3. bölüm · TEHLİKE KAPANI
TEHLİKE KAPANI- 2. BÖLÜM
Onun hakkında fazlaca bilgi toplayabilmiştim. Tek bir tartışma programı ile. Yaşı, boyu, yüzü... Benimle aynı yaştaydı. İkimizde 23 yaşımızdayız. 1.87 boyunda ve yakışıklı bir yüzü var. Ne yazık ki o yakışıklı yüz uçup gidecekti. Televizyonu kapattım ve ayağa kalktım. Kolumda ki ters takılmış saate baktım. Saat 00:52'yi gösteriyordu. Ellerimi cebime soktum. Başparmağımı dışarıda bıraktım. Odama doğru ilerledim. Metal kolu indirdim ve kapıyı ittirdim. Ahşap kapı keskin bir gıcırdamayla aralandı. İçeri ilk adımımı attım. Çift kişilik üzerine gri renkli çarşaf örtülmüş düzensiz bir yatak duruyordu. Etraf dağınıktı. Kıyafetler dışarıda, makyaj masasının üzerindeki kremler, makyaj malzemeleri, saç bakım ürünlerinin bazıları masanın üzerinde devrilmişti. Kapıyı arkamdan kapattım. Dağınıklığın arasından alışılmışlıkla geçip kendimi yatağa attım. Üzerimde ki günlük kıyafetleri çıkartıp yerine bir pijama giymemiştim. Üzerime bir örtü atmadım. Hava bunun için çok sıcaktı. Kafamın altına geçirmiş olduğum yastığın yanındaki bir diğer yastığı alıp kucakladım. Yumuşaktı ve güvende hissettiriyordu. Dakikalarca yatakta dönüp durdum. Geçen 1 buçuk saatin ardından sonunda göz kapaklarıma ağırlık çöktü. Gözlerim yavaşça kapandı ve nefesim düzenli bir uğultuya dönüştü.
Sabah gözümün üzerine düşen Keskin Güneş ışığıyla uyandım. Gözlerimi sıkılaştırdım ve kolumla gözlerimin üzerini kapatarak güneşin vurmasını engelledim. Derin bir iç çekerek oturur pozisyona geçtim. Siyah saçlarım darmadağın olmuş, gözaltım morarmıştı. Avucumu enseme sürttüm ve sonunda yataktan indim. Odanın içinde yer alan ahşap kapıya yöneldim. Kolu indirdim ve içeri girdim. Kapıyı kapatmadım. Bir küvet karşıladı beni. Hemen köşesinde bir klozet ve karşısında bir lavabo. Lavaboya yöneldim ve musluğu açıp ince bir akıntıya bıraktım. Ellerimi suyun arasından geçirip ıslattım ve yanda ki Pembe sıvı sabunu elime sıktım. İki elimi birleştirip avuçlarımı avuşturdum. Daha sonra iki elimi birbirine yuvarladım. Beyaz köpük tenimi kaplıyordu. Avucumu yüzüme sürterek sabunu yüzümede bulaştırdım. Daha sonra ellerimi suyun altında birbirine ufaladım ve avuçlarımı açıp içine su doldurdum. İçeride oluşan birikintiyi yüzümdeki tüm birikintiler gidinceye kadar yüzüme çarptım. Daha sonra musluğu kapattım ve aynadan kendime baktım. Aşağı yukarı kaymış kaşlarımın üzerinden işaret parmağımı geçirip düz bir çizgi haline getirdim. Aynanın yanında ki demirin üzerine asılmış havluyu aldım ve yüzümü kuruttum. Daha sonra tekrar yerine koydum. Sonunda tekrar tuvaletten çıktım. Gardırobumu açtım ve siyah, bol bir tişört ile siyah, kot bir pantolon çıkarttım. Üzerimde ki kıyafetleri çıkarttım ve onları giydim. Ardından makyaj masasına oturdum ve çekmeceyi açtım. 3 çekmece vardı. Benim açtığım çekmecede bir adet tarak ve çeşit çeşit toka vardı. Tarağı aldım ve saçımı taramaya başladım. Tarağın dişleri saçlarımın arasında gezindi. Birbirine düğümlenmiş telleri ayırdı. Uzun bir taramanın ardından tarağı tekrar aynı çekmeceye koydum. Ardından elimi tokaların arasında gezdirdim. Pofuduk siyah toka? Hayır. Pofuduk beyaz toka? Hayır. Gri renk, sade bir toka seçtim. Tokayı bileğime geçirdim. Aynaya baktım. Saçlarımı avuçlarımın içinde topladım ve bir araya getirdim. Bir elimle bileğimden tokayı çektim ve topladığım saçlarımdan geçirdim. Tokanın bir tarafını tutup gevşettim. Çevirdim ve tekrar saçlarımın arasından geçirdim. Daha sonra çekmeceyi kapattım ve hemen yanında ki -ortadaki- çekmeceyi açtım. İçinde makyaj malzeleri vardı. Pek fazla yoktu. Sadece ana makyaj malzemeleri vardı. -maskara, far, ruj vb.- elime bir far paleti aldım. Kapağını açtım. Koyu bir renk paleti vardı. İnce bir fırça aldım ve fırçayı kahverengi olana sürdüm. Ardından göz kapağıma sürttüm. Göz kapağım hoş bir kahverengine büründü. Bugün bir planım vardı. Yeni kurbanımı bulmak ve yakınlaşıp esir almak. Elbette yaşadığım yerde yaşadığını düşünmüyor- dum ama geleceğini düşünüyordum. Çünkü ben masumları öldüren bir seri katildim. İşlediği cinayetlerle ünlenmiş, kim olduğu bulunamayan gizemli bir katildim. Listesinde olmam son derece beklendik bir durum olurdu. 