Yanlış Gezegen kitap kapağı

6. bölüm / 15

Yanlış Gezegen

Gezegen

Vaveyla Yazarı: Elif Kitapsever

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 15Şu an: Gezegen

Her şey zamanla gelişecek acele etmeyin. Şimdilik tadını çıkarmaya bakın. Umarım seviyorsunuzdur.
İyi okumalar dilerim:)

Herkes incinmek ve kırılmak arasında ki farkı bilmez dostum.

🌃

Kırılmak ve incinmek arasında çok farktır. Tıpta da olduğu gibi kalpte de var. Kırılmak hemen iyileşmez fazla acı çeker hemen öyle kabuk bağlamaz zaman lazım. İncinmek kırılmaktan ziyade daha çabuk iyileşir. Onun gibi acımaz kısa sürer.
Ben o yüzden incinmek istedim Umudumla. Vücudun da birden fazla kırık olanlar zor yaşar. Hayata zor bağlanır. İncinmek istedim çünkü benim hayatımda çok kırık var. İncinmek istedim çünkü Umudun hayatında çok kırık var. Bizim hayatımızda çok kırık var. Bir daha eklenirse zor nefes alırız.
Kırma beni Umudum incit ama kırma. İncittiğin yerler sevginle geçer. Kırık geçemez.

Kırılmamak umuduyla devam.

"Ne oldu kız bir tuhafsın?"

Kübranın yanına oturup arkama yaslanıp gökyüzüne baktım.

"Bir şey olmadı yani şimdilik."

"Şimdilik derken?"

"Bilmiyorum Kübra . Sadece kötü şeylerin olacağını hissediyorum."

"Ne olacak ya saçmalama."

Buluttan gözümü çekip Kübraya baktım.

"Emin değilim ama sanki bu gün hayat bana yavaş yavaş kozunu koyuyormuş gibi geldi."

Göz devirdi.

"Hayat sana aşk koymuş. Ne kozundan bahsediyorsun allasen?"

Allasen demesine tebessüm ettim.
Komik şekilde söylüyordu.

"Aşk koymuş ama sanki" duraksadım devam edemedim. Başımı iki yana sallayıp derin nefes aldım. "Aman boş ver mutlu olmaya alışık değilim bir şey olacak gibi geliyor. Kuruntu yapıyorum."

Şüpheci gözlerle beni süzüp konuştu.

"Sen boş yere böyle konuşmazsın. Bir şey olmuş olmalı."

Beni gayet iyi tanıyor du.

"Aslında oldu."

"Ne oldu?"

"Daha doğrusu duydum. "

"Ne duydun Hilal?"

"Umut ve arkadaşları konuşurken duydum. "

"Lan senin tek tek anlatma hobin mi oluştu? "

Sabırsız sesine gülmek istesem de bunun sadece daha fazla Kübrayı sinirlendireceğini bildiğim için gülmedim.

Ellerimi teslim olur biçimde kaldırdım.
"Tamam ya sakin anlatacağım."

"Bir zahmet."

"Tamam."

"Tamam?"

"Tamam anlatacağım manasında."

Bence daha fazla zorlama malıydım.

"Eğer bir daha boş kelime edip anlatmazsan yeminle seni Umuta rezil ederim."

"Acımaz mısın kızım bu nasıl- " sustum.
"Vallahi bir şey demedim boş kelime etmedim etmiyorum da ay tamam sustum ne olur rezil etme."

Etmedim demi boş kelime?

"İyi ki etme dedim. Demesem ne yapardın acaba?"

Bir şey demek istesem de demedim. Dut yemiş bülbüle döndüm.
Sonuçta Umuta rezil olmak vardı .
Bunu Kübra derse demekle bırakmayıp yapardı.
Mesajda rezil olmam yetti arttı bile.

Bu halime gülmemek için yanağını ısırdı.

"Ne olduğunu anlat."

Kafamı olumlu anlamda sallayıp derin nefes alıp konuştum.

"Umuta numaramı veren Metin değilmiş."

Kaşını çatıp cırladı.

"Ne ? Ne alaka ya ? Kimmiş o zaman? Ebemmi?"

"Eben mi değil mi bilmem ama Metin değil."

"Nereden vardın bu tanıya?"

"Metin Umuta sordu numarasını nereden buldun diye."

"Öylesine sorduysa?"

"Öylesine niye sorsun ki?"

"Senin orada olduğunu fark ettiyse."

"Fark etmeleri yüzde bir ihtimal bile değil."

"Niye görünmez mi oldun?"

Göz devirdim. Bunu yapmaktan hoşlanmasamda mecbur kılıyorlar dı.

"Boş boş konuşma. "

"Anladım susmalıyım."

Sıkıntılı nefes verdim.

"Eminim Kübra ve bu sefer yanılgı değil. Numaramı Metinden almadı."

Aklında birçok düşünceleriyle bana bakmaya devam ediyordu. Aynı şekilde bende karşılık veriyordum.

"Düşünüyorum ama bulamıyorum. Nasıl ya?"

