3. bölüm / 20
Yaşanmayan günler3
Bölümler 20Şu an: 3
- 1 11.172 kelime
- 2 2305 kelime
- 3 3322 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 4388 kelime
- 5 5396 kelime
- 6 6247 kelime
- 7 7353 kelime
- 8 8745 kelime
- 9 9471 kelime
- 10 10391 kelime
- 11 11577 kelime
- 12 12230 kelime
- 13 13186 kelime
- 14 14237 kelime
- 15 15270 kelime
- 16 16260 kelime
- 17 17324 kelime
- 18 18225 kelime
- 19 19186 kelime
- 20 20239 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bölüm: Eve Dönüş
Kapıyı kapattığımda ayaklarımda hâlâ toplantı odasının soğuk zeminini hissediyordum. Montumu çıkarmadan, çantamı yere bıraktım. Derin bir nefes aldım. İçimde garip bir hafiflik vardı. Korktuğum yüzleşme olmuştu. Ve ben hâlâ buradaydım.
Telefonum çaldı. Açelya.
— Geldin mi? Uğrayayım mı sana?
— Gel… bir kahve yapar mısın? Ama bu sefer duble olsun.
— Geliyorum!
On dakika sonra kapım çaldı. Açelya her zamanki gibi önce kahveyi, sonra çikolatayı getirmişti.
— İşte geldim. Anlat bakalım.
Yere oturduk, battaniyeye sarıldık. Ben hâlâ üzerimdekileri çıkarmamıştım ama Açelya ses etmedi. Sadece yanımda oturdu.
— Onu gördüm bugün.
Kahvemi elime alırken söyledim bunu. Sesim ne titriyordu, ne de kırılıyordu. Sadece... yorgundu.
— Nasıl hissettin?
— Boş. Dolu değil. Acı da değil. Sadece… boş. Bir zamanlar bana dünyaymış gibi gelen biri, şimdi sıradan bir adam gibi geldi. Belki de iyileşmek böyle bir şeydir.
Açelya hafifçe gülümsedi.
— Bazen en büyük zafer, içimizde hiç yankı bırakmayan bir yüzleşmedir.
Başımı ona çevirdim. Gözlerimde bir parıltı vardı, ama gözyaşı değil.
— O bana “Yağmur Hanım” dedi. Düşünebiliyor musun? Bir zamanlar ismimi söylerken sesinde bin ton duygu vardı. Şimdi... sadece bir hitap.
— Ve sen hâlâ ayaktasın. Gururlusun.
— Daha da önemlisi... özgürüm.
Bir an durduk. Kahvelerimizden yudum aldık. Sessizlik bize iyi gelmişti yine. Sonra ben başımı Açelya’nın omzuna yasladım.
— Geçmiş artık sadece bir hikâye. Ama ben yeni bir hikâye yazmaya hazırım.
Açelya usulca saçımı okşadı.
— Ve bu hikâyede seni eksik hissettirecek kimseye yer yok.
— Evet… Artık yalnız kalmaktan korkmuyorum. Kendi sesimi duyuyorum sonunda.
Balkona çıktık yine. Bu defa hava biraz daha serindi ama içimiz sıcaktı. Güneş batmak üzereydi. Gökyüzü turuncu değil, mor ve lacivertin karışımıydı. Ama güzel olan da buydu. Her gün aynı batmazdı güneş. Tıpkı hayat gibi.
Açelya yanımda durdu.
— Biliyor musun, Yağmur? Sen aslında hep güçlüydün. Sadece hatırlaman gerekiyordu.
— Ve sen hep yanımdaydın. Bu da en büyük şansım.
Gülümsedik.
Belki de artık yeni bir bahar yaklaşıyordu. Sessiz, sakin ama umut dolu bir bahar.
---
Bölüm etkileşimi
