8. bölüm · Umay:Nefilim İblisleri
Cain
İçeri girdiklerinde onları oval büyük bir koltuk karşıladı.Bu koltuktan bir kaç tane vardı.Üstlerinde zengin,statü sahibi,bakımlı kadınlar ve erkekler oturuyordu.Çok kalabalık yoktu.Koltuların bazı kısımları boştu.Son büyük oval koltuğun karşısında ışıklı bir bar ve çok şık bir Barmen vardı.Ülgen onu bu son koltuğa oturttu ve elini omzuna attı.Sonra çevredekilerle hoşbeş etmeye başladılar.Yaşlı kırış kırış bir adam ağzından adeta sular akarak Ülgen'e "Şu minik şeyi bana da ver bir gece" dedi.Ülgen en piç tavrını takınıp "Olur ihtiyar ama seni çok yorar pek hareketli anlarsın ya " dedi ve göz kırptı.Tomris muhabbete ayak uydurmak için şuh bir kahkaha attı.İhtiyar adam elini önüne götürüp "Benim ki kolay yorulmaz evlat" dedi.Tomris içinden kusmak gelirken yine şuh bir kahkaha attı.Tam acaba bu sohbet daha ne kadar iğrenç seviyelere inecek acaba diye düşünürken herkes sustu.Otuzlu yaşlarda bronz tenli zeytuni göz rengine sahip,uzun siyah dalgalı saçlı hoş bir adam içeri girdi.Üstünde dik yakalı kar beyazı bir gömlek cebinde saat olan bir yelek ve yelekle aynı renk geniş omuzlarını ortaya çıkartan siyah bir ceket vardı.Tavrı asil ve soğuktu.Başta ki oval koltuğa oturdu.Herkes onun çevresinde pervane oldu.Kadınlar her tarafına doluştu.Ülgen Tomris'in merakla o adama baktığını görünce "Ah bizim Cain yine formunda"dedi ve Şen bir sahte kahkaha attı.Sonra Tomris'in kulağına eğilip "En kadim vampilerden yaşını belirlemek mümkün bile değil"dedi.Bir süre sonra hoş sarışın uzun boylu bir kadın Ülgenin yanına gelip onu zorla bara götürdü.Tomris bu durumdan memnun olmasa da olayı kabullenip oturdu.O sırada o ihtiyar adam yakınına gelmişti.Sırnaşmaya çalışıyordu.Adam "Adını bahşetmedin güzel minik oyuncak onu bari söyle" dedi.Tomris iğretisini gizleyerek zoraki bir cilveyle "İhtiyar delikanlı eğer merak ettiysen Adım Mona"dedi.İhtiyar "Ah ne güzel Mona Lisam ol benim seni çizmek isterim.Ama nü bir tablo olmalı ne dersin?" dedi.Tomris yine zoraki bir cilveyle"Ah olur yakışıklı neden olmasın" dedi.Adam ona daha çok sokuldu iğrenç nefesi yüzüne vuruyordu.Elini Tomris'in bacağına koydu.Masaj yapar gibi hareket ettiriyordu.Tomris gerçekten kusmak yada adamı dövmek üzereydi.Adamı itse olay çıkardı.İtmese ileri gidecekti ki bu çok iğrençti.Onun pörsümüş tenini kendi teninin üzerinde hayal etmesi bile iğrençti.Adam kulağına eğilip onula yapacağı fantazileri anlatmaya başladı.Tomris dinledikçe ve onun bacağında ki elini hissetkçe daha çok iğrendi.Çevreye bakındı gözleriyle Ülgeni aradı.Bulamıyordu.İçinde "Şu yürüyen libido nereye gitti tamda lazım olduğu anda kayboldu"dedi.O an karşısında Cain denen o adam belirdi.Uzaktan gördüğünden daha yakışıklı ve daha çekiciydi.O an Tomris'in içinde bulunduğu durumu anladı.Sonra İhtiyara dönüp sivri azı dişlerini gösterip adeta hırlayarak "Kadını rahat bırak ihtiyar.Yoksa bu gece tatlı menüm de senin ihtiyar kanın olur"dedi.