2. bölüm · TEHLİKE KAPANI

TEHLİKE KAPANI- 1. BÖLÜM

Elifnaz

Sigaradan bir fıt aldım. Karşımda bana yaşatmam için yalvaran, şeffaf bir naylonun üzerinde ki sandalyeye bağlanmış bir kadın vardı. Şeffaf naylonun üzerine kan dökülmüştü ve kadının giydiği elbise koyu kırmızı kanla süslenmişti. Bir kaç dişi yeni çekilmişti. Yüzümde bir zevk ifadesiyle bana yalvarışını izledim. Sigaradan son bir fıt aldım. Dayanamarak bir kahkaha attım. Uzun bir kahkahaydı. Daha sonra kadına baktım. Zevk aldığımı belli eden bir ses tonuyla sordum. Yüzümde bir gülümseme vardı. "Neden hepiniz hayatı için bana yalvarıyorsunuz? Ölüm korkusu beyninizi mi yiyor sizin?" Daha sonra hemen yanımda ki duvara dayatılmış ahşap sehpaya yöneldim. Üzerinde kül tabağında sigaramı söndürdüm. Ardından hemen yanında ki komodine yöneldim. Komodinin üzerinde ki tepsinin içerisinde özenle dizilmiş metal aletlerin üzerinde parmağım narince gezindi. Bir aletin üzerinde durdu. Aleti aldım ve elimde çevirdim. Arkada kadının titreyen ve ağlayarak yalvaran sesi yankılanıyordu. Elime aldığım aletin neştere benzer bir yapısı vardı ama neştere göre çok daha uzundu. Bakışlarımı kadına çevirdim ve önünde eğildim. Koltuğun koluna bağlanmış elini tuttum. Ardından parmaklarını kavradım. Tırnaklarına kırmızı renk bir oje sürmüştü. Gülümsedim ve kendi kendime mırıldandım. "Ne güzel bir seçim." Ardından kafamı kaldırdım ve bakışlarımı kadına çevirdim. "Kanınla mükemmel bir uyum sağlayacak." Ağzımdan hafif bir kıkırdama sesi çıktı. Kadının yardım çığlıkları yükseldi ve iplerden kurtulmaya çalıştı. O kadar sert çabalıyordu ki kalın ip bileğini kesiyordu. Onun korkulu çabasını hoşuma gidiyordu. Gülümsedim ve neşter benzeri aleti elinin ortasına batırdım. Kadın acı içinde Keskin bir çığlık attı. Yüzümde ki eğlenceli gülümsemem solmuştu. Kadını katı bir ses tonuyla uyardım. "Sence bir katil cinayetini toplum içinde mi işler? Biraz daha yardım istersen bundan daha kötüsü olacak." Kadın anında sustu. Nefesi duyulur şekilde titriyordu. Gözleri benim ile elinin ortasına bastırılmış kesici alet arasında gidip geliyordu. Kadının eline döndüm ve kesici aleti çıkarttım. Kadın bu sefer çığlık atmadı. Sadece vücudu acı içinde kıvrıldı. Kesici aleti tırnağının altına geçirdim. Ardından sürükledim. Alet kadının derisinin ve tırnağının arasında boşlukta olduğundan daha zor hareket ediyordu. Şeffaf naylona kadının kanı dökülüyordu. Elimin üzerinde koyu kırmızı kan zarifçe akıp yere düşüyordu. Bir tırnağını bitirip diğer tırnağına geçtim. 10 tırnağını yerinden söktükten sonra geri çekildim ve baktım. Bir sanat eserine bakar gibi bakıyordum. Aşağıda iki elimi birleştirdim ve gülümsedim. Daha sonra tekrar komodine yöneldim. Kesici aleti tepsinin üzerinde ki diğer metal aletlerin arasına dikkatlice yerleştirdim. Ardından hangisini alacağımı düşünmeden direkt astarı elime aldım. Tekrar kadına yaklaştım. Kadın bana korkuyla, titreyen bir sesle yalvarmaya başladı. "Hayır, hayır lütfen! Lütfen yapma! Kimseye bir şey söylemeyeceğim, hiç bir şey olmamış gibi yaşayacağım, lütfen beni öldürme!" Dudağımın iki kenarı yukarı hafifçe yukarı kalktı. Gözlerimde bir duygu yoktu. Sadece zevk vardı. Yaklaştım ve bir kez daha karşısında oturdum. Kadının serçe parmağını yakaladım ve ucundan tuttum. Tırnağının olması gerektiği yerde derisi vardı. Astarı kaldırdım ve nereden keseceğimi belirledim. Daha sonra astarı indirdim. Kadının parmağını kökünden kesmiştim. Kadın acı içinde tekrar çığlık attı. Bu benim yapma isteğimi daha da arttırıyordu. Ardından yüzük parmağını