26. bölüm · Uzak Gelecek

Çıkış

Tolunay Erel

Çıkışta
Hastaneden çıktıklarında hava ağarıyordu.
Şehir uyanıyordu.
Ama ikisi için yeni bir şey başlıyordu.
“Bunu tek başına yapmana alışmışsın,” dedi Gizem.
“Fark ettim.”
Âlim başını salladı.
“Alışkanlık,” dedi.
“İnsan bir süre sonra başka ihtimal düşünmüyor.”
Gizem durdu.
“Ben,” dedi,
“ihtimalim.”
Bu kelime,
ilan değildi.
Ama teklifti.
Âlim ilk kez güldü.
Gerçekten.
Defterdeki Yeni Satır
O gece Gizem yazdı:
“Onu güçlü sandım.
Meğer güçlü olmak zorunda kalmış.
Şimdi yanındayım.
Bu, benim ilk bilinçli kalışım.”
Kalemi kapattığında saat sabaha yaklaşmıştı.
Âlim, Gizem’i evinin önüne bıraktığında sokak neredeyse boştu. Işıklar sönük, hava ağırdı. İkisi de uykusuzluktan bitkin, yaşananların şoku ve ağırlığıyla olduğundan daha sessizdi. Arabadan indiklerinde birkaç saniye boyunca konuşmadılar. Sadece birbirlerine baktılar.
Gizem ürkek ama garip bir kararlılıkla Âlim’in ellerini tuttu. Parmakları soğuktu ama tutuşu netti.
Âlim gözlerini Gizem’in gözlerinden ayırmadan konuştu:
“Her şey çok hızlıydı. Seninle konuşmak istiyorum.”
Gizem yorgun gözlerle yüzüne baktı. Sesi kısık ama sakindi:
“Ne konuşmak istiyorsun?”
“Hislerimizi,” dedi Âlim. Sonra durdu. “Daha doğrusu… hastanede kurduğum cümleyi.”
Bu söz, Gizem’in yüzünde fark edilir ama kısa bir hayal kırıklığı bıraktı. Gözlerini kaçırmadı.
“Pişman mısın?” dedi.
Âlim kaşlarını kaldırdı, neredeyse refleksle Gizem’in kollarından tutup onu kendine çekti. Çenesini başına dayadı. Sesini alçaltmıştı:
“Pişmanlık yok. Doğru olan neyse onu söyledim. Sadece…”
Yutkundu.
Gizem kendini yavaşça bir adım geri çekti. Başını kaldırıp tekrar yüzüne baktı.
“Sadece ne?” dedi.
Âlim’in bakışı ciddiydi ama sert değildi. Yorgunlukla karışık bir açıklık vardı sesinde:
“Sadece her şeyi bilmeni istiyorum. Ve korkmamanı. Yanımda ol. Olduğun zamanlarda ise kafanın içinde tek bir soru işareti olmasın.”
Gizem bir an sustu. Sanki içinden geçenleri tarttı, tartmadan karar verdi.
“Ben zaten korkarak geldim,” dedi. “Ama kaçmadım.”
Âlim gülümsedi. Küçük, sakin, gerçek bir gülümseme.
“İşte bu,” dedi. “Tam olarak bu.”
Vedalaşmaları kısa oldu. Abartısız. Ama Gizem kapıyı açarken şunu biliyordu:
Bu konuşma bir son değildi.
İlk defa, başlangıç korkutmuyordu.