7. bölüm · Varlığım

7. Bölüm

ZeynepMiss ☆

Güneş odanın içine vuruyordu. Yavaşça gözlerimi açtım. Gözümden direkt tavanı buldu. Hafifçe başımı yana çevirdim Elif yatıyordu. Çok sessiz bir şekilde yataktan çıktım, terliğimi giyindim. Saçım dağınık topuzdu. Gece pijama üstümde olduğu için biraz dağınık görünüyordum. Sessizce kapıyı açtım çıktım ve kapıyı kapattım.

Merdivene yürüdüm alt kata inip mutfağa su içmeye gittim. Telefonumdan saate baktım. 06.54 henüz çok erkendi. Dolaptan Su çıkarıp bardak aldım ve doldurdum. Suyu içtin bardağı tezgaha koydum ve esneyerek arkamı döndüm. Tam yürüyecekken kapı eşiğinde duran Atlası gördüm. Sırıtarak bana bakıyordu. Yavaşça bana doğru yürüdü. Kaşlarımı kaldırdım "neden uyanıksın?" Dedim "neden uyanıksın" dedi. Göz devirdim ve ona baktım. "Uyandım. Susadım"

Kaşlarını kaldırdı ve "hmm" yaptı. Önümde durup belimi tuttu. Onun taklidini yaptım ve güldük. "Uyumamış gibi duruyorsun" dedim gözlerini inceleyerek. Tezgaha yaslanıp beni bacaklarının arasına çekti. Hala belimden tutuyordu. "Öyle mi görünüyor" dedi uykulu ve çatallaşmış sesiyle. Başımı salladım "evet" yüzüme yaklaştırdı yüzünü "uyku tutmamış demek ki" "tutsun o zaman. Gözlerin morarıyor" dedim hemen cevabının üstüne. Bıyık altı gülümsedi ve gözlerini Yavaşça kapatıp geri açtı.

Göz devirdim "ayrıca işe gideceksin. Bari bugün gitme" başını olumsuz anlamda salladı "gitmem gerek." Başımı göğsüne yasladım "peki" dedim. Saçımı okşadı. Bir an durdum. Yutkundum. Çok hatırlamasam da babamın böyle okşadığını hatırlıyordum. Daha çok ona sokuldum. Özlemiştim o hissi. Çok özlemiştim..

Başımın üstüne öpücük kondurdu. Tekrar ona baktım. Yanağımı okşadı "yat hadi" dedi. Kaşlarımı olumsuz anlamda salladım "olmaz zaten sabah gidip akşam geliyorsun. Görmüyorum seni" başını yana yatırdı ve sırıttı "bide beni düşün. Nasıl özlüyorum seni" yüzünü yüzüme yaklaştırdı. Hızla geri çekildim "hop dur orda" eli havada kaldı. Şaşkınlıkla bana baktı. Ne oldu dercesine baktı "biraz daha özle" dedim ve arkamı döndüm.

Ona baktım gözünü kapatmış sırıtıyordu. Güldün ve odaya çıktım. Elif hala yatıyordu. Yavaşça yatağa girdim ve telefonumdan instagrama girdim. Dm kutumda en başta Asaf vardı.

Asaf
Vera nasılsın?

Vera neden yazmıyorsun?

Vera orada mısın?

Müsait olunca yazar mısın?

Veraaa

İç çektim ve mesajına cevap verdim

Vera

Kusura bakma yeni gördüm. Birşey mi oldu?

Sanırım yatıyordu aktif değildi.

Telefonu köşeye koydum ve yüzümü yastığa gömüp uzandım. Öyle bir uyumuşum ki uyandığımda saat 13.24 olmuştu. Gözlerimi açtım Elif yoktu. Yavaşça uykulu bir şekilde doğruldum terliğimi giyinip banyoya yürüdüm. Yüzümü yıkadım ve odadan çıktım.

Alt kata indiğimde Elif kahvaltı hazırlıyordu. Sanırım o da yeni uyanmıştı. Hızla yanına koştum ve sarıldım "günaydın" diye bağırdım. Güldü ve bana dönüp sıkıca sarıldı "günaydın!" Diye bağırdı o da. Güldüm ve kahvaltıya baktım "yaa yine döktürmüşsün" göz kırptı "ne sandın."

Sırıttım ve bir parça salatalık aldım "1 hafta sonra okulumuz başlıyor" onları "evet ya."

İkimiz de güzel üniversite tutturmuştuk. Hem de aynı üniversiteyi. Bu 2. Yılımızdı. Sandalyeye oturdum. Elif de son tabağı koyup bana baktı. "Burak geldi" salata boğazıma kaçtı "Burak mı?" Başını salladı "neden gelmiş?" Omuz silkti "seninle görüşmek istedi. Bana birşey söylemedi" kaşlarımı kaldırdım "ne söyleyecek acaba"

"Kahvaltı yap git yanına" başımı salladım "giderim" kahvaltımızı yaptık. Bitirince sofrayı birlikte topladık. "Ben hazırlanıyorum" başını salladı "tama m canım" üst kata odaya çıktım. Siyah straplez giyindim altıma kalçamın altında biten gece mavisi yırtmaçlı kot şort giyindim. Gold takılar taktım. Saçımı açık bıraktım.

