14. bölüm · TUTSAK
Bölüm 13
Lina annesine sarılıp ağlarken evin içindeki hava ağırlaştı.
Annesi kızının saçlarını okşuyordu ama gözleri sürekli Demir’e kayıyordu.
Çünkü Lina’nın halini görünce içindeki korku büyümüştü.
Kızı resmen solmuştu.
—
Babası salona girdiğinde ortam tamamen değişti.
Adam önce Lina’ya baktı.
Sonra Demir’e.
Bakışları sertleşti.
“Gel.”
Sesi soğuktu.
Demir başını hafif sallayıp salona geçti.
Lina’nın kalbi sıkıştı.
Çünkü babası Demir’den hiçbir zaman hoşlanmamıştı.
Ve şimdi çok daha kötü hissediyordu.
—
Salondaki sessizlik gergindi.
Lina’nın annesi kızının yanından ayrılmıyor, sürekli elini tutuyordu.
Sanki bırakırsa tekrar kaybedecekmiş gibi.
Babası ise karşılarında durmuş Demir’e bakıyordu.
Uzun süre.
Sonra sonunda konuştu:
“Kızıma ne yaptın sen?”
Lina’nın nefesi kesildi.
Demir’in çenesi sertleşti.
Ama cevap vermedi.
Çünkü ilk kez…
Gerçekten suçlu hissediyordu.
—
Babası sinirle devam etti:
“Bu kız geldiğinden beri ağlıyor!”
Lina hemen araya girmeye çalıştı.
“Baba—”
“Sen sus.”
Adamın gözleri dolmuştu artık.
“Kızım senin yanında mutlu değil.”
Demir o cümleyi duyunca başını kaldırdı.
Ve ilk kez gerçekten yorulmuş bir adam gibi konuştu:
“Ben onu sevdim.”
Babası acı şekilde güldü.
“Bu mu sevgi?”
O soru odanın içine oturdu.
Çünkü kimsenin cevabı yoktu.
—
Lina’nın annesi sessizce kızının yüzünü tuttu.
“Kızım bizimle kal.”
İşte o an Demir’in yüzü değişti.
Adam anında Lina’ya baktı.
Gözlerinde yine o karanlık korku vardı.
Kaybetme korkusu.
Lina bunu görünce içi sıkıştı.
Çünkü Demir’in o bakışı her zaman fırtına öncesi gibi oluyordu.
—
Lina yavaşça gözlerini yere indirdi.
Aslında kalmak istiyordu.
Çok istiyordu.
Annesinin yanında uyumayı…
Sabah korkmadan uyanmayı…
Kimsenin öfkesini düşünmeden nefes almayı…
Ama sonra Demir’e baktı.
Adam sessizdi.
Ama gözleri korkutucuydu.
Çünkü Lina onu tanıyordu artık.
Eğer burada kalırsa…
Demir bunu terk edilmek gibi görecekti.
Ve o zaman ne yapacağını kimse bilmiyordu.
—
Babası tekrar konuştu:
“Bu kız bu eve geri dönmeyecek.”
İşte o an Demir ayağa kalktı.
O kadar hızlı oldu ki herkes irkildi.
Adamın çenesi kilitlenmişti.
“Karım o benim.”
Sesi alçaktı.
Ama tehlikeli şekilde sakindi.
Lina’nın annesi korkuyla kızının elini tuttu.
Babası ise geri adım atmadı.
“Önce adam olmayı öğren.”
O cümle Demir’in içine dokundu.
Adam birkaç saniye boyunca hiçbir şey söylemedi.
Sonra yavaşça Lina’ya baktı.
Ve ilk kez…
Bakışlarında öfkeden çok kırılmışlık vardı.
Çünkü herkes onu canavar gibi görüyordu artık.
Belki haklıydılar da.
Salonun içindeki hava nefes alınmayacak kadar ağırdı.
Demir hâlâ ayaktaydı.
Lina’nın babasıyla göz göze gelmişti.
İkisi de geri adım atmıyordu.
Ama Lina artık titriyordu.
Çünkü Demir’in o sessiz hali…
Her zaman en korkutucu haliydi.
—
Lina sonunda ayağa kalktı.
“Yeter…”
Sesi ağlamaktan çatlamıştı.
İkisi de ona döndü.
Lina gözlerini babasına çevirdi.
“Baba lütfen…”
Adamın yüzü anında yumuşadı.
Çünkü kızının ne kadar çöktüğünü görüyordu.
Lina dudaklarını ısırdı.
Sonra çok zorlanarak konuştu:
“Benim yüzümden size zarar gelsin istemiyorum.”
O cümle odadaki herkesi susturdu.
Demir’in gözleri anında Lina’ya döndü.
Çünkü Lina onu anlamıştı.
Asıl korkusu buydu.
Demir terk edilmeyi kaldıramazdı.
Ve Lina bunu biliyordu artık.
—
Babası sinirle:
“Kızım sen ne diyorsun?”
dedi.
Ama Lina’nın gözleri dolmuştu.
“Baba ne olur…”
Sesi titriyordu.
