Turan Timi kitap kapağı

3. bölüm / 7

Turan Timi

3.Bölüm

Vaveyla Yazarı: okurveyazarbiri

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 7Şu an: 3.Bölüm

Bu doğru değildi,olmamalıydı onun beni öpmesi ve benim ona karşılık vermem doğru değildi ama aramızdaki çekim bunun doğru olup olmadığını umursamıyordu bile dakikalar sonra Bektaş nefes nefese kaldığı için geri çekildi ve anlını tekrar anlıma yasladı güldü ve yanaklarımdan öpmeye başladı bu sefer "Bektaş"
"Bir daha söyle! Adımı sabaha kadar söyle sıkılmadan dinlerim"
"Bektaş" söylediğini yapmam onu gülümsetmişti
"Doğru değil"
"Ben o doğruları siktir edeli çok oldu üsteğmen"
"Ben hala etmedim Bektaş!" diye yakınarak geri çekildim
"Ettin, güvenmiyorsun sadece"
"Yanılıyorsun etmedim,edemem! Ve evet güven denen o sikik duyguyu kaybedeli çok oldu."
"Doğrularınıda siktir ettiririm,kaybettiğin o duyguyuda buldururum sana"
"Yapamazsın anlıyor musun? Yapamazsın,yapamam. Yapamayız."
"Öyle bir yaparım öyle bir yaparız ki aklını kaybedersin" dedi yaklaşarak tekrar öpmeye hazırlanırken telefonum çaldı ve telefonu almaya gittim arkamdan "hay sikiyim" dediğini duydum ve engel olamayark kırkırdadım telefonu aldığımda ekranda yazan ismi gördünce şaşırmadan edemedim Doğan arıyordu ilkokul arkadaşımdı ara sıra daha doğrusu işi düştükçe arardı ve kısa süreliğine görüşürdük gelen aramayı açarak salona geçtim "Efendim Doğan" dememle Bektaş anında kaşlarını çattı "Umay nasılsın?"
"İyiyim seni sormalı" Bektaş'ın yüzündeki ifade gittikçe değişiyordu gülmemek için zor duruyordum
"Bende iyiyim şey dicektim"
"Ne bok yedin söyle hemen uğraşamam"
"Benim amcaoğlu ceza yemişte yardımcı olamazmısın?"
"La oğlum polismiyim ben ne diye beni arıyon"
"Ya kızım illaki polis tanıdığın vardır meslektaş sayılırsınız hadi yap bi güzellik"
"Valla heeeç uğraşamam Doğan ayrıca banane senin amcaoğlunun cezasından be ne bok yediyse yemeseymiş çeksin şimdi paşa paşa cezasını"
"Ne hayırsız arkadaşsın sen ya"
"Kes be kes sensin hayırsız gerizekalı" diyip yüzüne kapattım
Bektaş telefonu Doğan'ın suratına kapatınca sağlam bi kahkaha attı "Ne gülüyosun?"
"Hiiç verdiğin cevaplar çok hoşuma gitti sadece. Bidaha "heeç" dermisin?"
"Heçte bile gayet güzel cevabını verdim o göte" birkez daha güldü bu kadar güzel gülmesi hiç yasal değildi gülüşü duyduğum en huzur verici melodiydi
"Ağzını burnunu yerim senin kızım"
"Şşşş! Yavaş gel aslanım ne kızımı mızımı valla ağzının ortasına yersin ıslak banyo terliğini! Ayrıca nah yersin." dememle iyice gülmeye başladı ters ters bakınca sustu ve konuyu değiştirmek için "Kim bu Doğan?"
"İlkokul arkadaşım"
"Çüş sen hala görüşüyomusun onlarla"
"Prime kadroyla evet diğerleri çokta sikimde değil"
"Doğan denen herifte değil anlaşılan"
"Aynen"
"Bektaş"
"Söyle fıstık"
"Fıstık deme fıstığım hiç deme anısı var. Neyse konumuz bu değil sen niye uyumadın? Gözlerin kan çanağı"
"Seni düşünmekten uyuyamadım insafsız. Tek bir an bile aklımdan çıkmıyorsun"
