10. bölüm · THE WOLFES AND THE SORCERER
10-(UMUTSUZLUKLAR VE İMKANSIZLAR DOLU)OKUL BALOSU
𝟷𝟶-𝐵Ö𝐿Ü𝑀
𝐵Ö𝐿Ü𝑀 Ş𝐴𝑅𝐾𝐼𝑆𝐼
𝑡ℎ𝑒 𝑤𝑒𝑒𝑘𝑛𝑑 𝑠𝑎𝑣𝑒 𝑦𝑜𝑢𝑟 𝑡𝑒𝑎𝑟𝑠
𝐵Ö𝐿Ü𝑀 Ş𝐴𝑅𝐾𝐼𝑆𝐼
𝐷𝑜𝑗𝑜 𝑐𝑎𝑡-𝑤𝑜𝑚𝑒𝑛
"𝐸𝑙𝑒𝑎𝑛𝑜𝑟 𝑎𝑟𝑡ı𝑘 𝑑𝑒𝑟𝑒𝑘𝑖 𝑢𝑛𝑢𝑡𝑚𝑢ş𝑡𝑢 𝑘𝑒𝑛𝑑𝑖 𝑜𝑘𝑢𝑙𝑢𝑛𝑎 𝑏𝑎𝑘ı𝑝 𝑜𝑘𝑢𝑙 𝑠𝑜𝑛𝑢 𝑜𝑙𝑎𝑛 𝑏𝑎𝑙𝑜𝑠𝑢 𝑖ç𝑖𝑛 ℎ𝑎𝑧ı𝑟𝑙𝑎𝑛ı𝑦𝑜𝑟𝑑𝑢 ℎ𝑒𝑟𝑘𝑒𝑠𝑖𝑛 𝑖ç𝑖𝑛𝑑𝑒 ℎ𝑒𝑦𝑐𝑎𝑛 𝑣𝑒 𝑚𝑢𝑡𝑙𝑢𝑙𝑢𝑘 𝑣𝑎𝑟𝑑ı 𝐸𝑙𝑒𝑎𝑛𝑜𝑟 ℎ𝑒𝑚 𝑏𝑒𝑏𝑒ğ𝑖𝑛𝑒 𝑏𝑎𝑘ı𝑝 ℎ𝑒𝑚 𝑜𝑘𝑢𝑦𝑢𝑝 ℎ𝑒𝑚𝑑𝑒 𝑏𝑎𝑙𝑜𝑦𝑎 ℎ𝑎𝑧ı𝑟𝑙𝑎𝑛ı𝑦𝑜𝑟𝑑𝑢 𝑎𝑚𝑎 ℎ𝑎𝑙𝑖𝑛𝑑𝑒𝑛 𝑚𝑒𝑚𝑛𝑢𝑛𝑑𝑢"
𓃥
"AYLAR SONRA"
Okulun bitmesine bir aydan az bir süre kalmıştı. Eleanor okul balosunu duyduktan sonra uyku uyumayı unutmuştu ve bu gecede onlardan biriydi. Eleanor uyurken aklına her dakika bir şey takılıyordu. Talihsizler başını bırakmıyordu, aynı zamanda ise güzel şeylere neden oluyordu.
"Ah be güzel bebeğim, seninle okul balosuna gitmek ha, çok güzel olacak ama," dedi.
"Yarın cinsiyetini de öğrenmeye gideceğiz, o yüzden yatmam gerekiyor be annem. Bende senin kadar merak ediyorum ama fazla merak başa bela bebeğim, uyuma vakti. Hem kendini de gösteriyorsun, elbise bulabilecekmiyiz acaba? Of of, bu dertler bugün bitmez bebeğim. Artık yarın hepsini teyzenlere ve dayılarına sorarız. İyi geceler annem," dedi
Eleanor. Bebeğini çok seviyordu. Yarında cinsiyet öğrenme vaktiydi, bu heyecanı boşuna değildi. Onun yerinde olsa kimse uyuyamazdı. Artık kafasını dolduracağı bir sürü şey vardı: elbisesi, cinsiyet, okul... Bir sürü uyku onun kaçış yöntemidir ama her zaman da tutmuyordu.
Sabah olmuştu. Eleanor hem okula hem hastaneye gideceği için erkenden kalkıp hastane için hazırlamaya başlamıştı. Elini yüzünü yıkamış, giyinmeye başlamıştı. Üstüne siyah danteli atlet, altına İspanyol paça gri kot pantolon, onun üstüne de kazak almıştı. Kazağın omuzlarını atletin ipleri gözükecek şekilde omuzlarına indirmişti. Saçını yukarıdan toplamıştı. Aşağıda herkes hazırlanmış, Eleanor'u yemek sofrasında bekliyorlardı.
Eleanor aşağıya indi. Scott ayaktaydı. Eleanor'u görünce elinden tuttu ve karından bebeği sevdi.
"Oyy benim güzelim, yakışıklım," dedi.
"Ne?" dedi istemsizce.
"Ne ne?" dedi scott
"Cinsiyeti bilmiyoruz, öğrenince birini söyleriz," dedi.
"Haklısın," dedi gülerek. Eleanor
"Günaydın," dedi Eleanor herkese.
"Oo, bakıyorum da mutlusun Eleanor Hanım," dedi Stiles.
"Evet tabiki, bebeğimin cinsiyetini öğreneceğim," dedi.
"Bizde senin kadar merak ediyoruz," dedi Stiles
"Emin ol benim kadar değil," dedi Lidya.
Eleanor gülerek masaya oturdu, derin bir nefes aldı ve karnına dokundu.
"Gene çok acıktım," dedi.
