağını sıkıca tutarken bardak kırılacak gibiydi. Bir şey yapmamak için kendini sıkıyordu. Onun yanına vardığımızda ikimizde bu durumu garipsedik. Onun baktığı yere baktığımda yutkundum ve neden böyle olduğunu anladım.
Sinan genç bir kız ile öpüşüyordu ve bunu Arya'nın gözü önünde yapıyordu ama sanki olay bir anda gelişmiş gibi Sinan donup kalmış haldeydi.
Arya hızla gözlerini kaçırıp odağını başka yere çevirirken Yankı'nın haklı olduğunu şimdi anlamıştım. Arya, Sinan'ı kardeşi gibi gördüğü için değil iki seçenek arasında kalmaktan korktuğu için görmezden geliyordu. Yankı, kolunu Arya'nın omzuna atıp onu kendine çekerken Arya başını eğdi. "Aman banane." Diye mırıldandı alayla. "Kardeşimin mutlu olduğunu görmek benide mutlu ediyor. Sadece biraz şaşırdım." Yankı sessiz kalırken Arya'nın sarı saçlarına bir öpücük bıraktı ve çenesini başına yaslayarak öylece durdu. Benim ise aklım o gizli odadayken Yankı'nın sesi ile irkildim. "Sana o kadar seslenmeme rağmen duymamana sebep olan aklındaki düşünce nedir?" Diye sorduğunda sadece omzumu silktim ardından cebimden telefonumu çıkartıp notlar kısmına girerek yazdığım şeyi ona gösterdim.
Lavaboyu kullanmam gerekiyor.
Yankı başını salladı. "Dikkatli ol." Dediğinde başımı sallayarak hızla oradan ayrıldım. İçeriye girdiğimde mutfağa yöneldim ve dirseklerimi tezgaha yaslayarak Kuzey'in aşağıya inmesini bekledim. Orada ne kadar vakit geçirdim bilmiyorum, bir süre sonra bir kaç adam merdivenlerden yukarıya çıkmış ardından Kuzey'in etrafına kalkan olmuş şekilde aşağıya geri inmişlerdi. Hepsi ön kapıdan dışarıya çıkarken hızla merdivenlere yöneldim. Hiç vakit kaybetmeden merdivenlerden çıktım ve adeta Kuzey'in odasına koştum. Odaya girdiğimde ilk olarak kapıyı geri kapattım ve kitaplığa ilerledim. Kitaplığı yan tarafa doğru çekerken bunun normal bir kitaplık olmadığını anlamam uzun sürmemişti. Sürgülü bir kapıydı. Kapıyı açar açmaz önüme bir merdiven çıktı. Merdivene tırmandım ve çatı katı gibi olan odaya girdim. Hızla telefonumu çıkartıo videoya çekmeye başladığımda etrafı inceliyordum. Duvarda kocaman bir perde vardı ve perdenin karşısında projeksiyon cihazı vardı. İki tane armut koltuk yanyanayken odayı renkli led ışıkları ve turuncu loş bir oda aydınlatıyordu. Duvarlardaki resimler dikkatimi çektiğinde o tarafa doğru ilerledim ve resimleri daha ayrıntılı çekmeye başladım. Resimde kumral, kahverengi gözlü bir kız gülerek kameraya bakıyordu. Elindeki bir demet papatya tutarken epey mutlu görünüyordu. Fotoğraf bir deniz kenarında çekilmişti. Başka bir resimde aynı kız bir bankta oturmuş kucağındaki köpeği seviyordu. Habersiz çekilen bir fotoğraftı. Böyle böyle resimler vardı ve her resimde hep aynı kız yer alıyordu. Başka bir ayrıntı ise kızın her fotoğrafta çok mutlu göründüğüydü. Bakışlarım bu sefer projeksiyon cihazına kaydığında ona doğru ilerledim. Biraz bakındıktan sonra rastgele bir düğmeye bastığımda beyaz perdeye bir görüntü yansıdı. Görüntüde kamerayı tutan kişi bir yere doğru yürüyordu ve yeri çekiyordu. Kamerayı tutan kişi konuştuğunda bunun kim olduğunu anlamam uzun sürmedi.