"Sapık adam" diyip güldüm gülmeme gülerek karşılık verdi
"Hadi geç yat sen Sare gelince gidersin"
"Bir şartla"
"Şartın mı var bide? Şükret bence."
"O niyeymiş?"
"Bu evde öyle her tek hücreli yatamaz sadece kuzenlerimiz birde bi kaç yakın arkadaş"
"Yakın arkadaş he?"
"Aynen"
"Çarpmıyım o yakın arkadaşları"
"Çarpamazsın"
"Sen öyle san her neyse şartıma gelicek olursak senin odanda senin kokunla uyumak istiyorum"
"Ebeyin aaa"
"Şşş" diyip dudaklarıma ufak bi buse kondurdu "Çok ayıp"
"Sevgilin miyim ben senin be? Ne öpüp duruyosun"
"Sevgilim değilsin ama sevdiğimsin"
"Heh! Bak kendin dedin sevgilin değilim olamamda bu yüzden öpüp durma beni sapık adam!"
"Bir kez gülermisin?"
"Konuyla ne alakası var ve niye?"
"Sen gül" engel olamadım ve sinirlerim bozulduğu için güldüm beklemediğim birşey yaptı ve gamzelerimden öptü o da öperdi gamzelerimden yüzümdeki gülümseme silinince
"Umay? Yanlış birşey mi yaptım?" dedi çözemediğim ses tonuyla "Yok hayır yanlış birşey yapmadın"
"Umay doğruyu söyle"
"O da gamzelerimden öperdi" diyince dişlerini sıktı ve öfke dolu bi ses tonuyla
"O herifi geberteceğim senin yüzündeki gülümsemenin silindiği her bir an için,gözlerinin dolduğu ama ağlamadığın her bir an için,sana yaşattığı ve seni gamzelerinden öptüğü her bir an için geberteceğim!"
"Değmez" dedim umursamaz bir ses tonuyla
"Senin için değer"
"Neyse konudan çok dağıldık geç odama uyu biraz" diyerek konuyu değiştirmeye çalıştım
"Konuyu değiştirmeye çalışıyorsun ama bunu şuan rafa kaldırıyorum çünkü hiç birşey senin kokunla uyumanın yanından geçemez" dediğinde gülümsedim o uyumaya ben ise balkona geçtim saat 21.18'di Bektaş altı saattir kesintisiz uyuyordu aslında uyandırmak istemiyordum ama Sare gelirse ve bunu görürse çenesinden kurtulamazdım bu yüzden odama Bektaş'ı uyandırmak için girdim çok tatlı uyuyordu bunun yanı sıra aşırı huzurlu uyuyordu ik defa onu böyle uyurken gördüğüm için gülümsemeden yapamadım
"Bektaş"
"Hıı"
"Kalk hadi saat kaç oldu"
"Beş dakika daha" dedi uykulu bir sesle anırmamak için zor duruyordum
"Çocuk musun Bektaş kalk işte" dediğimde doğruldu ve beni yatağa yatırıp altına aldı o kadar hızlı geliştiği şokum şaştığı için tepkimi gizleyemedim
"Napıyorsun?"
"Sen izliyorum"
"İzleme"
"İzlenmeye değecek bir kadınsın" dedi kendinden emin bir sesle
"Doğru söylüyorsun karşımdakileri etkilemek bu yüzden kolay oluyor" dedim onu sinir etmek için başarmıştımda anında kaşlarını çattı
"O ne demek? Senden benim dışında kimse etkilenmez!"
"Sen öyle san" diyip göz kırptığımda dengeleriyle oynadığıma emindim yavaş yavaş eğildi ve boynuma ufak bir öpücük bırakıp kalktı
"İnanılmazsın bu cüretkar ve kendinden emin tavırlarına karşı kendimi zor tutuyorum"
"Tut zaten. Şimdi hayde doğru evine Sare gelir birazdan"
"Ee Sare gelirse nolur?"
"Çenesinden kurtulamam"
"Kurtulma o zaman hatta ben Sancar'ıda çağırayım öyle hiç kurtulamazsın. Hem bir bakmışsın Sancar'la Sare olmuş!"
diyip güldü
"Yok daha neler" diyip bende güldüm ve sanırım ciddiydi çünkü telefonu çoktan kulağına götürmüş arama yapıyordu
