10. bölüm · YA BİR GÜN UNUTURSAK?
10
"Duyduğuma göre, bir beyfendiyle date'e çıkıyor muşsun?" Dedi Toprak sırıtarak.
"Peki bu beyfendi kimmiş?" Diye sordum salağa yatarak.
"Kelime oyunu yapma abicim. Sende biliyorsun kimi sorduğumu." Dedi. Tabii ki biliyordum. Toprak her zaman abi gibiydi birine bir şey anlatamıyorsam ona anlatırdım birazdan kendime itiraf bile edemediğim şeyi söyleceğim gibi.
"Tamam. Evet abi, Atlas'la yemek yiyeceğiz. Yarın göreve gidiyormuş, ne kadar süreceği belli değilmiş, o yüzden görüşmek istedi." Dedim bir çırpıda.
"Yani mantıklı olmuş, peki sana bir şey soracağım, Atlas'ın sana olan hislerini biliyorsun ama sen ne hissettiğini hiç bir zaman söylemedin çünkü sende bilmiyordun, göreve gideceğini duyduğunda ne hissettin?" Dedi kendinden emin bir sesle.
"Sen branş değiştirip, psikiyatriye mi geçsen?" Diye sordum ama bunu oldukça güldürmüştü.
"Soruma cevap alayım abicim?"
"Endişelendim ve korktum. Garip bir histi yani adını pek koyamadım ama galiba bende boş değilim abi. Ondan hoşlanıyorum ama bunu kendime itiraf edemedim pek."
"Lavin, güzelim benim, canım kardeşim. Bu çok normal. Atlas hep yanındaydı, aranızdaki bağ hepimizden farklıydı. Şu an aranızdaki bağın kopmasından da korkuyorsun bu yüzden itiraf edememen normal."
"Öyle mi dersin abi?" Dedim biraz düşünceli bir şekilde.
"Evet abicim öyle diyorum. Korkularının gereksiz olduğunu göreceksin şu an değil ama ilerleyen zamanlarda göreceksin." Dedikten sonra biraz daha konuşmuştuk ve Atlas geldiğine dair mesaj atınca, kapatmıştık. Ben son hazırlıklarımı yapmış salona geçerken annemle Atlas'ın sohbet ettiğini ve masanın üzerinde orkideleri görmüştüm. Atlas anneme bir kere daha çiçek almıştı. O kadar ince düşünceli ve naifti ki, bu hareketleri çok hoşuma gidiyordu.
"Ne kaynatıyorsunuz bakalım?" Diyerek sohbetlerine dahil oldum.
"Hiç, havadan sudan işte kızım." Dedi annem.
"Hiç inanmadım, ama dediğin gibi olsun annecim." Annemi tanıyordum bu şekilde konuşuyorsa bir şeyler var demektir.
"Hazırsan çıkalım mı?" Diye sordu Atlas.
"Evet evet, çıkabiliriz." Dediğimde beraber kapıya yönelmiştik.
"Geç kalmayın kızım. Atlas oğlum sende kızımı oylama." Demişti annem şakayla karışık.
"Merak etmeyin lütfen, çok geç olmadan getireceğim kızınızı." Dedi Atlas anneme karışılık olarak ve kapıdan çıkmıştık. Arabaya binecekken abimi görmüştük.
"Lavin? Atlas? Nereye böyle?"
"Kardeşini kaçırıyorum Levent abi." Dedi Atlas ve toklaşıp sarıldılar.
"Oğlum başın belaya girer bu deliyle, yapma."
"Aşk olsun abi." Dedim abime dönerek.
"Aklı olan delirsin abi, ben çekerim onun deliliklerini." Demişti Atlas. Bir an Atlas'a üç numaralı bakışımı atmıştım ne diyor bu diye.
"Hadi hadi, geç olmadan gidin de gelin. Ne kadar seni kardeşim gibi görsem de, kız abisi olmak daha farklı. Kardeşimi geç getirme. İyi eğlenceler." Dedi abim Atlas'a sonra bana döndü.
"Abim bu piskopat sana bir şey yaparsa ara beni hemen, bana canlı konum da at." Dedi şakayla karışık.
"Abi, abi sence sana bırakır mıyım ben? Başta çenemden kurtulamaz." Dedim gülerek.
******
"Öyle işte güzelim." Atlas'a çok güzel bir restauranta gelmiştik. Denize sıfır, sahil kenarında taşların üstünde masalar vardı. Üstüme bir şey almadığım için kendime bir kaç kere kızmıştım. Geldiğimiz yerin sahibi Atlas'ın emrinde çalışan askerlerden Kerem'in nişanlısı Meri'nin yeriydi. Beni görünce oldukça şaşırmıştı Atlas'a kaş göz yaparak benim o kişi olup olmadığımı sormuştu. Şimdi de onların hikayesini Atlas'tan dinlemiştim.
"Üzüldüm ya, ama yine de Meri'yi tebrik etmek gerekiyor, aşkı için neler yapmış." Dedim yemek yerken. Atlas bir şey diyecekken tanımadığım biri Atlas'a seslenmişti.
"Atlas? Kardeşim niye haber vermedin ya? Erken gelirdim." Dedi tanımadığım kişi.
"Kerem? Senin karargahta olman gerekmiyor muydu? Nöbetin vardı?" Dedi adını Atlas sayesinde öğrendiğim Kerem'e sarılırken.
"Kerim'e kitledim. Bir de biliyorsun yarın görev var gelip Meri'yi göreyim dedim. Sizi beklemiyordum." Dedi ve bana döndü.
