Unutulanlar kitap kapağı

2. bölüm / 6

Unutulanlar

Karşılaşma

Vaveyla Yazarı: Lal Kurt

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: Karşılaşma

Başımdaki feci ağrı ile yattığım yerden sıçradım, derken kafamı çarpmamla tekrar kafamı yerde bulmam bir olmuştu. Ben yine nerede yattım? Kendime gelip vücudumu olduğum yerden çıkardım ve yatağımın altında yattığımı farkettim.

Ben buraya nasıl geldim?

Yavaşça yattığım yerden doğruldum ve ellerimin kesik içinde olduğunu farkettim. Pekte şaşırmadım şahsen alışık olduğum bir durum.

Yatağımın yanında duran komodinden bandaj çıkardım ve ellerimi sardım. Çokta dikkat çekmiyordu, direkt kapıyı açtım ve aşağıya indim.

Yaz ayında olduğumuz için her yerin penceresi açıktı ama hala çok sıcaktı. Kolumdaki toka ile saçlarımı topladım ve Alev’in odasının önüne gittim.

Kapıyı birkaç kez çaldım ve Alev’e seslendim fakat ses gelmeyince kapıyı açtım fakat oda bomboştu. Gözüm bahçeye açılan pencereye ilişti penceren dışarıya baktığımda Alev Mina ve Su dışarıda birbirine su fırlatıp eğleniyorlardı.

Alev kafasını kaldırıp camdan bakan beni gördü, “ooo Lavin hanım kalkmaya lütuf etmişsiniz,” dedi dalga geçen bir tavırla. Dediği laf karşısında kıkırdadım. “Ee bakma öyle far görmüş tavşan gibi gel sende.” Dedi.

Hiç ısrar etmeden merdiven korkuluklarından kayarak aşağı indim ve bahçeye çıktığım gibi üstümden bir kova su döküldü. Su heryerime kaçmıştı. Gözlerimi ovalayıp yanımda elinde kova ile sırıtan Alev’i gördüm. Gülerek, “hoşgeldin,” dedi.

“Alev seni yaktım kızım!” Dedim ve elindeki kovayı kapmamla Alev’i bahçede kovalamam bir olmuştu.

“Benim ismim Alev kızım öyle yanmam ben!” Dedi dalga geçerek. Alev’i kolundan tuttuğum gibi başından aşağı kovayı boşaltmam bir olmuştu.

Kıkırdayarak, “hoşbuldum,” dedim. Alev sinirli gözlerle bana baktı. Bu sinirini şahsen hiç umursamadım.

Uzaktan bizi sırıtarak izleyen Su ve Mina’yı gördüm. Alev, “ama ne bakıyorsunuz yani?” Dedi yüzüne gelen kızıl saçlarını geriye atarak.

Mina tam lafa atlayacakken arkadan bir kedi sesi geldi. Su direkt sesin geldiği yöne doğru döndü ve donup kaldı adeta bedeni buz kesilmişti. Mina, “Su?” Diyerek omuzuna dokundu fakat Su ona edilen en ufak temasta çığılık attı. Neler oluyordu?

Mina’ya dönüp, “kediyi al ve odaya götür.” Dedim. Kedi yüzünden ağlamaya başlamıştı.

Su’yun çığılıklarını duyan Emircan ve Kutay gelmişti. Kutay Su’yun o halini gördüğünde öfkeyle, “neler oluyor lan?!” Diye bağırdı. Su Kutay’ın bağırması ile daha şiddetli ağlamaya başladı. Emircan uyarı niteliğinde Kutay’ın ağzını kapattı ve gözleri ile Su’yu işaret etti.

Kutay Su’yun onun bağırması ile daha çok panik yaptığını anladığında bir adım geri attı. Alev hiddetle “ne bağırıyorsun lan it!” Diye Kutay’a yürüdü.

Kutay’ın elleri titremeye başlamıştı öfkesini kontrol edemeyecekti muhtemelen şuan etrafında ki her sesi boğuk duyup etrafı puslu görüyordu. Şuan Kutay değil onun öfkesi konuşacaktı ve Su Kutay’ın bu halinden daha çok korkup krize girecekti.

Kısık bir sesle ıslık çaldım ve Emircan’ın dikkatini çektim. Islık bizim aramızdaki gizli iletişim yoluydu. Emircan tek ıslığım ile ne demek istediğimi anlamıştı. Kutay’ın yanından ayrılıp Su ile ilgilenmeye gitti.

Hemen Alev ve Kutay’ın arasına girdim. Bedenimle aralarına bir mesafe koydum.

İlk önce Alev’in gözlerine baktım. “Alev yapma’” dedim fakat Alev’in gözlerinden ateşler çıkıyordu. Sesimi alçak tutarak, “ Su,” dedim ve gözlerinle onu işaret ettim. Alev’in bakışları yumuşadı gözleri Su’ya kaydı. “Git lütfen,” dedim ve Su’yun yanına o da gitti.

