16. bölüm / 16
TAC MAHAL / Texting16.Bölüm
Bölümler 16Şu an: 16.Bölüm
- 1 1.Bölüm141 kelime
- 2 2.Bölüm388 kelime
- 3 3.Bölüm271 kelime
- 4 4.Bölüm562 kelime
- 5 5.Bölüm778 kelime
- 6 6.Bölüm809 kelime
- 7 7.Bölüm939 kelime
- 8 8.Bölüm833 kelime
- 9 9.Bölüm1.695 kelime
- 10 10.Bölüm1.772 kelime
- 11 11.Bölüm1.041 kelime
- 12 12.Bölüm1.124 kelime
- 13 13. Bölüm1.201 kelime
- 14 14.Bölüm1.520 kelime
- 15 15.Bölüm2.241 kelime
- 16 16.Bölüm1.087 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Derin nefes verdim. "Abartma alt tarafı hastaneden kaçtım. İyiyim şuan."
Kaya ise beni azarlama derdindeydi. "Aynen alt tarafı, bir daha böyle bir şey olmayacak zaten."
Kaşlarım havalandı. "Pardon, sana ne be. İster kaçarım ister kaçmam seni hiç alakadar etmiyor tamam mı?"
"Kaçman durumunda sana zarar verecek bir şey olursa gayette alakadar eder beni. Özellikle gece gece iti kopuğu dışarıda olduğu halde sokakta gezmen."
Sinirle kaşlarımı çattım. "Kaya, sen önce benim hayatımda hangi sıfatla bu kadar söz hakkın olduğunu bul, sonra bana gece kaçta nerede gezeceğimi anlatırsın."
Ohh canıma da değsin! Geber, sürün!
"Merak ediyorum, Alis. Çıkışmaya çalışma!"dedi sinirle.
"Benim başıma bir şey gelmesinden korkman, benim başıma gelecekleri senin belirleyebileceğin anlamına gelmiyor. Merak ediyorsan et, ama sınırını da bil."diyerek ikinci lafımı da çaktım.
Bana ne oğlum, karışmayacaksın bana. "Benim sana ne kadar karıştığımı değil, neden karıştığımı düşünmen gerekiyordu."dedi ters ters.
Kaşlarımı daha fazla çattım. "Sana ne be! İster düşünürüm ister düşünmem."
Karşı taraftan derin bir nefes sesi geldi. "Sana ne mi? Senin hayatında söz hakkım olmadığını düşünüyorsan, neden benim tek bir cümlemle bu kadar sinirleniyorsun?"
Dediği an sustum. Ama adam haklıydı. Şimdi onun dediklerini önemsemiyorsam bunları da önemsememem lazımdı. Neden böyle oldu ki şimdi?!
İstemsizce güldüm, ama bu sinirden değildi. Nedensizce hoşuma gitmişti. Hemde çok fazla.
"Bir şey soracağım."
"Sor."desi hiç beklemeden.
Bir elim anlamsızca saçlarma gitti, oynamaya başladım. Neden böyle bir şey yaptığımı ve yelkenleri hemencecik suya ündürdiğimi ben bile bilmiyordum.
"Demirpençe senin soy adın mı?"dedim tatlılıkla.
Karşı taraf biraz bekledi, ama cevabını da verdi.
"Evet."
Tek kelime.
"O zaman sen, Kaya Altuğ Demirpençe'sin."dedim garip bir hisle.
"Evet, oyum."
Gözlerim kocaman açıldı. "Nasıl yani Kaya Altuğ Demirpençe! Hani şu şirketleri ola-"diyecektim ki bir an aydınlandım.
"Hassiktir lan ordan Kaya Altuğ Demirpen-"demeye kalmadan telefonu suratına kapattım.
BEN BİTTİM!
Bu adamı her gün haberlerde görüyorum lan ben!
