Yazdan Kalan kitap kapağı

6. bölüm / 10

Yazdan Kalan

Son Yaz - 5. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Can Karabalin

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 10Şu an: Son Yaz - 5. Bölüm

Demir gözlerini açtığında odanın diğer tarafı boştu. Elini istemsizce yatağın öbür tarafına uzattı. Çarşaf soğuktu.

Nesrin çoktan kalkmıştı.

Bir süre tavana baktı. Kaç saat uyuduğunu bilmiyordu. Gece odaya geldiğinde Nesrin uyuyordu. En azından Demir öyle sanmıştı.

Yanına yatmış ama uzun süre gözlerini kapatamamıştı.

Aralarında birkaç karış mesafe vardı.

Yirmi beş yıllık bir evlilikte birkaç karışın bu kadar uzak hissettirebileceğini ilk kez öğrenmişti.

Demir doğrulup yüzünü ellerinin arasına aldı.

Dün gece duyduğu cümleler hâlâ zihnindeydi.

Boşanmayı mı düşünüyorsun?
Evet.

Sonrasında Nesrin'in söyledikleri daha ağırdı.

Çünkü Demir bir öfkeyle karşılaşmamıştı.

Yılların yorgunluğuyla karşılaşmıştı.

Öfkeyi yatıştırabilirdi.

Bir tartışmayı çözebilirdi.

Bir hatanın telafisini bulabilirdi.

Ama yorgunluğun karşısında ne yapacağını bilmiyordu.

Yataktan kalktı.

Gömleğini giyerken komodinin üzerindeki dosyayı fark etmedi.

Nesrin gece onu yeniden çekmeceye koymuştu.

—

Mutfakta kahve kokusu vardı.

Nesrin tezgâhın önünde duruyordu.

Demir kapıda birkaç saniye bekledi.

Nesrin onu görmüştü.

Günaydın demedi.

Demir: Günaydın.

Nesrin: Günaydın.

Demir masaya doğru yürüdü.

Nesrin kahvesini hazırlamaya devam etti.

Demir: Erken kalkmışsın.

Nesrin: Uyandım.

Demir: Uyuyabildin mi?

Nesrin: Biraz.

Demir başka bir şey söylemek istedi.

Ne söyleyeceğini bulamadı.

Yıllardır aynı evde yaşadığı kadının karşısında ilk kez kelimelerini bu kadar dikkatli seçiyordu.

Demir: Dün gece...

Nesrin arkasını dönmeden konuştu.

Nesrin: Şimdi konuşmayalım.

Demir sustu.

Nesrin kahvesini alıp masaya geçti.

Demir karşısına oturmadı.

Ayakta kaldı.

Demir: Kaçmayacağım.

Nesrin başını kaldırdı.

Demir: Konuşmaktan.

Nesrin: Biliyorum.

Demir: Sadece bilmeni istedim.

Nesrin: Tamam.

Demir bir süre ona baktı.

Nesrin'in bu kadar sakin olması canını acıtıyordu.

Eskiden tartıştıklarında ertesi sabah bir şekilde birbirlerine dönerlerdi. Demir kahvesini onun sevdiği gibi hazırlardı. Nesrin hâlâ kızgın olsa bile önüne kahvaltı koyardı.

Küçük bir hareketle kavganın bittiğini değil ama birbirlerinden vazgeçmediklerini anlatırlardı.

Bu sabah hiçbir şey yoktu.

Demir kahve makinesine yöneldi.

Kendi kahvesini hazırladı.

Nesrin bunu fark etti.

Demir yıllardır sabah kahvesini çoğunlukla onun elinden içerdi.

İnsan bazı alışkanlıkların ne kadar büyük olduğunu ancak yapılmadıkları gün anlıyordu.

Demir masaya oturdu.

Aralarında yalnızca masanın genişliği vardı.

Ama ikisi de çok daha uzaktaydı.

Demir: Bugün Melis'le çıkacağım.

Nesrin ona baktı.

Demir: Dün söz verdim.

Nesrin: Güzel.

Demir: Birlikte biraz vakit geçiririz diye düşündüm.

Nesrin: Geçirin.

Demir onun yüzünü inceledi.

Demir: Söylemek istediğin bir şey var.

Nesrin: Yok.

Demir: Var.

Nesrin kahvesini masaya bıraktı.

Nesrin: Demir, dün gece saatlerce konuştuk.

Demir: Biliyorum.

Nesrin: Ben artık her hareketinin arkasından sana ne yapman gerektiğini söylemek istemiyorum.

Demir: Söyle demiyorum.

Nesrin: Bakışından belli oluyor.

Demir sustu.

Nesrin: Melis'le vakit geçirmek istiyorsan geçir. Bunu benim için yapma.

Demir: Senin için yapmıyorum.

Nesrin'in yüzünde küçük bir kırgınlık belirdi.

Demir hemen devam etti.

Demir: Yanlış söyledim.

Nesrin bekledi.

Demir: Sadece sen söylediğin için yapmıyorum.

Nesrin: Peki neden?

Demir: Çünkü kızımı özledim.

Bu cevap Nesrin'i susturdu.

Demir: Aynı evin içinde özlenebiliyormuş insan. Dün anladım.

Nesrin gözlerini ondan kaçırdı.

Demir: Onunla konuşmak istiyorum.

Nesrin: O zaman konuş.

Demir: Konuşacağım.

Nesrin başını salladı.

Demir bu kez devam etmedi.

Çünkü dün gece Nesrin'in ne demek istediğini anlamaya başlamıştı.

Her sessizliği doldurması gerekmiyordu.

Her sorunu o anda çözmesi de.

Bazen yalnızca orada kalması gerekiyordu.

—

Melis mutfağa girdiğinde ikisi de masadaydı.

Adımları yavaşladı.

Önce annesine, sonra babasına baktı.

Melis: Günaydın.

Nesrin: Günaydın.

Demir: Günaydın kızım.

Melis masaya oturdu.

Melis: Eren kalkmadı mı?

Nesrin: Hayır.

Melis: Aras?

Demir: Onu da görmedim.

Melis önündeki ekmeğe uzandı.

Masada yeniden sessizlik oluştu.

Melis birkaç saniye dayanabildi.

Melis: Bu böyle mi devam edecek?

Nesrin: Ne?

Melis: Bu sessizlik.

Nesrin: Bir şey yok.

Melis: Anne, dün de aynı şeyi söyledin.

Demir araya girdi.

Demir: Anneni sıkıştırma.

Melis babasına baktı.

Melis: Seni de sıkıştırabilirim.

Demir: Onu da istemiyorum.

Melis: Harika. O zaman hiçbir şey konuşmayalım.

Demir kızının sesindeki öfkeyi fark etti.

Normalde aynı tonla karşılık verirdi.

Bu kez vermedi.

Demir: Haklısın.

Melis kaşlarını çattı.

Demir: Ama annenle aramızdaki her şeyi size anlatamayız.

Melis: Boşanacak mısınız?

Nesrin'in eli fincanın üzerinde durdu.

Demir cevap vermeden önce Nesrin'e baktı.

Melis bunu gördü.

Melis: Yine cevap vermiyorsunuz.

Nesrin: Çünkü cevabını biz de bilmiyoruz.

Melis'in yüzündeki ifade değişti.

Demir, Nesrin'e baktı.

Nesrin ilk kez bunu çocuklarının yanında bu kadar açık söylemişti.

Melis: Nasıl bilmiyorsunuz?

Nesrin: Bazen bilmiyorsun.

Melis: Ama...

Nesrin: Melis.

Melis sustu.

Nesrin: Babanı seviyorum.

Demir'in gözleri ona döndü.

Nesrin devam etti.

Nesrin: Baban da beni seviyor.

Melis: O zaman sorun ne?

Nesrin'in yüzünde yorgun bir ifade oluştu.

Nesrin: Bazen sadece sevmek bazı şeyleri düzeltmeye yetmiyor.

Melis cevap vermedi.

Nesrin kızının eline dokundu.

Nesrin: Ama bu seninle ya da Eren'le ilgili değil.

Melis: Biliyorum.

Nesrin: Emin ol.

Melis başını salladı.

Tam o sırada merdivenlerden ayak sesleri geldi.

Aras mutfağın kapısında göründü.

İçerideki havayı fark etmesi birkaç saniye sürdü.

Aras: Günaydın.

Demir: Günaydın.

Melis: Günaydın.

Nesrin: Günaydın

Aras masaya baktı.

Sonra tek tek yüzlerine.

Aras: Kötü bir zamanda mı geldim?

Melis: Hayır.

Aras: Dört kişinin de aynı anda yalan söylemesi etkileyici.

Melis istemeden gülümsedi.

Nesrin de başını hafifçe eğdi.

Demir Aras'a baktı.

Demir: Otur.

Aras: Bu ses tonunu özlememiştim.

Demir: Daha on saat olmadı.

Aras: Bana daha uzun geldi.

Aras boş sandalyeye oturdu.

Nesrin önüne tabak koymak için uzandı.

Sonra bir an durdu.

Aras bunu fark etti.

Aras: Ben alırım.

Nesrin: Otur, koyarım.

Aras: Gerçekten gerek yok.

Nesrin: Aras.

Aras sustu.

Aras: Tamam.

Nesrin tabağı önüne bıraktı.

Aras: Teşekkür ederim.

Demir Aras'ın koluna baktı.

Aras daha sormadan konuştu.

Aras: İyi.

Demir: Bir şey demedim.

Aras: Bakışınızı tanıyorum.

Melis: Bence artık gerçekten evlat edinilmişsin.

Aras: Şu an ailede yeterince sorun var. Bir de benim velayetimi tartışmayalım.

Melis'in yüzünde belli belirsiz bir gülümseme oluştu.

Demir bile karşılık vermemek için kendini zor tuttu.

Nesrin birkaç saniyeliğine Aras'a baktı.

Bu çocuğun eve gelmesiyle her şey daha karmaşık olmuştu.

Ama garip biçimde bazı şeyler de görünür hâle gelmişti.

Demir'in yıllardır sakladığı tarafları.

Melis'in kırgınlığı.

Kendi yorgunluğu.

Belki sorunları Aras yaratmamıştı.