Arkamdaki Kutay’a baktığımda elleri hâlâ titriyordu. Kutay’ın ellerini tuttum Kutay direkt kafasını kaldırıp bana bakmıştı, “Kutay kendine gel kardeşim,” dedim yumuşak bir ses tonuyla. Ellerinin titremesi birazda olsa azalmıştı. “Kutay beni duyduğunu biliyorum bendesin oğlum!” Dedim ve bir elimle yüzünü avucumun içine aldım. “Kutay bendesin!” Dedim sert bir şekilde. Alnını alnıma dayadım, “ Su,” dememle kendinde gelmişti bakışları değişmişti.

“Su,” diye fısıldadı. Gözleri Su’ya döndü ve onun ağlarkenki halini gördü.

“İçeri geç hadi,” dedim ve Kutay hiçbir şey demeden içeri geçti.

Kutay giderken kapıdan Mina geldi, “Su nerede?” Dedi gözlerimle Su’yun olduğu yeri gösterdim.

Mina’nın elinde bir iğne vardı. Mina Su’ya doğru giderken kolundan tuttum. “İğne vuracak kadar önemli bir durum yok Mina ne yapıyorsun?” Dedim.

“Lavin kendine dokundurtmuyor iğne dışında hiçbir şey onu sakinleştirmeyecek farkındasın değilmi?” Dediğinde Su’yun olduğu tarafa döndüm. Perişan bir haldeydi nefes alamıyordu sesli sesli çığlık atarak ağlıyordu Alev ve Emircan ona yaklaşmaya çalıştıkça kendini dahada perişan hale getiriyordu. Bir şey diyemedim sadece Mina’nın kolunu bıraktım ve içeri girdim.

Uzun koridordan dönüp merdivenlerden çıktım. Yürürken Kutay’ın odasının önünde durdum. Kapıyı birkaç kez çaldım ve Lutay kapıyı ufak araladı. “İyimisin?” Diye sordum ama yüzünden anlaşılıyordu iyi olmadığı. Yutkundum, “ Kutay iyi değilsin yanına geliyorum,” Derken Kutay’ın buz gibi olan sesiyle durdum, “git Lavin.” Kapı kolunu bıraktım ve Kutay’ın gözlerine baktım gözlerinde hiçbir şey görememiştim benden saklamıştı. Kutay direkt kapıyı suratıma kapattı ve kilitledi.

Birkaç saniye öylece kapının önünde durdum arkamı döndüğümda karşı kısımda bir adam gördüm duvara yaslanıp kollarını birleştirmiş bir şekilde beni izliyordu.

Bu da kimdi?

Boyu benden gayet uzun görünüyordu siyah saçları dağılmıştı penceredeki gözlerine vurmuştu.

Gözleri?

Gözlerinin biri mavi biri neredeyse siyah denecek bir koyuluktaydı. Bakışları garip hissettiriyordu. Üstünde beyaz bir tişört ve gri bir eşofman vardı.

“Sende kimsin?” Diyerek yanına yürüdüm. O da ağır adımlarla yanıma geldi. “Ayaz ben, peki ya sen?” Dedi direkt.

“Lavin Vera.” Dedim sert bir sesle. İkimizde benim odamın önünde durmuştuk. Karşı karşıya geldiğimizde benden göründüğünden daha iri olduğunu gördüm. “Nesin sen doktor falanmı bu klinikte uzun zamandır farklı bir yüz görmüyordum.” Dedim.

Sırıttı, “şuan gördün’” dedi. Kaşlarımı çattım. “Dalgamı geçiyorsun?” Kafasını olumsuz anlamda salladı. “Ne alaka o zaman bu dolaylı cevaplar?”

“Afedersin,” dedi ve duruşunu daha da dikleştirdi. “Öncelikör ben doktor değilim ben de buraya bir hasta olarak geldim.” Dedi.

“Hasta?” Dedim gülerek. Bu tabiri hiç hoş değildi ve beni sinirlendirmişti. “Asıl hasta buradaki doktorlar Ayaz bunu ayıkman çok iyi olur ilk önce bunu anla bakalım.” Dedim ama bu neden ağzımdan çıkmıştı anlamamıştım.

“Ne varmış doktorlarda?” Diye sordu.

“İlerleyen zamanlarda görürsün.” Dedim ve odama girdim.

Ben neden böyle konuştum ki?

Neyse kafa yormanın sırası değildi. Islanmış üstümü çıkardım ve onun yerine kısa açık mavi bir şort ve beyaz bir tişört giydim. Saçlarımın ıslaklığını havlu ile aldım. Aynada saçımdaki beyazların arttığını fark ettim. Böyle giderse saçlarım sanırım hepten beyaz olacaktı. Bu görüntü çok sinirimi bozmaya başlamıştı.

Aman neyse Lavin tek derdin saç olsun!

Duvardaki kırık saatte bakınca saatin öğleden sonra beş olduğunu fark ettim.

Yuh!

Ben saat kaçta uyanmıştım lan? Şu zamanlar çok fazla uyuyordum ama fazla uyumama rağmen hiç dinlenemiyordum.

Odamdan çıktım ve aşağı kattaki koltukların olduğu yere uzandım belki biraz kestirebilirdim.

Buraya kadar okuyan herkese teşekkür ederimm🫶🏻🫶🏻

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

5okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.