Şaşırmıyoruz artık. "Hemen geliyor, bekle," dedi Stiles.
"Stiles'ın elinden yemek yiyoruz, annecim. İnşallah zehirlenmeyiz," dedi Eleanor.
"Öyle deme," dedi Stiles. "Çok güzel oldu."
Önümüze baconlı omlet, tost ve meyve koydu.
"Vay," dedi Eleanor. "Lafımı geri alıyorum, çok güzel duruyor. Ama hala zehirlenme riskimiz var."
Eleanor kafasını eğdi ve yemeğin kokusunu içine çekti. Omletten miğdesi bulanıyor gibi görünüyordu. Eleanor biraz kıvrandı.
"Birşey mi oldu?" dedi Lidya.
"Hayır," dedi Eleanor. "Sadece kokusu biraz miğdemi bulandırdı."
"Küçüğümüz sevmedi galiba," dedi Lidya.
"Kesinlikle," dedi Eleanor.
Herkes Scott ve Stiles'ın oturmasını bekliyordu. Eleanor yeri izliyor, öbürleri de aralarında konuşuyordu. Stiles birden panikle fırladı.
"Ne oldu?" dedi Scott.
Herkes ona bakıyordu, Eleanor da dahil.
"Geç kalacağız," dedi Stiles.
Eleanor hızlı ye, çabuk ye. "Cinsiyeti öğrenemeyeceğiz ," dedi.
Herkes birden yemek yemeğe başladı. Stiles bir yandan başka birşey, bir yandan başka birşey yiyordu. Ağzını tıka basa doldurmuştu.
"Hadi Eleanor, hızlı ye," dedi ağzı o kadar doluydu ki konuşamıyordu bile.
Eleanor da onlara ayak uydurmuştu. Dakikalar sonra herkes yemeği bitirmişti. El birliği ile toparlayıp kaldırıyorlardı.
"Hazır mısınız?" dedi Liam arabanın içinden sesleniyordu. "Hadi, hadi," diyordu. O onları daha çok geriyordu.
Dakikalar sonra çıktılar. Herkes arabaya binmişti. Eleanor en önde oturuyordu ve stresli görünüyordu. Milia Eleanor'un elini tuttu.
"İyi olacaksın," dedi. "İyi olacaksınız," diye düzeltti.
"Umarım," dedi Eleanor.
"Hadi, geldik," dedi Liam.
Eleanor'un stresi daha çok artıyordu. Liam yanına geldi.
"Hepimiz senin yanındayız. Kalbin güm güm atıyor," dedi.
"Kesinlikle bende duyuyorum," dedi.
"Teşekkür ederim," dedi.
Issac arkadan üfleyip püflüyordu. Scott Issac'a baktı ve Issac sustu.
Beachon Hills Hastanesi'ne gelmişlerdi. Hastanenin bebek kontrol noktasına gelmişlerdi.
"Benimle gel," dedi Eleanor, Miliayı yanına çekti.
"Çok stres oluyorsun," dedi Milia.
"Gel ve sus," dedi Eleanor.
Milia pes etmişti ve arkasından gitti. "Hoş geldiniz," diye bir ses duydu.
Eleanor o kadar stresliydi ki cevap vermedi. Onun yerine Milia konuştu. Öbürleri kapının dışında bekliyordu.
𓃥
"Hoş bulduk, biraz heyecanlı, kusura bakmayın," dedi doktor başını sallayarak onayladı.
"Buyrun, böyle uzanın ve karnınızı açın," dedi.
Eleanor ne dediyse hepsini yapmıştı. Hemşire ultrason jelini alıp Eleanor'un karnına sürdü.
"Bune," dedi Eleanor panikle.
"Birşey değil"dedi doktor sakince. "Bebeğe bakmak için kullanıyoruz."
Eleanor rahat bir nefes aldı ve ultrason cihazını izlemeye başladı. Dakikalar boyunca doktor bebeğe baktı.
"Ee," dedi Milia. "Cinsiyeti ne?"
Doktor biraz sustu ve gülmeye başladı. "Bebeğinizin cinsiyeti kız. Güzeller güzeli bir kızınız olacak," dedi.
Milia ve Eleanor duyduklarına inanamıyordu. Milia da dahil sanki düşüp bayılacak gibiydi.
"Karnınızı temizledikten sonra çıkabilirsiniz," dedi.
Eleanor hızlıca karnını sildi ve doktorun odasından çıktılar. Herkes onları kapıda bekliyordu.
İlk önce yüzlerini büzdüler, sonra kahkaha patlatarak.
"Duydunuz zaten, ne bizdemi söyleyelim?" dedi Milia.
"Evet," dedi Eleanor. "Duydunuz."
"Kira, ben duymadım. Banada söyleyin," dedi.
"Kız oldu, kız. Kız teyzesi oluyorsun Kira," dedi Eleanor.
𓃥
O anki mutlulukları kimsede yoktu. Eve giderken yol boyunca bunları konuştular. Alışveriş gününü de, alacağımız herşeyi, odasını, odasının rengini, herşeyini konuşmuşlardı.
Hızlıca hazırlandılar. Üstlerine okul için daha rahat birşey giymişlerdi.
"Lidya odaya geldi. İspanyol paça giyme, bebek ezilecek," dedi gülerek.
Eleanor ona gülüyordu. "Lidya ciddiyim, dedi. Giymeyeceğim. Tamam, yeşil eşofmanımı giyeceğim, üstüne de dantelli bluzumu," dedi.
"Lidya, ay çok güzel oldu," dedi. "Ama üstüne leoparlı kabanını al, birlikte almıştık ya onu giyin. Çanta olarak da siyah büyük kol çantasını tak, Milia ile almıştınız onuda."
