Yanlış Gezegen kitap kapağı

9. bölüm / 15

Yanlış Gezegen

Sessiz Sevgim

Vaveyla Yazarı: Elif Kitapsever

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 15Şu an: Sessiz Sevgim

Şuan bunu okuyacak arkadaşım nerede, ne zaman, hangi koşulda okuduğunu bilemem.
Belki ben bunu yayınlandıktan aylar sonra okunmaya başladı veya daha fazla bir sürede. Ama ben ne olursa olsun her yazdığımda tebessüm ederek başladım. Sende bir tebessüm et ve okumaya başla. Seni tanımıyorum ama gülmeye ihtiyacın olduğunu hissediyorum.Tamam ya hissetmiyorum sadece bir tahmindi. Ne de olsa her canlı mutlu olmak ister oradan yola çıktım. Hissettiğim falan yok. Belki okuyan olmadığı için hissetmiyorum dur olamaz mı?
Neyse boş yapmayalım asıl istediğime gelelim. Çok bir şey istemiyorum. Hafif de olsa tebesüm edip başlamanı istiyorum.
Tebessüm ettiğini sayarak iyi okumalar diliyorum sizlere:)



🌃

"Vay be ne aşklar varmış. Kırmadan, incitmeden seven adamlar varmış "

Kübranın dediğiyle iç çektim.

"Hala var ama nesli tükeniyor."

"Hep iyi adamlarının nesli tükenir zaten. Şerefsiz adamlara bir şey olmaz."

"Aslında çok zor bir şey değil Tarık hoca gibi sevmek. Kör gözüne rağmen Şule hocayı cennetim diye sevmiş. Gözü gören adamlar neden sevdiği kadının hayatını cehenneme çevirmek zorunda?"

Sıkıntıyla nefes verdi.

"Cehennemden çıkan cennetten ne anlasın?"

Kübranın sorusuyla kafeye doğru giden adımlarım yavaşladı.
Gerçekten güzel bir soru sormuştu.

" En çokta işte bu yüzden anlamalı kıymetini. "

Keyifsiz şekilde güldü

"Hayatı cennet olan bile bilmiyor kıymetini o tatmadığı bir şeyin kıymetini nasıl bilecek?"

"Hayatı kötü olan biri daha çok bilir. Çünkü karşısında ki rahat hayat yaşayanlara imrenir."

"Sorunda bu ya sadece imrenir . Sonra sahip olduğunda da bir kıymeti kalmaz."

Omuzlarım yenilgiyle düştü.
Kübra koluma girip gözüken kafeye doğru adımlarımızı eşit miktarda yönlendirdik.

"Sen Niye üzülüyorsun? Seni seveni buldun kıymetini anlayanı buldun. Daha ne istiyorsun?"

Gerçekten neden Serpil hoca gibi sevilmek istemiş kıskanmıştım?
Umut beni seviyor du bunu hisettiriyordu. Peki eksik olan neydi?

"Belkide ben Umutu Serpil hocanın Tarık hocayı sevdiği gibi sevmek istiyorum. Eksik hissettim kendimi."

Şüpheli gözlerle bana baktı.

"Tek sorun senin sevmen yani?
Umuttan yana sıkıntı yok."

Varmıydı? Daha doğrusu olmasımı gerekiyordu?

"Niye bir sıkıntı olacak ki ? Beni seviyor hissediyorum. Tarık hoca sevdiğine cennetim demiş. Umutta bana gezegenim diyor. "

"Sadece hitap etmesinden mi anlıyorsun seni sevdiğini?"