Sadece üzerlerini örten sessizliği bozmuştu.

—

Eren yarım saat sonra uyandı.

Kahvaltı çoktan dağılmıştı.

Eren: Niye beni uyandırmadınız?

Melis: Uyandırınca kızıyorsun.

Eren: Uyandırmayınca da kızıyorum.

Aras: Çözülmesi zor bir insansın.

Eren: Sonunda beni anlayan biri.

Aras: Öyle demedim.

Eren sandalyesini çekti.

Eren: Bugün ne yapıyoruz?

Aras: Ben bir şey yapmıyorum.

Eren: Dün gezmeye çıkacaktık.

Aras: Dün çıktık.

Eren: Bugün de çıkabiliriz.

Demir: Aras bugün evde kalsın.

Aras'ın yüzü değişti.

Aras: Neden?

Demir: Kerem'le ilgili haber bekliyoruz.

Aras: Haberi evde beklemem gerekmiyor.

Demir: Güvenlik açısından...

Aras: Başladık yine.

Nesrin Demir'e baktı.

Demir cümlesini yarıda kesti.

Aras bunu fark etti.

Demir birkaç saniye düşündü.

Demir: Tamam.

Aras şaşırdı.

Aras: Ne tamam?

Demir: Çıkabilirsin.

Aras: Bu kadar mı?

Demir: Koruma ekibiyle.

Aras: Bir şart geleceğini biliyordum.

Demir: O şart değişmeyecek.

Aras: Peki.

Demir: Telefonun açık olacak.

Aras: Tamam.

Demir: Konumunu...

Aras: Demir Bey.

Demir sustu.

Aras: Anlaştık.

Demir başını salladı.

Aras, Demir'in geri çekilmesine şaşırmıştı.

Nesrin ise nedenini anlamıştı.

Demir çabalıyordu.

Küçük.

Beceriksiz.

Belki geç kalmış bir çabaydı.

Ama vardı.

Nesrin bunu görmek istemediğini düşündü.

Çünkü görmek umut etmek demekti.

Umut etmek de yeniden hayal kırıklığına uğrama ihtimalini kabul etmek.

Henüz buna hazır değildi.

—

Öğlene doğru ev yeniden sakinleşti.

Eren odasına çıkmıştı.

Aras bahçede Kerem'le mesajlaşıyordu.

Melis hazırlanmak için yukarıdaydı.

Demir salonda tek başına otururken Nesrin yanından geçti.

Demir: Nesrin.

Nesrin durdu.

Demir: Akşam yemek yiyelim mi?

Nesrin ona baktı.

Demir: İkimiz.

Nesrin: Bugün mü?

Demir: Evet.

Nesrin'in yüzündeki ifade değişmedi.

Demir: Çocuklar evde olur. Birkaç saat çıkarız.

Nesrin: Demir...

Demir: Sadece yemek.

Nesrin: Dün konuştuklarımızdan sonra hemen her şeyi eski hâline döndürmeye çalışma.

Demir: Çalışmıyorum.

Nesrin: Öyle görünüyor.

Demir ayağa kalktı.

Demir: Seninle vakit geçirmek istiyorum.

Nesrin: Çünkü beni kaybetmekten korktun.

Demir sustu.

Nesrin: Haksız mıyım?

Demir: Hayır.

Nesrin: İşte.

Demir: Ama bu, seninle vakit geçirmek istemediğim anlamına gelmiyor.

Nesrin: Yıllardır istiyordun zaten.

Demir'in yüzü gerildi.

Nesrin: Sorun istememen değildi.

Demir cevap vermedi.

Nesrin: Dün sana söyledim. Ben artık söz duymak istemiyorum.

Demir: Söz vermiyorum.

Nesrin: Şu an bile hemen bir şey yapmaya çalışıyorsun.

Demir: Ne yapmamı istiyorsun?

Nesrin gözlerini kapattı.

Demir söylediği anda hatasını anladı.

Nesrin gözlerini açtı.

Nesrin: Yine aynı yere geldik.

Demir: Haklısın.

Nesrin: Bana sorma.

Demir başını salladı.

Nesrin: Ne yapman gerektiğini kendin bul.

Demir: Tamam.

Nesrin yürümek üzereyken Demir yeniden konuştu.

Demir: Ama bir şeyi bil.

Nesrin durdu.

Demir: Dün söylediklerini unutmayacağım.

Nesrin ona baktı.

Demir: Bugün yemek teklif ettim diye her şeyin düzeldiğini de düşünmüyorum.

Nesrin: Güzel.

Demir: Sadece...

Cümlesini yarıda bıraktı.

Nesrin bekledi.

Demir: Neyse.

Nesrin ilk kez onun tamamlamadığı cümlenin arkasından gitmedi.

Salondan çıktı.

Demir yalnız kaldı.

—

Aras bahçede otururken Demir yanına geldi.

Aras telefonunu masaya bıraktı.

Aras: Kerem hâlâ İstanbul'da.

Demir: Bir şey öğrenmiş mi?

Aras: Öğrendiğini söylüyor ama telefonda konuşmak istemiyor.

Demir: Mantıklı.

Aras: Sinir bozucu.

Demir karşısındaki sandalyeye oturdu.

Aras birkaç saniye ona baktı.

Aras: Ne oldu?

Demir: Hiç.

Aras: Siz de bunu çok söylüyorsunuz.

Demir: Gerçekten bir şey yok.

Aras: Nesrin Hanım'la mı konuştunuz?

Demir ona baktı.

Aras: Tamam. Karışmıyorum.

Telefonunu tekrar aldı.

Demir: Akşam yemeği teklif ettim.

Aras başını kaldırdı.

Demir: Kabul etmedi.

Aras: Bekliyor muydunuz?

Demir: Bilmiyorum.

Aras: Bekliyordunuz.

Demir itiraz etmedi.

Aras telefonu masaya bıraktı.

Aras: Bir şey söyleyebilir miyim?

Demir: Söyle.

Aras: Zorlamayın.

Demir'in kaşları çatıldı.

Aras: Yanlış anlamayın. Çabalamayın demiyorum.

Demir: Farkı ne?

Aras: Çabalamak onun için bir şey yapmak. Zorlamak kendinizi daha iyi hissetmek için ondan karşılık beklemek.

Demir sessiz kaldı.

Aras: Belki şu an sizinle yemek yemek istemiyordur.

Demir: Bunu anladım.

Aras: Kızmayın.

Demir: Kızmıyorum.

Aras: Yüzünüz öyle söylemiyor.

Demir: Yüzüm hakkında çok konuşuyorsun.

Aras: İfade gücü yüksek.

Demir istemeden gülümsedi.

Aras da gülümsedi.

Sonra ciddileşti.

Aras: Bence ona biraz alan bırakın.

Demir: Alan bırakmak konusunda fazla iyi olduğum için bu noktaya geldik.

Aras bir an sustu.

Aras: O başka.

Demir: Nasıl?

Aras: Eskiden yanında olmamışsınız.

Demir'in yüzü değişti.

Aras: Şimdi yanında olmak için üstüne gitmeyin.

Demir gözlerini bahçeye çevirdi.

Bir süre düşündü.

Demir: Bu ilişki işlerinden anladığını iddia ediyordun.

Aras: İddia etmedim.

Demir: Belli oluyor.

Aras: Ben dışarıdan konuşuyorum. Kolay.

Demir: İçeriden zor.

Aras: Genelde öyle.

Demir başını salladı.

Aras telefonuna uzandı.

Demir ayağa kalktı.

Aras: Demir Bey.

Demir durdu.

Aras: Bugün Melis'le çıkacaktınız.

Demir: Çıkacağız.

Aras: O zaman oradan başlayın.

Demir birkaç saniye ona baktı.

Demir: Sen gerçekten yirmi dört müsün?

Aras: Kimliğimi gösterebilirim.

Demir: Gerek yok.

Aras: Fotoğrafım kötü zaten.

Demir başını iki yana sallayarak eve girdi.

—

Nesrin üst kattaki yatak odasının penceresinden bahçeye bakıyordu.

Demir'in Aras'la konuştuğunu görmüştü.

Ne konuştuklarını duymamıştı.

Demir içeri girdikten sonra Aras yalnız kaldı.

Nesrin perdeyi kapattı.

Yatağın kenarına oturdu.

Bakışları komodine kaydı.

Çekmece kapalıydı.

İçinde ne olduğunu biliyordu.

Elini uzatmadı.

Dün gece o dosyayı tekrar yerine koyarken kendisine tek bir şey söylemişti.

Acele etmeyecekti.

Ama unutmayacaktı da.

Demir'in birkaç güzel cümlesi yılların kırgınlığını silemezdi.

Bir yemek teklifi silemezdi.

Bir özür de.

Nesrin ondan kusursuz olmasını istemiyordu.

Hiç istememişti.

Sadece bu kez değişimin korkudan değil, gerçekten anlamış olmaktan gelmesini istiyordu.

Çünkü Demir onu kaybetmekten korktuğu için değişirse, korkusu geçtiğinde eski hâline dönebilirdi.

Nesrin'in bir kez daha aynı yerde kırılacak gücü kalmamıştı.

Aşağıdan Demir'in sesi geldi.

Melis'e sesleniyordu.

Nesrin pencereye yaklaştı.

Melis merdivenlerden indi.

Demir kapının yanında onu bekliyordu.

Melis bir şey söyledi.

Demir güldü.

Birlikte dışarı çıktılar.

Nesrin onları izledi.

Uzun zamandır görmeyi istediği bir görüntüydü.

Baba ve kız.

Yan yana.

Sadece ikisi.

Nesrin'in gözleri doldu.

Bu kez üzüntüden mi yoksa umuttan mı olduğunu kendisi de anlayamadı.

Belki ikisindendi.

Çünkü bazen bir insanın değişmeye başladığını görmek, onu affetmekten çok daha kolaydı.

Asıl zor olan yeniden güvenmekti.

Nesrin henüz bunu yapıp yapamayacağını bilmiyordu.

Ama ilk kez Demir'in de artık bunun kolay olmayacağını anladığını hissediyordu.

—

Demir arabayı sahil yoluna çevirdiğinde içeride hâlâ aynı sessizlik vardı.