Eleanor gururlu bakıyordu. "Vay, çok iyi oldu," dedi gülerek.
"Hadi çıkta giyineyim," dedi Lidya.
Lidya çıktı. Eleanor bir kaç dakikada giyinmişti. Karnına baktı ve gülümsedi. Herkes onu aşağıda bekliyordu. Eleanor koşa koşa indi ve arabaya bindi.
"Yanlız," dedi Eleanor. "İsim bulmadık, ne yapacağız? Kızım isimsiz kaldı."
Herkes gülüyordu. İlk isim Liam'dan geldi.
"Sage olsun," dedi.
"Vay," dedi Eleanor. "Güzel ama değişik, başka birşey de olabilir. Tamam, herkes akşama kadar bulsun, bir deftere not alsın."
𓃥
Herkes onayladı ve okula giderken hiç konuşmadılar. Okula varmışlardı. Okul dolabına eşyalarını bıraktılar ve derslerine gittiler. Kimse hiç birşey söylemedi, herkes susmuştu. Dakikalarca, saatlerce derse girdiler. Saatler birbirlerini kovaladı, konuşmalar, kahkahalar ortamı şenlendirdi.
Sonunda çıkma saati gelmişti. Herkes ortak bir alanda buluşup sohbet ederek gitmişti.
Herkes arabadaydı "Kira sordu, ee dedi, kim isim buldu?" dedi.
"Stiles heyecanla cevap verdi, ben bir kaç tane buldum," dedi.
Hepsi birkaç tane bulmuştu. Bu Eleanoru sevdiriyordu. Yol boyu konuştular, eve varana kadar.
Eve varınca üstlerini değiştirdiler ve aşağıya yemek masasına toparlanmışlardı. Herkes defterini, kalemini getirmişti.
Sonra kapı çaldı. Stiles hızlıca kapıya baktı. Gelen yemekti.
"Meksika yemeği istemiştim," dedi gülerek.
"Lidya, Meksika yemeği," dedi.
"Evet," dedi Stiles. "Biraz değişiklik olsun diye söyledim."
Herkese yemeklerini dağıtmışlardı. Artık herkes hazırdı.
"Hadi söyleyin," dedi Eleanor. "İsimleri."
Herkes birbirine baktı. İlk önce Stiles başladı.
"Ben sabahki ile aynısını söyleyeceğim, gene Sage ve Ruby olabilir," dedi.
Herkes Eleanora baktı.
"Yani olabilir," dedi Eleanor.
"Tamam," dedi Lidya. "Sıra bende. O ise Emma ve Daisy ismini bulmuştu."
"Bunlar güzel," dedi Eleanor. Bu sefer beğenmişti.
"Baska," dedi.
Herkes teker teker isimleri söyledi. Kiranın isimleri çok dikkatini çekmişti Eleanorun.
"Raven ve Olivia çok güzel isimlerdi aslında. Raven herkes beğenmişti. Tamam," dedi Stiles. "Ben Raven'i beğendim."
Herkese böyle teker teker sordular. Oy birliği ile Raven kazandı, dedi Stiles.
Saatlerce böyle konuşmuşlardı. Günler, haftalar hep böyle geçti. Kimse üzgün değildi, mutluydu. Herkes için mutluluk getirmişti. İsmi bencede güzeldi, Raven hâle güzeldi. Herşey istedikleri gibi geçerdi, umarım. Umarım hep mutlu olurlardı. O gün orda bitmişti. Eleanor her zamanki konuşmaları yaparak uyumuştu..
𓃥
Haftalar hep aynı geçmişti. Eleanor her zamanki gibi okuldan çıkmıştı. Kızlarla birlikte alışveriş yapmaya karar vermişlerdi. Baloya bir hafta kalmıştı. Bir hafta boyunca elbiselere bakılacak, son günde dans provaları yapılacaktı. Kendi aralarında böyle hallediyorlardı. Böylece her şeye yetişebiliyorlardı hem de birlikte vakit geçiriyorlardı. Eleanor, Derek'in evine gitmişti çünkü kalacak bir yeri yoktu artık. Odaların içinde onu bekleyen bir Derek yoktu. Önemli de değildi çünkü Eleanor yeni doğacak kızına ve sürüsüne adamıştı artık kendini.
Kendi odasına gitti ve ikide bir elbise değiştireceği için rahat bir şeyler giymek istedi. Eline attığı ilk şeyi giydi. Sonbahar havasını veren çiçekli eteğini ve çiçeklerle uyumlu olsun diye turuncu body giymişti.
Eleanor aynanın karşısında kombine bakıyordu. Bir şeyin eksik olduğunu düşündü ama çok takmıyordu. Sonuçta değiştirecekti. Tekrar dolabına baktı ve mırıldanarak
𓃥
"Bir şeyler eksik," dedi. Tekrar aynanın karşısına geçti ve tekrar kombinine baktı.
"Buldum!" dedi bağırarak, "Kemeri yok!" dedi.
Kombinin dolabı açtı ve kombine uyumlu krem kemerini aldı. Artık hazırdı, hiçbir şey eksik değildi.
Aşağı indi. Lidya arabasıyla onu alacaktı. Aslında Lidya öbürlerini de alacaktı ve birlikte gideceklerdi.
Eleanor aşağı indi, son kez etrafa baktı, anahtarı aldı ve çıkmaya hazırdı.
Eleanor dışarıda hala Lidya'yı bekliyordu.
Biraz yola doğru yürüdü. Telefonunu çantaya koymaya çalışırken bir ses geldi:
"Eleanor!" diye. Ses tanıdıktı ama çıkaramıyordu.