Yüzüme hafif de makyaj yaptım ve spor ayakkabımı giyinip alt kata indim. Elif koltukta oturuyordu. "Of yine yakıyorsun" Güldüm ve yanına yürüdüm "sen çıkacak mısın?" Başını salladı "Mertle çıkıcam. Projemiz vardı" başımı salladım. Öptüm ve çıktım. Hava en sevdiğim gibi güneşliydi. Onun evine doğru yürüdüm. Evlerinin önünde babası Haluk abiyi gördüm. Gülümsedi ve bana yaklaştı "oo kızım hoşgelmişsin. Uzun zamandır uğramıyordun"

Gülümsedim ve sarıldım "haluk amcacımm. Hiç müsait olamadım ya yoksa seni görmeye gelirdim." Sırtımı okşadı sonra bana baktı "bilmez miyim. niye geldin bakalım" eve baktım, anlamış olacak ki "Burak çıktı" dedi. Kaşımı kaldırdım "Nereye?" "Senin buraya geleceğimi söyledi bana sabah. İu ilerdeki cafeye gitti seni bekliyor." Başımı salladım "sonra görüşürüz o zaman" başımı okşadı "görüşürüz kızım" görüşürüz kızım.

Yutkundum ve hızla gittim. Kendimi toparlamaya çalışıp cafeye doğru yürüdüm. Cafenin bahçe kısmında oturuyordu. Gittim beni görünce ayağı kalktı "hoşgeldin" başımı salladım "hoşbuldum." Sandalyeye oturdum.

O da oturdu ve bana baktı "nasılsın" İç çektim "Uzatma Burak. Ne oldu?" Başını yana yatırıp güldü. Bir an aklıma Atlas geldi "seninle görüşmek için birşey mi olması lazım?" Göz devirdim "biz o meseleyi 3 yıl önce kapattık. Bitti" başını geriye attı ve gökyüzünü izledi "belki de" dedi. Tekrar bana baktı "birşey içer misin?" Sinirle yutkundum "Hayır Burak. Meseleye gel." Başını salladı "o zarf" dedi. Gözlerim karardı. Yutkundum başım döndü resmen o olayı düşününce.

"Neydi?" Dedi.
Titrek sesimle mırıldandım "sanane Burak"
"Yine sesin titriyo"
Hızla su içtim titreyen ellerimi alttan gizledim
"Kimdi o" dedi. Dişlerimi sıktım "sanane Burak" diye tekrarladım. Çantamı alıp ayağı kalktım "birdaha yanıma gelme. Böyle saçma şeyler için" gitmek için arkamı döndüm "belki ben tanıyorumdur." Durakladım. Kalbin de benimle birlikte durdu.

Şaşkınlıkla ona döndüm. Ayapı kalktı ve bana doğru yürüyüp önümde durdu. "Kim" dedim. "Sanane Vera" dedi beni tekrarladı. Titreyen elimle yakasını tuttum "kim o BURAK!" Diye bağırdım. Herkesin gözü bize döndü "sen biraz sürün bence" dedi. Masadan su dolubardağı aldım ve yüzüne sıçrattım tüm suyu. Sırıtarak bana bakıyordu. Çalışan hızla vize doğru yürüdü "efendim" dedi ona döndüm. Çantamı alıp çıktım. Arkamdan sesini işittim "en yakın zamanda" bana gelen mesajdı.

Durmadım ve ilerledim. Titreyen ellerime çare olamıyordum. Gözlerimden ardı ardına yaşlar akıyordu. En son yürüyecek halim kalmayınca duvara tutundum. Ağlayarak duvara tutundum. Ben bunları hak etmemiştim. Neydi bunlar? Yorulmuştum. Bıkmıştım.

Titreye titreye duvara yaslanıp yere çöktüm. Dizlerimi kendime çekip başımı duvara yaslayıp ağladım. Elim yüzümdeydi.

En az yarım saat öyle durdum. Ağlamam kesilmişti. Boş boş ileriyi izliyordum. Yavaşça ayağı kalktım ve sahile yürüdüm. Yol boyunca sadece yeri izledim. Boş boş baktım. Ağzımı bıçak açmadı. Sahile vardığımda rastgele bir yere oturdum ve kumla oynadım, aklım başka yerdeydi. Nerede olduğunu bende bilmiyordum.

