3. bölüm / 6
Soyadımız Karahan Kanımızda Servet VarBir Soyad Bin hikaye
Bölümler 6Şu an: Bir Soyad Bin hikaye
Ne? Şoktaydım. Herkes nilaya bakıyor ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Ailede olanları geçtim,gurur ve ilyas vardı. Onlardan saklamazdım hatta ilk önce onlara giderdim. Kafayı yememe ramak kalmıştı. Eğer olayı doğru düzgün anlamazsam kıyameti koparacaktım. Araf bile şaşırmıştı ki çay boğazında kaldı. Sinirlerim tepeme çıktı bile
Aral:
Sen,ne demek istiyorsun şimdi. Ben onu anlayamadım?
*
Kelimeler ağzımdan çıkmadı. Daha doğrusu çıkamadı. Hissetiğim tek şey;Öfke,sinir,kin ve hırstı. Yengem şoka girmişti amcam ise anlayamamıştı bile?
Aral:
Ben fazla ilaçtan kafayı yedim herhalde. Ha gurur,ilyas kanka ben yanlış anladım galiba siz bana açıklayın hadi. Lan noluyor amına kodumun yerinde!!
*
En son cümlemde artık bağırdım ve kucağımdaki yastığı yere fırlattım.Patlamak için yer arıyordum oda bu oldu. Lan tam bi rahatladım bi nefes alayım dedim. Yok biri öldü biri rahatsızlandı aha bide şimdi Nilay hamile. İnşallah benden değildir. Çünkü gitmeden önce beraber uyuduk. Yüreğim sıkışmaya,gözlerim dolmaya başladı. Bunların hepsi öfkeden oluyordu
Kazım:
Kim yaptı kızım bunu? Ne demek hamilesin nasıl olur bu?
*
Amcam sakindi çünkü böyle konularda genelde kızlarına güvenir inanırdı. İnşallah amcam haklıdırda bunu yapanın ben hayatını bir güzel sikeyim. Uzun zamandırda sikmiyordum çok güzel oldurdu. Gurur’u bu işe bulaştırmak istemiyordum çünkü hıncını alamaz benden fena döverdi kendini tutamaz öldürürdü. Başının belaya girmesini istemiyorudum. Sinirden kızardım. Nefes almak için elimi boğazıma götürdüm.
Galip:
Nasıl olur ya
Aral:
Nilay konuş! Bak gerçekten iyi olmuyor. Susarsan ben fenalık geçiricem gidicem o orospu çocuğunun canını alıcam! Ben şaka yapmıyorum Gurur’a bırakmam kendim öldürürüm
Aliye:
Oğlum sen sakin ol olayı anlıcaz şimdi
Gurur:
Kusura bakmayın ama Aral bana müsaade vermeden ben kimseyi gebertemem
Nilay:
Amerikaya gittiğimde midem çok bulanıyordu,sürekli kusuyordum. En son doktora gittim strestendir diye kan testinde hamile olduğumu öğrendim
*
Kendimi tutamadım ve büyük bir kahkaha patlattım. Herkes bana bakıyordu. Kafayı yemiştim şuan bildiğin delirmiştim hırsımdan. Kahkahalarımın ardında göz yaşlarım akıyordu.
Araf:
Aral sakinleş. Allah aşkına aralı durdurun çocuk ne tepki vereceğini şaşırdı
*
Gülmeyi kestikten sonra hemen kötü kötü bakmaya başladım. Kalabalıkta herkese göz gezdirdim ve en son annemde durdurdum
Aral:
Anne beni affet. Birazdan yapacaklarım için
*
Sesim öyle bir çıktı ki Gülay ürkmüştü. Araf bile bana korkar gözlerle baktı. Benden korkuyorlarmıydı?
&
Saatler geçti. Öğlen olmuştu. Öğrendikten sonra baya şok olmuştum. İlyas ve Gurur evlerine gitmişti,gitmeden önce ben söylemediğim halde bu öğrendiklerini kimseye bahsetmeyeceklerine dair söz vermişlerdi. Can dostlarım. Amcam veya yengem Nilaya kızmadılar. Bu süreçte yanında olacaklarına söz verdiler. Sakinleşince Nilayın hocalarını aramıştım ve bir süre Amerikaya gelemeyeceğini söyledim. Odamda yatağıma uzanmış düşünürken kapı çaldı. Kapı açıldı ve gelen kişi içeri girdi. Başımı balkona doğru çevirdim
Nilayın geldiğini biliyordum. Yavaş adımlarla yatağıma geliyordu. Karnı şiş olduğundan dolayı yürümekte zorlanıyordu. Yatağa oturup beni izledi. Başımı ona çevirdim ve bağdaş kurarak oturdum
Nilay:
Aral,söyleyemezdim. Anlatıcaktım ama yarın olmaz bugün
Aral:
Bana gelmeliydin o gün
*
Nilayın sözünü kestim. Onunla uyuduğumuz gece ben ona bana gel demiştim ama o gelmemişti. Diğeceği sözde yarın olmaz bugün diye diye ertelemesiydi. Onu dinlemek yerine ellerimle oynuyordum
Nilay:
Haklısın,sana gelmeliydim o gün. Ama yapamadım. Konduramadım,kaldıramazsın sandım. Onca olayın içinde bununlada kendini yorma istedim. Ah!
*
Kafamı hızla kaldırdım ve Nilaya baktım. Elini karnına koymuştu. Bian vicdan yaptım. Endişeyle ona bakıyordum
Aral:
İyimisin noldu?
Nilay:
İyim iyim sancı girdi sadece bişeyim yok
*
Kendini toparladığında tekrar ellerimle oynamaya devam ettim. Dayanamadım ve kafamı kaldırıp nilaya baktım. Birşeyi çok merak ediyordum ama sormaya cesaret edemiyordum. Derin nefes verdim
Aral:
Bişey sormak istiyorum ama kendimde sorucak cesareti bulamıyorum
Nilay:
Sor aral
Aral:
Cinsiyeti ne?
*
İstemsizce kekelemiştim. Sorunca rahatladım. Nilay gülümsedi,cinseyetini,adının ne olacağını,kimin çocuğu herşeyi çok merak ediyordum
Nilay:
Erkek
Aral:
Peki,ismi ne olucak?
Nilay:
Asaf
*
Nee Asaf mı? Ben oğlum olursa adını asaf koyucağımı söylemiştim. Nilayda oğluna Asaf ismini vericekti. Duyar duymaz yüzüm kireç gibi bembeyaz oldu. Yüzüm sirke satınca Nilayın bakışları değişti. Bugün baya bi şoka giriyordum. Boş bakışlarım boşluğa daldı
Nilay:
Aral,aral İyimisin?
Aral:
He iyim. Nilay kimden hamilesin? Bak ne olur söyle bu iş beni daha çok yorar. Lütfen benden olmadığını söyle bari ben çocuk sahibi olamam bu yaşta. Bunu söyle kahrımdan ölmeyeyim
Nilay:
Aral sakin ol,senden değil. Senin oğlun değil!
*
Benim oğlum değil,benim oğlum değil,benim çocuğum değil. Şükürler olsun ki benden değildi. Herzaman ve herşeyde yalnız kalmaya yeminler etmeye hazırdım. Her koşulda! O kadar rahatlamıştım ki çıkıp her piçliği yapabilirdim. Nilay asla evden dışarı çıkmamalıydı. Onu görenler birşeyler döndüğünü ve Nilayın evlenmeden hamile kalması bütün magazin,haber kanallarında döner dururdu. Bunu temizlemeyi ne ben yapabilirdim ne diğer Karahanlar.
4 Gün Sonra:
Şuan uçaktaydım. Dört gün önce olanlar delirmeme neden oldu. Araf ve yelloz beni zor sakinleştiriyorlardı. Kıbrısa gidiyordum. Kıbrısa en son Nilaylarla gittiğimiz için sorun yoktu. Başka ülkeye gitmek istemiyordum çünkü aileden birine birşey olursa hemen geri dönerim diye kıbrısa gidiyordum. Uçaktan indim ve direk eve gittim. Akşam olunca dışarı çıkmak için hazırlandım. Üstüme lacivert polo ve void eşofman giyidim. En sevdiğim restoranda geldim. Yemeğimi beklerken garsondan fotoğrafımı çekmesini istedim. Kız beni tanıyınca çok sevindi ve kendi telefonundan beraber çekildik. Fotoğrafı paylaşıp kıbrıs konumunu girdim. Anında 10 Milyon olmuştu. Yemekten sonra büyüdüğüm yerleri gezdim. Küçükken buraya her zaman gelir Araf,yeliz,gülay ve Nilay gezerdik. Eskisi gibi. Ama onlar yoktu. Baya gezdikten sonra eve geçtim ve odama çıktım. Nilay beni bu odada öpmüştü. Altıma şort giyip yatağıma geçtim,üstüm çıplaktı. Gözlerimi kapattım uykuya ihtiyacım vardı
&
İki gün geçti aradan. İki gündür kıbrıstaydım. Uyumuyordum ama gözlerim kapalıydı. Telefonum sessizde olduğu için şarjda sürekli titriyordu. Gözümü açtım ve kimin ısrarla aradığına baktım. Oha Araf 17 kez,Annem ve babam 10 kez gülay 6 kez amcam ve yengem 8 kez Nilay ise 20 defa çaldırmıştı. Telefonu şarjdan çıkarırken arafın araması sonlanmıştı. Şok içinde telefonu açtım ve arafı geri aradım
Araf:
Aral herkes seni arıyor! Telefonun kapalı! Çabuk buraya gel hepimiz hastanedeyiz sana ulaşamadık
*
Sesi çok endişeli geliyordu. Kesin birşey olmuştu. Ani hareketle kalktım ve kendime gelmeye çalıştım.
Aral:
Noldu lan!
Araf:
Nilayı ameliyata aldılar
Aral:
Ne! Neden noldu? Asaf iyi mi
Araf:
Aral kahretsin ki bi sikim bilmiyorum! Uçağa bin ve buraya gel!
*
Telefonu kapattım ve hazırlanmaya başladım. Valizimi hazırladım. Evden çıkarken burdaki adamları aradım,evi kapatmalarını söyledim.
İlk uçakla türkiyeye gidicektim. Saatler sonra uçaktan indim ve direk hastaneye gittim. Ameliyathanenin önünde ailemi gördüm yengem ve gülayın gözleri ağlamaktan kıpkırmızı olmuştu
Aral:
Araf! Nilay nerde,Asaf iyi mi?
Araf:
Sakin ol bi ameliyatta şuan
Aral:
Noldu niye ameliyata girdi. Ya biriniz bişey söylesin artık. Amınakoyayım bi kafam dağılsın diye yurtdışına gidiyorum olanlara bak!!
Aliye:
Oğlum bağırma. Nilayın hiçbirşeyi yoktu. Masaya oturdu bişeyler yiyiyordu duraksadı karnını tuttu bağırmaya başladı bizde anlamadık ne olduğunu
*
Çağresizce sırtımı duvara yasladım ve kayıp yere oturdum. Elimi bacağıma vurdum. Nilay niye ameliyattaydı? Tükeniyordum. 2 saat sonra ameliyatan doktor çıktı. Ve bu doktor benim doktorum ada hanımdı.
Ada:
Nilayın durumu iyi. Hayati tehlikesi yok
Gülçin:
Şükürler olsun
Aral:
Asaf, hamileydi,Asaf nasıl? Ada hanım lütfen benden hiçbirşey saklamayın
Ada:
Aral bey nasıl desem bilemiyorum. Ama bebeği kaybettik
*
Amınakoyayım ya Amınakoyayım! Ben nilaya ne dicektim? Nasıl derdim ona oğlunu kaybettin diye. Herşeyin ortasında bide nilay bebeğini kaybetmişti. Yengem duyduğu anda tiz bi ses çıkardı ve amcama sarıldı. Gülay yelize sarılmıştı. Herkesin korktuğu başına gelmişti. Benim bir diğer korkum ise magazin ve basının duymasıydı. Nilayı oda aldılar. Herkes odanın önünde bekliyordu. Ada hanım nilayı muayne ediyordu. Çıktığında gözü beni aradı
Ada:
Nilay uyandı ve gayet iyi
Gülay:
Ablamı görebilirmiyiz peki?
Ada:
Nilay şuan aral beyi görmek istiyor. Aral bey girebilirsiniz?
*
Odaya girdim ve nilayı pencereye bakarken gördüm. Kolunda serum vardı. Çok yorgun ve bitkin duruyordu. Hemen yanındaki koltuğa oturdum
Aral:
Nilay ben bilmiyordum. Sabah aramışlar beni araf söyledi hemen geldim buraya. İyimisin?
Nilay:
Aral,Asaf gitti. Oğlum gitti
*
Gözlerinden yaşlar aktı. Kaybetme hissini çok iyi anlardım çünkü bende yakınlarımı kaybetmiştim. Nilay başını bana çevirdi.
Aral:
Ne dicem bilemiyorum Nilay
Nilay:
Sırf sen oğlun olursa adını Asaf koyucaksın diye oğlumun adını Asaf koymuştum. Senin içindi. Sevdiğim adamın oğluna koyucağı ismi oğluma koymuştum ben. Ama artık bi oğlum da yok
Aral:
Herkesin korkutuğu başına geldi. Benim diğer korkum basının duyması. Senin evlenmeden hamile kalman,Asafın babası kimdir? Bunlar çok konuşulurdu. Basın hasteneden çıktığını öğrenirse ne diceksin
Nilay:
Hamile olduğumu söylemem. Bademcik ameliyatı olduğumu söylerim. Dışardakileri uyar onlarda soran herkese öyle desinler
Aral:
Tamam öyle derim
*
Akşama doğru herkes eve gitmişti. Gülay Nilayın refakatçisi olmuştu ve o kalıcaktı. Üzerime şort giyinip aşağıya indim. Üstüme tişört giymedim zaten hava çok sıcaktı. Akşam yemeği için masaya oturdum. Karnım günlerdir çok açtı ama ben sadece Milkshake ile beslendiğim için hissetmiyordum.
Yeliz:
Ya araf benim alacaklarıma saldırma!
Araf:
E açım be! Stresten hiçbirşey yiyemedim
Yeliz:
Aral napsın hiç bir zaman yemiyor!