"Tesadüf eseriymiş. Metinin sesi bunu destekliyordu yalan yoktu. Ama sanki-"

Devamını kendi tamamladı.

"Ama sanki yalanın tam ortasında gibi hissediyorsun ."

Gözlerimi kaçırdım sessiz kaldım. Ve bu doğru olduğuna varıyordu.
Evet doğruydu . Garip bir histi yalanın ortasında hissetmek.

Hislerimiz yanıtırmı hiç ?

Cevabı belirsizlik ama ben yanılmak istiyorum. Yalanın ortasında değil gerçeğin ortasında olmak istiyorum.
Umut beni seviyor ben onu seviyorum.
O benim sevdiğim adam ben ise onun sevdiği kadın.
Bu gün olanlara anlam vermek istemiyorum.
Ben sadece mutlu olmak istiyorum. Ve bunun da kurcaladıkça imkanı olmayacağını biliyorum. O yüzden kurcalamayacağım.
Hayatı bıraktım akışına. Dua edelim fazla dolup taşmasın.

Etraftaki bakışlarımı Kübra ya dikecekken bir çift göz engelledi bunu.
Bu kez mavileri mi ele geçiren bir çift siyah göz değildi.
Siyaha boyanmıyordum. Bir mavi gözlerime kahverengi çizik attı.
Metindi.
Kahvelerini bana diken , sanki en güzel manzarayı seyrederken dalmış gibi bakan Metindi.
Aradığını bulamayan ve şimdi bulmuş gibi bakan oydu.

Mavilerim kahverengiyi sevmedi.
Siyahtan rahatsız olmayan gözlerim bundan rahatsız oldu. Mavi ve kahverengi uymadı.
Benim rengim mavi ve siyahtı.
Benim mavilerim bir tek siyaha boyanmaya razı geldi.

Bu çekimden rahatsız olup düşünceleri kovmak adına bakışımı kaçırıp gülümsedim.
Evet düşüncelerimden gülümseyerek uzaklaşıyordum.
Gülümsemek terapidir, ilaçtır.
İşe yarayan ağrı kesicidir.

Ayağa kalkıp bana anlamsız gözlerle bakan Kübra ya baktım.

"Sıkıldım kantine gidelim."

Şaşkın bakışlarla kendini konuşmaya zorladı.

"İyi ama-"

"Korkmuyorum olacaklardan ."

"Sonunu bilmediğin yola cesaretli adım atmak acıtmaz mı?"

"Bu zamana kadar acımadı mı?"

Buruk tebessüm etti.

"Acıdı."

"Sonunu bildiğimiz yol bile acıttı. Bilmediğimiz yol acıtsa ne olur?"

"Parçalanırız en fazla."

"Sadece bunla kalmaz."

"Doğru parçalarımız başkalarına batar."

"Ayn öyle biz parçalandığımız kadar can yakarız."

"Dik duralım o zaman."

"Duralım."

Gülerek ayağa kalktı.

"Korkmuyoruz."

Desteklercesine tekrar ettim.

"Korkmuyoruz. "

Gülümsedik. Ama bu gülümsemek dudak kıvrılması değildi. Bu sefer gözlerimiz gülümsedi. Siz görmediniz ama biz gördük.
Korkmamak gözlerinin içini güldürür.
Hey korkmamak çok güzel duygu. Biz korkmuyoruz . Satır arkadaşım sende korkma. Kırılmaktan, yaralanmaktan korkma. Bak artık incinmeyi geçtim farkında mısın? Evet sadece incinmek istiyorum sevdiğimle. Ama kırılmaktan yaralanmaktan da korkmuyorum.
Çünkü ben artık kırılırsam, yara alırsam direkmen parçalanırım. Ve bilirim ki parçalarım oraya buraya saçılır. En çok canımı yakan kişiye isabet eder.
Parçalarıma güveniyorum beni üzdükleri kadar üzülecekler.
Bu yüzden korkmuyorum.
Sende korkma olur mu?
Senin canın yanması yanlarına kalmaz.
Kim olursa olsun
Yan ve yak.
Parçalan ve parçala.
Kırıl kır.
Hayat bu sana seçenek sunmadı.
Korkup köşeye çekilmek yerine mücadele et.

Sizin aklınızdan geçenler yüreğime vurulmuş gibiydi.
Seni kırana ya sen kıyamaz san?
Bunu söylüyorsunuz biliyorum. Benimde cevabını bilmediğim bir soru.
Bilmiyorum.
Zamana bırakalım olur mu? Hem her şey daha yeni. Kitabın daha başındayız.

Şimdilik de olsa korkularımızı arkamda bırakıp yürümeye başladım.

"Derse hiç gidesim yok."

Koluma girmiş beraber yürümekte olan Kübra ya baktım.

"Ne zaman oldu ki?"

"Oldu. "

"Doğru ya serbest etkinlikti demi ?"

Omuz silkip konuşmaya başladı.

"Evet ne de olsa onu da ders sayıp koymuşlar. Ve benim sadece 100 aldığım ders önemi büyük."

İster istemez kendimi kahkaha atarken buldum.

