4. bölüm · Varlığım

4. Bölüm

ZeynepMiss ☆

Uyandığımda bu sefer ses yoktu. Allahım sonunda sesle uyanmadım. Bugün pazartesi olduğu için onlar ise gitmişti. Uyandığımda elif yatıyordu. Saate baktim 11.23'dü. Ayağı kalktım lavaboya girdim ve yüzümü yıkadım. Mutfağa yürüdüm ve kahvaltı hazırlamaya başladım. En sevdiğim öğündü kahvaltı. Normal kahvaltiliklari masaya koydum. Bir kaç yumurta çıkarıp menemen yapmaya başladım. Domates soğan gibi ana malzemeleri de almıştım tabii ki.

Menemeni de sofraya koydum. Çay da demlenmisti o sırada. Odaya yürüdüm "askooooo" diye bağırdım. Elif hemen kalktı "kız odumu kopardın" dedi. Güldüm "kahvaltı hazır aşkım" basını salladı ve tekrar uzandı "5 dakikaa" yatağa yürüdüm ve üstüne zıpladım "kallkkk" kurtulmayı başarıp banyoya koştu ve kapıyı kilitledi. Güldüm ve mutfağa gittim. Tezgahın üstünde duran telefonumu elime aldım. Bir mesaj gözüme çarptı. Bilinmeyen numaraydı. Acaba kimdi?

Bilinmeyen numara
En kısa zamanda...

Bu ne anlama geliyordu şimdi? Anlamamıştım. Neyse, telefonu tekrar tezgahın üstüne koyup sofraya oturdum. Elif de geldi "oo ellerine sağlık balımm" gülümsedim ve sofraya oturduk. Çayları koydum yemeğimize başladığımız sırada kapı çaldı. Elifle birbirimize baktık sonra ayağı kalkip kapıya yürüdüm. "Kim o?" Dedim. Ses yoktu. "Kim o?" Tekrar seslendim. Yine ses yoktu. Kapıyı açtığımda kimseyi göremedim ana herse bir zarf buldum. Şaşkınlıkla elime aldım ve içeri girip elifin yanına yürüdüm. Ayağı kalktı "kimmiş?" "Bilmiyorum. Zarf var" o da şaşırdı ve zarfı elimden alıp açtı. İsmine 'bilinmeyen numara'yazmisti. Bu oydu.

Açtığımızda yazıyı elif okumaya başladı.

En kısa zamanda. Herşeyiniz yok olacak. Mal varlığınız,duygularınız, birbirinize olan sevginiz... özellikle sen Vera. Kahrolacaksin

"Bu ne?" Dedi elif şaşkınlıkla. Korkuyla telefonumdan mesaja baktim" bizimkilere söyleyelim" dedi elif. Hızla odaya çıktık kıyafetimizi giyinmek için.

Ben düz siyah dar tişört altına kalçamin altında biten şort giyindim. Elif de aynı kombini yaptı. Mavi şapka da takip evden çıktık. Araba bizde olmadığı için yürümek zorunda kaldık. "Kime gidelim" dedi Elif. Bu işlerde tek iyi olan kişi Atlastı. Telefonumdan Atlasın numarasını tuşladım.

Çalıyor...
Çalıyor...
"Aç şunu"
Çalıyor...

"Alo"
"Atlas nerdesin"
"İşteyim Vera. Ne oldu?"
"Gelince anlatırız"
"Anlatırız?"
"Elifle ben."
"Tamam hızlı olun"

Kapandı...

Hızlıca Atlasın işyerine gittik. Şirketi vardı yani babasından kalan şirket. Içeri girdik güvenlik görevlisi yolumuzu kesti. "Vera hanim ve Elif hanım. Değil mi?" Hızla başımızı salladık. Sıcak bir gülümsemeyle bize yolu açtı. Koşarak asansöre gittik. Tam kapanacakken bir el durdurdu içerden. Açıldığında sakallı orta yaşlarda bir adam vardi

Adam: geçin

Gülümsedik ve içeri girdik. Atlasın katına yani en üst kata bastık. Adamin gözleri benim üzerimdeydi. Aldırmadım? kapı açılınca bir hızla Atlasın odasina koştuk. Kapıyı açtık. Atlas oturuyordu bizi görünce ayağı kalktı "Vera noldu?" Bize doğru yürüdü. Önce elife sonra bana baktı. Sanırım çok korkmuş görünüyordum. Kolumdan tutup kendine çekti ve belimi okşadı. "Atlas çok kötü şeyler oldu"

