Yazdan Kalan kitap kapağı

5. bölüm / 10

Yazdan Kalan

Son Yaz - 4. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Can Karabalin

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 10Şu an: Son Yaz - 4. Bölüm

Demir o sabah kahvaltıya herkesten önce indi.

Aslında uyumamıştı.

Gece boyunca birkaç kez gözlerini kapatmış, her seferinde Rauf'un söylediği aynı cümleyle yeniden uyanmıştı.

O gece üç aile vardı.

Vardarlar.

Sancaktarlar.

Arıkanlar.

Demir mutfak tezgâhına dayanıp kahvesini aldı. Sıcaklığı avucuna yayıldı ama zihnindeki soğukluğu dağıtmaya yetmedi.

Yıllardır soruşturmaların içinde yaşamıştı.

İnsanların ne sakladığını, neyi eksik anlattığını, hangi cümlenin arkasında başka bir hikâye olduğunu sezmek onun işiydi.

Bu kez mesele başkasının ailesi değildi.

Kendi soyadıydı.

Ve Demir'in en rahatsız olduğu şey, bir şey bilmediğini fark etmekti.

Bahçeye açılan kapıdan dışarı baktı.

Aras merdivenlerin başında durmuş telefonuna bakıyordu.

Sonra mutfağa girdi.

Saçları dağınıktı. Uykusunu tam alamadığı belliydi.

Demir: Günaydın.

Aras: Günaydın.

Aras buzdolabını açtı.

Demir: Kolun nasıl?

Aras kapağın arkasından ona baktı.

Aras: Daha günaydının üzerinden on saniye geçti.

Demir: Cevap?

Aras: İyi.

Demir: Ağrı?

Aras: Yok.

Demir: Bandajı değiştirdin mi?

Aras buzdolabının kapağını kapattı.

Aras: Siz gerçekten böyle yaşamaktan yorulmuyor musunuz?

Demir: Nasıl?

Aras: Her şeyi kontrol ederek.

Demir birkaç saniye sustu.

Bu cümle son günlerde ikinci kez farklı bir yerden vurmuştu.

Aras bunun farkında değildi.

Demir: Bandajı değiştirdin mi?

Aras kısa bir nefes verdi.

Aras: Hayır.

Demir: Kahvaltıdan sonra değiştiriyoruz.

Aras: Tamam.

Demir kaşlarını kaldırdı.

Aras: Ne?

Demir: Bu kadar kolay kabul etmene şaşırdım.

Aras: Direnmekten yoruldum.

Demir: Güzel.

Aras: Sevindiniz mi?

Demir: Biraz.

Aras istemeden gülümsedi.

Arkasından Eren mutfağa girdi.

Üzerinde ev kıyafetleri vardı. Gözleri hâlâ yarı kapalıydı.

Eren: Kahvaltı hazır mı?

Demir: Günaydın demek yok mu?

Eren: Günaydın. Kahvaltı hazır mı?

Aras güldü.

Demir: Bir gün önce öğlene kadar uyuyordun.

Eren: Bugün erken kalktım.

Demir saate baktı.

Demir: Saat on.

Eren: Benim standartlarımda erken.

Aras: Bence gayet makul.

Demir: Sana fikrini sormadım.

Aras: Destek olmaya çalışıyorum.

Eren: Teşekkür ederim.

Demir ikisine baktı.

İki gün içinde aynı cepheye geçmiş gibiydiler.

Nesrin mutfağa girdiğinde gördüğü manzara onu da birkaç saniyeliğine durdurdu.

Aras ve Eren masanın başında bir şeyler konuşuyor, Demir de ikisini dinliyordu.

Ev uzun zamandır böyle görünmemişti.

Kalabalık.

Sesli.

Birbirinin cümlesine karışan insanlarla dolu.

Nesrin bu görüntüye baktığında içinde garip bir sızı oluştu.

Çünkü güzel görünüyordu.

Belki de bu yüzden canını daha çok acıtıyordu.

Nesrin: Günaydın.

Eren: Günaydın anne.

Aras: Günaydın.

Demir başını kaldırdı.

Demir: Günaydın.

Nesrin ona baktı.

Bir an göz göze geldiler.

Demir'in yüzünde yorgunluk vardı.

Nesrin bunu fark etti.

Eskiden olsa hemen sorardı.

Gece uyumadın mı?

Bir şey mi oldu?

İyi misin?

Bu kez sormadı.

Dolabı açıp tabakları çıkardı.

Demir bunu da fark etti.

Nesrin: Melis kalktı mı?

Eren: Sanmıyorum.

Aras: Ben görmedim.

Nesrin: Eren, çağırır mısın?

Eren: Ben niye?

Nesrin: Çünkü kardeşisin.

Eren: Mantıklı gelmedi.

Nesrin ona baktı.

Eren: Gidiyorum.

Masadan kalktı.

Aras arkasından gülümsedi.

Demir: Eren'le iyi anlaşıyorsunuz.

Aras: O iyi çocuk.

Demir: Biliyorum.

Aras: Siz yine de çok sıkıştırıyorsunuz.

Demir ona döndü.

Demir: Ne konuda?

Aras: Her konuda.

Nesrin çayı doldururken istemeden Demir'e baktı.

Aras bunu fark etmedi.

Demir: On altı yaşında.

Aras: Ben de on altı oldum.

Demir: Sonucunu görüyorum.

Aras: Ağır oldu.

Nesrin'in ağzının kenarı hafifçe kıvrıldı.

Aras bunu gördü.

Aras: Siz de güldünüz.

Nesrin: Biraz.

Demir: Çok komikmiş.

Nesrin: Bence öyleydi.

Demir'in yüzünde kısa bir gülümseme oluştu.

Nesrin onu görünce bakışlarını indirdi.

Eskiden bu kadar küçük şeyler yetiyordu.

Bir bakış.

Bir şaka.

Aynı masada içilen çay.

Sonra zamanla yetmemeye başlamıştı.

Belki de hiçbir şey bir anda bozulmamıştı.

Küçük şeyler yavaş yavaş eksilmişti.

Demir'in sabah kahvesini nasıl içtiğini bilmek.

Onun eve dönüş saatini ezbere tahmin etmek.

Birlikte uyumadan önce günün nasıl geçtiğini anlatmak.

Yerlerini cevapsız aramalar, ertelenen yemekler ve gecenin bir yarısı açılan kapılar almıştı.

Melis ve Eren mutfağa girdiğinde düşüncesinden çıktı.

Melis: Günaydın.

Nesrin: Günaydın.

Demir: Dün gece kaçta yattın?

Melis sandalyeyi çekerken durdu.

Melis: Günaydın baba.

Demir hatasını fark etti.

Demir: Günaydın.

Melis: Şimdi daha iyi.

Aras gülmemek için kahvesine uzandı.

Demir bunu gördü.

Demir: Sen de hiç yardımcı olma.

Aras: Ben hiçbir şey yapmadım.

Melis Aras'a baktı.

Melis: Bugün ne yapıyorsun?

Aras: Bana mı sordun?

Melis: Evet.

Aras bir an şaşırmış gibi davrandı.

Aras: İlerleme var.

Melis: Abartma.

Eren: Ben Aras'a Urla'yı gezdireceğim.

Melis: Sen mi?

Eren: Evet.

Melis: Kendin kayboluyorsun.

Eren: Kaybolmuyorum.

Melis: Geçen yaz eve taksiyle döndün.

Eren: Telefonumun şarjı bitmişti.