Elimdeki telefona boş boş baktım. Sonra rehbere girdim. Tac Mahal'im ismin altında ise, Kaya Altuğ Demirpençe
Ekrana birkaç saniye baktım. "Ben bu adamı 'Tac Mahal'im' diye kaydetmişim..."
Telefonu yüzüme kapattım. "Ben öldüm."
Bir saniye sonra tekrar telefonu elime aldım.
"Yok, ölmedim. Ama keşke yer yarılsa da içine girsem."
Tam o sırada ekrana yeni bir mesaj düştü.
Tac Mahal'im: Telefonu neden kapattın?
Dudaklarımı büzdüm. "Şimdi ne diyeceğim ben?"Mesaj yazdım.
Siz: Yanlışlıkla.
Cevap birkaç saniye içinde geldi.
Tac Mahal'im: Telefonu yüzüme kapatmak nasıl yanlışlıkla oluyor?
Kaşlarımı çattım.
Siz: Elim kaydı.
Tac Mahal'im: İki kere mi?
Dondum kaldım. "İki kere mi?" Ben az önce adamın kim olduğunu öğrenince beynimi tamamen kapatmıştım.
Siz: Sen çok detaycı bir adamsın.
Tac Mahal'im: Sen de çok çabuk panikliyorsun.
Siz: Paniklemedim.
Tac Mahal'im: Az önce 'Hassiktir lan ordan' deyip telefonu kapattın.
Siz: Ya ne yapmamı bekliyordun?
Siz: KOSKOCA KAYA ALTUĞ İLE KONUŞUYORUM!
Siz: Birde azar yiyorum ondan!
Siz: Neyse ki yahudi aklı buna da çözüm buldu.
Tac Mahal'im: Müslüman değil misin sen?
Siz: Elhamdülillah müslümanım.
Siz: Akım ya bu, ekran süren kaç senin?
Tac Mahal'im: Ekran neyi?
Tac Mahal'im: Ekran süresi ne kızım, ne diyorsun sen?
Siz: Nasıl ya? Ama şimdi zenginlerin herşeyi bilmesi lazımdı.
Siz: Sen jelatini açılmamış zengin misin?
Siz: Bence öylesin.
Siz: İlk konuşmalarımızı da göz önünde bulundurursak en doğru sonuç bu.
Siz: Hayatımda ilk defa odun bir zengin görüyorum.
Siz: Aslında hiç zengin görmedim de orası ayrı bir konu.
Siz: Bizim tanıştıklarımız bir çay parasını vermemek için masadan lavabo bahanesiyle kaçıyorlar.
Siz: Hayatımda ilk defa zengin görünce ne yapacağımı bilemedim.
Tac Mahal'im: Zenginler insan değil mi?
Tac Mahal'im: Neye bu kadar şaşırdın?
Siz: Hayır, onlar preminium insanlar.
Siz: Premium muydu yoksa?
Siz: Düşün yazılışını bile bilmiyorum.
Tac Mahal'im: Anlıyorum.
Siz: Anlayamazsın!
Siz: Çünkü sende para var!
Siz: Bana biraz borç versene.
Siz: Ama faizssiz. Siz zenginlere güven olmaz. Şimdi kandırırsın beni.
Tac Mahal'im: Borç mu?
Siz: Evet valla. İki aydır kiracıya kirasını veremedim beni evden atarsa sokaklarda yaşarım.
Siz: Ben sokaklarda yaşamak için çok masum değil miyim?
Siz: Ya ben sokağa atılırsam sonra gece yanıma bir adam gelirse, içtiği içki şişesini kafamda kırarsa, bana vurusa sonra takımını çağırıp 'Bu tarafta havuç var, bu tarafta boks torbası, hadi dövüş başlasın, iyi olan kazansın' derse.
Siz: Sonra havuç torbayı yener gibi beni de yenerlerse beni yere itince ben kafamı yere çarpıp omurilik soğanım parçalanırsa? Ya sonra beyin kanaması geçirip ölünce onlar cesedimi ormana atıp bana bir mezar bile vermezlerse ya sonra adalet yerini bulmazsa...
