0.5

Vaveyla Yazarı: Ervaa Aylaa

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 5Şu an: 0.5

"Ben yanlış mı görüyorum Gökay?"

"Şimdi siktim seni Turan." Gökay masadan kalkıp dışarı çıktığında bende hızla ayaklanıp onların yanına gittim.

Gökay Turan'ı yakasından tutup duvara ittirince Tuğçe eliyle ağzını kapatıp bir iki adım onlardan uzaklaşmıştı ki saçından tutup arkaya doğru çektim bende. Kimse bizi bu açıdan göremiyordu. Rahattım.

Tuğçe tam çığlık atıcakken elimle ağzını kapattım. Yere savurduğum da Gökay ve Turan şaşkın ve şok ifadeleriyle bir bana bir Tuğçe'ye bakıyordu.

"Aah napıyorsun sen ya?!"

"Komutanına bu kadar saygılı olman gözümü yaşarttı doğrusu Tuğçe tebrikler." Elimle alkışladım onu. Gökay eğilip saçını tutan Tuğçe'ye baktığında Turan'ın sert bakışlarıyla karşılaştım. Bende aynı sinirle ona öyle bakıyordum.

Onları orda yanlız bırakıp sert adımlarla askeriyenin içine girdim. Arkamdan gelen postal seslerini duyunca kafamı çevirmeye zaman olmadan kolumdan tutup beni koridorda ki ilk kapıdan içeri sokan Turan'a baktım.

Küçük bir temizlik odasıydı burası. Ve o kadar küçüktü ki dip dibe duruyorduk Turan'la. Bileğimde ki elini belimde hissedince içim ürperdi. Kafamı kaldırıp Turan'a baktım. Odayı küçük bir cam aydınlatıyordu sadece.

"Kuralları unuttun galiba?" Kaşlarını havaya kaldırıp bana baktı ve vücudumu duvara yaslayıp diğer boştaki elini duvara yasladı.

"Sizde unutmuşsunuz sanırım komutanım." Nefret dolu bakışlarımı attığımda bunu farketmiş olucaktı ki kafasını sağ tarafa çevirip derin bir nefes verdi.

"Öpüşme felan olmadı Karina kuralları çiğnememiş oluyorum ama senin için bu durum aynı değil." Göz devirip ellerimi göğüslerinin üzerine kattım. Üzerimden ittirmek istedim ama milim kıpırdamadı.

"Bana niye açıklama yapıyorsunuz ki. Gitmek istiyorum ben. Bırakır mısınız komutanım." Son kez onu ittirmeye çalıştığım da sonuç yine başarısız oldu. Vücudumu duvara yaslayıp kafamı geriye atarak gözlerimi kapattım. Zaten yorgundum. Bu adam beni daha çok yoruyordu.

Hâlâ gözlerim kapalıyken nefeslerini boynumda hissettim. Gözlerimi sımsıkı kapattım bu sefer.

"Sana istediğim için açıklama yaptım. Keyfimden değil." Tam da şah damarımın olduğu yere dudaklarını bastırdı. Bekledi. Kalp atışımı artık ikimiz de hissesiyorduk. Mübarek atlı koşturur gibi atıyordu. Hâlâ dudakları boynumdayken sırıttığını hissettim.

Belimde ki eli daha sert kavramıştı belimi. Başıma yine şimşek gibi çakan o ağrı girdiğinde ağzımdan küçük bir inleme çıktı. Turan kafasını kaldırıp yüzüme baktı. Gözlerimi açıp elimi başıma attım.

"Başın mı ağrıyor?"

"Evet dün akşamdan beri. Acaba neden?" Güldüğünü duyduğumda alnımda ki elimle göğsüne yumruk attım. Tabi işlemedi bile dağ ayısına.

"Ağrı kesici ister misin?"

"Bir tane içsem çok iyi olur." Onun kastettiği ağrı kesiciyi çapkın bakışlar atıp yüzüme doğru yaklaştığında anlamıştım. Jeton bana sonradan düşüyordu.

Daha çok yaklaştığında yeniden gözlerimi kapattım. Dudaklarımız birleştiğin de bir süre bekledi. Sonra yavaş hareketlerle alt dudağımı dişleri arasına alıp ısırdı. Bir elim kalbinin tam üstünde duruyordu. Diğer elimi de yanağına çıkardım. Hafiften çıkan sakallarına parmaklarımı değdirdim.