"Sancar,bebeğim" demesine karşılık
Sancar'ın "Söyle yavrum" dediğini işittim sivilde yakın olduklarını biliyordum ama bu kadarını beklemiyordum
"Bir koşu Umay gile gel başının etlerini şişirmemiz gereken bir savaş pilotu ve avukat var"
"Ne diyosuuun" dediğini duydum sesi çok heycanlı geliyordu "Hemen geliyorum tutma beni"
"Tutan yok zaten güzelim gel hadi" diyip telefonu kapattı telefonu kapatmasıyla kapının çalması bir oldu bir koşu açmaya gittim sarıldıktan sonra
"Bu fırın küreği büyüklüğündeki ayakkabılar kimin?" dedi kendimi durduramadan bu sefer ben sağlam bir kahkaha patlattım ve "Bektaş'ın" dedim demez olaydım
"Ev mağara kaçkınlarına döndü iyice!"
"Ayıp oluyor Sare hanım" diye bir ses yükseldi salondan duymuştu söylediklerimizi Sare olmayan baldızlık rolüne geçiş yapmıştı bile hemen ayakkabılarını çıkarıp salona geçti arkasından bende geçtim
"Asıl ayıp sana mağara adamı bey! İki tane bekar kadının yaşadığı eve hangi hakla dingonun ahırıymış gibi geliyorsun!" demesiyle gülmeye başladım bu ikisinin diyaloglarıyla çok eğlenicem gibi duruyor ikiside bana dönüp aynı anda "Komik mi?" diye sorduklarında daha fazla gülmeye başladım ve "Evet hemde tahmin edemiyeceğiniz kadar komik"
"Avukat hanım burası benim askerimin evi istediğim zaman gelirim ve geldiğim için kimseye hesap vermem" demesiyle Sare'nin nah çekmesi bir oldu ölücektim galiba gülmekten
"Hoop! Hoop! Mağara adamı bey orda bi dur! Burası senin askerinin ve benim evim. Evet askerinizin evine geldiğiniz için kimse size hesap sormaz sizde vermezsiniz orası kabul ama benim evime böyle çat kapı geliyorsanız bana hesap vereceksiniz!"
"Sizi Umay'la aynı kişi sayıyorum arkadaşlığınızı bildiğim için bu yüzden hesap vermeyeceğim."
"Sare zorlama bence bebişim bununla inatlaşacağına benim başımın etini ye daha iyi"
"Diyosun"
"Diyorum"
"Bak yerim ama başının etini sonra söylenme bana"
"Şimdiden başladın zaten"
"Söylenme be neticede gelecekteki çocuklarının teyzesiyim o yüzden başlarımda yerimde"
"Allah aşkına nerden çıktı gine bu teyzelik"
"Götünden"
"Ayıp kınadım seni şuan ayrıca bekarlık sultanlık!" dediğimde Bektaş bıyık altından gülmeyi bırakıp bakışlarını bana çevirdi ve ters ters baktı
"Yarın evlenince görürüm sultanlığını"
"Yok sen evlen ben sonra bakarım"
"He Umay he" diyip odasına geçtiği sırada kap çaldı
"Sareee kapııı"
"Uşağın mı var kalk aç"
"Üşendim şuan"
"Sikiyim seni"
"He Sare nah"üstünü değiştirmiş söylene söylene kapıya gidiyordu
"Demek bekarlık sultanlık he Umay hanım?" dedi Bektaş oldukça imalı bir sesle aynı imayla "Aynen Bektaş sultanlık ve biliyor musun sultanlığımla çok mutluyum" didişmeye başlıyacakken Sare'nin "Yavaş gelsene sen bi neresi bu ev dingonun ahırı felan mı ayrıca sen kimsin ya?" dediğini işittim ve bende kapıya doğru ilerledim Sancar içeri geçip ayakkabılarını çıkarmaya başlamıştı bile "Ben Üsteğmen Sancar Özer sayın avukat" diyerek flörtöz bir imayla kendini Sare'ye tanıtmıştı "Hiç memnun olmadım Sancar Özer bu yüzden defol"
