Vatan Sağolsun kitap kapağı

6. bölüm / 6

Vatan Sağolsun

GÖREVİMİZ TEHLİKE

Vaveyla Yazarı: Zeynep Kabakulak

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: GÖREVİMİZ TEHLİKE

Şarkılar :
1)
https://suno.com/s/YlCf37u4A6OaW0uh
2)
https://suno.com/s/gx7gvtUhvJ7DA3HF

Hanımlar ve baylar hepinizz hoşgeldinizzz 😁
Umarım şarkıları açabilirsiniz ilk defa böyle birşey yapıyorum inşallah beğenirsiniz keyifli okumalar dilerim ...

🇹🇷
Barut kokar papatyam
Mehtabımız kanlıdır
Atsızların yurdunda
Yalnız vatan şanlıdır
Derviş Ozan ...

⚜️

5.Bölüm...
Pars timi aldıkları istihbarat üzerine tam teçhizat hazırlanıp yola çıkarlar. son görüldükleri araziye gelirler bir buçuk saat süren arazi keşfinin sonucunda burda birşey bulamayacaklarını anlayarak karakola dönmek üzereyken telsizle gelen anons onları durdurur
—- kartal -1 pars timi burası kartal -2 yuva acil çağrı
—- kartal -1 pars timi komutanı binbaşı altuğ bozok dinlemede
—- komutanım civar köylerden birine saldırı yapılmış terörist grupları çamlıdere köyünde görülmüş ve şu anda aynı köyde bulundukları tespit edildi size yaklaşık 12 kilometre uzaklıkta
— anlaşıldı köye intikal ediyoruz
— pars timi araç bin !
Pars Timi, arazi aracının kasasına çevik hareketlerle bindi ve motorun homurtusuyla birlikte karanlığın içine doğru yola çıktı.
Bu gece her zamankinden daha zor bir geceydi. Neden mi? Dağların aslanları üç beş çakalla mücadele etmeyi iyi bilirdi; onlarla gerektiğinde gözünü kırpmadan çatışırdı. Ama işin içine sivil ve masum insanlar girdiğinde her şey bir anda değişirdi. Çünkü artık mesele sadece düşmanı etkisiz hâle
getirmek değildi; tek bir masumun bile canına zarar gelmeden o geceyi bitirebilmekti. Asıl zorluk da buydu.
Pars Timi köye sessizce girdi . Sokaklar ürkütücü derecede sessizdi Evlerin kapıları açık camları kırık eşyaları darma duman bir haldeydi
tam o anda uzaktan bir kadın çığlığı duyuldu
Bozok binbaşı eliyle bir işaret vererek pars timini yönlendirdi .
"Dağılmayın. İkili ilerleyin."
Seslerin geldiği eski taş eve yaklaştıklarında içeriden bağırışlar daha da yükseldi
"Ne olur... kızılarımı bırakın!"
Bu cümle Gamze'nin kulaklarında yankılanımaya başlar Bir anlığına nefesi kesilir.
Kapının önünde diz çökmüş bir kadın... yanında iki küçük kız...
Silahlı adamlar onları sürükleyerek götürmeye çalışıyordu
Gamze'nin Parmakları istemsizce kalbinin üzerindeki dövmeye gitti.
Dövmenin üzerini başparmağıyla okşamaya başladı.
"Cesaret korkusuz olmak değil, korkuna rağmen yürümektir."
Annesinin son sözleri...
Ve dünya bir anda kararmaya başlar...