Melis: Evden üç kilometre uzaktaydın.

Eren: O detay önemli değil.

Aras güldü.

Eren: Sen de gel.

Melis: Nereye?

Eren: Sahile gideriz. Sonra merkeze.

Melis: Dün gittik zaten.

Eren: Ben gitmedim.

Aras: Ben varım.

Demir hemen başını kaldırdı.

Aras bunu görünce durdu.

Aras: Ne?

Demir: Hiç.

Aras: Yüzünüz yine konuştu.

Demir: Koruma ekibi sizinle gelir.

Aras: Bekliyordum.

Eren: Koruma ekibi mi?

Masada kısa bir sessizlik oldu.

Demir'in bakışları Eren'e döndü.

Eren: Ne?

Melis: Sana anlatmadılar mı?

Eren: Neyi?

Nesrin Demir'e baktı.

Demir: Aras'la ilgili bazı güvenlik önlemleri var.

Eren: Neden?

Demir: Şimdilik bilmen gereken bu.

Melis'in yüzü hemen gerildi.

Aras bunu fark etti.

Melis: Yine başladı.

Demir: Melis.

Melis: Bir şey demedim.

Demir: Dedim say.

Melis çatalını tabağına bıraktı.

Nesrin araya girdi.

Nesrin: Bugün bunu tartışmayalım.

Melis annesine baktı.

Sonra sessizce kahvaltısına döndü.

Aras, Demir'in yüzündeki kısa değişimi gördü.

Baba kız arasındaki mesafe, konuşmasalar bile masada hissediliyordu.

Nesrin de görüyordu.

Uzun zamandır.

Belki de Demir dışında herkes görüyordu.

—

Öğleden sonra ev daha sakinleşmişti.

Eren bahçede Aras'a telefonundan bir şeyler gösteriyordu.

Melis de yanlarına oturmuş onları dinliyordu.

Demir çalışma odasında telefonla konuşuyordu.

Nesrin salondaki koltuğa oturmuş bilgisayarından birkaç çizime bakmaya çalışıyordu.

Çalışamıyordu.

Bakışları istemeden bahçeye kayıyordu.

Aras bir şey söylemişti.

Eren gülüyordu.

Melis de.

Bir süre sonra Demir çalışma odasından çıktı.

Bahçeye baktı.

Aras'ın yanına gitti.

Nesrin seslerini tam duyamıyordu.

Demir Aras'ın kolunu işaret etti.

Aras bir şey söyleyip gözlerini devirdi.

Demir ısrar etti.

Aras sonunda kolunu uzattı.

Demir bandajın kenarını kontrol etti.

O kadar doğal yaptı ki Nesrin'in boğazına bir şey oturdu.

Demir'in Melis'in ateşini ölçtüğü geceler geldi aklına.

Eren küçücükken düşüp dizini yaraladığında onu kucağına aldığı gün.

Bir zamanlar böyleydi.

Her şeyden önce baba.

Her şeyden önce koca.

Sonra iş büyümüştü.

Dosyalar çoğalmıştı.

Telefon daha sık çalmaya başlamıştı.

Ve Demir evin içinde bile başka insanların hayatlarını kurtarmaya çalışırken kendi ailesinin yavaş yavaş uzağına düşmüştü.

Nesrin bilgisayarı kapattı.

Ekranın kararmasında kendi yansımasını gördü.

Yorgun görünüyordu.

Kendine bunu ilk kez söylemiyordu.

Demir eve geldiğinde ilk gece Aras'ın yarasını kontrol etmişti.

Sabah yine sormuştu.

Gece uyuyup uyumadığını fark etmişti.

Dışarı çıktığında yanında koruma olup olmadığını takip etmişti.

Bütün bunların yanlış olduğunu düşünmüyordu.

Aksine.

Demir'in birine sahip çıkması, onun tanıdığı adamdı.

İşte tam da bu yüzden içinde bir şey kırılıyordu.

Çünkü o adam hâlâ oradaydı.

Sadece uzun zamandır onlara kalmıyordu.

Nesrin gözlerini kapattı.

Melis'in mezuniyet günü geldi aklına.

Salondaki boş sandalye.

Melis'in kapıya her açıldığında dönüp bakması.

Sonunda tören bittikten sonra Demir'in araması.

Yetişemedim.

Nesrin o gün kızına ne söyleyeceğini bilememişti.

Demir'e kızmıştı.

Melis'i teselli etmişti.

Sonra eve dönüp yine hayatlarına devam etmişlerdi.

Her zamanki gibi.

Belki en büyük hataları buydu.

Her defasında devam etmek.

—

Akşamüstü Eren içeri girdi.

Eren: Anne.

Nesrin: Efendim?

Eren: Biz çıkacağız.

Nesrin: Kim?

Eren: Ben, Aras. Melis de gelecekmiş.

Melis arkadan seslendi.

Melis: "Gelecekmiş" değil. Siz kaybolmayın diye geliyorum.

Eren: Aynı şey.

Aras kapının yanında ayakkabılarını giyiyordu.

Nesrin: Nerede olacaksınız?

Eren: Merkez.

Aras: Koruma da peşimizde olacak. Merak etmeyin.

Nesrin istemeden gülümsedi.

Nesrin: Ben onu soracaktım zaten.

Demir çalışma odasından çıktı.

Demir: Telefonlarınız açık olacak.

Melis: Benim neden?

Demir: Hepinizin.

Eren: Benim şarjım yüzde yirmi.

Demir: Şarja tak.

Eren: Çıkıyoruz.

Demir: O zaman powerbank al.

Eren: Baba.

Aras: Bence tartışma. Kazanamazsın.

Eren: Sen niye hemen taraf değiştirdin?

Aras: Tecrübe.

Demir Aras'a baktı.

Demir: Seninki?

Aras telefonunu çıkardı.

Aras: Yüzde yetmiş sekiz.

Demir: Güzel.

Melis ikisine baktı.

Melis: İnanılmaz.

Aras: Ne?

Melis: Gerçekten babamdan onay alıyorsun.

Aras: Ben istemiyorum. Kendiliğinden oluyor.

Demir: Akşam yemeğine yetişin.

Melis: Saat kaç?

Demir: Sekiz.

Eren: Dokuz?

Demir: Sekiz.

Aras: Sekiz buçukta anlaşalım.

Demir: Sekiz.

Aras: Pazarlığa kapalısınız.

Demir: Evet.

Aras: Sekiz.

Üçü evden çıktı.

Bahçe kapısı kapandığında ev bir anda sessizleşti.

Demir birkaç saniye kapıya baktı.

Sonra salona döndü.

Nesrin koltukta oturuyordu.

Bilgisayarı kapalıydı.

Demir: Sen çalışmıyor muydun?

Nesrin: Bitirdim.

Demir: Bu kadar erken mi?

Nesrin: Bugünlük.

Demir başını salladı.

Masadaki dosyaya uzandı.

Nesrin onu izledi.

Demir dosyayı açtı.

Bir sayfa çevirdi.

Nesrin: Demir.

Demir başını kaldırdı.

Nesrin'in sesi farklıydı.

Demir bunu hemen anladı.

Demir: Efendim?

Nesrin birkaç saniye sustu.

Söylemek istediği şeyi yıllardır içinde yüzlerce farklı biçimde kurmuştu.

Bazen kızgınken.

Bazen ağlarken.

Bazen Demir eve sabaha karşı geldiğinde yanında uyuyormuş gibi yaparken.

Şimdi ilk kez gerçekten söylemeye hazırdı.