"Hayır tabi ki bakış-" devam edemeyip sustum. Çünkü yalan söylemek üzereydim bakışlarından belli etmiyordu. Evet sinemada içimi titretecek şekilde bakmıştı ama bunu sayamıyordum. Çünkü bu bakış bana özel değildi biliyordum. Sokakta gördüğü kediye, tanımadığı çocuğa bile öyle baktığına şahit olmuştum. Bugün ilk defa bana da öyle baktı içim titredi. Ama işte bana özel bir bakış değildi. Anneannemin sözleri kulaklarımda çınlıyordu. Deden bana çok güzel bakardı kızım. O bakışı ben ondan başka hiç kimsede görmezdim. Oda benden başka hiç kimseye öyle bakmazdı daha doğrusu bakamazdı. Bakışlarının benim gözlerinde doğduğunu söylerdi. Seven insan sevdiğine özel bakar kızım ilerde görürsün.
Görmedim anneanne beni sevdiğini söylüyor ama bakmıyor.
Belki dedemde sen sevgisine karşılık vermeden sana açık vermemek için normal bakıyordu . Umut gibi bakıyordu anneanne öyle değil mi?
En kısa zamanda bunları dizine yatıp soracağım anneanne. Şimdilik öyle olması umuduyla devam edeceğim.

"Eee devamı?"

Kübraya anlamaz gözlerle baktım.

"Ne yapmaya çalışıyorsun ? Umutun sevgisini mi sorguluyorsun?"

Omuz silkip rahat şekilde cevap verdi.

"Evet."

Böyle cevap beklemediğim için şaşırmıştım.

"Saçmalıyorsun."

"Sende saçmalıyorsun. Umuta bakarken göz bebeklerine kadar titriyorsun, heyecanını bastırmak için serçe parmağını avucun içine kıvırıyorsun, kalbinin atışlarını duymaması için dua edip içinden sayıp sakinleşmeye çalışıyorsun, konuşurken saçmalamamak için Umutun gözlerine uzun süre bakamıyor sun sen çaktırmazlıktan gel politikası uygularken zorlanıyorsun. Bunları sevdiğinden yaparken hala geçmiş karşıma sevgini sorguluyorsun. Umutta en güzel bakışlarını sunuyorsun ben bile sen ona bakarken aşık olan demek böyle bakıyormuş diye düşünüyorum. Söylesene sen ona böyle bakarken Umut nasıl bakıyor ? O bozuk kafa Umut sana bakarken benim düşündüğümü düşünüyor mu sence?"

Sevilmek istiyordum çok bir şey istemiyordum. Sevdiğim adam tarafından sevilmek istiyordum.
Duydunmu dünya sadece sevilmek?
Çok zor olmamalı. Bu kadar kafa karşılıklılığı belirsizlik yaşatmamalı.
Sadece sevilmek ya net olmalı.
Sevilmek kırmamalı üzmemeli.
Kübranın dediklerine kırılmadım veya kızmadım. Haklıydı beni güzel gözlemlemişti. Seviyordum netti benimki ya peki Umut?

"Sevmiyor mu yani?

Gireceğimiz kafenin önünde durmuştuk. Buruk tebessümle bana bakıyordu neredeyse ağlayacaktım.

"Sevmiyor demedim Hilal. Hem sevmese neden yazsın? Rastgele de yazmıyor bunun sende farkındasın. Senin için özel kelimeler kullanıyor duygularını özenle yazıyor. Kırmak korkutmak istemiyor. Bunu herkes yapamaz seviyor belli. "

"Sevdiğini söylüyorsun o zaman neden kafamı karıştırıyorsun?"

"Tarık ve Şule hoca gibi olabilmek için eksik var diyorsun . Bu eksikliği neden kendinde arıyorsun? Sadece kendin üstlenme bu sizin hikayeniz. Tek kişinin sorumluluğu değil bu hikayede başrol sizsiniz. Aşk diye yükün altına girdin tek başına kaldıramazsın. Bırak da Umutta el atsın. Daha kolay kaldırırsın. "

