Yanlış Gezegen kitap kapağı

4. bölüm / 15

Yanlış Gezegen

Henüz Başlamamış Bir Aşk

Vaveyla Yazarı: Elif Kitapsever

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 15Şu an: Henüz Başlamamış Bir Aşk

İyi okumalar :)

🌃

"Senin için çok seviniyorum Hilal
sonunda hak ettiğin değerinin sevginin karşılığını buluyorsun. Dediğim gibi hiçbir şey karşılıksız kalmaz bak buda kalmadı."

"Seviyor beni Kübra."

Tebessüm edip elini elimin üstüne koydu.

"Seviyor seni Hilal taş kafa olmadığını gösteriyor."

Söyledikleriyle güldüm .

"Benim sevdiğimi fark etmesede artık taş kafa deme."

"Fark edince bile demeyi bırakmam."

Aklıma gelen düşünceyle panik oldum.

"Kübra profil fotoğrafım oradan fark ederse onu kaydettiğimi falan bilirse."

"Sakin ol profil fotoğrafın o gösterdiğim değil yüzünü gözükmeyen koydum senin için anısı acı olanı koymam . Yüzün gözükmediği için herkese açık yapmıştım. O yüzden kaydedip kaydetmediğini anlayamaz."

Söyledikleriyle rahat nefes çektim.

"Çok teşekkür ederim sen bir tanesin iyi ki varsın."

Deyip sarıldım. Sarılmama karşılık verip konuştu

"Ay valla iyi ki varım ben olmasam ne yapardın."

Görmese de göz devirdim tahmin etmiştir. sırtına vurdum gülmesini işittim.

"Her zaman yanında olacağım. Saçmalasam bile kovma."

Güldüm.

"Kovmam."

Kalbimi hızlandıran mesaj sesiyle geri çekildik.
Telefonu hızla elime aldım.
Kübranın sesini duydum.

"Ben gideyim artık kraliçe Sena başımın etini yemeden evde oluyum. Hem iki aşığı da yalnız bırakayım yarın konuşuruz ."

İki aşık demesiyle hem mutlu olmuş hemde utanmıştım.

"Kübra ya."

"Ne canım arkadaşım."

"Öyle deme."

"Ne demeyim?"

"Biliyorsun sen"

"Yoo bilmiyorum söylesene."

Dalga geçiyordu resmen benle.

"Git Kübra hadi görüşürüz."

"Bugün sen beni kovmalara doyamıyorsun . Ama alınmıyorum merak etme alışkınım nede olsa."

Dediğine gülüp yanağımdan öpüp kapıya yöneldi. Benim ayaklanmamı görünce konuştu.

"Gelmene gerek yok giderim ben hem mesajı bekletme. İki aşık güzelce konuşun."

Tebessüm ettim duydukça kulağa hoş geliyordu. Tek taraflıydı şimdi iki aşık olduk sevmiştim bunu.

"Emin misin?"

"Eminim kapının yolunu biliyorum."

Eksik olmayan tebessümüm genişledi.

"Tamam görüşürüz Kıvırcığım."

Bunu dememle göz devirdi .

"Görüşürüz pullu."

Kapıyı açmasıyla el salladım. Kübra ise öpücük atıp çıktı.
Kapıya bakmayı son verip imkansızım dan gelen 3 mesaja tıkladım. Dememe gerek yok demi yine kalbim uçuyor.

İmkansızım : Eğer dediğini yaparsam herkesten ne farkım kalır.

- Unutma güzel gözlüm ben herkes olmak istemiyorum. Benim ol özelin olayım istiyorum . Hem zorlu yolların sonu mutluluğa çıkar . O yüzden inanıyorum benim yolum sana çıkacak.

-Bir mesajınla bile beni aydınlatmayı başarıyorsun gizlensem bile.

Ah kalbim biraz sakin ol lütfen.

Ben: Boş yere umut vermek istemiyorum anonim.

Saçmaladım farkındayım Umut olana umut vermemek baya saçma.

İmkansızım : Umuta ihtiyacım yok güzel gözlüm . Sadece aydınlatmana ihtiyacım var.

Ben: Nereden biliyim anonim aydınlatmamı isterken aydınlığımı kaybettirmeyip karanlıkta koymayacağını?

İmkansızım : Karanlıkta koymak istesem tek bir ışığımla koca aydınlığının çevresinde gezmem.

Karanlığımla çevrende gezmiyorum. Sana hapsolmasın aydınlığını söndürmesin diye tek ışıkla geziyorum bu yetmez mi?

Şuan çok şaşkındım. Her şeyini bildiğimi sandığım birinin içinden şairin çıkacağını bilmiyordum.

Ben: Ne diyeceğimi bilmiyorum...

Yalan biliyorum Yeter tek gel karanlıkta da kaybolurum diye bağırasım yazasım var.

İmkansızım: Kafan çok karışık biliyorum. Ama sadece verdiğin ışığı geri alma benden.

Ben; Kim olduğunu bilmeden sana yazamam güvenemem. Sende yazma anonim sevginin karşılığını benden bulamazsın.

Sen yazdığıma bakma . Sadece bana yaz umudum. Ben de sevginin karşılığı çok güzel var.
Kısa süre bekledim gördüğü halde cevap yazmadı.
Dediklerimle vazgeçmemiştir demi?
Sevgisi bir mesajımla sönmez demi?
Eğer öyle bir şey olursa kendimi affetmem.
Hadi yaz umudum.
Az önce çevrim içiydi şimdi öylede değil.
Vazgeçmişti.
Salak kafam ne diye yazma demiştim ki?

Ben ; Doğrusu bu kadar kısa sürede vazgeçeceğini tahmin etmemiştim. Ama vazgeçmekte haklısın iyi yaptın anonim. Sevgine karşılık bul o karşılık bende olmaz.

Gözlerim dolmuştu. Bu kadar mıydı sevinçten dolduğu? Ama çok kısa sürmüştü.
Ağlamamak için elimle yelpaze yaptım kendime.
Telefona bakmayıp yatağa koydum.
En iyi terapim olan yastığımı alıp sarıldım.