*
Tabağıma salata ve kemikleri ayıklanmış tavuk koydum. Yemek yemem gerekiyordu artık
Araf:
Aral sen niye üstün çıplak yemektesin? Normalde böyle yapmazdın
Aral:
Sıcak araf,ateş basıyordu bende üstüme bişey giymedim
*
Sessiz bir şekilde yemeğimizi yedikten sonra bahçeye çıktım ve armut koltuklara oturdum. Instagrama girdim nilay hikaye paylaşmıştı açıp baktığımda açıklama yapmıştı. Açıklaması şu şekildeydi; “Şuan gündemde ameliyat olduğum konuşuluyor,evet ameliyat oldum merak etmeyin bademciklerimi aldırdım. Şuan çok iyim.” On bir dakika önce paylaşmıştı, Ve keşfetim Nilayın yazdığı yazı ile kaynıyordu. Magazin hesapları açıklamayı daha net anlatıyordu. Derin nefes alıp çıktım. Hala kafamda oturmayan sorular vardı. Birşeyler çok ters gidiyordu. Kafamdaki yapboz tekrardan dağılıyordu. Kaybettim aklımı ben mi yoksa kafamdakiler mi haklıydı? Havuzun ışığı yüzüme vuruyordu. O esnada Araf geldi ve yanımdaki armut koltuğa kendini attı
Araf:
Sen iyimisin ya? Ben artık korkmaya başladım senin hallerin hal değil
Aral:
Bilmiyorum ya, o kadar yorgunum ki;Bilgenin ölümü,hastalığım,nilayın hamile kalması beni boğdu napıcağımı şaşırdım
Araf:
Yani haklısın,üst üste geldi hepsi. Seni binevi anlıyorum
*
Sinirim bozulmuştu. Gülmeye başladım. Gülüşmelerimin arasından elimi kaldırıp arafın omzuna sürttüm ve konuşmaya başladım
Aral:
Ya allah aşkına daha on dokuz yaşındasın hangi konuda beni anlayabilirsin?
*
Ben sinirden gülerken araf hala bana boş bakıyordu. Gülmekten gözlerim dolmaya başlayınca araf bi tık yaklaştı bu sefer anlamaz gözlerle baktı. Boğazını temizledi ve dik durdu
Araf:
Aşk aral
*
Gülüşüm yavaş yavaş soldu. Arafa dolu gözlerle baktım. Araf beni anlıyordu. Aşk konusundada
Araf:
Sıla seni para için soy adımız işin sevdi
Aral:
Onun adını ağzına alma ben en son geçen ay söyledim oda yıllar sonra!
Araf:
Aral sus! Ve beni dinle. Seni paran için sevdi. Aral salak değilim ben! Ben boşuna mı hergün kızlarla buluşuyorum? Ne için başka kızlarla konuşup saatler sonra yada ertesi gün engelleyip başkasıylayım
Aral:
Neden?
Araf:
Kızları test ediyorum. Beni ben olduğum için mi? Araf Karahanım diyemi seviyorlar yoksa Param ve soy adım için mi? Engellediklerim ise para ve soy adımı istiyorlar diye
*
Ne yani araf test için mi hergün başka kızlarlaydı? Arafın herşeyini bilirdim hatta onu ondan daha iyi tanırdım ama böyle birşeyi yaptığını hiç bilmiyordum. Şok içinde ona baktım
Araf:
Hiç bana bakma öyle. On dokuz yaşındayım ama salak değilim aral. Zenginiz amınakoyayım sal gitsin ne her sikimi kafana takıyorsun sende ayrı mallık yapıyorsun
Aral:
Haklısın aslında. Afferin lan araf!
Araf:
Ne sandın sen beni
*
Araf armut koltuğunu yanıma çekip dibime oturdu. Sağ kolumu omzuna attım. Araf haklıydı ben her sikimi kafama takıyordum. Önceden hiç böyle yapmazdım ama şu son olanlardan sonra kafayı sıyırmak üzereydim. Ya vitaminler kafamı bunaltıyordu ya da ben artık iyi değildim.
*
Gece biraz geç yatmıştık. Yellozda sonradan bahçeye çıkıp yanımıza gelmişti ve üçümüz oturup aburcubur yiyip birşeyler içtik. Odam çok sıcaktı,aşırı terlemeye başlamıştım. Altımda sadece şort vardı üstüme bişey giymeden uyumuştum. Sıcaktan yataktan kalkmak istemiyordum. Zorla kalkıp aşağıya inmek için odamdan çıktım. Araf çoktan uyanıp inmiş bile. Salona girdiğimde herkes salonda oturuyordu. Öyle bir bakıyordum ki sanki tiksiniyor gibiydim. Kendime gelemedim napabilirim? Farkında olmadan ters ters bakıyordum
Yeliz:
Oo günaydın Aral Karahan
Araf:
Yok yok buna günaydın demeyin selam falan çakmayın, yoksa aral bize çakar. Baksanıza tersinden kalkmış
*
Gözümü kaşırken koltuğa oturdum. Gözlerim dalıyordu. Üstüm çıplak olduğu için herkes bana bakıyordu
Açıkta bi yer mi gördünüz??
Aral:
Araf çakıcam ben şimdi sana. Kendime gelemedim hava çok sıcak
Aliye:
Oğlum sen terlemişsin, gir duş al serinlersin
Galip:
Aral ölçümlerin nasıl bu aralar?
Aral:
Normale göre biraz hızlı yükseliyor. Ama bayılma gibi bişey olmuyor
*
Esnemeye başladığımda elimle ağzımı kapattım. Anında gözlerim dolmaya başladı. Yeliz ve Araf bana bakıyordu. Benim görmediğim bişey mi var lan?
Araf:
Kurban olduğum soğutucu bantını takmış
Aral:
Hee taktım sıcak ya hani
Yeliz:
Aral senin kaslar cidden baya iyi. Baksanıza göğüs kasları karın kasları her kızın aradığı erkek
Aral:
Kızlar arasın pas vermem. Hepsinin beni neden istediği belli. Para ve soy adım için
Galip:
Hadi herkes yapıcağını yapsın. Kahvaltı yapalım
*
Yerimden kalkıp direk yukarı çıktım. Kıyafetlerimi ayarlayıp duşa girdim. Çıkıp saçlarım ıslak halde aşağıya indim. Kahvaltı hazırdı. Oturup peynir zeytin ve portakal suyu koydum. Her hareket ettiğimde araf bişeyleri kokluyor gibiydi
Araf:
Aral senden mi geliyor koku?
Yeliz:
Evet bende fark ettim baya güzel kokuyor
Aral:
Benden geliyor
*
Portakal suyumu içmek için bardağı tam ağzıma götürüyordum ki telefonum çaldı. Bıkkınlıkla bardağı masaya koyup cebimden çıkardım. Bilinmeyen numara yazıyordu. Ya allah aşkına ne diye arıyorlar ki beni? Telefonu açtım ve kulağıma götürdüm
Aral:
Kimsin birader bilinmeyen numaradan arıyorsun beni?
*
Bir mırılsanma sesi geldiğinde yüzümü gevşettim. Bi dakka bu erkek sesi değildi,kız dı bu. Sesi aşırı tanıdık gelmişti. Has siktir Sedefin sesiyidi bu! Son dakka dank etti
Aral:
Sedef senmisin?
Sedef:
Evet,Numaranı ilyastan aldım
Aral:
Bi sorun mu var şuan pek müsait değilim
Sedef:
Kuzey tutturdu İlyasa diyorki Aral abiyle beraber gezelimmi diye. İlyasta Arala sorun dedi
Aral:
Şuan kahvaltı yapıyorum,kalkınca hemen arayacağım seni
Sedef:
Tamamdır afiyet olsun
*
Telefonu kapatıp cebime geri koydum. Galiba bugün erkekler günü yapıcaktık. Ben,İlyas,Gurur Ve Kuzey ile. Portakal suyumu tekleyip yerimden kalıp odama çıktım. Yazlık kıyafetler ayarlayıp yatağımın üstbe koydum. Şortumu giydiğimde Araf odaya girdi ve direk yatağıma uzandı
Aral:
Kıyafete deyme kırışmasın araf
Araf:
Yok deymiyor. Sedef kim ve sana ne dedi?
Aral:
İlyasın komşusuyumuş. Geçen dışarı çıktığımızda eve gidiyorlardı kardeşi kuzey arabayı gördü plakayı bağırırarak ablasına gösterdi aral abi burda falan dedi öyle yani. Kuzey bizimle gelmek istiyormuş ben ilyas gurur alcaz işte çocuğu gezdircez
Araf:
Bu sedef denen kız sana yanık galiba benden söylemesi
Aral:
Öyle zaten
Araf:
Madem erkeklersiniz bende geleyim mi
Aral:
Tamam git hazırlan bekliyorum
*
Araf hışınla yataktan kalkıp odasına gitti. Yatakta kıyafeti alıp giyindim. Parfüm sıkıp odadan çıktım o sırada araf giyinmişti bile hangi ara hazırlandı amınakoyayım!
Beraber aşağıya indik. Biz hariç herkes bahçede olduğu için araf ve beni çıkarken bizi gördüler. Arabaya bindik. İlyasın evine doğru sürdüm. Geldiğimizde İlyasa mesaj attım. Beş dakika sonra Kuzey,İlyas ve Gurur çıktı ve arabaya bindiler
Aral:
Oo gençlik nasılsınız
*
Arabayı çalıştırdım ve direksiyon sola çevirip çıkmaya çalıştım. Kuzey ortaya oturmuştu. Gurur solunda ilyas sağındaydı. Klimayı açtığım için camları kapatmıştım
İlyas:
Ohh buz gibi rahatladım
Gurur:
Hava sıcak
Kuzey:
Aral abi nereye gidicez
Aral:
Nereye istersen oraya gidicez abim
*
Kuzey’e dikiz aynasından baktığımda düşünüyordu. Düşüncesini bulup hemen sıçradı ve gülümseyerek bakmaya başladı. Arafta böyleydi .
Kuzey:
Bulduum! Dondurma yemeğe gidelim
Aral:
Oo gidelim tabi
*
Yarım saat sonra bi dondurmacıya geldik. Herkes kendine ikişer top dondurma aldı ve boş bi masaya oturduk. İçim yanıyordu hemde cayır cayır. Bu sıcakta içimin yanmasına iyi gelmişti.
Araf:
Dondurmam külahın içine girdi ya
Gurur:
Külahıda ye dondurmaya ulaşırsın
2 Saat Sonra:
O kadar çok yorulmuştuk ki arabada tuaf sesler çıkarıyorduk. Araf yorgunluktan ağlayacakmış gibi sesler çıkarıyordu. Arabayı bile çalıştıramadım
Gurur:
Ulan ne gezdik ben ömrümde bu kadar yorulmadım
Araf:
Ben öldüm bittim
Aral:
Tamam susun çocuk var
*
Aynadan baktığımda Kuzey sadece bizi izliyordu. Şu iki saate bizi bitirmişti. Derin nefes vererek kontağı açıp anahtarı çevirdim ve arabayı çalıştırdım.
İlyas:
Aralım sen direk bizim eve sür
Aral:
Tamamdır. Gurur sen kanka
Gurur:
Bende eve gideyim
*
Yolu ilyasın evine sürdüm. Gözlerim kapınıp aralanıyordu. Sağ sinyali açtım ve sağa çektim. Ani fren yapınca herkes bana baktı. Araf kafasını öyle bir çevirdi ki gülmemek için zor durdum.
Gurur:
Noldu lan
İlyas:
Aral niye durdun
Araf:
İyimisin la
Kuzey:
Aral abii
Aral:
Araf sen sürsene gözüm kararıyo,fena daralıyorum
*
Araf hızla kemerini çıkardı ve arabadan indi. Bende kemerimi çıkarıp indim ve yan koltuğa geçtim. Arafla kemerlerimizi taktık. Dörtlüyü kapatıp sürmeye devam etti
Gurur:
Aral sen iyisin deme?
Aral:
İyim kardeşim
*
Telefonu vitesin önünden aldım ve ölçüm uygulamama girdim. Kolyemi içimden çıkarıp telefonu dayadım
Kuzey:
Aral abi napıyorsun
Araf:
Aral hasta ya o yüzden ne kadar yükselmiş diye ölçüyor
*
Ölçüm yaparken konuşmamam gerektiği için araf benim yerime cevap verdi. Ses çıkınca telefonu çektim ve baktım. Sıkıntıyla ofladım
Aral:
Araf ilk sen beni bırak
Araf:
Niye
Aral:
Yüksek çıktı
İlyas:
Kaç
Aral:
35,02. Beni bırak eve
*
Araf gaza yüklendi ve vitesi yükseltti. Evin önüne geldiğimizde hızlıca indim. Eve girip odama çıktım. Geçerken salonda Yelloz,annem ve babam oturuyordu beni gördüler ama onlara cevap vermedim. Duşa girdim. Üstümü hemen değiştirdim. Altıma ve üstüme takım olan şort tişört giyidim. Buram buram parfüm kokmama rağmen yine sıkıp aşağıya indim. Koltuğa kendimi yorgunlukla attım. Nedensizce sinirliydim
Yeliz:
Aral sen erken gelmezsin. Noldu
Aral:
Ne olucak amınakoyayım! Ölçümüm yüksek çıktı
Galip:
Neden? Uzun zamandır yüksek değildi
Aral:
Bilmiyorum
Aliye:
Soğuk duş al aral
Aral:
Az önce aldım. Çıkıcam şimdi
Yeliz:
Nereye daha araf gelmedi
Aral:
Nilay hastaneden çıkıcakmış bugün onu almaya
Yeliz:
Bende geleyimmi aral
Aral:
Git hazırlan bekliyorum
*
Yelloz kalkıp yukarı çıktı. Derin nefes verdim. Daha ne kadar derin olucak? Kafamı geri attım ve gözümü kapatıp eskilere daldım. Arafın çok küçük olduğu zamanlara
16 Yıl Önce:
Aral yedi Araf ise dört yaşındaydı. Aral ilkokula yeni başlamıştı. Okula gidince Araf ile oyuncak oynayacak kimse kalmıyordu. Araf daha küçük olduğu için aral okuldayken ağlıyordu. Birgün aral okuldan döneceği zaman araf tekrardan ağlamaya başlamıştır. Aliye ve Galip susturamıyordur
Aliye:
Galip susmuyor napıcaz?
Galip:
Neden susmuyor
Aliye:
Aralın gelmesine ne kadar kaldı? Arafı anca aral susturur
*
Galip saatine bakıp aliyeye tekrae döner. Araf hala ağlıyordur. Aliye araf sussun diye ayakta sallıyordur
Galip:
Şuan gelmesi gerekiyor
*
Tam o esnada kapı açılır ve aral içeri girer. Çantasını yere bırakıp salona girer.
Aliye:
Aral oğlum araf susmuyor sen sustura biliyorsun
*
Aral arafı kucağına alır ve yukarı çıkarlar. Arafın odasına girip oyuncaklarla oynamaya başlarlar.
Aral:
Araf,bak biz bugün neler yaptık. Bunu senin için boyadım
*
Araf hızla kağıdı aralın elinden alır. Alırken kağıt az buruşmuştur. Araf resime bakarken bağırırarak sesler çıkarır. Aral üstünü değiştirmek için odasına gider. Değiştirip tekrardan arafın odasına geri gelir. Araf o esnada raftaki oyuncağı almaya çalışıyordur
Aral:
Mamimo napıyorsun mamimo
*
Aral arafın istediği oyuncağı alıp ona verir. Arafın yanağından öper ve beraber oynarlar
Şimdiki Zaman:
Gözlerimi açtığım an yelloz aşağıya iniyordu. Ayakkabılarını giyip bana bakıyordu
Yeliz:
Ben hazırım aral
*
Yerimden kalktım ve ayakkabı dolabının aynasından üstümü düzelttim. Evden çıktık. Benim arabam arafta olduğu için başka arabayı aldım. Yola çıktık ve hastaneye doğru sürmeye başladım
Yeliz:
Aral,sence nilay kimden süpriz bir şekilde hamile kaldı?
