1. bölüm / 6
Soyadımız Karahan Kanımızda Servet VarAralın Gözünden
Bölümler 6Şu an: Aralın Gözünden
Ben Karahan ailesinin ilk ve en büyük torunu Aral Karahan. 23 yaşındayım ve 14 yaşından beri ailemizin pisliklerine ortak oldum. Ülkenin sayılı zenginleri ailesinden biriyiz. Doğduğumdan beri el üstünde tutuldum. Benden dört yaş küçük erkek kardeşim var. Araf Karahan. Ben;sert,kaba,kavgacı,serseri,ciddili ve mışmış işler sevmeyen biriyim. Araf ise benim tam tersim. Komik.eğlenceli,barbie ama harbi. Hergün başka kızlarla takılmayı sever. Kendi yaptığı haltlara bakmıyor gibi bana akıl veriyor. Ben hayatımın hatasını yapıp bir kere kız sokmuştum. O dönemden beri hayatıma kadın sokmamışken Araf beni sollayıp hayatına birden fazla kız aldı. Sevdiğinden değil gönül eğlendirdiğinden. Salonda oturmuş telefonumdan şirketin gelir giderlerine bakıyordum. Annem ve Babam ise bahçede oturuyolardı. Yaz geldiğinden dolayı hava aşırı derece sıcaktı. Gelir giderlere bakarken evin kapısı sertçe açıldı ve hızla çarptı. Gelen kişi tabiki Araftı. Araf her defasında kızlarla buluştuğunda istemediği bi durum olduğunda eve aynen bu şekilde girip beni sınıyordu. Ayakkabısını çıkarırken onu uyardım
Aral:
Araf kapıyı birdaha çarparsan kalkar sana sokarım bilgine
Araf:
Ya bi dur Aral morelim boktan ötesi
*
Araf içeri girdi ve koltuğa kendini attı. Tahmin ettiğim gibi kızla buluşurken istemediği birşey olmuş. Bir abi olarak kardeşimi dinlemek benim görevimdi. Ne olduğunu az çok tahmin etsemde Araf’a ne olduğunu sordum.
Aral:
Noldu Araf? Gene hangi kız istemediğin birşeyi yaptı?
Araf:
Neymiş efendim ailesi katıymış yok istediği vakit buluşamazmışız. Diyorum ki kızım bak Karahanları herkes bilir ailende bilir sorun etmezler diyorum yok ailem katı diyor
*
Araf gönül eğlendirmek için hoşuna giden kızlarla takılır. Kardeşimin sinirle anlattığı cümleleri dinlerken gülmeden edemedim. Araf dalga geçtiğimi anlayınca yanındaki yastığı suratıma fırlattı.
Aral:
Adi köpek madem kız istemiyor ne diye soy adını kullanıyorsun. Ayrıca o yastığı birdaha bana atarsan Araf senin ağızına yüzüne tükürürüm
*
Araf’a küfür ederken Annem ve babam içeri geldiler ve koltuğa oturup Araf’la saygı değer konuşmamızı merak ettiler.
Babamın adı Galip Karahan. Annemin ise Aliye Karahan’dı.
Galip:
Aral noldu gene
Aral:
Küçük oğluna sor baba. Kendisi bu aralar abisine bulaşmayı pek bi beğenmiş. He Araf
*
Arafın bana attığı yastığı bende onun suratına attım. Elime telefonumu aldım ve gelir giderlere bakmaya devam ettim. Bi yandan bakıp bi yandan sohbete dahil olmaya çalıştım.
Aliye:
Aral,Amcanlar şirketin son durumuna baktın mı diye soruyorlar
*
Telefonumun ekranını anneme gösterdim ve kendime geri çevirerek bakmaya devam ettim.
Aral:
Şuan bakıyorum. Zararda değiliz ama bize zararı olan çok kişi var. Başta Araf var tabi
*
Arafın adını söylediğimde gözlerini pörtletip hızlıca bana baktı. Bende ona sert korkutucu bakışlarımla baktım.
Galip:
Arafın şirkete ne zararı olabilir ki? Araf neler yapıyosun gene
Araf:
Aral sadece kıçından uyduruyor. Eğlenceye gidicem diye 20 bin dolar aldım, Aral’a geri koyucam dedim ama unuttum.
Aral:
O parayı geri koyucaksın Araf! Senden başka insanların bile şirketten aldığı borçlar var
Araf:
Koyucam dedim tamam
Aliye:
Akşam Kazım amcanıza gidicez
*
Annemin dediğini duyar duymaz kafamı telefondan kaldırdım ve sinirden hızlıca konuşmaya başladım.
Aral:
Ben oraya hayatta gelmem. Kazım amcamın büyük kızı bana aşık. Kız beni etkilemek için kendini kılıktan kılığa sokuyor resmen. Ben gelmiyorum siz gidin. Amcam ve yengem sorarsa da Aral’ın arkadaşı hastanedeymiş onun yanına gitti deyin
*
Sap gibi ortada kalmam Arafın hoşuna gitmiş olucaktı ki gülerek beni seyrediyordu. Kazım amcamın büyük kızı. Nilay bana aşıktı. Biz kuzeniz neyin şevkoluğu bu? Araf dalga geçerek benimle zıtlaşmaya girdi.
Araf:
Aha Aral’a kısmet var. Evlende kurtulayın senden Aral
Aral:
Araf bak benle zıtlaşma kalkarsam gebertirim seni. Sen ne zamandan beri abinle zıtlaşmaya başladın?
Galip:
Ştt Araf abinle iyi ol. Aral oğlum sende gel akşam bi amcanı gör yengenle konuş. Nilayı görmezsin
Aral:
İyi gelirim
*
Gözüm Arafın kıyafetlerine kaydı. Görünce sıcak bastı çünkü Araf üstüne beyaz tişört. Tişörtün üstüne geçen ay İtalyaya gittiğinde aldığı yünlü ceket vardı. Ben yaz ayındayız diye şortla dolaşıyorum evin içinde ama Araf kışta kalmış olacaktı ki kalın kalın geziyordu.
Aral:
Araf yuh sana. Yaz ayındayız o üstündeki ne senin
Galip:
Oğlum çıkar onu bu sıcakta havale geçiriceksin
Aliye:
Araf hadi kalkın hazırlanalım çıkalım
*
Telefonumu kapatıp cebime koydum ve yerimden kalktım. Arafın önünden geçerken elimi yanağına sürttüm ve yukarı odama çıktım. Evimiz büyük ve geniş olduğu için bi yere gitmek yorucu oluyordu. Odama geldiğimde kapımı kapattım ve dolabımı açtım. Evde hizmetçiler olmasına rağmen dolabımı kendim özenle düzenlerim. Araf ise dağınık çocuğun önünde gideni. Beni anımsattığı için siyah renkte kıyafetler ayarladım kendime. Üstüme vücuduma yapışıp karın kaslarımı belli eden siyah bir tişört ve altıma siyah kumaş pantolon giyindim. Parfümlerimin olduğu rafa gittiğimde. Parfümümü göremedim. Rafta birden fazla çeşitte parfüm vardı. Ama benim sıktığım koku yoktu. Kimin aldığını tahmin ederek odadan sinirle çıktım ve Arafın odasına gittim. Kapıyı çalmadan hızla odasına daldım. Araf korkmuş olucaktı ki üstü çıplak bana bakıyordu.
Araf:
Yuh be kapıyı çalsana
Aral:
Araf parfümümü sen mi aldın?
Araf:
Ohoo ben o parfümü senden 2 gün önce yürüttüm yeni mi fark ettin?
Aral:
Araf parfümümü ver!