"Salak zaten ders boş olduğu için herkese 100 giriyorlar."

Adımlarını durdurup bana baktı.

"O 100 bana özel değil miydi? "

Gülmem daha fazla çoğaldı.
Kafamı salladım.
Suratında ağlamaklı ifade oldu.

"Şimdi bana özel hiç 100 yok mu?"

Gülmemi durdurup sesime üzüntü takıp konuştum.

"Ay kıyamam sana kendine ait 100 ün var diye sevindin mi sen annem?"

Dudağını büzüp kafasını olumlu anlamda salladı.

"Yazık benim kıvırcığıma ona özel 100ü yok muymuş?"

Aynı pozisyonda kafasını salladı.

"Kızayım ben o öğretmenlere benim kıvırcığıma nasıl 100 vermezler?"

"Kız onlara bana ya bana Kübra ya nasıl bir Allah'ın kulu ona özel 100 vermez."

"Haklısın kıvırcık notlarına 100 vermemezlik baya haksızlık. "

Hüzünlü halinden arınıp kaşlarını çattı . Gülmemek için dudağımı ısırıyordum.

"Bi dakika ya sen benle dalgamı geçiyorsun?"

Tam konuşmak için ağzımı açmıştım ki Kübranın eli susmamı sağladı.

"Sakın o espiriyi yapma seni bir kaşık suda boğarım. "

Ellerimi teslim olur biçimde kaldırdım.

"Demeyecektim zaten . Annem bile diyor yani düşün suyu çıktı. "

Benimle birlikte gülmeye başladı.
Koluma girip yürümeye devam ettik.

"Nimet teyzemi?"

"Kaç tane annem var?"

"Kaç tane olacak salak bir tane."

"Eeee niye o zaman soruyorsun?"

"Ben mi sordum ?"

"Yok eben."

"Sen bugün taktın ebeme. Ne istiyorsun kadından?"

"Ne isteyeceğim be senin eben den? Çok konuşma da merdivenlerden çık."

"Ay sanki sadece ben konuşuyorum? Üstüme iyilik sağlık. "

Etrafıma bakıp Kübranın kafasına geçirdim.

"Yüksek sesle konuşma gerizekalı. Şuan ders saatindeyiz ve sesimiz yankı yapıyor. "

Oda benim gibi etrafına bakıp bir tanede benim kafama geçirdi .

"Şuan bunu derken sen yüksek sesli konuşmadın zaten demi gerizekalı arkadaşım?"

"Sana çekmişim arkadaşım."

Saçını havalı şekilde savurdu.

"Bana kurban ol be sen."

Egosuna göz devirmekle yetindim.
Tam Kübra konuşmak için dudaklarını aralamıştı ki bir ses bunu engelleyip korkudan yerimizden sıçramamızı ve çığlık atmamızı sağladı.

"Bence ikinizde merdivenin başında dikilmeye son verin."

Koridorda tek ikimiz olduğunu sandığımız için tepkimiz gayet normaldi. İkimiz de bağırmaya devam ederken ağzımıza kapanan ellerle susmak zorunda kaldık.
Korkudan kim olduklarını çıkaramamıştık.
Korkudan gözlerimi kapatıp ağzımdaki elin sahibinin çekmesini bekleyecek ken öyle olmadı. Bir ses benden önce davrandı.

"Şşşt bağırma sakin ol tüm disiplin kurulunu başımıza toplayacaksın."

"Kulağımı siktin kızım ne sesin varmış be."

"Salak sen miydin? Küfretme lan bana."

"Marul."

"Yine başlama bozuk kafa."

Kulaklarım duyduğum sesin sahibiyle dünyaya kapanmıştı. Çevremdeki sesleri umursamıyordum. Sanki diğer sesler uğulduyor bir onun sesi canlı çıkıyordu. Oda Umudumun sesiydi.

"Şoka mı girdin ürkek ceylan."

Evet Umudum şoka girdim.

"Niye konuşmuyor sun bu kadar mı korktun?"

Korkmak duygusu heyecanımın yanında halt etmiş Umudum.
Ağzımın üzerinde hala elin duruyor desem. Ve ben bu temasla neredeyse bayılacağım.
Ama senin önünde rezil olmak istediğim son isteklerimin arasına bile girmez.

Elinin üstüne elini koyup çektim.
Ama elim hala onun elinin üstündeydi. Bırakmayıp yüzümü Umuda döndüm.
Etrafa kısa bakış attım.
Sadece Berat ve Umut vardı.
Metin ve Akif yoktu.
Berat ve Kübra tartışmaya çoktan başlamıştı bile.
Daha fazla onlara bakmayıp Umduma döndüm.

Elim hala onun elindeyken gözlerine baktım.
Bayılmazdım demi?
Bayılmamak için içimden dua ederek konuşmaya başladım.