Ben ondan vazgeçmezken o tek sözümle vazgeçiyordu.
Bu kadar azmıydı sevgin?
Oysa sen Umutsun pes etmemen gerekmiz mi?

"Ne bekliyordum ki zate-"

Sözümü tamamlama izin vermeyen yatağın titremesiydi.
Telefonunu yatağa koyarken yanlışlıkla titreşime almış olmalıydım. Çünkü titredi. Telefon titredi benim kalbim titredi .
Hızlı şekilde telefona bakmak istedim ve olan oldu.

"Ahhhhh."

Ne olacak kendimi yerde buldum.
Salak kafam yastığı gözünün önünden çekmeden nereye kalktığını sanıyordun.
Ağrıyan kolumu ovuşturdum.
Tam yattığım yerden yatağın ucunda olan telefona doğru sürünürken aniden kapının hızlı şekilde açılmasıyla yere kapaklandım.
Bu sefer burnumu vurmuştum.

"Bi bu eksikti ya ahhh."

"Koş şevket kızımız sakat kalmış sürünüyor."

Annemin sesiyle acıyan burnumu tutarak kapıda dikilen bana endişeyle bakan anneme baktım.

"Ne sakat kalması ya?"

Ben deliymişim gibi bakış attı .

"Niye sürünüyorsun o zaman?"

Tam cevap verecekken yeni fark ettiğim babam benim yerime sözü aldı.

"Niye olacak ders çalışmadığından'dır."

Annemde kafasıyla onayladı.

"Yok artık ya."

"Ne yok artık ders çalışmazsan böyle sürünürsün."

"Yuh ama ya ölsem ders çalışmadı da öldü diyeceksiniz."

Annem ve babam aynı anda tövbe dediler.

"O ne biçim laf kız?"

"Düştüm yataktan kalkamadım onu bile derse bağladınız. Sizin laf nasılsa benimde öyle. "

"Dilde papuc gibi kalk kız yerden. "

Dudağımı büzüp konuştum.

"Kolum ağrıyor."

Annem başını iki yana sallayarak odamdan çıktı. Babam ise yanıma gelmeye başladı.
Elimi tutup kalkmama yardımcı olurken beklenmedik birşey oldu.
Telefonum tekrardan titredi ve babamın bakışı telefonuma kaydı.
İkimizin bakışı da telefonumdaydı.
Kolumda ki ağrıyı unutup hızla kalktım.
Paniğimle bu sefer babamın bakışları bende durdu.

Ama hayır ya ölmek için daha çok gencim daha imkansızıma kavuşamadım.
Baban sizi diğer dünyada kavuşturacak merak etme diyorsunuz demi?
Maalesef bende öyle düşünüyorum.
Ve ikinci kez titremesiyle bu kesinleşti.
Odamda ölüm sessizliği vardı.
Terliyordum.
Ve bu çok normaldi .
Babam telefonuma bakarsa biterdim.
Çünkü imkansızım diye kayıtlıydı.
Ve o kim diye bana sorardı.
Allahım sana geliyorum.

"Kimden geliyor mesaj?"

Beklediğim soru erken geldi.

Hayatımın anlamı desem ecelim çıkardı bu odadan.

"K kübradandır."

Allahım al canımı.
Bitsin bu işkence.
Daha fazla baba ben yalan söylüyorum sinyalleri veremezdim.
Resmen kekelemiştim.
Babamın bakışları iyice şüpheli hale geldi.

"Daha yeni gitmiş ne yazmış olabilir?"

Bakışları altında küçülüyordum.
Eğer bu yalanımı kekeleyerek söylersem kesinlikle biterdim.
O yüzden inandırıcı şekilde söylemem gerekti.
Yalan söylemekten nefret eden ben her seferinde eline yüzüne bulaştıran ben bunu nasıl başaracaktım?
Bilmiyordum ama ölmemek istiyorsam mecburdum.

Elimi enseme götürüp kaşırken konuştum.

"Ders notlarını atacaktı."

Kekelemeden söylemeyi başarmıştım.
Daha fazla bir şey sormaması için dua ediyordum.
Şüpheli gözlerle beni süzüp koluma baktı.

"Kolun ağrımıyormuydu senin?"

Kendimi sorguda gibi hissediyordum.

"Acıyor."

"Niye hareket ettirdin mesaj gelir gelmez?"

Acayip strese girmiştim ve her an her şeyi elime yüzüme bulaştıra bilirdim.
O potansiyel bende var çünkü!

"Kim ben mi? Yok ya ne alakası var. Sadece çıkıp çıkmadığını kontrol etmek için hareket ettirdim. Yani telefonla ne alası var."

Babam tam bir şey demek için ağzını açmıştı ki annemin gelmesiyle geri kapattı.
Biraz olsun rahatlamıştım.
Annem bendeki değişikliği fark etmiş olacak ki kaşını çattı.
Bir şey demesine izin vermeden konuştum.

"Krem mi getirdin canım annem bana? Çok iyi yaptın hemen süreyim."

Annemin elindeki kremi alıp kabından hızlı şekilde çıkardım.
Kremin kabını telefonumun üzerine attım.
Bakışları üzerimde hiss ediyordum.
Biran önce gitmeleri gerekti.
Çünkü yaptığım saçma hareket mesajın geldiğinde titremesini engellemeyecekti.

O yüzden şirince gülümsemeye çalıştım.

"Merak etmeyin iyim ben. Kremi sürüyüm bir şeyim kalmaz. Ders çalışacağım zaten."

Annem bana şüpheli şekilde bakarken bakışımı kaçırıp koluma krem sürmeye başladım.
İçimden dua etmeyi eksik etmiyordum.
Kısa süre sonra annemle babamın bana dikkatli bakışlarından sonra annemin sesini duydum.

"Madem iyisin öyle olsun biz çıkalım sende güzelce çalış."

Bu sözün verdiği rahatlamayla kaç dakikadır tuttuğumu bilmediğim nefesi verdim.