Araf gözüyle masasını gösterdi ve hışınla parfümümü alıp odama geri gittim. Odam çok geniş olduğu için aldığım herşey sığıyordu. Parfümümü sıkıp saçlarımı özenle dağıtarak odadan çıktım. Annemlerde geldiğinde arabaya binip amcamların evine doğru sürdüm. Sürücü koltuğunda ben, ön koltukta Araf. Arka koltukta ise annem ve babam vardı. Yarım saat sonra amcamların evine geldiğimizde ailecek bizi dışarda karşıladılar. Amcamlarda bizim gibi büyük bir evde oturuyorlardı. Arabadan indiğimizde gördüğüm ilk yüz Nilayın oldu ve somurttum. Ama o fark etmedi
Amcamın adı Kazım Karahan. Yengemin Gülçin Karahan büyük kızları Nilay ve Küçük kızları gülay. Bizim ailede ilk çocuğa verilen isimin benzerini küçük çocuğa verilir. Araf ve ben gibi
Amcamlara yaklaştığımızda kollarını bize açtı ve ilk ben sarıldım. Merhabalıştıktan sonra içeri geçtik ve oturduk. Saat 6 olduğu için 1 saate yemekler hazır olurdu. Nilayın gözleri hep benim ve karın kaslarımın üstündeydi. Bu durum olduğundan fazlaca rahatsız etti. Ortam çok sessiz olucaktı ki Amcam sessizliği bozdu
Kazım:
Ee Aral, Araf nasılsınız?
Aral:
İyiz şirket falan uğraşıyoruz amca siz nasılsınız?
Kazım:
İyi çok şükür. Şirketin gelir giderleri nasıl kontrol ettin mi
*
Tam cevap vermek için ağzımı aralamıştım ki Araf konuştu.
Araf:
Amca bizim kıbrıs ne zaman
Aral:
Arafcım sen bi ara amcamla özel konuş kıbrıs meselesini bak şuan iş konuşuyoruz
*
Amcam gülümsedi ve konumuza geri döndük. Babam,amcam ve ben iş hakkında konuşurken yengemle annem salona girdi. Ben o kadar çok sıcaklamıştım ki nefes almakta güçlük çekiyordum. Nilay fark etmiş olucaktı ki konuşmaya başladı o konuşunca herkesin gözü benim üstümde gezindi
Nilay:
Aral? İyimisin
Aral:
İyim sadece sıcaktan nefes alamıyorum
*
Sıcağa karşı rahatsızlığım vardı. Amcam hemen oturduğu yerden kalktı ve klimayı açıp geri oturdu.
Galip:
Aral buz gezdirmek istermisin oğlum?
Aral:
Gerek yok baba
Kazım:
Klimayı açtım şimdi serinler tamammı oğlum
*
Amcama kafa salladım ve bekledim. İçerisi azda olsa serinlemişti ama nefes almamı engelliyordu. Araf beni fark etti.
Ve uyardı
Araf:
Aral sen iyi değilsin gel yüzünü soğuk su çarpalım
Yine herkesin gözleri üstümde gezindi. Yengem Nilaya soğuk su getirmesini söyledi ve Nilay suyu getirdi. Suyu içtim ağzımda 2 saniye ısıtıp yuttum. Annem yanıma oturdu ve halime baktı
Aliye:
Oğlum iyimisin biraz daha
Gülçin:
İyi ya iyi iyi yengesinin aslanı
*
1 saat sonra yemekler sofraya koyuldu ve hepimiz oturduk. Yemekte biraz sohbet ettikten sonra gelirken baklava almıştık. Yengemde tatlı yapmış ve onları tabaklara koyup getirdiler.
Ben baklava çok yiyemediğim için baklavamı Arafın tabağına koydum ve sadece tatlı yedim.
Tabağımı mutfağa götürmek için kalktım ve gittim. Arkamdan Nilay gelmişti ve oda tabağını bırakıp karşıma geçti.
Nilay:
Ee şey Aral
Aral:
Dinliyorum seni Nilay
Nilay:
Geçen annemle bi yere gittikte senin bileklik sevdiğini bildiğim için zincir bileklik aldım
*
Nilayın bana aşık olduğunu bütün Karahanlar biliyordu. Zincir bileklik takmayı severdim. Evden çıkarken takmayı unutmuştum çünkü parfümümü Araftan almakla uğraşıyordum.
Nilay:
Odamda gel vereyim
*
Nilay elimden tutup beni odasına çıkardı. Küçükken evet birbirimizin odasına girip oyunlar oynardık ama beni bu şekilde götürmesi anlamsızdı. Odasına geldiğimizde çekmecesini açtı ve bi kutu çıkardı. Ben onu dik dik izliyordum. Yanıma yaklaştı ve kutuyu bana uzattı. Nazikçe aldım ve kutuyu açtım. Kahretsin en sevdiğimdi. Bana hediye alınan bilekliğin aynısıysıdı.Araf kaybettiği için başka takıyordum. Bilekliği içinden çıkardım ve elimde tuttum. Takmak için Nilaydan yardım istedim ve taktı.
Aral:
Teşekür ederim çok güzel
Nilay:
Beğenmene sevindim. Aşağıya inelim merak etmesinler hem sıcak burası
*
Evet üst kat sıcaktı birazdaha durursam nefes almakta güçlük çekicektim. Aşağıya indik ve salona geçtik. Annemin yanına yerime oturdum ve sohbeti dinledim. Araf hiç buralı değildi muhtemelen başka bi kız bulmuştu ve onunla konuşuyordu. Araf bu kız mevzularından dolayı magazinlere çıkıyordu. Ben iş derdinde olan biriyim araf ben hallediyorum diye rahat takılıyor. Bende telefonumu açıp Instagram hesabıma girdim. Tahminlerim hep doğruydu. Hesabımda +118 takip isteği ve +92 mesaj isteği vardı. Takipçi sayım çok fazlaydı. Hesaptan çıktım ve telefon faturalarına baktım. Kendikime baktığımda çok uyguna gelmişti. Sadece 345.95 Tl gelmişti. Ben çok telefonla konuşmadığım ve internet kullanmadığım için idealdi. Arafın faturasına baktığımda gözlerim fal taşı gibi açılmıştı. Araf tamı tamına 6100Tl fatura yapmıştı. Ödeme parası hiç sıkıntı değildi ister altı basamaklı ödeme çıkarsın ama 1 ay içerisinde nasıl o kadar yapmıştı. Aralı mutfağa çağırdım.
Araf:
Noldu gene
Aral:
Araf telefon faturan ne kadar gelmiş haberin varmı?
Araf:
Ne kadar gelmiş?
Aral:
6100Tl gelmiş araf napıyorsun 1 ay içinde bu kadar fatura geliyor.
Araf:
Aral bi rahat mı olsan artık. Sakinleş ya ülkenin sayılı en zengin ailelerinden biriyiz niye kafaya takıyorsun bu kadar
Aral:
Konu nasıl hangi parayla ödicem değil araf. Paranı biraz dikkatli harca kızlara yediriyorsun hep
Araf:
Tamam tamam dikkatli olucam
İçeri geçtik ve yerlerimize oturduk. Arazi konusu açıldı. Arazi konularını genelde Amcamla ben hallederdik
*
Kazım:
Karahan arazinin bi dökümünü sabri amcanlara ayırmamız lazım arazi oldukça büyük
Aral:
Evet amca. Karahan arazisinde Araf ve benimde bir yerimde var.Tek sabri amcama değil Nilay ve Gülay’ada döküm ayırmalıyız. Baba döküm belgeleri sende olsun
Galip:
Tamam tamam ben hallederim
*
Yaklaşık 2 saattir burdaydık ve gülayı hiç görmemiştim odasındadır dicem ama Nilayla yukarı çıktığımda odasının kapısı açık ve boştu. Ben yeni fark ettiysem Araf hiç fark etmemiştir.
Aral:
Amca Gülay nerde hiç görmedim?
Gülçin:
Arkadaşına gitmişti siz gelmeden geliceğini söyledi ama gelmedi hala
Aral:
Nerde bu arkadaşının yeri?
Kazım:
Cafelerin olduğu sokakta
Aral:
Tamam amca ben bi gideyim neden gelmemiş bakayım amcası yengesi abisi gelmiş bune saygısızlık
Gülçin:
Aral bulursan yengem seni birdaha dışarı göndermicek de hakketi bunu
*
Evden çıktım ve arabama binip amcamın dediği yere gittim. Cafelerin olduğu sokağa geldiğimde balkonda Gülayı gördüm. Arabamdan hızla indim. Binaya girdim ve Gülayın olduğu dairenin kapısını çaldım. Kapıyı bi erkek açtı ve bakışlarımı onun üstünde gezdirdim
Aral:
Gülay nerde?