Telefonuma bildirim gelince irkildim. Tedirginlikle elime aldım ve bildirime baktım. Asaftan gelmişti

Asaf
Sorun değil. Dışarı çıkmak ister misin diye soracaktım

Hiç cevap verecek halim yoktu o yüzden telefonu tekrar yere koydum. Denizi izledim. Geçmişi düşündüm, şuan ki ailem olan 4 kişiyi düşündüm. Onlar herşeyim olmuşlardı. Bana anne baba olmuşlardı. Yaşayamadığım çocukluğu yaşamışlardı. Onlar beni hayatta tuttu. Yaşamamın sebepleriydi onlar.

Saate baktım 23.43 olmuştu. NE!. O KADAR MI KALMIŞTIM. Atlaslar çıkmıştı. Eve mi gittiler bilmiyordum. Hızla ayağı kalktım. Evin yolunu tuttum. Eve vardığımda anahtarı çıkartıp kapıyı açtım. İçerden ses yükseldi "geldi" miraçın sesiydi. Gözümü kapattım sonra derin nefes alıp odaya gittim ve onlara baktım. Atlas bir o yana bir bu yana gidip duruyordu. Rüzgar koltukta oturmuş bir bacağını huzursuzlukla sallıyordu. Miraç duvara yaslanmıştı. Elif de koltuğa oturmuş elini başının arasına koymuştu.

Atlas beni görünce ayağı kalktı tam birşey diyecekken yüzümü inceledi "ağlamışsın" dedi. Sesinde biraz öfke biraz da adını koyamadığım birşey vardı. Rüzgar ayağı kalktı "LAN Burak birşey mi yaptı" Miraç bağırdı "size dedim o çocuğa dikkat edin diye" Atlas bana doğru yürüdü "ne oldu" dedi. Soru değildi uyarıydı sanki.

Yutkundum "birşey yok" kolumu tuttu "Vera. Ne oldu?" Sinirle kolumu çektim "birşey yok diyorum. Zorlama" gözünü kapattı ve nefes verdi. Rüzgar kolundan tuttu onu. Elif yanıma gelip elini omzuma attı. "İyi misin" diye fısıldadı. Başımı salladım. "Yanlız konuşalım" dedi Atlas. Çantamı köşeye koydum "konuşacak birşey yok" dedim.

Bana baktı "ikiletme Vera." Yutkundum ve Miraç'a baktım. Haklı dercesine mimik yaptı. Tekrar ona baktım. Bana doğru adım attı "hadi" dedi. Göz devirdim ve bahçeye çıktım peşimden geldi. Ona baktım "ne yaptı" dedi öfkeyle. Öfkesi bana değildi Burak'aydı. "Birşey yapmadı." Dedim fısıldayarak. "Vera sama kaçkere dedim. Onunla görüşmeyeceksin" sesi git gide yükseliyordu. Bana bağırıyordu. Yutkundum. Ve yere baktım.

"O tehlikeli dedim sana. Görüşmeyeceksin dedim. Ya bi kere olsun dinle beni bir kere olsun Vera"

"Yeter" diye çıkıştım. "Birşey yapmadı. Anlıyor musun?" Bana doğru yürüdü ve kokumu tuttu. Yüzünü yüzüme yaklaştırdı "içeridekileri kandırabilirsin ama beni asla" dedi. Kolumu Çekmek istedim izin vermedi.
Acaba söylese miydim. Ama ya ona birşey yaparlarsa?

"Söyle" dedi üstüne basa basa.

"Cafeye çağırdı." Gözleri hafiften karardı ama birşey demedi. "Oturduk işte. Nasılsın dedi Uzatma söyle ne oldu dedim. O zarf dedi" durakladım. Derin bir nefes aldım "belki ben tanıyorumdur falan dedi" eli kolumdan düştü ve onun evine baktı. Hızla başını tutup kendime çevirdim "ne olur Atlas. Birşey yapma" elimi tuttu ve aşağı indirdi. "Sonra?"
"Ben inanmadım. Tam giderken Arkamdan bağırdı, en yakın zamanda" gözlerim yavaşça doldu "telefonuma gelen mesaj"

Burnundan soludu ve elini burun kemerine götürüp sıktı. "Atlas" diye fısıldadım "Vera eve git" yutkundum ve kolunu tuttum "Atlas tamam sakın ol" elini indirip bana baktı. Gözlerimdeki yaşları görünce durakladı. Tekrar burnundan soludu ve beni kendine çekti "iyi misin" dedi. Başımı salladim ve başımı omzuna yasladım "iyiyim."

Başımdan öptü ve yüzümü tutup bana baktı. "Merak etme. Onun hakkından gelicem ben." İç cektim ve gözümü kapattım "Hayır birşey yapmayacaksın"

Alnını alnıma yasladı "bakılır" "bakılsın o zaman" diye sözünü kestim ve elini tuttum "gel içeriye geçelim"
Burakın evine baktı sonra bana "sen git" göz devirdim "Atlas yürü" dedim ve eve itekledim.