Aral:
Hiç bir fikrim yok. Her şeyi çözdüm de bunu nasıl çözemedim anlayamıyorum
Yeliz:
Sende çökmüşsün,sesin,huyların,bakışların,hislerin, herşeyin çok değişmiş
*
Yelloz haklıydı. Herşeyim değişmişti. Şuan konuşurken bile çok yorgun ses ile konuşuyordum. Gerçekten yoruldum. Hastaneye geldiğimizde bizi gören yetkililer saygıdan gözleri ile selam verdiler. Direk Nilayın olduğu odaya çıktık
Kapıyı çalıp içeri girdik
Gülay:
Hoş geldiniz abi
Aral:
Hoş bulduk abim hazırmısınız?
Nilay:
Hazırız aral
Yeliz:
Bende yardım edeyim size
*
Yeliz yardım etmek için yanlarına gitti. Nilay hala yataktaydı. Yanına gittim. Ona öyle bir bakıyordum ki arada bakışlarını kaçırıyordu. Hazırlandıktan sonra odadan çıktık. Gülay ve yelloz önden giderken nilayla arkada yavaş gidiyorduk
Aral:
Yaptıklarının farkındasın deme
Nilay:
Neyin farkındamıyım?
Aral:
Amerikaya gittin döndüğünde hamileydin. Beni kimse kandıramaz Araf bile
Nilay:
Nasıl düşünmek istersen öyle düşün ama olanlar düşündüğün gibi değil
*
İç çektim. Bunların hepsi neydi biliyormusunuz? İhanetten geriye kalanlardı bunlar. Ben herkese ne kadar sevecen olsam ihanete uğrardım. Neden mi? Param ve soy adım için. Ve bunlar beni ölüme sürüklüyordu. Ben ölürsemde araf biterdi. Benim ölümüm bütün Karahanları bitirirdi! Yolda amcamları arayıp bize gelmelerini söyledim akşam yemeğini bizim evde bahçede yiyecektik. Yelloz ön koltuğa gülayla nilay arka koltuğa oturmuşlardı.
Yeliz:
Aral siz sabah hangi arabayla çıktınız
Aral:
Benim arabayla
Gülay:
Bu araba kimin
Aral:
Benim. Plaka ARL bakmadınızmı
Nilay:
Aralın başka arabalarıda var
Aral:
Sabah Bmw ile çıktık. Benim ölçüm yüksek çıkınca eve erken geldim. Bmw arafta Buda maserati
*
Yarım saat sonra eve gelmiştik. Evin önünde bekliyorduk ama giremiyorduk. Kaybettiğim şeyi arabanın içinde arıyordum
Yeliz:
Aral neyi bekliyoruz
Aral:
Anahtarı bulamıyorum
*
Otomatik kapının anahtarını kaybetmiştim ve bulamıyordum. Normalde arabamda sadece ihtiyacım olucak şeyler vardı. Dağınık bi arabam yoktu. Vitesin önüne bakarken korna çaldı. Başımı kaldırdım. Araf gelmişti ve kornaya basıp duruyordu. O kadar havalıydı ki bize edit yapılmalıydı. Araf camı açtı ve anahtarı gösterip kolunu dışarı çıkarıp düğmeye bastı. Otomatik kapı açılmaya başladı. Kornaya bastım. Kapı açılınca ikimiz arabalarla girmeye çalıştık. Arabaları park edip indik.
Araf:
Wooow çok iyi duruyorsun
Aral:
Naber abim?
Araf:
İyi,Gurur ve ilyası bıraktıktan sonra arkadaşların yanına gittim. Sen
Aral:
Hastaneden geliyorum
*
Kızlar arabadan indi ve araf şaşkın halde olanları izliyordu. Araf daha amcamların geldiğinden de haberi yoktu anlaşılan. Neyse içeri girince haberi olur
Araf:
Hoş geldin Nilay
Nilay:
Hoşbuldum Araf
Aral:
Hadi içeri
*
Sallana sallana yürüyorduk. Cebimden anahtarı çıkarıp evin kapısını açtım. Sesten herkes kapının olduğu yöne baktı. İlk ben girdim.
Aliye:
Hoş geldin oğlum yeliz nerde
Aral:
Burdalar
*
Herkes içeri girdi. Araf ayakkabılarını çıkarıp beyaz Nike terliklerini giyip salona geçti.
Galip:
Nilay nasılsın kızım iyimisin
Nilay:
İyim amca saolun
Aral:
Nilay bu arada,birdaha tek başına yurt dışına gidemiceksin. Amerikadaki kabulünüde iptal ettim
Nilay:
Neden aral ya
Aral:
Nedenini herkes biliyor. Nedenin sebebini kimse bilmiyor. Türkiyede devam ediceksin. Ben tekrardan trajik olay yaşamak istemiyorum. Bu konuda tartışmaya kapalı
*
Nilay üzülmüştü. İstediği kadar üzülebilir,ben istediğimi elde etmeden durmayacağım! Yurt dışına okumaya gitti hamile olarak geri döndü. Ee bende nilayın bebeği ölmeden iki gün önce kıbrısa gitmiştim. Bende evlenip gelseydim. Ohh ne kadar rahat valla. Yarım saat sonra bahçede masaya sofra kuruyorduk. Biz erkekler mangal yaparken kızlar içerde salata meze gibi şeyler yapıyordu. Mangal olunca tek tek tabaklara dolduruyordum. Bi yandanda bağırmaktan kendimi yırtıyordum
Aral:
Yelloz hadi gelin artık mangal oldu sizi bekliyoruz!!
Araf:
Aral sesin çok kalın bağırma
Aral:
Baba,amca siz oturun ben hallederim onları. Araf abim sende hadi
*
Araf,babam ve amcam sandalyelere oturdular. Kızlar dışarı çıkınca hepsinin elinde birşeyler vardı. Hepsini masaya koyup oturdular. Azcık sönmüş ateşe süt mısırı koydum. Yemekten sonra keyif diye yerdik. En son masaya ben oturdum ve yemeğe başladık. Anlık açılan sohbet sarıyordu. Kahkahalar,eski anılar
Kazım:
Sabriler taşındılar haberiniz var değilmi?
Aliye:
Aa niye benim hiç haberim yok
Gülçin:
Benimde yeni haberim oldu
Galip:
Bilge öldü diye başka ülkeye taşınmışlar
Aral:
Ben ölünce burda kalabilicekmisiniz acaba
*
Sessizlik oluştu ve herkes gözlerini benim üstüme dikti. Allah kahretsin ben seslimi söylemiştim? Kısık ses ile söyledim sanıyordum meğersem normalden vereee diye söylemişim. Araf dirseğini karın boşluğuma geçirdi.
Aral:
Hay sikeyim!
Araf:
Aral düzgün konuş! Ölümmüş
Aral:
Kusura bakmayın sesli söylemişim
*
Herkesin bakışlarını üzerimden çektikten sonra yemeğe devam ettik. Suyumdan bir yudum aldığım esnada cebimden telefonum çaldı. Ya ben bu telefonu her çaldığında neden duvara fırlatmıyorum? Sinirle bardağı sertçe bıraktım ve telefonu cebimden çıkarıp açtım. Hoparlöre alıp masaya koydum
Yine bilinmeyen numaralar. Yakında müşteri hizmetlerini arayıp gizli ve bilinmeyen numralarını hattıma kapattırıcam yeter amınakoyayım. Bi yandan yemeğe devam ederken bi yandan hoparlörde duran telefondan ses gelmesini bekliyordum. Herkes telefona bakıyordu
Aral:
Konuşman için bekledim ama konuşmuyorsun. Kimsin?
X:
Aral Karahan
Aral:
Buyur benim,sizi anlamıyorum dünya üzerinde zaten tanınan biriyim ne diye telefondan rahatsız ediyorsunuz? Sizin için söylemiyorum yapan bir yığın insan var
X:
Sen parana mı güveniyorsun ya da soy adına?
Aral:
Ben o siktimin parası ve soy adıma güvenmiyorum. Kaybedeceğim birşey yok ve bu yüzden çok rahatım. Belliki beni sevmeyen birisin dostum. Sevip sevmemen beni ilgilendirmez ama nefretini kusmak için aradıysan. Seni dinliyorum
*
Bir erkekti, sakince konuştum çünkü alışkındım. Umrumda değildi şuan ne sinirlenmiştim ne öfkelenmiştim hiç birşey hissetmiyordum
X:
Sizin gibi zenginler gösteriş yapıyor,hepiniz aynısınız. Mal mülk ve paraya güvenirsiniz. O para bitince sürünürsünüz
Aral:
Efendilik erdemliktir ama seninkisi ego. Belliki sen beni kıskandığın için aradın. Haklısın dostum bende benim yerimde olsam bende beni kıskanırım. Kapatıyorum birdaha bu tür aramalar gelirse hakkınızda yakalatma kararı çıkartırıcam
*
Dedim ve telefonu kapatıp cebime geri koydum. Yine masadaki gözler üstümdeydi. Bakmayın bana öyle bi bok olmadı. Üzerimde gezinen gözlere tek tek baktım
Aral:
Bakmayın bana öyle hep geliyor böyle aramalar
Galip:
Oğlum araf sanada söylüyorum. Dışarıda dikkat edin bu tür durunlarda. Nilay,gülay ve yeliz bunlar sizin içinde geçerli kızım
Yeliz:
Merak etme amca
Nilay:
Dert etmeyin bizi
Araf:
Havuza girelim mi yemekten sonra
Gülçin:
Arafçım siz gençler girin oğlum
Aral:
Aşk olsun yenge sende gençsin
*
Öyle bi ses tonu ile konuştum ki arafla patladık. Bizim anırmamıza diğerleride gülmeye başladı. Arafın kafasını kollarımın arasına aldım ve saçını öptüm. Bunları yaparken hala anırıyorduk. Arafın gülmekten gözleri dolmuştu. Ben ise ağlıyordum yaşlar akıyordu gözümden
Kazım:
Ağlıyorlar ha
Yeliz:
Ay susturun şunları. Araall sakin olun
Galip:
Yengesine laf attı al susmak bilmiyorlar
Aliye:
Araf aral sakinleşin
*
Gülmekten terlemiştim. Sakinleşip susunca derin nefesler alıyordum. Nefessiz kalmıştım. Soğuk su doldurup son yudumuna kadar içtim. Yengem bana öyle bi bakıyordu ki her an tekrardan patlayabilirdim
Gülçin:
Aralcım yengecim ben gencim tabi oğlum
Aral:
Evet yenge gençsin. Allah nazarlardan saklasın
*
Yemek boyunca nilay hiç konuşmamıştı. Ya ortam onu sarmamıştı ya aklı hala olanlarda kalmıştı. Geçmiş sadece önceden olanlardır. Ya ondan sonra olacaklar?
*
Bahçeden gelen seslere uyanmıştım. Gece çok geç yatmıştım ve şuan uykumu alamamıştım. Araf havuza girmişti. Havuza öyle bir atlıyordu ki ses bana geliyordu. Odam zaten havuza bakan taraftaydı. Yataktan kalkıp odamdaki fransız balkona girdim.
Aral:
Araf damızlık gibi atlama!
Araf:
Tamamdırr!
*
Yeni uyanır uyanmaz bağırmıştım. Niye bağırdım onuda anlamadım.
Şortla üstüm çıplak şekilde aşağıya inip bahçeye çıktım. Annemla babam otururken arafla yellozla havuzdaydı. Bütün ağırlığımı sol bacağıma vererek sağ bacağımı hafifçe yana uzattım. Uyku sersemi gözlerle arafla yellozu izliyordum. Arafa çok bakıyordum. Nedense gülümsememe neden oldu. Araf daha dün küçücüktü hangi ara büyümüştü. Arafla olan abi kardeş ilişkimiz diğer abi kardeşlerden farklıydı. Ben arafa çok düşkündüm,oda bana çok düşkündü. Ya tek kardeşim diye mi bilmiyorum ama ona o kadar çok düşkündüm ki küçüklüğünden bu yana onu o kadar çok sevmiştim ki,ben ömrümde birini bu kadar sevmemiştim. O benim herşeyimdi canımdan candı. Araf ona baktığımı anlayınca bakışlarımı düzelttim. Araf biraz yaklaştı ve ses tonunu biraz yükletti
Araf:
Niye bana öyle bakıyorsun
Aral:
Hiiç senin benim kardeşim olmanın mutluluğuna dalmışım
Araf:
Aabiimm!
*
Araf tutkuyla bağırınca gülümsedim. Annem ve babamın yanına oturup etrafa göz gezdirmeye başladım. Yalnız hava harbi sıcaktı lan
Aliye:
Ne zaman uyandım oğlum
Aral:
Az önce arafın havuza atlama seslerine uyandım
Galip:
Aral uyanır dedim ben onlara
Aral:
Bişey olmaz ya
*
Güneş çok fazla gözümü alınca dayanamadım ve kalkıp eve girdim. Merdivenlerden çıkarken duraksadım,korkuluklara tutunarak destek aldım. Nefesim daraldı,kalbim sıkıştı. Canım çok yanıyordu. Gözlerim acıdan dolmuştu. Dayanmaya çalıştım. Ama başaramadım odama zorla çıktığımda yatağa oturdum. Telefonumu şarjdan çıkarıp ada hanımın numarasını bulmaya çalıştım. Sağ elimi göğsüme bastırdım. Kahretsin ki canım çok yanıyordu! Ada hanım telefonu açmıştı
Ada:
Günaydın Aral bey
Aral:
Ada hanım yardım edin,ölüyorum
Ada:
Ne demek ölüyorum? Aral bey sakince anlatın noldu
Aral:
Odama çıkarken ağrı girdi,kalbim sıkıştı,nefesim kesildi. Canım çok yanıyor
Ada:
Aral bey eğer araba kullanıcak durumdaysanız hastaneye gelin
Aral:
Gelirim. Ama lütfen annem veya babama söylemeyin sizi ararlarsa genel kontrol deyin. Özellikle araf duymasın nolur
Ada:
Tamam aral bey sakinleşin. Gelin siz ben sizi bekliyorum
*
Canım o kadar çok yanıyordu ki sesim bile değişmişti. Hemen üstüme rahat birşeyler giyidim ve aşağıya indim. Bahçeye çıktığımda benim aceleci tavırlarını gördüklerinde durdurmaya çalıştılar
Galip:
Aral nereye!