*
Çocuk cevap vermeyince içeri daldım ve balkonun oraya gittim. Gülayın elinde bira bardağı vardı ve içindede bira vardı. Beni öyle görünce bardağı masaya bıraktı ve ayağa kalktı. Gülay alkol içmezdi ama belliki alkole başlamıştı. Bundan amcam ve yengemin haberi yoktu ilk bana yakalanmıştı
Gülay:
Abi
Aral:
Senin ne işin var burda? Terbiyesiz biz size misafirliğe gelmişiz ailen seni kız arkadaşında biliyor sen sevgilinle içki mi içiyorsun saygısız
Gülay:
Abi bi dinle ya
*
Gülayı kolundan sertçe tutup balkondan çıkardım. Çocuk naptığımı anlayınca beni durdurmaya çalıştı ama yüzüne yumruk attım. Binadan çıktığımızda gülaya çok sert davrandım çünkü ailesi neler yaptığını bilmiyordu. Evlerine sürerken bi yandan Gülaya kızıyordum.
Aral:
Sen naptığını sanıyorsun. Annen sana demişki amcanlar gelicek onlar gelmeden gel sen sevgilinle gizli gizli ev tutup içki mi içiyorsun! Neyin peşindesin gülay sen
Gülay:
Abi sakin ol annemlere söyleme lütfen çok kızarlar telefonumu alırlar evden çıkarmazlar beni
Aral:
Madem böyle yapıcaklarını biliyorsun da niye gizli gizli sevgilinle bi evde içki içiyorsun. Biri ya görseydi ha ya biri görüp fotoğrafını çekip magazine çıksaydın. Sen benim başıma Araf mı kesiliceksin!
Gülay:
Abi söz veriyorum seni üzücek birşey yapmayacağım söz bak
*
Bi süre gülaya cevap vermedim. Eve geldiğimizde bişey olmamış gibi davrandım. Gülay Araftan iki yaş küçüktü. 17 yaşındaki bi kızın alkol kullanması saçmaydı. Üstelik alkolden ve sevgilisinden ailesinin haberi yoktu.
Eve girdiğimizde gülay tedirgin olup benim ne diyeceğime bakıyordu.
Gülçin:
Gülay nerdesin sen
Aral:
Gittiğimde hanım efendi kız arkadaşlarıyla karanlıkta patlamış mısır yiyip film izliyordu
*
Gülay bana teşekkür edercesine baktı ve üstünü değiştirip salona indi. Araf bıraktığım gibiydi hala telefonuyla ilgileniyordu. Bizim ailede biri toplumda ne yaparsa yapsın magazine hemen çıkardı. Geçenlerde Araf barda çok alkol aldığı için sokakta bağıra bağıra şarkı söylediğini yayımlamışlardı. Araf 19 yaşında olmasına rağmen benim yapmadıklarımı yapıyordu. Annem ve yengem mutfakta kahve içerken biz sohbetimize devam ediyorduk.
Çok sıkılmıştım iş sohbetide sarmamaya başladı Araf ise hala kızla konuşuyordu. Kızın haberi yok ama araf yarın kızı engellicekti. Telefonu alsam yine sıkılıyordum. Yakamı nefes almak için çekiştirdim ve babam fark etti
Galip:
Aral oğlum neyin var
Aral:
Şekerim düşmüş olucak baba. Nilay çikolata varmı?
Nilay:
Var olması gerekiyor bakıp geliyorum
*
Şekerim fazla düşmüş olucaktı ki konuşamıyordum. Nilay elinde sütlü çikolata ile geldi ve içinden koparıp bana uzattı. Isırdığımda rahatlamıştım. Sağlık sorunlarım vardı ve olmayacak yerde etkileşince ne yapıcağımı bilmiyordum. Biraz sakinleyip kendime geldiğimde Arafa baktım. Yüzünde endişe vardı boğazımı temizledim ve sesten araf bana baktı. Ne oluyor der derecesinde gözümü kırptım. Araf yüzüme korkuyla bakıyordu. Nilay yanımda oturduğu için odasına çıkıp arafla bişey konuşmak istediğimi söyledim ve izin verdi. Arafla beraber Nilayın odasına çıktık ve araf yatağa oturdu. Kapıyı kapattım ve arafın karşısına geçtim.
Aral:
Ne oluyor Araf bu yüzün ne
Araf:
Konuştuğum kızın abisi
Aral:
Eee araf nolmuş abisine
Araf:
Beni öldürmekle tehdit ediyor. Aral yardım et bana lütfen
*
Araf beni nasıl bi abi olarak görüyor bilmiyorum ama ben onun abisiyim. Arafın benden başka sığınacağı kimse yok. Ve evet yakın zamanlarda Arafın başına bela alacağını biliyordum ve aldı da. Ben cevap vermeyince araf daha çok tedirgin oldu ve yalvarmaya başladı
Araf:
Aral,yalvarırım bişey yap beni soy adımız bile kurtarmaz kızın abisi askermiş özel kuvvetlerden. Beni ancak sen kurtarırsın aral.
Aral:
İyi bok yedin. Gerizekalı. Tişört değiştirir gibi kız değiştirdin. Öğlen dolaştığın kız mı bu?
Araf:
Hayır
Aral:
Of Araf of! Bi gün kız peşine düşmesen şaşırıcam Amına koyayım!
*
Araf söylediklerime başını eğdi ve ona baktım. Ben onun abisiydim ve onun başı derde girdimi ben kurtarıcaktım. Araf çocuklundan beri bişey yapsa babama yada anneme değil bana gelirdi. Araf bana çocukluğunda “abi” derdi ama 15 yaşına girdikten sonra bana abi demeyi bıraktı ve Aral demeye başladı. Arafı yataktan kaldırdım ve ona sarıldım. Oda bana sarıldı. Abilik görevimi her zaman yapardım. Araf ona yardım edeceğimi anladı ve teşekkür etti. Odadan çıkıp aşağıya indiğimizde konuşma bitmiş eve gitmek için hazırlanıyorduk. Amcamlarla vedalaşıp arabaya bindik. Benzinin bittiğine dair ışık yandığında yakın bi benzinlikte durdum. Arafla lavaboya gittik ben elimi yıkadım ve çıktım. Araf ise daha çıkmamıştı. Arabaya gitmek için beklediğimizde Araf hala gelmemişti.
Galip:
Araf nerde kaç dakika oldu
Aliye:
Evet baya oldu
*
Arabadan indim ve lavaboya gittim kapalı olan kapıları çalıp açtım hepsi boştu. Aklıma Arafın başının bela da olduğu geldi. Araf başını halledebileceği bi belaya soksa korkmaz ve benden yardım istemezdi. O kızın abisi kardeşime birşeyler yapıcaktı biliyordum. Arafa ne yapacaklarını ondan daha iyi biliyordum. Sinirle ve hızla lavabodan çıktım ve marketin oraya geldiğimde müşteriler ve çalışanlar vardı. Hepsini görür görmez bağırmaya başladım.
Aral:
Hiç biriniz kımıldamasın hepinizin belasını sikerim. Kardeşimi kaçıranı illaki biriniz gördünüz!
Bağırmamla herkes korkmuştu. Sesim dışarı kadar gitmiş olucaktı annem ve babam gelmişti. Annemin yüzünde endişe vardı
Galip:
Ne oluyo Aral,Araf nerde
Aral:
O orospunun evladı kardeşimi kaçırdı. Biriniz bildiği halde susup bana birşey söylemezse onu sike sike öldürücem!