Başımı olumlu anlamda sallayıp ikisinin yanağından öptüm.
Bu davranışımla bana gülümseyip onlar da öptüler.

"Yazı yazmak için çok zorlama kolunu."

"Tamam baba."

Babam son kez şüpheli gözlerle telefonuma bakıp kapıya yöneldi.
Annem ise normal şekilde bakıp kapıya yöneldi.
Umutu kaydettiğim imkansızım yazısını değiştirmek ilk işim olacaktı.
Tam kapıdan adımlarını atmışlardı ki tekrardan telefonumun titremesiyke adımları durdu.

İmkansızım sen bugün beni öldürtmeye yemin mi ettin?!
Eğer öyleyse başarmak üzeresin.
Babamın şüpheli bakışları altında telefonumu elime aldım.

"Baya dersin var galiba."

Babamın sorusuyla başımı olumlu anlamda salladım.

"Kübra not tutmasını sevmez ama bu sefer baya tutmuş olmalı."

"Evet baba bu derse önem verdi o yüzden."

"Hangi ders bu."

"Matematik baba"

Ben bile söylediğim dersle şaşırdım. Annem ve babamda uzaylı görmüş gibi bana bakıyordu.
Haklılardı ben kim matematik çalışmak kim?

"Kızlarımız ilk defa matematiğe önem veriyor not tutuyorlar hayra alamet değil. "

Evet matematiği sevmiyor olabilirdim. Ama not tutmayı aksatmazdım. Bu yüzden abartmasına göz devirmek istesem de yapamadım. Stres altında bu mümkün olmuyordu.

"İyi çalışın bakalım."

Daha fazla bir şey demeden babam odamdan çıktı annemde arkasından çıktı.
Ama tabi ki de kapımı tam kapatmadılar!

Tuttuğum nefesi verdim. Elimle yüzüme yelpaze yaptım.
Bugün ki stresim bedenime fazlaydı.
Aile korkusu her şeye bedel.
Yatağıma oturmadan kapatmadıkları kapımı söylenerek kapattım.
Ve beni zor duruma sokan imkansızımın mesajını okumak için oturdum.

"Umarım bu yaşadıklarıma değen bir şey atmışındır."

Mırıldanıp mesajı açtım.

İmkansızım ; Senden vazgeçmek mi?

- Sen huzurdan vazgeçip kendini bilerek ateşe atar mısın?

- Yapamazsın. Bende yapamam huzurumu bırakamam isteme benden bunu.

- Sen benim huzurum sun gerisi önemli değil.

Pişttt ben öldüm.
Öhömm öhömmm gittim ben.
Dın dın kalbim atmayı bıraktı.
Heyttt ben yokum atmıyor kalbim .

Siz ne durumdasınız?
Farz edin ki bu mesaj size geldi ne yapardınız?

Kalp krizi geçirdiniz demi?
Şuan benim de geçireceğim gibi.
Ama ilk mesaj atıp da geçireyim demi?
Bence de çok mantıklı.
Bir elimi kalbime koyup, diğer elimle tuşlara dokundum.

Ben; Huzurum derken bilinmeyen?

Salağa yattım biliyorum. Ama gerçekten ne diyeceğimi bilemiyordum.
Hem bana kızıyorsunuz da siz ne yazardınız ki?
Telefonumm titredi imkansızımdan mesaj geldi.
Hızlıca açtım.

İmkansızım ; Benim huzurum sensin güzel gözlüm.

Benimde katilim sen olacaksın.

Ben; Ben seni tanımazken, sen bana nasıl bu kadar bağlandın bilinmeyen?

İmkansızım ; Sevmek için sebep aramadım ki güzel gözlüm sesin yetti kalbime.

Ne yazacağımı bilmezken tekrardan telefonum elimde titredi.

İmkansızım ; Şimdi bir şey yazma , kafan karıştı biliyorum. Sadece senden tek isteğim bir şans vermen.

Ben; Ya pişman olursam

İmkansızım ; Ben seni sevdiğime hiçbir zaman pişman olmadım ve olmayacağım. Sende olmayacaksın güzel gözlüm.

- Eğer şans vermezsen uzaktan sevmeye devam edeceğim.

Sen ne zamandır ruhum duymadan uzaktan sevdin? Seni bilmem ama ben 2 yıldır uzaktan sevdim.
Biraz da yakından sevmeyi tatmak istiyorum.

Ben; Tamam.

İmkansızım ; Neye tamam? Uzaktan yakından ?

Gülümsedim.

Ben; Şans verdim bilinmeyen. Yakın ve uzağın benle alakası yok. Sen bana hep uzaksın.

Yalan...

İmkansızım ; Oha sen şansmı verdin bana?

Ben; Evet.

İmkansızım ; Rüyada mıyım?

Galiba rüyadayız...

Ben; Hayır bilinmeyen.

İmkansızım ; Siktir. Sen bana şans verdin.

Ben; ' Göz deviren emoji ' istersen vermeyeyim bilinmeyen geri alıyım.

İmkansızım ; Hayurrrrr!

Sakin ol Umudum aldığım yok. Niyetimde yok hayallerim gerçekleşirken böyle salaklık yapmam.

Ben ; Kendine geldin galiba.

İmkansızım ; Ben kendime hiç gelmedim hep sendeyim.

Yanaklarım kızarıyor kalp atışlarım level atlıyordu.

Ben; Bilinmeyen eğer böyle şeyler yazmaya devam edersen engellerim.

Engellemem tabi ki adın gibi ezberlediğim numaranı.

İmkansızım ; Tamam sakin güzel gözlüm.

- İçimden geçenleri söylememek zor olacak ama yapmamaya dikkat ederim yeter ki engelleme.

Allahım şaka gibi tamam diyor ama hâlâ güzel gözlüm yazıyor.
Onuda yazma be adam kalbim uçuyor.

Ben; Niyeyse hiç sözünü tutacaksın gibi gelmedi. Yazdığın kelime de bunu destekliyor.