Dudaklarımız ayrıldığında bu sefer alınlarımızı birleştirdi. Nefeslerimiz birbirine karışıyordu.

"Kurban olurum sana." Fısıltı gibi çıkan kalın sesi daha da tatmin etmişti beni. Kalçalarımı duvardan ayırıp vücudumu vücuduna sürttüm. Belimde ki eli kalçama indiğinde kalbinin üzerinde ki elim ensesine uzandı. Oradaki kısa saçlarını çekiştiriyordum.

"Daha fazlasını mı istiyormuş benim yaramaz bebişim."

"Bana böyle seslenme. Hem olmaz yani her an basılabiliriz." Alınlarımız ayrıldığında gözlerimi açtım. En yumuşak bakışlarını gördüğümde içim eridi sanki.

"Odama gidelim o zaman."

"Oha ama Tur- yani komutanım." Kalçamı sıktığında ağzımdan yanlış bir ses çıkmaması için dudaklarımı birbirine bastırdım. Uzanıp dudaklarıma küçük bir öpücük daha kondurup geri çekildi.

"Aç bakalım ağzını ne varmış ağzında." Ağzımı açıp Turan'ın gözüne bakarken yeniden kalçamı daha sert sıkıp kendine bastırmıştı. Ağzımdan çıkan inlemeyi duyduğunda ki sırıtışını hiç bir zaman unutmayacaktım.

"Ya ama haksızlık. Şuan şartlar eşit değil." Kaşlarımı çatıp ona ters bakışlarımı attım. Duvara yaslı olan eli saçlarımda ki tokaya uzandı. Yavaşça tokayı çekip çıkardığın da kızıl saçlarım omuzlarıma düştü. Sanki kafam hafiflemiş gibi hissettim. Belki de bu yüzden başım ağrıyordu.

Siyah tokamı bileğine geçirdiğin de kaşlarım daha çok çatıldı.

"Ciddi olamazsın."

"Yoo gayette ciddiyim."

"Ortaokul anılarım canlandı yemin ederim." Kaşlarını çattığın da gülerek kafamı göğsüne yasladım. Gözlerimi kapatıp kokusunu içime çektiğim de ağır erkeksi kokusuyla karışık sigara kokusu ciğerlerime doldu. Yorgundum. O kadar koşuştan sonra birde başım ağrıyordu.

Bir eli belimde gezinirken diğer elini saçlarımın arasına daldırdı. Saç diplerime yavaş hareketlerle masaj yapıyordu. Hoşuma gitmişti. Ama bu doğru değildi. Bu kadar kısa sürede komutanımla bu kadar yakın olmak yanlıştı.

Kafamı kaldırıp baygın gözlerimi kırpıştırarak ona baktım.

"Yanlış." Kaşlarını yeniden çattığında belimde ki eli vücudumu daha çok kendine çekti. Bırakmak istemiyor gibiydi.

"Ne yanlışmış?"

"Bu kadar yakın olmamız." Gözlerim kömür karası gözlerinde gezindi. Her hangi bir duygu gözükmüyordu. Ellerini üzerimden çekip benden uzaklaştı.

"İyi git o zaman."

"Ne!"

"Evet git hadi çok istiyorsan!"

"Bu kadar kolay mı yani?" Kaşlarım çatıldı. Gözlerim doluyor gibiydi ama ağlamıyacaktım. Dik durmam gerekti.

"Yanlışsak uzak dur o zaman benden."

"İyi!" Gözümden bir damla yaş yanağıma süzüldü. Bunu görmüştü. Kapıyı hızla açıp koridora çıktım. Nereye gideceğimi bilemiyerek yangın merdivenlerinin kapısına koşar adımlarla yürüdüm. Kapıyı açıp en son kata çıktım. Yüksekti burası. Aşağıda ki askerler karınca gibiydiler. Hava güneşliydi. Saat tahmini üç ve ya dörttü.

Arkamı döndüğüm de yere vuran güneş ışığında parlayan gümüş bilekliğe baktım. Doğrusu gümüş zincir gibiydi. Eğilip yerden aldım onu

Yine pencerenin kenarında ki duvara yaslanıp bilekliği cebime attım. Vücudumu duvarda kaydırıp yere oturdum. Bacaklarımı Kendime çektim ve muslukları açık bıraktım.

İçimde ki küçük Karina aklıma geldi. Her zaman duygularıyla oynamıştı insanlar. Kız erkek farksız. Hatta annesi bile. Babam ona ne kadar sadık kalsa bile o yeni biriyle evlenip üstüne çocuk bile yapmıştı belki. Hıçkırıklarımı durdurabilmek için derin nefesler aldım ama işe yaramadı.