Aşk bir kişinin yüklenemeyeceği kadar ağır bir yük. Bunu Umutu uzaktan severken tek başıma yüklenmiştim. Başkasını sevme ihtimali, beni hiç sevmeme ihtimali yükünü her gün belli etmişti. Kaldıramıyordum çok zorlanıyordum. Ama bir gün bir el altında ezileceğim aşk yüküne yardım etti ağırlığını aldı. Ve ben o gün çok hafifledim ezilmekten kurtuldum. Kurtaranım oldu benle sırtlanan oldu. Aşkımızın yükünü sevdiğim adamla sırtlandım.
Şimdi ben onun omuzlarından ağırlığını bir kez daha almak istiyordum. Ama bir şeyi unutmuştum benim onu alacak gücüm yoktu. Alırım derken ezilir giderdim. Bu aşk yükü kolay değil ben kendi payımı aldım daha fazlasını alamam.
Hem Umutta almama izin vermez artık. Yeni hafifledim nasıl kuşların kanatları ağır yük taşıyamazsa benimki de taşıyamazdı. Ben Umutun kalbine yol almış bir kuşdum. Kanatlarıma ağır yük alıp kalbine giderken düşmek istemiyordum. Ben Umutun kalbine girip orada kıvrılıp uyumak istiyordum. Artık işim daha kolaydı çünkü ev sahibi kapısını bana açmıştı. Sadece ben içeri girdiğimde kapanacaktı ve ben bunun için elimden geleni yapacaktım.

"Haklısın bu sefer yüklenmeyeceğim."

Rahat bir nefes verdi.

" Hayır vakıfı değilsin yani akıllı seçim ."

"Bunla onun ne alakası var."

"İlla alakasımı olması lazım söylemek istedim söyledim."

"Delisin ya."

"Çok konuşmada içeri girelim dikildik kaldık."

Sessiz kalıp kafamı onaylar biçimde salladım. İçeri girer girmez bizi kalabalık ortam karşıladı. Simalar tanındıkdı tiyatrodan çıkan buraya gelmişlerdi. Aynı bizim gibi.
Kübraya bakıp aynı anda ofladık. Kalabalık ortam sevmiyordum ve en kötüsü de okuldakilerle aynı yerde olmayı sevmiyordum.
Ama maalesef başka şansımız yoktu. Bu çevrede tabiki başka kafe yoktu ama onların da dolu olduğunu tahmin etmek zor değildi. Hemde biz biraz daha yürüyemez dik.
O yüzden son boş kalan masaya doğru adımlarımızı hızlandırıp oturduk.

"Sinek atsan yere düşmez. Bu nasıl kabalık ya."

Kübranın ilk ne demek istediğini anlamaya çalıştım. Anlar anlamaz kahkaha attım.
Bana garip garip bakarken gülmemi zorla bastırıp konuşmaya başladım.

"Sinek ne be?"

"Hani var ya öyle deyim."

Gülerken konuştum.

"Salak o iğne atsan yere düşmez."

Hadi canım dercesine bana baktı.
Ne kafa yaşıyorsun der gibi bakınca kafasıyla camı gösterdi.
Dediği yere bakınca daha fazla gülmeye başladım.
Ben gülerken konuştu.

"Biliyoruz herhalde gerizekalı. Sadece yanımda iğne yok olan bir şeyi söyledim. "

"Camda sinek ." Daha fazla devam edemeyip güldüm. Salak sineyi görüp deyim üretmişti.

"Sinek yere atmayı denesen bile atamazsın düşmez . Ama iğneyi atabilirsin düşer yani. Benimki daha mantıklı. Gerçekçi payı var. "

"Ne kafa yaşıyorsun kızım?"

"Ayyy sen ne anlarsın zaten bunlar mantık işi ."

"Tabi canım bu deyimi bulan kişiyle yarışırsın."

"Yarışmam ezip geçerim. Bak ilerde görürsün benim deyimim kullanılacak."

"Sinek atsan yere düşmez ." Diye mırıldanıp güldüm.
Benim alayıma göz devirip garsonu çağırmak için elini kaldırdı.
Genç kız garson yanımıza gelirken Kübra sinirle mırıldanmaya başladı.

"Millet garson çağırınca yakışıklı erkek gelir. Ben çağırınca kız gelir. Hay ben böyle işin."

Kıkırdayıp konuştum.

"Kader işte Kübracığım bu işler belki olmaz."