"Beni buraya biricik aşkım,bebeğim,canım,ciğerim,yavrum Bektaş'ım çağırdı sikseniz gitmem avukat hanım"
Sare gözlerini devirip "Senin aşkının evimi bura üsteğmen Sancar Özer"
"Aşkımın evi değil ama aşkımın askerinin evi" diyerek salona ilerlemeye başladı Bektaş'ı görünce "Yavruuum" diyerek boynuna atladı Bektaş ona uyarak "Bebeğiim" dedi ve ayrıldılar Sare daha fazla dayanamayıp "Defolun evden ben sizin mıç mıç ilişkinizi çekemem!" diye isyan etti
"Kesinlikle katılıyorum ahıra çevirdiniz evi"
"Vaay be Umay demek evinden kovuyorsun"
"Evet sorun mu var?"
"Aslında var! Senin bu avukat arkadaşın aşkımla aramdaki ilişkiyi kıskanıyor rahat rahat aşkımızı yaşayamıyoruz"
Sare'ye fırsat vermeden"Siktirin gidin başka yerde yaşayın siki kırık aşkınızı! Hem belki bizim planımız var ne bu emrivakilik?"
"Ne işiniz var üsteğmen?" bu seferde Sare bana fırsat vermeden "Sanane mağra adamı bey sanane! Belki yakışıklı,eli yüzü düzgün beyefendilerle date'miz var?" dediğinde ikisininde yüzündeki gülümseme ve alay silindi yerini sinir bide sanırım kıskançlık aldı
"Olamaz avukat hanım"
"Olur üsteğmen Sancar ikimizde taş gibi kadınız sonuçta talibimiz çok" ikisi aynı anda "Sikerim o talipleri!" dediğinde
"Pardon da size noluyo?" ne yaptıklarını farketmiş olucaklar ki ikisininde yüz ifadesi değişti
"Birşey olduğu yok canım biz dışarıya güvenmiyoruz o kadar" diyerek kıvırmaya çalıştı Bektaş Sancar hiç dururmu "Evet evet çevreye güvenmediğimizden hepsi" diyip ayak uydurmaya çalıştı Sare'de buna karşılık "Aynen aynen kesin öyledir" diye mırıldandı
"O yüzden şimdi doğru evlerinize beyler"
"Ya ama Umay"
"Ne ama Sancar"
"Gitmicez amına koyayım inadınıza burdayız"
"Niye korktunuz mu yoksa Bektaş komutanım gül gibi kızları kaparlar diye?"
"Ne alakası var hem artık burası bizimde evimiz sayılır"
Sare'yle aynı aynı anda "Yoo" dedik
"İyi ozaman bizde üstteki daireye taşınırız" diye son kozlarını oynamaya çalışırken gür bir kahkaha attım "Yanlız orasıda bizim" dedim
"Ne güzel işte kiracınız oluruz"
"Nah olursunuz Sancar Özer"
"Siz ikiniz ne yaparsak yapalım gitmiceksiniz dimi?" ikiside evet manasında başını salladı "İyi ozaman gelin bize yardım edinde bir işe yarayın"
"Yardım mı?"
"Hee yardım beğenemedin mi mağara adamı bey?"
"Yok olur mu öyle şey hatta siz oturun biz yapalım dimi Sancar?"
"Aynen aşko"
"Aşkon seni yesin bebek"
"Cıvımayın"
"Umay ben yorgunum hiç mutfağa giremem hem anlatıcağım şeylerde var bıraksakda onlar mı halletse"
"Güvenelim mi sence?"
"Olmadı dışardan söyleriz"
"Tamam o zaman,beyler mutfak sizindir." dediğimde kolları sıvayıp mutfağa geçtiler
"Noldu ne anlatacaksın gel balkona geçelim"
"Yok be anlatmayacağım bişey üşendiğim için öyle dedim"
"Hee o zaman ben bunlar hazırlayana kadar uyuyorum biraz"
"Uyu bacım bende kitap okurum"
Odaya geçip yatağa kendimi attığımda sanki kendi kokum kaybolmuştu ve sadece Bektaş'ın kokusunu alıyordum kokusu eşliğinde uyumak çokta zor olmadı