İmkansızım ; Seninle konuşunca şair oluyorum. Soğuk olan ben seninle sımsıcak oluyorum. Beni şair sıcak birine dönüştürüyor sun. Kötü şeyler senle yazışırken tuz buz oluyor. Bunları sen bana yaşatıyorsun benim suçum yok.

Ben ; Niye seni engellemek yerine konuşuyorum?

İmkansızım ; Çekiyorumdur seni.

O kesindi söylemene gerek yoktu .

Ben; He canım kesin ondan .

İmkansızım ; Kızım yavaş gel ilk mesajlaşma da , ilk günden kalpten götürme.

Sen bana yaparken iyi ama.

Ben; Cıvıtma bilinmeyen.

İmkansızım ; Ben cıvıtmam güzel gözlüm. Her zaman ciddiyimdir.

Bu doğru .

Ben; Kimsin sen?

İmkansızım ; Bunu ilk baş sorman gerekmiyor muydu?

Ben ; Evet ama genellikle ilk baş sorduklarında söylemiyorlardı.

İmkansızım ; Lan bir dakika sana başka yazan damı var kimden biliyorsun?

Kıskandı mı o?

Ben; Sanane.

İmkansızım ; Ne demek sanane? Var mı? Yok mu?

Ben; Olup olmaması seni ilgilendirmiyor bilinmeyen.

İmkansızım ; Doğru karışamam nede olsa sadece uzaktan seven biriyim. Sevgilin değilim.

Kırılmıştı. Ama en yakında sevgilim olacaksın bunu bilmesen de olur. Bilmeden beni kırdıklarına sayarsın bunu da.

Ben; Tanımıyorum seni keşke karşıma çıkıp söylesen. Yoksa böyle kırılmaya devam edersin bilinmeyen.

İmkansızım ; Önemli değil güzel gözlüm. Ben olduğum sürece seni birinin sevmesine izin vermeyeceğim.

Ben ; Ya ben birini seviyorsam?
(Görüldü )

Görüldü atmıştı .
Çevrim içi olduğu halde yazmıyor du.
Birini sevip sevmediğimi düşünüyor ve o buna acı veriyor du.
Hissetmiştim.
Tıpkı benim okulda acı çektiğim gibi acı çekiyordu.
Tuhaf olanda onun acısını kalbim de hissetmem.
Bir sözün daha doğruluğunu tattım.
İnsan sevdiği kişiyle beraber acı çeker.
Evet çekiyordu.

Düşüncelerime dalmışken yazıyor yazısıyla çıktım.
Yazıyordu...
Kısa sürede mesaj ekranıma düştü.

İmkansızım ; Gelemeden giderim o zaman.

Bu cümle de acıyı tek ben hissetmiş olamam demi?

Ben; Hemen vazgeçersin yani?

İmkansızım ; Mutluluğun için geçerim. Daha doğrusu zorunda kalırım.

Benim gibi.
Duygularımız aynıydı.
Bende bugün vazgeçmek istemiştim.
Daha doğrusu zorunda kalmıştım.

Ben; Benim mutluluğum için kendi mutsuzluğunu seçiyorsun herkes yapmaz bilinmeyen. Ayırmaya çalışır.

İmkansızım ; Herkes yapmaz çünkü aşık değildir. Ayıramam ben güzel gözünden yaş düşüremem.

Hızlanması bir an bile azalmayan kalbim bu cümlesiyle artışa geçti .
Bana aşık düşüncesi içimde kelebekler oluşturuyordu.
Yüzümde gülümseme bir an bile azalmıyordu.

Aşıktım, aşıktı, aşıktık. Var mı daha ötesi?

İmkansızım ; Şimdi sana soru soracağım . O zaman anlayacağım her şeyi. Güzel gözünden yaş düşürmek istemediğim bende düşürecek misin işte orası malum.

Ne soracağını tahmin ediyordum yazmasını bekledim.

- Sevdiğin var mı?

Var yazsam kavuşamadan biterdi.
Onu sevdiğimden habersiz bitirirdi.
O yüzden kavuşacağımız gün söyleyecektim.
Şimdi ise farklı şey.

Ben ; Yok ama olmayacağı anlamına gelmez bilinmeyen.

İmkansızım ; Benim olmayacağım anlamına da gelmez güzel gözlüm.

Orasında ne şüphe zaten.

Ben; Kim olduğunu söylemeyeceksin demi?

İmkansızım ; Tecrübelisin sormamalısın.

Ben; Bari ismini, aynı okulda mıyız, kaça gidiyorsun, yaşın kaç ? Onları söylesen .

İmkansızım ; Zaten onları söylemek demek kim olduğumu söylemek demek.

Ben; Çok zekisin.

İmkansızım ; Herkes söylüyordu ama sevdiğim kızın söylemesi daha farklı his.

Ben; Kendinle ilgili hiç bilgi vermicekmsiin?

İmkansızım ; Konuyu değiştirdin. Utanıyorsun demi?

Ben; Engel istiyorsun demi?

İmkansızım ; Hayır güzel gözlüm.

Ben; O zaman kaşınma bilinmeyen.

İmkansızım ; Sen nasıl istersen öyle olsun. Daha fazla utanma.

Utanma deyince daha fazla utanıyorum be adam. Deme böyle şeyler.

Ben; Daha fazla uzatma bilinmeyen.

İmkansızım ; :) tamam. Ne kadar senle konuşmak istesem de sıkmak istemiyorum. Nede olsa bana bir şans verdin. Artık her dk yazarım.

Yaz be umudum.

Ben; Umarım yüz verdim diye astarını çıkarmaz sın.

İmkansızım ; Teksilci değilim güzel gözlüm. Anlamam bu işlerle.

Ben; Esprimi yaptın?

İmkansızım ; Hayır.

Ben; İyi.

İmkansızım ; Trip mi yedim?

Ben; Hayır.

İmkansızım ; İyi.

Görüldü atıp çıkmıştım. Daha fazla ilk günden bokunu çıkarmamak gerek.
Küfür için pardon.
Aman onu bunu boş verin heyttt ben mutluydum.

" MUTLUYUM ."