"Kader bana ne demek istiyor. Otobüste yanıma genç kız veya teyze düşer. Okulda çarptığım kişi genellikle kız olur. Grup ödevlerinde genelikle kızla eşleşirim. Gittiğim yerde bir tane bile yakışıklı erkek denk gelmez. Tam olarak nasıl bir kaderden bahsediyoruz. "

Tam konuşacakken yanımıza siparişimizi almak için gelen kızla susmak zorunda kaldım.
İki kahve bir pasta söylemiştik.
Ayrı ayrı pasta alıp para vermek istemiyorduk. Her zaman kafeye geldiğimizde paramızı ideal biçimde kullanıyorduk. Sonuçta öğrenciyiz aile parası ne yapabiliriz ki?
Siparişimizi alan kız gidince konuşmaya başladım.

"Çıkma teklifleri gelince rede den sensin. Neyin tribine giriyorsun şimdi?"

Göz devirip konuştu.

"Adam akıllı seven varda ben reddettim demi?"

"Sevmeseler gelip neden çıkma teklifi etsinler?"

Çok safsın bakışı atıp konuştu.

"Okulda herkesin her yaptığını bilen kızım benim sence neden geliyorlar?"

"Onların hakkında ne bildiğini öğrenmek için mi?"

"Hem o hemde benim bir açığımı bulmak için."

"Bundan bu kadar nasıl eminsin?"

"Çünkü bana çıkma teklifi eden hiç kimse seviyormuş gibi bakmadı."
Tam konuşmak için dudaklarımı aralamıştım ki benden önce davranıp konuşmaya başladı.

"Sen sormadan ben bakışları nasıl anladığımı söyleyeyim. Senden anlıyorum. Bugün bile tiyatroyu seyretmek yerine Umuta baktın ve böyle basit bakış değildi. Yüzünü ezberlemek istercesine baktın. Ona bakarken iç çektin. Biraz daha yaklaşıp kokusunu doya doya içine çektin. Yakalanmamak için daha fazla bakmayı kestin ama arada bir bakmadan kendini alı koyamadın. Oda sana baktı senin baktığın gibi diyemem ama baktı. Bakışlarınız kesişti uzun uzun baktınız. Bugün daha net şekilde sevgi hissettim. Ve bana böyle seven denk gelmedi. "

Şaşkınlıkla dudaklarım aralandı.
Bu kadar detayı nasıl fark etmişti.
Karanlıkta bile sadece sahnenin ışığıyla ben bile düzgün göremezken Kübra nasıl bu kadar görüp incelemişti? Ve dediklerinin hepsi doğruydu.
Şaşkınlıktan açılan dudaklarımdan şaşkınlık kelimesi dökülmüştü.

"Yok artık."

Tepkime gülümsedi.

"Var artık ." Ardından bakışları arkamdan bir noktada buluştu. Benim gibi şaşkınlıktan ağızı beş karış açılıp gözleri irileşti. Ne olduğunu anlamazken konuştu.
"Yada yok artık."

"Ne?"

Bana cevap vermek yerine hala arkamdan bir noktaya bakıyordu.
Ne olduğunu anlamak için bende arkamı dönüp bakmayı seçtim.
Bakar bakmaz bende bir şok geçirdim. 4 erkek buraya doğru geliyordu. Ve hepsini de tanıyorduk.
Bir dakika ne dedim?
Buraya doğru geliyor dedim.
Yani bize doğru.
Lan bunlar niye bize doğru geliyor?

"Ah bir bilsem?"

İçimden söylemek isteğimi dışımdan söylemiştim. Ama bunu bile umursamayacak kadar şaşkındık. 4 erkeğin gözü bizim üzerimizde olunca hızla bakışı mı kaçırıp Kübraya baktım. Oda bana bakar bakmaz konuşmaya başladık.

"Geliyorlar."

"Hadi canım."

"Kübra geliyorlar."

"Yaaa cidden mi?"

"Lan Umutta geliyor."

"Aaaa öylemi?"

"Dalga geçmenin sırasımı gerizekalı?"