Bektaş Arslan
Sancar'la yemeği ve sofrayı hazırlamıştık kendimizi övmek gibi olmasın ama baya güzel iş çıkardık
"Yavrum ben kızları çağırayım"
"Tamam bebeğim"
Salona geçtiğimde sadece Sare vardı oda kitap okuyordu Umay neredeydi?
"Sare,Umay nerde?"
"Uyuyor"
"Neden? Bir şey mi oldu?"
"Sanmam olsa söylerdi"
"Anladım"
"Sen niye gelmiştin"
"Biz sofrayı hazırladıkda sizi çağırmak için gelmiştim"
"Tamam ben uyandırırım şimdi"
"Ben uyandırsam olur mu?"
"Olur ama dikkat et uykusunu almadan uyandırıldığında çok sinirli oluyor"
"Tamam ederim" diyerek gülümsedim kitabını kaldırıp mutfağa geçti bende Umay'ın odasına doğru ilerledim kapıdan girdiğimde tüm dengelerin alt üst oldu bu kadının uykusunda bile bu kadar güzel olması kurallara aykırıydı
"Umay güzelim kalk hadi"
"Git ya" diye huysuzlandığında gülmeden edemedim
"Gitmem hem o kadar şey hazırladık yemicek misin?"
"Ya siktir git uyuyoruz burda" diyip sarıldığı yastığı yüzüme geçirdi acımıştı. Acaba öpersem uyanırmıydı? dövme ihtimalinin daha yüksek olduğunu hatırlayınca vazgeçtim
"Umay hadi ya"
"Öf!" diyerek doğruldu ve gözlerini ovuşturdu
"Sonunda kalktın güzellik uykundan"
"Kes ya" diyip paytak paytak banyoya elini yüzünü yıkamaya gitti