İhtiyar öyle büyük bir korkuya kapıldı ki düşe kalka kaçarcasına gitti.Tomris o an şaşırıp kaldı.Sonra Cain cazibeli bir gülüşle Tomris'e bakıp "İhtiyarlar işte hala genç olduklarını savaşıp şehir fethedebileceklerini sanırlar oysa ki bir köyü bile zaptedemezler"dedi ve oradan geçen bir garsonun tepsisinden iki içecek aldı.Sonra erkeksi bir zarafetle Tomris'in yanına oturup kadehi ona uzattı.Bu sırada her yere mis gibi Amber kokusu yayıldı.Tomris kadehi alıp küçük bir yudum aldı ve "Ah siz olmasaydınız naftalin kokan o adamı çekmek zorunda kalacaktım Kahramanımsınız"dedi cilveyle.Cain yine cazibeyle güldü ve "Şu yanınızda gelen dev adam,sarışına kapılmasaydı o da bu duruma engel olabilirdi ama işte herkesin irade gücü başka"dedi.Tomris imayı anlamıştı.Cain'in kendi çevresi de birbirinden güzel kadınlarla doluydu ama o Tomris'i görmüş ve rahatsız olduğunu anlamış üstelik yerinde müdehale de bulunmuştu.Bu yüzden Tomris biraz kırgınlıkla "Haklısın bazıları iradesiz oluyor" dedi ve gözünü arka taraflara doğru çevirip gezdirdi.Ülgeni aradı ama yine bulamadı.Cain onun çenesini nazikçe tutup kendine çevirdi ve cazibeli derinden gelen sesiyle"O yok ama ben varım.Sıcak sohbetler etmemizi isterim.Adım Cain.Adınız muhtemelen Mona değil o azgın ihtiyar'a aklınıza ilk geleni söylediniz doğru mu tahmin ettim"dedi.Tomris yine o sahte cilvesiyle "Akıllı adamsınız.Evet o an uydurdum onu asıl adım Nalan"dedi.Cain bundan memnun olmamış gibi "Nalan gibi bi hüzünlü bir isim sizin tatlı yüzünüze olmuyor.Bu içi gülen gözlere,bu tatlı yüze,bu körpe tene Nalan fazla ağır"dedi.Tomris bu sefer sahteliğini yitirmeye başlayan gerçeğe yakın bir cilveyle "Siz bana bir ad verin o zaman"dedi.Cain derinden gelen sesiyle şiir gibi konuşarak "Biliyor musunuz eski zamanın Sultanları cariyelerine adlar takarlarmış.Bende bir Sultan gibi size burdaki cariyelerden en güzeline isim veriyorum.Bu peri güzelliğine ancak Peri adı verilebilir.Size Semiramis adını veriyorum.Saba Melikesi yani peri kraliçesi Semiramis."dedi.Tomris adamın şiirsel yanından etkinlemişti ama kendini kaptırmamıştı.Sonra yine sahte cilveyle "Bu çok güzel bir isim siz gerçekten şair bir adamsınız"dedi.Cain sert bir ifadeyle "Yapmacıklı cilveden hoşlanmam daha ne kadar bu tavra devam edeceksiniz benimle olduğunuz gibi konuşun" dedi.Tomris bir an ne yapacağını bilemedi sonra toparlanıp "Anlıyorum benimki meslek hastalığı ne yaparsınız herkese böyle konuşuyorum" dedi.Cain kadehinden bir yudum aldı ve "Anladım ama bana bunu yapmana gerek yok diğerleri gecenin başından beri yapıyor zaten"dedi.Tomris arka tarafa başını uzatıp diğer kadınlara baktı gerçekten hepsi şuan cilve ve seksapelle yanındaki erkekleri mest ediyordu.Sonra gözleri yine Ülgen'i aradı ve bulamadı.Cain nazikçe boğazını temizledi ve "Arkadaşınızın sarışınla işi kolay bitmez bence.Daha önce de onunla uzun işleri olmuştu."dedi ve çapkınca göz kırptı.Tomris zoraki bir gülümsemeyle "Ah anlıyorum yine de onu bekleyeceğim"dedi.O sırada arka koltuklardan birinden göz alıcı bir kızılın Şen kahkahası duyuldu.Tomris'in kulağının zarı patlayacaktı nerdeyse.Elini kulağına götürüp ovuşturdu.O an Cain içkisini tek dikişşte bitirdi ve nezaketle ayağa kalktı.Sonra erkeksi bir zarafetle elini uzattı ve "Gel peri kızı seni perilere layık bir yere götüreceğim" dedi.Tomris ne yapacağını bilemedi ama içinde ki bir his derinlerden gelen bir his gitmesi gerektiğini söylüyordu.Bu yüzden uzatılan o eli tuttu.Cain onu nezaketli kaldırdı ve peşi sıra götürdü.Barın arkasında ki karanlık bir yoldan yürüyorlardı.Tomris korkmuştu nereye gidiyorlardı hangi bilinmeze...
