17. bölüm · Steril Günahlar 🩺
Bölüm 16: Fatma Hoca'nın Teftişi
Staj döneminin bitimine artık sadece iki hafta kalmıştı. Beryal Hastanesi’ndeki o koca eğitim yılının son günleri yaklaşırken, tüm servislerde tatlı bir yorgunluk ve stajyerler arasında yaklaşan final değerlendirmelerinin heyecanı hakimdi. Pazartesi sabahı, hastanenin ana konferans salonunda büyük bir hareketlilik vardı. Başhekimlikten gelen bir talimatla, dönem sonu teftişi ve stajyer dosyalarının son kontrolü için Fatma Hoca tüm öğrencileri bir araya toplamıştı.
Geniş salonun ortasındaki uzun masanın arkasında Fatma Hoca oturuyordu. Gözlüklerini burnunun ucuna indirmiş, önünde dağ gibi biriken staj dosyalarını büyük bir ciddiyetle tek tek inceliyor, asistanların tuttuğu nöbet ve poliklinik raporlarını okuyordu. Ben, Esra ve Aslı yan yana durmuş, sıranın bize gelmesini bekliyorduk. Salondaki diğer stajyerler heyecandan tırnaklarını yerken, benim içimde garip bir huzur ve hafiflik vardı. Korkmuyordum, çünkü artık saklayacak bir geleceğim yoktu.
Fatma Hoca sert ama babacan sesiyle adımı okudu:
* "Sıla... Gel bakalım öne."
Adımımı atıp masanın tam önüne geldim. Ellerimi önümde birleştirip beklemeye başladım. Hoca benim kalın dosyamı açtı. İlk sayfalardaki cerrahi ve yoğun bakım notlarına baktı, ardından son aylardaki dahiliye, çocuk ve ortopedi polikliniklerindeki sakin performans raporlarımı inceledi. Yüzünde derin bir tebessüm belirdi. Başını kaldırıp doğrudan gözlerimin içine baktı:
* "Sıla, ilk geldiğin günlerdeki o fevri, kural tanımaz ve başına buyruk halini çok iyi hatırlıyorum. Yoğun bakımdaki o atropin hamlenden sonra seninle ilgili ciddi endişelerim vardı. Bir an bile kurallara uymayacağını düşünmüştüm. Ancak son aylardaki teftiş raporlarına bakıyorum da... Dahiliyede, çocuk servisinde ve kardiyolojide mükemmel bir çizgiye gelmişsin. Hırslarını dizginlemeyi, hastane rutinini büyük bir sabırla yönetmeyi öğrenmişsin. Pratik zekanı kurallarla birleştirdiğinde ne kadar harika bir hekim adayı olduğunu herkese kanıtladın. Seninle gurur duyuyorum kızım. Bu hastanenin gelecekte senin gibi dahi hekimlere ihtiyacı var."
Fatma Hoca’nın bu sözleri salondaki diğer öğrencilerin hayranlık dolu fısıltılarına neden olurken, benim içimdeki o büyük karar en yüksek noktasına ulaştı. Bu övgüler artık canımı yakmıyordu; aksine, almam gereken kararın doğruluğunu bana bir kez daha gösteriyordu. Hoca bana gerçekten inanıyordu. Esra ve Aslı bana gerçekten güveniyordu. Ve ben bu güzel insanlara daha fazla yalan söyleyerek hayatımı sürdüremezdim.
Gözlerimi Fatma Hoca’nın o şefkatli bakışlarından ayırmadan, içtenlikle gülümsedim:
* "Çok teşekkür ederim hocam. Bana öğrettiğiniz her şey, bu hastanede geçirdiğim her saniye benim için çok değerliydi. Sizin gibi bir hekimden bu sözleri duymak benim için en büyük ödül."
Dosyamı imzalayıp bana uzatırken, "Yolun açık olsun Sıla," dedi. Dosyayı elime aldığımda, bu imzanın benim sahte tıp kariyerime atılan son imza olduğunu biliyordum. Bu teftiş, hak etmediğim bu unvandan sessizce ve kimsenin canını yakmadan uzaklaşma vaktimin geldiğini bana fısıldayan son işaretti.
