Tehlikeli Bir Tesadüf kitap kapağı

5. bölüm / 5

BÖLÜM 5

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 5Şu an: BÖLÜM 5

Sabah alarmımın sesiyle gözlerimi araladım. Bir kaç saniye boyunca tavana bakarak öylece kaldım. Yataktan kalkmak için kendimi ikna etmeye çalışıyordum ama bedenim buna pek yanaşmıyordu.

Telefonumu elime alıp saate baktım. Her zamanki gibi hazırlanmak için kendime ayırdığım sürenin yarısını çoktan harcamıştım.
Derin bir nefes alarak yataktan kalktım. Bugün de diğer günlerden farksız olacaktı. Aynı yollar, aynı insanlar, aynı sorumluluklar...

Üzerimi değiştirdikten sonra saçlarımı toparladım. Aynanın karşısında birkaç saniye durup kendime baktım. Yüzümdeki yorgun ifadeyi görmezden gelerek çantamı aldım ve evden çıktım.
Telefonumun ekranı yolda yürürken aydınlandı.

Asya: Neredesin?
Ben: Yoldayım.
Asya: Hızlı gell!!
Ben: Işık hızıyla yanındayım!!!

Mesajını okuyunca istemsizce gülümsedim. Asya'nın sabahın bu saatinde bile konuşacak enerjiyi nereden bulduğunu anlamış değildim.

Staj yaptığımız yere vardığımda Asya çoktan gelmişti. Elindeki kahveyi yudumlarken gülerek bana bakıyordu.
"Sonunda geldin kızım, özlettin kendini."
"Biraz daha konuşursan geri döneceğim."
"Tamam, sustum bügünde bütün işleri ben yaparım artık."
Yanından geçerek çantamı bıraktım.
"Senim bu kadar konuşmana rağmen hâlâ iş yapabiliyor olmamız büyük başarı."

Asya kahkaha attı. En sıradan anlarını bile eğlenceli hâle getirmeyi başarıyordu.

Bir süre sonra görevlerimizi almak için içeriye geçtik. Her zamanki gibi yapılması gereken işler vardı. Evrakları düzenlemek, dosyaları kontrol etmek...

İşleri dikkatlice yapmaya çalışıyordum. Küçük bir hata bile gözümde büyüyordu. Bunu değiştirmem gerektiğini biliyordum ama yıllardır üzerime yapışmış bir alışkanlıktan kurtulmak kolay değildi.

Telefonumun titremesiyle düşüncelerimden sıyrıldım. Ekranda babamın ismini görünce kısa bir süre bekledim, ardından aramayı cevapladım.

"Alo?"
"Lavin, staj nasıl gidiyor?"
"İyi."
"Herhangi bir sorun yok değil mi?"
"Yok baba."
"İyi, işlerini aksatma. İnsanların senin hakkında konuşabileceği bir durum olmasın."
Dudaklarımı birbirine bastırdım.
"Tamam baba."
"Benim birazdan toplantım var. Sonra konuşuruz."
Cevap vermeme fırsat kalmadan telefon kapandı.

Ekrana birkaç saniye baktım. Aslında şaşırmamıştım. Babamın araması da konuşmanın bitmesi de benim için alışılmış şeylerdi.
Telefonu çantama koyduğum sırada Asya yanıma geldi.
"Kimdi?"
"Babam."
"Ne dedi?"
"Her zamanki şeyler. Stajı aksatma, insanların konuşacağı bir şey yapma..."
Asya'nın yüzündeki ifade bir anda değişti.
"Yine mi aynı şeyler?"
Omuz silktim.
"Şaşırmadım."

Asya bir şey söyleyecek gibi oldu ama vazgeçti. Bazen benimle konuşmak yerine sessiz kalmayı tercih ediyordu. Bunun için ona minnettardım.

Öğle arasına kadar işlerimizi tamamlamaya çalıştık. Asya arada bir şeyler anlatıyor, bende fırsat buldukça ona cevap veriyordum. Saatin öğle arasını gösterdiğini fark ettiğimizde ikimizde kısa bir mola vermek için dışarı çıktık.

Asya masaya oturur oturmaz telefonunu eline aldı. Birkaç saniye ekrana baktıktan sonra başını kaldırdı.