*
Cevap vermedim,vermek istemiyordum,ayrıca zorunluda değildim. Canım acıyordu
Aliye:
Oğlum nereye!?
Araf:
Ya lan nereye aral
*
Arabaya yaklaştığımda dayanamadım ve onlara bakmadan bağırmaya başladım. Benimde sabrımın sonu vardı!
Aral:
Hastaneye gidiyorum tamammı? Öğrendiniz mi şimdi
*
Arabayı açıp kapıyı sertçe kapattım. Kontağı çalıştırdığım an gaza öyle bir yüklendim ki camdan baktımda annemlerin bana baktığını gördüm. Otomatik kapı açıldığı an çıktım. Bakalım bugün ölücekmiydim yoksa yaşayacakmıydım?
&
Hastaneye geldiğim an ada hanım ve birkaç doktor arkadaşları benimle ilgilenmeye başladılar. İçimde sıkıntı vardı. Bişey olucaktı ve geceler bana zindan olucaktı. Ölmek beni korkutmuyordu ama daha çok gençtim. Vayy bee bu yaşta bile ölüceksin be aral!
Benden bi kaç tüp kan almışlardı,kan sonuçları çıktığında ada hanımla arkadaşları gelmişlerdi. Beni odaya almışlardı. Şuan serum yiyordum.Ellerinde dosyalar vardı. Haydi bakalım neler oluyordu
Ada:
Aral bey test sonuçlarınız çıktı,doktor arkadaşlarımla sizi bilgilendiricez. Evet meral hanım siz başlayın
*
Adını şuan öğrendiğim kırklı yaşlarında gözüken meral doktorun yüzü nedense hiç hoş tepki vermiyordu. Yanlarında iki tanede erkek doktor vardı. Dört doktor niye benim için gelmişti. Hissediyordum ya ölücektim ya sürünecektim. C şıkkı hiç biri olmasın
Meral:
Sonuçların çıktı aralcım,tahminimizden daha da kötü. Nefes alamaman tamamen sıcakta kalman,göğsünün daralması ise sıcağa maruz kalıp damarlarının çatlamasıyla meydana geliyor
Aral:
Lütfen siz devam edin
*
Elimle meral hanımın yanındaki doktoru işaret ettim. Bu doktoru daha önce hastanede görmüştüm ama hiç tanışıklığımız olmamıştı. Otuzlu yaşlarındaydı.Adam beni tanıyordu o kesin
Ada:
Buda Sedat hocamız,en profesyonelimizdir. Sizi dinliyoruz hocam
Sedat:
Sen yakından baya yakışıklıymışsın ha! Fotoğraflardan daha iyi. Konumuz şu aral. Sorun ciddi,eğer dikkat etmezsen bu daha fazla ilerlicek ve sonu çok ağır olucak
Aral:
Yani bedeli ölüm
*
Doktorun sözünü kestiğim için bana baktılar. Konu sözünü kestiğim için değildi,sonunun bedeli ölüm olcağı içindi. Ada hanımı yıllardır tanıyorum ve benim için hep en iyi doktorlarla çalışırdı.
Bunu dediğim için ada hanım üzülmüştü. Sözler söylemesede göze bi baktığım an diyemediği herşeyi bakışlardan dinlerdim.
Ada:
Aral bey öyle birşey olmayacak. Ben ve arkadaşlarım sizin yaşamanız için herşeyimizi vericez. Son olarakta Doruk hocayı dinleyelim
*
Adını daha yeni öğrendiğim doruk hoca ise yirmili yaşlarının sonunda gibiydi. Saç traşı nerdeyse benimkiyle aynıydı. Aramızdaki tek fark ise benim saç tutamlarım yanlardan içe doğru kıvırıktı. Dosyayı okudu ve gözlerini bana dikti
Doruk:
Aral,diğerlerini duyduğun gibi dikkat etmezsen sonu kötü biter,biz seni heryerden tanıyoruz. Duyduğumuzda göre tek varlığın araf,onun için dayan. Çünkü bu tür hastalıklar öyle bi kötü son ki pişmanlık yaşatır. Sıcağa olan duyarın güneşte yada herhangi sıcak bir ortam ateş gibi,bunların başında durduğunda vücudun devreye geçiyor ve kriz yaşatıyor. Kriz geçirmeden önce içten sana uzaklaşman için belirtiler gösterir,eğer uzaklaşmazsan kriz geçirirsin. Yani hepimizin demek istediği;Sınırdasın
*
Daha fazla dinlemek istemiyordum,çünkü hepsi bana elinde sonunda ölüceksin demek istiyordu. Bunları öyle bir öfkeyle dinlemiştim ki kulaklarım kızarmıştı. Ben Aral Karahandım ve benim ölümüm yeniden doğmak olucaktı. Yani Araf Karahan demekti.!
Ada:
Şimdi hazırlanıp eve gidebilirsiniz. Lütfen dikkat edin kendiniz için değilse bile Araf için. Lüften
*
Doktorlar odadan çıktığı an yatakta doğrulup ayakkabılarımı giyindim. Cüzdanım,telefonum ve arabanın anahtarı masanın üstündeydi onları alıp hışınla odadan çıktım. Öyle bi yürüyordum ki benden önce çıkan doktorları geride bıraktım. Hastaneden çıkıp arabay bindim. O kadar hızlı sürüyordum ki yarım saatlik yolu on beş dakikada gelmiştim. Otomatik kapının açılmasına az kala sinirimi arabayı bağırtarak azaltmaya çalışıyordum. İçeri girdiğimde sesten benim geldiğimi anlamış şekilde bakıyorlardı. Arabayı direk yamuk park edip sinirle indim. Eve giricekken arafla yeliz koşarak yanıma gelip kolumdan tuttular. Annem ve babam oturuyordu. Kaç saattir hastanedeydim nerdeyse öğlen olmuştu. O sinirle hiç birinin yüzüne bakamadım
Araf:
Noldu senin bu halin ne
Yeliz:
Aral neyin var sinirden kızarmışsın
*
Bişey diyemedim. Ne dicektim ‘yakında ölücem araf abisiz kalıcak’ mı dicektim? Onlar bana endişeli ve merakla bakınca kelimeler ağzımdan çıkmaktan zorlanıyordu
Araf:
Ya konuşsana neyin var siktimin yerinde!
*
Araf bağırınca kollarımı onlardan çekerek kurtardım. Onlara öyle bir baktım ki korktuklarına emindim. Dayanamadım ve bağırmaya başladım. Ölüceksin zaten bağır anasını sattımın yerinde
Aral:
Ölüyorum lan ölüyorum! Doktorlar dikkat etmezsen sonu kötü biter diye uyardılar beni! Sınırdayım amınakoyayım!
*
Bağırmaktan kendimi yırtıyordum. Bunu dediğimde araf boş bakmaya başladı,yelloz şoktaydı. Annem ve babam ayağa kalmıştı benim ne dediğimi anlamaya çalışıyorlardı.
Arafla yelizin arasından geçerek eve girdim. Araf yeni banyo yapmış olucaktı ki saçlarındaki su damlaları koluma geçmişti. Odama çıktığım gibi sinirden yatağımı dağıttım. Odamdaki eşyaları kırmak istemiyorum çünkü düzenim bozulucaktı. Sinirden gözüm dönse bile eşyalarıma zarar vermezdim,gider başka şeyler yaparak zarar verirdim. Hıncımı alamayıp odadan çıktım ve kolidorda olan herşeyi elime alarak fırlatmaya başladım. Mübarek malikane kolidoru gibiydi. Büyük ve geniş. O sinirle bağıra bağıra küfürler ediyordum. Annem babam araf ve yeliz merdivenlerde belirince onları gördüğüm halde durmadım. Yanıma yaklaşamıyorlardı çünkü o öfkeyle onlara zarar verebilirdim.
Bi yandan dağıtıp yıkarken bi yandan kendimi yırtar derecesine bağırıyordum. Sesim duvarlara çarpıp yankı yapıyordu
Aral:
Araf bak bak, bak ben ölüyorum! Benim ölümüm ne demek biliyormusunuz!? Aral Karahanın ölümü yeniden doğması Araf Karahan demekti! Ölmekten korkmuyorum! Anladınız mı lan beni korkmuyorum!!!
*
Kendimden korkuyordum. Bu ben değildim,bu sözleri ben söylemiyordum. İçime şeytan girmişti sanki bu sözlerin benden çıktığına inanamıyordum. Ben konuşmuyordum,içimdeki şeytan konuşuyordu. Elimdeki cam eşyayı duvara fırlattıktan sonra dizlerim kırıldı ve yere düştüm. Sanki göğsüne üç ok saplanmış şövalye gibiydim. Araf koşarak yanıma geldi. Elleri ile yüzümü avuçlayıp başımı kaldırdı
Araf:
Aral bana bak. Bana bak aral! Sen ölmeyeceksin anlıyormusun? Sen benim abim olduğun sürece ölmeyeceksin!
*
Araf ilk cümlesinde bağırmadı ama sonradan benim gibi kendini yırttı. Ölüm beni korkuymuyordu,nasıl öleceğim korkutuyordu. Dizlerimin üstüne çağresizce dururken yeliz, annem ve babam gelip yanımıza diz çöktüler. Ben başım eğik sinirden burnumdan solarken annem elini yanağıma koydu. Ağlıyordu. Babam elini omzuma koydu.
Aliye:
Oğlum,Aralım, ölmeyeceksin. Ben biliyorum anneler hisseder. Araf’a nasıl o kazada birşey olmadı sanada olmayacak.
Galip:
Ne arafın ne senin ölmene izin vermicem oğlum. İkiniz benim herşeyimsiniz. Yaşamanız işin elimden geleni yapıcam
&
Dün sinir krizi geçirmiştim. Etrafı kasıp kavurduktan sonra odama geçtim ve yatağımda uzandım. Odadan hiç çıkmamıştım. Geceye doğru gözlerimin yanmasıyla uyuyakalmıştım. Şuan saat 13:36dı ve ben yeni kalkmıştım. Hiçbirşey olmamış gibi hazırlandım parfümümü sıkıp aşağıya indim. Odadan çıkıp duvara baktığımda duvarlar çaprmanın etkisiyle çizilmişti. Bunun sorumlusu bendim. İç çekip önüme geri döndüp aşağıya indim. Herkes masada oturuyordu. Bende yerime oturdum.
Araf:
İyimisin birazdaha
Aral:
İyim. Dün için kusura bakmayın. O sinirle ne yaptığımın farkında değildim
Galip:
Dert etme oğlum
Aliye:
Sen iyi ol yeter
*
Yeliz sağ elimin üstüne elini koyup başını omzuma yasladı. Bende sağ elim ile yanağını okşadım. Bugün dışarı çıkıp kafa dağıtıcaktım. Çok bişey yemeden masadan kalkıp arabanın anahtarını aldım.
Yeliz:
Bi yeremi gidiyorsun aral
Aral:
Gezicem azıcık bunaldım
Araf:
Mağazaya gidersen bana yeni çıkan koleksiyondan bişey alsana
Aral:
Alırım
*
Arafın dediği koleksiyonu biliyordum. Araf mickey mauseli çorap,patik tarzı şeyleri severdi. Bu seneki koleksiyonu isteği için ona alıcaktım. Evden çıkıp arabaya bindim. Mağazaya geldiğimde ilk önce arafın istediğini aldım. Elimde renkli poşetlerle gezerken biri yanıma gelip fotoğraf çekildiler. Başka bir mağazaya girip ilyas,babam ve gurura kıyafet takımları aldım. Bu sefer başka kart kullanıcaktım. Cebimden cüzdanımk çıkarıp içinden Black kartı alıp uzattım. Başka bir yere girip yelloza ve anneme birşeyler aldım. Ellerim poşetlerle mağazdan çıkıp bi cafeye geçip ilyasla gurur bekledim. Geldiklerinde aldıklarımı onlara verdim. Çok beğenip teşekkür ettiler. Feda olsun kardeşlerime. Saatler sonra eve geçtim. İçeri girip tek tek aldıklarımı verdim
Aral:
Araf bu senin,yelloz bu senin, anne senin. Baba buda senin
*
Poşetleri tek tek verip yerime oturdum. Araf açtığı an çok mutlu olmuştu. Arafa çorapları alırken hangisini sever diye düşünürken hepsinden birer tane almıştım. Yelloza yazlık bir elbise, annem kapalı olduğu için ona sevdiği şalı
aldım. Babamada kemer cüzdan ve anahtarlık takımı.
Araf:
Oha bakın hepsinden almış. Teşekkür ederim
Aral:
Rica ederim abim
Yeliz:
Aral elbise aşırı güzel teşekkürler
Aral:
Güle güle giy yelloz
Galip:
Teşekür ederim aslanım çok güzel
Aliye:
Çok beğendim oğlum teşekkür ederim
Aral:
Rica ederim güle güle kullanın
*
Herkes hediyesini tekrar poşetlere yerleştirdi. Galiba bi yere gidicektik,herkes şık giyinmişti
Aral:
Bi yere mi gidiyoruz?
Aliye:
Amcanlara gidiyoruz
Aral:
Kalkın gidelim
Yeliz:
Üstünü değiştiricekmisin
Aral:
Yok kalsın hadi kalkın
*
Herkes kalktı. Evden çıkıp arabaya bindik. Vitesin önünde ekran gözlüğümü görünce alıp taktım. Bu gözlüğü en son nilaya onay formu hazırlamak için takmıştım ve bana gülmüştü.Amcamlara geldiğimizde arka bahçeye geçtik. Nilayı iyi görüyordum. Her geçen gün dahada toparlanıyordu. Bana olan hisleride bir bitsee. Araf telefona bakarken telefonu dizine koydu ve sıkıntıyla nefesini verdi. Kulağına eğilerek fısıldadım
Aral:
Noldu
Araf:
Nolucak,şarjım bitti. Önemli mesaj atıyordum
Aral:
Al benimkini
*
Cebime elimi atıp telefonumu arafa verdim. Ekranı kaydırıp bana doğru gösterdi.
Araf:
Şifren neydi hatırlamıyorum
Aral:
Doğum yılın;2007
*
Araf gülümseyerek şifreyi açtı. Kendi ınstagram hesabı bende açık olduğu için girip mesajına devam etti. Dünkü öfkemden eser yoktu. Nilay yanıma geldi ve kulağıma birşeyler fısıldadı
Nilay:
Aral bi saniye gelebilirmisin
*
Nilaya bakıp ayağa kalktım. İçeri girdik. Sıcaktı lan burası. Nilay sehbanın üzerinden pahalı bir markanın poşetini çıkarıp bana doğru uzattı.
Aral:
Nedir bu
Nilay:
Senin için almıştım. Vermeye fırsatım olmamıştı
*
Paketi açıp içindekilere baktım. Bir tişört almıştı. Aşırı güzeldi ve ben bu markayı çok severdim.
