6. bölüm / 6
The İmitator Killer1. Sezon 6. Bölüm Sarı Renk
Bölümler 6Şu an: 1. Sezon 6. Bölüm Sarı Renk
- 1 1. Sezon 1. Bölüm Mark Brave806 kelime
- 2 1. Sezon 2. Bölüm Sınıftayız863 kelime
- 3 1. Sezon 3. Bölüm Afişteki Yüzler801 kelime
- 4 1. Sezon 4. Bölüm Al Kurtul Bundan721 kelime
- 5 1. Sezon 5. Bölüm Raven757 kelime
- 6 1. Sezon 6. Bölüm Sarı Renk1.011 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Derken Raven ın yanında bir çocuk yere düşer ağlamaya başlar Raven ın cebindeki eli şekere gider şekeri avucunun içine alır ama sadece sıkar şekeri vermez içinden “ne yapıyorum ben?” İç çekerek ayağa kalkar elleri cebinde yürümeye devam eder…Mark yukinin yanına doğru yürürken içinden “artık iyi bir arkadaş rolünde de oynamam gerek….artıyor” mark “nasıl gidiyor?” Yuki kitap yazmakla meşgul “fena değil söylediğin anlatma göster tekniğini uygulamak çok zor” Mark gülümser yukinin yanına oturur “kitap yazmaya cesaret etmekten daha kolay” yuki yazmaya devam eder mark havayı izler derin bi nefes alır “ha bu arada timsah ne zaman bitecekmiş” yuki “bir kaç saate dönerler neden?” Mark “bu günkü dersler iptal mi olur merak ettim” yuki hafifçe gülümser gözlerini devirir “harbili mi?” Mark arkasına yaslanır “harbi dersler sıkıcı ayrıca boş boş oturmak daha iyi” yuki yazmaya devam ederken “sence bir süre sonra sıkmaz mı?” Mark “düşünürsen sıkmaz bu merdivenler yeni mi boyandı?” Yuki “neden?” Mark “boya kokusu var ama renkleri iyi olmuş açık kahverengi ve sarı karışımı” yuki burnu ile havayı çeker hızlı hızlı “cidden boya kokusu var arkadaki odalardan birinin duvarı boyanıyor olabilir mi?” Mark “e bakalım” ayağa kalkar okula girer kahverengi kapısı açık olan ve kapının ucunda boya kutuları duran odaya girer Lesley ve iki işçi duvarları boyuyordur mark “yardım lazım mı?” Lesley irkilir “nereden çıktın sen?” Mark gülümser “kapıdan” Lesley “sorduğun için sağol ama ihtiyaç yok” mark odaya hızlıca bi göz gezdirir “pekala kolay gelsin” Lesley “Clint niye seni istiyormuş?” Mark gözleri büyür “ne?” Lesley telefonunu açıp fred in mesajını gösterir “Clint kimse iki günde iki kez istememişti” Mark gözlerini kısarak içinden “FREEEEEEEEEEDDDDDD! Ölmeden önce o mesajı ne ara yazdın!!!!!!” Gülümseyerek “konuşurum clint ile yakın mısınız da so-“ Lesley sözü keser “kocam” Mark gözleri büyür kaşlarını kaldırır gülümseyerek “güzel!” Arkasını dönüp odadan çıkar bahçeye tekrar gelir yuki “ne olmuş?” Mark “hiç sadece boya yani duvarların boyası kazınmış” iç çeker ve telefonunu çıkartır dört cinayet haberi görür yine karnından saplanmış cinayetlerdir içinden “bu iş iyice çığırından çıktı” yukide haberlere bakar “offf babam bu hafta sonunda gelmeyecek belli oldu” mark “neden?” Yuki “söylememiş miydim?” Mark “neyi?” Yuki “babamın dedektif olduğunu” mark gülümser içinden “bingoooo” “cidden mi? Her zaman en büyük hayalim polis ve dedektif olmaktı…” yuki “tanışmak ister misin?” Mark gözleri büyür “cidden mi?” Yuki kitap yazmaya geri döner omuzlarını silkerek “evet madem hayalin mesleğin ne kadar zor olduğunu gör” mark “bilemiyorum ben…biraz utangaç olabilirim” yuki gülümser “ben ısrar ediyorum babamla tanış” mark içinden “ben cidden bi kontrol makinesiyim” Mark hafifçe başını sallar kısık bir sesle “peki madem ısrar ediyorsan” işçilerden biri “hey çocuk yardım etmek ister misin?” Mark gülümser ayağa kalkar “ne yapacağımı söyle” işçi dört renk verir “bunlar ile desen çiz yada rastgele boya sana kalmış” Mark ellerini çırpar “yuki! Sende yapmak ister misin?” Yuki kitap yazmaya devam ediyor “sen yapıştır” Mark bir fırça alır önce ana ve en büyük kasede olan renk olan sarıyı sürer sonra kırmızıyı alır ve sarının üzerine sürer sarı renk hafifçe arkada kalır mavi rengi