Siz: O zaman ne olur?
Siz: Ağliyim mi şimdi?
Siz: Hı?
Tac Mahal'im: Saçmalama.
Tac Mahal'im: İzin vermem herhalde öyle bir şeye.
Tac Mahal'im: Sen yazar falan olsaydın keşke.
Tac Mahal'im: Bu denli senaryolar tutardı.
Siz: Senaryo değil bir kere!
Siz: Sen erkek olduğun için anlamazsın.
Siz: Sonuçta kimse sana geceleri yürürken 'bize katıl' diyip seni rahatsız etmiyor.
Siz: Kimse seni kaçırıp, saatlerce taciz edip, küçümsemiyor.
Siz: Ayrıca anlattığım şeyler yaşanabilir.
Siz: Ama sen anlamazsın.
Siz: Kimse seni suda torbanın içine koyup boğmadı, kimse cesedini yakmadı, kimse üzerine beton dökmedi, kimse seni altı parçaya ayırıp yüksek yerlerden fırlatmadı.
Siz: Kimse seni sırf kız doğdun diye saatlerce dövüp, diri diri toprağa gömmedi.
Siz: Sende haklısın.
Siz: Çünkü sen korkudan yanında biber gazı taşımıyorsun.
Siz: Çünkü sen kadın olmak ne demek hiç bilmiyorsun.
Siz: Biraz çevreni öğren de öyle senaryo falan de.
Siz: Komik oluyorsun.
Hızla sohbetten çıktım ve telefonu tamamiyle kapattım. Bir kadın olmak ne demek bilmezken bu konu hakkında yorum yapamazdı!
Sinirle nefes verdim.
Bu hayatta ki en zor şey kadın olmaktı.
Ama en şerefli şey de kadın olmaktı.
Yataktan kalkıp pıtı pıtı adımlarla mutfağa ilerledim. Dolabın kapağını açıp biraz göz gezdirdim.
"Eee şimdi ben ne yiyeceğim?"
Yumurta sevmezdim. Şuan iki saat yemek yapmakla uğraşamazdım aşırı uyuşuk biriyimdir.
En iyisi beş dakikada sandiviç yapmak.
Dolaptan malzemeleri ve ekmek çıkardım ve sandiviçi yapmaya başladım.
Sandiviç bitince dolaptan meyvesuyu çıkarıp büyük boy bardağa koydum ve sandiviç tabağını alıp oturma odasına yöneldim.
Kendimi koltuğa rahatça bıraktım. Aklıma Kaya gelince ise televizyon ile ters ters bakıştım. "Allah belanı versin, köpek!"
Ama çok garip bir şey vardı. Sanki Kaya Altuğ Demirpençe ismini dahaönce duymuştum, ama nerede?
Televizyonlar hariç. Çok daha önceden ama ne zaman?
Neyse diyeceğim tek şey Allah onu akıl ile şereflendirsin başka yorumum yok.
Netflixten rastgele bir dizi açtım ve yemeğimi yemeye başladım.
(2 Saat sonra)
Çalan kapı ile tüm dikkatim dağıldı ve televizyondaki filmi duraklatarak uyuşuk adımlarla kapıya ilerledim.
Kapıyı açtığımda ev sahibi karşımda duruyordu istemsizce yutkundum.
Harbiden iki aydır kirasını ödememiştim kesin beni evden atacaktı.
"Tarık Bey, söz veriyorum gelecek ayın on beşinde maaşım yatacak size para-"diyecektim ki diyemedim.
Tarık Beyin sözleri ile gözlerim fal taşı gibi açıldı.
"Vera Hanım, kira vermenize gerek yok. Size evin tapusunu getirdim. Sizin üzerinize..."
《~~~~~~》
Selamlaaarrr
Bölüm nasıldııı
Lütfen beni takip ediin büyümeye çalışıyorumm
Oy verip yorum yapmayı unutmayııınn.