Telaşla elife baktı ve ne oldu dercesine kafa salladı. Elif mektubu ona verdi. Atlas okudukça gözleri kararmaya başladı. Bana baktı ve siritimi okşamaya devam etti "yok bişey. Ben varken sana birşey olamaz." Dedi mektubu cebine atıp "eve gidin" kolunu tuttum "Atlas nereye" koluna sonra bana baktı. "Guzelim eve gidin" Elife baktı beni götürmesi için. Elif basını sallayıp sırtımı sıvazladı "Hadi gülüm" Atlasın kolunu bıraktım. Bana güven verici bir bakış attı. "Dikkat edin." Dedim bana doğru bir adim atıp yüzümü tuttu. "Sen Ne dersen o" dedi ve yanağımdan öpüp ofisten cıktı. Ay ne olmuştu az önce?

ATLAS BENI ÖPTÜ!

Elif bana şaşkınlıkla baktı "o-" hızla ağzını kapattim "gidelim" dedim ve aşağı indik. Yone o adamı gördüm. Bana öyle bir bakıyordu ki. Sanki her an tutup vuracak gibi. Tem kaşımı kaldirdim ama yine birşey demedim. Güvenlik bize baktı "Atlas bey araba ayarladı. Onunla gidiyorsunuz" dedi ve şoför ile arabayı gösterdi. Arabaya yürüdük. Yol boyu elif bana sakın olmamı söyledi. Olamıyordum.

O mektup özellikle bana yazılmıştı.

Geldiğimizde şoför otomatik arka kapıyı açtı. Elifle indik. Eve girdiğimizde kimse yoktu. Belki miraç gelmiştir diye ummuştum ama yok. Öfke ve korkuyla koltuğa oturdum. Elif mutfağa gidip bana su getirdi "al prensesim" yavaşça suyu alıp içtim. Of ben ne yapacaktım. Coo korkuyordum. Acaba atlaslar ne yapmıştı?

Kapı çaldığında korkuyla gözümü kapattim. Elif kapıya gittiğinde komşumuzun kızı vardı. Nur. 12 yaşındaydı tatli bi kızdı. "Elif abla annem varsa 3 tane yumurta istedi" Elif yanağını sevip mutfağa yürüdü ve 3 tane yumurta getirdi. "Sağol elif abla. Vera abla nerde?" Iç çekip ayağı kalktim ve kapıya yürüdüm "burdayım hayatim" sahte bir gülümseme takip önünde diz çöktüm. Durumları yoktu. Onu o kadar seviyordum ki. Öz kardeşim bilirdim. Gülümseyip bana sarıldı "Vera ablaaa" dedi. Güldüm ve sırtımı sıvazladım.

Elifin telefonu çaldığı için gitmişti. Nur bana baktı "Vera abla biliyor musun? Bugün sizin kapının önüne siyah maskeli bir aradan birşey bırakıp kaçtı" kan beynime sıçradı sanki. Korkuyla gözüm döndü. "N-ne?" Başını salladı "Evet biz arkadaşlarımızla gördük. Hatta burak abi sana söyleyecekti Harun abi izin vermedi." Kaşlarımı kaldirdim. "Neden?" "Çünkü Harun abi dedi ki belki de özel bir meseledir. Biz karışmayalım" Burak 20 Harun ise 25 yaşındaydı. Onlar da yoldan geçerken görmüş.

Burak onu tanıdığımdan beri bana aşıktı. Bir geçmişimiz olmuştu ama uzun sürmemişti. Sadece fazla ortamcıydı o yüzden ayrılmıştım. Nur saçımı okşadı. Yutkunamadım. Yine ailem gibi okşanmıştı saçlarım. "Görüşürüz Vera abla"
"Görüşürüz balım" dedim ve evine gitti. Siyah maskeli adam diye tekrarladım kendi kendime. Kim olabilirdi? Kim bizimle uğraşıyordu. Kim beni kahredecekti? Belki de hepsi sadece bir oyundu. Veya sadece ack gerçekler.

Elif telefon konuşmasını bitirip yanima geldi. "Gitti mi?" Dedi. Başımı salladim. "Gitti"

"Miraç aradı. Atlas ve Rüzgâr bir adamın yanına gitmişler miraç da peşlerinden gitmiş" acaba o adamın mi? Allahım neler oluyordu. Hızla ayağı kalktim "nereye gitmişler?" "Söylemedi" allah kahretsin. Inşallah başlarına bir iş gelmez. Hızla telefonumdan Atlası aradim.