"Ürkek ceylan değilim. Sadece elin ağzımı kapatırken konuşmayı beceremem. "

Şaşkın bakışları hala elinin üstünde duran elimi buldu. Bakışımı bende ellerimize indirdim.
Ellerim ellerini kenetlenmiyordu. Sadece üstünde duruyordu.
Umarım Umudum bir gün ellerin ellerimde bu koridor da gezeriz.
Hayalimi bolca amin çekip elimi istemeye istemeye elinin üstünden çektim.
Bayılmamak için şarttı.

Kafasını iki yana sallayıp bakışlarını gözlerime çıkardı.

"Ben farkında değildim kusura bakma."

Ne kusuru Umudum. Ellerin dudaklarımda misafir ellerimde evin.

"Farkında olmadığını anladım. "

Elini ensesine götürüp derin nefes aldı.
Dudaklarında ukala bir sırıtış okurken konuştu.

"Ürkek ceylan sın buna itiraz edemezsin. "

Konuyu değiştiriyordu utanmıştı.
Bu hali çok tatlı gelirken konuyu değiştirmesine yardımcı oldum.

"Ürkek ceylan falan değilim."

Ukala sırıtışı genişledi.

"Hımmm bunu ufacık ses duyup çığlığı basan ürkek ceylan mı söylüyor?"

Meydan okumak adına kaşlarımı çattım.

"Boş bulunup istem dışı çıktı. Hem kim olsa aynı tepkiyi verirdi bana özel değil. "

"Sana özel ürkek ceylan."

"Bana ürkek ceylan demeyi kesermisin balık hafıza. "

Kaşlarını çatma sırası ondaydı.
Ah çok yakışıklı.
Merak etmeyin ayaktayım düşmedim.

"Ne yaptım da balık hafıza oldum?"

"Neredeyse 3 yıldır bu sınıftasın ama sınıftakilerin isimlerini bilmiyorsun. "

"Bu balık hafıza olduğuma kanaat göstermez ürkek ceylan."

"Neyi gösterir peki?"

"Sınıftaki hiç kimseyi umursamadığımı."

Meydan okuyan bakışlarım gitti.
Güçlü cesur görünen kız gitti.
Onun yerine hayal kırıklığı gözler geldi. Omuzlarım yenilgiyle düştü.

Benim aksime sesimin güçlü olması için çaba sarf ettim.

"Çok umursamazsın."

Omzunu umursamaz tavırla silkti.

"Öyleyimdir yada sınıftaki hiç kimseyi sevmediğim dendir bu tavrım. "

Hiç kimseyi sevmediğimden.

Yüreğimdeki yangına rağmen umursamaz bakıyordu gözlerim.

"Sınıftakileri neden sevmiyorsun? Onlar sana saygı duyuyor."

Neden salak gibi kurcalıyordum?
Sözlerinin canını yakacağını bildiğim halde neden soruyordum?
Aslında cevabı çok basitti.
Yaralayanın yaralarımı iyileştirmesini bekliyordum.
Acizce.

Merakıma karşı anlamaz gözlerle bakıyordu.
Bende bu dediklerine anlam veremiyordum.
Umudum ben senin sevdiğin kız değil miyim?
Belli etmemek için mi bunca yaralamaların?

"Popülerim diye saygı duyuyorlar. Başka türlü onların umurunda olmam. Sırf okulda konuşulan biriyim diye saygı duyulması önemli olmuyor. Sebepsiz yere sevilmesi gerekiyor ."

Sevmek için sebep aramadım ki güzel gözlüm. Sesin yetti kalbime.

Yazdığı mesaj gözümün önünde canlanıyordu.
Sevmek için sebep aramıyordu.
Kendisininde sebepsiz yere sevilmesini istiyordu.
İstemeden de olsa gülümsedim.
Gülümsememe kaşlarını çatarak baktı.
Belkide fazla salaktım ama bu sözünden Umut canlanmıştı kalbimde.
Beni sebepsiz sev demek istemişti.
Hemde gözlerime bakarak.

"Sebepsiz sevip sebepsiz sevilmek istiyorsun."

Bu sözümle afalladı.
Gözlerinde anlamlandıramadığım duygular oluştu.
Çok derin baktı .
Bende onun gözlerine seni sebepsiz seviyorum Umudum der gibi baktım.
Anladı mı anlamadı mı orası muamma.

"SAÇIMI HEMEN BIRAK BOZUK KAFA HEMEN!"

Birbirimize bakarken Kübranın sinirli sesiyle irkilip ister istemez geri adım attık.
Aynı anda gözlerimizi birbirimizden çekip varlıklarını unuttuğumuz Kübra ve Berata baktık.
Bakar bakmaz gözlerimiz şokla açıldı.

" Oha napıyonuz lan?"

"Yok artık. "

Umutla aynı anda konuşmuştuk.
Ama birbirimize bakmadık. Şuan dikkat çeken biz değildik. Neredeyse birbirinin ağzına girecek derecede yakın olan Kübra ve Beratdı.
Berat Kübranın saçını çekerken Kübra ise Beratın kulağını çekiyordu.
Ve onlar fark etmese de birbirine çok yakındılar.
Bizi de kendi konuşmalarından duymadılar.

"Bağırma lan kulağımı bırak "

"Seni ilk saçımı bırak. "

"Olmaz saçını dürüm yapacağım."