Hangi ara kalkıp etrafımda döndüğümü bilmezken kapımın açılmasıyla sendeleyerek durdum.
Başımın dönmesiyle iki kişi gördüğüm annem de bakışlarım durdu.

"Ne deli danalar gibi dönüyorsun kız."

Kaşlarımı çattım.

"Dananın damı delisi var?"

Daha net görmeye başladığım annemde kaşlarını çattı.

"O soru nereden çıktı kız ?"

"Piyangodan" duraksayıp devam ettim.
"Nereden çıkacak anne sen dedin ya?"

"Dalgamı geçiyorsun kız annenle? Ben falan demedim."

"Ben geçmiyorum da bence sen geçiyorsun. "

"Dalga denizde olur akıllı kızım."

Şaka gibi ya annem bile espiri yapmıştı.

Elimi boğazıma götürüp boğuluyormuş gibi yaptım.
Annem panikle yanıma geldi.
Endişeli sesini duymuştum.

"Hilal ne oluyor boğuluyorsun mu?"

Elimi boğazımdan çekip anneme baktım.

"Deniz mi var ki boğulacağım anne? Espirinden zehirleniyorum."

Bunu dememle kafama geçirmesi bir oldu.
Ama o kafa bana lazım ya, vura vura salak edecekler!

"Allah canını almasın kız bende bir şey oluyor sandım. Ödüm şeyime karıştı. "

Terbiyeli annem sinirliyken bile kötü cümle söylememeye dikkat ediyor.
Var mı sizin böyle anneniz?

Sinirle bana bakan annemin yanağını sıkıp sarıldım.

"İyiyim ben bu espiri küçüktü zehirlenmedim."

"Deli kız."
Gülümsedim

Kısa süre sarıldıktan sonra geri çekildim.
Annem bana bakıp kafasını iki yana sallayıp odamdan çıkmaya yeltendi.
Ama anın da geri bana döndü.
Aklına bir şey gelmiş olmalıydı.
Annem ağzını açamadan hemen ben konuştum.

"Ders çalışıyorum valla. Hiçbir şey yapamam."

Allahım valla dediğim için çarpılmayayım lütfen.

Dediklerime göz devirdi.

"Ders çalışırken de maaşallah baya mutlusun ."

Şirince sırıttım.

"Evet öyleyim. Ders çalışmak çok güzel bir şey mutluluk veriyor insana."

Çarpılmamak için dua var mıydı?

Annem inanamaz gözlerle baktı.

"Sende kafa falan kalmamış bunun başka açıklaması olamaz . Dışarı çık hem hava alırsın kafana oksijen gider hemde marketten mama alırsın."

Beni övmesine hiç kafayı takmadım.
Nede olsa her gün beni över canım annem!

"Ne maması ya?"

"Tüylünün maması , kedi maması evladım kaç çeşit mama var?"

"Niye bebek maması da var. "

Anlamlandıramadığım çok duygu barındıran bir bakış attı.

"Evde bebek mi var gerizekalı kızım?"

Bugünde baya içinde sevgi sözcükleri dolmuş canım annem!

"Yok ama eğer benden habersiz kardeşim olduysa bilemem."

"Ay Allahım sana geliyorum. Hangi günahımın bedeli bu?"

"Beni çok seviyorsun canım annem gözlerinden okuyorum. Bunu dışarı yansıtmana hiç gerek yok."

"Şimdi seni seveceğim göreceğin ha. Beni daha fazla delirtmeden git kedi maması al"

Kedi mamasının üstüne basa basa söylemişti.
İyi ki de öyle yaptı yoksa bende bebek maması alacaktım!

"Daha geçen gün almadık mı ?"

"Senin gibi obur olduğu ve çok yemek yediği için yetişmiyor."

Bir dakika ya bana şişko mu demişti?

"Ben şişko muyum?"

"Değilsin sadede çok yiyorsun ağzın boş durmuyor. Allahtan o yemeye kilo almıyorsun."

"Bir kere ben çok yemiyorum sadece çabuk acıkıyorum o yüzden atıştırıyorum.

"O senin atıştırdıklarınla bir kişi doyar."

"Çok yemiyorum ben midem büyük benim"

"İyi öyle olsun bakalım zaten yediklerinde gözümüz yok. Sadece çok abur cubur yiyorsun dikkat et."

"Bana ne istediğimi yerim ben yiyeceğim de."

"Ye kızım ye."

Zaten yiyeceğim yeme dese de yerim.

"Yerim."

"Her neyse uzatma git artık markete hava kararacak şimdi."

Şişko dedi bana yemeyeceğim ay pardon gitmeyeceğim.

"Gitmeyeceğim başkası gitsin."

"Kim gitsin yavrum baban mı ben mi?"

"Bilmem siz bilirsiniz."

"Saçma saçma konuşma kız. Baban yorgun işten geldi. Sen varken benim gitmem saçma olur."

"Offfffffff...."

"Oflayıp oflayıp durma kız."

Buradan dönüşün olmadığını bilsem de son kozumu oynadım .

"Kolum acıyor ."

Bende yedim bakışı atarken konuştu.

"Kollarını iki yana açmış dönen kız mı bunları söylüyor?"

Yeniliyordum var mı kozunuz?

"Ama bu acımadığı için gerçeğini değiştirmez."

"Benimde yemediğim gerçeğini değiştirmez. Maşallah sapasağlamsın bir şeyin yok."

Omuzlarım yenilgiyle düştü.

"İlla gideceğim demi?"

Zafer gülümsemesiyle başını salladı.

"Of ya."

"Bu kadar mızıkçılık yeter hadi git gayri."

Annesine karşı yenilmeyen varmıydı ki?

"Çık da giyineyimde gideyim gayri."

"Afferim böyle yola gel gayri."

En gıcık bakışlarımı attım.
Görmezlikten gelip kapıya yöneldi.
Çıkarken bana baktı son kez acıması göndermemesi için gözüne baktım. Ama tabi ki oralı olmayıp arkasını dönüp gitti.

Eriniyordummm gitmeye.
Ama Annem 1 Hilal 0 olarak son bulmuştu.