Aral:
Teşekür ederim çok güzel
Nilay:
Rica ederim güzel günlerde giyin
*
Lan ne sevenlerim var. Bana sadık kalana ömrümü veririm. Ama dandik çıkarsa işin rengi bambaşka değişir. Bazı insanlar beni para,soy adı,şöhret için değilde ben olduğum için sevdiğini anlıyordum. Bu hayatın amacı ney biliyormusunuz? Bu hayatta insanlara ne yaparsan aynısını sana yaparlar. Amaç buydu. Benden herkese tavsiye;Kimsenin hakkına giripte o kişiden helallik istemeyin. Etse bile hesabı sorulacak. Nilay bana bakıyordu. Gözümdeki gözlüğü işaret parmağım ile yukarı kaydırdım
Nilay:
Bu gözlük
Aral:
Evet,senin Amerika onay formunu göndermek için taktığım gözlük
Nilay:
Sana yakıştığının farkındasın deme
Aral:
Farkındayım çünkü gözlük yüz yapıma göre yapıldı
Nilay:
Çok yakışıyor
*
Tebessüm ettiğimde yanakları kızardı. Kaybolunca onlar hep yanımda olucak. Elimle yüzüne gelen saçlarını kulağının arasına sıkıştırdım. Gamzelerimi göstererek sırıttım. Direk paat diye konuya girdim. Gülüşümü hiç bozmadım. Hatta gülümseyerek konuştum
Aral:
Ya bak ben gerçekten beni sevdiğini biliyorum, hatta aşıksın bana.
Nilay:
Kabul edelim yakışıklısın
Aral:
Farkındaysan hala gülüyoruz çünkü hoşuma gidiyor. Eskisi gibi sinirime dokunmuyor
*
Amınakoyayım nedense hala gülüyordum. Hatta utanarak gülüyorduk. Vallaha Dünkü olaylara sinirim bozulmuştu ki şuan böyle davranıyordum
Nilay:
Farkındayım. Gülmek sana çok yakışıyor. Yüzüne ayrı hava katıyor. Aral Karahan farkı diye bişey var
Aral:
En üst kata terasa çıkalımmı burası çok sıcak ve benim bu sefer dahada dikkat etmem gerekiyor
Nilay:
Tabi çıkalım
*
Salondan çıktığımızda evin kapısını açtım. Gözlerim arafı arıyordu. Telefonumda hala ondaydı. Gülay ve yelloz çardağa oturmuş makyaj malzemeleri deniyorlardı. Bu saatte? Arafı hala telefonda görünce bağırdım
Aral:
Araf biz yukardayız haberiniz olsun
Araf:
Tamaamm
*
Yukarı doğru çıktığımızda Nilayın odasının ışıkları yanıyordu. Odasına göz atıp bi üst kata daha çıktık. Terasa geldiğimizde koltuklara oturduk ve manzarayı izledik.
Nilay:
Aral
Aral:
Dinliyorum
Nilay:
Bir insan aşık olduğu kişinin ilk neyini unutur?
*
Derin nefes aldım, hayatıma sadece bir kişiyi almıştım oda sahte çıktı. Paramda gözünün olduğunu öğrenmiştim. Ona aşkım,sevgilim,güzelim tarzı hitaplarda hiç bir zaman bulunmamıştım. İyikide bulunmamışım. O beni ne kadar sevsede ben hiç bir zaman yüz vermemiştim. Nilayın sorusunun cevabını çok iyi biliyordum
Aral:
İlk önce sesini,sonra yüzünü,daha sonrada kokusunu unutur. En kötüsü sevdiğinin sesini unutman. Düşünsene bigün sevdiğin birini kaybetmişsin aradan baya zaman geçmiş sen onun parfümünden kokusunu alabiliyorsun,fotoğraflardan yüzüne bakabiliyorsun. Ama ya sesi? Sesini unuttuğunda herşey kabus oluyor. Seni sakinleştiren iyileştiren sesi hatırlayamıyorsun bile
Nilay:
Düşünmesi bile üzücü. Sen kimin sesini unuttun?
Aral:
Bilmiyorum,hayatımdan çıkan herkes iyi yandan çıkmadı hepsi kötü niyetinden çıktı. Yani seslerini hatırlasam nolur hatırlamasam nolur?
Nilay:
Haklısın
*
Üst katta olduğumuz için esiyordu. Rüzgardan burnumun ucu kızarmıştı ve gözlüklerle beni aşırı karizmatik gösteriyordu. Kış ayındaki Aral Karahan başka oluyor. Havalar artık dahada sıcaklaşıyordu. Eğer Türkiye çok sıcak olursa soğuk bi ülkeye gidip yazı orda geçiridim, kış gelince Türkiyeye dönebilirdim. Rusya fena değildi.
Aral:
Telefonun yanındamı?
Nilay:
Yanımda,vereyim
*
Nilay telefonunu cebinden çıkarıp bana uzattı. Şifresi yoktu ve kaydırdığım anda açıldı
Aral:
Ada hanımın numarası varmı sende onu aramam gerekiyor telefonum arafta
Nilay:
Var tabi arayabilirsin
*
Rehbere girip ada hanım numarasını aradım. Nilayın A satır başında ilk ben vardım. A adıyla o kadar çok kişi vardı ki en son Ada yazdım. Kişlerde Ada Ekinal Dr. olarak kayıtlıydı. Hemen çaldırdım. Ada hanım anında açtı.
Ada:
Nilay
Aral:
Ada hanım aral ben
Ada:
Aa aral bey buyrun
Aral:
Ada hanım kusura bakmayın nilaydan arıyorum. Birgün beraber bir kahve içmeye ne dersiniz,son durumum hakkında konuşucaklarım var
Ada:
Tabi aral bey nasıl isterseniz.
Aral:
Teşekürler iyi akşamlar
*
Telefonu kapatıp nilaya geri uzattım. Ölücekmiyim yoksa yaşayacakmıyım bunu öğrenmem gerekiyordu o yüzden ada hanım ile kahve içmeye çıkıcaktık.
Nilay:
Bişey mi oldu
*
Cevap vermedim. Yaz ayında olmamıza rağmen izmir bugün serindi. Bugün serinlik benim içim iyiydi. Serin olduğundanda hava birazda soğuktu. Akşam üstü diye böyle olabilirdi. Sıkıntıyla iç çektim
Aral:
Hava yine soğuk,sen yoktun, ihanetin izi kokulara karışmış. Kafam yerinde değil yani. Gülmek bu kadar zor olmamalı?
Nilay:
Araal,sen ne diyorsun? Resmen saldın gidiyorsun. İyi misin?
Aral:
Bilmiyorum,iyimiyim değilmiyim onu bile ayırt edemiyorum artık
*
Nilay oturduğu yerden doğrulup bana doğru döndü. Bende ellerimle oynamaya başladım. Onlar beni duygusuz sanıyooo. Kolumdaki saati düzeltip parmaklarımı kıtlatmaya başladım
Nilay:
Aral iyi değilsin,görüyorum. Beraber büyüdük aral,ben seni tanımıyormuyum? Bişey var ama söylemiyorsun. Anlat bana derdini
Aral:
Nilay gerçekten birşeyim yok. Sadece eğer çok sıcak olursa yazı soğuk olan bir ülkede geçirsemmi diye düşünüyorum. O beni boğuyor
Nilay:
Tek bu kadar mı
Aral:
Bu kadar,bi süreliğine. Hadi aşağıya inelim
*
Yerimizden kalkıp aşağıya indik. Bahçeye çıkıp oturduk. Araf hala telefondaydı. Yelloz ve gülay takma tırnak denen şeyleri deniyorlardı. Öff gözlüğüm çok güzell
Gülçin:
Aralcım gözlükler sana çok yakışmış oğlum
Aral:
Teşekür ederim yenge
Kazım:
Daha bi karizmatik göstermiş
*
Çekinerek gülümsedim. Nilay sırıtarak beni izliyordu. Arafa göz ucu baktığımda mesajlaşıyordu. Bu sıcakta çay içiyorlardı. Lan hiç mi yanmıyorsunuz siz? Şuan tek eksiğim elimde milkshake olmaması. İşim gücüm yokmuş gibi birde burda milkshake yapıcak halimde yoktu. Yengem tatlı koyup gelmişti. Biraz yiyip kalanını bıraktım. Canım sıkılıyordu. Büyükler sohbet ediyor ben sus pus dinliyordum. Dünden beri kafamda bişey vardı,bunu söylemem gerekiyordu
Aral:
Ben bi karar aldım
Aliye:
Ne kararı oğlum
Aral:
Hani ölüm var ödün yokya. Madem sayılı zenginiz bikaçtane hayır kurumuna bağış yapmayı düşündüm
Gülçin:
Çok güzel oğlum benim adımada yap
Kazım:
Neler bağışlıyıcaksın
Aral:
Beslenmeleri için ne gerekiyorsa,giysi,oyuncak,ayakkabı aklınıza gelebilecek ne varsa. Zenginsek bir işe yarayalım.
Galip:
Peki kurumlarla görüştün mü
Aral:
Yarın sabah görüşücem öğlen bağışlayacam. Bir miktarda para göndereceğim
Gülçin:
Her kuruma ne kadar
Aral:
On milyon dolar ve türk lirası
Aliye:
Tamam oğlum yengen ve benim adıma yirmi milyon bağış yap. Adımız yazsın ama Gülçin ve Aliye Karahan diye
Aral:
Tamam yaparız onu
*
Gülümseyerek önüme döndüm. Kurumlara bağış yapmak beni o kadar mutlu edicekti ki anlatamam. Diğerleri tatlı yemeğe devam ederken nilay tabağını bırakıp göz gezdirmeye başladı
Nilay:
Havuza girelim mi? Serinleriz biraz
Araf:
Bana uygun girelim
Aral:
Araf okeyse girelim hadi
*
Yerimizden kalktık. Ben üstümü sirkeleyip gülayla yelloza seslendim.
Aral:
Gülay,yeliz hadi gelin havuza girircez
Yeliz:
Geliyoruz
*
Yelloz ve Gülay geldiğinde yukarı çıktık. Kızların hepsi nilayın odasında giyinmeye girdiler. Araf ve bende gülayın odasına girmiştik. Ben tişörtümü yakasından tuttuğum gibi çıkardım. Arafta çektiği gibi çıkardı.
Araf:
Bantları çıkarıcakmısın?
Aral:
Zorundayım sonra kaşındırıyor
*
Elimi sağ göğsümün üstüne koyup acımasızca bantı çektim. Canım acıdığı için gözlerimi yumumup dişlerimi sıktım. Araf beni sanki onun canı yanıyormuş gibi yüzünü ekşiterek izliyordu. Diğer bantıda aynı şekilde söktükten sonra kalbimin üstündeki Araf yazısı gözüktü. Deniz şortlarını giyip odadan çıktık. Kızlarda o esnada çıktılar. Beraber aşağıya indik. Bahçeye çıktığımızda araf koşarak havuzun olduğu yere gidip ayağını suya soktu
Araf:
Oo su sıcakk
Yeliz:
Atla araf
Araf:
Ben dalıyorum. Ya allahh bismillahh
*
Araf daldığında bacağıma sular geldi. Yüzeye çıktığı an alnına yapışan saçlarını çekti. Yeliz,Nilay ve gülay el ele tutuşarak üçü beraber atladılar. Ailemiz bizi izliyorlardı. Amcam bana seslenince onlara doğru döndüm
Kazım:
Aral atla hadi sende
Aral:
Bakın şimdi nasıl atlayacağım
*
Amcamlara doğru döndüm. Sırtım araflara dönük kaldı. Bacaklarımı hafif büktüm,annemlere piç gülüşü attım ve ters takla atarak havuza daldım. Kafamı yere vurmadan kulaç ata ata diğer tarafa kadar yüzdüm. Nefesim daralınca kafamı çıkardım
Gülçin:
Baya güzeldi arall!
*
Biraz yüzdükten sonra. Havuzdan çıkıp atladım. Havuzdakiler ve annemler beni izliyordu Bombalama atlamak için geri geri yürüdüm. Yerler ıslak olduğu için dikkatli adımlarla yürüyordum. Koşmaya başladım tam koştuğum an yerdeki su birikintisini fark etmedim. Suya bastığım an yere düştüm ve kafamı yere vurdum. Vurduğum gibi havuza yuvarlanıp düştüm. Düşerken arafın küfür ettiğini annemle yengemin endişeli sesini duydum. Dipten çıkamadım çünkü bedenim uyuşmuştu. Hiç birşey yapamıyordum. Düşmeden önce kızlarla araf yüzerek yanıma geliyordu
Aliye:
Galip kalk kafasını vurdu
*
Herkes buraya doğru gelirken ben hala suyun dibinden çıkamadım. Nefesimin tam kesildiği esnada araf belimden ve karın boşluğumdan tutup beni yüzeye çıkardı. Gözlerimi acıdan kapatmıştım. Başım arafın omzuna düşünce amcam ve babam beni yukarı çekti. Beni Fayanslara yatırdılar. Araf hemen fayanslara ellerini koyup havuzdan çıktı.Annemle yengem Kafam kanıyormu diye saçlarıma bakıyorlardı. O kadar yorgun ve bitkin duruyordum ki göz altlarımda halkalar belirmişti. Öksürüp ağzımdam biraz sular çıkardım. Konuşmakta zorlanıyordum
Aral:
Başım,başım çok,acıyor
*
Yerimden kalkmak için doğrulduğumda yengem durdurdu ama dinlemeyerek kalktım. Bacaklarım sudaydı. Elimi başıma yerleştirdim. Canım çok acıyordu. Saçımdan akan sular kan ile karışıp yüzümden akıyordu.
Aral:
Sikeyim yaa!
*
‘Yaa’ derken öyle bir bağırmıştım ki yeliz ve gülay korkmuştu. Başıma öyle bir ağrı girdi ki duramayacak gibiydim
Araf:
Nasıl düştün amınakoyayım. Ödüm koptu varya bişey olucak diye
Galip:
Aral oğlum acıyor mu
Aral:
Acıyor tabi. Sikicem böyle işi. Ahh
*
Kafam değilde kaşım kanıyordu.Başım öyle bi zonkluyordu ki yerimde duramıyordum. Arafın eli bacağımdaydı,canım yandığı için arafın elini istemsizce sıktım. Zonkluyor bu amınakoydumun yerinde!
Nilay:
Aral hastaneye gidelim kalk
Gülay:
Evet abi
Gülçin:
Gülay çabuk buz getir koyalım kafasına
Galip:
Kanıyor mu aliye?
Aliye:
Çok şükür kanamıyor
Araf:
Nasıl düştü ordan ya? Dur bi! Kaşının üstü kanıyor
*
Amınakoyayım düşerken kaşımıda vurmuştum. Annemler oraya baktılar. Elimi oraya götürüp baktığımda elime kan geldi. Gülay buzu getirdi,yengem kafama doğru tuttu. Kafam zonkluyordu resmen!