Çok bağırıyordum Arafın yokluğu sinirime vurmuştu. Konuştuğu kızın abisi kaçırmıştı. Bu konuda ikisini suçluyorum. Araf piçlik yapmıştı ki abisine kadar gitmişti. O adamı bulur bulmaz arafa zarar verdiyse doğduğuna bin pişman edicektim. Yetkililerden kamera kayıtlarına baktığımda evet kızın abisiydi. Herkese haber salmıştım. Karahan ailesinin bi ferdini kaçırmanın bedelini ağır ödeticektim. Arafın telefon konumu bana bağlıydı. Nerde olduğuna baktığımda yola çıktım. Konum bi 2 katlı villayı gösteriyordu. Gaza çok bastım araba resmen bağırıyordu. Arafı aradım çaldı,çaldı ve açıldı. Seslendiğimde yabancı biri açtı ve adının Murat olduğunu söyledi. Bu kızın abisiydi. Sinirle bağırmaya başladım.
Aral:
Beni duyuyormusun orospunun çocuğu Arafın tenine dokunursan senin hayatını sikerim anladın mı. O ellerin Arafa değidiği an geleceğini karartırım!
Araf bağırmamı duydu ve yalvarır ses ile bana seslendi
*
Araf:
Aral! Aral beni gel al bunlar beni geberticek yalvarırım gel Aral!
Aral:
Bana bak lan muratmısın amına koyduğumda tur atarmısın bilmiyorum ama senin o orospu kardeşin yüzünden olmuş herşey. Arafa birşey yapmayacaksın
Murat:
Çok terbiyesiz konuşuyorsun bugün Karahan. Çok istiyosan Arafı gel al
Aral:
Bekle bekle bilmediğiniz birşey var az kaldı geliyorum. Seninde kardeşininde geçmişini sikmeye geliyorum!
Murat telefonu suratıma kapattı. Bilmedikleri şey Arafın telefonunda olan herşey bende gözüküyordu. Konuma geldiğimde villanın karşısında durdum ve bizimkileri bekledim. Beş dakika sonra Evdeki korumalar geldi ve içeri daldık. Ben girer girmez Araf diye bağırdım Salonda oturuyorlardı.Arafı tekli koltuğa bağlamış ve ağzını bantlamışlardı.Bu nasıl sahneydi lan böyle. İç sesim buranın ne biçim yer olduğu hakkında konuşuyordu. Arafa baktığımda bıkmış şekilde izliyordu. O kız ve abisi. Gördüm sizi orospu evlatları. Sinirle konuşmaya başladım.
Aral:
Sizin amınıza koyayım! Araf bir daha kızlarla flört edersen ilk seninkine koyarım! Bana bak lan ne istiyorsunuz. Siz karahanlara bulaşmayı sevdiniz galiba.
Murat:
Karahanlara bulaşmak için kız kardeşim yardım etti.
Aral:
Ulan gerizekalı senin kız kardeşin kaşarlık yapmış Arafa bok atma
*
Kız bizi sinsi sinsi dinliyordu. Kafana tüküreyim Araf. Elimi havaya kaldırarak korumalara gelin işareti yaptım ve Muratın adamlarının üstüne saldım. Muratın üzerine yürüyüp yumruk attım ve koltuğuna düştü. Yakasını çekiştirip bağırarak konuşmaya başladım.
Aral:
Birdaha kardeşimin olduğu semtlere,mekanlara gezdiği her yerde sizin de orda olduğunuzu duyarsam medeniyetinizi sikerim!
*
Korumalardan biri Arafı çözmüştü. Kız abisine saldırdığım için beni üstünden çekmeye çalışıyordu ama gücü yetmiyordu.
*
Çok yorgundum,dün geç saatte Arafı yediği boktan kurtarmıştım. Saat sabah onbir’di. Normalde altıda kalkmam gerekirdi ama kalkmadım. Boş boş tavana bakarken kapı çaldı ve ben cevap vermeden içeri girip kapıyı kapattı. Böyle salaklığı anca Araf yapardı
Araf yanıma geldi ve yatağa oturup süzme mal gibi yüzüme baktı.
Aral:
Araf salakmısın sen?
Araf:
Kahvaltıda seni çağırıyorlar inmeyince beni gönderdiler
Aral:
Hiç iştahım yok araf. Yaz geldi rahatsızlığım mideme vurmaya başladı
Araf:
Doktora gidelim diyorum kabul etmiyorsun Aral
Aral:
Doktor ne dicek gene aynılarını söyleyip durucak boşa git gel
Araf:
Hadi Aral kalk artık.
Aral:
Aral değil hayvan köpek abi diceksin abinim ben senin
*
Araf daha fazla dayanamayıp beni kolumdan tutup kaldırmaya başladı. Daha fazla zorlamasın diye kalkıp aşağıya indik. Masaya oturduğumda boş boş tabağa bakıyordum. Bu adı bilinmeyen otlardan yapılmış detoks suyunu kim bıraktı buraya? Karşımda resmen çimen suyu vardı. Bunu kesin Araf sırtında sadece 4 tane çıkan sivilce için yaptırtmıştı. Çatalı aldım ve tabağıma peynir ve yumurta bıraktım. Araf gibi tabağımı doldurmak yerine belirli bi saate kadar tok tutucak şeyler yemeyi tercih ederim.
Galip:
Kıbrısa gidicez,akşam hazırlanmaya başlayın
*
Araf Kıbrıs lafını duyar duymaz içtiği çimen suyu boğazında kalmıştı ve öksürmeye başladı. Sağ elimde çatalla peynire batırıp ağzıma atıyordum, sol elimle Arafın sırtına vuruyodum. Onu nasılda tanıyordum. Araf öksürmeyi bırakınca sesini düzeltti ve konuşmaya başladı. Susmayı bilmiyor.
Araf:
Dün belli değildi ama
Aral:
Belliki konuşmuşlar Araf. Sen anca kız peşine
Aliye:
Araf bir dahakine dikkatli ol kızlarla konuşmamaya özen göster
Araf:
Tamam anne ederim.
*
Araf çimen suyunu içip bi yandan yiyiyordu. Bana gene sıcak basmaya başlamıştı. Nefes alamıyordum. Soğuk su içtim ve Arafa döndüm.
Aral:
Araf kahvaltını yapınca şortunu giyin
Araf:
Neden?
Aral:
Havuza girelim serinleriz
*
Kahvaltımızı yaptık ve Arafla ben odalarımıza çıktık. Hemen havuza giremezdik. Boğazımıza su kaçsa kusucaktık. Ben değil Araf kusucaktı. 20 dakika odamda kaldım ve Arafa şortunu giymesi için mesaj attım. Dolabımı açtım ve siyah deniz şortumu giyindim. Üstümü çıkardığımda karın ve göğüs kaslarıma sıcak rüzgar çarptı. Balkonun kapısı komple açıktı. Aşağıya indiğimde salondan sesler geliyordu. Girip baktığımda Kazım amcamların geldiğini gördüm. Kahretsin çıplaktım yengemi geçtim Nilay ve Gülayda burdaydı. Neden havlu almadım ki? Amcam beni gördü ve herkes amcamın baktığı yöne yani bana doğru bakmaya başladılar.
Aral:
Hoşgeldiniz amca,yenge. Sarılırdım da çıplağım
Kazım:
Sorun değil oğlum
Gülçin:
Nasılsın düne göre?
Aral:
İyim biraz daha az öncede bi sıcakladım Arafa havuza girelim dedim
Kazım:
İyi yapmışsınız oğlum
*
Nilay ve Gülay bana bakıyolardı. Araf ve ben havuzda olucaktık ama onlar burda büyüklerle kalıcaklardı. Aklıma onlarında havuza girmeleri geldi, yanlız kalmaktansa kuzenlerle havuza girsinler. Aptal Araf hala gelmedi.
Aral:
Kızlar
Nilay:
Buyur Aral?
Aral:
Siz burda büyüklerle oturucağınıza bizle havuza gelsenize müzik falan açıcaz
Gülay:
Bilmem ki olur mu abla?
Aral:
Amca Nilay ve Gülay bizle havuza girebilirler değil mi? Sizle oturucaklarına bizle havuza gelsinler
Kazım:
Olur olur oğlum gelsinler. Kızlar hadi
Nilay:
Ee Aral mayomuz yok
Aral:
Filiz ablaya söyleyeyim size ayarlasın benim odamda giyinin
*
Filiz ablaya kızlara mayo ayarlamasını söyledim ve beraber yukarı çıktık. Filiz abla kızlara mayolarını verdi ve onları odama götürdüm. İçeri girdik ve balkonun kapısını kapatıp kalın siyah perdelerimi kapattım. İçeri karanlık olmuştu ama odanın kapısı açık olduğu için ışık giriyordu. Gülay ışığı açtı.