Ayaklarımı süre süre aynanın önüne geçip kendime baktım. Fena gözükmüyordum.
Altımda taytım vardı hava soğuk olduğu için de siyah pandalı tatliş sweat im vardı. Kötü gözükmüyordu
Bi saçım dağınık tı.
Topuz olan saçımı açtım. Omuzlarima dökülmesini sağladım.
Komidinimin üstündeki parfümü mü alıp sıktım.
En önemli olan telefonumu alıp, istemeye istemeye odamdan çıktım.

Çıkar çıkmaz aralıkta kedimle karşılaştım.
Hiç şaşırmadım burada olduğuna.
Neden mi? Aralıktaki halımızın deseni balıklı.
Benim akıllı kedim de onları yiyeceğini sandığı için cebeleşiyor.

Aklıma bugün kedimden özür dilemem gerektiği geldi.
Kapıda daha fazla dikilmeyip yanına ilerledim.
Beni görmesiyle halının üstünden çekilip yanıma gelip miyavlamaya başladı.



Tebessüm edip yanına çömelip okşamaya başladım.
Okşar okşamaz kucağıma yanaştı.

"Ay sen beni özledin mi bakalım?"

Miyavlayınca güldüm.

"Bunu evet olarak sayıyorum. Bende seni çok özledim. Ve bugün korktuğum için özür diliyorum. Neyse mutluluğuma sayarsın."

Elimi yalamasıyla kahkaha attım .

"Özrüm kabul edildi sanırım tüylü şehzadeleri."

Tüylü şehzadeleri dememle benden uzaklaştı.
Bende dediğim şeyle yüzümü buruşturdum.

"Haklısın bu olmadı."

Tüylü şehzadesi neydi be kendimden soğudum.

"Mama alırsam affedersin demi?"

Mama dememle bana bakıp miyavladı.

Gülüp "Obur." diye mırıldandım.

Kedime öpücük atıp kapıya yöneldim.
Hava çok soğuk olmadığı için ceket almadım üstüme.
Ayakkabıyı giyme yönelirken telefonu arka cebimden alıp ayakkabılığın üstüne koydum.
Telefon önemli!

"Anneeeeee para verrr."

"Bende ne zaman diyecek diye bekliyordum. Ne vardı bugünde kendi parandan harcasaydın. "

Ayakkabımın bağcığını bağlarken anneme dönmeden konuştum.

"Olmaz benim paralarım kıymetli. Hem biriktiriyorum ben."

"Sanki biz saçıyoruz."

Ayakkabımı bağladıktan sonra saçımı savurup anneme döndüm.
Saçım yüzüne değmiş olacakki yüzünü buruşturdu.

"Çok konuşma sultanım para ver ."

Derin nefes alıp 100 tl uzattı. Gözlerimden kalpler uçuşurken konuştu.

"Bozuk yok hepsini harcama sadece kedi maması al."

Uslu çocuk gibi başımı sallayıp elinden parayı çektim.
Annem vermekte hata yaptım bakışıyla bana bakmaya başladı.

"Tabi sadece kedi maması alacağım. Abur cubur hiç almayacağım."

Annem suratına ağlamaklı hal yerleşti.

"Allahım gitti para."

Bir şey dememe izin vermeyip yüzüme kapattı . Daha doğrusu ceylan oldu da çarptı. Annem yoksa niye kapıyı yüzüme çarpsın demi?
Çarpmaz tabi.

Omuz silkip elimdeki 100 tlye baktım gözümde abur cuburlar uçuştu.
Parayı cebime sokup asansöre adım atmaya başladım.
Ama iki adım attım sadece. Tekrar dan jet hızıyla geri döndüm.
Az daha telefonu ayakkabılığın üstünde unutuyordum.
Ah salak kafam!
100 tl kaptık derken telefondan oluyorduk.
Telefonu elime alıp kalbime bastım.
Evet şimdi gidebilirdim.
Tekrardan asansöre yöneldim.
Asansörün ikisininde 12.katta tutulduğunu görünce sinirlendim.

"İkisini niye aynı kata çağırırsınız ki? Biri neyinize yetmiyor?"

Asansörün kapısına tekme atıp merdivenlere yöneldim.
Ayağım acıdı!
5 kat inecektim şimdi aman aman.
Hiç bana garip garip bakmayın. Ben bir kere çok erincek kişiyim.
Şuan merdivenlerden indiğime şükredin.
İyi günümde olmasam geri eve girer yada merdiven basamağında oturup asansörün gelmesini beklerdim.
Ama şimdi merdivenden iniyorum.
Bence de baya iyi günümdeyim.

3 kat çok iyi inmiştim ama son 2 kat kala nefes nefese kaldım.
Hamlamışım yahu. Her gün asansörden inersem böyle olur işte.
Ay ne çok nazlandım .
Seni hiç kimse yıkamaz hadi Hilal tabanlara kuvvet!

🚀🚀🚀🚀🚀🚀🚀🚀🚀🚀🚀🚀🚀🚀
Galiba çok gaza gelmiştim .
Bunun en büyük örneği de 15 dakikalık marketi 7,5 dakika da gelmiş olmam.
Nefes nefese marketin kapısını açtım.
Millet bana garip garip bakıyordu.
Ne bakıyorsunuz? Sanki hiç yorulmuş insan , saçı başı dağılmış insan görmediniz. Bakın ayı görmüş gibi demek istesem de baya yorulduğum için ağzımı bile açacak enerji bulamadım.

Kapının kolunu bırakıp kendimi içeri attım.
Bana bakan insanlara bende ters bakış atıp önüme gelen saçları düzeltmeye başladım.
Bir yandan da kendi kendime söyleniyordum.

"Ne diye asansörü beklemeyip merdivenlerden inersin ki? Bide yetmezmiş gibi hızlı hızlı inip yolları yürürsün neyine güvendin acaba?"

Saçımı düzeltmeyi bırakıp sepet ve kedi maması arıyordum.
Ama yoktu koskoca markette.
Kedi maması ve sepet bulamamın verdiği sinirle bağırdım.