⚕️⚕️⚕️
Geçmiş
Yıllar önce...
Bir gece vakti.
Köylerine baskın yapılmıştı.
Kapılar tek tek kırılıyor, insanlar dışarı sürükleniyordu.
Gamze, annesinin arkasına saklanmıştı.
Ablası üç yaş büyüktü.
Silahlı adamlardan biri annesini iterek bağırdı.
"Kızları bize ver!"
"Önce beni öldürmeniz gerekir."
adamlar bunun üzerine onları köydeki boş olan bir ahıra diğer kadınların tutulduğu yere getirirler
Annesi iki kızını arkasına aldı.
“ korkuyor musunuz kızlarım “ diye sordu
nilüfer başını salladı gamze annesinin eteğini biraz daha sıkı tutarken
“ korkuyorum anne “ dedi
anneleri hülya yener kızlarına gülümseyerek
“ korkmayın annem korkmayın , bitanem anneniz yanınızda anneniz sizi herşeyden korur ama korkarsanız da onların korkunuzu görmesine izin vermeyin ne olursa olsun başınız dik gözleriniz cesaret dolu baksın annem tamam mı ?
iki kız da aynı anda tamam dedi
hülya hanım kızlarının gözlerindeki o korkunun biraz azaldığını görünce
"Cesaret korkusuz olmak değil, korkuna rağmen yürümektir."
diyerek onları biraz daha cesaretlendirmek istedi
Hülya hanım başlarına gelecekleri az çok tahmin ediyordu birşey yapıp kızlarını buradan çıkaracaktı kendini feda eder ama yinede kızlarını onlara vermezdi keşke eşki tarkan göreve gitmeseydi yada daha erken gelebilseydi
hülya kızlarını dizlerine oturtup onlarla konuşmaya başladı
“ kızlarım benim canımın canları gül kokulu kızlarım burda ne olursa olsun ben size git dediğim zaman arkanıza bile bakmadan gidip bir yere saklanacaksınız ve polis asker jandarma dışında kimse için saklandığınız yerden çıkmayacaksınız tamam mı
kızların ikiside aynı anda annelerine “ sen bizimle gelmeyecek misin” diye sorar
hülya gözünden akan yaşlara engel olamayarak ikisinin de saçlarından öperek son kez kokularını içine çeker
“ bende gelicem ama önce siz gideceksiniz tamam mı annem “
ikisi de annelerini onaylayarak başlarını sallarlar
“ kızlarım eğer bir gün ayrılırsak sakın üzülmeyin ağlamayın biz hepimiz birbirinin kalbinde yaşıyor olucaz … eğer bu dünyada tekrardan bir araya gelmezsek bilin ki öbür dünyada bir araya geleceğiz ve bir daha hiç ayrılmayacağız “
nilüfer gözünden akan birkaç damla ile kardeşinin elini daha sıkı tuttu ve annesine son kez daha sıkı sarıldı
“ ben hiç ayrılmak istemiyorum anne “ dedi
“ bende istemiyorum kızım ama hayat bazen aileleri , birbirlerini seven insanları ayırır ama sonra onları tekrardan birleştirir bu yüzden üzülmeyin
“ ya bizi tekrardan bir araya getirdiğinde biz kocaman olursak ve babam ile sen bizi tanıyamazsan anne ben de ne ablamdan ne de babamla senden ayrılmak istemiyorum hem babam gelir bizi kurtarır o da asker “
hiç öyle şey olur mu annem , anneler evlatlarını kaç yaşında olursa olsun tanır
tam o anda bulundukları yerin kapısı sert bir şekilde açıldı ve birkaç terörist içeriye girdi
kızları annelirinden ayırmaya çalıştılar en sonunda ayırdılar
nilüfer kardeşi gamzenin elini daha sıkı tutarak ikisi birlikte “ annee “ diye bağırdılar
“ kızlarımı bırakın beni alın ne isterseniz yaparım ama yalvarırım onları bırakın “
“anne , anneeem bırakın bizi babam gelecek ve hepinizi bunu yaptığınıza pişman edecek “ gamze hem annesini bırakmalarını söyleyip hemde onları tehtit etmeye başladı ama nafile ne adamlar annesini bıraktı ne da babası gelip onları oradan kurtardı.
Tokat sesi gecenin sessizliğini yardı.
Gamze yere düştü.
Ablası ayağa fırlayıp annesinin önüne geçti.
"Bırak onu!"
bu sefer de nilüfer annesine doğru koştu
!bırakın annemi “
ama yüzüne gelen tokat ile yere savruldu
nilüfer pes etmedi tekrardan ayağa kalktı ve annesine doğru koşmaya çalıştı
İkinci darbe daha sertti.
Küçük kız geriye savruldu.
Başını avludaki büyük taşa çarptı.
Kan...
Annesi çığlık atarak kızına koştu.
Tam o anda silah sesi duyuldu.
Gamze'nin gözleri annesiyle buluştu.
Kadın son nefesini verirken titreyen sesiyle yalnızca şunu söyleyebildi:
Git annem …..Sakın durma.. seni seviyoruz bunu untma kızımm…… git ."
gamze önce ablasının kanayan başına daha sonrada annesine baktı ve koşarak oradan uzaklaştı. anne ve babası ile daha önce belirledikleri güvenli bölgeye gelip saklandı annesi ve ablasını büyük bir ümitle gelecek diye bekledi ama ikiside gelmedi gamza sabaha kadar ağladı , ağlarken bile hıçkırıkları ses çıkarmasın diye eli ile ağzını sıkı sıkı kapattı içinde fırtınalar koparken o çığlıklarını saklardı.