"Değil."

"Aralarında bozuk kafa da var."

"İnşallah buraya oturmak gibi hata yapmaz ."

"Geliyorlar."

"Geldiler bile gerizekalı sus."

Aramızdaki saçma muhabbet başımızda 4 erkeğin dikilmesiyle son buldu.
Hay maşallah!
Hepsinde gezinen bakışlarım Umutta durdu.
Başıyla selam verdi.
Kıvrılmaya müsait dudaklarıma izin vermedim. Aynı şekilde karşılık verdim.

"Selam."

Metinin sesiyle ona döndüm. Döner dönmez zaten bana bakmakta olduğunu gördüm.

"Selam."

"Selam da." Kübranın selamı ne işiniz var burada der gibi çıkmıştı.
Bunu anlayan Akif olaya dahil oldu

"Şu köşede iki kişilik yer var oraya siz geçer misiniz?"

Biz 4 kişilik yerde oturuyorduk onların bunu demesi normal bir şeydi.
Ben dediği yere bakarken Kübra konuştu.

"Varsa geç sizi tutan ney?"

Kübranın kabaca davranışına göz devirdim . Sırf Berat var diye böyle davranıyordu.

"4 kişi sence 2 kişilik yere sığabilir mi?"

Berat konuşur sinir eder diye düşünmüştüm ama yanıldım . Metin konuşmuştu benim gibi şaşkın olan Kübra kısa süre Berata baktı.

"Nasıl sığacağınızla ilgelenmiyoruz. Buraya ilk baş biz oturduk kısacası elinizi çabuk tutsaydınız."

"İlkokul bebesi gibi sıra kavgası edemeyeceğim. Sormanız hataydı hadi gidelim."

Şaşkınlığımız kısa sürmüştü. Berat tabi ki laf atmadan duramazdı.

"İyi edersin gitmekle."

"Kübra tamam daha siparişimiz gelmemişti geçebiliriz."

Bana mal mısın bakışıyla bakmaya başladı.
Mal değildim sadece aşıktım.
Dibimde dikilen Umut beni heyecanlandırıyordu uzatmak istemiyordum.

"Hayır Hilal. Her seferinde biz anlayış gösteriyoruz . Okulda sıramızı aldılar birşey demedik ama yeter. İki keyfimiz var onuda daracık alana geçip mahvedemem ."

Haklıydı ama onlarda haklıydı. Oraya sığamazlardı. Kübranın dediği gibi orası küçüktü .

"Keyfi-"
Beratın sözünü Umut kesti.

"Haklılar Berat anlayış gösteriyorlar. Ama bugün onların da eğlenmeye hakkı var. Daracık yere geçip sıkılmak zorunda değiller. O yüzden uzatmaya gerek yok."

"Haklı Umut başka yere gideriz."

"Rahatsız ettiğimiz için kusura bakmayın kızlar."

Akif kibar biriydi. Gurubun en neşelisi ama yeri geldiğinde de ciddi kalabiliyor kırdığı kalp varsa da tamir etmeye çalışıyordu. Sevgilisinden başkada kızlarla ilgilenmiyordu. Evet sevgilisi var fakat bizim okulda değil karşı okul da.
Genellikle Umutun tayfası iyiydi .
Metin Umuta çok benziyordu yeri geldiğinde esip gürlemesini yeri geldiğinde ise rahat davranmayı biliyordu. Oda genelikle kızlara iyi davranıp üzmemeye çalışıyordu.
Berat ise onların zıttıydı kırıcı kelimelerden kaçınmıyor pat diye ağzına ne gelirse söylüyordu.
Ve kızlara pek pas verdiğini söyleyemezdim.
Berata baktıkça Kübrayı görüyor gibi oluyordum. Çünkü bahsettiklerim Kübrada da vardı ve oda erkeklere pas vermezdi. Erkeklerle konuşurken de rahat tavır sergileyip konuşurdu.
Aklından ne geçerse onu söylerdi.
Aslında birbirlerine çok benziyorlar.
Bu uyum nasıl sonuç verir bilemem ama ikisininde birbirine yol vermesini isterdim.