"Nerede ya?"

"Ne nerede küçük hanım?"

Yanıma hangi ara geldiğini bilmediğim çalışanla yerimden sıçradım.
Korkudan kapattığım gözümü yavaşça açtım. Tam korkmama yol açtığı için kızacakken bana dediği cümle aklıma geldi
Bana küçük hanımmı demişti demi o?
Bir kere ben küçük değilim tamam mı?
1 sene sonra 18 yaşına girecektim .
Hem kendisi de büyük sayılmazdı. Lise öğrencisi tipi vardı. Boyunun büyük olması yaşını büyük yapmazdı.
Anca 18 yaşında gibi duruyordu.
Düşüncelerimin verdiği sinirle konuştum.

"Zıkkımın dibi deve bey."

Bunu dememle kahkaha atması ve insanların bize bakmasını sağlaması bir oldu.

Daha fazla rezil olmamak adına deve beyi takmayıp derebeylik gibi oldu bu arada. Her neyse konuyu sapmayayım zaten tarihi de sevmem derebeyi de sevmedim. Pardon dilim süğüştü deve bey olacaktı.
Her ne haltsa işte onu orada bırakıp kedi mamasına bakınmaya başladım.

Arkamda adım sesi duyuyordum. Kim olduğunu azda olsa tahmin ediyordum.

Ve tahmin ettiğim sesi duydum.
"Ne arıyorsan söyleyebilirsin yardımcı olabilirim."

Arkamı dönmeden cevap verdim.
"Huzuru."

"Huzur kuru yemiş değil burası küçük hanım yanlış yerdesin."

Dalgamı geçiyordu o?
Sinirle arkamı döndüm .
Elleri cebinde ukala sırıtışla aramızda az mesafeyle bana bakıyordu.

"Belanı mı arıyorsun sen?"

Kafasını iki yana salladı.

"Belalım malesef ."

"Belalını falan bilmem ama ben senin katilin olacağım."

Sırıtışı daha çok genişledi.

"Ne yapabilirsin küçük hanım?"

Hakikaten 1 65 boyunda olan ben 1.80 boyundaki adama ne yapabilirdim?
Aslında cevabı çok basit.
Hiçbir halt.
Hilal bas git kızım buradan topukla. Valla deveye ham olursun burada.
Kendi kendime verdiğim öneriyle arkamı döndüm.
Ben döndüm dönmesine de o hala peşimi bırakmıyordu.
Bir sal ama kardeşim ya.
Hiçbir halt yapamam. Bunu bilip peşimde dolanma.

Kısa sürede yanımda bitti.

"Eeee ne aradığını söylemedin."

"Sabır ." diye mırıldandım ama farklı anlaşıldı.

"Sabun mu?"

Allahım sana geliyorum.

Ters biçimde baktım.

"Çalışan mısın?"

Sorumla güldü. Ne çok gülüyor ya ağzına çakacağım bir tane ömür boyu gülemeyecek.

"Hayır."

"O zaman neden peşimde dolanıyorsun gitsene."

"Müşteriyle ilgilenmeyi severim."

Yürümeyi kesip durdum benim durmam la oda durdu.
Bunun boyu ne kadar uzundu ya?

"Burayla bağlantın ne senin?"

"Özel."

"Sanki devlet sırrı sorduk."

Yine güldü.
Evet merdiven getirin ağzına çakacağım bir tane!

"Rahat bırak beni deve bey."

"Deve bey çok iyi yaratıcısın küçük hanım."

"Yaratmak kelimesi sadece Allaha mahsus."

Ellerini teslim oluyor biçimde kaldırdı.
Adamın elleri bile büyük lan.
Bana bir tane çaksa yere sinek gibi yapışırım.

"Söz yok."

"Çok şükür."

Bir şey demesini engelleyip yanından hızla uzaklaşmaya başladım.
Eğer birazdaha dursaydim hiç iyi şeyler olmayacaktı.
Arkamda ayak sesi duymayınca rahatladım.
Pes etmişti.
Çok şükür.
Biran önce eve gidip imkansızımdan mesaj beklemek istiyordum.
Gereksizlerle vakit geçirmek değil.
Bunun için kedi maması bulmam lazım hemen .

"Pis pis kedicik neredesin?"

Mırıldanmamla yanından geçtiğim teyze bana baktı.
Ne var teyze kedi maması arıyorum.
Evet kedi mamasını pis pis diye çağırıyorum.
Nede olsa kediyi böyle çağırınca geliyor.
Kedi maması da kediyle bağdaş olduğu için belki kedi dili çözer işi.
Biliyorum çok zekiyim söylemenize gerek yok.

Düşüncelerime gözüme kedi maması ilişmesiyle son buldu.
Evet çözümüm işe yaradı.
Ama sıkıntı var.
Hayat acaba bugün boyumla daha fazla ne kadar vuracaksın.
Tamam kabul ediyorum annemin getirdiği sütü hep kediye içirdim .
Yoğurt yemedim.
Basketbol oynamayı beceremedeğim için oynamadım.
Ammenah hatalıyım ama bu kadar da vurulmaz ya.
Bir deve bey karşıma çıktı.
Bide en üst reyondaki kedi maması.
Ben onu nasıl alacağım ya.
Keşke kediye süt icirmek yerine kendime icirseydim belki işe yarardı.

Yaklaşıp almaya çalıştım.
Yok anam yetmiyordu boy.
Hangi akıllı bunu buraya koydu.
Niye kısa boyluları bu kadar eziyorsunuz?
Ayağımı aşağıdaki rafa koyup uzanmaya çalıştım.
Umarım raf sağlamdır.
Henüz uçmak istemiyorum.

"Başlıcağım ama böyle işe ya ne biçim birşey bu?"

Kolum ağrımaya başlamıştı.
Elim birşeye degmeye başlıyor du.

"Hadi alabilirim başaracağım inanıyorum kendime .Bunu buraya koyana çok ama çok sevgiler. Alamıyor..."

