3. bölüm / 6
The İmitator Killer1. Sezon 3. Bölüm Afişteki Yüzler
Bölümler 6Şu an: 1. Sezon 3. Bölüm Afişteki Yüzler
- 1 1. Sezon 1. Bölüm Mark Brave806 kelime
- 2 1. Sezon 2. Bölüm Sınıftayız863 kelime
- 3 1. Sezon 3. Bölüm Afişteki Yüzler801 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 1. Sezon 4. Bölüm Al Kurtul Bundan721 kelime
- 5 1. Sezon 5. Bölüm Raven757 kelime
- 6 1. Sezon 6. Bölüm Sarı Renk1.011 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Mark mutfağa gidip aldığı pastırmalardan birini tavaya atar kızartır ve bu sefer üzerine mayonez döküp yemeye başlar telefonu ile gündemi okumaya başlarken bir cinayet haberi görür gözlerini kısar pastırmayı bırakır çiğnemeyi durdurup haberi okumaya başlar haberde dün geç saatlerde bir barda bir erkeğin bıçak ile karnının ve göğüs kafesinin tam ortasından bıçaklandığı yazıyordur Mark gözlerindeki ifade değişmez ayağa kalkar gizli sekmesinden bir propofol alıp cebine atar ve haberi kaydeder içinden “tik tak alanıma giriş yapıldı” Mark iç çekerek pencereyi kilitler ve perdeleri kapatır mark saate bakar “saat yedi mi? Zaman ne kadar hızlı geçmiş…” Mark içinden “antreman için geç mi? Akşam yemeği için hayır” tavuklu bir pilav hazırlar kendine ve onları yer derken kapı çalar mark kapıyı açar gülümseyerek “evet?” Lesley “çok merak ettiğin sorunun cevabını aldın yarın saat dörtte clint ile bulaşacaksın” mark “çok iyi saat dört…bana uyar iyi geceler” kapıyı kapatır odasındaki ışıkları kapatır ve yatağa girer bir süre sessizce tavanı izler sonra uykuya dalar…sabah alarm ile kalkar pijamalarını değiştirir pastırmalı yumurtalı bir kahvaltı yapar dişlerini fırçalar ve çantasını kapıp kapıdan dışarı çıkar mark raven ı görür “iyi günler raven” raven başını sallar hafifçe mark sınıfa yürürken müdür yardımcısı fred in kızların soyunma odasını izlediğini görür içinden “bu elitlik mi?” Mark fred in önüne gelir “iyi günler efendim” fred irkilir gülümser kekeler “sanada evlat” Mark göz kırpıp sınıfa girer yukinin yanına oturur eşyalarını dizer yuki “bu gün clint e randevum varmış” Mark gözleri büyür yukiye döner “sanada iyi günler” yuki nefes verir “ah doğru günaydın mark…” Mark gülümseyerek “brave” yuki “yuki elliot” mark “tanıştığıma tekrar memnun oldum bu arada benimde randevum var saat dörde” yuki hafifeçe öne gelir “dünkü o kavgadan dolayı mı sence? O çocuğa fazla sert vurmuş olabilir miyim?” Mark içinden “sert kabuğunun altında pişmanlık duyan bir ses var…” Mark gülümser kaşlarını kaldırır yukiye bakarak “meşru müdafaa” yuki iç çeker arkasına yaslanır “neden bazı insanlar böyle” Mark kalemiyle oynamaya başlar “bilmem..ama psikolog olmalısın” yuki gözleri büyür hafifçe ağzı açılır “neden?” Mark “içime doğdu” gülümseyerek yuki bir şey demez sadece önüne döner Lesley gelir ve dersi anlatmaya başlar…zil çalar mark ayağa kalkar ve kapıdan çıkacakken yuki “çantada beraber gidiyor mark!” Mark gülümser “anlamadım?” Yuki “psikiyatrist oda düzeni ve çanta düzenine dikkat ediyor o yüzden izin verirsen bakıyorlar” Mark içinden “propofol…” Mark çantasını alır “teşşekkür ederim yuki elliot” gülümseyerek kapıdan çıkar clint in odasına girer clint “mark! Seninle uzun zamandır seans yapmamıştık kaç yıl oldu? 6 falan” mark gülümser çantasını sandalyeye bırakır “evet o tarz bir şeyler işte…hala gençsin” clint gülümseyerek “hala rol yapıyorsun” mark gülümsemesi bozulmaz aksine genişler “öyle düşünüyorsan öyledir” oturur karşısına clint “dün kavga etmişsin öfke yönetimimi yoksa başka bir şey mi bilemedim” Mark “meşru mü-“ psikiyatrist sözü keser ve “içindeki mark ile konuşuyorum en son aramızda geçen anıyı hatırla mark en son bana ne anlatmıştın?” Mark sessizleşir sonra gülümser hafifçe arkasına yaslanır eli sandalyenin tutacak kısmını tutar “ben hiç hatırlamıyorum” clint “Michael?” Mark yüzü düşmez ama gözü derinliklere dalar…. Michael şakasına mark a bıçak ile yapar mark geriye sıçrar nefesi hızlanır Michael gülümseyerek “saplayacağımı falan mı düşündün? Akıllısın demek isterdim” mark kekeleyerek “bıçakla şaka olmaz” Michael “ben yaparım çünkü burası benim evim” Mark ellerini ovuşturur “aslına babamızın” Michael “şuan babamız olmadığına göre benim evim anlaşıldı mı?” Mark “neden böylesin?” Der aniden Michael “anlamadım?” Mark “niye her zaman kendini üste çıkarmaya çalışıyorsun?” Michael “haddini aşma çatal kaşıkları diz” mark gözlerini kısar elleri titrer sesi titrer ama gür çıkar heyecandan “sen kendini eksik hissediyorsun o yüzden beni ezmeye çalışıyorsun değil mi?” Michael iç çeker kaşları büzüşür “mark çatal kaşıkları diz dedim” mark tam konuşacakken vazgeçer çatalları alır tam dizecekken duraksar içinden “neden kendimi tutuyorum?” Mark arkasını döner “sen bi zavallısın egona bağlı bir narsistsin” dediği anda yüzüne yumruk yer yere düşer burnu kanamaya başlar Michael mark ı tutup zorla kaldırır ve bıçağı eline verir “peki ya sen? Bu sinir ile bu bıçağı bana saplayıp öldürebilirsin hadi yap” Mark ilk kez bıçağı eline alır nabızının hızlandığını hisseder elleri titrer Michael “işte sen busun zavallı bile denmeyecek bir haldesin” mark kekeleyerek “hala senden…üstünüm” cümlesi titreyerek çıkar ama demeyi başarır Michael gülümser “seni öldürürüm mark anladın mı beni?” Mark bıçağı elinde sıkıca tutar konuşmaz göz bebekleri sürekli titriyor ama ilk kez karşısında duruyor Michael “sen aptalsın dua et sen aptalsın” arkasını dönüp gider Mark içinden “kazandım mı? Alanımı koruyarak? Tek başıma da bir şeyleri başarabiliyorum hemde…daha da güçleniyorum” Mark ın annesi “sorun var mı mark?” Mark gülümser hafifçe “hayır yok” der içinden “alanım bana ait başkalarının bilmesine gerek yok…. Tek başıma yetiyorum….” Clint “evet bu anıyı anlatmıştın en son bana hatırladın tebrik ederim çantana bakmama izin var mı?” Der aniden mark çantayı uzatır clint çantayı açıp inceler “çok düzenlisin güzel öğrencilerden istediğimiz şey al bakalım çıkarken yukiyide yollar mısın?” Mark başını sallar “tabi” odadan çıkacakken bilgisiyar kırmızı notlar bölümüne not aldığını görür mark odadan çıkar çantasını omuzuna takıp yürümeye başlar…