Melis camdan dışarı bakıyordu.

Telefonu elindeydi ama ekranı kapalıydı. Son on dakikadır ne telefona bakmış ne de babasına tek kelime etmişti.

Demir birkaç kez konuşmayı düşündü.

Her seferinde vazgeçti.

Dün olsa bu sessizliği doldurmaya çalışırdı. Melis'e okulunu sorar, işinden bahseder ya da önüne gelen ilk konuyu açardı.

Şimdi bunların hiçbirinin yeterli olmadığını biliyordu.

Melis başını çevirmeden konuştu.

Melis: Nereye gidiyoruz?

Demir: Bilmiyorum.

Melis ona baktı.

Melis: Nasıl bilmiyorsun?

Demir: Sen seç.

Melis: Dün de aynısını söyledin.

Demir: Fikrim değişmedi.

Melis: Bu planı sen yaptın.

Demir: Plan sayılmaz.

Melis: Belli.

Demir gülümsedi.

Melis'in yüzü değişmedi.

Demir: Ne yapmak istiyorsun?

Melis: Bilmiyorum.

Demir: Güzel. İkimiz de bilmiyoruz.

Melis: Çok verimli bir gün olacak.

Demir: Başlangıç için fena değil.

Melis yeniden dışarı baktı.

Bir süre sonra sahile yakın küçük bir kafeyi işaret etti.

Melis: Orada durabiliriz.

Demir: Tamam.

Arabayı uygun bir yere park etti.

Birlikte indiler.

Melis birkaç adım önde yürüyordu. Demir ona yetişmeye çalışmadı.

Kafeye girdiklerinde Melis dışarıdaki masalardan birini seçti.

Karşılıklı oturdular.

Garson siparişlerini aldı.

Yine sessizlik oldu.

Bu kez Melis dayanamayıp başını kaldırdı.

Melis: Böyle mi oturacağız?

Demir: İstersen.

Melis: Benimle konuşmak isteyen sendin.

Demir: Evet.

Melis: O zaman konuş.

Demir birkaç saniye kızına baktı.

Nereden başlayacağını gerçekten bilmiyordu.

Demir: Seni özledim.

Melis'in yüzündeki ifade değişti.

Belli belirsiz.

Melis: Aynı evdeyiz.

Demir: Aras da dün aynısını söyledi.

Melis: Ne söyledi?

Demir: Aynı evin içinde de insan özlenebiliyormuş.

Melis gözlerini masaya indirdi.

Demir: Haklıymış.

Melis: Aras son iki günde sana bayağı şey öğretti.

Demir: Biraz fazla konuşuyor.

Melis'in dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı.

Demir bunu gördü ama belli etmedi.

Melis: Sen de onu bayağı dinliyorsun.

Demir: Bazen.

Melis: Beni bu kadar dinlediğini hatırlamıyorum.

Cümle beklenmedik bir anda geldi.

Demir'in yüzündeki küçük gülümseme kayboldu.

Melis söylediği şeyden geri adım atmadı.

Demir: Haklısın.

Melis başını kaldırdı.

Melis: Bunu sürekli söylemen biraz garip.

Demir: Neyi?

Melis: Haklısın demeni.

Demir: Çünkü bazı konularda haklısınız.

Melis: Bazı?

Demir: Çoğu.

Melis arkasına yaslandı.

Melis: Annemle ne konuştunuz?

Demir: Melis.

Melis: Dün boşanacak mısınız diye sordum. Bana karar vermediğinizi söyledin.

Demir: Doğru.

Melis: Neden?

Demir: Bu annenle benim aramda.

Melis'in yüzü sertleşti.

Demir bunu fark etti.

Demir: Seni dışarıda bırakmaya çalışmıyorum.

Melis: Hep öyle söylüyorsun.

Demir: Bu kez gerçekten öyle değil.

Melis: Aradaki fark ne?

Demir düşündü.

Demir: Annenin bana söylediği şeyler ona ait. Onları onun izni olmadan sana anlatmam doğru olmaz.

Melis bir süre ona baktı.

Bu cevabı beklemiyordu.

Melis: Peki sen ne söyledin?

Demir: Onu anlatabilirim.

Melis bekledi.

Demir: Evliliğimizin bitmesini istemediğimi söyledim.

Melis'in bakışları yumuşadı.

Melis: Annem ne dedi?

Demir: Onu annene soracaksın.

Melis kısa bir nefes verdi.

Melis: Sinir bozucusun.

Demir: Biliyorum.

Melis: Ama haklısın.

Demir: Bunu senden duymak daha garip.

Melis istemeden güldü.

Garson içeceklerini getirdi.

Melis bardağını eline aldı.

Demir kızına bakıyordu.

Melis: Ne?

Demir: Hiç.

Melis: Öyle bakma.

Demir: Nasıl?

Melis: Bilmiyorum. Garip.

Demir gözlerini bardağına indirdi.

Melis bir süre sonra konuştu.

Melis: Annem çok yoruldu.

Demir'in eli durdu.

Melis: Bunu biliyorsun değil mi?

Demir: Artık biliyorum.

Melis: Artık.

Demir bu kelimenin ağırlığını hissetti.

Demir: Evet.

Melis: Ben bazen sana çok kızdım.

Demir: Biliyorum.

Melis: Hayır.

Demir sustu.

Melis: Bence gerçekten bilmiyorsun.

Demir: O zaman anlat.

Melis'in yüzündeki ifade değişti.

Sanki bu cümleyi beklemiyordu.

Melis: Ne?

Demir: Anlat.

Melis: Şimdi mi?

Demir: İstersen.

Melis: Sonra savunmaya geçmeyecek misin?

Demir: Geçmemeye çalışacağım.

Melis: Çalışacaksın.

Demir: Evet.

Melis birkaç saniye babasına baktı.

Sonra bardağını bıraktı.

Melis: Mezuniyetimi hatırlıyorsun.

Demir'in yüzü hemen değişti.

Demir: Evet.

Melis: Annem söyledi mi?

Demir: Dün konuştuk.

Melis başını salladı.

Melis: Ben o gün sana çok kızdım.

Demir: Biliyorum.

Melis: Sonra neden gelemediğini öğrendim.

Demir gözlerini ona çevirdi.

Melis: Annem anlatmadı. Haberlerden gördüm.

Demir sessiz kaldı.

Melis: Kayıp çocuğu bulmuştunuz.

Demir: Evet.

Melis: Yaşı da bana yakındı.

Demir: On yedi.

Melis başını salladı.

Melis: İşte o zaman daha çok sinirlendim.

Demir kaşlarını hafifçe çattı.

Melis: Çünkü sana kızdığım için kendimi kötü hissettim.

Demir'in yüzü değişti.

Melis: Orada bir çocuğun hayatı söz konusuydu. Ben burada babam mezuniyetime gelmedi diye ağlıyordum.

Demir: Melis...

Melis: Sonra kendi kendime dedim ki saçmalama. Baban önemli bir şey yapıyor.

Demir gözlerini indirdi.

Melis: Ama bu bir kere olmadı.

Sessizlik yeniden ağırlaştı.

Melis: Her seferinde önemli bir şey vardı.

Demir: Vardı.

Melis: Biliyorum.

Demir: Bunun seni daha az kırmadığını da biliyorum artık.

Melis birkaç saniye sustu.

Melis: Evet.

Demir ilk kez kızının gözlerinin dolduğunu gördü.

Melis hemen yüzünü çevirdi.

Demir elini uzatmadı.

Kızının istemediği bir yakınlığı zorlamak istemedi.

Melis: Ben küçükken senin işini çok havalı bulurdum.

Demir hafifçe gülümsedi.

Melis: Herkese babam savcı derdim.

Demir: Hatırlıyorum.

Melis: Bir keresinde okulda biri bana babanın polis olduğunu söylemişti. Çocukla yarım saat tartışmıştım.

Demir: Onu hatırlamıyorum.

Melis: Çünkü sana anlatmadım.

Demir'in gülümsemesi kayboldu.

Melis: Sonra büyüdüm.

Bir an durdu.

Melis: İşinden nefret etmeye başladım.

Demir: Neden?

Melis ona baktı.

Melis: Çünkü seni bizden alan şey oymuş gibi geliyordu.

Demir'in boğazı düğümlendi.

Melis: Telefonun çaldığında sinir oluyordum. Eve geç geldiğinde sinir oluyordum. Bir yere gideceğimiz zaman telefonunu masada görünce bile geriliyordum.

Demir: Bunu bilmiyordum.

Melis: Çünkü sormadın.

Demir başını eğdi.

Melis: Sonra sana kızmayı da bıraktım.

Demir'in gözleri yeniden ona döndü.

Bu cümle öncekilerden daha fazla korkutmuştu.

Demir: Neden?

Melis: Alıştım.

Demir hiçbir şey söylemedi.

Melis: Bir süre sonra "babam gelir mi" diye düşünmemeye başladım.

Sesi titredi.

Melis: Gelirse güzel oluyordu. Gelmezse de şaşırmıyordum.

Demir gözlerini kapattı.

Nesrin'in dün söylediği cümle zihninde yankılandı.

Eren seni gördüğünde yine boynuna sarılacak diye düşündün.

Ve haklıydın.

Demir: Özür dilerim.

Melis hemen cevap vermedi.

Demir: Gerçekten.

Melis: Özür dilemeni istemiyorum.

Demir: Başka ne söyleyeceğimi bilmiyorum.

Melis: Bir şey söylemek zorunda değilsin.

Demir sustu.

Melis: Sadece bir daha yapma.

Demir başını kaldırdı.

Melis'in gözleri artık doluydu.

Melis: Bir şey için söz verdiğinde gel.

Demir: Tamam.

Melis: "Tamam" deme hemen.

Demir durdu.

Melis: Yapamayacaksan söz verme.

Demir'in yüzü gerildi.

Melis: Ben senden işini bırakmanı istemiyorum.

Demir: Biliyorum.

Melis: Hayır, bunu da bilmiyordun bence.

Demir onu dinlemeye devam etti.

Melis: Sen kötü bir baba değilsin.

Demir'in gözleri kızına döndü.

Melis: Hiçbir zaman öyle düşünmedim.