sabah oldu ve babası geldi kızını görünce derin bir nefes aldı hemen onu kollarının arasına alarak sıkı sıkı sarıldı çünkü ailesinden geriye sadece bir küçük gamzesi kalmıştı. gamze büyük bir umutla babasını baktı
“ annem ve ablam nedre baba beni arabada mı bekliyorlar ben onları burada çok bekledim ama onlar gelmedi neden gelmediler baba nerdeler “
“ gamzem babam onlar …… annen ve ablan … yok bir daha hiç gelemezler babam sadece sen ve ben kaldık “
“ ama geleceğiz dediler annem birdaha buluşacağımızı söyledi ablam … o kötü adam ona tokat atınca o yere düştü kafasını taşa çarptı kafasından kırmızı boya aktı annem... onun da karnından kırmızı bir boya aktı bana git dedi biz gelicez dedi bende gittim baba onlar ne zaman gelecek sen söyle hadi gelsinler ben onları çok özledim “
tarkan kızını göğsüne çekti sımsıkı sarıldı ve omuzları sarsıla sarsıla onunla beraber ağlamaya başladı . gamze babasının yüzünü minik avuçlarının içine alarak neden ağlıyorsun baba dedi
“ kızım annen ve ablan bir daha hiç gelemezler çünkü onlar …
“ onlara ne oldu baba “
“ kaybettik babam “
“ annem ve ablam bizimle saklambaç mı oynuyor baba o zaman ben onları bulurum hemen “
gamze bir anda babasının kollarından sıyrılarak annesi ve ablasını son gördüğü yere doğru koşmaya başladı
“ annee , ablaaa babam geldi beni buldu hadi sizde çıkın da evimize gidelim benim karnım çok acıktı “
koşarak içeri girdiğinde annesi ve ablasını her yeri kan içinde el ele tutuşurken buldu ortalarına oturdu ve ikisinin elinin üzerine elini koyarak ikisini de uyandırmaya çalıştı.
“ anne , abla çok … çok üşümüşsünüz neden , uyuyor musunuz bakın ben geldim sizi çok özledim “
“ kızım .. “ tarkan daha fazla birşey diyemedi yere dizlerinin üzerine düştü
“ baba üşüdükleri için mi uyanmıyorlar o zaman ben onları ısıtırım”
gamze üzerindeki hırkayı çıkarıp annesinin üzerini örtü, kazağını da çıkarıp ablasının üzerine örttü kendisi de onların tam ortalarına ellerinin bulunduğu yere uzanarak ellerinin üzerine ellerini koydu
“ şimdi ısınıp uyanacaksınız ve beraber evimize gideceğiz “
tarkan küçük kızının yaptıklarına bakarak kahroluyordu bir tarafta karnından iki kurşun yiyerek vefat eden karısı hülya sı canı diğer tarafta daha 9 yaşındaki nilüferi küçük çiçeği başından akan kanlar ile yatıyordu bunları görmek canından can alırken bir de küçük kızı gamzenin ikisinin ortasına yatıp onları ısıtmaya çalışması onu iyice kahretti daha fazla dayanamadı o da kendini karısının yanına attı
“ özür dilerim karım , hülyam hayatımın anlamı , özür dilerim babam nilüferim benim güzel nazlı çiçeğim affedin beni yetişemedim size koruyamadım sizi affedin beni “
“ baba neden özür diliyorsun “
“ gamzem onlar öldü “
“ ölüm ne demek baba “
tarkan kendine daha fazla engel olamadı ve hıçkırarak ağlamaya başladı
bir süre sonra tarkan kendini toparlayıp anlatmaya başlar
“ "Bak güzel kızım... Sonbahar gelince ağaçların yaprakları yere düşüyor ya..."
Küçük kız başını salladı.
"Evet."
"Ama sonra ilkbahar gelince ağaç yeniden çiçek açıyor, değil mi?"
"Evet."
"İnsanların hayatı da biraz buna benzer. Biz dünyada bir süre yaşarız. Sevdiklerimizle güleriz, oynarız, büyürüz. Sonra zamanı geldiğinde bu dünyadan ayrılırız. Buna ölüm denir."
Küçük kızın yüzü hüzünle buruştu.
"Yani bir daha geri gelmiyorlar mı?"
tarkan kızının saçlarını okşadı.
"Yanımıza geri gelmezler. Ama sevgileri hep bizimle kalır. Onları hatırladığımız sürece kalbimizin içinde yaşamaya devam ederler."
“ olmaz baba annem ve ablam gitmesin ben onları çok özlerim onlar ölmesin baba nolur ölmesinler “
“ özür dilerim gamzem…….. özür dilerim babam ……ama onlar öldü “
“ hayır baba hayır ölmediler “
gamze ağlayarak bayıldı ve tarkan önce karısının alnını sonrada nilüferin alnını son kez öptü .
gamze uyandığında artık çok geçti anne ve ablası çoktan gitmişti .bu onları gördüğü son geceydi , aynı sofraya oturdukları , ablası ile bir toka yüzünden kavga ettiği , ablasının elini tuttuğu, annesinin saçlarını koklayıp sevdiği son geceydi daha sonraki gecelerde birdaha hiç kimse gamzenin saçlarını sevmedi , taramadı , örmedi , gamze bir daha kimse ile toka kavgası etmedi
O gece annesini de ablasını da kaybetti.
Yıllar sonra o cümleyi kalbinin üzerine dövme yaptırdı.