Kübra bu sözün üzerine Beratın kulağını sert biçimde çekti.

"Ahhhhh lan manyak karı bırak kulağımı."

"Harcayacağım bozuk kafa seni."

Umudun yanımda gerildiğini hissediyordum.
Hissimin doğru olmasını sağlayan da kısık sesle küfürler atmasıydı .
Sinirlenmekte çok haklıydı. Eğer biraz daha devam ederlerse bütün okulu buraya toplayacaklardı.
Bu düşünce beni rahatsız ederken konuştum.

"KESİN İKİNİZ DE SESİNİZİ."

Bu kadar çok yüksek çıkma nedeni Umutla aynı anda aynı cümleyi kurmamızdı.
Bakışlarımız kısa süre kesişse de tekrardan dikkatimizi Kübra ve Berata verdik.
Aralarında bakışma yaşandı.
Ne kadar yakın olduklarını yeni fark ediyorlardı.
Birbirinin gözlerine bakıyorlardı.
Tıpkı bizim az önce Umutla bakışmamız gibiydi.
Bu düşüncemle gülümsedim.
İster istemez Kübra ve Beratı birbirine yakıştırmıştım.
Bunu Kübra duyunca beni çok güzel azarlayacaktı o ayrı durumdu .
Düşüncelerimi savurup Kübra ve Berata bakmaya devam ettim.
Kübra gözlerini kırpıştırıp Beratın kulağını serbest bıraktı. Elleri iki yana düştü. Kübranın bu davranışıyla gözlerini arkadaşımdan çekmeyerek saçlarını serbest bıraktı. Onunda elleri iki yana düştü.
Kübra hafif gerileyince yakınlıktan dolayı dudağı ister istemez Beratın yanağına değdi.
Ben bile bu durumdan utanırken Kübra afallayarak aralarındaki mesafeyi açtı.
Berata baktığımda gözlerinin kapalı olduğunu yavaşça açtığını gördüm.
Uvvv ikisi de bu temastan etkilenmişti.
Kantinci Mutazat abi mısır patlatsana yada çekirdek versene. Dememek için kendimi zor tutuyordum.
Film sahnesi seyreder gibi Umutla sessizce seyrediyorduk.
Umutun ne tepki verdiğini merak edince bakışlarımı Umuta çevirdim.
Tabi ki böyle bir durum beklemediğim için bir iki saniye donup kalmıştım.

Anladım ki sadece ben film seyreder gibi seyrediyordum.
Umut onlarla ilgilenmiyordu.
Biran önce iletişimleri bitsede gitsek havasınday dı.
Sırtını duvara yaslamış bir ayağını duvara yaslamış şekilde telefonuyla uğraşıyordu.
Bakışlarımı hissetmiş olacak ki bana baktı. Kısa süre bakışları yüzümü inceleyip ne var dercesine kafasını salladı. Umursamaz haline göz devirip bakışımı kaçırdım.
Umursamaz halini sevmemiştim.
Diyeceksiniz insan sevdiğinin her halini sever diye hayır sevmez. Sevmediği halleri illaki vardır.
Ne kadar severseniz sevin vardır ilerleyen zamanlarda fark edersiniz.
Ama bu kötü birşey değildir. Belkide onunda sizde sevmediği özelliği vardır. Sevmemekten kastım yakıştıramamak. Ve önemli olanda siz yada o birbiriniz için sevmediğiniz huyundan vazgeçip düzelmektir.
Belki Umut bu kadar umursamaz olmasaydı benim hislerimi görme ihtimali yüksek olurdu. Şuan elinde telefon değilde ellerim olur göğsünde başım olur film sahnesi gibi izlerdik. İşte bu yüzden umursamaz halini sevmedim. Çünkü umursamazlığı gözünü kör ediyor.

Saçını düzeltmekte olan Kübranın yanına gittim.

"Dakika bir gol bir . Niye didişiyorsunuz ya."

Kübranın ve Beratın bakışları bende durdu.
İkisi de kendini koruma çabalarına gireceğini anladığımda söylememeleri için elimi kaldırdım.
Bu hareketimle araladıkları dudaklarını tekrar kapattılar.

"Sizin bozuk kafa marul ile başlayan cümlelerinizi tartışmalarınızı çekemeyeceğim. "
Duraksayıp Kübranın koluna girdim.

"Yürü Kübra hocaları başımıza toplanmadan yürü ."

Mız mız çocuklar gibi kolumdan çıkıp kollarını önüne bağladı.
Çiçek oldu.

"Ya bir dinlemiyorsun ki suçlu benmişim gibi infaz ediyorsun."

"Sanki değilsin."

Beratın sesini duyunca sabırla gözümü yumdum.
Günahım neydi de bunların tartışmasını çekecektim. Şimdi güzelce Umudumla yazışmak vardı. Son attığı mesaj aklıma gelince heyacanla gözlerimi açtım .

"Berat tamam daha fazla uzatma zil bir dakikaya çalacak burada görmesinler."