Sesi biraz alçaldı.

Melis: Ama çoğu zaman yoktun.

Demir'in gözleri doldu.

Melis: İkisi aynı şey değil.

Demir başını salladı.

Demir: Değil.

Melis: Ben seni seviyorum.

Demir'in yüzündeki ifade kırıldı.

Melis: Sana kızmam da bundan.

Demir: Biliyorum.

Melis: Yine biliyorum dedin.

Demir hafifçe güldü.

Demir: Öğreniyorum.

Melis'in de yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.

Demir birkaç saniye bekledi.

Demir: Sana bir şey sorabilir miyim?

Melis: Sor.

Demir: Şu an hayatında neler oluyor?

Melis ona baktı.

Demir: Gerçekten soruyorum.

Melis: Biraz geniş bir soru.

Demir: Vaktimiz var.

Melis babasının telefonuna baktı.

Masanın üzerinde duruyordu.

Demir bunu fark etti.

Telefonu aldı.

Sessize koydu.

Sonra cebine attı.

Demir: Şimdi daha fazla vaktimiz var.

Melis'in yüzü ilk kez gerçekten yumuşadı.

—

Yaklaşık iki saat sonra aynı masadaydılar.

Ama bu kez aralarındaki hava farklıydı.

Demir uzun zamandır bilmediği şeyleri öğrenmişti.

Melis'in birkaç ay önce iş değiştirmeyi düşündüğünü.

Üniversiteden bir arkadaşıyla küçük bir proje üzerinde çalıştığını.

Son zamanlarda annesiyle daha fazla vakit geçirmesinin nedenini.

Eren'in sandığından daha fazla başını ağrıttığını.

Demir bazı şeyleri duyduğunda şaşırmıştı.

Melis de her seferinde aynı şeyi söylemişti.

Melis: Söyleseydim bilirdin.

Üçüncü kez söylediğinde Demir karşılık vermemişti.

Çünkü haklıydı.

Kafeden çıktıklarında sahile doğru yürüdüler.

Demir'in telefonu cebinde titredi.

Melis fark etti.

Demir de.

Telefonu çıkarmadı.

Melis: Bakmayacak mısın?

Demir: Acilse tekrar ararlar.

Melis ona baktı.

Demir: Ne?

Melis: Hiç.

Yürümeye devam ettiler.

Telefon yeniden titredi.

Demir bu kez durdu.

Ekrana baktı.

Tayfun'du.

Demir'in yüzü ciddileşti.

Melis bunu gördü.

Melis: Aç.

Demir: Sonra ararım.

Melis: Baba.

Demir ona baktı.

Melis: Ben sana işini bırak demedim.

Demir birkaç saniye durdu.

Sonra telefonu açtı.

Demir: Efendim Tayfun.

Melis birkaç adım uzaklaştı.

Demir konuşmayı kısa tuttu.

Demir: Tamam. Sonra konuşuruz.

Telefonu kapattı.

Melis: Önemli mi?

Demir: Biraz.

Melis: Gitmen gerekiyor mu?

Demir: Hayır.

Melis: Emin misin?

Demir: Eminim.

Melis başını salladı.

Yürümeye devam ettiler.

Bir süre sonra Melis konuştu.

Melis: Aslında sorun telefonunu açman değildi.

Demir: Neydi?

Melis: Her açtığında bizi unutmandı.

Demir bu cümleyi aklının bir köşesine yerleştirdi.

Demir: Anladım.

Melis: Gerçekten mi?

Demir: Sanırım.

Melis: Sanırım daha iyi bir cevap.

Demir: Öğreniyorum dedim.

Melis: Yavaş öğreniyorsun.

Demir: Yaşlandım.

Melis: O kadar da değil.

Demir: Sabah annen başka şeyler söylüyordu.

Melis durdu.

Demir de durdu.

Söylediği cümlenin ardından Melis'in yüzündeki değişimi fark etti.

Melis: Annem gerçekten gidebilir mi?

Demir'in yüzü ciddileşti.

Demir kızına yalan söylemek istemedi.

Demir: Evet.

Melis'in gözleri doldu.

Demir: Ama bu kesin gidecek demek değil.

Melis: Sen ne yapacaksın?

Demir bir süre düşündü.

Demir: İlk defa bunu çözülmesi gereken bir problem gibi görmemeye çalışacağım.

Melis: Ne demek o?

Demir: Annen bana ne yapmam gerektiğini söylemekten yorulduğunu söyledi.

Melis sessizce dinledi.

Demir: Ben de yıllardır her şeyin çözümünü bulmaya çalışıyorum. Belki önce neyi yanlış yaptığımı anlamam gerekiyor.

Melis: Onu kaybetmekten korkuyor musun?

Demir hiç düşünmedi.

Demir: Çok.

Melis ilk kez babasının sesinde bu kadar açık bir korku duyuyordu.

Demir: Ama korktuğum için onu sıkıştırırsam yine aynı şeyi yapmış olurum.

Melis: Annem seni hâlâ seviyor.

Demir: Biliyorum.

Melis: Bu sefer biliyorum diyebilirsin.

Demir hafifçe gülümsedi.

Melis: Ama çok kırgın.

Demir: Onu da biliyorum.

Melis: Bir gecede düzelmez.

Demir: Düzelmesini beklemiyorum.

Melis: Eskiden beklerdin.

Demir başını salladı.

Demir: Eskiden çok şeyi yanlış beklemişim.

Melis bir süre babasına baktı.

Sonra yürümeye devam etti.

Bu kez Demir onun yanında yürüyordu.

Ne önünde.

Ne arkasında.

Yanında.

—

Eve döndüklerinde Aras ve Eren bahçedeydi.

Eren telefonunda bir şey gösteriyordu.

Aras kahkaha attı.

Aras: Bunu gerçekten sen mi yaptın?

Eren: Evet.

Aras: Berbat.

Eren: Bir saattir uğraşıyorum.

Aras: Daha kötü.

Eren: Sen yap o zaman.

Aras: Ver.

Demir ve Melis bahçe kapısından girdi.

Aras başını kaldırdı.

Aras: Hayatta kalmışsınız.

Melis: Zor oldu.

Demir: Çok komik.

Aras ikisinin yüzüne baktı.

Aralarında giderken olan sertlik yoktu.

Tamamen düzelmiş de değildi.

Ama bir şey değişmişti.

Aras bunu fark etti.

Eren: Ne yaptınız?

Melis: Kahve içtik. Gezindik.

Eren: İki saat mi?

Melis: Konuştuk.

Eren babasına baktı.

Eren: Babam mı konuştu?

Demir: Eren.

Eren: Merak ettim.

Melis: Daha çok dinledi.

Aras kaşlarını kaldırdı.

Aras: İlerleme var.

Demir: Siz ikiniz benim hakkımda neden bu kadar rahatsınız?

Aras: Aileden sayılıyorum artık.

Melis: Babamın yeni oğlu.

Aras: Ben kabul etmedim hâlâ.

Demir: Ben de.

Eren: Bence oldu bile.

Demir başını iki yana salladı.

Tam o sırada Nesrin kapıda göründü.

Bakışları önce Melis'e gitti.

Sonra Demir'e.

Melis annesine yaklaştı.

Nesrin: Nasıl geçti?

Melis: Güzeldi.

Nesrin'in yüzünde belli belirsiz bir şaşkınlık oluştu.

Melis: Gerçekten.

Nesrin Demir'e baktı.

Demir hiçbir şey söylemedi.

Ne kendisini övdü.

Ne konuşmalarını anlattı.

Sadece kızının söylediğiyle yetindi.

Nesrin bunu fark etti.

Melis içeri girdi.

Eren de peşinden gitti.

Aras ayağa kalktı.

Aras: Ben de içeri geçeyim.

Demir: Niye?

Aras: Ortamı okuyabiliyorum.

Demir: Git.

Aras: Teşekkür bekliyordum.

Aras içeri girerken Nesrin istemeden gülümsedi.

Bahçede yalnız kaldılar.

Demir ve Nesrin.

Nesrin: Melis iyi görünüyor.

Demir: İyi geçti.

Nesrin: Ne konuştunuz?

Demir birkaç saniye düşündü.

Demir: Ona ait şeyleri anlatmayayım.

Nesrin'in yüzü değişti.

Demir: Ama beni dinlemediğim için haklı olarak suçladı.

Nesrin: Dinledin mi?

Demir: Bu kez evet.

Nesrin başını salladı.

Demir'in telefonu çaldı.

İkisi de sese baktı.

Demir ekrandaki ismi gördü.

Tayfun.

Demir: Bunu açmam gerekiyor.

Nesrin: Aç.

Demir birkaç adım uzaklaştı.

Demir: Efendim.

Tayfun'un sesi ciddi geliyordu.

Demir'in yüzündeki yumuşaklık kısa sürede kayboldu.

Demir: Ne zaman?

Bir süre dinledi.

Demir: Emin misin?

Nesrin uzaktan onu izliyordu.

Demir: Tamam. Kimseye bir şey söyleme. Ben ilgilenirim.

Telefonu kapattı.

Nesrin: Ne oldu?

Demir cevap vermeden önce birkaç saniye durdu.

Demir: Kerem İstanbul'dan çıkmış.

Nesrin: Aras'ın arkadaşı mı?

Demir: Evet.

Nesrin: Nereye gidiyor?

Demir'in bakışları bahçe kapısına kaydı.

Demir: Buraya.

—

Aras odasında telefonunu şarja takarken ekranı yandı.

Kerem'den mesaj vardı.

İki saate oradayım.

Aras hemen aradı.

Kerem açmadı.

Aras tekrar aradı.

Yine cevap yoktu.

Mesaj yazdı.

Ne oldu?

Birkaç saniye sonra cevap geldi.

Gelince anlatırım.

Aras'ın kaşları çatıldı.

Telefonda söyle.

Kerem'in cevabı bu kez biraz gecikti.
"Telefonda konuşulacak bir şey değil."

Aras yatağın kenarına oturdu.

Kerem'i yıllardır tanıyordu.

Onu korkutmak kolay değildi.

Panikleyen biri hiç değildi.