“Ben daha fazla kavga olsun istemiyorum.”
Demir birkaç saniye boyunca ona baktı.
Ve ilk kez Lina’nın neden geri adım attığını anladı.
Korkuyordu.
Kendisinden.
—
Annesi ağlamaya başladı.
“Kızım burada kal…”
Lina gözlerini kapattı.
Çünkü kalmak istiyordu.
O kadar çok istiyordu ki.
Ama Demir’in bakışları üstündeydi.
Ve o bakışın ne anlama geldiğini artık çok iyi biliyordu.
—
Demir sonunda yavaşça konuştu:
“Hazırlan Lina.”
Sesi sakindi.
Ama o sakinliğin altında bastırılmış bir şey vardı.
Babası anında öfkelendi.
“Bir yere gitmiyor!”
Demir’in çenesi sertleşti.
“Ben karımla konuşuyorum.”
“Sen benim kızımı mahvettin!”
İşte o an Demir’in içindeki öfke yine yükseldi.
Adam bir anda masaya yumruğunu vurdu.
Lina korkuyla irkildi.
Annesi bile geri çekildi.
Demir nefes alıp veriyordu.
Kendini zor tutuyordu.
“Ben onu seviyorum.”
Babası acı şekilde güldü.
“Sen sevmenin ne olduğunu bilmiyorsun.”
O cümle Demir’i susturdu.
Çünkü bunu son zamanlarda ilk kez düşünmeye başlamıştı.
Ya gerçekten bilmiyorsa?
—
Lina aralarına girdi.
Çünkü Demir’in gözlerinin yine karardığını görüyordu.
“Ne olur…”
Gözlerinden yaşlar akıyordu.
“Lütfen kavga etmeyin.”
Demir hemen ona döndü.
Ve Lina’nın korkudan titrediğini görünce yüzü değişti.
Çünkü kız artık onu sakinleştirmeye çalışan biri olmuştu.
Tıpkı öfkeli bir fırtınayı durdurmaya çalışır gibi.
—
O gece Ankara’daki evde kaldılar.
Ama ayrı odalarda.
Demir salonda tek başına oturdu saatlerce.
Kimseyle konuşmadı.
Lina ise çocukluk odasında tavana bakarak ağladı.
Çünkü ilk kez ailesinin yanında olmasına rağmen güvende hissedemiyordu.
Çünkü Demir aynı evdeydi.
Ve onun öfkesi…
Artık her yere taşmış gibiydi.
Gece boyunca evin içinde kimse doğru düzgün uyumadı.
Lina çocukluk odasında battaniyeye sarılmış halde yatıyordu.
Ama gözlerini kapattığında bile rahatlayamıyordu.
Çünkü Demir aynı evdeydi.
Ve Lina artık onun ruh halini hissedebiliyordu.
Sessizliği bile korkutuyordu.
—
Aşağı katta ise Demir karanlık salonda tek başına oturuyordu.
Önündeki sigara çoktan sönmüştü.
Ama o hâlâ aynı şekilde duruyordu.
Lina’nın babasının söylediği cümleler kafasının içinde dönüyordu:
“Sen sevmenin ne olduğunu bilmiyorsun.”
İlk kez bu söz canını düşündüğünden fazla yakmıştı.
Çünkü son zamanlarda Lina’nın gözlerine baktığında gerçekten korku görüyordu.
Ve bu görüntü onu mahvediyordu.
—
Sabaha karşı Lina su içmek için odasından çıktı.
Koridor sessizdi.
Tam mutfağa inecekken salondan gelen loş ışığı gördü.
Demir hâlâ uyumamıştı.
Adam koltukta oturuyordu.
Başını geriye yaslamıştı.
Yorgun görünüyordu.
Çok yorgun.
Lina onu görünce durdu.
Geri dönmek istedi aslında.
Ama tam hareket edecekken Demir gözlerini açtı.
Bakışları direkt Lina’yı buldu.
Her zamanki gibi.
—
Bir süre kimse konuşmadı.
Sonra Demir kısık sesle:
“Uyuyamadın mı?”
diye sordu.
Lina başını hafif salladı.
“Sen de.”
Demir acı şekilde güldü.
“Ben uzun zamandır uyuyamıyorum.”
Lina hiçbir şey demedi.
Çünkü nedenini biliyordu.
—
Demir yavaşça ayağa kalktı.
Lina istemsizce gerildi.
Bu hareket adamın yüzünü anında değiştirdi.
Çünkü Lina artık refleks olarak korkuyordu ondan.
Demir birkaç saniye boyunca ona baktı.
Sonra ilk kez gerçekten sakin bir sesle konuştu:
“Ben seni bu hale getirdim değil mi?”
Lina’nın boğazı düğümlendi.
Çünkü bu cümleyi ondan ilk kez duyuyordu.
Demir gözlerini kaçırdı.
“Bazen sana bakıyorum…”
Sesi çatladı hafifçe.
“…ve kendimden nefret ediyorum.”
Lina şaşkınlıkla ona baktı.
Çünkü Demir ilk kez öfkelenmiyordu.