⚕️⚕️⚕️

Günümüz
Gamze olduğu yerde donup kaldı.
Tüfeğini doğrultmasına rağmen parmağı tetiğe gitmedi.
sanki gözlerinin önünde iki zaman üst üste bindi
Gamze'nin gözlerinin önü ansızın karardı. Başı döndü, bedeni dengesini kaybederek geriye doğru savruldu. Tam yere düşeceğini düşündüğü anda, sırtı sert bir göğse çarptı. Gözlerini araladığında, kendisini Giray'ın kollarının arasında, onun göğsüne yaslanmış hâlde buldu
"Gamze!"
gamzenin ses vermediğini görünce giray omuzlarını tutup kendine çevirdi
"Buraya bak."
Gamze yine cevap veremedi
Nefesi düzensizdi
Giray kafasını aşşağı eyince gamzenin
Parmaklarının dövmesinin üzerinde titrediğini gördünüz
Hiçbir şey sormadı
Sadece dövmenin üzerine kendi elini koydu
"Annen bunu boşuna söylemedi."
Gamze gözlerini sıkıca kapattı. O kadar sıkı kapatmıştı ki sanki gözlerinin açarsa annesi ve ablası ondan tekrardan gidecekti
Derin nefesler almaya başladı
Tüfeğini yeniden omzuna yaslayıp
"İyiyim."dedi
"Yalan söylüyorsun."
Kısa bir sessizliğin ardından
“ giray bin anda geçmişe gittim ama şimdi iyiyim sadece gözüm karardı “
“ gamze bu acıyı tek başına taşımak zorunda değilsin ben senin yanındayım şimdi biraz daha dur iyice kendine gel ben burdayım merak etme “
gamze bir anda giray ın boynuna sarıldı
“ teşekkür ederim “
Giray küçük çaplı kalp krizi geçirdikten sonra aklı başına geldi ve hemen kollarını gamzeye dolaşarak onu herşeyden korumak ,göğsünün içine sokup saklamak istedi sıkıca sardı kendine iyice yasladı.
“ yorulduysan yaslan bana “
gamze başını kaldırıp giraya baktı küçük bir tebessüm ederek daha sıkı sarıldı
“ iğrenç bir espriydi ama yine de teşekkür ederim iyiki varsın giray”
“ asıl sen iyiki varsın unutma sen var olduğun sürece ben hep senin yanında olacağım . bu arada söylediğimde de ciddiydim ne zaman yorulursan , ağlamak istersen , acını mutluluğunu paylaşmak istersen benim omuzlarım seni bekliyor olacak “

Aniden kulaklıklardan bozok binbaşının sesi yükseldi
Pars Timi! Temasa hazır olun!"
Gamze, annesinin sözlerini bir kez daha içinden tekrarladı
"Cesaret korkusuz olmak değil... korkuna rağmen yürümektir."
Gamze u kez adımlarını geri değil, ileri attı, kaçmak için değil savaşmak için gitti .
giray gamzenin iyi olmadığını görünce yanından bir an bile uzaklaşmayıp hep bir adım arkasında yürüdü.
pars timi köye yakın olan kayalıkların arkasından köyde olan biteni izliyordu teröristler bütün herkesi yaka paça meydana topluyorlardı yaşlı olan erkek ve kadınları kazdıkları çukurun içerisine atıyorlar, genç kadınları bir kamyonetin kasasına, eli silah tutacak yaşta olan çocukları ve erkekleri başka bir kamyonete, on yaş üzeri kız çocukları da başka bir kamyonete koyuyorlardı. kendilerine karşı gelen herkesi acımadan öldürüyorlardı .
umay “komutanım neden herkesi farklı yerlere ayırıyorlar” diye sordu
“ yaşlıları o çukura işlerine yarayamayacak oldukları için atıyorlar onları orada yakarak öldürecekler , genç kadınları cariye olarak satmak için ayırdılar , eli silah tutacak çocukları kampa alıp onları da militan , bombacı yapıp bizim karşımızda kullanmak için ayırdılar , kız çocuklarını da kendilerine alacaklar her anlamda onları kullanmak için “
komutanım bu nasıl bir şerefsizlik aklım almıyor “
“ sakin ol mert “
“ komutanım ne duruyoruz dalalım aralarına “
“ ikizim sen salakmısın adamlar sayıca bizden üstün biz daha onları kurtaramadan onları buradan götürürler bizide çok zorlarlar “
“ eeee ne yapacağız o zaman benim çok dahi ikizim ayaz bey böyle bekleyecek miyiz “
“ mert, aybars , koray , çınar siz dördünüz çukurun başındakilerin yerine geçeceksiniz ateş emri geldiğinde birtane bile sivile kurşun değmeden çukurun yukarıda kalan köşelerine ateş edeceksiniz ama bundan önce çukurdakiler ile iletişime geçmelisiniz siz ateş ettiğiniz anda hepsi kendini yere atıp bir daha da kıpırdamamaları lazım anlaşıldı mı “
dördü aynı anda “ emredersiniz komutanım “ diyerek sessizce ayrıldılar