Ama mesajlarının kısalığından bile bir şeylerin ters gittiğini anlayabiliyordu.

Telefon yeniden titredi.

Kerem'den son bir mesaj geldi.

"Demir de orada olsun.

Aras'ın yüzü ciddileşti.

Bu artık yalnızca kendisiyle ilgili değildi.

Telefonunu cebine koydu.

Odadan çıktı.

Aşağı indiğinde Demir bahçeden içeri giriyordu.

İkisi koridorun ortasında karşılaştı.

Aras: Kerem geliyor.

Demir: Biliyorum.

Aras durdu.

Aras: Nereden biliyorsunuz?

Demir: Tayfun aradı.

Aras: Neden Tayfun takip ediyor?

Demir: Ben istedim.

Aras'ın yüzü gerildi.

Demir hemen devam etti.

Demir: Güvenliği için.

Aras: Bana söylemeden mi?

Demir: Dün konuştuk.

Aras: Takip ettirmekten bahsetmediniz.

Demir: Takip ettirmiyorum. İstanbul'dan ayrıldığını haber vermesini istedim.

Aras kısa bir nefes verdi.

Tartışacak hâli yoktu.

Aras: Kerem sizin de burada olmanızı istiyor.

Demir'in yüzü değişti.

Demir: Neden?

Aras telefonunu çıkardı.

Mesajı gösterdi.

Demir okudu.

Bir süre ekrana baktı.

Demir: Başka bir şey söyledi mi?

Aras: Hayır.

Demir: Ne öğrendiğini biliyor musun?

Aras: Bilmiyorum.

Demir telefonu Aras'a geri verdi.

Aras: Ama onu tanıyorum.

Demir başını kaldırdı.

Aras: Boşuna buraya gelmez.

Demir: Ben de öyle düşünüyorum.

Aras: Sancaktarlarla ilgili bir şey bulmuş olabilir.

Demir'in yüzü sertleşti.

Aras: Ya da babamla.

Demir: Geldiğinde öğreniriz.

Aras: İki saat var.

Demir: Bekleyeceğiz.

Aras: Beklemekten nefret ediyorum.

Demir: Fark ettim.

Aras birkaç adım attı.

Sonra durdu.

Aras: Demir Bey.

Demir: Ne?

Aras: Melis'le iyi geçti mi?

Demir sorunun beklenmedik oluşuyla birkaç saniye durdu.

Demir: İyi geçti.

Aras başını salladı.

Aras: Güzel.

Demir: Neden sordun?

Aras: Merak ettim.

Demir: Aras.

Aras: Ne?

Demir: Teşekkür ederim.

Aras ne için olduğunu anlamıştı.

Bahçede söyledikleri için.

Demir'i Melis'le konuşmaya ittiği için.

Aras: Ben bir şey yapmadım.

Demir: Bazen yaptığın en iyi şey bu olabilir.

Aras: İltifat mı ettiniz, laf mı soktunuz anlayamadım.

Demir: İkisi de.

Aras hafifçe gülümsedi.

Sonra telefonuna baktı.

Gülümsemesi kısa sürdü.

Kerem'in son mesajı hâlâ ekrandaydı.

Demir de orada olsun.

Aras telefonu kilitledi.

İçinde kötü bir his vardı.

Kerem yalnızca bilgi getirmiyordu.

Bir şeyden kaçıyor gibiydi.

Ve iki saat sonra Urla'ya ulaşacak olan şey yalnızca Kerem değildi.

İstanbul'da bıraktıklarını sandıkları geçmiş de onunla birlikte geliyordu.

—

Akşam hava kararmaya başladığında Aras üçüncü kez bahçe kapısına baktı.

Kerem'den hâlâ yeni bir mesaj gelmemişti.

Telefonunu eline aldı.

Son konum paylaşımına baktı.

Yaklaşıyordu.

Demir salondan çıkıp bahçeye geldi.

Elinde telefon vardı.

Demir: Daha gelmedi mi?

Aras: Yarım saat önce gelecekti.

Demir: Trafik olabilir.

Aras: Kerem gecikecekse haber verir.

Demir: Telefonu kapalı mı?

Aras: Çalıyor ama açmıyor.

Demir Aras'ın yüzündeki gerginliği fark etti.

Demir: Biraz daha bekleyelim.

Aras: Siz gerçekten beklemeyi seviyorsunuz.

Demir: Hayır.

Aras: Pek belli olmuyor.

Demir: Panik yapmayı sevmiyorum.

Aras başını çevirdi.

Aras: Ben panik yapmıyorum.

Demir: Biliyorum.

Aras ona baktı.

Demir: Endişelisin.

Aras cevap vermedi.

Demir birkaç saniye sonra yanına oturdu.

Demir: Kerem kendine dikkat edebilecek biri.

Aras: Ben de öyleydim.

Demir sustu.

Aras: Sonra arabama ateş ettiler.

Demir: O olaydan sonra hiçbir şeyi hafife almıyoruz zaten.

Aras: Ben hafife almıyorum.

Demir: Farkındayım.

Bahçe kapısının dışında bir araç sesi duyuldu.

Aras ayağa kalktı.

Demir de doğruldu.

Araç kapının önünde durdu.

Birkaç saniye sonra Kerem indi.

Aras'ın yüzündeki gerginlik bir anda azaldı.

Kapıyı açtı.

Aras: Neredesin sen?

Kerem cevap vermek yerine ona baktı.

Yorgun görünüyordu.

Aras bunu hemen fark etti.

Aras: İyi misin?

Kerem: İyiyim.

Aras: Telefonunu niye açmadın?

Kerem: Sonra.

Aras: Kerem.

Kerem: Aras, içeri girelim.

Demir bahçe kapısına kadar geldi.

Kerem ona kısa bir selam verdi.

Kerem: Demir Bey.

Demir: Hoş geldin.

Kerem: Hoş bulduk.

Demir birkaç saniye Kerem'in yüzünü inceledi.

Demir: Bir şey mi oldu?

Kerem: Oldu.

Aras hemen ona döndü.

Kerem: Ama burada konuşmayalım.

Demir başını salladı.

Demir: Çalışma odasına geçelim.

Kerem: Önce bir su alabilir miyim?

Aras: Tabii.

Üçü birlikte eve girdi.

Eren salondaydı.

Kerem'i görünce doğruldu.

Eren: Kerem abi?

Kerem: Selam.

Eren: Sen de mi burada kalacaksın?

Aras: Bir dur.

Eren: Sordum sadece.

Kerem istemeden gülümsedi.

Kerem: Şimdilik bilmiyorum.

Nesrin mutfaktan çıktı.

Demir: Nesrin, Kerem geldi.

Nesrin: Hoş geldin.

Kerem: Hoş bulduk.

Nesrin Kerem'in yüzüne baktı.

Yorgunluğu o da fark etmişti.

Nesrin: Bir şey yer misin?

Kerem: Teşekkür ederim. Şimdilik su yeter.

Nesrin mutfağa yöneldi.

Melis de merdivenlerden indi.

Kerem'i görünce kısa bir an durdu.

Melis: Hoş geldin.

Kerem: Hoş bulduk.

Aras ikisinin arasında bakışını gezdirdi.

Kerem'in Melis'e yalnızca başıyla selam verdiğini fark etti.

Normalde daha rahat bir şey söylerdi.

Aras'ın içine yeniden aynı huzursuzluk yerleşti.

Nesrin suyu getirince Kerem birkaç yudum içti.

Sonra Demir'e baktı.

Kerem: Konuşabilir miyiz?

Demir: Geçelim.

Aras da hemen peşlerinden yürüdü.

Demir kapıyı kapattı.

Kerem sandalyeye oturmadı.

Aras bunu fark etti.

Aras: Otursana.

Kerem: Böyle iyiyim.

Demir masasının arkasına geçmedi.

O da ayakta kaldı.

Demir: Anlat.

Kerem birkaç saniye sustu.

Sanki nereden başlayacağını seçiyordu.

Kerem: Dün Mahir Selim'le konuştuğumu biliyorsunuz.

Demir: Evet.

Kerem: Bugün tekrar gittim.

Aras: Neden?

Kerem: Çünkü Cenk'i yalnız yakalamak istedim.

Aras'ın yüzü gerildi.

Aras: Tek başına mı gittin?

Kerem: Aras.

Aras: Soruyorum.

Kerem: Evet.

Aras kısa bir nefes verdi.

Demir araya girdi.

Demir: Cenk ne söyledi?

Kerem: Önce hiçbir şey.

Demir: Sonra?

Kerem cebinden telefonunu çıkardı.

Ekranı açtı.

Bir ses kaydı vardı.

Aras kaşlarını çattı.

Aras: Kaydettin mi?

Kerem: Mecbur kaldım.

Demir telefonu aldı.

Kerem: Tamamını dinlemenize gerek yok.

Demir: Önemli kısmı neresi?

Kerem ekranda kaydı ileri aldı.

Demir oynattı.

Cenk'in sesi duyuldu.

-

Cenk: Rauf konuşursa ilk açılacak dosya liman değil.

Başka bir erkek sesi geldi.

Mahir Selim'di.

Mahir Selim: Yeter.

Cenk: Ne kadar saklayacağız?

Mahir Selim: Sus dedim.

Cenk: Demir Arıkan zaten bir gün öğrenecek.

-

Kayıt burada kesildi.

Demir telefonu indirdi.

Aras: Devamı?

Kerem: Odaya girdim.

Aras: Seni gördüler mi?

Kerem: Evet.

Demir: Ne yaptın?

Kerem: Bir şey sormadım.

Aras: Neden?

Kerem: Çünkü Mahir Selim'in yüzünü gördüm.

Aras sustu.

Kerem: İlk kez gerçekten korktuğunu düşündüm.

Demir'in bakışları sertleşti.

Demir: Mahir Selim neden benim adımı duyunca korksun?

Kerem: Bilmiyorum.

Aras: Başka ne öğrendin?

Kerem bu kez sandalyeye oturdu.

Sanki anlatacağı şeyin ağırlığı ayakta durmasını zorlaştırmıştı.

Kerem: Eski bir dosya var.

Demir: Ne dosyası?

Kerem: On sekiz yıl önceki bir operasyon.