Sare Bayrak

Mutfağa geçtiğmde gördüğüm manzara karşısında şaşırmadan edemedim "Bunları siz ikinizmi yaptınız cidden? Çok etkilendim şuan" dememle Sancar'ın gülmesi bir oldu
"Seni etkileyebildiysem ne mutlu sayın avukat" diyip göz kırptı "Allah Allah o niyeymiş?"
"Etkilemeye değecek bir kadınsınız"
"Diyosun"
"Aynen öyle diyorum sayın avukat'ım"
"Avukatım derken?"
"Avukat çok resmi aradaki duvarları biraz kaldırmak istedim"
"Anladım. Yardım edebileceğim birşey varmı peki?"
"Keyfinize bakın sayın avukat'ım" bu adam her avukatım dediğinde kalbim gerçekten böyle delicesine mi atacaktı,noluyordu? Daha yeni tanıştın adamla Sare saçmalama hem olmaz öyle şey sen mesleğine duygularını karıştırmazsın kendine gel.

Umay Günay

"Hayır beni niye uyandırıyorsunuz ben anlamıyorum ki siz yiyin bende uyanınca yerdim"
"Sen her uyandığında böyle sinirli misin üsteğmen?"
"Evet zoruna mı gitti?"
"Yok estağfurullah olur mu öyle şey"
"Umay"
"Sare"
"Susta ye"
"Üzdü şuan"
"Olur öyle şeyler"
herkes yemeğini yemiş tatlı yemeye geçecek iken Sare birden"Lan ben dilekce yazcaktım unuttum" hepimiz aynı boş bakışlarla Sare'ye döndük "Sayın avukat'ım ne dilekçesi bu?"
"Boşanma davası için dilekçe yazıcaktım!"
"Hee anlaşıldı adamın donuna kadar alırsın sen şimdi"
"Boşanma davalarının olayı bu bikere tabi donuna kadar alıcam" diyip masadan kalktı
"Sancar?"
"Umay?"
"Sen hayırdır Sancar?"
"Naptım ben ya?"
"Ne ayaksın olum sen avukatımlar felan gebertirim seni"
"Harbi aşkım ne alaka aldatıyomusun yoksa sen beni?"
"Siz onu diyosunuuz"
"Pardon da başka ne dicektik? Tabi onu diyoruz!"
"Birşey yok ya sayın sevgili avukatımla aramızdaki resmiyet duvarlarını kaldıralım dedik biraz"
"Bak hala avukatım diyo duyuyosun dimi?"
"Duyuyorum üsteğmen duyuyorum" diyerek Sancar'ın sırtına vurdu
"Ya ne diyim başka? Dadaş mı diyim?"
"Gerekiyosa diceksin!"
"Lan oğlum siz ne ara bu kadar yakın oldunuzda hemen duvarları kaldırdınız?"
"Aslında olmadık benim kaldırasım geldi kaldırdım"
"Sikiyim seni"
"Sağol Umay"
"Rica ederim de siz hala gitmiyonuz mu?"
"Üsteğmen haklı gibi gitsek mi ufaktan?"
"Gidelim aşko"
Sare'yle birlikte onları geçiriyorduk Bektaş tam ayakkabısını giyip gidecekken kulağıma eğilip "Bu son gelişim ve o yatakta son kez uyuyuşum değil üsteğmen bir daha geleceğim ve bu sefer sana sarılarak uyuyacağım"
"Çok iddialı konuşuyorsun Bektaş Arslan çok"
"İddiayı severim üsteğmen" diyip göz kırptı Sare'de Sancar'la birşeyler konuştu son kez ve gülüşerek ayrıldılar onları yolcu ettikten sonra Sare'ye dönüp
"Konuşucaz bu avukatım meselesini ama ilk önce yarım bıraktığım uykumu tamamlıyacağım" dediğimde bana sinir olmuştu ve aynı benim dediğim gibi "Konuşacağız Bektaş'ın burda ne işi olduğunu ama önce dinlenmem lazım" dediğinde güldüm ve odama giterek kendimi yatağa attım attığım gibide telefon çaldı arayan Elmas'tı
"Dinliyorum astsubayım" Elmas sağlık sorunları nedeniyle saha personeli olamayıp masa başı görevinde olan bir subay ne kadar bizimle gelemediği için içten içe canı yansada harekar merkezindeki bize katkıları ile ortaya çıkıyor
"Komutanım Ahmet albay turan timini 15 dakika içinde karargahta görmek istediğini söyledi"
"Tamamdır astsubayım geliyorum." diyerek telefonu kapattım ve hemen hazırlanmaya başlayıp arabaya atladım ve ola bildiğince hızlı gitmeye çalıştım karargaha ulaştığımda hemen giyinme odasına geçerek üniformamı üstüme geçirdim şu üniformanın üstümdeki duruşu için canımı bile veririm diye düşünerek hareket merkezine ilerledim harekat merkezine gireceğim sırada arkamdan gelen "Üsteğmen" sesiyle durdum ve onu bekledim yanıma ulaştığında ufak bir baş selamı verdiğimde rahat olmam için başıyla işaret verdi
"Komutanım"
"Seninle böyle sabaha kadar konuşmayı çok istiyorum ama albay bizi oyar bu yüzden doğru içeri"
"Madem bizi oyar ne diye durdurdun beni?"
"Canım istedi"
"Canını öperim" dediğimde güldü ve kapıyı tıklayarak içeri girmek için onay bekledi içerden gelen "gel!" sesiyle ikimizde merkeze girip albaya baş selamı verdik "oturun çocuklar" demesiyle yerlerimize geçtik diğerlerininde gelmesiyle birlikte albay konuşmaya başladı "Bu Musab işi artık canımı sıkmaya başladı yerlerini,hangi örgüt grubuyla olduğu,mağaralarını herşeyini sahadaki personellerimizden öğrendim." diyerek cümlesini bitirdiğinde Yiğit yüzbaşıdan bir ses yükseldi "Bir planınız var mı komutanım?"
"Var yüzbaşım. Bu şerefsiz sürekli hareket halinde olduğu için timden bir kaç kişi içlerine sızacak. Bu kişilere çoktan karar verdim fakat riski çok yüksek bu yüzden kabul etmek istemeyen olursa anlarım."
"Kimleri seçtiniz komutanım?"
"Sancar,Umay,Fazıl,Çolpan eğer sizde kabul ederseniz sizi seçtim" dediğinde Bektaş'ın bakışlarının üzerimde olduğunu biliyordum ama umursamayarak "Komutanım hepimizin kimliğini biliyor olabilir kılık mı değiştireceğiz?"diye sordum
"Evet üsteğmenim kendinizde ufak tefek değişiklikler yapıp köyden biri olarak görüneceksiniz"
"Köyden biri derken komutanım?"
"Yarın Musab'ın adam toplamak için köyleri dolaşacağını bilgisini aldık kendi zevkleri ve keyfi için özelliklede kadınları seçeceğine adım kadar eminim bu yüzden özellikle Çolpan ve senin seçtim ikinizde güzel kadınlarsınız birde yapacağınız değişikliklerle dahada hoşuna gideceğinize ve sizden asla şüphelenmeyeceğine eminim"
"Komutanım anladığım kadarıyla hemen yola çıkacağız. Sizinde izniniz olursa biz erkenden kalkıp hazırlanmaya başlayalım"
"Olur teğmenim sizler çıkabilirsiniz fakat Umay ve senden aşırı dikkatli olmanızı istiyorum"
İkimizde aynı anda "Emredersiniz komutanım" diyerek dördümüzde odadan ayrıldık bu durum Bektaş'ın hiç hoşuna gitmemişti biliyordum ama görev kutsal,şehadet esastır.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

12okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.