Etrafına bakındı, kimse yoktu.
Eleanor korkmuştu biraz. Ses hala devam ediyordu:
"Eleanor dikkat et, dikkat et!" diye. Etrafında hala sesi arıyordu.
Arkasına döndü ve etrafa bakındı. Ses tekrar geldi, bu sefer yakındı:
"Dikkat et demiştim!"
Demeden bir araba korna çalmıştı. Çalan korna ile Eleanor elini kolyeye atmıştı.
İstemeden korna sesi kafasının içinde dönüp duruyordu. Eleanor sese daha fazla dayanamadı, elleriyle kulaklarını kapattı ve yere çömeldi. Ses o kadar fazlaydı ki Eleanor hem korna sesi hem de fısıltılar ile sarılmıştı.
Lidya ve diğerleri gelmişti.
"Eleanor!" diye bağırdı Lidya,
"İyi misin?" diyip yanına geldi. Eleanor korkuyla ona baktı, sesten bahsetmedi.
"İyiyim," dedi, "Korna sesi çok fazlaydı, korkuttu beni." Dedi Eleanor.
Lidya öbürlerinden yardım alarak onu kaldırdı.
"İyi olduğuna emin misin?" dedi Kira.
"Eminim," dedi Eleanor.
"Arabaya binelim," dedi Lidya.
Eleanor arabanın kapısını açmak için elini uzattı. Eli hala titriyordu, gözleri doluydu.
"O ses neyin sesiydi?" dedi Eleanor mırıldanarak.
Kira ona baktı.
"Bir şey mi dedin?" dedi
"Hayır," dedi Eleanor.
Arabaya bindi.
"Korkmuşsun," dedi Milia.
"Evet," dedi Eleanor.
"Biraz ellerin titriyor," dedi
Eleanor ellerine baktı tekrar.
"Biliyorum," dedi
Milia. Eleanor'un karnına dokundu.
"İyi misin minik?" dedi gülerek,
"Sen korkuttuysan o da korkmuştur."dedi
"Olabilir," dedi Eleanor gülerek.
Kira Eleanor'a su uzattı. Eleanor suyu içti, biraz da olsa rahatlamıştı.
Koltuğa sırtını dayadı ve yol boyunca dışarı izledi.
"Geldik," dedi Lidya.
İlk geldikleri yer biraz şatafatlıydı. 4 tane yan yana dükkan vardı, hepsini tek tek gezeceklerdi. Beğenmezlerse başka bir dükkana gideceklerdi. Lidya heyecanla dükkana girdi.
"E hadi gelin!" dedi.
Kızlar, dükkana geçtiler. İçeri girdiklerinde, gözlerine inanamadılar. Dükkan, tam istedikleri elbiselerle doluydu. Her yerde, son moda elbiseler vardı.
Lidya, hemen bir rafa yöneldi. "Buna bakın!" dedi.
Elinde, uzun, akıcı bir elbise vardı.
"Bu tam benim tarzım! Üstüne bir de basit, şık bir kolye takarsam tam olur."
Milia, elbiseyi inceledi. "Güzelmiş," dedi.
Eleanor, başka bir bölüme geçti. "Şuna bakın," dedi.
Elinde, kısa, şık bir elbise vardı.
"Bu tam benim aradığım şey! Üstüne bir de basit, şık bir ayakkabı giyersem tam olur."
Kira, Eleanor'un seçimine baktı. "Sana çok yakışır," dedi.
"Ben de buna benzer bir şey bulacağım. Belki de biraz daha farklı bir renk bulabilirim. Ve üstüne bir de basit, şık bir kolye takarsam..."
Lidya, başka bir rafa geçti. "Şuna ne dersiniz?" dedi. Elinde, uzun, şık bir elbise vardı. "Bu tam benim tarzım! Üstüne bir de basit, şık bir küpe takarsam tam olur."
Milia, elbiseyi inceledi. Bunu da beğenmişti "Çok güzelmiş," dedi. "Ama ben biraz daha farklı bir şey arıyorum. Belki de bir daha şık bir elbise bulabilirim. Ve üstüne bir de modern bir ceket giyersem..."
Kızlar, dükkanın içinde saatlerce elbise denedi ve seçti. Sonunda, hepsi istedikleri tarzda elbiseleri bulmuşlardı.
"Hadi, artık gidelim," dedi Lidya. "Bu kadar alışveriş yeter."
Kızlar, dükkandan çıktılar ve arabaya bindiler. Eve doğru yola çıktılar. Yolda, modern müzik dinlediler ve gelecek planlarını konuştular.
Eve vardıklarında, kızlar hemen elbiselerini denediler. Her biri, modern ve şık elbiseleriyle çok güzel görünüyordu.
Lidya siyah yırtmaçlı bir elbise giymişti.
Kira koyu mavi simli bir elbise bulmuştu.
Milia kahverengi kürklü bir elbise giymişti.
Eleanor dümdüz bembeyaz bir elbise giymişti, üstünde elbise süslüyordu.
"Bu elbiselerle, baloya hazırız!" dedi Lidya gülerek.
Onlar çok mutlu görünüyordu elbiselerine bakarken. Scott ve diğerleri gelmişti.
"Oo hanımlar çok güzel olmuşsunuz," dedi Scott.
"Yalnız," dedi Stiles, "Yarın bize de bakacağız. Burada üç gün tek kaldı. Benim giyecek takım elbisem yok."
Liam elini kaldırdı. "Benim de yok," dedi, "Daraldım içinde hareket edemiyorum."
Kızlar gülerek onları dinliyorlardı.