Demir'in yüzü değişti.

Aras bunu fark etti.

Aras: Siz hatırlıyor musunuz?

Demir cevap vermeden önce düşündü.

Demir: On sekiz yıl önce çok fazla operasyon vardı.

Kerem: Bu farklıymış.

Demir: Nasıl?

Kerem: Çünkü operasyon resmî kayıtlara tam olarak geçmemiş.

Demir: Bu mümkün değil.

Kerem: Ben de öyle düşündüm.

Kerem cebinden katlanmış bir kâğıt çıkardı.

Masaya bıraktı.

Demir açtı.

Eski bir belge fotokopisiydi.

Üst bölümde tarih vardı.

Demir tarihi görünce yüzü gerildi.

Aras bunu hemen fark etti.

Aras: Ne oldu?

Demir: Bu tarihi hatırlıyorum.

Kerem: Neden?

Demir kâğıda biraz daha yaklaştı.

Demir: Mesleğimin ilk yılları.

Aras: O operasyonda mıydınız?

Demir: Hatırlamıyorum.

Kerem: Ama adınız geçiyor.

Demir başını kaldırdı.

Kerem kâğıdın alt kısmını işaret etti.

Demir satırları okudu.

Bir yerde kendi soyadı vardı.

Arıkan.

Altında da başka iki isim.

Vardar.

Sancaktar.

Demir'in yüzündeki ifade tamamen değişti.

Aras: Ne yazıyor?

Demir: Çok net değil.

Kerem: Belgenin aslı yok.

Demir: Nereden buldun?

Kerem: Cenk'in çalışma odasında.

Aras: Ne yaptın?

Kerem: Fotoğrafını çektim.

Demir: Oraya girmen başlı başına hata.

Kerem: Biliyorum.

Aras: Ama yaptı.

Demir ona baktı.

Aras: Ben olsam ben de yapardım.

Demir: Bundan hiç şüphem yok.

Kerem devam etti.

Kerem: Belgede bir tanığın adı da geçiyor.

Demir: Kim?

Kerem: Levent Karaca.

Demir düşündü.

İsim tanıdık değildi.

Demir: Bilmiyorum.

Kerem: Kimse bilmiyor.

Aras: Ne demek kimse bilmiyor?

Kerem: Çünkü adam operasyon gecesinden sonra kaybolmuş.

Aras'ın yüzü gerildi.

Demir kâğıdı masaya bıraktı.

Demir: Kayıp ihbarı?

Kerem: Var.

Demir: Sonuç?

Kerem: Yok.

Demir: Ceset bulunmuş mu?

Kerem: Hayır.

Aras: O zaman yaşıyor olabilir.

Demir: Olabilir.

Kerem: Cenk'in yanında başka bir şey daha duydum.

Demir: Ne?

Kerem: Rauf'un yıllardır sakladığı bir belge olduğu söyleniyor.

Aras: Ne belgesi?

Kerem: Bilmiyorum.

Aras: Kerem.

Kerem: Gerçekten bilmiyorum.

Demir: Belge kimle ilgili?

Kerem: Operasyonla.

Demir: Emin misin?

Kerem: Evet.

Aras yerinde duramayıp pencereye doğru yürüdü.

Aras: Babam biliyor yani.

Demir: Büyük ihtimalle.

Aras: Yine hiçbir şey söylemiyor.

Demir: Rauf'un bunu neden şimdi açtığını anlamamız lazım.

Aras dönüp ona baktı.

Aras: Belki Mahir Selim'i bitirmek istiyor.

Demir: Bu kadar yıl beklemezdi.

Kerem: Belki belge tek başına yetmiyordur.

Demir: Ya da başka bir şey bekliyordur.

Aras: Ne?

Demir cevap vermedi.

Kerem'in getirdiği fotokopiye tekrar baktı.

Arıkan.

Vardar.

Sancaktar.

Üç soyadı aynı sayfadaydı.

Demir: Rauf'la tekrar konuşmam gerekiyor.

Aras: Ben de konuşacağım.

Demir: Hayır.

Aras: Babam.

Demir: Ve şu an bir soruşturmanın kilit ismi.

Aras: Aynı zamanda benim hayatımı tehlikeye atan kişi.

Demir: Bunu biliyorum.

Aras: O zaman ben de konuşacağım.

Demir birkaç saniye düşündü.

Bu kez hemen hayır demedi.

Demir: Görüşmeyi birlikte yaparız.

Aras şaşırdı.

Aras: Ciddi misiniz?

Demir: Evet.

Aras: Neden fikriniz değişti?

Demir: Çünkü senden saklamaya çalıştığımız şey artık doğrudan senin hayatında.

Aras başını hafifçe salladı.

Kerem sandalyesinde geriye yaslandı.

Demir ona döndü.

Demir: Sen burada kalacaksın.

Kerem: Ne kadar?

Demir: Şimdilik.

Kerem: Gerek yok.

Aras: Var.

Kerem ona baktı.

Aras: İstanbul'a dönmüyorsun.

Kerem: Sen ne zamandan beri bana emir veriyorsun?

Aras: Çocukluktan beri.

Kerem: Ben dinlemiyorum.

Aras: Bu kez dinlersin.

Demir ikisine baktı.

Demir: İkiniz de birbirinizin daha sakin versiyonu olduğunuzu sanıyorsunuz ama pek öyle değil.

Kerem: Ben daha sakinim.

Aras: Kesinlikle.

Demir: İkiniz de susun.

Aras ve Kerem aynı anda sustu.

Bir saniye sonra birbirlerine baktılar.

Aras: İşe yaradı.

Kerem: Şaşırtıcı.

Demir başını iki yana salladı.

Sonra ciddileşti.

Demir: Cenk senin Urla'ya geldiğini nereden biliyor?

Kerem'in yüzü değişti.

Aras da bunu fark etti.

Aras: Bunu söyleyecektin.

Kerem: Evet.

Demir: Söyle.

Kerem telefonu tekrar çıkardı.

Başka bir ekran açtı.

Aras'a gösterdi.

Bir mesajlaşma görüntüsüydü.

Numara kayıtlı değildi.

Mesajda yalnızca birkaç kelime vardı.

Vardar çocuk Urla'da. Arıkan'ın evinde.

Aras'ın yüzü dondu.

Demir telefonu eline aldı.

Demir: Nereden aldın bunu?

Kerem: Cenk'in telefonunun ekranında gördüm.

Demir: Numara?

Kerem: Kaydettim.

Demir: Tayfun'a gönder.

Kerem: Gönderirim.

Aras: Arıkan'ın evinde yazıyor.

Demir ona baktı.

Aras: Sadece Urla'da olduğumu bilmiyorlar.

Demir: Evet.

Aras: Bu evi de biliyorlar.

Demir'in yüzü sertleşti.

Kerem: O yüzden geldim.

Aras: Kim söyledi?

Kerem: Bilmiyorum.

Demir düşünüyordu.

Bu bilgi birkaç kişinin elindeydi.

Kendisi.

Tayfun.

Rauf.

Koruma ekibi.

Kerem.

Nesrin.

Ailesi.

Aras.

Çember düşündüğünden küçüktü.

Demir: Bu bilgi dışarıya içeriden çıkmış.

Kerem: Ben de öyle düşünüyorum.

Aras: Koruma ekibi olabilir.

Demir: Olabilir.

Kerem: Tayfun?

Aras hemen Demir'e baktı.

Demir'in yüzü değişmedi.

Demir: Tayfun'a güveniyorum.

Kerem: Güvenmek hata yapmayacağı anlamına gelmez.

Demir: Biliyorum.

Aras: Babam olabilir.

Demir ona baktı.

Aras: Niye öyle bakıyorsunuz?

Demir: Rauf seni burada korumak istiyor.

Aras: Babamın ne yapmak istediğinden hiçbir zaman emin olamazsınız.

Demir cevap vermedi.

Aras: Ben de olamıyorum.

Odanın içinde kısa bir sessizlik oldu.

Demir belgenin fotokopisini katladı.

Demir: Bu gece kimse evden çıkmıyor.

Aras: Ben zaten...

Demir ona baktı.

Aras: Tamam.

Kerem: Koruma?

Demir: Sayıyı artıracağım.

Kerem: Fazla dikkat çekmez mi?

Demir: Artık dikkat çekip çekmemesi umurumda değil.

Aras Demir'in sesindeki değişimi fark etti.

Bu kez yalnızca kendisini düşünmüyordu.

Evde Nesrin vardı.

Melis.

Eren.

Demir artık başka bir risk alamazdı.

—

Çalışma odasından çıktıklarında Melis salondaydı.

İdil'in adı açılmamıştı.

Kerem onu görünce kısa bir an durdu.

Melis: Her şey yolunda mı?

Aras: Şimdilik.

Melis: Bu cevap hiç güven vermedi.

Demir: Bu gece kimse dışarı çıkmıyor.

Melis hemen babasına döndü.

Melis: Neden?

Demir: Güvenlik.

Eren de odasından çıkmıştı.

Eren: Yine mi?

Demir: Evet.

Eren: Neden?

Demir: Eren.

Eren: Sadece soruyorum.

Aras araya girdi.

Aras: Benim yüzümden.

Demir hemen ona baktı.

Aras: Ne?

Demir: Böyle söyleme.

Aras: Ama doğru.

Demir: Değil.

Aras: Demir Bey.

Demir: Tehlikeyi sen yaratmadın.

Aras sustu.

Nesrin mutfak kapısından onları izliyordu.

Demir'in Aras'a bunu söylerken kullandığı tonu fark etti.

Sert değildi.

Kesindi.

Nesrin birkaç saniye sonra Kerem'e döndü.

Nesrin: Sen bu gece burada kal.

Kerem: Gerek yok gerçekten.

Nesrin: Var.

Kerem itiraz etmeye hazırlanırken Aras gülümsedi.

Aras: Bu evde Nesrin Hanım'a hayır diyemiyorsun.

Kerem: Fark ettim.

Nesrin: Misafir odasını hazırlarız.

Eren: Aras'ın yanındaki oda boş.

Kerem: Olur.

Melis: İdil duysa burada olduğunu...

Kerem'in yüzündeki ifade bir an değişti.

