6. bölüm · Varlığım
6. Bölüm
Odada hızla kıyafetlerimi degistirdim. Yine aynı şekilde siyah geniş şort üstüme de oversize tişörtümü giyindim. Yavaşça cam kenarındaki koltuğa yürüyüp dışarıyı seyrettim. Bugün olanları düşündüm. Mesaj...mektup...Atlas. hepsi birbirine karışmıştı. Bunlar çok ağırdı, kaldiramayacagimdan fazla ağırdı.
Elifle Rüzgâr yürüyüşten gelmiş olacakki seslerini duydum. Odamın kapısı açıldığında dönüp baktim. Elifti. Yanima yürüdü "Vera kendini uzmeyi bırak. Saçma bir oyun bu, tamam mı?" Dedi. İç çektim ve ayağı kalktım "ben bir düş alayım" dedim. Eliyle sırtımı sıvazladı ve gardroptan gecelik çıkardı bende banyoya yürüdüm.
İçeri girip kapıyı kilitledim. Aynadan kendime baktim "Nesin sen Vera? Cinayetin sessiz ortağı mısın?" Diye mırıldandım. Gözlerimi aynadan çevirip yere baktim. Kıyafetimi çıkartıp duşa girdim. Sıcak suyu açıp içine girdim. Biraz olsun rahatlamıştım.
Yaklaşık 1 saat sonra çıktım. Üstümü giyindim ve alt kata indim. Hepsi salondaydı. Elif yerde uzanmış, Miraç telefona bakıyor, Atlas tavanı izliyor Rüzgâr ise cam kenarında sigara içiyordu. Içeri girdim ve Boş olan koltuğa oturdum. Miraç telefondan gözünü ayırıp bana baktı "gelmeseydin" dedi alayla. Göz devirdim "duş aldim" sesimi duyan Atlas bana baktı.
Önce ıslak saçlarıma sonra gözüme "saclarin ıslak" diye mırıldandı. Başımı sallayıp geriye yaslandim "evet" dedim. Elif yerden kalkip yanima oturdu ve başımı omzuna yaslandırdı "gıcık" dedi alayla. Güldüm ve elini tuttum. Rüzgar sigarasını bitirip karşımızdaki koltuğa oturdu. Gözleri once bana sonra Elife kaydı. "Bu mesaj sana ne zaman geldi vera" dedi ve bana baktı. Mesaj olayını duyunca içim boşaldı.
Yutkundum "bir kaç gün önce" öne eğildi "niye bize söylemedin" elife baktim "boşuna olay çıkmamasi için" Elif nefes verdi ve Rüzgâra baktı. Rüzgar sinirle nefes verip basını öne eğdi ve gözlerini kapattı. Atlas ayağı kalkti ve sigara yakıp cam kenarında durdu ve duvara yaslanıp bize baktı. "Bak Vera." Dedi Atlas. Bakışlarım ona kaydı. "Bu olaylar hem bizi üzdü hem seni. Birdaha bu tarz gizemli mesajlar gelirse. Bize söyleyeceksin" dedi ve sigarasından bir nefes çekip üfledi.
Miraç da başıyla onayladı. Ayağı kalktim. "Nereye" dedi Atlas. Ona dönmeden mırıldandım "hava alacağım" dedim. O sırada elif ayağı kalkti. Sırtım onlara dönüktü görmüyordum ama hissediyordum "ben de geleyim mi?" "Hayır" Diye yanıtladım ve kapıya yürüdüm. Dışarı çıktım hava kararmıştı. Biraz yürüyüp rastgele sokak lambasının altında oturdum. Ellerimi başımın üstüne koyup yeri seyrettim.
Ben her gün ölüyordum. Normal insanlar bir kez ölürken ben her gün ölüyordum. Ailemin acısıyla. Beni o yangından kim kurtarmıştı? Sadece hatırladığım bir çift gözdü. Erkekti. Ben o zaman 8 9 yaşlarındaydım. Beni alıp büyüttü ama şimdi ortada yok. Adini bile söylemiyordu bana. Tek soru vardı aklımda, neden?
Direğe yaslandım bacaklarımı uzatıp gökyüzünü izledim. Arkamdan adım sesleri duydum ve yanıma biri oturdu. Aras. Bakışlarımı ona çevirmedim aynı şekilde durdum "kızgın mısın?" Dedim. Ellerini dizlerine koymuş bana bakıyordu "üzgün müsün?" diye yanıtladı. Sırıttım ve yere baktım "sence?" Dedim.
İç çekti ve çenemde tutup başımı kendisine çevirdi "ben varken." Dedi "sana birşey olmaz, olamaz" gözlerim iki gözü arasında gidip gelirken başımı salladım. Çenemi bıraktı ve yeri izledi. "Bir daha sana bu tarz mesaj gelirse haberim olsun." Başımı salladım "bakarız" bana döndü ve "bakılsın o zaman" dedi.
Yutkundum ve tekrar direğe yaslandım. "Annem" dedi titrek sesle "nasıl biriydi?" Bana ailemi tanıdığını söylemişti Atlas.
Bakışları sert bir hal aldı ama hemen düzeldi ve bana baktı "iyi,güzel,nazik" dedi "tıpkı senin gibi" bakışlarım ona döndü. Sırıttım ve tekrar başımı direğe yasladım. "Peki Babam?" Boğazını temizledi ve yere baktı. Konuşmadı, birşey söylemedi. Yalan söylemek istemiyordu. Sanırım Babam pek de İç açıcı biri değildi. "Söyle" dedim "senin gibi inatçı de. Senin gibi yaramaz,huysuz, gıcık de"
Sesim titredi. Gözlerim dolunca yaş akmaması için gözümü kapattım. Elleri eline dokundu "bunların hiç biri sen değilsin. Duydun mu?"