"Tamam tamam," dedi Milia, "Size de alacağız. Ama Eleanor gelmeyecek. Bende gelmeyeceğim Lidya ve Kira ile gideceksiniz," dedi
Eleanor. Ne olduğunu anlamadan Milia'ya baktı.
"Ne, neden?" dedi. "Kusura bakma ama ben arkadaşımın ve bebeğinin sağlığını düşünüyorum. Bugün olanları gördük," dedi
Stiles ve diğerleri gene bir şey anlamamıştı.
"Ne oldu?" dedi Scott.
"Bugün arabanın Kornasından hem bebek hem de Eleanor korktuğu için gördünüz elleri nasıl titriyordu korktuğu için gelmeyecek dinlenmesi gerekiyor o bebek zarar görüyor olmaz," dedi Milia.
"Ama of," dedi Eleanor.
"Oflama," dedi Milia, "Kaç kişisiniz? 4 erkek 2 kız yeter de artar gidip gelirsiniz bizde gelene kadar hem dinleniriz," dedi Milia.
Eleanor ona bakıyordu, "Beni de götürün," diye
Scott konuştu, "Madem böyle hemen her şeye etkileniyorsunuz o zaman evde kalmanız daha iyi," dedi
Eleanor. "Ama..." diyemeden Scott lafa girdi,
"Aması yok kötü oluyorsan burada kalacaksın," dedi
Eleanor. Bir şey diyemedi Milia'ya baktı. "Sen bekle ben sana göstereceğim," dedi, kollarını karnında birleştirdi ve konuşmadı.
"Tamam elbiseleri verin," dedi Lidya,
"Kaldıracağım ayrıca saat geç oldu yatmaya gidin yarın üst baş bakacağız," dedi
Eleanor. "Ben yatmam siz uyuyun ben gitmiyorum sonuçta," dedi
Lidya. "Sen gitmiyor olabilirsin ama hem bedenin hem de çocuğunun uykuya ihtiyacı var o yüzden derhal uykuya," dedi
Eleanor. Tek başına kalmıştı herkes ona karşı çıkıyordu ama iyi niyetlerinden di sadece Eleanor anlamıyordu o kadar.
𓃥
Eleanor pes edip yukarı çıkmıştı uyumak için daha rahat şeyler giyip yatmıştı gene elini karnına götürmüştü acaba korktumu dedi ben korktuysam oda korkmustur kesin dedi Eleanor biraz bekledi etrafı izledi ve o ses gene geldi "Sen korktuysan o da korktu o bebeğe sahip çık o bir mucize" dedi
Eleanor duyduğu sesten dolayı doğruldu etrafı izledi gene kimse yoktu artık canına tak etmişti Eleanor kulaklarını kapattı ve uyumaya başladı.
Sabahın ışığı Eleanor'un yüzüne vurmuştu. Eleanor'u karnından gelen sancılar yüzden uyanmıştı. Karnına dokundu. "Ne oldu, kızım?" dedi. Eleanor zar zor da olsa aşağı inmek için ayağa kalktı. Merdivenlerden yavaş yavaş indi. Etrafa göz attı, kimse yoktu. Muhtemelen balo için birşeyler almaya gitmişlerdi.
"Milia?" diye seslendi Eleanor. Biraz ses gelmedi. Eleanor aşağıya inerken bir ses geldi. "Burdayım, Eleanor, mutfaktayım." Eleanor rahat bir nefes aldı, onu tek bıraktığını düşündü Derek'in yaptığı gibi. "Eleanor, geliyorum," dedi, yavaş yavaş ve ağrıyla Milia'nın yanına gitti ve sandalyeye oturdu.
Milia önüne bir tabak yemek koymuştu. Eleanor tabağa baktı ve tiksindi. "Ben hemen kahvaltı yapamam ki," dedi, çaresizce.
Milia Eleanora baktı. "Hadi, zorla kendini, güzelim, de sende aç kalmamalısınız," dedi.
Eleanor tabaktaki yemeğe baktı, tekrardan hafifte olsa yemeğe başladı. Hem yiyordu hem de tabakla oynuyordu.
"Milia," dedi Eleanor.
Milia Eleanora baktı. "Efendim?" dedi.
"Şey," dedi Eleanor, "sana birşey söylemem gerekiyor, ama kimseye söylemeyeceğine söz vermelisin," dedi.Eleanor
Milia, "Tamam, kimseye söylemeyeceğim," dedi.
Eleanor, "Tamam o zaman, emin olmam gerekiyor, Stiles'in üstüne söz ver," dedi.Eleanor
Milia, "Neden?" dedi.
"Hadi," dedi Eleanor.
Milia, "Söz," dedi.
Eleanor rahat bir nefes aldı. "Biz dün elbise almak için gittiğimiz zaman, araba bana çarpıyordu ya," dedi.
"Evet," dedi Milia.
"O zaman bir ses geldi," dedi.
"Ne sesi?" dedi Milia.
Eleanor, "Araba çarpacanken dikkat et," dedi. "Eleanor," dedi ses. Sonra araba çarpıyordu. Anlamadım ve de dün uyuyunca kızımla bu konuyu konuşuyordum, iyimisin diye, korktun mu gibi şeyler söylüyordum. Tekrar bir ses geldi, "İşte, sen korktuysan, o da korkmuştur, ona dikkat et," diyordu," dedi Eleanor.
𓃥
Korkuyla, Milia hala anlam veremeden bakıyordu. "Bilmiyorum," dedi. "Ne yapacağımı da bilmiyorum, böyle birşey ilk defa duyuyorum," dedi.
"Bir daha olursa, bana anında söyle, stres yapmaman gerekiyor," dedi.
