TEFECİ HARUN kitap kapağı

3. bölüm / 7

TEFECİ HARUN

BÖLÜM 3

Vaveyla Yazarı: Murat Canpolat

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 7Şu an: BÖLÜM 3

Bir gün endişeli ve korkmuş bir şekilde uykusundan uyandı Harun. Kalkar kalmaz elini yüzünü yıkadı kendine gelebilmek için. Gördüğü rüyanın etkisiyle yüzü kıpkırmızı olmuştu. Neydi onu bu kadar etkileyen. Rüya sebebiyle kahvaltı bile yapamamıştı. Rüyasında gördüğü çocuğu bulabilmek için vakit kaybetmeden sokağa çıktı. Her tarafı karış karış aradı ama nafile. Bir gün iki gün derken üç gün oldu. Bu üç gün içerisinde hep aynı rüyayı gördü. Rüyasında ateşin kenarındaydı ve faiz yiyenlerin nasıl ateş de yandıklarını görüyordu. Tam o da ateşe atılacaktı ki bir çocuk ve annesi çıkageldi. Durun dediler Zebanilere onu ateşe atmayın, o bizim hayatımızı kurtaracak dediler. Ardında da Harun'a dönerek bizi bul, bizi bul dediler ve ortadan kayboldular. Üç gün üst üste aynı rüyayı görmüştü. Üçüncü günün sonunda arabası bozulmuş, rüyasında gördüğü çocuğu da o şekilde görmüştü. Çocukla sokağın tenha bir yerinde karşılaştı. Üstelik ondan yaşça büyük birileri boğazına bıçak dayamış para istiyorlardı. O, yapmayın dedikçe onlar daha da ileri gidiyorlardı. Öyle ki çocuğun boğazı kanamasına rağmen durmuyorlardı.
Harun, gençlerin arasında dalıp hepsini dağıttı. Daha sonra da çocuğa dönerek:
‘Çocuk bu halin ne böyle' dedi ona.
Çocuk, günlerdir bir şey yemediği için iyice güçsüz düşmüştü. Bu yüzden karşısındakini zor görüyordu.
‘Sende kimsin ve benden ne istiyorsun?’ dedi çocuk.
‘Senden bir şey istemiyorum’ dedi Harun, masum bir ifadeyle ‘Sadece neden bu durumdasın onu merak ettim’
‘Sana ne benim halimden’ dedi çocuk, onu tersleyerek, gözleri içine kaçmış bir şekilde
‘Karnın aç mı?’ dedi Harun, daha sonra
Çocuk, birden gözlerini açarak:
‘Evet, amca açım. Kaç gündür boğazımdan aşağıya bir lokma bile geçmedi.
‘Senin ailen yok mu?’ dedi Harun, hüzünlü gözlerle.
‘Hayır, yok' dedi çocuk.
‘Öyleyse benimle gel, önce seni hastaneye götürelim. Zira boğazın kanıyor. Daha sonra da seninle beraber lokantaya gider karnımızı doyururuz’ dedi Harun. Ardından da ‘Baksana orada kocaman bir canavar var. Bas bas bağırıyor, beni doyurun diye’
Bu söz üzerine çocuk kıkırdayarak ayağa kalktı ve Harun'un peşine takıldı. En yakın sağlık ocağına giderek çocuğun boğazını tedavi ettirdiler. Orada işleri bittikten sonra da karınlarını doyurmak için lokantanın birine girdiler.
Lokantacı çocuğu daha önce de lokantasında gördüğü için sinirlenmişti. Bu sinirle çocuğun karşısına dikilerek:
‘Yine mi sen geldin velet’ dedi yakasından tutarak.
‘Ne yapıyorsunuz beyefendi, o benim misafirim’ dedi Harun, adamın eline tutup aşağıya iterek.
‘Beyefendi, bunu bilmiyorsunuz. O hırsızın tekidir’
Çocuk ‘Hayır, ben bir şey çalmadım' dedi Harun’a sarılarak.
‘Şuna bak çalmamışmış. Geçen gün gizlice kapının önünde yediğin yemek neydi'
‘Hayır, ben çalmadım onu' dedi çocuk ısrar ederek.
‘Sen çalmadıysan kim verdi o yemeği öyleyse' dedi çocuğu ittirerek.
‘Ben çalmadım, çalmadım diyorum size'
‘Şuna bak halen daha yalan söylüyor’ diyerek çocuğun üzerine yürüdüğü anda arkadan birisi:
‘Çocuk doğru söylüyor patron. Yemeği ona ben verdim'
Lokanta sahibi hışımla geri dönerek:
‘Ben size kaç defadır söyledim, bedava bir şey vermeyeceksiniz diye' dedi çalışanına bağırarak.
‘Şey, patron ben' dedi çalışanı boynunu eğerek.
‘Ne şeyi’ dedi lokanta sahibi ‘bir daha aynısını yaparsan seni kapının önüne koyarım'
O anda çalışan öfkeyle başını kaldırarak:
