7. bölüm · Umay Aslında Ölmedi
Üçüncü Kişi
Kapı gıcırdadı.
Gökçe nefesini tuttu.
Umay’ın odasından gelen ayak sesi ağırdı. Islak gibi… sanki biri yağmurdan yeni gelmişti.
Telefon hâlâ Gökçe’nin elindeydi.Ekranda son mesaj duruyordu:
“Ben hiç ölmedim.”
Kapı biraz daha açıldı.
Gökçe’nin kalbi göğsüne çarpıyordu.
“Umay…?” diye fısıldadı.
Ama kapının arkasından çıkan kişi…Umay değildi.
Uzun bir gölge koridora yayıldı.
Sonra biri kapının eşiğinde durdu.
Yüzü karanlıktaydı.
Ama bir şey çok garipti.
Adam… sanki bu evi biliyormuş gibi duruyordu. Hiç yabancı gibi değildi.
Gökçe geri çekildi.
“Sen kimsin?”
Adam cevap vermedi.
Sadece başını hafifçe yana eğdi. Sanki Gökçe’yi inceliyordu.
Telefon titredi.
Yeni mesaj geldi.
“Seni buldu.”
Gökçe’nin kalbi duracak gibi oldu.
“Bu… bu sen misin?” diye bağırdı adama.
Adam bir adım attı.
Tahtalar gıcırdadı.
Sonra çok sakin bir sesle konuştu:
“Sen hâlâ hatırlamadın mı?”
Gökçe’nin zihni karıştı.
“Ne… neyi?”
Adam bir adım daha attı.
Ay ışığı yüzüne vurdu.
Gökçe’nin gözleri büyüdü.
Çünkü yüzünü tanıyordu.
Ama nereden olduğunu çıkaramıyordu.
Adam cebinden küçük bir şey çıkardı.
Eski bir anahtar.
Ve yere bıraktı.
Anahtar zeminde döndü…durdu.
Telefon tekrar titredi.
“O gece yalnız değildiniz.”
Gökçe’nin başı dönmeye başladı.
“Hayır… hayır… arabada sadece ben ve Umay vardık…”
Adam hafifçe gülümsedi.
“Hayır.”
Sessizlik.
Sonra adam fısıldadı:
“Arka koltukta… ben de vardım.”
Gökçe’nin kalbi sanki dondu.
Telefon son mesajı yazdı.
“Şimdi hatırladın.”
Adam yavaşça başını kaldırdı.
Gözleri karanlıktaydı.
“Umay düşmedi,” dedi.
Bir adım daha yaklaştı.
“Ben onu aldım.”
Gökçe’nin dizleri çöktü.
“Peki neden…?”
Adamın yüzündeki gülümseme büyüdü.
“Çünkü o gece…”
Uzun bir sessizlik oldu.
Sonra fısıldadı:
“…sen onu öldürmeye çalıştın.”
Ve koridorun sonundan başka bir ses geldi.
Çok ince.
Çok tanıdık.
Bir kız sesi.
“Gökçe…”
Adam başını çevirdi.
Karanlık koridora baktı.
Sonra yavaşça gülümsedi.
“Bak,” dedi.
“Umay da geldi.”