Nesrin: O dosyayı kapatır mısın?

Demir'in eli sayfanın üzerinde kaldı.

Sonra dosyayı yavaşça kapattı.

Nesrin karşısındaki koltuğu gösterdi.

Nesrin: Otur.

Demir oturdu.

Aralarında birkaç metre vardı.

Demir: Ne oldu?

Nesrin ona uzun süre baktı.

Demir'in yüzündeki yorgunluğu, gözlerinin altındaki çizgileri gördü.

Bir zamanlar bunların her birini ezbere bilirdi.

Belki hâlâ biliyordu.

Sorun da buydu zaten.

Bir insanı bu kadar iyi tanıyıp ona bu kadar uzak hissedebilmek.

Nesrin: Biz ne zaman böyle olduk?

Demir'in yüzündeki ifade değişti.

Demir: Nasıl?

Nesrin başını hafifçe salladı.

Nesrin: İşte tam olarak bunu söylüyorum.

Demir cevap vermedi.

Nesrin'in gözleri dolmadı.

Sesi de titremedi.

Ama göğsünün ortasında yıllardır taşıdığı ağırlık ilk kez hareket etmişti.

Nesrin: Bugün seni Aras'la gördüm.

Demir kaşlarını çattı.

Demir: Aras'la ilgili bir sorun mu var?

Nesrin: Hayır.

Demir: O zaman?

Nesrin gözlerini ondan ayırmadı.

Nesrin: Sorun tam da bu.

Demir anlamadı.

Nesrin: Ona nasıl baktığını gördüm.

Demir: Nasıl bakıyorum?

Nesrin bir süre cevap vermedi.

Sonra sesi biraz daha alçaldı.

Nesrin: Eskiden çocuklarına baktığın gibi.

Demir'in yüzü dondu.

Nesrin başını çevirdi.

Bahçeye baktı.

Az önce çocukların çıktığı kapı hâlâ kapalıydı.

Nesrin: Yanlış anlama. Aras'a sahip çıkmana kızmıyorum.

Demir: Nesrin...

Nesrin: Kızmıyorum Demir.

Bu kez ona döndü.

Nesrin: Canımı acıtıyor sadece.

Demir'in dudakları aralandı ama konuşmadı.

Nesrin: Çünkü o hâlinin hâlâ var olduğunu gördüm.

Kısa bir sessizlik oldu.

Nesrin: Yıllardır kaybolduğunu sanıyordum.

Demir'in yüzündeki bütün savunma yavaşça silindi.

Nesrin: Meğer kaybolmamış.

Gözleri ilk kez hafifçe doldu.

Nesrin: Sadece bize gelmiyormuş.

Demir hiçbir şey söyleyemedi.

Ev sessizdi.

Çocuklar yoktu.

Telefon çalmıyordu.

Kapıyı kimse açmıyordu.

Yıllardır ilk kez önlerinde kaçabilecekleri hiçbir şey yoktu.

Nesrin derin bir nefes aldı.

Nesrin: Şimdi konuşacağız Demir.

Demir sessizce ona baktı.

Nesrin: Ama bu kez sen savcı olmayacaksın.

Bir an durdu.

Nesrin: Ben de her şeyi anlayan eşin olmayacağım.

Demir'in boğazı düğümlendi.

Nesrin: Bu kez sadece sen ve ben konuşacağız.

Demir başını yavaşça salladı.

Ve yıllardır ertelenen konuşma sonunda başlamış oldu.

—

Demir uzun süre konuşmadı.

Nesrin karşısında oturuyordu. Ellerini dizlerinin üzerinde birleştirmişti. Sakin görünüyordu ama Demir onu yeterince uzun zamandır tanıyordu.

Nesrin gerçekten öfkelendiğinde bağırmazdı.

Sesi alçalırdı.

Kelimelerini daha dikkatli seçerdi.

Ve şu an tam olarak öyleydi.

Demir: Dinliyorum.

Nesrin'in dudaklarında acı bir gülümseme oluştu.

Nesrin: Bunu yıllar önce yapman gerekiyordu.

Demir gözlerini indirdi.

Nesrin: Nereden başlayacağımı bilmiyorum.

Demir: İstediğin yerden.

Nesrin: Her yerden başlayabilirim. Sorun da bu zaten.

Kısa bir sessizlik oldu.

Nesrin: Sana kızgın olduğum tek bir gün yok Demir. Tek bir olay da yok. Keşke olsaydı.

Demir başını kaldırdı.

Nesrin: Bir şey yapmış olsaydın mesela. Büyük bir hata. Bir ihanet. Affedemeyeceğim tek bir şey.

Demir'in yüzü gerildi.

Nesrin: O zaman en azından neye kızdığımı bilirdim.

Demir: Ama?

Nesrin: Sen hiçbir şey yapmadın.

Nesrin bir an durdu.

Nesrin: Asıl problem bu.

Demir sessiz kaldı.

Nesrin: Yavaş yavaş hiçbir şey yapmamaya başladın.

Demir: Nesrin...

Nesrin: Bırak bitireyim.

Demir sustu.

Nesrin: Önce yemekleri kaçırmaya başladın. Sonra hafta sonlarını. Sonra çocukların okul etkinliklerini. Sonra yıldönümlerini.

Demir: Yıldönümlerimizi unutmadım.

Nesrin hemen başını salladı.

Nesrin: Biliyorum.

Demir'in yüzünde şaşkınlık belirdi.

Nesrin: Keşke unutsaydın.

Demir: Ne demek bu?

Nesrin: Unutmak başka bir şey. Sen hatırlıyordun. Sabah çiçek gönderiyordun. Mesaj atıyordun. Akşam için söz veriyordun.

Nesrin'in sesi ilk kez hafifçe titredi.

Nesrin: Sonra gelmiyordun.

Demir gözlerini kaçırdı.

Nesrin: Saat yedide hazır oluyordum. Sekiz oluyordu. Dokuz oluyordu. On oluyordu. Sonra telefon geliyordu.

Demir bu konuşmanın devamını biliyordu.

Çünkü o telefonların diğer tarafında kendisi vardı.

Nesrin: "Bir iş çıktı."

Demir gözlerini kapattı.

Nesrin: "Başka güne telafi ederiz."

Bir süre Demir'e baktı.

Nesrin: Kaç tane başka gün borçlusun bana, biliyor musun?

Demir cevap veremedi.

Nesrin: Ben de bilmiyorum artık.

Odanın içindeki sessizlik ağırlaştı.

Demir ellerini birbirine kenetledi.

Demir: Bunların hiçbirini isteyerek yapmadım.

Nesrin: Biliyorum.

Demir başını kaldırdı.

Nesrin: Bak, en yorucu kısmı da bu.

Nesrin'in gözlerinden biri dolmuştu ama ağlamadı.

Nesrin: Sen kötü bir adam değilsin Demir.

Demir'in yüzü değişti.

Nesrin: Keşke olsaydın bazen.

Demir: Nesrin.

Nesrin: Ciddiyim. Kötü biri olsaydın senden nefret ederdim. Çocuklarımı alır giderdim. Arkama da bakmazdım.

Demir'in çenesi gerildi.

Nesrin: Ama ben sana bakınca hâlâ sevdiğim adamı görüyorum.

Sesi alçaldı.

Nesrin: Sadece o adamın hayatında bana yer kalmadığını da görüyorum.

Demir hemen karşılık verdi.

Demir: Bu doğru değil.

Nesrin: Öyle mi?

