11. bölüm · YA BİR GÜN UNUTURSAK?
11
LEVENT
Lavin'i ilk gördüğümde bir yaşlarındaydı bende tam yedi yaşındaydım. Çocuktum ama bir şeylerin farkındaydım. O kadar güzel bir bebekti ki, sarı saçları, güler yüzü. Ailem ona başlarda koruyucu aile olup bütün masraflarını karşılamak istemişti. Sonrasında yurt müdürleri ordaki çocukları başından salmak için, koruyucu aileleri ile buluşturup onları ailelerine alıştırmaya çalışıyordu. Lavin bize ilk geldiğinde altı yaşındaydı, abiler kardeşlerini kıskanırdı ya hani? Lavin bana adını söylediğinde ismimizin ne kadar uyumlu olduğunu ve kesinlikle benim kardeşim olduğunu düşünmüştüm.
Onun bize gelmesini hep iple çekerdim. Maddi durumumuz ne kadar iyi olsa da babam ve annem bunu asla insanlara göstermeyi sevmezdi hatta dışardan bakılınca orta gelirli bir aile gibi dururduk. Sırf bu yüzden diğer insanların oturduğu lüks villa ya da malikane yerine, samimi bir mahallede iki katlı, müstakil bir evde oturuyorduk. Mahallede oynayan çocuklar beni hiç aralarına almazdı. Bu yüzden Lavin benim en yakın çocukluk arkadaşımdı. Dışarda oynanan oyunların hepsini Lavin ile oynardım. Lavin geldiği zaman ne yapar eder bizi sokaktaki çocukların arasına aldırırdı.
İşte bu yüzden ona olan bağlılığım çok farklıydı. Üniversite sınavına girmek istemediğim zaman bile benimle çalışıp çoğu konuyu benimle bitirmişti, onun sınav senesine uzun zaman olsa bile sınavdan önce bütün konuları ezberlemişti. Bu yüzden istediği bölüme girmesi zor olmamıştı.
Lavin ilk kez hayatı boyunca bizimle yaşama konusunu duyunca dünyalar benim olmuştu. Artık kardeşim olacaktı. Bu o kadar güzel bir haberdi ki, heyecandan elimi kolumu koyacak bir yer bulamıyordum. Aynı karnı, yıllarca aynı evi paylaşmamıştık ama benim kardeşimdi işte. Annemin yaptığı enfes yemekleri yemek için kavga etmemiştik ama kardeşimdi işte. Küçükken bir kız kardeşim olmasını o kadar çok istiyordum ki, bayramda verilen harçlıklarımı biriktirip doğmamış kardeşime elbise almıştım. Lavin'in geleceğini öğrendiğimde o elbisenin ona olmayacağını fark ettiğimde gidip yeni bir elbise almıştım.
"Şey beğenir misin bilmiyorum, neden konusunda da sıkıntı yaşarsan değişim kartı var. Al bakalım." Diyerek vermiştim ona elbiseyi ve tam seçmişim ki Lavin'in hem üstüne tam olmuştu hem de çok beğenmişti.
Lavin'le artık 2 senedir beraberdik ve birbirmize o kadar alışmıştık ki, tabiri caizse bakışlarımızdan bile anlaşıyorduk onunla.
2 YIL SONRA;
"Abi, abi koş." Diye bağırındı evde.
"Hayırdır kızım?" Diye cevap verdim gerici bir tavırla.
"Senin bu tavrın ne tam olarak? Merve mi yine?" Merve ile tanışmama o vesile olmuştu. Dershaneye gittiği dönemde sınıf arkadaşıydı.
"Siktir et abim. Ne oldu?"
"Şey ya, sınav sonuçları açıklanmışta, tek başıma bakmak istemedim. Gergin olduğunu bilmiyordum, kusura bakma." Böyle demesi beni gerçekten kırmıştı. Merve ile olan problemim yüzünden Lavin'i kırmıştım ve onu bu işe dahil etmiştim.
"Gel buraya," Diyerek onu kollarımın arasına almış, saçlarını öperek devam etmiştim.
"Asıl sen kusura bakma yavrum. Merve işte onun yüzünden seni bu gerginliğe dahil ediyorum istemsiz. Hadi gir ÖSYM'ye de bakalım neresi geldi." Bu tavır onu hep yumuşatırdı. Heyecanla sayfaya girdi. Paramedic'iği deli gibi istiyordu.
"OF AÇILMIYOR ABİ!"
"Abicim bir sakin ol, heh bak açıldı." Dememle eşzamanlı olarak, bir ekrana, bir birbirimize baktık.
"Abi?"
"Kazanmışsın güzelim. Kocaeli üniversitesi ilk ve acil yardım." Ve yine eşzamanlı olarak birbirimize sarılıp çığlıklar atarak kutlamıştık bu sevincini.