"Tamam," dedi Eleanor. "Elimden gelene kadar yapmamaya çalışacağım, aramızda kalsın yeter," dedi ve yemeğine döndü.
Milia susmuştu, o da ilk defa böyle birşey duymuştu. Acaba ondan başka birileri de duyuyormuydu? Bak, Eleanor, dedi Milia.
"Belki de senden başkaları da duyuyordur, Lidya hariç, o hep duyuyordur da, öbürlerinde hiç garip birşey hiss ettim mi?" dedi Milia.
Eleanor biraz düşündü. "Evet," dedi. "Scott, sanki o da öyle sesler duyuyormuş gibiydi," dedi.
"Tamam," dedi Milia. "Öğreneceğim," dedi. "Yemeğini ye ve kafana takma," dedi Eleanor. Sustu ve yemeğini yedi.
Eleanor iç çekti ve konuşmaya başladı. "Bazen pişman oluyorum," dedi.
Milia yüzüne baktı. "Neden?" dedi.
"Çünkü tek başımayım, pişmanım, keşke o gün orada Derek'e inanmasaydim, kira için aşağıya inmeseydim de bunlar olmasaydı," dedi Eleanor.
Milia yüzüne baktı. "Pişman mısın?" dedi Eleanor.
"Bilmiyorum," dedi. "En azından kızımın iyi olmasını isterdim," dedi. Milia biraz da olsa öfkelenmişti zaten elimizden gelen herşeyi yapıyoruz, dedi.
"İyi olun, iyi olsun diye," dedi Milia.
"Biliyorum," dedi Eleanor. "Minetarım, ama bilmiyorum," dedi Eleanor.
Milia tam konuşacakken Scott ve diğerleri gelmişlerdi. Hallerinden mutlulardı. Milia'ya baktı. Eleanor, Milia, hala sinirliydi. Ayağa kalktı ve öbürlerinin yanına gitti. "Ee, ne aldınız?" dedi.
Eleanor, Stiles, "Çok güzel şeyler aldık," dedi.
"Çok güzel," dedi Milia, ellerini birleştirerek. "Giyininde görelim," dedi.
Milia, "Ee," dedi Scott, "sanki dans provası yapmalıyız, ne dersiniz? Çünkü ben bilmiyorum çok birşey," dedi Liam.
Herkese baktı. "Kim bilmiyor?" dedi Eleanor. Kira Scott, ellerini kaldırmıştı. "Tamda tahmin ettiğim gibi," dedi, gülerek.
"Hadi, biz giynmeye gidelim, sizde giyinin," dedi. Herkes teker teker odasına çıktı.
Milia Scott ile Scott'un odasına gitmişlerdi. Eleanor odasına girip kapıyı kapatmıştı. Elbisesini dolabından çıkardı ve giyinmeye başladı. Bir yandan giyiniyordu, bir yandan dinlemeye çalışıyordu.
Elbisesini giydikten sonra yatağına oturdu ve onları dinlemeye başladı. "Bak," dedi Milia.
"Duyuyormusun, duymuyormusun, bunu söyle, sadece," dedi.
Söylememeye direniyordu,
"Bırak artık beni, söylemeyeceğim," dedi Scott.
"Söyle," dedi Milia.
"Seni ilgilendirmez," dedi.
Milia elini dolaba koydu ve gözlerinin içine baktı. "Söyle," dedi Eleanor, hala onları dinliyordu.
"Tamam," dedi Scott.
"Duydum, bir kere oldu mu?" dedi.
"Ne duydun, söyle," dedi.
Scott pes etmişti. "Neden ona sahip çıkmıyorsunuz, onun için felaket olacak," dedi. "Scott, onun için gelecekler, ona ve bebeğe sahip çık," dediklerini duydum."
"Oldu mu?" dedi.
"Tamam," dedi Milia. "Eleanor da duymuş," dedi.
Eleanor ayağa fırladı. "Hayır, bunu söylememeli," dedi. "Söz vermişti," dedi, yerine geri oturdu ve dinlemeye devam etti.
"Söylememem gerekiyordu, evet, o da duyuyormuş," dedi Scott, şaşkınca. Milia'ya baktı. "Dikkat et, dikkat edin, bebeğe sahip çık diyormuş," dedi Milia.
"Tamam, ne yapacağız?" dedi.
"Belki de birşey yapmamız gerekiyor," dedi Milia.
"İstemiyormuş, burda bizimle olmayı, pişmanmış, ailesinin yanına geri gönderelim, başı derten kurtulur, pişman olmaz," dedi Milia.
"Saçmalama, onu sürüden atarsak ölür," dedi. "Başı boş bir omega," dedi. "Ölür, tabi ki de, ayrıca daha türünü bilmiyoruz," dedi.
"Olmasın, unut bunu, hadi çık odadan, giyeceğim," dedi Milia. Milia başını eğdi ve odadan çıktı.
Eleanor bembeyaz inci gibi elbisesini giymişti. Eleanor Milia'nın odasından çıktığını duyunca odadan çıktı.
Scott ve Milia hariç herkes oradaydı. Eleanor yanlarına gitmişti. "Neredeler?" dedi.
Lidya, "Bilmiyorum, giyiniyorlar her halde," dedi. Eleanor, kızlar birbirini övüyordu, erkekler ise birbirlerinin üstlerini düzeltiyordu.
Eleanor tek kalmıştı, düşünüyordu. Herkes mutluydu, peki o? Sanmıyorum, değildi, olamıyordu. Ayakta durmak zorundaydı. Belki herşeyi abartıyordu, belki de herşeyi küçümsüyordu. Boşluğun içine düşmüştü, onu istemediklerini düşünüyordu.