"Sorun değil."

Metin ve Umut aynı anda konuştu.

"Afiyet olsun."

Umuta bakıp başımla onayladım.

"Sağol."

Kübranın bu kadar kabaca cevabına içimden küfür mırıldandım.

Birbirlerine başlarıyla işaret verip gitmeye yönlendirdiler.
Ve o an tüm cesaretimi kullanıp Kübranın ne diyeceğini umursamayıp Umuta seslendim.
En fazla iki adım atmış adımları durdu .
Hepsi bana bakarken ben Umuta bakarak konuştum.

"Şey isterseniz o masayı buraya getirip birleştire bilirsiniz."

Bunu dememle ayağıma sert şekilde vurulması bir oldu.
Acıyla inleyip Kübraya baktım.
Acıtmıştı gerizekalı!
'Ne yaptığını sanıyorsun?' der gibi bakıyordu.
'Umut var içlerinde 'der gibi baktım.
'Gerizekalı aşıksın. '
Omuz silkip 'seviyorum' dedim bakışlarımla.
'Soracağım bunun hesabını. '
'Senide seviyorum. '

"Bunlar bakışlarıyla mı anlaşılıyor?"

Akifin sesiyle bakışlarımızı erkeklere diktik.
Bize garip şekilde bakıyorlardı.

"Nasıl anlıyorsunuz?"

Metinin dediğine gülümsedim.

"Kız sırrı."

"Vay canına."

"Ne bakıyorsun oğlum?"

Berata baktım. Akife sinirli şekilde bakıyordu.

"Gerçekten sadece kızlara özgü bir şey. İki saattir anlamıyor."

"Öküzün trene baktığı gibi bakıyorsun ne anlayacağım?"

Beratın dediğine gülmemek için kendimi zor tuttum.

"O öküz de sen oluyorsun?"

Dudaklarım 'dan kıkırtı çıktı.
Üzerimde bakış hissedince bana bakanlara baktım.
Umut ve Metin bakıyordu.
İkisinin bakışları gülüşüm de durdu. Sonra gözlerime çıktı bakışları.
Bir ona bir ona bakıyordum.
Ne oluyorduk lan?

"Olur olur o öküz çok iyi olur."

Garip bir andan kaçmak için ikisinden de bakışlarımı çektim.

"Marul kaşınma öküz neymiş gösteririm. "

"Göstermene gerek yok karşımda zaten."

Berat derin nefes alıp Akife döndü.

"Öküzler marul yemeyi sever mi?"

Bu soruyu beklemeyen Akif afalladı.

"Ne bileyim lan ben? Hayatımda kaç tane öküz gördüm sanki?"

Berat Akif ten bakışını çekip alev saçan gözlere baktı.

"Güzel birazdan marul yiyen öküz göreceksin."

"Kendini benimsemen çok güzel birşey."

Metin boğazını temizleyip konuştu.

"Eeeee Umut oturuyor muyuz?"

Umut cevap verecekken Akif önce davrandı.

"Sen eeeeeeee leme uykum geliyor."

Ben gülerken Metin sinirle konuştu.

"Ben sallayacağım çok güzel şekilde uyutacağım seni."

"Çok güzel olur Anneciğim uykum gelmişti zaten."

Ben daha fazla gülerken Metin Akife doğru sinirli şekilde yürürken Umut hızla tuttu.

"Tutma Umut bırak ta anneciğimi göstereyim."

"Lan oğlum bari siz durun iyice rezil oluyoruz zaten."

"En çokta bu yüzden bırakmalısın kıza rezil oldum. "

Metinin dediğiyle Umutun eli gevşedi Akif ciddi şekilde durdu Berat alev saçan gözlerden bakışını çekip Metine anlamaz gözlerle baktı.
Kübra ve bende meraklı şekilde bakmaya başladık.

"Hangi kız?"