Umutun olaya dahil olmasıyla ona baktım.
Yaslandığı duvardan ayrılmış dik pozisyona gelmişti.
Bakışları bana dönecekken bunu engelleyip Kübranın kolundan çekiştirmeye başladım.

"Kolum kopacak gerizekalı çekiştirme."

Sinirli şekilde Kübraya baktım.
Bakışımla yutkunmak zorunda kaldı.

"Eğer bir kelime daha edersen dilin kopacak."

Hayali fermuar çekip başını salladı.
Bu duruma gülmek istesem de tavrımdan taviz vermeyip yürümeye devam ettim.
Arkamızdan Umutun ve Beratın da geldiğini hissediyorduk.

Birbirimize laf atmadan sınıfa girdik.
Hoca yoktu çıkmıştı veya hiç girmemişti. Herkes kendi halindeydi.
Kübranın önüme geçmesine izin verip sıramıza adımladık.
Kübra bana yavru köpek bakışı atıp köşeye geçti.
Onun bu davranışına kafamı iki yana sallayıp gülümsedim.
Çaktırmadan Umutun sırasına baktım çoktan oturmuş olduklarını gördüm.
Berat Umuta bakıp bir şeyler söylüyordu. Ama o dinliyormuş gibi gözükmüyordu bakışı elinde döndürdüğü telefondaydı.
Benden mesaj bekliyordu.
Bu haline gülümsemeden edemedim.
Ön sıralarına baktım Metin ve Akif yoktu. Nerede olduklarını merak etmiştim. Umursamamayı seçip tam sırama oturacakken buna gerek kalmayıp Kübra benden önce davrandı.
Kolumdan çekmesiyle sert biçimde oturmamla arkadaşıma kötü bir bicimde baktım.
Şirince sırıtıp konuştu.

"Oturmuyor dun oturmayı unuttuğuna dair şüphelerim oluşunca yardım ettim. "

Aklıma telefonumun gelmesiyle ışık hızı geri kalktım.
Arka cebime attığım telefonu korkarak elime aldım.
Koruma camı çatlamıştı. Ekrana bir şey olmamıştı sinirle Kübraya baktım.
Korku dolu gözlerle bana bakıyo du.

"Siktir!"

"Bence de siktir! Gerizekalı daha yeni taktırmıştım ne kadar pahalı haberin var mı."

Telefonum tabi ki iphone değildi. Ama kötü bir markada değildi. Herkesin klasik telefonu olan Samsungtu.Annem veya babam almamıştı onlar alsa bilinmedik daha ucuz marka alırlardı.Dayımın hediyesiydi. Bu zamana kadar korumasız kullanmıştım ama benim ne kadar sakar olduğumu bilen ailem taktırmıştı. Ve ucuz da değildi . Bu pek gerekli olmayan bilgiyi sizlere neden verdiğimi sorgulamaya başlamıştım.

"Evet biliyorum bir cam koruma kılıfına 200 Tl verilir mi diye başımı yemiştin."

Kalktığım yere tekrar oturdum.
Kırılmış ekran korucuya bakıp sinirle konuştum.

"Lan hani bu kırılmazdı ben onların yapacağı işe. "

"Hep onların suçu hiç öyle-"

Sinirli bakmamla sustu.

"Tabi canım senin hiç beni çekmenle suçun yok."

"Sende suçlusun. Bakma bana öyle niye arka cebine koyuyorsun ki?"

"Nereye koysaydım ağzıma mı? Sanki başka cebim varmış gibi konuşuyorsun."

Sözümle omzunu silkti.

"Doğru başka cep yok."

Dudağımı büzüp ağlamaklı şekilde konuştum.

"Gitti paracıklarım. "

Gülmemek için dudaklarını birbirine bastırdı.

"Yarısı da benden gidecek."

Suçlu olmasını istemiyordum.
Alt tarafı bir cam korucuydu demi?
Çokta önemli değildi.
O yüzden gülümseyip konuştum.

"Gitmeyecek böylede kullanırım. "

İtiraz eden biçimde kaşlarını kaldırdı.

"Saçmalama ya."

"Annemgile çaktırmayacağım şimdilik çünkü yeni aldılar para vermezler. Ama sonra hallederim."

"Bak veririm sonuçta benim hatam."

"Kendini suçlu hissetme. Tamam birazcık olabilirsin ama yinede hissetme. Neyse ya bu konu burada kapandı. Çok kötü gözükmüyor zaten."

"Emin misin?"

Güven verircesine gülümsedim.

"Eminim."

İçine sinmese de gülümsememe karşılık verdi. Neden büyük tepki verdin uzattın o zaman salak mısın Dediğinizi duyar gibiyim o yüzden şöyle söyleyeyim. İlk baş üzüldüğümden öyle tepki verdim.Fakat sonra Kübranın üzgün olduğunu görünce bu üzüntüm tuzla buz oldu. Sonuçta hiçbir şey insanın kalbinden önemli değil. Benim için her zaman Kübra öncelikle gelir ve asla bilerek kırmak istemem.