Gülay kaşımı gördüğü anda yara bandı almaya gitmişti. Gözlerimi kapatıp burnumdan soluyordum. Başım çarpmanın şiddetiyle dönüyordu. Kaşıma yara bandı yapıştırdılar. Başımın zonklaması çok kötü sinirimi bozuyordu
1 Saat Sonra:
Şuan nilayın odasında onun yatağında uzanıyordum. 1 saat önce yere sülük gibi yapışıp kafamı yere vurmuştum. Başımın ağrısının geçmesini bekliyordum. Nilayın yatağında küçük bi peluş vardı. Ona sarılmıştım. Odanın kapısı açılıp kapandı. Kim geldi loo
Nilay gelmiş. Başımın ağrısı gözüme vuruyordu gözlerimi hareket ettirince ağrıyordu. Boşluğa bakıp dalmıştım. Suratım bitkindi. Nilay yavaşça yatağa oturup beni seyretti
Nilay:
Aral,birazdaha iyimisin?
*
Başımı salladım. Konuşucak mecalim bile yoktu. Zonkladıkça zonkluyor geçmek bilmiyordu. Kaşımda acıyordu
Nilay:
Yerler ıslaktı,kayıp düştün deme? Başka türlü sen hiç düşmezsin. O kadar spor yapıyorsun denge konusunda iyisin. Su vardı ve kayıp düştün. Canın çok yanmıyordur umarım. Çünkü canının yanması benim morelimi bozuyor
*
Kız haklı dağılın! Kaşım biraz şişmiş ve morarmıştı. Herşeyim geçtiği gibi buda geçicekti. Herşey geçicekmi? Herşey bitcek mi? Zorla konuşmaya çalıştım
Aral:
Kaşım ve başım çok acıyor. Dayanılmaz bi acı
*
Nilay yerinden doğruldu. Yüzüme yaklaşıp sol kaşımı ve başımı öptü. Hala geçmedi. Nilay elini yanağıma götürüp yanağımı okşamaya başladı. Bense bakışlarımı boşluğa çevirdim.
Nilay:
Geçer,merak etme.
*
Başımı sarsmadan kaldırıp sehbanın üzerine gözümü gezdirdim. Aradığım şeyi bulamayınca nilaya döndüm
Aral:
Telefonum,telefonum nerde
Nilay:
Araf bana vermişti sana vermek için geldim
*
Nilay elini cebine sokup telefonumu çıkarıp bana uzattı. Elimle ittirince şaşırdı
Aral:
Telefonu açıp ölçüm uygulamama girermisin. Gözümün ağrısından bakamıyorum. Şifrem;2007
*
Nilay ekranı kaldırıp şifeyi girdi. Ölçüm uygulamamı açıp elini boynumdan içeri sokup kolyemi aldı. Elleri göğüslerime değdi. Kolyemi çıkarıp telefona yasladı. Ses çıktığında bırakıp ne kadar olduğuna baktı
Nilay:
23,01 normal mi
*
Başımı salladım. Öff daha fazla zonkladı. Gözlerimi acıdan sıktığımda Nilay elleri ile hafifçe alnımda gezdirdi. Anıra anıra gülmek istiyorum ama kafam engel oluyor. Bastırmadan alnımda gezdirirken mayışmaya başlamıştım. Baş ağrısı çok güzel uyku yapardı ve galiba bende öyle yapıcaktım. Gözlerim tamamen kapanınca nilay biraz bekledi. En son hatırladığım ise gamzelerimin olduğu yeri öpmesiydi.
3 Saat Sonra:
Hiçbirşey hatırlamıyordum,sadece en son yatakta uzandığımdı. Biri omzumdan hafifçe dürtüyordu. Gözlerimi açamıyordum
Araf:
Araal,aral kalk gidiyoruz. Aral uyaaan
*
Gözlerimi yavaşça açıp fısıldayan arafa baktım. Elini kaşıma hafifçe dokundurdu. Daha sonra omzuma koydu. Kalkmak için hamle yaptığım an araf kalkmam için yardım etti.
Aral:
Saat kaç?
Araf:
Gece bir. Üç saattir uyuyorsun,uzanmak için geldiğin saatide say etti dört
Aral:
O kadar oldumu ya
Araf:
Kalkabilecekmisin? Yardım edeyim mi?
*
Kalkmak için elimi arafa uzatınca tutup beni kaldırdı. Merdivenlerden inene kadar bırakmadı. Kapıda herkes bizi bekliyordu. İndiğimizde annem çantasından gözlüğümü çıkarıp bana uzattı. Araf gözlüğü alıp bana taktı. Havuza girmek için gözlüğümü gülayın odasında giyindiğimizde kıyafetlerimin yanına bırakmıştım. Büyük ihtimalle nilay alıp anneme vermişti. Hala sersemdim
Kazım:
Aral, iyimisin birazdaha
Gülçin:
Kaşın nasıl oldu
*
Cevap veremiyordum,konuştukça başım zonkluyordu. Başımı sallamadım,sadece gözlerim ile onayladım. Gözlerimin altında halkalar oluşmuştu. Yarın geçicekti zaten boşa kafama takmıyorum
Gülay uyumuştu,sadece amcam yengem ve Nilay kalmıştı. Amcamla yengeme sarılıp söyledikleri şeyleri gözüm ile onaylayıp en son Nilaya sarıldım. Sarılırken kulağıma birşeyler fısıldadı
Nilay:
Başın ağrıdığında kimseye söyleyemicek olursan beni ara,ben gelirim
*
Benden ayrıldı,yorgun gözle ona bakıyordum. Dediğini yine gözümle onayladım. Arabayı araf kullanıcaktı. Yola çıktığımızda ağrıdan duramıcak gibi olmuştum
Araf:
Aral hastaneye gidelim mi? Beyin sarsıntısı geçirebilirsin
Aliye:
Allah korusun araf
Yeliz:
Ay araf sus tövbe yarabbim
Galip:
Sakin olun, hastanelik bi durum olsa aral söylerdi. Sakinleşin o yüzden
Aral:
Şuan başım öyle bi zonkluyor ki canımı alsalar da rahatlasam yok böyle bi acı
*
Resmen €srarcılar gibi mayış mayış konuşuyordum. Uyumak istiyordum,sol kaşımın olduğu tarafa çok yüklenmeden uyuyamaya çalışıcaktım.
&
Eve geldiğimiz gibi kıyafetlerimi çıkarıp sadece şort giyidim,üstüm çıplak yatıyordum. Yavaşça yatağa uzandım. Ağrıdan duramıyordum resmen
Aral:
Allahım nolur dayanma gücü ver. Canım çok acıyor yalvarırım bi güç ver geçsin bu ağrı. Dayanamıyorum
*
Ağrıdan dua edicek kadar çağresiz olduğumu hissetim. O ağrıyla uyumaya çalıştım. İyi ki hemencik uyumuştum.
Sabah,başımın şiddetli ağrısına uyandım. Ellerimle yanlara hafif masaj yaptım ama yaramadı. Yavaş hareketlerde üstüme kıyafet giydim. Ağır adımlarla merdivenlerden inip salona geçtim.
Güçlüyü oynamayı bırakıp ağlama derecesine gelmiştim.
Aliye:
İyimisin oğlum
Aral:
Anne çok ağırıyor. Zar zor uyuyorum,bunun ağrısına uyandım. Dayanamıyorum acısına
Galip:
Gel gidelim hastaneye
Aral:
İstemiyorum. Aşağıya bile zorla indim her adım attığımda sarsılıyor
Araf:
Ya tamam kalk gidelim amınakoyayım! Ağrıdan ölmekten iyidir
*
Araf dayanamayıp bağırınca yeliz sıçradı. Hastaneye gitmek ayrı dertti. Kaşımı ellediğimde sızladı. Dişimi sıktığımda araf sıkıntıyla nefesini verdi.
Aral:
Saat kaç
Yeliz:
14:12
Aral:
Ben uyumaya çıkıyorum. En azından uykumda acı hissetmiyorum
*
Yerimden kalkıp merdivenlere yöneldim. Az önce uyanmıştım ve şimdi geri uyumaya gidiyordum. Odama gelip yatağa girdim. Gözlerimi kapattım. Bugün bağış yapıcaktım ama yalan oldu. Başımın zonklaması yüzünden iş bile yapamaz hale gelmiştim. Uykuya daldığımda acıyı unutmuştum
Araf Karahan:
Aral yukarı tekrar uyumaya çıkmıştı. Dün gece düştüğünü gördüğümde öyle bir korktum ki anlatamam. Suya düştüğünde yüzeye çıkmayınca dahada korktum. Kaşında bant vardı. Aralı çağresiz ve yüzünde bantla görmek beni rahatsız ediyordu. Canı çok yanıyordu. Sıkıntıyla nefesimi verdim
Araf:
Yok ben böyle rahat edemiyorum. Çocuk resmen ağrıdan kafayı yemek üzere!
Yeliz:
Bağırmasana uyanıcak. Zorla uykuya dalıyordur allah bilir
*
Bağırdığım için yeliz bacağıma vurmuştu. Annemle babama baktığımda onlarda napıcağını bilmiyordu. Sağ bacağımı salıyorken telefonumu alıp doktor ada hanım ablayı arıcaktım. Ada hanıma ‘hanım’ demek yerine abla diyordum. Buda ondan şikayetçi değildi
Yeliz:
Napıyorsun
Araf:
Ada ablayı arıcam napıcam
*
Ada ablanın numarasını bulup aradım. Biraz çaldıktan sonra açtı. Telefonu hoparlöre alıp konuşmaya başladım
Ada:
Günaydın Araf
Araf:
Günaydın ada abla. Ben sana bişey danışacağım da,yardımcı olabilirmisin?
Ada:
Tabi araf
Araf:
Abla dün aral havuzda yüzerken atlamak için çıktı. Koşarak gelirken kayıp düştü. Kaşını yere vurup patlattı,düştüğü gibi havuza yuvarlanıp kafasını yine vurdu.
Ada:
Geçmiş olsun,nasıl durumu iyimi
Araf:
Abla dün geceden beri zonkluyor diyor. Konuşmuyo sadece gözleri ile onay veriyo. Az önce uyandı aşağıya indi yine ağrıyor dayanamıyorum dedi uyumaya gitti. Hastaneye gidelim diyoruz istemiyor
Ada:
Araf gelmesi lazım,eğer gelmezse beyin travması geçirir. Havuzda düşmüş bide. Dilerseniz ben geleyim en azından ciddi bi durum olmadığına bakalım
Araf:
Lütfen gel abla,aralın canı çok yanıyor.
Ada:
Yarım saate geliyorum araf
*
Telefonu kapatıp yanıma fırlattım. Hoparlörde olduğu için annem babam ve yeliz duymuştu. Aralı çok iyi anlıyordum çünkü kazada benimde başım çok zonkluyordu. Dayanılmaz bi acıydı bu. Yarım saat sonra ada abla gelip aralı kontrol edicekti. Kalkıp odama geldiğimde kapıyı çarpmadan kapattım. Aral uyanırsa dayanamıcaktı. En azından uyurken hissedilmiyordu. Yarım saat sonra zil çaldığı an aceleyle ama bi o kadar sessizce aşağıya fırladım. Annem kapıyı açmış ada ablayı içeri davet etmişti. Salona geçip oturduk
Ada:
Olayı bana baştan anlatabilirmisiniz
Yeliz:
Dün akşam havuza girdik, aral daldı falan eğleniyoruz. Sonra aral çıktı biraz geri geri yürüdü, koştuğu esnada yerde su varmış basıp kaydı. Başını yere vurup havuza yuvarlandı. Bide havuzda vurmuş kafasını. Sudan çıkamayınca araf gitti çıkardı
Araf:
Geceden beri zonkluyor diyor. Uyandığı halde uyumaya çıktı
Ada:
Anladım. Aliye abla
Aliye:
Buyur canım
Ada:
Aralın bu aralar bi sıkıntılarımı var? Yani şöyle demek istiyorum. Yemek yeme bozukluğu,çabuk öfkelenme,tek bir öğünle beslenme gibi
Galip:
Var. Kahvaltı yapmıyor. Önceden en az peynir ve zeytin portakal suyu içerdi,oda canı isterse. Şimdi sadece sporda protein yapıyor milkshake onu içiyor
Yeliz:
Bundan iki gün öncede sinir krizi geçirdi. Ne demişti ya. Heh ölücem doktorlar sınırdasın diye uyardı beni dedi başladı eline geleni duvara fırlatmaya. Bildiğiniz delirdi
*
Ada abla pür dikkat dinlerken elinde aralın hastane dosyası vardı. Ya aral gerçekten ölücek ya da sürünücekti. Gerçek buydu ve kaçınılmaz bi sondu. Ada abla aralın dosyasını incelemeyi bırakıp başını kaldırdı
Ada:
Sıcakta falan bi sorun yaşadımı
Araf:
Tam günü hatırlamıyorum ama nilayın hastaneden çıktığı gün. O gün eve geçicektik aral araba kullanıyordu gözü kararıyordu açılıp kapanıyordu sersemlemişti. Ölçüm yaptık sonra eve bıraktım onu
Ada:
Kaç çıktı?
*
Telefonumu en son koltuğa attığım için bulamıyorumdum. Ceplerimi kurcalayınca yeliz sağına uzandı ve telefonu bana verdi. Yüz taramayla açılıp aralın ölçüm uygulamasına girdim. Aralın bu uygulaması evdeki herkesin telefonunda vardı. En son ki analizleri açıp ada ablaya uzattım. Ada abla incelerken kaşlarını çatıyordu
Ada:
En son 35,02. Biz aralı uyarmıştık. O yüzden hatta kriz geçirdi dediniz. Sizi korkutmak istemem,yıllardır tanıyorum sizi ve çok seviyorum ama söylemem gerekiyor. Aral gerçekten sınırda,eğer dikkat etmezse sonu kötü biter. Biz bunun aynısını ona söylediğimizde bize yani ölüm dedi.
Galip:
Yani adacım bişeyde diyemiyoruz yirmi üç yaşında çocuk kendi kararları var. Zorla tutup kolundan yapıcaksın diyemeyiz ki
Ada:
Haklısınız. Bi arala bakalım ne durumda
*
Babam hariç hepimiz ayağa kalktık. Kadınlar önden giderken ben tam gidicekken babam beni yanına çağırdı. Eğildim ve fısıldadı
Galip:
Oğlum ben çıkmayım yukarı
Araf:
Niye baba ya
Galip:
Oğlum aralı öyle görmek hiç hoşuma gitmiyor. Sen kaza yaptığındada öyle olmuştu. Onu ve seni çağresiz görmek istemiyorum
Araf:
Tamam baba sen kal burda
*
Koşarak annemlere yetişmeye çalıştım. Aralın odasına girerken çok sesiz davranıyorduk. Aral en ufak sese uyanıyordu. Öyle uyanıncada sinirleniyordu. Ada abla çantasından iğne eldiven ve gerekli şeyleri çıkarıp yerleştirdi. Aralın göz bebeklerine ışık tutup baktığı an aral başını kımıldatıp mırıldandı. Canı acıyordu
Aral:
Canım yanıyor,bırak!