Umutun sorduğu sorunun cevabını merakla bekledim.
Metin birini seviyordu ama kim?
Bugün konuşulan kız burada olma ihtimali olabilir miydi?
Nede olsa ondan hoşlandığını iddia etmişlerdi.
Kimdi o kız?
Etrafa baktım yarı kız yarı erkek vardı zaten. Bulmam imkansızdı.

"Yok birşey."

Metinin cevabıyla etrafta olan bakışlarımı tekrardan onlara diktim.
Umuttan kurtulmuş endişeli şekilde duruyordu. Endişesi okunuyordu kimseyle göz teması kurmamaya dikkat ediyordu.

"Konuşacağız bunu."

"Oturuyor muyuz?"

Beratı geçiştirmişti. Konuşmak istemiyordu.
Kendi aralarındaydı bizi ilgilendirmiyordu o yüzden boş vermeyi seçtim.
Umutun bana baktığını hissedince baktım.
İzin istiyor gibi bakıyordu.
Oturmasını istiyordum. Tiyatroda ne kadar yanımda otursa da biraz daha vakit geçirmek istiyordum. Biraz daha yanımda olsun doya doya bakıyım istiyordum.
O yüzden kafamı olumlu anlamda salladım. Benden cevabı alan Umut bakışını Kübraya yöneltti. Düşünceliydi bir kişinin bile rahatsız olmasını istemiyordu.
Kübra bana baktı bakışlarından anladım. 'Senin için.' diyordu.
Gülümsedim benden bakışını çekip umursamaz şekilde omuz silkti.
Bizden onayı alan Umut arkadaşlarına baktı.
Bu bakışla kısa sürede o masa yanımıza taşınmış Umut tam karşıma Kübranın yanına oturmuş Metin ise benim yanıma oturmuş Berat ve Akif ise diğer uçlara oturmuştu. Sipariş ettiklerimiz gelmişti. Onlarda sipariş edip beklemeye başlamışlardı. Aramızda sessizlik vardı. Herkes birbirine bakıyordu ama ne konuşulacağını bilmiyorduk.

"Tiyatroyu nasıl buldunuz?"

Akif sessizlikten sıkılmış olacak ki ortaya konu atmıştı.

"Nesli tükenmekte olan bir aşk işte."

Kübranın cevabına şaşırmamıştım. Ama masadakiler şaşırmıştı.

"Neden öyle dedin?"

Akifin sorduğu soruyla Kübra gözlerini kıstı.

"Neden öyle demeyeyim doğru düzgün aşk mı kaldı?"

"Kalmadığını nereden biliyorsun?"

Bu soruyu Umut sormuştu.

"Doğru düzgün aşık adam göremiyorum da ondan."

"Yanına bakarsan görürsün."

Metinin söylediğiyle Kübra Umuta baktı.
Masanın altında ki ellerimi gerginlikle oynatmaya başladım.

"Tarık hoca gibi gerçekten seviyor musun?"

Umut bu soruyla yerinden dikleşip Kübraya bakmaya başladı.

"Herkesin sevme şekli farklıdır. Kıyaslaman yanlış."

"Savaşta patlayan bomba nedeniyle Tarık hoca gözünü kaybetmiş. Buna doktorlar kalıcı körlük demiş. Ama sonra tam hayatından vazgeçecekken, umudunu kaybedecekken bir ses duymuş. Şiir okuyan bir kadın sesi. Kime okuduğunu bilmiyor, nerede olduğunu bile bilmiyor ama o sesi dinlemekten vazgeçemiyor. Ve o gün gençliği tekrardan aydınlanıyor. Umudu yokken kör gözüne rağmen bir kadın onu seviyor her gün ona kadın şiir okuyor. Tarık hoca o şiirlerin hiç birini unutmuyor bir kere dinlediği şiiri hafızasına yazıyor.
Bu yaşında bile hala hatırlıyor. Aşklarının 4.yılında Tarık hoca iyileşiyor. Umudu kesmiş doktor şok oluyor aşktan iyileşen gözler karşısında ne yapacağını bilmiyor. Tıp alanında iyileşmesinin yolu olmayan gözler bir kadın tarafından sevgiyle iyileşiyor. Evet belki sen bir Tarık hoca olamazsın. Kıyaslayamıyorum da sadece aşk sana sevdiğine ne güzellik katar onu merak ediyorum."