Cümlemi tamamlayamadan beklemediğim birşey oldu.
Bir el elini üstüme koyup almak için uğraştığım kedi mamasını aldı.
Elleri büyüktü.
Deve bey olduğunu düşünüp tutunduğum yeri bırakıp almak için uğraşırken sızlayan bileğimi ovalarken konuştum.

"Boş konuşmanı geçip işe yara..."

Sustum.
Yok cümlenin devamı.
Nasıl olsun ki?
Karşımdaki deve bey değildi.
Umudumdu.
Kısa sürede olsa eli elime değmiş olan Umudumdu.
Gözlerime boş boş baksada kalbimi hızlandıran umumdu.
Nasıl davranacaktım?
Onunda beni sevdiğini biliyor sun nasıl davranacaktım?
Telefonda güzel sözler yazanın sahibine nasıl davranacaktım?
Ya peki o nasıl davranacaktı?
Onun beni sevdiğini bilmediğim zaman en azından daha kolaydı.
Alışmıştım.
Sadece duygularımı anlarsa tereddütüm vardı ama onuda aşmıştım.
Anlamamasını sağlamıştım.
Şuan herşey farklıydı.
Onun beni sevdiğini biliyordum.
Bunu belli etmemek nasıl bir duygu?
Nasıl belli etmemeliyim?

Aramıza giren kedi mamasıyla sürekli bakmak istediğim gözlerin den gözlerimi çektim.
Bana uzattığı kutuya baktım.
Elimi eline degirerek almak istesemde yapmadım.
Elindeki kutuyu aldım. Zorda olsa konuşmaya başladım.

"T teşekkür ederim."

Kekelemiştim işte.
Asabi olan kız sevilmeye gelince pamuk gibi oluyordu.

"Önemli değil sende almak üzereydin zaten."

Belli etmiyordu.
Sesinde bir duygu yoktu.
Benim aksime çok iyi saklıyordu duygusunu.
Bende öyle yapmalıydım.
Belli etmeden derin nefes aldım.

"Alırdım ama daha uğraşıyor olurdum."

Heyecanlıydım ama bunun aksine sesim gayet iyi çıkmıştı.

Kafasını olumlu anlamda salladı.
Gideceğini sezdim.
Ne yani Umudum sevdiğin kızla konuşma fırsatın var da sen gitmeyimi seçiyorsun?
Senle konuşma fırsatım varken ben konuşmayı seçiyorum konuşsana benle.
Telefonda konuştuğun gibi yüz yüzede konuşsana.

"İyi günler."

Gidiyordu konuşmucaktı.
Belkide belli etmekden korktuğu için kısa tutuyordu.
O yüzden uzatmadım.
Benimde işim belli olmaz belli edebilirdim. Onu bu kadar severken yabancı gibi konuşmak zordu.

"Tekrardan teşekkür ederim sanada iyi günler."

"Rica ederim."

Daha fazla bir şey demeden arkasını döndü.
Arkasından bakarken derin nefes alıp reyona yaslandım.
Rafta tek bir tane köpek maması olduğunu gördüm.
Yulaf reyonuydu o yüzden köpek maması olması garipti. Umudun olduğunu sezdim. Doğum gününde gittiğimizde bahçesinde köpek kulübesi görmüştüm.
Zihnimde hatırlar hatırlamaz uzaklaşmasına rağmen seslendim.

"Umutt."

Durdu sesin nereden geldiğini anlamaya çalıştı.
Sevdiğinin sesini bilemedin mi imkansızım?

Kalbimde sızı olurken köpek mamasını alıp salladım. Etrafta dolaştırdığı bakışları bende durdu.
İlk baş kaşını çattı sonra elimdekini görünce düzeltti. Yaklaşmaya başlayınca bende adım attım .
Yeteri kadar yaklaşınca konuştum.

"Bunu sen alacaktın galiba?"

Başını sallayıp elimden aldı.

"Evet de adımı nereden biliyor sun?

What gülüm? Dememek için kendimi zor tuttum.

"Aynı sınıftayız ya."

Ensesini kaşıdı sıkıntıyla.

"Şey pardon ya ben öyle sınıfa pek ilgili değilim biliyorsundur."

Umudum bu kadar da belli etmemek zarar değilmi ?
Hatırlıyorsun beni biliyorum .
Nasıl hatırlamazsın ki sevdiğin kadını?
Beni sevdiğini bilmezken bile adımı bildiğini, varlığımdan haberin olduğunu biliyordum. Daha bugün göz göze geldik. Gözlerime baktın . O zaman neden kaşlarını çattığını anlamamıştım.
Ama şu son saatlerde anladım . Sevdiğini göremediğin içindi yani beni. Onu bile anlamışken bunu anlamadığımı düşünemezsin.
Bu kadar da görmezden gelme numarası fazla.

Başımı olumlu anlamda sallayıp gözlerimi kaçırdım.

"Sorun değil."

Tekrardan bakışımı diktim.
Bir şey soracağını tahmin ettim.

Yapma umudum sevdiğin kadının ismini yine kendisinden sorma.
Onu benden duyma. Sevdiğin kadın adını bırak da senden duysun. Sorma be onuda. Bu kadar da belli etmemeye çalışma.
Ben kalbimin hızını bastırmakta güçlük çekerken sen bunu yapma.

Duymadı dediklerimi hissetmedi sordu.

"Sen benimkini biliyorsun benim seninkini bilmemem garip kaçar. Adın ne?"

Adımı senden duymak isterdim sormanı değil.
Zorlukla dudaklarımı araladım.

"Hilal."

"Tamamdır teşekkürler. "

Keşke bir memnun oldum deseydin
Elini uzatsaydın da açtığın yara dokunuşunla geçseydi.

"Rica ederim."

Daha fazla birşey demeyip gitmeye başladı.
Yaraladı bu kadar bilmemezlikten gelmesi.
Ben sevdiğim adamın adını kendim söylerken o adımı sordu.
Acıttı...
Ver o reyondaki tüm çikolataları belki iyi gelir...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 144

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıkaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikapsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18