𓃥
Eleanor uzun uzun düşünürken Scott ve Milia geldi. "Sonunda," dedi Stiles.
"Hadi gel," dedi Lidya Eleanora. Eleanor hala düşünüyordu.
"Hadi gel," dedi Kira, omzuna dokundu. Eleanor gidiyordu. Herkes biriyle eşleşmisti. Lidya Liam, Stiles Milia, Scott Kira, Eleanor Isaac ile eşleşmisti.
"Hadi," dedi, ben şarkıyı açıyorum," dedi. "Know your secrets" çalıyordu. Hepsi hazırlandı.
Isaac Eleanoru çok sarsma, dedi Scott. Isaac ona baktı. "İnşallah kusmasın, onunla uğraşamam," dedi. Eleanor sustu ve dans etmeye başladılar. Dakikalarca kahkalarla, dalga geçerek dans etmişlerdi.
Isaac Eleanor'un kulağına eğildi. "Neden bu kadar mutsuzsun?" dedi.
"Bilmiyorum," dedi Eleanor.
"Bebekten olabilir," dedi Isaac, gülerek. "Bebeğin babası Derek değil mi?"
Eleanor onun kollarını bıraktı. "Ne demeye çalışıyorsun?" dedi.
"Ne dedim, sordum sadece," dedi Isaac.
Diğerleri onlara bakıyordu. Eleanor Isaac'a yaklaştı ve ona bir tokat attı. "Şüphen mi var?" dedi.
Isaac Eleanora baktı ve sustu. İçeri geçti. "Ne oldu?" dedi Scott.
"Bilmiyorum, bir anda kulağıma eğildi, iyimisin mutsuzsun dedi, sonra bebeğin kimden olduğunu sordu," dedi Eleanor.
"Ne saçmalıyor lan bu?" diyerek hızlıca Isaac'ın yanına gitmeye çalıştı ama Stiles engel olmuştu. "Dur abi," dedi.
Eleanor yere oturmaya çalıştı. "Hayır," dedi Lidya. "Elbisen çimen lekesi olacak, boşver," dedi. "Gel, götürelim seni," dedi.
Eleanor, "Hayır," dedi. "Kendim giderim," dedi. Doğruldu ve odasına yürüdü, hızlıca kapıyı kapatıp yatağına yattı. Günün yorgunluğu ile hemen uyudu.
Günler hep birbirini böyle kovaladı. Kimse konuşmuyordu. Isaac odasından hiç çıkmıyordu. Eleanor durgundu, öbürleri ise sevinçliydi.
İşte o büyük gün gelmişti. Eleanor heyecanla yatağından kalktı ve aşağıya indi. Öbürleri çoktan uyanmış ve de kahvaltı sofrasını hazırlamıştı.
"Heh, iyiki geldin, seni uyandırmak için gelecektim," dedi Milia.
Eleanor gülümsedi. "Hadi, hadi, hızlı yiyin," dedi Stiles.
"Hayır, hayır, hastane günü ki gibi ağzına tıkama, lütfen," dedi Eleanor, gülerek. Stiles de gülüyordu.
Yanlız alkol işlemiyor diye çok içmeyin ve de sen işlemiyor olabilir ama bebeğe zarar verebilir, o yüzden aklından bile geçirme," dedi.
Eleanor hızlıca konuşarak kahvaltılarinı yapmışlardı ve hazırlanmaya başladılar.
"Ee," dedi Lidya. "Şarkımız yok mu?" dediler.
Milia gülerek, "Var," dedi ve şarkı açtılar. "Doja çat women," he güzel seçim, dedi Eleanor.
Kızlar elbiselerini giydiler. Saatlerce hazırlandılar. Karanlık artık çökmüştü. Kızlar birbilerinin makyajlarini ve saçlarını duzaltiyorlar dı.
"Scott, biz hazırız, hadi gelin," dedi.
Herkes biryle eşleşmisti. Teşekür ederim, dedi çifttim, yok, siz gidin dans edin," dedi Eleanor.
Milia yüzü düşmüştü. "Tamam," dedi ve dans etmeye gittiler.
Eleanor biraz bekledi ama kimse gelmedi. Beklemekten sıkıldığı için bara gitmeye içmeye karar vermişti.
Eleanor oturmuştu. "Bir tane alabilir miyim?" dedi.
"Dikkat et," dedi, "ağırdır içkisi," dedi.
Eleanor güldü. "Birşey olmaz," dedi.
Eleanor etrafa baktı, herkes çok eğleniyordu. Aylarca beklediği balo böyle geçmezdi.
"Al, afiyet olsun," dedi.
"Teşekkür ederim," dedi ve içmeye başladı. "Tadı ağırmış," dedi Eleanor, gülerek.
"Ben Noah," dedi ve elini uzattı.
Eleanor gülerek, "Bende Eleanor Wianse," dedi.
"Memnun oldum, ee," dedi, "dans edecek kimsen yok mu?" dedi.
"Hayır," dedi Eleanor, yere baktı. Yok," dedi,
"üzgünüm," dedi Noah.
"Önemli değil," dedi.
"Neyse ben kalkayım," dedi Eleanor.
Parasını uzatı, "Hayır," dedi Noah. "İkram," dedi.
Eleanor başını sallayıp güldü ve gitti. Lavaboyu arıyordu. "Nerde bu nerde," dedi.
Karanlık bir oda vardı, Eleanor içine girdi. "Buldum, sanarım," dedi, ama bulamamıştı.
𓃥
"Ha sik** şansıma," dedi.
Eleanor arkadan bir ses geldi. "Kim var orda?" dedi.