Demir: Değil.

Nesrin: O zaman söyle.

Demir: Neyi?

Nesrin: Ben senin hayatında neredeyim?

Demir'in cevabı gecikmedi.

Demir: Ailemsin.

Nesrin başını salladı.

Nesrin: Bu bir cevap değil.

Demir: Nasıl değil?

Nesrin: Çünkü "ailemsin" deyip her şeyi çözüyorsun.

Demir: Çözmüyorum.

Nesrin: Çözüyorsun.

Nesrin biraz öne eğildi.

Nesrin: Bizi bir yere koydun. Güvenli bir yere. Senin için değişmeyecek bir yere.

Demir kaşlarını çattı.

Nesrin: Ne olursa olsun burada olacağımızı düşündün.

Demir: Böyle düşünmedim.

Nesrin: Davranışların öyle söyledi.

Demir sustu.

Nesrin: İşin bekleyemezdi. Dosyaların bekleyemezdi. Tanıklar bekleyemezdi. Şüpheliler bekleyemezdi. Telefonun bekleyemezdi.

Nesrin'in gözleri Demir'inkilere kilitlendi.

Nesrin: Bir tek biz bekleyebilirdik.

Demir'in yüzündeki ifade değişti.

Nesrin: Çünkü biz ailendik.

Demir: Sizi önemsiz gördüğümü düşünüyorsan...

Nesrin: Hayır.

Demir durdu.

Nesrin: Hâlâ anlamıyorsun.

Demir: O zaman anlat.

Nesrin: Seni önemsiz gördüğümü söylemedim.

Nesrin derin bir nefes aldı.

Nesrin: Bizi garanti gördün.

Bu kez Demir cevap veremedi.

Nesrin: Ne kadar geç gelirsen gel kapıyı açacağımı bildin. Melis sana ne kadar kızarsa kızsın bir gün konuşacağını düşündün. Eren'in seni ne kadar özlerse özlesin gördüğünde boynuna sarılacağını bildin.

Demir'in bakışları yere indi.

Nesrin: Ve haklıydın.

Sesi iyice alçaldı.

Nesrin: Yıllarca haklı çıktın.

Demir: Bunu bilerek kullanmadım.

Nesrin: Kullanmadığını biliyorum.

Demir: O zaman neden sanki...

Nesrin: Çünkü sonuç değişmiyor Demir.

Demir sustu.

Nesrin ilk kez gözündeki yaşı sildi.

Nesrin: İyi niyet, insanın canını acıtmadığı anlamına gelmiyor.

Demir ona baktı.

Nesrin: Bazen insanı en çok, onu sevdiğini bildiği kişi yoruyor.

Demir'in yüzünde bir şey kırıldı.

Nesrin bunu gördü.

Ama bu kez onu toparlamaya çalışmadı.

Yıllardır yaptığı şey tam olarak buydu.

Demir'in yorulduğunu gördüğünde kendi kırgınlığını ertelerdi.

Demir'in zor bir dosyası olduğunda konuşmayı ertelerdi.

Demir'in kötü bir günü olduğunda kendi kötü gününü anlatmazdı.

Hep doğru zamanı beklemişti.

Doğru zaman hiç gelmemişti.

Nesrin: Melis'in mezuniyetini hatırlıyor musun?

Demir'in gözleri ona döndü.

Demir: Hatırlıyorum.

Nesrin: Kaçta gelecektin?

Demir cevap vermedi.

Nesrin: Beşte.

Demir: Nesrin...

Nesrin: Tören altıda başladı.

Demir: Biliyorum.

Nesrin: Melis kapıya kaç kere baktı biliyor musun?

Demir'in yüzü gerildi.

Nesrin: Ben biliyorum.

Demir: Gelecektim.

Nesrin: Ama gelmedin.

Demir: O gün bir çocuk kayıptı.

Nesrin hemen sustu.

Demir de sustu.

Bu cümlenin ağırlığı ikisinin arasına düştü.

Demir: On yedi yaşındaydı.

Nesrin'in yüzündeki öfke azalmadı.

Ama acı başka bir şekle dönüştü.

Demir: Eğer o gün çıkıp gelseydim o çocuğu bulamayabilirdik.

Nesrin: Biliyorum.

Demir şaşırdı.

Nesrin: Dosyayı sonradan okudum.

Demir: O zaman...

Nesrin: Ne söylememi istiyorsun?

Demir cevap vermedi.

Nesrin: "İyi ki kızımızın mezuniyetine gelmedin" mi?

Demir'in gözleri doldu.

Nesrin: İşte yıllardır yaşadığımız şey bu.

Sesini yükseltmedi.

Buna rağmen her kelime daha ağır geliyordu.

Nesrin: Senin mazeretlerin gerçek.

Demir sessizdi.

Nesrin: Hep gerçekti.

Demir başını eğdi.

Nesrin: O yüzden sana kızmak bile zor.

Nesrin'in gözünden bir yaş süzüldü.

Bu kez silmedi.

Nesrin: Ama Melis'in o gün babasını beklemesi de gerçekti.

Demir'in nefesi ağırlaştı.

Nesrin: Eren'in okul gösterisinde boş sandalyeye bakması da gerçekti.

Demir başını kaldırdı.

Nesrin: Benim geceleri tek başıma uyumam da gerçekti.

Demir: Yeter.

Nesrin sustu.

Demir hemen pişman oldu.

Demir: Özür dilerim.

Elini yüzüne götürdü.

Demir: Yeter derken sana değil.

Nesrin onu izledi.

Demir birkaç saniye konuşamadı.

Sonunda ellerini indirdi.

Demir: Biliyorum.

Nesrin'in kaşları hafifçe çatıldı.

Demir: Hepsini biliyorum.

Sesi önceki hâlinden daha düşüktü.

Demir: Melis'in bana kızdığını biliyorum. Eren'in beni beklediğini biliyorum. Senin...

Devam edemedi.

Nesrin: Benim ne?

Demir gözlerini ona çevirdi.

Demir: Yalnız kaldığını biliyorum.

Nesrin'in yüzü değişti.

Nesrin: Ne zamandır?

Demir cevap vermedi.

Nesrin: Ne zamandır biliyorsun Demir?

Demir: Bir süredir.

Nesrin arkasına yaslandı.

Bu cevap, beklediğinden daha fazla canını acıtmıştı.

Nesrin: Bir süredir.

Demir: Nesrin...

Nesrin: Biliyordun.

Demir: Bir şeylerin kötü olduğunu biliyordum.

Nesrin: Ve yine hiçbir şey yapmadın.

Demir: Ne yapacağımı bilmiyordum.

Nesrin kısa bir kahkaha attı.

İçinde hiçbir neşe yoktu.

Nesrin: Sen mi?

Demir sustu.

Nesrin: İnsanların hayatlarını çözüyorsun. Yalanları buluyorsun. Cinayet dosyalarını çözüyorsun. Herkesin ne yaptığını, neden yaptığını anlıyorsun.

Gözleri yeniden doldu.

Nesrin: Bir tek eve gelince ne yapacağını bilmiyorsun.

Demir: Çünkü burası dosya değil.

Nesrin: Evet.

Demir: Siz de değilsiniz.

Nesrin: O zaman neden bize dosyalarından daha az zaman ayırdın?

Demir'in nefesi kesildi.

Nesrin ilk kez sesini biraz yükseltti.

Nesrin: Neden Demir?

Demir: Çünkü korktum.

Nesrin sustu.