Nilay:
Aa odan çok güzel kokuyor Aral
Aral:
Öylemi hiç fark etmiyordum
*
Evet odam çok güzel çikolata kokuyordu. Parfüm sıkmaktan odam kokuyordu. Kızlar yatağın oraya geçtiler ve kapının oraya gittim.
Aral:
Siz giyinin aşağıda bekliyorum sizi
*
Kapıyı kapattım ve aşağıya indim. Salonda hala çıplak babamlarla oturuyordum. Beş dakika sonra kızlar inmişti. Yavşak Araftan ses yoktu.
Kızlar mayolarını giymiş üstlerinede saten birşey giymişlerdi. Kızlar hakkında bilgim çok az. Kalktım ve kızların yanına gittim.
Aral:
Araf gelmedi hala
*
Merdivenlere yaklaştım ve yukarı doğru kendimi yırtarcasına kalın ve sert sesimle bağırdım. Kızlar bu kadar güçlü bağırıcağımı beklemiyor olucaklardı ki korktular.
Aral:
Araf hadi amına koyayım napıyorsun yarım saattir! Çık şu siktimin odasından!
*
Babamlar bizim olduğumuz tarafa baktıklarında onlara gülümsedim ve kızlara bakıp onlarada gülümsedim. Araf koşarak merdivenlerden indi ve yanımızda dikildi.
Araf:
Geldim ya ne yırttın kendini. Aa kızlar hoş geldiniz
Aral:
Hadi Araf hadi havuza.
*
Bahçeye çıktık ve havuza doğru yürümeye başladık. Bahçemizde evimiz kadar büyük ve genişti. Arafın geç gelme sebebini şortundan anladım. Altında Kıbrıstan aldığı siyah CK şort vardı. Muhakkak onu arıyordu. Kızlar üstlerindeki ince adını bilmediğim şeyi çıkardılar. Ve yana yana durdular. Ben gölge olan yere geçtim ve yüksek ses yapan hoparlörden müzik açtım. Güneş aşırı derecede vardı telefonun ekranını zor görüyordum. Yanlarına gittiğimde Araf ısınma hareketleri yapıyordu. Bende dövüş eğitiminde yaptığım zıplama ve yumruk hareketleri ile ısınıyordum. Kızlar bizi gülerek izliyordu.
Aral:
Araf ben gidiyorum ısındım şimdi ortalığı sikeceeemmm
*
Araf yüksek bir kahkaha patlattı. Zıplayarak geri geri yürüdüm ve koşarak takla atıp havuza atladım. Vee işte aradığım soğukluk. Bu sıcakta rahatsızlığıma en çok bu iyi geliyordu. Yüzeye çıktığımda Araf yüksek sesle ıslık çalmıştı. Kızlar ise şaşkınca beni izliyordu. Havuzdan çıktım ve koşar adımlarla kızların yanına gittim. Nilaya sırıtarak baktım ve onu aniden kucağıma aldım. Tabi korkmuştu ve onu indirmem için bağırıp sırtıma hafifçe vuruyordu.
Nilay:
Aral,Aral bak sakın atma çok soğuktur
*
Nilayı kışkırtmak için atıyormuş gibi yaptığımda omuzlarıma daha sıkı tutunuyordu. İnsanları kışkırtmak ve onlarla uğraşmaktan zevk alıyordum
Aral:
Nilay atıyorum hadi. 3-2-1 hoopbaaa
*
Nilayı havuza attım. Ardından Araf bombalama atlayarak havuza daldı. Nilay Arafla aynı aynda yüzeye çıktılar ve Nilay bana eğlencesine kızmaya başladı. Nilay bana aşıktı ve bana olan aşkından beni kırmıyordu.
Nilay:
Aral bittin sen!
*
Nilaya sırıttım ve arkamı döndüm. Gülay bana yakalanmış gibi baktı ve ona göz kırpıp sırıttım. Gülay kaçmaya başladı ve onun peşinden koştum. Yerler ıslar olduğundan çok hızlı koşamıyordu ve onu hemen yakalayıp kucağıma aldım. Oda ablası gibi omuzlarıma tutunuyordu
Gülay:
Abi,abi bak lütfen ben kendim girerim
Aral:
Olmaaazz atıcam. Hadi 1-2-3 hoop
Gülay:
Abi bak yapm-
*
Gülay cümlesini tamamlamadan onuda havuza fırlattım. Yüzeye çıktığında şoka uğramıştı. Ben Aral Karahandım zevk aldığım herşeyi sevdiklerimle yapardım. Hepsi havuzdayken yine geri geri yürüdüm ve havuza doğru koştum.
Aral:
Geliyoruuuumm
*
İlk önce kollarım sonra bedenim suya girdi ve gidebildiğim yere kadar yüzüp yüzeye çıktım. Arafa seslendim.
Aral:
Araf tabancaları getir!
*
Araf havuzdan çıkıp su tabancalarını getirdi. Ben kendikimi aldım ve suyla doldurup kızlara sıktım. Yaklaşık 1 saattir havuzdaydık. Saat öğlen bir olunca bahçede hala mayolar ile şezlonglarda uzanıyorduk. Ben rahatsızlığımdan dolayı arada dalıp çıkıyordum. Amcamlar bizde kalıcaklardı çünkü gece kıbrısa gidicektik. Araf bian yerinden doğruldu ve ayağa kalktı. Siyah gözlüklerimin altından Arafa tip tip baktım.
Araf:
Kalkın fotoğraf çekilicez
Gülay:
Aa olur abla abi lütfen çekilelim
Nilay:
Tamam çekiliriz
Araf:
Ee Aral hadi kalk
*
İstemesemde yerimden kalktım. Araf telefonunu bardağa sabitledi ve yerlerimizi ayarladık. Nilay ve Gülay sol tarafımda yan yana duruyolardı. Sağımda ise Araf duruyordu. Araf telefonu 5 saniyeye ayarlayıp yerine geçti ve poz verdik. Ben ellerimi şortumun cebinde koydum ve gözlüklerimle havalı poz verdim. Araf yine saniyeye aldığında bu sefer sağ elimle işaret ve orta parmağımla iki işareti yapıp poz verdim. Telefonu alıp baktığımızda çok güzel çıkmıştım.
Araf:
Bu çok güzel olmuş paylaşıcam
Nilay:
Etiket at bizde paylaşalım.
*
Şezlonglara geri geçtiğimizde Araf fotoğrafları siyah beyaz yapıp paylaşmıştı. Fotoğrafın üstüne “Karahan’s” yazmıştı. Bende geri paylaşım yaptım. Aradan 1 dakika geçmişti ve hikayemi tamı tamına bin iki yüz kişi görmüştü ve beğenmişti. Karahanlar heryerde duyulur bilinirdi. Gece özel uçakla kıbrısa gidiceğimiz için neler yapıcağımızı düşündük.
Aral:
Ben gezicem
Araf:
Ben kızlarla takılıcam
Gülay:
Ben oraya gidince bakarım
Nilay:
Ben fotoğraf çekilirim belki
Araf:
Şeyde kalıcaz deme yine Karahan malikanesinde?
*
Bıkkın bir şekilde nefes vererek Arafa cevap verdim. Bu çocuk beni delirticekti!
Aral:
Evet oraya gidicez. Ama bak Araf eğer orda kızların peşine düşersen ve birdaha seni alıp götürürlerse kendi kıçını kendin kurtarırsın baştan söyleyim.
Araf:
Aman be anladım
*
Nilaya baktığımda gözleri vücudumdaydı. Evet pahabiçilemez vücudum vardı. Bütün kızlar hastasıydı.
Ona baktığımı anlayınca gözlerini karın kaslarımdan ayırdı ve etrafa bakınmaya başladı.