*
Sesi öyle çıkıyordu ki duymuyorduk bile ada abla yanında oturduğu için duymuştu. İğneyi aldı. Aralın kolunda damar çıksın diye biraz oynadı. Anında kollarında damar çıktı. Aral damarlı biriydi ve ona çok yakışıyordu
Ada:
Aralcım ada ben. Şimdi koluna bi iğne yapıcam senden ricam kolunu kımıldatmaman
*
Aral acıyla mırıldanınca sağ elini yumruk yaptı. Öyle bi sıkıyordu ki bırakmak elde değildi. Ada abla iğneyi aralın kolundan çıkarıp bıraktı. Aralın kaşındaki bantı çıkarıp pansuman yaptı. Kaşı morarmış ve şişmişti.
Ada:
Olduğundan daha fazla morarma ve şişlik oluşmuş
*
Yeni bi bantla aralın kaşını yavaşça yapıştırıp kapattı. Yavaşça yerinden doğrulup aralın kafasına doğru eğildi. Aral gözlerini bile açamıyordu
Ada:
Aral,tam olarak neren zonkluyor bana göstermen lazım
*
Aral sağ elini güçlükle kaldırıp işaret parmağı ile kafasını üstünde döndürdü. Yani başımın her yeri zonkluyor demek istiyordu. Bendede öyle oluyordu. Bazen havuza çok atlayıp deli gibi yüzünce çıktığımda felaket ağrıyıp zonkluyordu. Ada abla yavaş ve sakin hareketlerle aralın saçlarını ayırıp kafasına baktı
Ada:
Bişey gözükmüyor. Zonklaması vurmanın şiddetiyle oluşmuş. Hem bide havuzun içindeykende vurmuş
Araf:
Ciddi bişeyi yok yani. Ağrıdan duramıyor çünkü
Ada:
Hayır yok. İğne yaptım,o iğne rahatlamasını sağlayacak. Şimdi uyuyor ama biraz daha derin uyuyucak. Aral beni duyuyormusun? Duyuyorsan sağ elini yumruk yap
*
Hepimiz aralın sağ eline baktığımızda hiç bişey yapmadı. Bu demek oluyordu ki şuan derin uykudaydı. Hepimiz aşağıya indik. Ada abla biraz oturup gitti. Salonda sadece ben,yeliz annem ve babam vardı. Aral ise iğnenin etkisinden uyuyordu.
Galip:
Uyuyormu aral
Aliye:
İğne yaptı ada, yatıyor. Çocuk konuşmuyor bile daha çok ağrıcak diye
Yeliz:
Dayanılmaz bişey
Araf:
Fark ettiyseniz aralın sol kaşı şişmiş ya.
Yeliz:
Ee araf
Araf:
Sol gözünde şişlikten dolayı biraz kapanmış gibi değil mi
Aliye:
Evet fark ettim onu. Gözüde şişiyor
Galip:
İnşallah geçerde oğlum bu kadar acı çekmeye kalmaz
*
Yelize baktığımda başını kaldırıp silik bir gülümseme attı. Aral yaklaşık bir saatir iğne eşliğinde uyuyordu. Aral bu kadar geç saate kadar uyumaktan nefret ederdi. Hatta uyumayı bile sevmezdi. Kim bilir bu halini ne zaman geride bırakıcaktı.
Araf:
Aral bunu atlatana kadar ben havuza girmem,size baştan söyliyim
Yeliz:
Asıl Aral birdaha havuza girermi sen onu düşün. Bide hasta çocuk
*
Elimle dizime vurduğumda sinirden ecel terleri döküyordum. Sağ elimi dudağıma götürdüm
Araf:
Al işte amınakoyayım. Hasta havuza giremicek ölçümü tavan yapıcak. Ben size söylüyorum kurban olduğum rabbim kızma ama aralı bu gidişle kaybederiz
*
Dediğim an yeliz bana bir tane yapıştırdı. Ensemden gelen sesle irkilip yelize döndüm. Bana öfkeyle bakıyordu. Elini kaldırıp bana doğru sallamaya başladı
Yeliz:
Bana bak! Aral ölmeyecek sende bunu o kafana sok! Burdaki kimseye hiçbir şey olmayacak. Delirtme beni araf
Galip:
Yelizcim canım sakin olun
Yeliz:
Dediğini duymadın mı amca
Aliye:
Tamam sakinleşin,aral uyansın kendine gelsin konuşuruz
Araf:
Aralın hastalığı yıllardır devam ediyor tedavisi yok mu bunun
*
Yeliz öyle bir vurmuştu ki enseme,ensem uyuşmuştu. Aralın hastalığı yıllardır vardı ve illaki bi çağresi vardır. Olması gerekiyordu zaten. Aralın hem başını vurması hemde rahatsızlığı tavan yapmıştı ki ada abla iğne yapmıştı.
3 Saat Sonra:
Aral Karahan:
Gözümü açmak istiyorum ama açamıyorum. Kaç saattir uyuyorum bilmiyorum ama saat geç olmuştur bile. Kendimi biraz daha zorlayıp gözlerimi açtığım esnada geri kapattım çünkü akşam güneşi odama vuruyordu. Gözüm ışığa alışana kadae bekledim. Yavaşça kalkmaya çalışıp telefondan saate baktım. Hasssikktirr saat beşolmuş ya. Sakince yatağımdan kalktım. Kolum kaşınıyordu kaşımak için baktığımds morarmıştı. Nasıl morarmıştı hiç bir fikrim yoktu. Yavaş adımlarla aşağıya indimde başımı tutuyordum. Herkes salonda oturuyordu. Suratlarında iç açıcı bi ifade yoktu. Kolumu kaşıya kaşıya sabah oturduğum koltuğa oturdum. Neden bana ruh görmüş gibi bakıyorlar. Araf sanki ölmüşüm de hortlayıp gelmişim gibi korkuyla bakıyordu. Zorla yutkunmaya çalıştı
Aral:
Neden bana öyle bakıyorsunuz
Araf:
İyi misin
*
Çocuk korkudan konuşmayı bile unuttu. Ya noluyordu ben uyuduktan sonra bişey olmuştu belli. Araf resmen ecel terleri döküyordu. Zaten konuşmakta zorlanıyordum
Aral:
Niye soruyorsun,bişey mi oldu? Ölmüşümde hortlak görmüş gibisiniz
Yeliz:
Yoo bişey olmadı sana öyle geliyor
Aral:
Ya hadi konuşmakta zorlanıyorum zaten,noldu anlatın
Araf:
Biara anlatırım
*
Başımı geri yaslayıp gözlerimi kapattım. Zonklama azda olsa geçmişti. Önceki kadar şiddetli değildi. Kaşım ise hala aynıydı. Morarma ve şişmenin ağrısı vardı. Kolum aklıma gelince kafamı kaldırıp sordum
Aral:
Benim kolum neden mosmor. Uyurken yoktu?
Aliye:
İğne yaptık oğlum ondandır
Aral:
Ne iğnesi?
*
Harbiden ne iğnesi? Ben uyurken kim gelmişti. Üstelik uyurken üstüme bişey giymeden uyurdum. Kimin geldiğinden hiç bir fikrim yoktu
Araf:
Ada abla geldi. O ağrı biraz geçsin diye iğne yaptı
Aral:
Ada hanımmı geldi? Söyleseydiniz uyumazdım
Yeliz:
Zaten onun için çağırdık. Sen ağrıdan duramıyorum diyince en azından ciddi bişey var mı diye şey ettik ama,yokmuş zaten.
Aral:
Ben bi arıyım onu
*
Yavaşça kalkıp bahçeye çıktım. Başım hala geçmediği için yürürkende dikkatliydim. Armut koltuklara oturup Ada hanımı aradım
Ada:
Aral,uyandın mı,nasıl hissediyorsun ağrın varmı
Aral:
Uyandım,ağrım var. Önceki gibi duramayacak kadar şiddetli değil ama hala zonkluyor.
Ada:
Merak etme yakında oda geçicek
Aral:
Kolumdaki morluk iğneden mi oldu
Ada:
Evet ağrın geçsin diye iğne yaptım. İğnede biraz uyku yaptı
Aral:
Evet bu saate kadar uyumam hiç normal değildi
*
İkimizde gülüdük. Ben erken kalkardım ama bugün ilk defa akşama doğru kalktım
Aral:
Teşekür ederim Ada hanım,yıllardır hayatımı kurtardınız. Saolun
Ada:
Rica ederim. Ayrıca artık hanımlı,beyli konuşmayalım. Yıllardır tanışıyoruz aile gibiyiz
Aral:
Tamam peki nasıl istersen
*
Tekrardan güldük. Artık birbirimize hanım/bey tarzı hitaplarda bulunmayacaktık. O bana Aral bende ona Ada dicektim.
Ada:
İyisin şimdi
Aral:
Evet iyim. Hani bizim kahve içme planı vardı ya
Ada:
Evett
Aral:
Onu bu akşama bizim eve atabilirmiyiz? Ben dün kötü olunca akşamıda hayli bizimkilere zehir ettim. Akşam bize gelebilirmisin?
Ada:
Rahatsızlık vermeyim size?
Aral:
Hayır hem amcamlarda gelicek. Hem sen koskoca Karahanların doktorusun
Ada:
1 saate çıkıcam yedide hazırlanırım sekizde sizdeyim o zaman
Aral:
Tamamdır,görüşmek üzere
*
Telefonu kapatıp yerimden kalkıp eve geçtim. Salona geçip oturdum. Yelloz ve araf bana bakıp duruyordu. Annemle babamda bakıp gözlerini kaçırıyorlardı
Aral:
Akşam amcamları çağırın, dünkü tatsızlığı telafi edelim
Galip:
Olur oğlum ben ararım amcanı
Aral:
Ama Ada’da gelicek
Araf:
Hangi Ada
*
Araf şaşırmıştı. Benim tanımadığım kaç tane Ada vardı? Bildiğim bir tane vardı oda doktor olandı.
Aral:
Doktor olan, Ada Ekinal
Araf:
Ada abla
Aral:
Ya evet bağırtma beni bak bağıramıyorum zaten. Başka hangi Ada olucak?
*
Araf Adayı çağırdığımı duyunca nedense bi şaşırdı. Galiba benden beklemiyordu böyle bişeyi. Akşam güneşi çıkmaya başladığında duşa girdim,sakalım çıkmamasına rağmen hafiften çıkanları aldım,yeni aldığım şort takımı giyidim,saçlarımı bu sefer farklı şekil verdim. Sıcaktan saç uçlarım alnıma yapıştığı için ıslak saç modeli yaptım ve saçlarımı arkaya attım. O kadar güzel duruyordu ki boy aynasında fotoğraf çekildim. Resmen başka biri olmuştum. Yukarı çıktığımdan beri odamdan çıkmadığım için herkes bu halime şaşırıcaktı. Telefonumu şarja takıp yüzüme krem sürdüğümde mesaj geldi. Yazan kişiye baktığımda Dr.Ada Ekinalll yazıyordu. Whatsappa girip ne yazdığına baktım. Hazırlandım yarım saate ordayım:) yazmıştı. Mesajı beğenip şarja geri taktım. Zil çaldığında yelizin koşup açtığını duydum. Nilaylar gelmişti. Hemen odamın kapısını açıp bağırmaya başladım.
Aral:
Hoşgeldiniz,kusura bakmayın gelemiyorum. Ada gelsin hemen gelicem
*
Başımın ağrısını unutup bağırdım için hemen zonklamaya başladı. Dişlerimi sıkıp ellerimi yumruk yaptım. Acımıştı. Odamda hazırlanmaya devam ederken yarım saatin geçtiğini fark etmedim. Nedense özenerek hazırlanmıştım.Parfümümü sıktığım an kapı çaldı. Yine başımın ağrısını unutup koşmaya başladım. Aşağıya inip kapıyı açtığımda Ada gelmişti. Elinde baklava poşeti vardı. Samimi halde bana gülüyordu. Bende ona gülümseyip sarıldım. O kadar sıcak sarılıyordu ki garibime gitti.
Aral:
Hoş geldin
Ada:
Hoş buldum. Saçların ne güzel olmuş bayıldım
Aral:
Teşekürler,buyur geç
*
Ada içeri geçip herkese selam verip oturdu. Nilaya baktığımda kötü kötü bakıyordu. Bende salona geçip oturdum.
Aliye:
Oğlum saçların ne öyle
Galip:
Yakışmış
Kazım:
Söyleyene kadar dikkat etmedim
Gülçin:
Çok yakışmış yengem
Araf:
Bendemş yapsam be. Islak ıslak baya iyi
*
Utançla gülümseyerek başımı eğdim. Ada gülümseyerek beni izliyordu. Saçıma iltifat almak utanmamı sağladı.
Ada:
Aral başın iyimi biraz
Aral:
Sen gelmeden önce bağırdığım için iyi gibiyim. Şiddetli değil
Ada:
Oda geçicek yakında,sabret birazdaha
*
Ada o kadar samimiydi ki anlatamam. Yıllardır doktorumuzdu. Aramızda sadece beş ay vardı. Nilay öyle bi bakıyordu ki gözleri ateş atıyordu. Yeliz ve Gülay yukarı odaya çıkmışlardı.
Aliye:
Bahçeye geçelim mi? Hem sıcak burası
Ada:
Nasıl isterseniz
*
Hepimiz kalkıp bahçeye geçtik. Adayla yan yana oturmuştuk. Biraz sığımadığımız için bacaklarımız değiyordu. İkimizde rahat oturalım diye kolumu yukarı koydum. Ada biraz geri yaslanınca sanki arkadan ona sarılıyormuşum gibi duruyordu.Tabi nilay sinirlenmişti.
Böyle göründüğü için adanın kulağına fısıldadım
Aral:
Sarılıyormuş gibi duruyor,rahatsız oluyormusun? Ben rahat oturalım diye öyle yaptım
Ada:
Yok hiç sorun değil. Nasıl rahatsan
*
Gülümseyip önüme döndüm. Sohbet sardıkça sarıyordu. Bol kahkahalar,gülüşmeler. Herkes neler yaptığını anlatıyordu.
Kahkaha atarak bi yandan konuşuyorduk
Araf:
Gururla en son bodozlama düştük,Aralda ordan bize ‘Sizin Allah kahretsin’ bakışları atıyordu. Ööf çok kötüydü
Ada:
Ay çok iyimiş. Sizin her şey magazinde haberlerde yayınlandığı için anlamıyordum. Şimdi anlatınca komik oluyormuş
Aral:
Ee adacım,bizde böyle oluyor. Magazinde farklı anlatırılır,biz daha komik anlatırız
Galip:
Ee ada sen biraz işinden bahset. Yoğunmusun bu aralar
Ada:
Bu aralar fazla yoğunum. Bunca yoğunluğu geriye alıp aralın kontrollerini başa alıyorum.