Daha fazla bir şey demeyip sıradaki dersin kitaplarını çıkarmaya başladı.
Bende derin bir nefes alıp Umuttan gelen mesajlara bakmak için telefonu açtım.
Tahmin ettiğim gibi mesaj atmıştı.
Mutlu olmamı sağlayan mesajlara gülümseyip girdim.

İmkansızım; Benim gezegenim olmayı kabul mu ediyorsun?

Yanlış okumuyorum demi ?

Yüz kere okudum hepsinde de aynı sonuca ulaştım gezegenim olmak istiyorsun.

Siktir! Ben bunu yazdıktan sonra engel bekliyordum.

Ama sen hangi gezegen olduğunu soruyorsun.

Sırıtıp duruyorum lan. Seni çok seviyorum gezegenim.

Sen seç güzel gözlüm hangi gezegenim olmayı istiyorsun?

Mesajlarıyla gülümsemem genişledi. Ve bir mesajda gözlerim takılı kaldı. Daha bugün gözlerimin içine bakarak sınıftaki hiç kimseyi sevmiyorum umursamıyorum diyen o değilmiş gibi beni çok sevdiğini söylüyordu. Belli etmemek için öyle dediğini bilsem de canımın acımasına engel olamamıştım. Ama şimdi canımın açısından eser yoktu. Gözlerimin içine baka baka dediği cümleyi içinden gelerek yazdığını hissetmem geçirmişti.
Seviyordu sadece belli etmekten korkuyordu.
O yüzden sizde kızmayın.
Ben şuan çok mutluyum. Sizde mutlu olun.

Ben; Abartma bilinmeyen. Hem daha kesin bir şey söylemedim. Beni hangi gezegen olarak adlandırdığını sordum sadece.

Anında çevrim içi oldu.

İmkansızm ; Önemli olan hangi gezegen olarak adlandırmam değil. Önemli olan beni etrafında kabul etmen.

Ben; Ettiğimi nereden biliyorsun?

İmkansızm ; Çünkü seni tanıyorum. Eğer istemesiydin direk engellerdin.

Ben; Ne kadar tanıyorsun beni bilinmeyen?

İmkansızm ; Bir şey söylemeyem çünkü bu değişir.

Ben ; Nasıl değişir?

İmkansızım ; Ben senin fiziksel özelliğini tanımaktan bahsetmiyorum. Neyi sevip sevdiğini bilmiyorum.

Ben; O zaman beni tanımış olmuyorsun?

İmkansızm ; Bir insanı tanımak fiziksel özelikle sınırlandırılmaz güzel gözlüm. Ben senin kalbini tanıdım.
Ruhunu tanıdım. Bu bana yetti seni sevmeme. Bırak da birazda seni senden dinleyeyim.

Etkilenmiştim. Bu zamana kadar sadece ruhumla ilgilenmiş ti. Şimdi ise beni tamamen tanımak istiyordu.
Eksik parçalarımı bulması için benden yardım istiyordu. Bu garipti.

Ben; Kendimden bahsetmeyi sevmem bilinmeyen.

İmkansızım ; Merak etme gezegenim. Yardım edeceğin çok az yapbozun parçaları kaldı. Kalbini yormayan parçalar kaldı.

Ben ; Kalbimi yoran parçaları buldun mu?

Yazıyor...
Çevrim içi.
Yazıyor...

İmkansızm; Belki evet belkide hayır.

Benim bile bahsetmekten korktuğum yaramı buldun mu Umudum?

Ben ; Bilinmezlik arasında gidip gelme. Net birşey söyle.

İmkansızm ; Unuttun mu ben bilinmeyenim.

Eğer bulduysa senle iyileşmesi için elinden geleni yap olur mu?

Ben; Gerçekten neden bir bilinmeyen yola girdiğimi bilmiyorum.

Yalan biliyorum.
Çünkü bende seni seviyorum. Ve bu net bir şekilde henüz söylemeye hazır değilim.

İmkansızm ; Pişman olma ,gezegenim ol.

Kahkaha atacağım sırada kendimi zor tutum. İy iki de tuttum çünkü sınıfta hoca vardı.
Kübraya baktım uykuya geçiş yapmıştı.
Umuta baktım başını sıraya koymuş uyuyor gibi gözüküyordu ama benle yazışıyordu.
Çantamı önümden alıp bende Umutun aldığı pozisyonu aldım.
Şimdi aynıydık işte.

Ben; Güzel bir slogan.

İmkansızm ; Ne ne hahfafvabsbshjd

Ben ; Slogan bilinmeyen.

İmkansızm ; Gshshjsjshshs

Slogan değil gezegenim sadece güzel bir gerçek.

Ben ; Kesin bir şey söylemediğimin farkındasın demi?

İmkansızm ; Farkındayım ama kabul edeceksin.

Ben; Sebep?

İmkansızm ; Beni tanımak istiyorsun.

Ben; Gezegen olmayı kabul etmem seni tanımakla alakası ney?

İmkansızım ; Ben senin eksik parçalarını bulup çözerken bende senin baştan beni bulup çözmene izin vereceğim.