3. ve son çekmeceyi açtım. -en sağdaki.- Özenle dizilmiş takılar vardı. Bir köşeye küpeler, Bir köşeye kolyeler, bir köşeye bileklikler ve bir köşeye yüzükler yerleştirilmişti. Dokunmadım. Henüz değil. Gözümü küpelerde gezdirdim. En sonunda elime bir küpe aldım. Küçük bir küpeydi. Gri renk bir yuvarlakla başlayıp aşağı doğru sarkan küçük, parlak siyah taşlarla bitiyordu. Küpeyi tekrar yerine koydum. Gri renk bir küpe çıkarttım. Bir kurdeleydi. Küçüktü ve beni olduğumdan daha güzel gösteriyordu. Rengi giydiğim kıyafetlerle uyuşuyordu. Tam aradığım şeydi. Kulağıma taktım. Ardından küpenin diğer tekini aldım ve boş kalan kulağıma taktım. Kulak memelerim farkedilmeyecek kadar hafif aşağı sarktı. Daha sonra kolyelere baktım. Fazla düşünmeden gözüme ilk çarpan kolyeyi aldım. Bir kuğu vardı. Kanatları parlak beyaz taşlarla süslenmişti. İki ucunu iki elimle tuttum ve boynumun etrafından geçirdim. Ensemde birleştirdim ve kolyeyi taktım. Yüzük ve bilekliklere dokunmadım. Yeterince takmıştım. Çekmeceyi kapattım. Ayağa kalktım ve evin içinde belli bir yere doğru ilerledim. Adımlarım acelesizdi. Salona geçtim ve koltuğa oturdum. Dün gece koltuğun üzerinde bırakmış olduğum telefonumu elime aldım. Tuşa basarak telefonu açtım. Parmağımı ekranla temas ettirdim ve yukarı kaydırdım. Ekranda klavye açıldı. Bilinçli bir şekilde sayılara tıkladım. 5,4,6 ve 7. Klavye indi ve ekranda uygulamalar gözüktü. Direkt olarak galeriye girdim. Bir çok resim vardı. Her biri kurbanlarımın her şeyden habersiz oldukları anlarında çekilmiş fotoğraflardı. Son çekilmiş olan fotoğrafa tıkladım. Dün gece çektiğim fotoğraftı. Ekranda ki yüze uzun uzun baktım. Yakışıklı bir yüzü vardı ama ne yazık. Delik deşik edecek ve daha sonra bedenini ortadan kaldıracaktım. Belki yüzüne karışmamaya karar verip kafatasını saklayabilirdim. Dışarı çıkmadan önce ki son aktivite olarak telefonu kapattım ve tekrar koltuğun üzerine atmak yerine pantolonumu cebine koydum. Ardından televizyonu açtım. Cinayetlerimi en çok gösteren haber kanalını açtım. HBC Haber. Favori haber kanalımdı. Tam beklediğim gibi cinayetim konuşuluyordu. Haber sunucusu çoktan konuşmasını yapmıştı. Spiker elinde mikrofon ile öldürdüğüm yerde konuşuyor- du. Eliyle etrafı işaret ediyor, yakılarak kanıtların aynı yöntemle ortadan kaldırıldığını söylüyordu. Daha sonra küvete doğru ilerledi. Kamera küveti gösterdi.spiker küveti işaret ederek konuşmaya devam etti. Sebepsizce ilk defa işlediğim cinayet hakkında konuşulan bir haber sıkıcı gelmişti. Kumandayı aldım ve tek bir hareketle televizyonu kapattım. Ayağa kalktım. Ana kapıya yöneldim ve kapının yanında ki askılıktan iki ayrı anahtar aldım. Ev anahtarı ve araba anahtarı. Kapıyı açtım ve evden dışarı adımımı attım. Ardımdan kapıyı kapattım. Ev anahtarını çıkarttım ve anahtar boşluğuna sokup anahtarı çevirdim. Keskin bir tık sesiyle anahtarı çıkarttım ve tekrar cebime koydum. Elimi cebimden çıkartmadan araba anahtarını yakaladım ve elimi cebimden çıkarttım. Arabaya yaklaştım ve kolu çekip kapıyı açtım. Kafamı eğerek içeri girdim ve sürücü koltuğuna yerleştim. Kapıyı tekrar kapattım. Camı açmak için kenarda ki bir düğmeye bastım ve camı ardına kadar açtım. Ardından sonunda anahtarı soktum ve çevirdim. Motor çalıştı. Tam gaza basacağım sırada açtığım cama biri dayandı. Endişeli ve her an ağlayacak gibi duruyordu. Yüzü çok tanıdıktı. Bir yandan konuşmasını dinlerken bir yandan yüzünü inceledim. "Acilen hastaneye gitmem gerekiyor! Kardeşimin araba kazası geçirdiğini öğrendim. Beni götürebilir misiniz? Lütfen!" Yalvarıyordu. Cevap vermedim. Yüzünü incelemeye devam ettim. Daha sonra tek ve keskin bir nefes verdim. Ağzımın kenarı kıvrılmıştı. O tam aradığım kişiydi. Yeni kurbanım.
Bölüm sonu. Devam edecek...