Gözümü yavaşça açtım ve ona baktım. Aramızda çok mesafe kalmamıştı. Bir eli elimde kaldı diğer eli yanağıma gitti. Yutkundum "senin" diye fısıldadı "her gözlerin ıslandığında ben daha da suçlu hissediyorum." Yanağımı okşadı "niye koruyamadım diye" başımı olumsuz anlamda salladım "sen beni hep korudun. Sadece kendini görmedin. Kendini unuttun Atlas benim için kendinden vazgeçtin sen"
Sırıttı ve yaklaştı "senin için kendimden vazgeçtim ben" gülümsedim. Gözümden bu sefer yaş düştü. Eli yanağımdan ensene kayınca beni kendisine çekti. Dudağımızdaki mesafe kapandı. O an dünya durdu, kulağım duymadı, o an sadece Atlas ve ben vardık. Yavaşça öpüyordu. Dudaklarımızı ayırıp alnını alnıma yasladı "seni seviyorum" çatallaşmış sesiyle fısıldadı.
Yutkundum ve yanağına dokundum. Gözümden yavaşça yaşlar akıyordu "Atlas..." "sorgulama Vera. Karşılık verme. Sadece dinle. Sana olan aşkımı. Sana olan sevgimi. Sadece dinle ve gör" başımı salladım "ben hep gördüm Atlas. Sadece sen kördün" "artık değilim" diye fısıldadı bir çocuk gibi "görüyorum artık. Beni sevdiğini görüyorum. Bizi görüyorum Vera"
"Bizi gör Atlas" dedim ve tekrar öptüm.
Yarım saat orda kaldık sohbet ettik.
Sonunda ayağı kalktı ve elini uzattı "hadi" dedi. Eline baktım sonra tutup ayağı kalktım.
Bir süre bana baktı "ne?" Dedim sırıttı "hiç" dedi. Alayla göz devirdim ve yürüdük. Eve vardığımızda kapıyı Atlas açtı. İçeri girdik. Miraç bağırıyordu. Şaşırmadık tabii.
"Evde kaos var" dedim alayla
"Ne zaman olmadı ki" dedi ve eve girdik. Rüzgar Miraçın yakasını tutmuş birşeyler söylüyordu. Miraç da dinlemeyip yardım edin diye bağırıyordu. Elif de bıkmış bir şekilde onları izliyordu.
Bizi görünce Miraç avazı çıkana kadar bağırdı "Vera yardım et!" Güldüm ve yanlarına yürüdüm. Rüzgarın kokunu tuttum "başımızı şişirdi bırak" Rüzgar geriye fırlattı Miraç da hızla Elifin arkasına geçti "hain!" Diye bağırdı. Rüzgar da olmak üzere hepimiz güldük.
Elif ayağı kalktı "sonunda geldiniz. Ben bunlarla baş edemiyorum" Rüzgar pişkin pişkin sırıtıp ona baktı "ben de dahil miyim buna?" Elif göz devirdi "evet" Rüzgar sırıtarak devam edip koltuğa oturdu. Atlasa baktım mirayla konuşuyordu bende koltuğa oturdum.
Telefonuma bildirim gelince hepsinin bakışları bana döndü. Kalbim sıkıştı resmen. Gözlerim korkuyla karardı bakışlarım Atlasla buluştu. Miracı bırakıp yanıma yürüdü ve elini uzattı "ver" dedi. Yutkundum ve telefona baktım. Eğildi ve telefonu yanımdan aldı.
Ekranı açtı ve gelen bildirime baktı. Gözümü sıkıca kapayıp mırıldandım "kim?" Atlas konuşmadı. Rüzgar onun yanına yürüyüp telefona baktı. Derin bir nefes verdiğinde gözümü açtım "kimse değil ya trendyol bildirimi" elimi kalbime koyup derin nefes aldım. Atlas telefonu bana geri verdi ve yanağımdan makas aldı "içini ferah tut" başımı salladım. O sırada Miraçın sesi geldi "oha! Ben az önce aşka tanık oldum" göz devirdim ve ayağı kalktım.
Hızla geri adım attı "Gelme!" Güldüm ve Elife baktım. Dışarıyı izliyordu. "Elif" dedim duymadı. "Eliff" Bu sefer döndü baktı "hı? Ay dalmışım. Noldu?"
"Hiç öyle daldığını görünce merak ettim"
"He yok bişeyim. Birazcık uykum var aslında yatsam iyi olacak" Rüzgara baktığımda onu izliyordu. Bana baktı sanki ona destek olmam için işaret verdi.
"Ay bende yatayım geç oldu" dedim ve hızla kokundan tutup odaya çıktık. İçeri girince kapıyı kapattım "neyin var,"
"Birşeyim yok"
"Hadi Elif neyin var söyle"
Derin nefes aldı ve yatağa girdi "uykum var."
Yanına geldim ve bende uzandım "o zaman sabah konuşalım." Başını salladı "tamam" dedi ve gözlerini yumdu. Bir süre tavanı izledim. Atlası düşündükçe gülümsüyordum. Bir anda Elifin sesini duyunca korktum "aşko söylicem söylicem kendimi tuttum ama deli misin la" Güldüm ve ona baktım "niye"
"Gülüp duruyorsun kendi kendine" hızla arkamı döndüm "iyi gecelerr" dedim.
Gülümsedim sesini duydum. 15 dakika içinde ikimiz de uyuduk.