“ geriye kalanların işleri daha zor olacak çünkü bu çakalların aralarına sızacağız onlar bizi son durak olarak nereye götürürse oraya kadar gireceğiz hem bizimle gelen sivilleri hem ellerindeki sivilleri kurtaracağız hemde örgütün yerini öğrenmiş olacağız “
“ şimdi asaf , mustafa , sinan , altay siz dördünüz kız çocuklarının bindiği kamyonete bineceksiniz ordan dört tane şerefsizi etkisiz hale getirin yerine geçin çocukları nereye götürüyorlar onlara orada ne yapıyorlar herşeyi öğrenin sakın yakalanmayın iletişimde kalın “
“ emredersiniz komutanım “ diyerek görev yerlerine doğru dağıldılar
“ umay , gökçe , gamze , ahu siz dördünüz kadınların olduğu kamyonete bineceksiniz sizi onların yanına ben götüreceğim kaçtığınızı zor yakaladığımı söylicem kızlar bunu yapmak zorunda değilsiniz girmek istemezseniz sizi o cehenneme sokmam !
ahu “ gireriz komutanım “
gökçe “ sıkıntı yok komutanım”
gamze “ bunu o kadınları borçluyuz komutanım “
umay “ bizi merak etmeyin komutanım biz kendi başımızın çaresine de bakarız o kadınlara da yardım ederiz sizin aklınız bizde kalmasın “
“ keşke aklınız bizde kalmasın deyince kalmasaydı umay o cehenneme bir kadın girince bütün şerefsizler etrafında toplanır sizi asla rahat bırakmayacaklardır “
“ ayaz , aras , giray ve bende erkek çocuklarını götürdükleri kampa gideceğiz hazırlanın çocuklar çıkalım payınıza düşen lavuğu seçin ve sessizce indirin “
“ emredersiniz komutanım “
giray gamze nin yanından geçerken kolunu tutup onu biraz daha kendisine çekti
“ çok dikkatli ol gamze aklım sende kalmasın o şerefsizleri de kendinden uzak tut “
“ merak etme giray onlar bana ellerini bile süremezler sende dikkatli ol “
ikiside birbirlerine baş selamı verdikten sonra iki farklı yöne doğru gittiler

bozok binbaşı kızlarla beraber yürümeye başladı adımlarını biraz yavaşlatıp umay ın yanına gelmesini bekledi
“ ilbay çok zor bir görev olacak yetki sende kızlarada kendine de çok dikkat et “
“ emredersiniz komutanım siz de kendinize ve erkeklere dikkat edin “
bozak bir eliyle ensesini kaşırken kısa bir süre sessiz kaldı tam olarak ne demesi gerektiğini nasıl demesi gerektiğini bilmiyordu daha önce de bunun gibi bir sürü operasyona kız ve erkek timi olarak katılmıştı ama ilk defa bir askerini oraya birbirinden sapık zihniyeti bozuk o kansızların içine göndermek istemiyordu .
sonunda herkes üzerini değiştirip yerlerini almıştı bozok binbaşı kızların ellerini bağlamaya başladı sıra umaya gelmişti umayın ellerini arkasında birleştirerek sırtını kendi göğsüne yasladı elleri gereğinden yavaş bir şekilde ipleri bağlıyordu umay saçlarını ensesinden toplayıp diğer kadınların da taktığı uzun etekli başörtüsünü de üzerine takmıştı bu şekilde boynu biraz daha ön plana çıkıyordu bozok kendini durduramadı umay ın boynuna doğru iyice sokuldu son düğümü attıktan sonra elleri düğümün üzerinde biraz daha oyalandı umay'ın boynundan gizlice derin bir nefes aldı ve hemen kendini geri çekti.
"Çok sıkı olduysa söyle," dedi her zamanki sert tonuyla.
Umay başını hafifçe çevirip ona baktı. Bakışlarında kısa süreli bir şaşkınlık vardı çünkü bozok binbaşı ne kadar fark ettirmemeye çalışsada aldığı soluğu umay hissetmişti ama yüzündeki sakin ifade değişmedi.
"Operasyondayken rahat olmamı beklemiyor sunuzdur herhâlde, Komutanım."
Bozok istemsizce dudaklarının kenarını kıvıracak gibi oldu, fakat kendini toparladı.
"İyi," dedi kısaca. "Herkes hazırsa hareket ediyoruz."
tam o anda bozok cebinden bir sinyal verici çıkarttı bunun sayesinde kızların yerini daha rahat bulabilirdi
“ şunu da unutmadan alın sadece bir tane var o'yüzden hep bir arada durmaya özen gösterin kime vereyim “