Sanki odanın içindeki bütün sesler bir anda kesilmişti.

Nesrin: Neden?

Demir ellerine baktı.

Demir: Yıllardır insanların neler yapabildiğini görüyorum.

Nesrin dinledi.

Demir: Birinin oğlunu öldürdüğünü gördüm. Bir babanın kızına zarar verdiğini gördüm. Bir insanın para için ailesini sattığını gördüm.

Sesi giderek ağırlaştı.

Demir: Eve geldiğimde sizin bunların hiçbirini bilmenizi istemedim.

Nesrin: Biz biliyorduk zaten.

Demir başını kaldırdı.

Nesrin: Dünyanın kötü olduğunu biliyoruz Demir.

Demir: Benim gördüğüm gibi değil.

Nesrin: Belki.

Demir: Ben sizi bundan uzak tutarsam güvende olacağınızı düşündüm.

Nesrin'in yüzünde acı bir ifade oluştu.

Demir: Eve dosya getirmemeye çalıştım. Size anlatmadım. Bazı geceler ne gördüğümü bilmenizi istemedim. Melis'in, Eren'in benim yüzümden korkmasını istemedim.

Nesrin: Peki ben?

Demir durdu.

Nesrin: Ben senin eşindim.

Demir: Hâlâ öylesin.

Nesrin'in yüzü değişti.

Demir söylediği cümlenin ağırlığını fark etti.

Nesrin: Kâğıt üzerinde.

Demir: Öyle söyleme.

Nesrin: Neden?

Demir: Çünkü doğru değil.

Nesrin: Aynı yatağı paylaşmak evli olmak mı?

Demir: Hayır.

Nesrin: Aynı soyadı?

Demir: Nesrin.

Nesrin: Ayda birkaç kez aynı sofraya oturmak?

Demir: Yapma.

Nesrin sustu.

Demir'in gözlerinde ilk kez gerçek bir korku gördü.

Bu kez mesleğinden gelen bir korku değildi.

Demir: Nereye getiriyorsun bunu?

Nesrin bir süre ona baktı.

Demir cevabı duymak istemiyordu.

Belli oluyordu.

Nesrin: Henüz hiçbir yere.

Demir'in çenesi gerildi.

Nesrin: Ama bir yere gitmek zorunda.

Demir: Neden?

Nesrin'in sesi yeniden sakinleşti.

Nesrin: Çünkü böyle devam edemiyorum.

Demir birkaç saniye hiçbir şey söylemedi.

Demir: Değiştiririm.

Nesrin'in gözlerinden yeni bir yaş süzüldü.

Nesrin: İşte bundan korkuyordum.

Demir: Neden?

Nesrin: Çünkü hemen söylüyorsun.

Demir: Ne söylemem gerekiyor?

Nesrin: Bilmiyorum.

Demir: Sana değişeceğimi söylüyorum.

Nesrin: Kaç kere söyledin?

Demir sustu.

Nesrin: Hatırlamıyorsun.

Demir: Bu kez farklı.

Nesrin: Neden?

Demir cevap vermek için ağzını açtı.

Sonra durdu.

Nesrin: Çünkü ben artık gitmekten bahsediyorum.

Demir'in yüzü dondu.

Nesrin bunu ilk kez açıkça söylemişti.

Demir: Gitmek mi?

Nesrin bakışlarını kaçırdı.

Demir biraz öne eğildi.

Demir: Bana bak.

Nesrin bakmadı.

Demir: Nesrin.

Nesrin sonunda gözlerini kaldırdı.

Demir: Ayrılmak mı istiyorsun?

Nesrin'in dudakları aralandı.

Cevap vermek kolay olmalıydı.

Yıllardır bu konuşmayı kafasında yapmıştı.

Ama Demir karşısında otururken hiçbir şey kolay değildi.

Nesrin: Bilmiyorum.

Demir'in yüzündeki ifade, kesin bir evetten daha kötüymüş gibi değişti.

Demir: Bilmiyor musun?

Nesrin başını salladı.

Nesrin: Bilmiyorum.

Demir ayağa kalktı.

Birkaç adım yürüdü.

Sonra geri döndü.

Demir: Boşanmayı mı düşünüyorsun?

Nesrin gözlerini kapattı.

Bir saniye.

İki saniye.

Sonra açtı.

Nesrin: Evet.

Demir kıpırdamadı.

Sanki duyduğu kelimeyi anlaması zaman almıştı.

Demir: Ne zamandır?

Nesrin: Bir süredir.

Demir kendi cümlesini duyunca yüzü değişti.

Bir süre önce Nesrin'e verdiği cevabın aynısıydı.

Demir: Bana neden söylemedin?

Nesrin: Ne zaman söyleyecektim?

Demir: Herhangi bir zaman.

Nesrin: Hangi zaman Demir?

Demir sustu.

Nesrin ayağa kalktı.

Nesrin: Gece birde eve geldiğinde mi? Sabah telefonun çalarken mi? Çocukların yanındayken mi? Yoksa "haftaya konuşuruz" dediğin zamanlardan birinde mi?

Demir: Bunun için zaman yaratırdım.

Nesrin'in gözleri doldu.

Nesrin: Ben yıllardır bunu bekliyorum zaten.

Demir'in yüzündeki öfke bir anda kayboldu.

Yerini çaresizlik aldı.

Demir: Gerçekten istiyor musun?

Nesrin cevap vermedi.

Demir: Bana sadece bunu söyle.

Nesrin gözlerini ondan ayırmadı.

Nesrin: Bilmiyorum.

Demir: Nesrin.

Nesrin: Gerçekten bilmiyorum.

Sesi kırıldı.

İlk kez.

Nesrin: Ve beni en çok korkutan da bu.

Demir sustu.

Nesrin: Eskiden bana bunu sorsaydın sana kızardım.

Bir adım geri çekildi.

Nesrin: "Saçmalama" derdim.

Gözyaşlarını sildi.

Nesrin: Bir saniye bile düşünmeden hayır derdim.

Demir'in gözleri doldu.

Nesrin: Şimdi düşünüyorum.

Demir başını eğdi.

Nesrin: Bazen gerçekten nasıl bir hayatım olurdu diye düşünüyorum.

Demir gözlerini kapattı.

Nesrin: Sabah kalktığımda birini beklemek zorunda olmadığım bir hayat.

Demir: Beni beklemeni hiç istemedim.

Nesrin: Ama ben eşindim.

Demir sustu.

Nesrin: Beklemek istemek değildi. Beklemek zaten hayatımızın bir parçasıydı.

Demir birkaç saniye sonra ona yaklaştı.

Aralarında artık bir adım vardı.

Demir: Seni seviyorum.

Nesrin'in yüzü buruştu.

Sanki bütün konuşma boyunca duymaktan en çok korktuğu cümle buydu.

Başını salladı.

Demir: Seviyorum.

Nesrin: Biliyorum.

Demir durdu.

Nesrin: Ben senin beni sevmediğini hiç düşünmedim Demir.

Demir'in gözlerinden biri doldu.

Nesrin: Keşke mesele bu kadar basit olsaydı.

Demir: O zaman ne?

Nesrin gözlerinin içine baktı.

Nesrin: Ben senin beni severken bile yalnız bırakabildiğini gördüm.

Demir'in yüzündeki bütün ifade çöktü.

Nesrin: İnsan sevildiğini bilip yine de yalnız hissedebiliyormuş.

Demir bir şey söylemeye çalıştı.

Sesi çıkmadı.

Nesrin: Ben bunu seninle öğrendim.