Aras bunu yakaladı.

Aras: İdil kim?

Melis ona baktı.

Melis: Arkadaşım.

Aras: Kerem neden yüzünü değiştirdi?

Kerem: Değiştirmedim.

Aras: Değiştirdin.

Kerem: Konumuz bu değil.

Melis'in yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.

Aras: Tamam. Sonra konuşacağız.

Kerem: Konuşmayacağız.

Eren: Bence konuşalım.

Demir: Kimse bir şey konuşmuyor.

Aras: Siz de merak ettiniz.

Demir: Hayır.

Nesrin istemeden güldü.

Demir ona baktı.

Nesrin'in gülümsemesi kısa sürdü ama Demir gördü.

O an aralarındaki bütün sorunlara rağmen evin içinde eski bir şeyin küçük bir parçası geri dönmüş gibi hissetti.

Sonra telefonu titredi.

Tayfun'dan mesaj gelmişti.

Numarayı kontrol ediyoruz.

Altında ikinci bir mesaj vardı.

Bir şey daha var. Güvenlik kameralarını kontrol et.

Demir'in yüzündeki ifade değişti.

Aras bunu fark etti.

Aras: Ne oldu?

Demir telefonunu indirdi.

Bahçe kapısına baktı.

Demir: Kameralara bakmamız gerekiyor.

Kerem: Neden?

Demir: Tayfun öyle söyledi.

Aras da dışarı baktı.

Akşam iyice çökmüştü.

Bahçe lambaları yanıyordu.

Sokak sessizdi.

Fazla sessiz.

Demir bir an içindeki kötü hissi bastıramadı.

Kerem Urla'ya yalnızca geçmişten bir bilgi getirmemişti.

Bir şey daha getirmişti.

Kesinlik.

Artık Sancaktarlar Aras'ın yalnızca Urla'da olduğunu bilmiyordu.

Hangi kapının arkasında olduğunu da biliyorlardı.

—

Demir kameraların kayıtlarını açtığında ilk fark ettiği şey bir boşluk oldu.

Saat 20.43.

Bahçe kapısının görüntüsü vardı.

20.44.

Yine vardı.

20.45.

Ekran siyahtı.

Demir görüntüyü geri aldı.

Bir kez daha oynattı.

Sonuç değişmedi.

Üç dakikalık kayıt yoktu.

Aras omzunun üzerinden ekrana baktı.

Aras: Kamera mı bozulmuş?

Demir: Hayır.

Kerem: Emin misiniz?

Demir başka bir kamerayı açtı.

Sokağı gören kamera 20.45'te aynı şekilde kesiliyordu.

Sonra arka bahçe.

Aynı saat.

Demir'in yüzü sertleşti.

Demir: Üçü birden bozulmaz.

Kerem: Sistem dışarıdan kesilmiş olabilir.

Demir: Ya da içeriden.

Aras hemen ona baktı.

Aras: İçeriden derken?

Demir cevap vermedi.

Telefonunu çıkardı.

Tayfun'u aradı.

Tayfun ikinci çalışta açtı.

Demir: Kameralar üç dakika kesilmiş.

Tayfun: Saat?

Demir: Yirmi kırk beş.

Tayfun sustu.

Demir: Ne oldu?

Tayfun: Bana gelen numaradan aynı dakikalarda bir hareket var.

Demir: Ne hareketi?

Tayfun: Yakındaki baz istasyonuna giriş yapmış. Sonra kapanmış.

Demir: Konum?

Tayfun: Evin çevresi.

Aras'ın yüzü değişti.

Kerem başını kaldırdı.

Demir: Ne kadar yakın?

Tayfun: Çok.

Demir'in çenesi gerildi.

Demir: Ekibi hemen eve yaklaştır.

Tayfun: Zaten yoldalar.

Demir: İki kişi daha gönder.

Tayfun: Tamam.

Demir telefonu kapattı.

Aras: Ne söyledi?

Demir: Numara burada açılmış.

Aras: Burada derken?

Demir: Evin çevresinde.

Odadaki hava bir anda değişti.

Aras: Bizi mi izliyorlar?

Demir: Büyük ihtimalle.

Kerem: Ne zamandır?

Demir: Bilmiyorum.

Aras: Bu eve geldiklerinden beri olabilir.

Demir ona baktı.

Aras: Ne?

Demir: Olabilir.

Aras kısa bir nefes verdi.

Bu cevap rahatlatmamıştı.

Tam o sırada bütün ev karanlığa gömüldü.

Bir anda.

Ne bir uyarı oldu ne de titreyen bir ışık.

Her şey söndü.

Evin içindeki uğultu kesildi.

Buzdolabının sesi.

Klima.

Bahçe lambaları.

Hepsi aynı anda.

Eren'in sesi koridordan geldi.

Eren: Ne oldu?

Demir sandalyesinden kalktı.

Demir: Kimse hareket etmesin.

Aras da ayağa kalktı.

Telefonunun fenerini açtı.

Kerem kapıya yöneldi.

Demir: Dur.

Kerem: Dışarıya bakacağım.

Demir: Tek başına çıkmıyorsun.

Melis üst kattan seslendi.

Melis: Baba?

Demir hemen kapıya çıktı.

Demir: Melis aşağı inme.

Melis: Elektrikler mi gitti?

Demir: Odanda kal.

Melis'in sesi değişti.

Melis: Ne oluyor?

Demir cevap vermedi.

Nesrin salona geldi.

Telefonunun ışığı yüzüne vuruyordu.

Nesrin: Sokakta da elektrik yok mu?

Demir pencereye yaklaştı.

Perdenin kenarından dışarı baktı.

Karşı evlerin ışıkları yanıyordu.

Sokak lambaları da.

Sadece kendi evleri karanlıktı.

Demir'in yüzü sertleşti.

Nesrin bunu anladı.

Nesrin: Demir.

Demir: Bu normal kesinti değil.

Eren merdivenlerin başında belirdi.

Arkasında Melis vardı.

Demir: Size aşağı inmeyin dedim.

Melis: Ne olduğunu söylemiyorsun.

Demir: Şimdi tartışmayacağız.

Aras merdivenlere yöneldi.

Aras: Gelin.

Melis: Nereye?

Aras: Yukarı.

Melis: Aras...

Aras'ın sesi bu kez her zamankinden farklıydı.

Şaka yoktu.

Aras: Melis.

Melis sustu.

Aras: Eren'i al. Odaya geçin.

Eren: Neden?

Aras: Önlem.

Eren: Sen?

Aras: Ben aşağıdayım.

Eren: O zaman ben de...

Aras: Hayır.

Eren'in yüzündeki ifade değişti.

Aras birkaç basamak çıktı.

Elini Eren'in omzuna koydu.

Aras: Bana güveniyor musun?

Eren birkaç saniye ona baktı.

Sonra başını salladı.

Aras: Güzel. Melis'le yukarı çık.

Eren bu kez itiraz etmedi.

Melis Aras'ın yüzüne baktı.

Melis: Dikkat et.

Aras: Siz kapıyı kilitleyin.

Melis Eren'i yanına alıp yukarı çıktı.

Nesrin bunu izliyordu.

Aras'ın Eren'i sakinleştirmek için kullandığı tonu duydu.

Bir an için onun da korktuğunu fark etti.

Sadece belli etmiyordu.

Demir telefonunu cebinden çıkardı.

Tayfun'u yeniden aradı.

Hat bir süre çaldı.

Cevap gelmedi.

Demir: Aç.

Yeniden aradı.

Bu kez Tayfun açtı.

Tayfun: Demir.

Demir: Elektrik kesildi.

Tayfun: Sadece evde mi?

Demir: Evet.

Tayfun'un sesi sertleşti.

Tayfun: İçeride kalın.

Demir: Ekip nerede?

Tayfun: Beş dakika.

Demir: Beş dakika fazla.

Tayfun: Dışarı çıkma.

Demir cevap vermedi.

Tayfun: Demir.

Demir telefonu kapattı.

Aras ona baktı.

Aras: Ne dedi?

Demir: İçeride kalın dedi.

Aras: Siz kalmayacaksınız.

Demir ona baktı.

Aras: Suratınızdan belli.

Demir çalışma odasına yöneldi.

Kerem peşinden gitti.

Aras da.

Demir çekmeceyi açtı.

Silahını çıkardı.

Aras bunu görünce yüzü ciddileşti.

Demir şarjörü kontrol etti.

Kerem: Ben de geliyorum.

Demir: Hayır.

Kerem: Tek başınıza çıkmayacaksınız.

Demir: Ben çıkıyorum. Siz burada kalıyorsunuz.

Aras: Ben de geliyorum.

Demir hemen ona döndü.

Demir: Hayır.

Aras: Beni arıyorlarsa...

Demir: Tam da bu yüzden hayır.

Aras: Ben içeride saklanmayacağım.

Demir birkaç adım yaklaştı.

Demir: Dün sana ateş edildi.

Aras: Biliyorum.

Demir: Bugün bu evde ailem var.

Aras'ın yüzündeki ifade değişti.

Demir: Ve sen de varsın.

Kısa bir sessizlik oldu.

Demir'in sesi daha da alçaldı.

Demir: Bu kez kimseyi riske atmayacağım.

Aras ona baktı.

Demir: Kapıyı ben açacağım.

Aras: Demir Bey...

Demir: Aras Ege.

Aras sustu.

Demir: Yukarı çık demiyorum. Burada kal. Bir şey olursa Nesrin'le çocukları arka tarafa çıkar.

Aras başını sallamadı.

Ama karşı da çıkmadı.

Demir bunu yeterli gördü.

Kerem: Ben girişte kalırım.

Demir: Kapıyı açma.

Kerem: Açmam.

Demir: Kim gelirse gelsin.

Kerem: Tamam.

Demir salonun karanlığından bahçe kapısına doğru ilerledi.

Nesrin kolundan tuttu.

Demir durdu.

Nesrin: Çıkma.

Demir ona baktı.

Nesrin'in yüzündeki korku, bir gece önceki bütün kırgınlıkların önüne geçmişti.

Demir: Bir şey olmayacak.

Nesrin: Bunu söyleme.

Demir sustu.