"Bu arada.."
Sesindeki değişiklikten bir şeyler anlatacağını anlamıştım.
"Ne oldu?"
"Şu hastanede karşılaştığımız adamlar vardı ya.."
Kaşlarımı hafifçe çattım.
"Hangileri?"
"Lavin, kaç tane adamla karşılaştık?"
"Ne bileyim, hastane sonuçta. Her yerde insan var."
Asya gözlerini devirdi.
"Şu uzun boylu esmer olanın yanindaki sarışın adam."
Bir an duraksadım. Hastanenin koridorunda yaşanan karşılaşma gözümün önüne geldi. Elimdeki dosyalarla acile yürürken çarpıştığım o adamı hatırladım. Hâlâ aklıma geldikçe sinirleniyordum.
"Ha, sinir bozucu olan adamın arkadaşımı?"
Asya'nın yüzünde kocaman gülümseme belirdi.
"Arkadaşı demek..."
"Ne var?"
"Hiç. Bence arkadaşı bayağı yakışıklı ve çekiciydi."
Ona birkaç saniye baktım. Sonra elimdeki bardağı masaya bıraktım.
"Sen ciddi misin?"
"Gayet ciddiyim."
"Bir kere gördün adamı."
"Gördüm işte.Görmem yetti."
Başımı iki yana salladım.
"Senin şu karar verme hızın beni korkutuyor."
Asya gülerek koluma hafifçe vurdu.
"Dalga geçme. Sence ben nasıl onun gözüne girebilirim?"
İstemeden güldüm
"Sen önce adını öğren."
"Onu da öğreniriz."
"Tabii, bir de adresini bulalım istersen. Hatta aile ağacını çıkaralım ne dersin?"
"LAVİN!!"
Gülmemi tutamadım. Asya'nın yüzündeki heyecanı görmek hoşuma gitmisti. Uzun zamandır onu böyle bir şey için heyecanlanırken görmemiştim.
"Bunlarla uğraşacak vaktimiz yok. Bir de senin hoşlandığın kişinin peşine mi düşeceğiz?"
Asya kahkaha attı.
"Sende insanın hevesini soğutmak için elinden geleni yapıyorsun."
"Gerçekleri söylüyorum."
"Birgün sende birinden hoşlanacaksın, o zaman göreceğim seni."
Gözlerimi devirdim.
"Benim öyle bir planım yok."
"Zaten en çok böyle söyleyenlerin başına geliyor."
"Umarım gelmez."
Asya gülmeye devam ederken bende ona eşlik ettim. Konu bir süre daha devam etti. Adamın adını bilmediğimiz için ona bir isim bile bulmaya çalıştık ama benim önerdiğim isimlerin hiç birini beğenmedi.
Bir süre sonra molamız sona erdi ve yeniden içeri geçtik.

Günün geri kalanında işlerimizle ilgilendik. Asya ara sıra hastanedeki adamı hatırlatıp gülümserken bende ona eşlik ettim.

Eve döndüğümde üzerimde günün bütün yorgunluğu vardı. Çantamı koltuğun üzerine bırakıp ayakkabılarımı çıkardım. Bir süre hiç bir sey yapmadan öylece durdum.
Ev sessizdi.
Bazen bu sessizlik hoşuma gidiyordu. Fakat bazı akşamlarda bu sessizlik, insanın kendi düşüncelerinden kaçmasını imkansız hâle getiriyordu.

Telefonu elime aldığımda annemden gelen mesajı gördüm.
Annem: Günün nasıl geçti.
Mesaja cevap vermek için birkaç saniye düşündüm.
Ben: İyi geçti, her zamanki gibi.
Çok geçmeden yeniden mesaj geldi.
Annem: Dikkatli ol. Herkesin içinde kendine yakışır şekilde davranmayı unutma.
Ekrana bakarken içimde tanıdık bir his oluştu. Annemin benimle ilgili merak ettiği çoğu şeylerin hepsi aynıydı. Ne hissettiğimden çok nasıl göründüğüm, ne yaşadığımdan çok başkalarının ne düşündüğü önemliydi. Telefonu kapatıp masanın üzerine bıraktım.

Bazen insanın ailesinden beklediği tek şeyin birkaç güzel cümle olması ne kadar garipti. Ne büyük bir beklentiydi ne de karşılanması imkansız bir istek. Ama benim için nedense hep uzak kalmıştı.

Akşam yemeğini hazırladıktan sonra odama geçtim. Bir süre telefonumla ilgilendim, ardından yarım bıraktığım birkaç işi tamamladım. Saat ilerledikçe gözlerim ağırlaşmaya başlamıştı.
Yatağıma uzandığımda gün boyunca yaşadıklarım aklımdan geçiyordu. Sonra istemeden hastanedeki karşılaşmayı hatırladım.
Çarptığım adamın yüzü gözümün önüne geldi. Koyu gözleri ve üzerime dikilen garip bakışları...
Kaşlarımı çattım.
"Ne kadar kendini beğenmiş biriydi." diye mırıldandım.
Benim için o karşılaşma yalnızca talihsiz bir kazadan ibaretti.
Hayatımın değişmesi için bir sebep yoktu.
Henüz yoktu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

3okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…