yine aynı yerinde tuttum. Yine astarı kaldırdım ve indirdim. Aynı yerinde parmağını kestim. Yüzüme kanı fışkırıyordu ama çok sorun olarak görüyor gibi durmuyordum. Kadının orta parmağını es geçerek işaret parmağını hedef aldım. İki elinde ki tüm parmaklar bitinceye kadar devam ettim. Küflü eski evi kadının parmaklarından fışkıran kan kırmızıyla süslüyordu. En sonunda orta parmağını es geçtiğim elini tuttum. Bileğinden kestim. Kadının kopuk elinden şiddetli bir kan fışkırıyordu. Bir kenara bıraktım ve kalktım. Islık çalmaya başladım. Tuvalete doğru ilerledim ve küvetin tıpasını kapattım. Ardından arkamda ki su dolu kovayı aldım ve küvete doldurdum. Küvet eskiydi ve her an parçalara ayrılacakmış gibi görünüyordu. Üzerimde ki kıyafetleri çıkartmadan küvete girdim ve üzerimde ki kanı suya aktarmaya başladım. Islık çalmaya devam ediyordum. Küvetteki şeffaf su açık renk bir kırmızı haline gelmişti. Küvetten çıktım ve tıpayı tekrar açtım ve kanlı suyun gitmesine izin verdim. Daha sonra kadının yanına gittim. Her yerimden su damlıyordu. Hiç bir önlem almadan iplerini çözmeye başladım. Ardından kadının saçını tuttum ve tuvalete götürüp tuvalete attım. Islık çalmaya devam ediyordum. Tıpayı kapattım. Kadının üzerinde ki kıyafetler duruyordu. Tekrar arkamda ki kovaya yöneldim. Bu sefer ki kova farklıydı ve içinde su yoktu. Asit vardı. Kadının hareket edecek gücü bile kalmamıştı. Asidi kadının üzerine döktüm. Bir havuz boşluğuna dökülen su gibi küvete asit döküldü. Kadın Keskin çığlıklar atıyordu ama kadının ağzına dökünce çığlığı kesildi. Çığlığı kestim ve keyifle izlemeye başladım. Ceset tamamen ortadan kaybolunca cebimden bir çakmak çıkarttım. İlk önce yere eğilip ahşabı yaktım. Ateş hızla yükseldi. Daha sonra kadının önceden bağlı olduğu sandalyeyi yaktım. Ardından yüzümde keyifli bir gülümsemeyle hızla çıktım ve girişi yaktım. Yükselen ateş girişi engelledi. Çakmağı içeri attım ve zıplayarak belli bir yere doğru ilerledim. Sonunda bir arabaya ulaştım. Arabaya girdim ve araba anahtarını çıkartıp arabayı çalıştırdım. Aynayı açtım ve saçımda ki tokayı çıkartıp tekrar saçımı bağladım. Arabanın cebini açıp kırmızı bir ruj çıkarttım ve aynadan bakarak dudaklarıma sürdüm. Daha sonra gülümsedim ve tekrar yerine koydum. Az önce hiç bir şey olmamış gibiydim. Arabayı sürmeye başladım. Bir çok ağacın arasından geçtikten sonra ana yola ulaştım. Radyoyu açtım. Haber spikeri bir cinayet hakkında konuşuyordu. Bu benim cinayetim değildi. "İstanbul'da yeni bir cinayet vakası ile karşınızdayım. Para karşılığında suçluları serbest bırakmasıyla ünlenen hakim Emre Erkoç 'un cesedi 12 yıl önce terk edilmiş bir akıl hastanesinde bulundu." Radyoya baktım. Gülümsedim. Bu gülümsemede sevinç, hoşnutluk veya benzeri bir gülümseme yoktu. Merak gülümsemesi vardı. Orta lükslükte bir evin önünde durdum. Arabayı bagaja yerleştirdim ve anahtarımı çıkarttım. Arabanın kapısını açarak arabadan indim. Bagajdan çıktım ve evin önünde ki kapıya yöneldim. Anahtarı, anahtar deliğine soktum ve anahtarı çevirerek kapıyı açtım. İçeri girdiğimde anahtarı askılığa asıp televizyonu açtım. Kanepeye oturdum ve kanallar arasında gezinmeye başladım. Aynı cinayet hakkında bir haber arıyordum. Biraz gezindikten sonra bir konuşma programında aynı cinayetin konuşulduğunu gördüm. Ekranda bir fotoğraf vardı. Katilin o adam olup olmadığını tartışıyorlardı. Telefonumu çıkarttım ve hızla resimdeki kişinin fotoğrafını çektim. Daha sonra telefonumu koltuğun üzerine attım ve tartışmayı dinlemeye başladım.

Bölüm sonu. Devam edecek...