Eleanor ses gelmiyordu. Eleanor çıkmaya çalışırken arkadan biri ağını kapatı onu duvara yasladı, sert bir şekilde.
Eleanor korkmuştu. "Kimsin sen?" dedi. "Ne istiyorsun?" dedi.
Şit, güzelim, "Birşey istemiyorum," dedi.
Eleanor, "Beni bırak," dedi, ama dinlemiyordu.
"Neden yanlızsın?" dedi.
"Seni ilgilendirmez," dedi Eleanor.
"Bırak," dedi, çırpınıyordu.
"Şit, birşey yapamayacağım," dedi, sesizce. Yüzüne yaklaştı, onu göremiyordu. Nefesi yüzüne çarpıyordu.
Eleanor'un elini yüzüne koydu, saçını kulağının arkasına attı, dudağında parmağını gezdiriyordu. Derin bir nefes aldı, parmağını dudağına sertçe bastırarak parmağını çekti. Başını kaldırmişti.
Eleanor hızlı hızlı nefes alıyordu, burnunu burnuna yasladı ve derin bir nefes aldı.
Dudağını ısırdı "Üzgünüm," dedi ve onu öptü.
Eleanor kendini çekmeye başladı ama o ona yaptığı baskıdan dolayı hareket bile edemiyordu.
O ise gülüyordu Eleanorun çırpınşlarına karşılık kolunu sıkıyordu en son Dudağını ısırarak onu bıraktı.
Eleanor onu itti ve odadan çıktı. Eleanorun kalbi hızlı hızlı artırıyordu, elleri titriyordu. Ordan hızlıca uzaklaştı, biraz da olsa bir yerde nefes aldı ve öbürlerinin yanına gitti.
𓃥
"Nerdedeydin?" dedi Milia.
"Lavaboyu arıyordum, kayboldum, sonrada buldum," dedi, gülerek.
"Anladım, bizde soluklamak için oturduk," dedi.
"Hadi, hadi, gidin," dedi Eleanor.
Scottu zorla kaldırdı. "Eğlenin," dedi.
Eleanor, Scott kirayı aldı, kaldırdı. Hepsi birlikte girmişlerdi gene. Eleanor yanlız kalmıştı. Derin bir nefes aldı, dakikalarca yeri izledi, sonra duyduğu ses ile ilkildi.
Yüzünde siyah bir maske vardı. "Eleanor," dedi.
Eleanor anlamayarak ona baktı. "Kimsin?" dedi.
"Tanıyorsun," dedi, "ama ulaşamıyorsun," dedi.
Eleanor anlamayarak ona baktı. "Kimsin?" dedi, bağırarak.
Ayağa kalktı ve elini maskesine attı. "Hayır," dedi, "istemezsin," dedi.
"İsterim," dedi Eleanor ve derin nefes alarak maskesini çıkardı. Çıkarması ile şok olması bir olmuştu. "Derek," dedi.
"Sensin," dedi, gözleri dolmuştu.
"Sensin," dedi, bütün vücudu titriyordu. Ayağa kalkmıştı, nefesi kesiliyordu. Dışarı çıkmıştı.
"Sensin," dedi, gülerek. "Gerçekten sensin, burdasın, ama eski Eleanor yok, karşısında," dedi
Derek ona karşı gitmiyordu ama sabırı taşıyordu. Eleanor sesten boğulduğu için arka bahçeye kimsenin olmadığı yere gitmişti. Derek arkasından gidiyordu.
"Gelme," dedi Eleanor.
"Gelme," dedi
"Gelme, sen beni bıraktın, tek bıraktın, savunmasız bıraktın. Seninleyken herşey toz pembeydi ama sadece gözümü boyuyordun. Sen beni hiç sevmedin, sadece sevgimden yararlandın," dedi.
"Hayır," dedi Derek. "Hayır, yok öyle birşey," dedi. Eleanor'un üstüne yürüdü. Eleanor duvara gelmişti artık gidemiyordu.
"Hayır," dedi Derek, yüzünü tutu. Kolunu okuşuyordu "Hayır," dedi, ağlıyordu. "Yapmazdım, toparlanmam gerekiyordu, gitmek zorundaydım, seninde toparlanman gerekiyordu o yüzden gittim," dedi.
Eleanor dedi, Eleanor karşı koyamıyordu ama ona inanmıyordu da. "Bırak," dedi, bağırarak.
"Bırak," dedi Derek, ona karşı geliyordu. Bağırması onu çok daha delirtiyordu. Eleanor durmuyordu.
Derek yüzünü tutu ve gözlerinin içine baktı. "Bakma bana öyle nefretle," dedi.
Eleanor sustu, sadece gitmek istiyordu.
Derek ona baktı bir kere daha, dudaklarına bakıyordu. Yutkundu, gözlerine baktı. Eleanor ona bakmıyordu. Derek kendisine karşı koyamıyordu. "Özür dilerim," dedi ve yüzünü kaldırarak dudağını öptü.
Eleanor onu itmeye çalıyordu, Derek durmuyordu. Eleanor yüzünü hızlıca çekti ve ondan ayrılmıştı. "İğrençsin sen, iğrenç," dedi. "Odadaki de sendin değil mi?" dedi Derek'e baktı ve yüzüne sert bir tokat attı.
Derek yüzüne baktı. "Sakın," dedi, "gelme peşimden," dedi Eleanor.
Eleanor hızlıca içeri girdi ve öbürlerinin yanına gitti. Herkes dans ediyordu, kimse bir şey fark etmemişti.
Hayat bazen zordur evet ama sende kendi hayatını zorlaştırıyorsa?
𓃥