“ bana verebilirsiniz komutanım “ didi umay bozok binbaşı birkez daha adımlarını umay ın yanına doğru attı
“al “
“ alayım da komutanım nasıl alayım ellerim arkadan bağlı “
bozok binbaşı bir süre beledi kız haklıydı elleri bağlıyken nasıl alacaktı
“ o zaman nereye yerleştirebilirim onu söyle “
“kıyafetim de olsa üst araması yaparlarsa bulabilirler “
“ ayakkabıların “diye sordu bozok
“ ayakkabılarımı çıkarırlarsa o zaman verici de gider “
“ o zaman nereye koyacaksın bunu “
umay bir anda sırıtmaya başladı ama aynı anda yanakları da kızarmaya başlamıştı
“ neden gülüyorsun yada... neden kızardın mı demeliyim umay “
“ şey komutanım …..onu şeye koymanız gerekiyor ….”
“nereye “
umay derin bir nefes aldıktan sonra zar zorda olsa konuştu
“ sütyenimin tam ortasına iki göğsümün arasına yerleştirmeniz lazım aksi takdirde yakalanırız “
bozok binbaşı kısa bir an durdu ne demek istediğini tam idrak edemedi önce umuyın yüzüne daha sonra da göğüslerine doğru başını indirdi sonra tekrardan yüzüne baktı
“ başka yer yok mu da oraya koyacağız “
“ maalesef komutanım en güvenli yer orası “
diğerkiler bu konuşmaları duyduğu için onlara gülüyorlardı
ahu daha fazla tutamadı kendisini “ komutanım en güvenli yer orası oraya koyun dedi “
gamze “ hem komutanım nenelerimiz boşuna paralarını oraya saklamıyor dimi en güvenli yer südyen banktır “ dedikten sonra kahkaha atmaya başladı

gökçe gülemsini zorla durdurup “ komutanım bunu sizin yerinize yapıp size yardımcı olmak isterdik ama ellerimiz bağlı çözelim desek tekrar bağlama ile uğraşıp boşa zaman kaybedeceğiz en iyisi siz yapın “
umay bu konuşmadan dolayı iyice kaşlarını çattı
“ komutanım siz de yapacaksanız yapın yapmayacaksanız da arasa verin o yapsın “
bozok binbaşı sanki daha da mümkünmüş gibi kaşlarını iyice çattı
“ aras ne alaka neden o yapıyor “
“ hayır yani komutanım siz zorlanıyorsunuz ya yapmak istemiyor gibisiniz aras yapar ben ondan şey ettim “
“ yapamaz sen bir daha şey eteme biri yapcaksa ben yaparım anladın mı “
“ anladım komutanım “
“ sizde dönün arkanızı öyle bekleyin “
herkes arkasını dönerken gülmemek için kendisini zor tutuyordu
bozok binbaşı umayı belinden tutarık sertçe göğsüne doğru çekti
“ komutanım biraz yavaş olabilir misiniz düşecektim “
“ yavaş olamam sert bir adamım ben ayrıca düşmezsin tutuyorum ben seni merak etme bir kere tuttuğumu da kolay kolay bırakmam … ama sen istersen aras yapsın o daha nazik davranır sana ne dersin “
“ komutanım ben sizi zorlamak istemediğim için . aras yapsın dedim “
bozok binbaşı aldığı cevap üzerine daha fazla sinirlendi adeta burnundan soluyordu umay'ın arkadan bağlı olan ellerinden tutarak geriye doğru çekip vücudunun gerilmesini sağladı biraz daha üzerine eğilip aradaki mesafeyi sıfıra indirdi aldıkları nefes bile aralarından zor geçecek derecedeydi göğüsleri aynı hizaya geldi ikisi de bakışlarını birbirlerinin gözlerinden çekmiyorlarıdı
umay ın giydiği pembe elbisenin önden bağcıkları vardı bozok binbaşı tek eli ile bağcıkları çözmeye başladı her açılan bağcıkta umay'ın teni biraz daha ortaya çıkıyordu bozok göğsünün altına gelene kadar elbisenin bağcıklarını çözdü bakışları hala birbirine sabitliydi Sanki gözlerini ilk kaçıran, o sessiz savaşın kaybedeni olacaktı.
bozok binbaşı ipleri bırakıp elini cebine attı küçük vericiyi tekrardan ortaya çıkarttı
adeta fısıldar casına “ şimdi tarif et bana tam olarak nereye koymam gerekiyor “
“ öncelikle onu koymak için başınızı aşağıya eğip koyacağınız yere bakmanız gerekiyor “
“ neden sen beni doğru yönlendirirsen bakmadan da koyabilirim “
umay biraz daha bozok binbaşıya doğru sokuldu artık aralarına nefes dahi giremeyecek gibiydi
“ neden bakmıyorsunuz “
“ seni rahatsız etmek istemiyorum “
“ sizce rahatsız olsaydım sizin onu oraya koymanıza izin verir miydim bunu teklif eden bendim “
“ çünkü başka yerde güvenli değil o yüzden buraya koymamı istedin “
“ ama göğüs dekoltemin bağcıklarını açmanıza izin veridim ve sizin bunu o kadar yavaş birşekliide yapmanıza rağmen rahatsız olmadım şimdi de olmuyorum başınızı eğin ve onu iyice saklayarak yerleştirin “
“ sen bana emir mi veriyorsun”
“ yanılmıyorsam siz bana böyle bir yetki vermiştiniz “
“ evet ama ben yokken di o ben burdayım “
“ siz buradasınız ama işinize odaklanamıyorsunuz biraz daha oyalanırsak adamları kaçıracağız “
bozok binbaşı umay'ın haklı olduğunu anlayınca derin bir nefes aldı ve vericiyi göğüs hizasına kadar kaldırıp aktif hale getirdi yavaşça başını eğip aşağıya doğru baktı gözleri direkt daha demin açmış olduğu bağcıkları ve açıkta bıraktığı tene kaydı bağcıkları açınca elbisenin kolları gevşediği için karnının üzerine düşmüştü bozok ve umay'ın arasında sadece kırmızı bir sütyen vardı.