sürmeye başlar sarı renk artık arkada kalmıştır en son da yeşili sürer sarı renk artık tamamen görünmez olmuştur diğer renklerin içine karışmıştır halbuki ana renk odur? Diğerlerinin onun içine karışması gerekirdi? Der mark içinden işçi kıkırdar arkadan “renklerin çok alakasız olmuş birbirlerinden bir renk kendinden alakasız renkleri çok fazla olunca taşıyamaz” Mark bir süre renklere bakar kurumasını izler içinden “bunu düşünmem bile aptallık ben renk değilim….” Kuruduktan sonra mark kuru olan yerleri söker kaşlarını çatarak kazmayı bitirir içinden “sarı renk nereye gitti….?” Mark boyamaya devam eder yukide kitap yazmaya ikiside yaklaşmıyor ama gitmiyor birbirlerine mark boyamayı bitirir gülümseyerek arkasını döner ellerini çırpar “ellerim karıncalandı” yuki yazmaya devam ederken “iş isteyen sendin” mark “eee evet ama bu kadar yorucu olacağını tahmin etmedim boyama alt tarafı” işçi fırçaları toplarken hafifçe öksürür “boyama alt tarafı?” Mark “pardon abi” eliyle selamlar işçi hafifçe güler ve toplanıp arkadaşı ile beraber gider okulun araç kapısının dışından servislerin geldiğini görür mark “geldiler sınıfa çıksak iyi olur” yuki kitabı kapatıp çantasına koyar yuki çantasını almaz bekler mark “çantanı unutma” yuki “ilk kez bir erkek bana yardım etmedi” mark gülümseyerek kapıyı açar bekler “neden edeyim ki yeterince güçlüsün biceps” işaret eder ve kapıdan gider yuki çantasını takıp mark ı takip eder yuki tam konuşmaya başlayacakken clint kapıdan koşarak gelir nefes nefese “mark!” Mark içinden “gel şimdi bunu çöz” arkasını döner gülümseyerek “naber clint!” Clint eğilir ve nefesini düzenlemeye çalışır mark “sigarayı azaltmalısın ha?” Clint kıkırdar dikelir “her yerde seni arıyordum” Mark gözlerini kısar “ben okuldaydım” clint “timsah gezisine geldin sandım! Orda her yeri aradım se-“ mark sözü keser aniden soğuk bir sesle “ne için?” Yuki irkilir mark a döner clint “konuşmak için tabi…” sessizleşir gözleri yere kitlenir dalar gider “fred E söylemiştim…” Mark başını sallar dudaklarını birbirine bastırarak “cidden üzüldüm” clint “her neyse müsaitsen konuşalım” Mark “tabi olur hadi konuşalım” gülümseyerek önden clint i Tevşik eder mark yukiye döner yuki “yarın akşam parti varmış” panodaki belgeleri inceler mark “ne güzel gidecek misin?” Yuki “sen?” Mark “ben sendeyim” yuki “benlik değil….her neyse görüşürüz mark” mark el sallar “bay bayyy” der ve clint in odasına girer mark oturur sandalyeye clint de oturur “insanlar garip canlılar değil mi?” Mark “bunu söyleyen de uzaylı ha?” Clint güler “iyiydi ama hayır sadece insan psikolojisini bu kadar iyi bilince şaşırıyorum özellikle senden öğrenince” mark gülümsemesi yavaş yavaş silinir clint “masken mi çatladı?” Mark “ben indirdim maskem kusursuzdur çatlamaz çatlayamaz” Clint “haklısın brave bu soyadı hala kullanıyorsun garip bu soyadı taşıyan başka birileri kaldı mı?” Mark “yaptıklarımdan pişmanlık duymuyorum” Clint “aile katliamı umurumda değil ve aileni senin öldürmediğinide biliyorum benim sorunum…” mark “eski işinden atılmana sebep olmam mı?” Clint gülümseyerek ellerini açar “söyledin işte kendin sor kendin çöz” mark “ne yapmayı düşünüyorsun” Clint arkasına yaslanır “akıl hastanesine attırmayı? Okuldan attırmayı? Hepsi her şeyi düşünüyorum” mark masaya yaklaşır kaşlarını kaldırır “merakla bekliyorum” ayağa kalkar kapıdan çıkar ve odasına çıkar iç çekerek kapıdan içeri geçer içinden “saçma sapan şeylerle uğraşıyorum” verilen ödevi internetten kopya çekerek yapar bitirir ve akşam yemeği olarak kendine yine tavuk pilav ısıtır masaya oturmaz yatakta televizyon izlerken yer bittikten sonra masanın üzerine koyar kıyafetlerini çıkarır ve yatağa uzanır gözlerini tavana dikmez direk kapatır ve zorla uyur