Çalıyor...
Çalıyor...
Çaliyor...
*Reddedildi*

Sinirle Elife döndüm "açmıyor" elif bir o yana bir bu yana gidip durdu. "Ne bok yicek amk" bilmiyorum anlamında dudak buzdum.

Miracı aradim miraç açtı. O açardı zaten. "Alo" titrek sesimle seslendim "Vera Atlas iyi merak etme. Birşey yok aramayın işimiz var." Arkadan gülme sesleri ama o Gülen adamin sesinde bir parça inleme de vardı. Kimi vuruyordu bunlar?! "Kim o, Miraç?" diye bağırdım. "Görüşürüz" dedi e yüzüme kapatti. Deli ya. Elif bana baktı "Ne oluyo" sesi titriyordu onun da "birini vuruyorlar" elif elini saçına geçirdi. "Noluyo ya" dedi ve koltuğa oturdu. Yaklaşık bir kaç saat sonra kapi çaldı. Elifle koşarak kapıya gittik. Atlas,Rüzgâr ve Miraç. Atlasın üstünde biraz kan lekesi vardı. Rüzgâr nefes nefeseydi Miraç zaten allaha emanet.

Elif resmen bağırdı "Ne bu hal?!" Geri sendeledim " ya siz ne yaptınız" atlas odaya yürüdü. Hiçbiri birşey demedi. Yorgundu. Öfkeyle peşlerinden yürüdüm. Elif de arkamdan geldi. Rüzgâr yatağa uzandı miraç sandalyesine oturdu Atlas da sigara yakıp duvara yaşlandı. Kaşı patlamıştı. Yanina yürüdüm ve çenesini tuttum. Sigarayı köşede tuttu. Basını yana çevirip üfledi. Sırf bana gelmemesi için. Sonra tekrar bana döndü "İyi misin?" Dedi. Göz devirdim "asıl sen söyle." Basını salladı "iyiyim" "değilsin Atlas" Çenesindeki elimi tutup öptü.

"Korkma tamam mı? O boş bir mesaj sadece" gözleri ondan bahsedince kararıyordu. Rüzgâr ve Elif çıkmıştı. Sanırım yürüyüşe. Miraç da özürlü olduğu için bizi başbaşa bırakıp kapıyı kapatip çıkmış. Derin bir iç çektim ve başımı yere eğdim "tamam" dedim. Sigarayı tek itişle camdan attı ve belimden tuttu. "Böyle yapma" yutkundum ve ona baktım. Çok yakındık. Yani gereğinden fazla. Burnu burnuma değecekti resmen. Bakışları dudağıma sonra tekrar gözlerime geldi. "Nasıl?" Dedim fısıldayip. Gözü iki gözümde gidip geldi.

Zar zor nefes aldığını anlayabiliyordum. "Böyle işte" sanırım bakışlarımdan bahsediyordu. Yutkundum. Bakışlarım dudağına sonra gözlerine gitti. Belimi bırakıp tekrar sigara yaktı. Göz devirdim "içme artık" omuz silkti ve çakmağı yatağa attı. Derin bir nefes çekip kenara üfledi ve bana baktı. "Ne?" Dedim "hiç" dedi. Arkami dönüp masaya yürüdüm ve sac tokamı aradım. Neden bilmiyordum ama hep bu odada buluyordum. Onun çekmecesinde. Tokami alıp saçıma taktım. Sigarası bitmek üzereydi. Tekrar yanına yürüdüm.

Kaşına baktim "patlamış" basını salladı "kimi dövdünüz" dedim boş ver anlamında kaşını kaldırdı. Kaşına dokunacakken dengemi kaybedip üstüne sendeledim biraz. Burnu bu sefer burnuma değmişti. Göğsüm her nefes alışımda ona çarpıyordu. Bu sefer bende zar zor nefes alıyordum. Belimden tutttu ve beni duvara yaslayip önümde durdu. Sigarayı köşeye fırlattı camdan. Bir eli yanağıma geldi. Bakışları gözlerimden dudağına kaydı. Zar zor nefeslerle ona baktim.

Dişlerini sıkıp dudaklarima bakmaya devam etti. Gerçekten zar zor nefes alıyordu. Kendini zor tuttuğu belliydi. Dudağı dudağıma değdi. Şaka mı? Şaka mı!!!

Sizce bu işin arkasında kim var?
O adam kim?