Bir kaç saatin geçtiğini anlamıştım. Pencereden içeriye vuran güneş ışığı önüme düşüyordu. Bana değmiyordu bile.

"İyi misin?" Koluma dokunan eli hissettiğim de irkildim. Ellerimi yüzümden çekip göz yaşlarımı uzun kollu ince t-shirtümün koluna sildim. Masum bakışlarla bana bakan sarışın ama esmer tenli adama baktım.

Tam burnumu da koluma silicektim ki cebinden çıkardığı peşeteyi bana uzattı.

"Al." Uzattığı peçeteyi alıp burnumu sildim. Kafamı duvara yaslayıp bakışlarımı karşı duvarda gezdirdim.

"Yangın merdivenlerine girebilen çok kişi tanımıyorum?" Bakışlarım askere çevrildi. Yanımda diz çökmüş bana bakıyordu.

"Ben düşürdüğüm birşeyi arıyordum ya. Onun için geldim. Bakınıyordum buralara ama sen iyi değilsin sanırım."

"Kötüyüm biraz. Bu arada senin düşürdüğün şey neydi?"

"Çakı." Kaşlarım çatıldı. Bakışlarımı gözlerine çevirdim. Yeşil gözlüydü. Hava hafiften karardığı için belli olmuyordu.

"Vaay cesaretlisin. Koca askeriyede çakı taşımak felan." Yanaklarım sımsıcaktı. Gözlerim kızarık ve şişmiş olabilirdi.

"Üsteğmen olunca birşey diyemiyor kimse. Tabii Yusuf Albay dışında." Gülümseyerek bakışlarımı duvara çevirdim yeniden.

"Hava kararıyor. Sende çok durma burda... Ben gidiyorum." Diyerek ayağa kalktım. O da benimle birlikte kalkmıştı.

"Görüşürüz."

"Görüşürüz komutanım." Dedikten sonra yavaş adımlarla aşağı doğru indim. İkinci katın kapısına gelince açıp koridora çıktım. O sırada bir askerle bakıştık. Kafasını farklı bir tarafa çevirip koridorda ilerlemeye devam etti.

Diğer taraftan da farklı bir asker yanıma hızlı adımlarla yaklaşıyordu.

"Teğmen'im sizi Yusuf Albay odasına çağırıyor." Kadın askerin yüzündeki ciddiyeti gördüm. Elim saçlarıma uzandı. Zaten dümdüz olan saçlarımı birde ellerimle ben düzelttim.

"Neden çağırıyor biliyor musun?"

"Hayır komutanım. Ama elinde bir kaç dosya gördüm. Tam olarak bilmiyorum ne olduğunu." Kafamı onaylayarak salladım. Kadın asker yanımdan uzaklaşıp koridorda ters tarafa ilerlediğinde bir kat yukarı çıktım.

Yusuf Albay'ın odasının önüne gelince gözlerimi ovuşturdum. Bu hâlde adamın önüne gidicektim ya. Kapıyı tıklatıp bekledim.

"Gel!" Sert sesini duyunca uzanıp kolu çevirdim. Açılan kapıdan içeri girip kapattım. Omuzlarımı dikleştirip hazır ol duruşunda Yusuf Albay'ın masasının önünde dikildim. Bana bakmak yerine önünde ki dosyalarda göz gezdirdi.

"Beni çağırmışsınız komutanım."

"Evet." Diyerek koltuğunda geriye doğru yaslandı ve beni baştan aşağı bir süzüp yeniden yüzüme baktı. "Yanıma gel." İlerleyip masanın etrafında dolanıp yanına gittim. "Bu dosyalarda imzalanacak yerler var. Demirhan'ın odasına götür. Göster bunları imzalasın sonra yanıma getir."

"Emredersiniz komutanım." Masanın üzerindeki dosyaları alıp yanında öylece dikildim.

"Çıkabilirsin." Yüzüne bakmadan odadan hızla çıktım. Kalbim durucaktı resmen. Çok korkmuştum. Ama birşey dememişti. Muhtemelen ağladığımı anlamıştı.

İlerleyip bir üst kattaki Turan komutanın odasına çıktım. Kapının önünde dikilip derin bir nefes aldım. Tam kapıyı çalıyordum ki içeriden bir kadın gülme sesini duydum.

.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

143okunma 4beğeni 3yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18