4. bölüm / 6
Unutma1.3 ~ Mektup
Bölümler 6Şu an: 1.3 ~ Mektup
Reni
Gece boyunca mektupta ne yazdığını düşünmekten gözüme uyku girmedi. Bir sağa, bir sola dönüp duruyor, sabah olmasını ve güneşin doğmasını sabırsızlıkla bekliyordum.
Ama bana bir asır gibi gelen o gecenin sonlanmasını daha fazla bekleyemedim.
Bir anda yorganımı üzerimden atıp doğruldum. Elime küçük bir mum aldım ve masanın ilk çekmecesine sakladığım mektubu çıkardım. Pencereden içeri süzülen ay ışığının altına oturdum ve Lui'nin bana bıraktığı bu doğum günü hediyesini okumaya başladım.
°°°
Dostum Eirenia,
Aslında bu mektubu yazıp yazmamak konusunda uzun süre tereddüt ettim. Belki de hiçbir şey söylemeden sessizce ayrılmak benim için daha kolay olurdu. Ya da biraz daha cesur olabilseydim, bütün bunları yüzüne karşı söyleyebilirdim.
Fakat bu cesarete sahip değilim.
Sana ne kadar değer verdiğimi biliyorsun. Ailemi ve sahip olduğum her şeyi kaybettiğim günden beri daima yanımda oldun.
Kederime, sevincime ve endişelerime ortak oldun.
Kazadan önceki hatıralarım oldukça kısıtlı. Ailem uzun zamandır maddî sıkıntılarla mücadele ediyordu. Sonunda büyülü kristallerin bulunduğu bir mağara keşfettiler.
Fakat yalnızca çalışanlarının sözüne güvenemezlerdi. Büyülü kristallere sahip olmak Kanstern Krallığı'nda yasaktı ve bulunan her kristalin Majesteleri'ne bildirilmesi gerekiyordu.
Sonuçta, Majesteleri büyüden daima 'korkmuştu'.
Gücün kendi ellerinde olmadığı bir dünyada, hiç kimsenin o güce sahip olmasına müsaade etmeyecekti.
Ailem bunu biliyordu.
Ancak Majesteleri'ne haber vermeden önce birkaç kristali kendilerine saklamaya karar verdiler. Böylece onları yeraltı pazarında yüksek bir meblağ karşılığında satabilecek ve ailemizin maddî sıkıntılarını sona erdirebileceklerini düşünüyorlardı.
Ne var ki hiçbir şey umdukları gibi gitmedi.
Güvendikleri biri onlara ihanet etmiş ve Majesteleri'ne ihbarda bulunmuştu.
Majesteleri yakın dostlarının bu 'ihanetini' affetmedi. Ailem yıllar boyu Majesteleri ile yakın ilişki kurmuştu. Majesteleri onların kendisine karşı baş kaldırdığına inandi ve öfkeden gözü kör oldu.
Ailemin hayatına, doğru dürüst bir muhakeme dahi yapılmadan son verildi.
Dük bunu öğrendiğinde, Majesteleri ile görüşmek üzere bizzat saraya gitmiş. Halkın gözünde ailemin hain ilan edilmemesi için yalvarmış.
Bunu benim hayatımı kurtarmak için yapmıştı ve bunun için minnettarım.
Çünkü bir hainin oğlunun önünde yalnızca iki yol seriliydi:
Ölüm ya da kölelik.
Bu görüşmenin sonunda Dük ile Majesteleri bir anlaşmaya vardılar. Ailem halka bir hain olarak değil kazaya kurban gitmiş talihsiz bir aile olarak gösterilecekti. Benim de bu kazada öldüğüm halka duyurulmuş... Ailemi benden aldığı yetmemiş gibi bütün kimliğimi söküp atmıştı.
Bu anlaşmanın karşılığında Dük ne sundu bilmiyorum. Ama öğreneceğim.
Ailemi kaybettiğimde henüz beş yaşındaydım.
Gözlerim gerçeği kavrayamayacak kadar küçüktü...
Belki de gerçeği görmek istemedim.
Ailem talihsiz bir kazada hayatını kaybetmemişti.
En çok güvendikleri insanlar tarafından ihanete uğramış, arkalarından vurulmuş ve ölüme terk edilmişlerdi.
Peki bütün bunlar ne uğruna?
Bilmiyorum.
Fakat o hainlerin kim olduğunu bulmadan ölmeyeceğim ve ailemin intikamını alacağım.
İşte bu yüzden Dük'ten son bir kez yardım istedim ve Akademi'ye kabul edilmem için bana destek oldu. Akademi sınavlarından geçebilmek için talimlere katılıyordum... ve tabiki... zamanı geldiğinde seni koruyabilmek için.
Bir yetim olarak önümde kalan tek makul yol şövalyelikti.
Akademi'de aradığım cevapları bulabileceğime inanıyorum ki bulamadığımız takdirde bile orada edineceğim güç bana yeterdi.
Düklükte çıkan o büyük yangın sırasında aslında ben de oradaydım. Dük ile Düşes'in konuşmasına kulak misafiri olmuş ve ailem hakkında gerçeği o gece öğrenmiştim.
Senin geldiğini duyduğumda gölgelerin arasına çekildim.
Fakat o gece yaşananları kendi gözlerimle gördüm.
Tahmin dahi edemeyeceğin kadar büyük bir güç taşıyorsun, Reni ve bunu çok yakında kendi gözlerin ile de göreceksin...
Sana bir söz veriyorum.
Günün birinde onurlu bir şövalye olduğumda, senin için geri döneceğim.
Ve seni, bu dünyadaki her şeyden koruyacağım.
Bunu sakın unutma.
Sevgiler,
Lui C.
°°°
Bir süre öylece elimde duran mektubu gözlerim ile süzüyordum. Düşüncelerim o kadar karışıktı ki başıma büyük bir ağrı giriyordu. Lui'nin verdiği bu sessiz mücadele kalbimi acıtıyordu, duygularımı ve gözyaşlarımı daha fazla bastıramadım.
Bu sırada gözüme yazdığı bir cümle takıldı. "Tahmin bile edemeyeceğin bir güç taşıyorsun." parmaklarım bu satırın üzerinden bir kez daha geçti.
Bahsettiği bu güç... gözlerimi kapattım ve derin bir iç çektim. Bir kez daha inanmamayı seçtim.
