2. bölüm / 6
The İmitator Killer1. Sezon 2. Bölüm Sınıftayız
Bölümler 6Şu an: 1. Sezon 2. Bölüm Sınıftayız
- 1 1. Sezon 1. Bölüm Mark Brave806 kelime
- 2 1. Sezon 2. Bölüm Sınıftayız863 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 1. Sezon 3. Bölüm Afişteki Yüzler801 kelime
- 4 1. Sezon 4. Bölüm Al Kurtul Bundan721 kelime
- 5 1. Sezon 5. Bölüm Raven757 kelime
- 6 1. Sezon 6. Bölüm Sarı Renk1.011 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Mark ayakta bir süre bekler etrafa bakar balkon dan dışarı çıkar balkon zemini açık kahverengi renkte ahşaplardan oluşuyordur mark dışarı izler insanları ardından kapı çalar mark kapıyı açar önünde siyah saçlı uzun boylu kahverenkli gözlü topuklu ayakkabı giymiş etekli ve öğretmen önlüğü giymiş bi kadın karşılar son derece ciddi bir ifade ile “ders başlamak üzere sınıfa yerleşsen iyi olur” mark başını sallar gülümseyerek “hemen” ve kalemini çantasını alıp sınıfa gider koridorlarda yürürken herkesi inceler zemin büyük kare mermerlerden oluşmaktadır kapalı mavi renklerinde mark açık sarı olan kapıdan içeri geçer ve sınıfına girer güneş hafifçe içeri vuruyor klasik bir sınıf içinden “özel okul olunca bir şey değişmiyormuş pardon adı değişiyor ve fiyatı” Mark insanları en iyi görebildiği ama kimsenin onu göremediği en arka sol köşeye geçer yanında bir kız oturuyordur mark oturduğu gibi kız yana kayar Mark içinden “utangaç yada insanları sevmiyor anlarım en azından benim gibi” iç çeker ve kalemlerini dizer derken sınıfa bir çocuk girer ve “montumu getirsene raven” der raven robot gibi ayağa kalkar ve sorgulamadan montu getirir raven “al johnson” Johnson iç çeker “oğlum salak Mısın bu değil hırka hırka niye bi kelimede anlayamıyorsun sen engelli misin?” Raven cevap vermez ve sırasına gidip geri oturur Johnson iç çekerek yumruklarını sıkar “senle görüşeceğiz sonra gerizekalı çocuk” hırkasını alır sınıfta herkes sessizleşir kimse konuşmaz Johnson mark ın bakışlarını hisseder “sen ne bakıyorsun?” Mark gülümser “sadece olana” Johnson hafifçe gülümser kaşlarını kaldırıp ellerini ovuşturur “olan şey neymiş ikinci gerizekalıyı teşhis etmem mi?” Mark gülümser kaşlarını çatar hafifçe başını yana eğer “içindeki özgüvensiz çocuğu susturamıyorsun değil mi?” Johnson gözleri büyür sessizleşir sonra “anlamadım?” Mark “anlayamazsın tabi hiç yüzleşmek bile istemedin korkaksın çünkü” Johnson burnunu çeker “ben mi korkağım bu ne diyor la bana?” Etraftakiler sessiz ve şok içinde mark a bakar mark gülümser ellerini kaldırarak “ben sadece seninde gördüğün ama görmek istemediğin gerçeği söyledim her neyse bu arada kantinde pastırma satılıyor mu?” Yanındaki kız aniden “evet.” Mark “harika! Bana eşlik edecek birisi varsa onada ısmarlayabilirim?” Kimse kalkmaz mark “pekala…” kapıdan çıkar bahçeye iner içinden “ders başlamadan günlük dozumu alayım” kantine girer kantin soğuk ferahtır içeriye girildiği anda sucuk salam pastırma gibi ağır kokular yüze çarpıyordur mark cebinden parayı çıkartıp kantinciye uzatır “sadece pastırma” kantinci “pastırma ve? Tost, yumurta?” Mark “sade.” Kantinci poşetten sadece pastırma verir mark kemire kemire sınıfa geri döner içinden “sınıfımın zemin katta olması iyi merdiven çıkmıyorum