"Merhaba, Kerem ben. Meri'nin nişanlısıyım. Aynı zamanda Atlas anlatmıştır ama, üsteğmenim aynı yerde çalışıyoruz." Dedi elini tokalaşmak için uzatırken.
"Merhaba, evet anlattı tanıyorum yani seni. Bende Lavin. Ben sizin gibi asker değilim ambulans doktoruyum." Dedim elini sıkarken.
"Meşhur Lavin sensin demek?" Dedi samimi bir şekilde sırıtırken.
"Meşhur Lavin derken, anlamadım?" Dedim şaşırmış şekilde.
"Oldu o zaman, tanıştığımıza memnun oldum, ben nişanlımın yanına geçeyim. Bir şeye ihtiyacınız olursa buralardayım görüşürüz, afiyet olsun." Diyerek kaçar gibi gitti Kerem.
"Evet Yüzbaşım, sizi dinliyorum?" Dedim Atlas'a dönerek. Arada ona Yüzbaşım demek hoşuma gidiyordu.
"Lavin hiç lafı eveleyip, gevelemeyeceğim." Derken araya girdim.
"Sevinirim."
"Tamam o zaman. Şimdi şöyle ben," Cümlesinin sonunu getiremeden bir bağrış sesi duyduk. Hayat işte arkadaşlar, ilan-ı aşk alacakken, bağrış sesleri yükseldi.
"Tam sırasyıdı amınakoyim." Dedi Atlas ve beni güldürmüştü.
"Kalk hadi kalk bakalım." Dedim. Atlas, Kerem ve ben oturduğumuz yerden kalkıp bağırış seslerin geldiği yöne gittiğimizde çok yakından tanıdığım iki kişiyi görmüştük ve bir de yerde yatan İsmail'i.
"Abi? Berivan? N'e oluyor? Siz niye birliktesiniz ve niye çığlık attın Berivan?" Dedim arka arkaya.
"Abicim bir sakin ol önce. Sonrasında Berivan ile beraber değildik, ben yürüyüşe çıkmıştım daraldım evde. Sonra bende sizin gibi çığlık seslerini duyunca buraya koşturdum gelince de bu şerefsizin Berivan'ı rahatsız ettiğini görünce dövdüm bende o yüzden yerde." Dedi. Sonra gidip yerde yatan İsmail'e baktım baygın gözlerle bana bakıyordu. İlk önce bir yumrukta ben attım. Sonrada kulağına eğildim.
"Senin yüzünden, aşk itirafım yarıda kaldı." Diyerek bir tane daha vurdum sonrasında da mecburi olarak gerekli müdahaleleri yapıp can'ı aradım.
"Can bizim fav sahile bir ekip göndersene, abim İsmal'i dövmüş. İki tane de ben patlattım ama gerekeni de yaptım."
"Sen Atlas'la yemekte değil misin ne işin var olayda?" Dedi Can.
"Sen nerden biliyorsun ya? Bir dakika, sen o yüzden izin verdin dimi?" Dedim şaşkınlığımı koruma ihtiyacı duymadan.
"Ekip çıktı. Komseri de ara söyle müsait bir zaman da ifade verin."
"Tamam da konuyu niye değiştiriyorsun?"
"Görüşürüz, geçmiş olsun." Diyerek telefonu kapattı. İşte o an çıldırmıştım, herkes bir şey söylüyor ve konuyu değiştiriyordu. Komiseri arayacakken karşımda onu gördüm.
"Lavin? Hayırdır?"
"Sorma komiserim. İsmail, Berivan hanıma saldırmış, abim de bizde çığlıkları duyup geldik. Abim biraz hırpalamış bende iki tane vurdum." Dedim en dürüst şekilde.
"Elinize sağlık. Yarın müsait bir zaman da ifade vermeye gelirsiniz. Herhangi bir sağlık problemi var mı?" Diye sordu komiser.
"Kaburga, omuz, sağ kol, burun kırık. Sol ayak bileği çatlak. Bir de iç kanama geçiriyor olabilir, bizimkiler beş dakikaya burda olur. Bir de leş gibi alkol kokuyor." Diyerek bilgi verdim ekip gelip onlarada bilgi geçmiştim ve gitmişlerdi.
"Ee? Lavin? Hem vurup hem tedavi ettin?" Dedi Kerem.
"Ne yapayım? Hem sinirlendirdi, hem de mesleki deformasyon işte." Böyle söylemem onları oldukça güldürmüştü sonrasında bende sinirden gülmüştüm.
"Ee n'e yapıyoruz?" Diye sordum.
"Ben Berivan'ı eve bırakayım, sizde gecenize devam edin. Evde görüşürüz." Dedi abim.
"Olur. Bu arada tanıştırayım, kargaşadan unuttum. Kerem ve nişanlısı Meri. Atlas'ın yanında çalışıyor. Kerem, Meri bu da abim Levent." Diyerek Kerem'leri abimle tanıştırmıştım abim Kerem'e elini tokalaşmak için uzatırken Meri'ye sadece merhaba demişti. Kısa bir konuşma sonrası gece devam etmişti ve beklediğim itiraf gelmişti.
"Lavin, bak birazdan söyleyeceğim şeyin geri dönüşü yok biliyorum, beni döver misin yoksa bana söver misin bilmiyorum ama ben artık içimde tutmak istemiyorum." Demişti ve ben salağa yatmıştım.
"Neyi? Ve sana niye söveyim, niye döveyim Atlas?"
____________________________________________
BÖLÜM SONU 🐤
Favori karakteriniz kim?
LAVİN?
ATLAS?
DENİZ?
TOPRAK?
LİNA?
RÜYA?