‘Sen nasıl insansın ya. Bu yiyecek içeceklerde fakir fukaranın da hakkı var. Hele gariban bir çocuk olursa onun daha çok hakkı var'
‘Burası yoksul evimi lan' dedi patronu.
‘Senin gibi patron olmaz olsun' dedi çalışanı ve üstünü çıkarıp lokantadan çıktı.
Aralarında ki konuşmalara lokanta da yemek yiyen herkes şahit olmuştu. En son söylenilen laftan sonra lokantada ki herkes ayağa kalkarak oradan çıktılar.
Onların çıkmasından sonra lokanta sahibi:
‘Lan siz başıma bela mısınız' dedi tükürürcesine ‘sizin yüzünüzden lokanta da kimse kalmadı'
‘Asıl hata sende’ dedi Harun, parmağıyla onun göğsüne dokunarak ‘Bencilliğin seni bu hale getirdi. Bencilliğin ne demek olduğunu sana anlatayım mı?’ dedi sert, bir şekilde çıkışarak.
‘Hadi oradan’ dedi lokanta sahibi ‘Buna bedavacılık demeyi kendinize yediremiyorsunuz. Ondan sonra kalkıp bana bencil diyorsunuz'
‘Evet, bencilsin bencil olmasaydın şu çocuktan bir lokmayı bile esirgemezdin’
Duyduklarını hazmedemeyen lokanta sahibi, eliyle kapıyı işaret ederek:
‘Elimden bir kaza çıkmadan derhal burayı terk edin’ dedi tehdit edercesine.
‘Burada daha fazla kalacak değiliz’ dedi Harun. Ardından da orayı terk ettiler.
Lokantada yaşananlardan dolayı üzüntülüydü çocuk. Bu yüzden de kafası yerdeydi.
‘Kaldır başını’ dedi Harun ‘Bizde gider başka bir yerde karnımızı doyururuz'
Harun'un sözlerinden sonra çocuğun neşesi yerine gelmiş başını kaldırmıştı.
Şehrin bir başka yerinde bir lokanta daha vardı. Burası kalabalık olmasa bile lokanta sahibi ve çalışanları neşeli ve güler yüzlüydü.
‘Beyim hoş geldiniz' dedikten sonra oturacak yer gösterdiler.
Yemekler söylendikten sonra Harun, çocuğa ismini sordu. Bu soru üzerine çocuk:
‘Adım Kadir, amca' dedi, çocuk
‘Anlat bakalım Kadir, niçin bu haldesin?’ dedi Harun.
‘Amca, hangi birini anlatayım ki sana' dedi çocuk, iç geçirerek.
‘Anlat bir yerden be evlat’
‘Amca, asıl annem ve babamın kim olduğunu bilmiyorum’
‘Nasıl yani anlayamadım’ dedi Harun.
‘Beni yetiştirme yurduna bebekken bırakmışlar. O yüzden gerçek ailemi hiç bir zaman tanıyamadım. İlk olarak bir aile beni evlat edinmiş. Üç yaşına gelinceye kadar onların yanında kalmışım. Üçüncü yılın sonunda bir tefeci yüzünden baba olarak bildiğim adamın işleri bozulmuş. Annem ise hastalıklı bir kadınmış. Çok geçmeden de vefat etmiş. Babam bu duruma dayanamayıp aklını kaybetmiş ve kendini dağlara vurmuş’ dedi iç geçirerek ‘O yaşta nasıl aklına geliyor dersen onu da anlatayım’ dedikten sonra ‘İkinci sefer yetiştirme yurduna döndüğümde öğrendim’
Harun, duydukları karşısında kıpkırmızı kesildi. Zira babasının o duruma düşmesine sebep olan kendisiydi.
‘Eee, sonra ne oldu?’ dedi yutkunarak.
‘Üç yaşındaki çocuk ne yapabilir ki amca' dedi Kadir ‘Babam aklını kaybettikten sonra babamın akrabalarının yanında bir sene kadar kalmışım. Daha sonra beni çocuk yetiştirme yurduna geri gönderdiler. İki yıl sonra da bir başka aile sahip çıktı bana’
‘Onlara ne oldu?’
‘Onlar çok iyi insanlardı. Bir dediğimi iki etmezlerdi. Sadece bana değil, herkese karşı öyleydiler. Bir kaç yıl onların yanında mutlu bir şekilde yaşadım. Bu mutluluğumuzu yine o tefeci adam bozdu’ dedi dişlerini sıkarak ‘Baba dediğim adam, onun istediklerini yapmadığı için evinden alıp götürdüler. Ondan sonra da ona ne oldu bilmiyorum. Bu arada onun adamları da evimizi ateşe verdiler. O yangında annem beni kurtardı ama kendisi yanarak öldü’

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

4okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.