sadece iniyorum” sınıfa girer sıraya geri oturur bir kaç dakika sonra mark ın sabah odasını çalan kadın gelir öğretmen “günaydın çocuklar adım Lesley tanışma Faslını geçelim çok konumuz var” der ve ders anlatmaya başlar….Ders biter mark ın yanındaki yaraları olan kız hiç konuşmaz göz teması bile kurmaz mark “öhm selam” kız “üzgünüm gitmem gerek” der ve yanına para alıp ayağa kalkar ve gider gittiği anda diğer sınıftan üç erkekte onunla beraber çıkıp onu takip etmeye başlar mark ayağa kalkar sınıftan çıkar ve dörtlüyü takip eder müdahale etmez dışarı çıkarlar okul dışına kız marketten çıktığı anda elindeki tavuğu alıp yere atarlar çocuklardan biri “geçen gün arkadaşımızın burnunu kırmışsın doğru değil mi?” Kız iç çekerek “bana dokundu” çocuk “neden sana inanayım?” Kız “ne istiyorsun sadede gelebilir miyiz” çocuk “sadece bu hayatta…yani nasıl desem her şey karşılıklı vurdun bizimde sana vurmamız gerek o yüzden kendini çok kasma” tam vuracakken kız çocuğun bacak arasına tekme atar çocuk sendeleyerek geriye düşer diğer çocuk yumruk atacakken mark arkadan çöp kovasının kapağı ile beline vurur son kalan çocuk mark a vurmaya çalışır mark çocuğun bileğinden tutup arkasına geçer ve eğilip bacağını çocuğun bacaklarının tam orasına sokar iyice eğilip kaldıraç gibi çocuğu havada takla attırıp yere vurdurtur kız nefes nefese mark a bakar kekeleyerek “b-bunu nasıl yaptın?” Mark gülümser ellerini sallar “sadece şans” kız “pratik yapmışa benziyorsun” Mark “senin gibi?” Kız biraz sessiz kalır “evet evet tamam bak özür dilerim adım yuki” mark başını sallar gülümser elini uzatır “tanıştığıma memnun oldum yuki” yuki elini uzatmaz ama başını sallar eli hafifçe dokundurup sıkar ve geri çeker mark gözlerini kısar nefesini üfleyerek “bu günkü akşam yemeği gitti” yuki tavuklara bakar “hass…yapacak bir şey yok” aniden arkadan bir araba korna çalar kırmızı bir araba içinde ki adam kaşlarını kaldırır gülümseyerek mark “clint?” Sadece mark a bakar yuki iç çekerek başını ellerinin arasına alır “offf….şu salak psikiyatrist başıma bela olacak” mark “neden?” Yuki iç çeker “kaç çocuğu akıl hastanesine gönderdiğini biliyor musun?” Mark biraz sessiz kalır ve düşünür “hayır” yuki bir şey demez ve sadece yürür mark arkasından gitmez sadece yere bakar içinden “akıl hastanesi? İkinci turu mu yaşatacaksın bana hayat?” Arabanın arkasındaki plakayı ezberler okula doğru yürümeye başlar iç çekerek içinden “başımı ilk günden belaya soktum ha?” geri döner Lesley kutuları taşıyordur dosya dolu mark hemen kutulardan birisini alır ve taşıyama yardım eder Lesley “sağol çocuk” soğuk bir sesle Mark gülümser başını sallar ve kutuların hepsini birlikte taşırlar Lesley “sağol yardımın için” mark gülümser “ne demek bu arada sizden bir iyilik isteyebilir miyim?” Lesley “ne tür olduğuna bağlı iste” mark “Clint psikiyatrist onunla istediğim zaman konuşabiliyor muyum?” Lesley “hayır ve evet ara sıra bazı öğrencileri çağırır eğer onlardan biriysen evet ama onlardan biri değilsen hayır” Mark “tamamdır çok yardımcı oldunuz teşekkürler” yerdeki dökülmüş kolayı görür ve peçete ile siler görevli “sağol evlat” mark gülümseyerek “ne demek!” Üst kata gri merdivenlerden çıksr ve odasına girer kapıyı kapatıp