Kübraya hayranlıkla bakıyordum. Ve sadece hayranlıkla bakan ben değildim. Bozuk kafa bile bakıyordu. Kübranın kurduğu cümlelerden mi , yada tiyatrodan mı etkilendi bilemem ama ilk defa Kübraya baktığında gözlerinden alev çıkan adamın bu sefer gözleri farklıydı.

"Kalbim kalbini iyileştirir. Onun kalbi ise beni yaşatır. Benim ona ihtiyacım var. Aşk bizi yaşatır. "

Umutun kurduğu cümle ise etkilemek kelimesi az kalır nefessiz bırakmıştı.
Yaşamak için bana ihtiyacı vardı.
Resmen sensiz yaşayamam diyordu. Ben bu masadaydım duymamı istedi susmadı.
Neredeyse oturup mutluluktan ağlayacaktım.

"Güzel."

Kübranın tek kelimesine karşı çıktım . Sadece güzel demek yakışmaz. Hangi kelime yakışır bilmiyorum. Çünkü buna diyecek kelime bulamıyorum. Hepsi az kalıyor.

"Gördün mü marul kafa."

"Gördüm bozuk kafa."

"Nesli tükeniyor demezsin artık."

"Sizin grupta sadece Umut aşık. Diğerleri de olur ama senden olmaz bozuk kafa."

Ukala sırıtışın gittiğini gözlerine hayal kırıklığı yansıdığını sezmiştim.

"Doğru marul kafa bana aşık olacak daha delirmedi."

"Aklı başında birinin sana aşık olamayacağını bilmek iyi bir şey bozuk kafa."

"Öyle marul."

Hissetmiştim Kübra Beratın kanayan yarasına basmıştı.
Berat durgunlaşmıştı arkadaşları gerilmişti Kübra bile suçluluk duygusu hissetmişti.

"Sen ne düşünüyorsun ?"

Metinin yanımda sorduğu soruyla kaşlarımı anlamaz şekilde çattım.

"Ne?"

Gülümsedi.

"Tiyatro hakkında ne düşünüyor sun?"

Amacını anlamıştım gergin havanın gitmesini istiyordu şahsen bende istiyordum.

"Şule hoca gibi severdim. Tarık hoca gibi sevilmek isterdim."

"Niye sevilmeyecek gibi konuştun?"

"İllaki sevilirim bilmiyorum belkide gizlice seviliyorum dur. Hemde biri kendi canından çok seviyordur. Yada sevecektir nesli tükenmeyen kişinin bana denk gelmesini çok istiyorum.
Nefesini nefesime katsın. Tıpkı Şule ve Tarık hoca gibi."

Umuta bakma cesaretini bulamamıştım. Ama onun bana baktığını hissediyordum. O nasıl bana hislerini söylediyse bende bir nebze olsun söylemiştim.
Aşkına ihtiyacım var dedi. Ben ise ona nefesini nefesime katsın diyerek izin verdim. Onu sevdiğimi anladığını sanmıyorum sadece kim severse sevsin diyerek izin verdiğimi anlasın bu olayı kendine çeksin istedim. Daha büyük adımlar atsın, biran önce aşk bizi yaşatsın istedim.
Titreyen telefonu mu usulca baktım.

İmkansızım: Seninle olmaya ihtiyacım var gezegenim.

Benimde seninle olmaya ihtiyacım var Umudum. Bizim birbirimize ihtiyacımız vardı. Bu düşünceyle gülümsedim kalbimde gülümsedi bir kez daha.
Umudun aşkı bizi yaşatacaktı . Nefesini nefesime katmasına izin verdim.
Umudun aşkıyla büyüyecektik.
Göğsümün sıkışması mutluluktan biliyorum . Mutlu günler geliyordu...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 144

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıkaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikapsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18