*
Başım o kadar çok ağrıyordu ki yatağıma uzanmak zorunda kalmıştım. Gülay seçmelere hazırlanmak için Arafla müzik çalışıyorlardı ve benim gitarımı almışlardı. Araf çalıyordu gülay söylüyordu. Bu birazda olsa başımın ağrısını şiddetlendiriyordu. Odamın kapısı nazikçe çalındı ve açıldı. Yavaşça geri kapatıldı. Arafın kapımı hayvan gibi açıp kapatmasından sonra bu biraz iyi olmuştu. Odaya girdiğinde gelen kişinin Nilay olduğunu gördüm. Elinde sporda içtiğim protein milkshakesi vardı. Kahretsin hassas noktamdan tam 12den vurulmuştum. Nilay yatağıma oturdu ve bana baktı. Gözlerimin içine….
Nilay:
Sıcaktır diye protein seviyormuşsun yengem söyledi sana yaptım.
Aral:
Saol teşekkür ederim
Nilay:
Rica ederim afiyet olsun
*
Yerimden doğrulup elinden aldım ve içtim. Off karşı çıkılamayacak şekilde güzeldi. Ve soğuktu. Kollarıma baktığımda kızarmıştı. Nilayda bunu fark etmişti.
Nilay:
Kolların kızarmış Aral. Krem sürmelisin
Aral:
Geçiyor diye ellemek istemiyorum
*
Nilayın gözleri yüzümde gezdi ve incelemeye başladı.
Nilay:
Araf senden daha esmer değil mi?
Aral:
Evet ben kumralım. Araftan daha açık tondayım
*
Araf tam kara oğlandı. Kara kaşı kara gözü esmer teni. Bende tam tersi kahve rengi saç açık renk ten ve Bal rengi gözlere sahiptim.
Nilay:
Gözlerine güneş vurunca çok iyi gözüküyor Aral
Aral:
Evet bak hatta arkana fotoğrafı bile var
*
Nilay arkasına baktığında duvarda asılı olan tabloyu gördü. Tabloda benim gözüm vardı arka fon tamamen siyahla kaplıydı. Ve büyük bir şekilde göz irisim vardı. O kadar güzel bi rengi vardı ki gözüme özel tablo yaptırtmıştım. Bal Aral…. Nilay tabloyu görünce çok şaşırdı.
Nilay:
Aa Aral bu çok güzel
Aral:
Evet geçen yaptırtmıştım altında beyaz el yazıyla küçük “Bal Aral” yazıyor dikkatli bak
*
İrisin altındaki yazıyı dikkatli bir şekilde inceledi ve gülümseyerek bana baktı. Bende ona gülümsedim.
Nilay:
Bal Aral ne diye yazılmış anlamı mı var?
Aral:
Gözlerim bal rengi olduğu için bana Bal Aral derlerdi…. Yani bi zamanlar.
Nilay:
Anladım. Peki Aral ben senden birşey isteyebilirmiyim?
Aral:
Tabi buyur
Nilay:
Aral bu tablodan bana da yaptırabilirmisin?
Aral:
Tabi kıbrıstan dönünce gidip yaptıralım.
*
Nilay çok mutlu oldu. Tam bana sarılacakken elimdeki şişeyi gördü ve geri çekildi. Balkon kapısının yanında bateri vardı ve elimdeki şişeyi Nilayın tutması için rica ettim. Yatağımdan kalktım ve baterimin yanına gidip oturdum. Bagetlerimi aldım ve arkadan bateriye bağlı olan kablonun diğer ucunu telefonuma taktım. Bi şarkı açtım. En sevdiğim olan Simge~Misafir açmıştım. “Fallarda çıkan biri var” nakaratı geldiği an o ritme uygun çalmaya başladım. Bi yandan da söylüyordum.
Aral:
Anılar kaybolmadan,ve sabır usanmadan, inat ettim bekledim. Ahh hiç umutsuz olmadım,çabalarken uğruna, bi şikayet etmedim.Fallarda çıkan biri var gönlüme bir misafir var. Kaç vakte karar bilmem pişmanım diyen biri vaaaarr (2x)
*
Ara ezgi girdiğinde çalmaya devam ettim. Nilaya baktığımda beni video çekiyordu ve mutlulukla seyrediyordu. Bittiğinde yerimden kalkıp hızla yatağıma oturdum ve Nilayla videoyu izlemeye başladık. Baya güzel çalıyordum. Karahansam hakkını vermem lazımdı.
Nilay:
Sesin baya güzelmiş Aral. Bayada iyi çalıyorsun
Aral:
Saol duvarda gitarımda vardı ama şuan Arafta.
Nilay:
Gülay aslında seninle çalışabilir. Araftan daha iyi sesin ve çalışın var.
Aral:
Araf zorluyor işte. Ama oda güzel çalıyor. Ses konusunda bana yetişemez
*
Saat 6 oldu güneş batmaya başlıyordu. En sevdiğim şeylerden biri de güneşin doğuşu ve batışı. İzlemesi değil. Odama yansıyan ışık. O beni benden alıyordu. Bal aral ve ona uygun ışık… Üstüme beyaz dar atlet ve altıma siyah şort giyip odamdan çıktım. Araf telefonda arkadaşı ile konuşuyordu. Hayvan kılıklı sesi odama kadar geliyordu. Aşağıya koşar adımlarla indim. Salonda Araf ve ben hariç herkesler ordalardı. Beyaz çoraplarım o kadar temizdi ve uzundu ki dikkat çekiyordu. Annem kolyemi fark ettiğini görmüş olucaktı ki beni uyardı.
Aliye:
Oğlum kolyen ters düzelt.
*
Anneme gülümsedim ve kolyemi düzelttim. Koleymin üstünde kılıç vardı. Zaafımdı. Saçlarım dağınıktı. Tam ev kombini dışarı çıksam bu kadar özenli giyinmezdim. Parfüm sıkmamıştım ama önceden sıktığım için yıkanmasına rağmen kokusu kalmıştı. Kokum amcamın dikkatini çekmiş olucaktı ki sordu.
Kazım:
Oğlum parfüm mü sıktın?
Aral:
Hayır amca önceden sıktığımın kokusu duruyo. Yıkansa bile kalıyor koku
Gülçin:
Evet Aral baya iyi kokuyor.
Aral:
Teşekür ederim saolun. Nilay tablonun instagram adresini sana attım. Yaptırmak için onlara söyledim. Yazıcaklar sana
Nilay:
Teşekür ederim Aral
Gülay:
Ne tablosu bu Abla?
Nilay:
Aralın duvarında asılı bi tablo var. Altında Bal Aral yazıyor. Arala beğendiğimi söyledim banada yaptırcak
Galip:
Şu Aralın göz iris tablosumu
Nilay:
Evet amca
*
O tablonun aynısı Araftada vardı. Onun kara gözlerininde odasında yeri vardı.
Aliye:
Aynı tablodan Araftada var. Araf istememişti ama Abisi zorladı öyle yaptırdı. Sonra yaptırdığına sevindi baya güzel yapıyorlar
*
Araf hariç hepimiz salonda sohbet ediyorduk. Kapı çaldı ve filiz abla gidip açtı. İçeri yanımıza geldi ve benim yanımda durdu.
Filiz:
Aral bey
Aral:
Efendim filiz abla
Filiz:
Arkadaşınız İlyas bey geldi
Aral:
Söyle gelsin filiz abla teşekkür ederim
*
Filiz abla İlyası çağırmaya gitti. Filiz abla ben doğduğumdan beri bizimleydi o bi hizmetçi değil bizim ailemizdendi. İlyas ise en yakınım her şeyimiz beraberdi.
İlyas içeri girdi ve ayağa kalkıp ellerimizi birbirimize vurup yüksek ses çıkmasına sebeb olduk. İlyasla sarıldık. Annem ve babama selam verip ellerini öptü. Aynısını yengeme ve amcamada yaptı. Nilay ve Gülayla ise tanışıp tokalaştılar.
İlyasla yan yana oturduk.
İlyas:
Nasılsınız Galip amca,Aliye abla?
Aliye:
İyiyiz İlyascım sen nasılsın ailen nasıl?