Nesrin: Her seferinde bunu söylüyorsun.

Demir'in yüzü değişti.

Nesrin'in eli hâlâ kolundaydı.

Demir elini onun elinin üzerine koydu.

Demir: O zaman söz vermiyorum.

Nesrin gözlerini ondan ayırmadı.

Demir: Sadece kontrol edip döneceğim.

Nesrin birkaç saniye sonra elini bıraktı.

Demir kapıya yöneldi.

Aras da birkaç adım arkasından geldi.

Demir dönmeden konuştu.

Demir: Orada kal.

Aras durdu.

Demir kapıyı yavaşça açtı.

Bahçe karanlıktı.

Sokaktan gelen ışık taş zeminin bir kısmını aydınlatıyordu.

Demir dışarı çıktı.

Silahı aşağıdaydı.

Parmağı tetikte değildi.

Bahçeyi gözleriyle taradı.

Sessizlik.

Rüzgârın ağaçların yapraklarını hareket ettiren sesi.

Başka hiçbir şey yoktu.

Demir birkaç adım attı.

Arka tarafı kontrol etti.

Boştu.

Bahçe duvarına yaklaştı.

Kapının kilidi sağlamdı.

Dışarıdan zorlanmamıştı.

Tam geri dönecekken yerde bir şey fark etti.

Kapının hemen yanında.

Beyaz bir zarf.

Demir durdu.

Birkaç saniye zarfa baktı.

Sonra etrafını yeniden kontrol etti.

Kimse yoktu.

Zarfı yerden aldı.

Üzerinde isim yoktu.

Sadece siyah kalemle tek bir harf yazılmıştı.

D.

Demir'in yüzü gerildi.

Arkasından Aras'ın sesi geldi.

Aras: Ne buldunuz?

Demir hızla döndü.

Aras kapının hemen içindeydi.

Demir: Sana içeride kal dedim.

Aras: İçerideyim.

Demir ona sertçe baktı.

Aras: Teknik olarak.

Demir cevap vermedi.

Zarfı elinde tuttu.

Aras: O ne?

Demir: Bilmiyorum.

Kerem de kapıya geldi.

Kerem: İçeri girelim.

Demir birkaç saniye daha sokağa baktı.

Sonra eve döndü.

Kapıyı kilitledi.

—

Salondaki masanın üzerinde üç telefon feneri açıktı.

Zarf ortadaydı.

Nesrin birkaç adım ötede duruyordu.

Demir eldiven taktıktan sonra zarfın kenarını açtı.

Aras karşısındaydı.

Kerem yan tarafta.

Demir içinden tek bir şey çıkardı.

Eski bir fotoğraf.

Fotoğraf sararmıştı.

Kenarları yıpranmıştı.

Demir fotoğrafı masaya bıraktığı anda hareket etmedi.

Aras onun yüzünü gördü.

Aras: Ne oldu?

Demir cevap vermedi.

Kerem fotoğrafa yaklaştı.

Üç adam vardı.

Fotoğrafın arkasındaki mekân eski bir depo ya da liman binası gibiydi.

Üçü de daha gençti.

Aras ilk kişiyi hemen tanıdı.

Aras: Babam.

Rauf Vardar.

Yirmi yıl kadar daha gençti.

Saçları siyahtı.

Yüzünde Aras'ın çocukluğundan hatırladığı ifade vardı.

Yanındaki adamı Kerem tanıdı.

Kerem: Mahir Selim.

Aras bakışlarını üçüncü kişiye çevirdi.

Bir süre anlayamadı.

Sonra Demir'e baktı.

Aras: Bu...

Demir fotoğrafa bakıyordu.

Yüzündeki bütün renk çekilmişti.

Nesrin masaya yaklaştı.

Fotoğrafı gördüğünde o da durdu.

Nesrin: Demir?

Fotoğraftaki üçüncü adam Demir'di.

Çok daha genç.

Takım elbisesinin ceketi açıktı.

Rauf Vardar ve Mahir Selim Sancaktar'la aynı karede duruyordu.

Aras gözlerini Demir'den ayırmadı.

Aras: Siz onları tanıyordunuz.

Demir: Hayır.

Kerem: Fotoğraftasınız.

Demir: Bunu hatırlamıyorum.

Aras: Nasıl hatırlamıyorsunuz?

Demir'in yüzü sertleşti.

Demir: Hatırlamıyorum dedim.

Aras fotoğrafı eline almak istedi.

Demir hemen durdurdu.

Demir: Dokunma.

Aras: Babam sizin yanınızda.

Demir: Görüyorum.

Aras: Mahir Selim de.

Demir fotoğrafı çevirdi.

Arkasında bir şey yazıyordu.

Siyah mürekkeple.

Tek cümle.

Demir'in eli durdu.

Nesrin: Ne yazıyor?

Demir cevap vermedi.

Aras biraz daha yaklaştı.

Yazıyı gördü.

Sen de oradaydın.

Odanın içindeki sessizlik ağırlaştı.

Aras: Nerede?

Demir cevap vermedi.

Kerem: Bu eski operasyon olabilir mi?

Demir fotoğrafın ön yüzüne yeniden baktı.

Arkadaki yapı.

Gecenin karanlığı.

Rauf.

Mahir Selim.

Kendi gençliği.

Bir görüntü zihninin kenarına dokundu.

Çok kısa.

Bir depo.

Islak beton.

Uzakta bir siren.

Sonra hiçbir şey.

Demir alnına dokundu.

Nesrin: İyi misin?

Demir: İyiyim.

Aras: Bir şey hatırladınız.

Demir ona baktı.

Aras: Yüzünüzden belli.

Demir: Emin değilim.

Kerem: Ne gördünüz?

Demir: Bir depo.

Aras: Nerede?

Demir: Bilmiyorum.

Aras: Babam orada mıydı?

Demir: Bilmiyorum.

Aras'ın sabrı tükenmeye başladı.

Aras: Sürekli bilmiyorum diyorsunuz.

Demir: Çünkü bilmiyorum.

Aras: Babam bana yıllardır hiçbir şey anlatmıyor. Şimdi de siz...

Demir: Ben senin baban değilim.

Cümle ağzından çıktığı anda sessizlik oldu.

Aras'ın yüzü değişti.

Demir hemen pişman oldu.

Bir önceki gün Aras'ın söylediği aynı cümle.

Bu kez tersine dönmüştü.

Demir: Aras.

Aras geri çekildi.

Aras: Haklısınız.

Demir: Öyle demek istemedim.

Aras: Sorun değil.

Demir: Sorun.

Aras bakışlarını fotoğrafa çevirdi.

Demir: Bana bak.

Aras başını kaldırmadı.

Demir elini onun omzuna koydu.

Aras bu kez çekilmedi.

Demir: Sana bir şey saklamıyorum.

Aras sonunda ona baktı.

Demir: Hatırlamıyorum.

Aras: Gerçekten mi?

Demir: Gerçekten.

Aras birkaç saniye gözlerine baktı.

Yalan aradı.

Bulamadı.

Demir: Öğreneceğiz.

Aras: Birlikte mi?

Demir'in eli hâlâ omzundaydı.

Demir: Birlikte.

Aras başını hafifçe salladı.

Nesrin onları izliyordu.

Demir'in Aras'a karşı kullandığı ton artık görevden daha fazlasıydı.

Bunu herkes fark ediyordu.

Belki Demir dışında.

Elektrikler aniden geri geldi.

Salon ışıkla doldu.

Herkes refleksle gözlerini kıstı.

Demir masadaki fotoğrafa yeniden baktı.

Aydınlıkta daha net görünüyordu.

Üç adam.

Üç soyadı.

Ve yıllardır unutulmuş bir gece.

Telefonu çaldı.

Tayfun.

Demir açtı.

Demir: Söyle.

Tayfun: Ekip geldi mi?

Demir: Geldiler.

Tayfun: Bir şey buldunuz mu?

Demir masadaki fotoğrafa baktı.

Demir: Evet.

Tayfun: Ne?

Demir cevap vermeden önce durdu.

Fotoğrafın arkasındaki yazıyı tekrar okudu.

Sen de oradaydın.

Demir: Geçmişten bir şey.

Tayfun: Ne demek o?

Demir: Yarın konuşuruz.

Telefonu kapattı.

Aras: Tayfun'a neden söylemediniz?

Demir ona baktı.

Demir: Çünkü şu an bu evdeki hiç kimse dışında kimseye güvenmek istemiyorum.

Kerem: Tayfun'a da mı?

Demir'in cevabı gecikti.

Demir: Şimdilik kimseye.

Nesrin'in yüzü değişti.

Demir fotoğrafı zarfa geri koydu.

Aras: Bunu gönderen kim olabilir?

Demir: Bilmiyorum.

Aras: Babam?

Kerem: Mahir Selim?

Demir: İkisi de olabilir.

Nesrin ilk kez konuştu.

Nesrin: Ya ikisi de değilse?

Üçü de ona baktı.

Nesrin'in gözleri fotoğrafın üzerindeydi.

Nesrin: Bu fotoğrafı çeken biri daha vardı.

Demir'in yüzü değişti.

Haklıydı.

Fotoğrafta üç kişi vardı.

Ama deklanşöre basan dördüncü biri olmak zorundaydı.

Ve belki de yıllardır bütün hikâyenin dışında sandıkları kişi oyunun tam merkezindeydi.

Demir zarfı eline aldı.

İlk kez Rauf'un ona söylediği sözün gerçek ağırlığını hissetti.

O gece üç aile vardı.

Belki Rauf bir şeyi eksik söylemişti.

Belki de üç aileden daha fazlası vardı.

Demir başını kaldırdı.

Aras ona bakıyordu.

Nesrin birkaç adım ötede.

Kerem kapının yanında.

Üst katta çocukları.

Demir yıllardır işini ailesinden uzak tutmaya çalışmıştı.

Şimdi geçmiş kendi elleriyle kapısını açmıştı.

Ve bu kez yalnızca dosyayı çözmek zorunda değildi.

Bu evdeki herkesi de korumak zorundaydı.

Çünkü tehlike artık dışarıda değildi.

Onların nerede yaşadığını biliyordu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

20okunma 5beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 144

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıkaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikapsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18