Savunmuyordu kendini.
Sadece kırılmış görünüyordu.
—
Ama tam o sırada Lina’nın babası salona indi.
Adam Demir’i görünce yüzü yine sertleşti.
“Ben kızımı seninle göndermem.”
Demir’in yüzündeki o kırılmış ifade saniyesinde kayboldu.
Yerine yine o sertlik geldi.
Çünkü Demir savunmaya geçince değişiyordu.
Adam yavaşça Lina’ya baktı.
Sonra babasına döndü.
“Lina benim karım.”
Babası sinirle yaklaştı.
“O kız senden korkuyor!”
Demir’in çenesi kilitlendi.
“Ben ona zarar vermem.”
Lina o cümleyi duyunca gözlerini kapattı.
Çünkü en korkutucu taraf buydu.
Demir gerçekten buna inanıyordu.
—
Ortam yeniden gerilmeye başlayınca Lina panikle araya girdi.
“Ne olur…”
Sesi titriyordu.
“Yapmayın.”
Çünkü Demir’in bakışlarının yeniden değiştiğini görüyordu.
Adamın elleri yumruk olmuştu.
Nefesi ağırlaşmıştı.
Ve Lina artık bunun ne anlama geldiğini biliyordu.
Fırtına geri dönüyordu.
Salonun içindeki gerilim yeniden yükselmişti.
Lina tam Demir’in gözlerinin değişmeye başladığını görüyordu.
Çenesi kilitlenmişti.
Ellerini yumruk yapmıştı.
Ve nefesi ağırlaşıyordu.
Lina’nın kalbi hızlandı.
Çünkü Demir’in öfkesi yükseldiğinde artık herkesten önce o fark ediyordu.
—
Babası geri adım atmadı.
“Kızım senin yanında mutlu değil.”
Demir’in bakışları sertleşti.
“Bu bizim meselemiz.”
“Hayır değil!”
Adamın sesi yükseldi.
“Sen benim kızımı korkudan konuşamaz hale getirdin!”
İşte o an Demir tamamen gerildi.
Lina hemen araya girdi.
“Baba lütfen…”
Ama artık ikisi de birbirini duymuyordu.
Demir birkaç saniye boyunca Lina’nın babasına baktı.
Sonra çok alçak sesle:
“Ben onu seviyorum.”
dedi.
Babası acı şekilde güldü.
“Sen sevdiğin şeyi kafese koyuyorsun.”
O cümle Demir’in içine dokundu.
Çünkü doğru olduğunu biliyordu.
Ve bu gerçek onu daha da öfkelendiriyordu.
—
Bir anda salonun içindeki cam sehpayı sertçe itti.
Sehpa devrilip yere çarptı.
Lina korkuyla irkildi.
Annesi ağlamaya başladı.
“Yeter artık!”
Ama Demir durmuş değildi.
Adam nefes alıp veriyordu.
Kontrolünü kaybetmemeye çalışıyordu ama kaybediyordu.
Lina hemen koluna tutundu.
“Demir…”
İşte o dokunuş adamı birkaç saniyeliğine durdurdu.
Demir anında Lina’ya baktı.
Ve kızın korkudan titrediğini görünce yüzü değişti.
Çünkü Lina ona sarılmıyordu.
Sadece daha büyük bir şey olmasın diye sakinleştirmeye çalışıyordu.
Bu durum Demir’in içine oturdu.
—
Lina gözyaşları içinde fısıldadı:
“Ne olur…”
Sesi o kadar küçüktü ki.
“Benim yüzümden birbirinize düşmeyin.”
Demir’in bakışları yumuşar gibi oldu.
Ama sonra Lina’nın babası tekrar konuştu.
“Bu kız senin yanında yaşayamaz.”
İşte o cümle yine her şeyi bozdu.
Demir bir anda Lina’nın elini tuttu.
Sıkı şekilde.
“Gidiyoruz.”
Lina korkuyla ona baktı.
“Şimdi mi?”
“Evet.”
Babası anında öne çıktı.
“Bir yere gitmiyor.”
Demir’in yüzü tamamen karardı.
“Beni durdurmayı denemeyin.”
Odadaki herkes sustu.
Çünkü o ses…
Gerçekten tehlikeliydi.
—
Lina o an şunu fark etti:
Demir artık sadece öfkeli değildi.
Kaybetmenin eşiğine gelmiş bir insan gibiydi.
Ve bu onu daha korkutucu yapıyordu.
Lina ağlayarak başını salladı.
“Tamam…”
Babası şokla döndü.
“Kızım!”
Ama Lina gözlerini kapattı.
Çünkü yine aynı korku içine çökmüştü.
Eğer gitmezse…
Demir’in daha kötü bir şeye dönüşeceğini hissediyordu.
—
Demir onu kapıya doğru götürürken Lina’nın annesi ağlıyordu.
Babası ise öfkeyle arkalarından bakıyordu.
Ve Demir ilk kez gerçekten şunu hissetti:
Lina’yı herkesten koparmıştı.
Ama buna rağmen…
Kız hâlâ ona ait gibi hissetmiyordu.