bozok binbaşının boğazındaki adem elması aşağı yukarı hareket etti. umay ın gözleri adem elmasına takıldı. bozok elini biraz daha kaldırdı ve umay ın göğsünün ortasına elinin sırt kısmı deydi. Burnundan sert bir nefes veren binbaşıya aynı sertlikte bakan kişi umaydan başkası değildi.
Aras daha fazla dayanamayarak olaya müdahale etmek için arkasını dönüp “ komutanım birza daha oyalanırsak adamları kaçıracağız eğer izniniz olursa bırakın ben devam edeyim daha hızlı olur–”
aras daha sözünü bitirmeden bozok binbaşının silah kullanmadan adamı öldüren sart bakışları ve bir o kadar keskin olan sinirli sözleri ile karşılaşmayı hiç beklemiyordu
“ sana arkanı dönebilirsin dediğimi hatırlamıyorum dinçer sen benim iznim olmadan ne halt ettiğini sanıyorsun “
“ komutanım ben–
“ sen ne lan sen benim emirlerimi önemsemiyor musun kimse arkasını dönmesin demedim mi ben sen neden dönüyorsun dön dediğimi hatırlamıyorum ve sana gel sen yap dediğimi de hatırlamıyorum yanlışım var mı dinçer “
“ yok komutanım “ aras anında arkasını döndü bir daha ne sesi çıktı nede bakışları arkasına döndü
bozok binbaşı arasın ani dönüşüyle beraber ışık hızı sayılabilecek kadar hızlı bir şekilde umayı göğsünede doğru ani bir refleksle çekmişti umay'ın kafası bozok'un göğsüne yaslı ve elleri arkadan bağlı olduğu için hiç kıpırdamadan duruyor du bozok binbaşı bir elinde vericiyi tutarken bir eli umay'ın belindeydi ve hala öyle tutuyordu umay daha fazla dayanamayarak
“ komutanım nefes alamıyorum ! “
binbaşı aniden bir adım geriledi ve umay'ın nefes aldığını görünce dudaklarının arasından rahatlama’ya benzeyen bir nefes verdi
“ iyi misin ben o kadar sıktığımı anlayamadım “
“ şimdilik iyiyim komutanım ama biraz daha sıksaydınız öbür tarafa geçiş yapıyordum “
“ o kadar mı sıktım “
“ evet ama şimdi daha iyiyim komutanım merak etmeyin hadi bitirelim şu işi “
bozok binbaşı daha fazla oyalanmaması gerektiğini biliyordu ama elinde değildi derin nefesler alarak elindeki vericiyi dikkatli bir şekilde sütyenin ortasına yerleştirmeye çalışıyordu bunu yaparken yüzünde sanki bomba düzeneği çözüyormuş gibi yüz ifadesi vardı. eli istemsiz bir şekilde umay ın göğsüne temas ediyordu ve umay bundan her ne kadar rahatsız değilim desede bozok un elleri arasına kaskatı kesilmişti. bozok vericiyi yerleştirmişti tam geri çekileceği sırada umay iyice ono sokulup geri çekilmesine izin vermedi.
“ komutanım biraz daha aşağı doğru itebilirmisiniz üstten görünüyor bakıldığı zaman görünmemesi lazım “
bozok hiç itiraz etmeden elini tekrardan umay ın göğsüne doğru uzandı elini sütyenin içine sokunca umay tekrardan irkildi ama belli etmemeye çalıştı lakin bozok binbaşıdan kaçmazdı. elini uzatıp vericiyi biraz daha aşağı ittikten sonra umaya hiç beklemeden
“ oldu mu “ diye sordu
“ oldu komutanım “ dedi
bozok binbaşı daha fazla vakit kaybetmeden kıyafetin omuzlarını düzeltti ve bağcıklarını bağlamaya başladı bütün dikkatini yaptığı işe odakladığı için umay'ın ono dikkatli bir şekilde baktığını görmüyüyordu . sonunda bütün bağcıklar bitmişti kafasını kaldırıp umaya baktığında umay ın kendisini izlediğini fark etti
“ iyi misiniz komutanım “
“evet neden “
“ çok terlemişsiniz ve kalbiniz o kadar hızılı atıyor ki sesini ta burdan duyuyorum “
bozok kısa bir an es verip kendine zaman tanıdıktan sonra cevap verdi
“ senin kalbinin de benimkinden aşağı kalır yanı yok ellerimin arasında kuş gibi titreyen sensin asıl sana sormalı iyi misin diye “
“ ben iyiyim sadece ilkte titredim ama siz başından beri terliyorsunuz alnından ter eksik olmadı maşallah “