İlyas:
Onlarda iyiler selamları var. İşten dönüyordum sizin burdan geçiyordum uğrayım dedim. Aral sen nasılsın?
Aral:
İyim ilyas nasıl olsun. Gel yukarı çıkalım biz
*
İlyasla yukarı çıktığımızda Arafın odasının önünden geçtiğimizde kapısı açıktı ve Araf uyuya kalmıştı. İlyasla sırıtıp benim odama geçtik ve yatağa oturduk.
İlyas:
Aral kıbrısa ne zaman gidiyorsunuz?
Aral:
Gece gidiyoruz amcamlarda o yüzden burdalar. Bir isteğin mi var varsa söyle gelirken getireyim
İlyas:
Mentollü sigara getirebilirmisin?
Aral:
Onu her türlü getiricem başka isteğin varmı?
İlyas:
Yok kardeşim saol.
*
Az bi dakika daha oturduk. ilyas gitmek için hazırlandı. Onu geçirmek için aşağıya indik. Araf hala uyuyordu. Havuz onu yormuş olucaktı ki baya uyudu. Ben odamda kulaklık takıp şarkı açıp bateri çalıyordum. O kadar sert çalıyordum ki ses aşağıya kadar gidiyordu. Bateri çalmayı bırakıp aşağıya indim. Araf sana yuh! Hala çamış gibi yatıyordu. İndiğimde boğazımı temizleyip koltuğa oturdum.
Kazım:
Bateriyi sen mi çalıyordun Aral?
Aral:
Evet amca. Bateriden başka aletlerde çalıyorum
Gülay:
Evet ben gördüm. Arafla seçmelere hazırlanıyorduk Aral abimin gitarı ile çalıştık.
*
Gülaya dönüp gülümsedim. Babam yavaştan eşyalarımı toplamamı söyledi. Mutfağa gittim ve filiz ablayı yemek yaparken gördüm. Yukarısı sıcak olduğu için filiz abladan valizimi hazırlamasını rica edicektim. Ben Araf doğmadan öncede annem ve babamla değil hep filiz ablaylaydım. Düşsem,ağlasam,acıksam,susasam,canım sıkılsa hep Filiz ablaya giderdim. Onun elinde büyümüştüm.
Aral:
Ee şey filiz abla
Filiz:
Buyrun Aral bey
Aral:
Abla benim valizimi hazırlayabilirmisin yukarıda nefes alamıyorum.
Filiz:
Tabi Aral bey
Aral:
He bide abla. Bana bey demek zorunda değilsin senin elinde büyüdüm. Üstümde emeğin çok. Aral de Aralcım de. Oğlum de mesela. Senin oğlun sayılırım
Filiz:
Nasıl isterseniz
*
Arkadan Filiz ablanın boynuna sarıldım ve yanağına öpücük bıraktım. Annem sayılırdı. Filiz abla odama giderken bende bahçeye havuzun oraya gittim. Gün batımı. En sevdiğimdi. Güneş ışığı odamın penceresinden içeri giriyordu. Şezlonglardan birine uzandım ve instagram hesabıma girdim. Beğeniler,takipçiler,istekler,yorumlar. Bunlar mı beni ünlü edicekti. Asıl ünlü eden soy adımdı. Notların olduğu yere baktığımda Araf notuna “Aral havuza takla atarak daldı” yazmıştı. Araf hesabını bi ciddili bi oyun gibi kullanırdı. Hemen yanda Nilayın notu vardı. O ise notuna; “A’🥁” koymuştu. Aral demek istiyor anlamadık sankiiii.
Mesaj kutusundan gelen isteklere bakıyordum. Bi çoğu kızdı. Bazıları benimle evlenmeyi hayal ettiğini yazmıştı.Karahan soy adı size ağır gelir.
Bütün istekleri sildim telefonumu kapatıp cebime koydum. Eve girip yukarı çıktım. Araf uyanmıştı kendine gelmeye çalışıyordu. Kapıdan ona bakıp yürümeye devam ettim. Odama girdiğimde filiz abla çoktan valizimi hazırlamıştı ve yataktan indiricekken hızla yanına gittim.
Aral:
Abla sen dur ben indiririm
Filiz:
Saol Aralcım. Araf uyandımı onunkinide hazırlayayım.
Aral:
Abla bırak o kendi hazırlar şimdi der bu buna uymaz seni 2 saat oyalar. Boş ver elleme.
*
Filiz abla odadan çıktı ve mutfağa geri indi. Bende Arafın odasına gittim. Araf boş boş bakınıyordu. Kız bulamıyor diye içi eridi
Dönen sandalyesini yatağın yanına çektim ve oturdum.
Aral:
Camış gibi uyudun be Araf. İlyas geldi, bateri çaldım hala uyanmadın
Araf:
Yorulmuşum Aral
Arafın odasına güneş az geliyordu. Gelse bile benimki gibi aydınlık değil sadece yere vuruyordu.
*
Araf:
Amcamlar hala burdamı?
Aral:
Evet onlarla beraber gidicez diye burda kalıcaklar.
Araf:
Kombinin güzelmiş bana da yapsana
Aral:
Araf işine bak ya. Dolabından bak yap kendine
*
Araf bana yalvarmaya başlayınca sussun diye yerimden kalktım ve dolabını açtım. Biraz baktıktan sonra beyaz keten şort ve buz mavisi gömlek çıkardım. Tam yaz erkeği yapıcaktım
Arafa doğru fırtlattığımda kalktı ve giyindi. Arafa gömleğinin sadece 3 düğmesini açık bırakmasını söyledim. Saçlarını özenle dağıttı ve parfüm sıktı. İkimizde beraber aşağıya indik. Benim kombinim rahat ve güzeldi. Salona geçip oturduğumuzda büyükler sohbet ediyorlardı. Nilay ve gülay ise onları dinliyordu. Arafla yanyana oturup sohbete dahil olduk. Akşam saat sekiz olmuştu ve sofraya oturduk. Yemeklerimizi yiyip dağıldık. Annem,babam,yengem ve amcam havuzun başında kahve içiyorlardı. Saat dokuzda havalaanına gidicektik. Yavaştan hazırlanıyorduk. Ben böyle gelicektim. Boş yere kıyafet çıkarıp atmaya gerek yoktu. Zaten 1 saat önce giymedim mi?.Havada sıcaktı. Araf değiştirmişti. Siyah keten pantolon ve beyaz gömlek giymişti. Annem ve babam son kez hazırlanmışlardı. Kızlar ve amcamlar hazırlanıp gelmişlerdi.
*
Havaalanına gelmiştik ve basın vardı. Bu basınada kim haber veriyorsa onların ben. Neyse. Basın bizi görür görmez yanımıza geldi ve gözümüzü alıcak ışıklarla bizi çektiler. En önde ben ve Araf vardık. Bizim arkamızda Nilayla gülay. Onların arkasında da babamlar ve amcamlar vardı. Muhabirlerlerden biri mikrofonu bana uzattı ve sorular sordular.
Haberci:
Aral bey yolculuğunuz nereye? Bi yatırım işi için mi gidiyorsunuz?
Aral:
Arkadaşlar yatırım işi değil. Kıbrısa ailem ve amcamlarla öylesine gidiyoruz. Biliyorsunuz rahatsızlığım var ve sıcakta nefes alamıyorum
Haberci:
Araf bey siz birşeyler söylemek istermisiniz?
Araf:
Aralın dediği gibi öylesine gidiyoruz. Ama ben pek öylesine değil gibiyim
*
Fazla flaştan gözlüğümü taktım ve ilerledik. İçeri girdiğimizde geceye kadar uçağı bekleyecektik. Araf ve Nilay yicek ve içecek almaya gittiler
Gece yarısı olduğunda özel uçağımızın olduğu alana geçtik ve bindik. Ne kadar özel o kadar hızlı. Yol boyu kulaklıkla müzik dinleyip uyudum. Aslında kulaklıkla uyuyamıyorum bilincim açık oluyor. Kulaklığımı belli bi dakika çıkarmıştım ve Arafın gözleri bacaklarıma kaydı. Abi sapığı. Bacak kaslarıma bakıyordu damarlarda çıkmıştı.