Ben ; Ne yani kimliğini bana açacak mısın?

İmkansızm ; Sen bulacaksın yavaş yavaş.

Çalıştığım sınava tekrar çalışmak. Bana göre olmasa da senin için tekrardan göz atarım Umudum.

Ben ; Gezegenin olmadan da yapabilirim. Biliyorsun değil mi?

İmkansızım ; Biliyorum ama sende benim yapamayacağımı biliyorsun değil mi?

Açık açık söylemese de sensiz yapamam diyordu .
Heyyy Umut bensiz yapamıyordu. Mutluluktan gözlerim doldu.
Siz sevdiğiniz adamın duygularınıza karşılık vermesi ve sizsiz yapamaması ne demek biliyor musunuz?
Ben de bilmiyordum ama iki gündür biliyorum.
Ve çok güzel duygu. Umarım sizde tadarsınız.

Ben ; Hangi gezegen olduğumu zaman belirlesin.

Yazıyor...
Çevrim içi
Yazıyor...
Son görülme 11 : 20

Çıkmasıyla kaşlarını çatıldı.
Kafamı kaldırıp sırasına baktım.
Kafasını sıradan kaldırmıştı.
Berata bir şeyler söylüyordu heyecanlıydı bu çok belliydi .
Şapşal çocuk ya. Gezegen olmayı kabul etmem onu heyecanladırmıştı.
Gerçi benimde ondan pek farkım olduğu söylenemezdi.
Kalbim hızla atıyordu.
Heytt kalbim uçuyor du.
Gezegenli bir yola girdik hadi hayırlısı.

İmkansızm ; Bi öteki tarafa gittim de geldim.

Gülmemek için kendimi tuttum.

İmkansızm ; Benim gezegenimsin. Düşüncesi bile güzelken şimdi gerçeksin.

Ben; Cıvıtma bilinmeyen sadece şans verdim.

İmkansızm ; Yumurta pişirmiyorum gezegenim sıkıntı yok.

Anlamaz şekilde kaşlarımı çattım.

Ben; Ne ?

İmkansızm ; Yumurta pişirirken cıvık olmamasına dikat edilir ya o anlamda demiştim.

Ben ; Espirimi yapmaya çalışmıştın yani?

İmkansızm ; Yani ama sen boş ver o yazdıklarımı espiri yüzünden soğuma benden.

Bu hallerini bilmiyordum Umudum çünkü bu kadar yakın değildim. Ve ben bu hallerini görmekten gurur duyuyorum. O yüzden soğumak elde değil.

Ben ; Sen iyi misin?

İmkansızm ; İyim sadece heyecandan saçmalıyorum sen takma beni.

Ben; Delisin.

İmkansızm ; Senin delinim gezgenim.

Utandım.

İmkansızm ; Utandın.

Ben ; Hiçte bile.

Yalan.

İmkansızm ; Yalan.

Fark ettiniz mi düşünceleriniz hislerimiz hep aynı.
Biz bir bütünüz.

Ben ; Hoca bakıyor bu kadar yeter.

Aslında bakmıyordu yalandı. Umutta kafasını kaldırıp doğrumu diye bakmış olabilirdi. Umursamadım çünkü şimdi bakmasa bile sonra bakabilirdi. Yakalanma ihtimali olabilirdi. Nede olsa öğretmendi.
Ve 11 yıllık okul hayatımda öğretmenlerin bir dakikası bir dakikasını tutmuyordu. Güven olmazdı.
Sadece yakalanmaktan korktuğum içinde değildi. Utandığım için bir kaçıştı. Utanmamı sağlayan son yazdığı değildi . Her yazdığı kalbimi uçma noktasına getiriyor du. Heyecanımın pot kırılmasına sebep olmasından korkuyordum.
O yüzden şimdilik yeterdi.
Hem fark eder mi bu saatten sonra . Ne de olsa ben onun gezegeniyim. Daha çok yazışacağız.
Bir adım mesaj uzağımda artık.

Imkansızım; İçimdeki his utandığın için kaçtığını söylese de uzatmıyorum. Ne de olsa benim gezegenimsin.

Kalbim çok hızlı atıyordu.
Umarım bir gün bunu gözlerine bakarak söylediğinde ölmezdim.

Ben ; Görüşürüz bilinmeyen.

İmkansızm ; Görüşürüz gezegenim.

Telefonu hızlı atan kalbimin üstüne koydum. Gülümsemem hiç gitmezken gözlerimin mutluluktan parladığını hissettim.
Mutluydum.
Umudun gezegeniydim.
Benim adım Hilal ilk defa yerimi gökyüzüne değil Umudun yanına yakıştırdım. İlk defa dünyaya yakın değil Umuda yakın hissettim.
Hep karanlık gecede parlarken bugün aydınlık ta parladım. Çünkü ben Umudun gezegeni oldum .

Devam edin. Bende sizin gibi hayatımın devamını çok merak ediyorum.
Ve ne olursa olsun bugünü asla unutamayacağım.
Sizde unutmayın mutluluk devam edin.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 144

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıkaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikapsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18