Aliye:
E diğer hastalar noluyor? Onların sırasına aralı alırken
Ada:
Bütün hastaların sırasına aralı alırken diğerlerede başka arkadaşlarım bakıyor
Kazım:
Kaç yaşındasın ada?
Yıllardır tanıyorum seni yaşını bilmiyorum
Ada:
Hiç sorun değil. 23 yaşındayım
Gülçin:
Aa Aral ve Nilayla aynısın. Ben büyüksün sanıyorum
Ada:
Beş ay falan var galiba aramızda
Araf:
En küçük benim şuan
Ada:
Aa niye?
Araf:
On dokuz yaşındayım
Aral:
Senden küçük gülay var abim benim
*
Arafın kafasını kollarımın arasına alıp saçından öptüm. Şuan ortamde en küçük araftı. Birazdaha sohbet ettikten sonra konuşmadan geri çekildim. Adayı buraya çağırma sebebim sağlığım hakkındaydı. Kulağına eğilip fısıldadım
Aral:
Yukarı çıkalım,hani konuşucaktık ya
Ada:
Tabii
*
Biraz konuşucağımızı söyleyip kalktık. En üst kata çıktığımızda ada şok olmuştu. Gurur,İlyas,Araf ve ben burayı play station odası yapmıştık. Işıklar açıktı ve oda renkli ışıklarla kaplıydı. Terasa çıkıp oturduk
Aral:
Hala sınırdayım galiba
Ada:
Dikkat edersen sınırı geçersin. Çok gençsin yapma bunu kendine
Aral:
Ölmek için gencim ama bi yandanda ölmekten korkmuyorum. Ölüm beni korkutmuyor. Ada,bu genç yaşımda çektiğim çileye bak. Yirmi üç yaşında ölmeyi bekliyorum
Ada:
Yirmi üç yaşında ölmeyi düşünmeyi bırakmalısın. Önünde kocaman hayat var,bu hayatı sonuna kadar yaşarsın. Paran var,ülkenin sayılı zengin ailelerinden birisiniz. Gerekirse yurt dışında tedavi olur hastalığını yenersin.
Aral:
Ada anlamıyorsun,gerçekten çok yoruldum. Yorgunluktan uyuyamıcak hale geldim. Başım şuan fena zonkluyor, ben bunun ağrısını kimseye belli etmiyorum. Benimle uğraşmasınlar,boş yere zaman kaybetmesinler diye
Ada:
Aral bak işte bu seni daha kötü etkiliyor. Ölmek istemediğini herkes biliyor. Yaşamak çok istiyorsun bence kendine şans dile,çünkü geleceğin tahmin ettiğinden bile çok güzel olucak. Sonunu düşünmelisin
Aral:
Sonunu boş versene doktor,başı çok güzeldi
*
Son cümlemi tamamladığımda acı içinde gülümsedim.Birazdaha konuşup aşağıya geri indik. Sohbet etmeye devam ettiğimizde başım önceki gibi zonklamaya başladı. Elimi başıma koyduğumda zor duruyordum.
Nilay:
Aral,İyimisin
*
Bütün gözler üstüme çöktü. Başım felvele ağrıyordu. Gözlerimi acıyla sıkıyordum. Ada doğrulup önümde bana bakıyordu
Ada:
Aral başın mı ağrıyor?
Aral:
Sikeyim,çok ağrıyor
*
Kimsenin duymayacağı şekilde fısıldayıp dirseklerimi diz kapaklarıma yerleştirip eğildim.
Araf:
Lan söylesene neyin var. Ağrın tavan yaptı senin ha
Aral:
Oğlum fena zonkluyor,dayanılmaz bi ağrı bu
Ada:
Aralın ilaçları nerde?
Aliye:
Odasında başucundaki çekmeceye koyuyor hepsini
Ada:
Araf,aralın ilaçlarından kırmızı reçeteli bi ilaç var. Onu getirirmisin
*
Araf yerinden kalkıp eve girdi. Kırmızı reçeteli ilacı içmek istemiyordum çünkü beni sarhol gibi bişey yapıyordu. Konuşmam değişiyor mayışarak konuşuyordum. Herşey bana komik geliyordu. O ilacı içince bambaşka biri oluyordum
Aral:
Ben o ilacı içmem. Kendimden geçiyorum onu içince
Kazım:
Aa niye oğlum acı çekmekten iyidir
Galip:
İçsin sen bi öyle gör onu
*
İki dakika sonra araf geldiğinde sıkıntıyla nefes verdim. O ilacı içmemek için çocuk gibi davranıyordum. Ben küçükkende ilaç içmeyi sevmezdim:) Selam sağlıkcılar. Annem ilacı çıkarıp adanın eline verdi. Ben öyle bir bakıyorum ki yirmi üç yaşında olmasam içmicem diye ağlardım yani o derecedeydim. İğrenerek adanın elindeki ilaca baktım
Aral:
Ben onu içmesem,çünkü içince bi şey oluyor
Ada:
Bal gibi içersin aral!
*
Ada ilacı bana uzattı,iğrenerek aldım. İlaca öyle bi bakıyordum ki gören sanki pis bişey yiyorum sanıcak. Ağzımı istemsizce açıp ağzıma atıp portakal suyu içip yuttum. Siz kaşındınız ben size bu ilacı içince sarhoş gibi bişey oluyorum dedim. Bekleyin nolucak şimdi
15 Dakika Sonra:
Aral:
Yıllardır,kavuşmıyoruuzz!!
*
Evet şuan sarhoş gibi bişeydim. Bağırıyor,olmayacak şeylere gülüyordum. Bildiğiniz sarhoşlar napıyorsa onları yapıyordum. Üstelik içmedim ilaçla sarhoş oldum. Araf ve Nilay bana yaratık görmüş gibi bakıyorlardı
Araf:
Aral bizi uyarmıştı içmicem diye
Nilay:
İçmeseydi iyidi
Aliye:
Aa çocuk kafayı yedi
Gülçin:
Uyarmıştı ama
Aral:
Kıızz! Nilay,sen varya, çok iyi bilşeysin. Karahan hatunlarııı sizi yerim!!
*
Allah aşkına ben ne diyorum? İlacı içince benim devreler komple yandı. Bütün enerjimi şuan atıcaktım
Ada:
Niye böyle oluyor?
Galip:
İlaç yan etki yapıyor. Normalde böyle değil ama arala nedense böyle oluyor
Aral:
Israrlaaa,alışamıyoruuzz! Aliye hatun. Bak senin gibi ana yok ha! Bakın araf yıllarca her boku yedi birkere bile kızmadı. Helal olsun bee!!!
Kazım:
Aman oğlum bağırma
*
Derin nefes aldım. Şuan farklı kafayla şarkı söylüyordum resmen. Kafam yerinde olmadı için bağıra bağıra kafama gelen şarkısı söylüyordum
Aral:
Güçlendimm,herşey bambaşka olcaaak!
Nilay:
Aral sakin ol
Araf:
İçmeseydi keşke o ilacı. Aralı kaybettik dostlar saolsun
*
Islık çaldım ve bian yerimden sıçrayıp alkışlamaya başladım. Resmen kendimi kaybettim
Aral:
Amanın da kelle kelle gel biraz yelle. Allaahhh, yandan yandan.
Ada:
Aralcım sakin ol,ilacı içmeseydi ağrısı daha çok artardı. Başın ağrıyormu?
Aral:
Ordan bakınca ağrıyor gibi duruyor galiba. Ama,ama ağrımıyor. Geceleree sorr benii!!!
Nilay:
Ay çok bağırdın. Kalk hadi odana gidiyoruz.
*
Nilay kalkıp kolumdan çekiştirerek beni kaldırdı. Zorla kalkınca sallana sallana eve girip odama çıktık. Beni yatağıma yatırıp yanıma oturdu.
Nilay:
İçmeden sarhoş oldun
Aral:
Sizi uyardıımm. Ehehehe beni birkerede dinleyinn
Nilay:
Çocuklaşıyorsun. İlaç seni bu kadarmı çocuk gibi yapar. Sen böyleyken sorayım bi. Adayla ne var aranızda?
Aral:
Ne olucak ya. Ben bak hayatıma birini almam artık. Geceleeerr akla sığmaazz!!
Nilay:
Bağırma bağırma! Ne var adayla aranda
Aral:
Kafam kayık olabilir ama hiç birşeyi unutmam. Aramızda bi sikim olmuyor. Olmazdaa. İki lafa hasret arıyorum ben
Nilay:
Şuan sınıyorsun beni aral
Aral:
Ne yaa? Kalbim ona eğlence,kalbim ona eğlence
Nilay:
Kime eğlence?
Aral:
Kendine bunu yapan napar sence sana?
*
Elimle kendimi gösterdim. Ama haklıyım kendine bunu yapan başkasına napmaz. Bu ilaç herşeyi siklememe neden oluyordu
Nilay:
Sen iyice sıyırdın
*
Aniden hızla yerimden doğrulup yataktan kalkıp odadan çıktım. Koşa koşa aşağıya inerken nilay arkamdan bağırıyordu. Bense fırlama gibi koşuyordum.
Nilay:
Aral nereye koşuyorsun ya! Gel şuraya!
*
Bahçeye çıktığımda herkes bize bakıyordu. Ben kaçıyordum nilay kovalıyordu. Bi nevi kaçma kovalamam hesabıydı. Nefes nefese yerime oturdum. Yelloz ve gülay hala odadaydı.
Galip:
Noluyor oğlum?
Aral:
Nilaydan kaçıyorum,sesiz olun
*
Fısıldadıktan sonra büyük bir kahkaha patlattım. O esnada nilay geldi. Hemen adanın dibine girip saklanmaya başladım
Aral:
Aboo Nilay geldi,kaçın saklanın bişey yapın
Ada:
Ay aral sakin
Araf:
Kafayı fena bitirdi
Nilay:
Maraton koşusu yapıyor sanki. Fırlama gibi ya. Oh yoruldum
*
Nilayda yerine oturunca bende adadan ayrıldım. Kendimi çocuk gibi hissediyordum. Başımın ağrısıyla kafamı adanın omzuna koyup gözlerimi kapattım.
Araf:
Aralın şuan kafası yerinde değil. Elimizde büyük koz var
Gülçin:
Ne kozu o
Araf:
Aral hayatında hiç alkol içmedi ama ilaçlar ona kafa yapıyor. Ve şuan aralı bu halde konuşturabilirsek derdini anlarız,ada ablada ona göre tedavi bulur
Ada:
Mantıklı
Aliye:
Konuşur mu ki?
Nilay:
Hatırlarsa napıcaz? Odadayken bana hatırlarım herşeyi dedi
Ada:
Hatırlayamaz ilaç çok güçlü. Kırmızı reçeteli bu. Çocuk gibi oldu hiç bişey hatırlamaz
Araf:
İyi o zaman ben başlıyorum. Aral! Kalk bakayım işimiz var
*
Araf beni kolumdan tutup çekince sıçradım. Ellerim kucağımda resmen zorla uykusundan uyandırılmış olayı anlamaya çalışan çocuk gibiydim
Araf:
Senin neyin var? Bu aralar dertli gibisin
Aral:
Sen bak bakayım bana. Ben yermiyim lan bunları. Pışııkkk. Bu kafayla beni konuşturucaktınız demeee. Ahahah yemezleeerr. İlaçlar kafa yapabilir ama hiç birşeyi size anlatmam var bi derdim yaşıyorum
Araf:
İyi yat
*
Araf beni adaya doğru kolumdan itince tekrardan kafamı adanın omzuna koydum. Şuan çocuk gibi olabilirdim ama kimse beni konuşturamazdı
Araf:
Sikeyim ya! Nası kafa var bunda? Zehir gibi ya
Aliye:
Diğer ilacı getir. Anca öyle kafası gelir
Ada:
Aralın şöyle bi durumu var. Bu ilacı içince kafası dağılıyor ve herşeyi kafasına takmıyor. Başka ilaç içincede diğerinin etkisi geçiyor. Bunu bi araştırmamız gerekiyor
*
Araf yerinden kalkıp başka ilaç getirmeye gitti. Ben bu ilacı içince kafamı kaybediyordum. Başka ilaç içincede bu ilacın etkisi geçiyordu. Binevi panzehir gibiydi. Yine bağıra bağıra şarkı söylemeye hazırlandım
Aral:
Sen giderken vurdun ya beniii,ben dönersem seni öldüreceğiimm
Kazım:
Öldürcem möldürcem. Tövbe oğlum ya
*
Araf koşa koşa yanımıza geldi ve ilacı bana verdi. İlaca öyle bakıyordum ki çok mutluydum
Aral:
Aaa çok güzel
*
Ağzıma attığım gibi yuttum. Rahat gitsin diye bişeyde içmedim. Şimdi herhalde kendime gelicektim. Bende bu çeşit manyaktım
10 Dakika Sonra:
Gözlerim kapanmaması halde zorla açıyordum. Sanki bayılıcaktım da dayanıyor gibiydim. Kendime geldiğim belli olmaya başlıyordu çünkü başım ağrımaya başladı
Aral:
Ahh başım ağrıyor
Araf:
Aha kendine geldi
Ada:
Aral iyimisin
Aral:
Ya ben size o ilacı vermeyin dedim! Al işte,çocuk gibi hareketler ettim bağırdım
*
Sinirle kalkıp eve girdim. İlacı içmemek için resmen bi kendimi siktirtmediğim kalmıştı. Ama zorla içtim. Salona girip öfkeyle oturdum. Burnumdan solarken ada geliyordu. Yanıma gelip oturdu
Dizlerimdeki ellerimi tuttu
Ada:
Aral,sakinleş biraz. Başın dahada ağrıcak
Aral:
Bıktım artık! İlaçlardan bıktım,gına geldi. Bütün hayatımı ilaçlaramı adadım ben ne bu ilaçlar ya?!
Ada:
Haklısın ama sakinleşmen lazım,bağırmadanda halledebiliriz.
*
Ellerimi kafamın yanlarına yerleştirip hafiften masaj yaptım. Ada beni dikkatle izliyordu. Ben masaj yapmaya devam ederken bi yandan da dümdüz önüme bakıyordum. Ada yavaştan bana yaklaşıyordu. Niye yaklaşıyor bana şuan? Lann. Yaklaştı veee yanağımdan öptü. Ananı avradını ikinci nilay vakası!!! Doktorum beni öptü. Yarım et allahım. Adanın dudağı hala yanağımdayken yavaşça çekti. Ona doğru baktığımda yüzüme bakıyordu. Arkaya baktığımda hassiktirrr. Nilay ordaydı. Kesin herşeyi görmüştü. Doktorum beni öperken nilaya yakalanmıştık. Valla benim haberim yok hiç bi sikimden. Burda haklı olan biri varsa oda bendim.
Bölüm etkileşimi