"Evet arkadaşlar, yeni bir günden merhaba. Bu videoyu sadece ikimiz izleyeceğiz o yüzden arkadaşlar lafını kaldırsam iyi olacak. Evet Leyla'm, tekrar yeni bir günden merhaba." Bu kişi Kuzey'di. Ben görüntüye dahada dikkat kesilirken kaşlarım hafifçe çatıldı. Bir kaç adım görüntüye doğru yaklaştım. Kamera yukarıya kalktığında tuvale resim çizen kızı gösterdi. Bu kız fotoğraflarda olan kızdı. Kız omzunun üstünden Kuzey'e baktığında güldü. Yüzünde boyalar vardı ve üzerinde bir önlük vardı. "Yine mi çekiyorsun?" Dedi ve yönünü tamamen kameraya çevirdiğinde Kuzey konuştu. "Büyüdüğümüz zaman bakabileceğimiz güzel anılar biriktiriyorum Leyla'm. Tabii ki çekeceğim." Adı Leyla olan kızın aklına bir şey gelmiş olacak ki gözleri kocaman açıldı. "Ama şuan yüzüm berbat. Saçımı başımı düzeltmem gerek ve yüzümde boyalar var! Kuzey, aniden neden geliyorsun?" Kuzey kahkaha attı ve başka yere yürüyüp kamerayı bir yere sabitledi. Leyla'ya doğru yürüdüğünde Leyla ayağa kalktı. "Saçın gayet güzel ve yüzündeki boyalar çok çekici." Leyla omzunu silkti. "İleride zamanlarda çok çirkin bu kız dersin ama. Bekle ben bir makyaj yapıp geliyorum." Kız tam gidecekken Kuzey öyle bir şey yaptı ki şaşkınlıkla gözlerim açıldı. Kuzey, Leyla'nın kolundan tutup onu durdurmuştu.
Ona dokunmuştu hem de hiç korkmadan.
"Sana çirkin demem için kör falan olmam lazım gerçi kör olsam bile kalbinin güzelliği sesine yansıdığı için çirkin demem imkansız." Leyla'nın belinden kavrayıp onu kendine çekince Leyla etkilenmiş gibi bakıyordu Kuzey'e. Sonra alayla güldü. "İtiraf et, böyle sözleri internetten mi buluyorsun yoksa sen hep romantik bir adam mıydın?" Kuzey içli içli baktı karşısındaki kadına. "Kendi benliğimi bile kaybetmişken bana onu buldun. Benim yaptığım romantiklik değil, içimdeki duyguları dile döküyorum yalnızca." Onlar git gide birbirlerine yaklaşırken Leyla konuştu. "Kamera kayıt da yalnız." Kuzey omzunu silkti. "İleride ki çocuklarımız anne ve babalarının bu aşkına tanıklık etmeli diye düşünüyorum." Leyla gülerek Kuzey'den ayrıldı. "Ama bence daha erken. Bir sonraki videoda tanıklık etsinler." Kameraya doğru koştu ve kamera kaydını kapatırken ekranda onun gülümseyen suratı kalmıştı yalnızca. Sonra taşlar tek tek yerine oturmaya başlamıştı.
Babamın bilgisayarında okudum haberde L.A. isimli bir öğrenciden bahsediyordu. Bu Leyla'ydı! Bu gerçek ile nefesimi tutarken yutkundum ardından arkamda duyduğum ses kaskatı kesilmeme sebebiyet vermişti.
"Senin burada ne işin var?"
Bölümü beğendiniz mi? Hasta oldum maalesef ki o yüzden bölümleri yetiştirmek konusunda endişeliyim. Umarım yetiştirebiliriimm (^-^)
Seviliyorsunuz gencolar!!!
İnstagram; Kitapveyazar05