Demir başını çevirdi.

İlk kez gözlerinden akan yaşı saklamak için uğraşmadı.

Nesrin onu gördü.

İçgüdüsel olarak yanına gitmek istedi.

Yıllardır yaptığı gibi.

Elini omzuna koymak.

Tamam demek.

Onu teselli etmek.

Yapmadı.

Çünkü bu kez kendisini yarıda bırakamazdı.

Demir: Ne yapmam gerekiyor?

Nesrin: Bilmiyorum.

Demir: Söyle. Yapayım.

Nesrin: İşte mesele bu değil.

Demir: O zaman nedir?

Nesrin: Ben sana yapılacaklar listesi vermek istemiyorum.

Demir sustu.

Nesrin: Çocuklarını ara. Eve gel. Benimle konuş. Beni dinle. Yıldönümümüzde gel. Melis'in hayatında ne olduğunu öğren. Eren'in arkadaşlarının isimlerini bil.

Sesi yeniden titredi.

Nesrin: Bunları sana söylemek istemiyorum.

Demir: Neden?

Nesrin: Çünkü bunları benim istemem gerekmemeliydi.

Demir gözlerini indirdi.

Nesrin: Ben artık sana nasıl kocam olacağını öğretmek istemiyorum.

Demir'in nefesi ağırlaştı.

Nesrin: Nasıl baba olacağını da.

Demir: Kötü bir baba olduğumu mu düşünüyorsun?

Nesrin hemen cevap verdi.

Nesrin: Hayır.

Demir ona baktı.

Nesrin: Bence çocuklarını çok seven bir babasın.

Bir an durdu.

Nesrin: Sadece sevgini çoğu zaman uzaktan yaşıyorsun.

Demir'in yüzü yeniden gerildi.

Nesrin: Melis'in sana neden kızdığını sanıyorsun?

Demir: İşim yüzünden.

Nesrin: Hayır.

Demir kaşlarını çattı.

Nesrin: Seni özlediği için.

Demir sustu.

Nesrin: İnsan en çok beklediği kişiye kızar.

Demir'in gözleri kapıya kaydı.

Melis'in sabah söylediği cümleyi hatırladı.

Eren'in geldiği gün boynuna sarılırken söylediğini de.

Gerçekten geldin.

O an ilk kez başka türlü duydu.

Sanki oğlunun şaşkınlığı değildi.

Sanki alışkanlığıydı.

Demir koltuğa oturdu.

Bütün gücü bir anda çekilmiş gibiydi.

Nesrin karşısında ayakta kaldı.

Demir: Çok mu geç kaldım?

Nesrin'in gözleri yeniden doldu.

Bu sorunun cevabını bilmiyordu.

Ve belki de ikisi için en acı olan buydu.

Nesrin: Bilmiyorum.

Demir başını salladı.

Nesrin: Ama bir şeyi biliyorum.

Demir ona baktı.

Nesrin: Ben artık bu evliliği tek başıma taşımayacağım.

Demir hiçbir şey söylemedi.

Nesrin: Eğer devam edeceksek ikimiz devam edeceğiz.

Bir an durdu.

Nesrin: Eğer bitireceksek de bunu dürüstçe kabul edeceğiz.

Demir ayağa kalktı.

Demir: Ben bitmesini istemiyorum.

Nesrin: Ben de istemek istemiyorum.

Demir'in yüzü değişti.

Nesrin: Ama istememek artık yeterli gelmiyor.

Tam o sırada dışarıdan bahçe kapısının sesi geldi.

İkisi de sustu.

Eren'in sesi duyuldu.

Eren: Geldik.

Ardından Aras'ın gülüşü.

Melis bir şey söyledi.

Normal bir akşamın sesleri birkaç saniye içinde evin içine yayıldı.

Demir ve Nesrin birbirlerine baktılar.

Biraz önce hayatlarının belki de en ağır konuşmasını yapmışlardı.

Şimdi çocukları kapının diğer tarafındaydı.

Nesrin gözlerini sildi.

Demir: Nesrin...

Nesrin başını iki yana salladı.

Nesrin: Şimdi değil.

Demir: Bu konuşma burada bitmedi.

Nesrin: Biliyorum.

Kapı açıldı.

Eren içeri girdi.

Eren: Çok acıktım.

Arkasından Melis geldi.

Melis annesini görür görmez durdu.

Melis: Anne?

Nesrin yüzüne küçük bir gülümseme yerleştirmeye çalıştı.

Nesrin: Efendim?

Melis birkaç saniye ona baktı.

Melis: Ağladın mı?

Nesrin: Yok.

Melis: Anne.

Nesrin: Bir şeyim yok Melis.

Melis bu cevaba inanmadı.

Aras kapının yanında durmuştu.

Önce Nesrin'e baktı.

Sonra Demir'e.

Demir'in gözleri de kızarmıştı.

Aras'ın yüzündeki gülümseme kayboldu.

Ne olduğunu sormadı.

Ama anlamıştı.

En azından bir şeylerin artık eskisi gibi olmadığını.

Eren mutfağa geçti.

Melis annesinin yanında kaldı.

Aras ise Demir'le göz göze geldi.

Demir hemen bakışlarını kaçırdı.

Aras ilk kez onu böyle görüyordu.

Savcı değildi.

Her şeyi kontrol eden adam değildi.

Ne yapılması gerektiğini herkesten önce bilen kişi de değildi.

Sadece sevdiği kadını kaybetme ihtimalini ilk kez gerçekten duymuş bir adamdı.

Ve Aras o an hiçbir şey söylememesi gerektiğini anladı.

Sessizce merdivenlere yöneldi.

Demir ise olduğu yerde kaldı.

Yıllarca insanların hayatındaki en kötü günlere tanıklık etmişti.

Bir evin nasıl dağıldığını.

Bir ailenin nasıl parçalandığını.

Bir insanın tek bir haberle nasıl değiştiğini defalarca görmüştü.

Ama insan kendi evinin çatırdadığını duyduğunda hiçbir tecrübe işe yaramıyordu.

Çünkü bu kez önünde kapatabileceği bir dosya yoktu.

Ve kaybetmek üzere olduğu şey bir dava değildi.

Ailesiydi.

—

Evdeki sesler geri dönmüştü.

Kapılar açılıyor, ayakkabılar çıkarılıyor, Eren mutfağa doğru sesleniyordu.

Normal bir akşamın bütün küçük ayrıntıları yerli yerindeydi.

Sadece Demir ve Nesrin değildi.

Melis annesinin karşısında durmuş, yüzünü dikkatle inceliyordu.

Melis: Gerçekten bir şey yok mu?

Nesrin: Yok.

Melis: Gözlerin kızarmış.

Nesrin: Başım biraz ağrıdı.

Melis inanmadı.

Bunu yüzünden anlamak mümkündü.

Nesrin kızının bakışından kaçmak için mutfağa yöneldi.

Nesrin: Siz acıkmadınız mı?

Eren içeriden seslendi.

Eren: Ben çok acıktım.

Melis annesinin arkasından bakmaya devam etti.

Demir hâlâ salonun ortasında duruyordu.

Melis bu kez ona döndü.

Melis: Baba?

Demir: Efendim?

Melis: Ne oldu?

Demir'in cevabı hemen gelmedi.

Melis bunu fark etti.

Melis: Annem ağlamış.

Demir: Konuştuk.

Melis: Ne konuştunuz?

Demir bakışlarını kızının üzerinde tuttu.