bozok binbaşı umay'ın savunmasına karşı gülecek gibi oldu ama daha vücudu bile bu gülümsemeyi fark etmeden yok etti.
“ neyse ne daha fazla geç kalmayalım çıkıyoruz “

Çevresine göz gezdirdi. Kadınlar köylü kılığına bürünmüş, erkekler de son hazırlıklarını tamamlamıştı. Birkaç dakika sonra düşman bölgesine sızacaklardı. O an kişisel düşüncelere yer yoktu; en küçük bir hata bütün timin hayatına mal olabilirdi.
"Pars Timi," diye seslendi Bozok. "Herkes rolünü unutmasın. Bu saatten sonra hata yapma lüksümüz yok."
Tim sessizce başını salladı. Herkes yerini aldı bozok binbaşı yüzünü saklayan bir puşi taktı ve kızlara silah doğrultarak yürümelerini söyledi...
“ Bunları arkadaki kaçarken yakalandım”
teröristlerin komutanı olan örgütteki adı ile acem şeytanı rauf karahan pis bir sırıtış ile gözleri kızlarının vücudunda arsızca gezindi “ aferinlar kedi olalı bir fare tutunuz sonunda güzel parçalarmış iyi yakalamışsın bu kuşları “
bozok binbaşının ağzının içinden ettiği küfürler çok yaratıcı ve bir o kadarda eşsiz küfürlerdi.
“ komutanım biraz daha bu şekilde küfür ederseniz anlayacaklar ve operasyon başlamadan bitecek gibi duruyor”
“sus umay sus “
“ hadi lan sallanmayın hazır olan kamyonlar yola çıksın , sende bindir şunları kamyona “
kamyonlar sıra sıra yola çıktı pars timi görev yerlerinde yerini aldı
mertin işareti ile çukura art arda ateş edildi bunu gören acem şeytanı kulakları tırmalayan bir kahkaha atarak araca bindi
koray kamyona binmeden hemen önce çukurda yatan köylülerin yanından geçerken içeriye gizlice bir bez attı “ gittiğimizden emin olmadan sakın kalkmayın “ diyerek koşarak araca bindi .

Araçların gitgide uzaklaşan seslerinden sonra ortalık derin bir sessizliğe gömüldü cemil amca başının yavaşça kaldırarak etrafına baktı kimseyi göremeyince tuttuğu nefesinin sonunda bıraktı “ gittiler kalkın “
“ şimdi ne yapacağız köyde insan bırakmadı soysuzlar herkesi farklı farklı yerlere götürdüler kadınlarımız , kızlarımız , oğullarımız şimdi ne olacak he ne olacak cemil “
“ sakin ol turgut o gençler Türk askeri bizi nasıl kurtardılarsa onları da öyle kurtaracaklar askerlerden biri gitmeden önce çukura birşey attı nereye gitti o gören varmı ? “
“ burada cemil bey burada” diyerek ayşe nine elindeki örtüyü hemen cemil beye uzattı
cemil dede örtüyü açınca içinden iki silah , iki şarjör ve bir de not çıktı .
“ ali oğlum al bakalım şu mektubu bir oku ne yazmışlar “
Saygıdeğer amcam ve büyüklerim ; sizlere silah doğrulttuğumuz için ben ve silah arkadaşlarım özür dileriz. Ama mecburduk sizin yaşamanız için gerekliydi bizler Türk askeriyiz eşleriniz, kızlarınız , oğullarınız bizlere emanet merak etmeyin Allahın izni ile onları sizlere sağ salim geri getireceğiz köye birazdan jandarmalar gelecek sizleri güvenli bir yere götürecekler Allaha emanet olun dualarınızı bizden esirgemeyin.
PARS TİMİ KOMUTANI BİNBAŞI ALTUĞ BOZOK
“ Allahım yar ve yardımcınız olsun aslanlar , sağ salim evlerinize dönün inşallah “
⚜️

Eveeet bir bölümün daha sonuna geldik .
Umarım beğenmişsinizdir okuyan herkese teşekkür ederim. Yeni bölümde görüşmek üzere 😊

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

18okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.