Yıllardır Melis'e birçok şeyi anlatmamıştı.

Onu korumak için.

Ya da kendisini buna inandırdığı için.

Şimdi de aynı alışkanlık ağzına gelen ilk cümleyi hazırlıyordu.

Senin bilmen gereken bir şey değil.

Söylemedi.

Demir: Annenle aramızda bir süredir bazı sorunlar var.

Melis'in yüzü ciddileşti.

Melis: Nasıl sorunlar?

Demir: Kendi aramızda çözmemiz gereken şeyler.

Melis: Boşanacak mısınız?

Soru o kadar doğrudan geldi ki Demir birkaç saniye cevap veremedi.

Aras, merdivenlerin ilk basamağında durmuştu.

Gitmesi gerektiğini düşündü.

Ama Melis'in sesi onu yerinde tutmuştu.

Demir: Nereden çıktı şimdi bu?

Melis: Çünkü annem ağlamış. Senin de yüzün kötü. İkiniz günlerdir doğru düzgün konuşmuyorsunuz.

Demir: Melis...

Melis: Bana çocukmuşum gibi davranma.

Demir'in yüzü değişti.

Bu cümleyi Aras'tan da duymuştu.

Demir: Davranmıyorum.

Melis: O zaman cevap ver.

Demir uzun bir nefes aldı.

Demir: Şu an alınmış bir karar yok.

Melis'in bakışları sertleşti.

Melis: Bu hayır demek değil.

Demir: Değil.

Melis sustu.

Cevabın bu kadar dürüst olmasını beklememişti.

Demir bir adım yaklaştı.

Demir: Ama annenle konuşuyoruz.

Melis: Ne zamandır?

Demir: Uzun zamandır konuşmamız gerekiyordu.

Melis acı bir şekilde gülümsedi.

Melis: Ona şaşırmadım.

Demir: Melis.

Melis: Ne?

Demir: Şu an bana kızabilirsin.

Melis: Zaten kızgınım.

Demir: Biliyorum.

Melis: Hayır, bilmiyorsun.

Bu kez Demir sessiz kaldı.

Melis: Bilseydin belki yıllar önce bir şey yapardın.

Nesrin mutfak kapısında durmuş onları dinliyordu.

Melis bunu fark etmedi.

Demir: Haklısın.

Melis'in yüzündeki öfke bir an dağıldı.

Melis: Ne?

Demir: Haklısın.

Melis babasına baktı.

Demir: Bazı şeyleri çok geç fark ettim.

Melis cevap vermedi.

Demir: Bunun bahanesini üretmeyeceğim.

Melis'in gözleri dolmaya başladı.

Bunu belli etmemek için başını çevirdi.

Demir: Melis.

Melis: Şimdi konuşmak istemiyorum.

Demir başını salladı.

Demir: Tamam.

Melis merdivenlere yöneldi.

Aras yolundan çekildi.

Melis yanından geçerken ona bakmadı.

Üst kata çıktı.

Eren mutfaktan çıktı.

Salondaki sessizliği fark etti.

Eren: Ne oldu?

Nesrin hemen konuştu.

Nesrin: Bir şey yok.

Eren: Herkes "bir şey yok" diyor ama bayağı bir şey var.

Demir oğluna baktı.

Eren: Ne?

Demir: Sonra konuşacağız.

Eren: Ben de mi çocuk olduğum için şimdi öğrenmiyorum?

Demir'in yüzü gerildi.

Nesrin araya girdi.

Nesrin: Eren, lütfen.

Eren annesinin yüzünü gördü.

Soru sormadı.

Eren: Tamam.

Mutfağa geri döndü.

Aras birkaç saniye salonda kaldı.

Kendisini fazlasıyla yabancı hissediyordu.

Bu evin içinde oluşan çatlağın nedeni o değildi.

Ama tam ortasında duruyordu.

Demir başını kaldırıp Aras'la göz göze geldi.

Aras hiçbir şey söylemeden üst kata çıktı.

—

Gece ilerlediğinde ev sessizleşti.

Aras yatağın içinde bir süre dönüp durdu.

Telefonuna baktı.

Kerem'den mesaj gelmişti.

Yarın konuşuruz. Burada bir şeyler dönüyor.

Aras mesajı okudu.

Cevap yazmadı.

Aklı aşağıdaydı.

Demir'in yüzü gözünün önünden gitmiyordu.

Aras uzun süre yatakta kaldıktan sonra kalktı.

Su içmek için aşağı indi.

Mutfakta ışık yoktu.

Dolaptan bir bardak çıkardı.

Bahçe kapısının açık olduğunu fark etti.

Demir dışarıdaydı.

Yine aynı masada.

Bu kez önünde dosya yoktu.

Kahve de.

Sadece oturuyordu.

Aras kapının yanında birkaç saniye bekledi.

Demir onu fark etti.

Demir: Uyuyamadın mı?

Aras: Siz de.

Demir: Ben sormuştum.

Aras bardağı masaya bıraktı.

Karşısındaki sandalyeye oturdu.

Aras: Bir şey mi oldu?

Demir: Yok.

Aras ona baktı.

Demir: Ne?

Aras: İyi değilsiniz.

Demir'in ağzının kenarı hafifçe kıvrıldı.

Demir: Sen de insanları okumaya başladın.

Aras: Sizden öğrendim.

Demir kısa bir nefes verdi.

Sonra bahçeye baktı.

Aras onu sıkıştırmadı.

Bir süre ikisi de konuşmadı.

Demir: Nesrin'le konuştuk.

Aras: Anladım.

Demir: O kadar belli miydi?

Aras: Biraz.

Demir başını salladı.

Aras: Kötü mü geçti?

Demir düşünmeden cevap vermedi.

Demir: Gerektiği gibi geçti.

Aras: Bu iyi bir cevap değil.

Demir: İyi bir konuşma değildi zaten.

Aras sustu.

Demir ellerini masanın üzerinde birleştirdi.

Demir: Bazen insan koruduğunu sandığı şeyi fark etmeden kaybedebiliyor.

Aras başını kaldırdı.

Demir'in gözleri uzak bir noktadaydı.

Demir: Ben yıllarca ailemi koruduğumu düşündüm.

Aras: İşinizden mi?

Demir: Her şeyden.

Bir süre sustu.

Demir: Meğer onları kendimden de uzak tutmuşum.

Aras söyleyecek bir şey bulamadı.

Bu cümle ona yabancı gelmemişti.

Babasını düşündü.

Rauf'un bütün hayatı boyunca aldığı kararları.

Senin iyiliğin için.

Böylesi daha güvenli.

Beni dinle.

Aras: Babam da hep beni koruduğunu söylerdi.

Demir ona baktı.

Aras: Belki gerçekten öyle düşünüyordu.

Demir: Ama?

Aras omuz silkti.

Aras: Bir noktadan sonra korumakla karar vermek arasındaki fark kayboluyor.

Demir sessiz kaldı.

Aras: Sonra bir bakıyorsunuz sizin için verilmiş kararların içinde yaşıyorsunuz.

Demir: Haklısın.

Aras ona baktı.

Demir: Son zamanlarda bunu çok söylüyorum.

Aras: Benim etkimin iyi olduğu söylenebilir.

Demir'in yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.

Aras: Nesrin Hanım ayrılmak mı istiyor?

Demir'in gülümsemesi kayboldu.

Aras hemen devam etti.

Aras: Cevap vermek zorunda değilsiniz.

Demir bir süre sustu.

Demir: Bilmiyor.

Aras kaşlarını hafifçe çattı.

Demir: Ben de bilmiyorum.

Aras: Siz istiyor musunuz?

Demir: Hayır.

Bu kez cevap çok hızlı gelmişti.

Aras bunu fark etti.

Demir: Ama istememem yeterli değilmiş.

Aras: Bazen olmuyor.

Demir: Yirmi dört yaşında bunları nereden biliyorsun?

Aras: İnsanlar ilişki konusunda yalnızca evlenince tecrübe kazanmıyor.

Demir ona baktı.

Aras: Hem ben babamla yeterince karmaşık bir ilişki yaşadım. Sayılır.

Demir başını salladı.

Aras: Bir şey söyleyebilir miyim?

Demir: Söyle.

Aras: Bence eve gelmeniz önemliydi.

Demir: Bir kere gelmek hiçbir şeyi çözmüyor.

Aras: Çözmüyor.

Aras bardağından bir yudum aldı.

Aras: Ama hiç gelmemekten daha iyi.

Demir ona baktı.

Aras: Ben babamın bazı günler sadece karşıma gelip oturmasını isterdim.

Demir sessiz kaldı.

Aras: Bir şeyi çözmesine gerek yoktu.

Bir an durdu.

Aras: Sadece orada olmasına.

Demir'in yüzündeki ifade değişti.

Melis'i düşündü.

Eren'i.

Nesrin'i.

Belki yıllardır onlardan hep yanlış şeyi beklemişti.

Bir sorunu çözemeyecekse hiçbir şey yapamayacağını sanmıştı.

Demir: Geç kalmış olabilir miyim?

Aras: Bilmiyorum.

Demir başını eğdi.

Aras: Ama bunu sizden başka kimse öğrenemez.

Demir: Ne demek?

Aras: Denemeden bilemezsiniz.

Demir bir süre ona baktı.

Sonra başını salladı.

Demir: Teşekkür ederim.

Aras: Rica ederim.

Bir sessizlik oldu.

Aras: Ama bunu sık yapmayalım.

Demir: Neyi?

Aras: Duygusal konuşmaları.

Demir istemeden güldü.

Demir: Korktun mu?

Aras: Biraz.

Demir'in gülüşü kısa sürdü.

Ama o gece ilk kez yüzündeki ağırlık biraz azalmıştı.

—

Aras yeniden odasına çıktıktan sonra Demir bahçede birkaç dakika daha kaldı.

Sonra ayağa kalktı.

İçeri girdiğinde salon karanlıktı.

Merdivenlerin ilk basamağına geldiğinde yukarıdan hafif bir ses duydu.

Melis odasından çıkmıştı.

Elinde su şişesi vardı.

Babasıyla göz göze geldiğinde ikisi de durdu.

Demir: Uyuyamadın mı?

Melis: Su almaya indim.

Demir başını salladı.

Melis yanından geçmek üzereydi.

Demir: Melis.

Melis durdu.

Demir ne söyleyeceğini bilmiyordu.

Eski alışkanlığı ona uygun zamanı beklemesini söylüyordu.

Yarın.

Başka bir gün.

Daha sakin olduğunda.

Bu kez dinlemedi.

Demir: Yarın vaktin var mı?

Melis şaşırdı.

Melis: Neden?

Demir: Bir şey yapalım.

Melis birkaç saniye ona baktı.

Demir: İkimiz.

Melis'in yüzündeki sertlik biraz yumuşadı.

Ama hemen belli etmedi.

Melis: Ne yapacağız?

Demir: Bilmiyorum.

Melis kaşlarını kaldırdı.

Demir: Sen seç.

Melis: Gerçekten mi?

Demir: Evet.

Melis birkaç saniye düşündü.

Melis: Bakarız.

Demir bu cevabın bir reddediş olmadığını biliyordu.

Demir: Tamam.

Melis mutfağa doğru yürüdü.

Demir arkasından bakarken bu küçücük konuşmanın neden bu kadar büyük hissettirdiğini düşündü.

Belki çünkü yıllardır ilk kez kızının hayatında bir yere kendisi girmeye çalışmıştı.

Bir telefon çalmadan.

Bir iş çıkmadan.

Bir zorunluluk olmadan.

Sadece istediği için.

—

Nesrin yatak odasında yalnızdı.

Demir odaya gelmemişti.

Bunun iyi mi kötü mü olduğunu bilmiyordu.

Dolabın önünde bir süre hareketsiz durdu.

Sonra komodinin alt çekmecesini açtı.

En arkadaki dosyayı çıkardı.

Koyu renk, ince bir dosyaydı.

Aylardır oradaydı.

Kimse görmemişti.

Demir de.

Nesrin yatağın kenarına oturdu.

Dosyayı açtı.

İlk sayfada bir avukatın adı yazıyordu.

Altında birkaç not.

Görüşme tarihleri.

Maddi düzenlemeler.

Çocuklarla ilgili değerlendirmeler.

Nesrin sayfaları yavaşça çevirdi.

Sonra o kâğıda geldi.

Başlık gözlerinin önündeydi.

Anlaşmalı Boşanma Protokolü Taslağı

Parmakları kâğıdın kenarında durdu.

Bu belgeyi ilk aldığında saatlerce ağlamıştı.

Sonra dosyayı çekmeceye koymuş ve bir daha açmayacağını düşünmüştü.

Açmıştı.

Birden fazla kez.

Her seferinde aynı şeyi yapmıştı.

Okumuş.

Kapatmış.

Yerine koymuş.

Bu kez farklıydı.

Çünkü Demir artık biliyordu.

Boşanmayı düşündüğünü söylemişti.

İlk kez düşünce yalnızca Nesrin'in zihninde değildi.

Aralarındaydı.

Gerçekti.

Kapının dışından hafif ayak sesleri duyuldu.

Nesrin hemen başını kaldırdı.

Demir değildi.

Ses koridorun diğer tarafına geçti.

Nesrin yeniden kâğıda baktı.

İmza bölümünün altında kendi adı vardı.

Nesrin Arıkan.

Yanında boş bir çizgi.

Kalemi komodinin üzerinden aldı.

Parmaklarının arasında tuttu.

Uzun süre.

Kalemin ucunu kâğıda yaklaştırdı.

Durdu.

Gözlerini kapattı.

Demir'in biraz önce söylediği cümleyi hatırladı.

Ben bitmesini istemiyorum.

Sonra kendi cevabını.

Ben de istemek istemiyorum.

Nesrin kalemi kâğıttan uzaklaştırdı.

İmzalamadı.

Ama bu kez dosyayı çekmeceye de koymadı.

Belgeyi komodinin üzerine bıraktı.

Üzerini örtmedi.

Saklamadı.

Işığı kapatıp yatağa girdi.

Karanlık odada gözlerini tavana dikti.

Yanındaki boş yere bakmadı.

Çünkü yıllardır Demir'in geç geleceğini bilerek uyumaya alışmıştı.

Ama ilk kez o gece aklından başka bir ihtimal geçti.

Bir gün o tarafın boş kalması Demir'in geç gelmesinden değil, artık hiç gelmeyecek olmasından kaynaklanabilirdi.

Komodinin üzerindeki kâğıt karanlığın içinde görünmüyordu.

Ama Nesrin orada olduğunu biliyordu.

İmzalanmamıştı.

Henüz.

Ve bazen bir evliliği bitiren şey atılmış bir imza değildi.

O imzanın artık mümkün hâle gelmesiydi.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

21okunma 5beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18