Araf:
Oha bacak kasların mı vardı senin?
Aral:
Evet vardı
Araf:
Oha çok iyi
*
Bi kaç saat sonra kıbrısa gelmiştik. Malikaneye geldiğimizde herkes odalarına çekilmişti. Burda Nilay ve Gülayın odası olmadığı için iki yatak olan bi odaya geçtiler. Benim odam hala aynıydı. Geniş ve büyüktü. Burda eşyalarım çok yoktu çünkü ara ara gelirdik. Özlemiştim. Saat geç olduğu için uyuyakalmıştım. Sabah aşağıdan gelen gülüşme seslerine uyandım. Kapım kapalıydı ve Arafın anırma seslerine uyandım. Kahretsin üstümü bile değiştirmeden uyumuşum. Atletimin askısı çok sıkı olduğu için omzuma yapışmıştı ve iz çıkmıştı. Aşağıya indiğimde herkes sofradaydı. Nilayın yanı boştu ve onun yanına oturdum. Uykulu sesle tek tek günaydın demek zorundaydım. Saygı çerçeveni koru Aral.
Aral:
Günaydın herkese
Aliye:
Günaydın oğlum
Kazım:
Oğlum hadi başla
Galip:
Ne yersin oğlum
*
Yemeklere tip tip bakıyordum. Nilayın yanında oturduğum için parfüm kokumun ona çarptığını biliyordum. Kokum her yandan aromatikti. Nilaya göre kokum acıları unutturucaktı. Dün sabah yaptığım gibi sadece peynir zeytin ve yumurta aldım. Aralın tabağına baktığımda doldurmuştu. Ben ise belirli bi saate kadar tok tutan şeyler yerdim. Az yemek çok kalori. Kilo ve cilde önem veren biriydim. Nilayın yanında portakal suyu vardı doldurması için rica ettim.
Aral:
Nilay portakal suyu katabilirmisin?
Nilay:
Tabi Aral
*
Nilay bardağıma portakal suyu doldu ve içtim. İkinci hassas noktam. Soğuk şeyler. Hızlıca kahvaltımı yaptım ve bahçeye çıktım. Ağırlık çalıştım. Eğitim için zıplayarak yumruk hareketleri çalıştım. Arkaya da gaza geliceğim ve yaz müzikleri açtım. Yumruk bittiğinde tekme atmalara geçtim. Hırsımdan önümü görmüyordum. Mola vermek için bıraktığımda karşımda Ailem vardı. Beni gururlu şekilde izliyorlardı. Onlara baktığımda beni alkışlıyorlardı. Araf yüksek sesle ıslık çalıp alkışladı. Babamın yüzünde ki o Gurur’u asla unutmayacaktım. Annem ve yengem duygusal gözlerle bakıyordu. Amcamda babamla aynıydı. Araf ise abisinin böyle bir gururlandırıcı biri olduğu için onur duyuyordu. Nilay kuzeni yani bana aşık olduğu için bana sevgiyle bakıyordu. Gülay da arafla aynıydı.
Onlara el sallayıp yerimde zıpladım. Ellerimi öne atıp cimnastik taklası attım. Araf daha yüksek sesle ıslık çalıp alkışı başlattı. Alkış nasıl başlatılır? Nefes verip ellerimi yana havaya kaldırıp gülümsedim. Arkada çalan müzik daha çok hareketlenmemi sağlıyordu. Tam yaz şarkısı, İnna~Yalla çalıyordu. Hızla havaya doğru gölge boksu yapıyordum ki Araf bağırdı.
Araf:
Aral! Havaya tekme atıp ardından takla at sonra bize karşı gölge boksu. Hadi, hadi abim benim!
*
Araf abi demişti.Yıllar sonra kardeşim bana abi demişti. Bu gaza getirdi işte. Müziği Demet Akalın~Koltuk remix müziğini açtım ve la la la dediği yerde zıpladım. Remix girdiği an havaya tekme atıp takla attım. Bacağım burkulsa ayvayı fena yutardım. Aileme karşı gölge boksu yapıp kollarımı göğsümde birleştirdim. Bu remix bütün kıbrısı inleticek kadar yüksek sesleydi. Bombaydı abi bu.
Araf ıslığını bi ses daha yükseltti. Remixin girdiği yerde onlara yürüyüp Arafa sarıldım. Yavşak yıllar sonra abi demişti.
Araf:
Araall bee. Aral Karahan iştee
Aral:
Ahaha Araf Karahaaann
Galip:
Oğlum
Araf:
Babam
Galip:
Bizi gururlandırdığının farkındasın değilmi?
Araf:
Farkındayım baba
Kazım:
Aral oğlum gördüklerim şok üstüne şok getirdi. En iyilerine kadar gidersin umarım
*
Amcama gülümsedim ve Annemle yengeme baktım. Ağlıyorlardı. Onların yanına gittiğimde karşılarında durdum.
Aral:
Aa anne yenge neden ağlıyorsunuz
Gülçin:
Aralcım tebrik ederim yengem çok güzeldin
Aliye:
Canım oğlum benim
Gülay:
Çok güzeldi abim benim
*
Gülay bana sarılmıştı ve bende ona sarıldım. Nilay sarılmak için yanıma geldi ve onada sarıldım. Ama daha farklı. Umut vermiyorum hevesini alsın.
Bahçede koltuklara oturduğumuzda ben odama çıkıp şortumı giyindim. Güneşin altında baya kudurmuştum. Aşağıya inip bahçeye çıktım. Havuza balıklama atlayıp diğer ucuna kadar yüzüp çıktım. Havluyla kendimi kurulayıp sırtıma attım ve yanlarına oturdum. Nilayın gözü üstümdeydi. Ben herşeyin farkındaydım ıslakken o kadar çekici duruyordum ki Araf bile bazen iltifat ediyordu.
Arkada hâlâ müzik çalıyordu ve Araf arada omuzlarını oynatıryordu. Kıbrıs sıcaktı akşam ben,Araf,Nilay ve Gülay ile gezmeye çıkıcaktık.
Aral:
Akşam bi işimiz yoksa ben Nilay,Gülay ve Arafı alıyorum.
Araf:
Nereye gidiyoruz Aral?
Aral:
Kıbrısı gezicez araf
Nilay:
Olur nereye gidicez ona göre giyinelim.
Aral:
Elbise giyinin bende size uygun giyinicem. Araf sende düzgün giyin kalın kalın giyinme
Gülay:
Abi alışveriş yapıcakmıyız?
Aral:
Yaparız tabi
Galip:
Aral yanlız bizim mağazayada giderseniz Amcanla bizim burda olduğumuz söyle aramaları lazım
Aral:
Tamam baba söylerim
*
Saat geçmek bilmiyordu. Öğlen ikiydi. Biz gençler odalarımıza çıktık. Ben telefonda konuşuyordum. Araf hoparlörle müzik dinliyordu, kızlar ise elbise seçiyordu. Kapılarımız açık olduğu için kimin ne yaptığını anlayabiliyordum. Telefon konuşmam bittiğinde telefonumun kılıfını çıkarıp masaya koydum. Şeffaf kılıf kullanıyordum. Koyu kırmızı Case kılıf taktım. 16 pro max kullanmanın bi yanı koyu kılıf takıcaksın. Valizimdeki kıyafetlerimi dolabıma yerleştirmiştim. Üstümü değiştirmek için kıyafet baktım. Koyu lacivert polo yaka,beyaz şort,nike uzun beyaz çorap ve Beyaz Nike ayakkabı giyindim. Galiba sadık biriyim.
Odadan çıktım ve arafın odasına girdim. Girer girmez yüzümü ekşittim çünkü Araf çırtlak sesiyle şarkı söylüyordu. Eğitim alsın diye kendimi yırttığımı hatırlıyorum.
Aral:
Sesini sikeyim Araf
Araf:
Karışma be işime
Aral:
Burda şarkı söyleceğine akşam için hazırlık yapsana birazcık
*
Araf afalladı. Bu çocuk hiç bana çekmemişti benim negatif halim resmen. Arafın gözü ayakkabılarıma kaydı. Hiç giyimediğim için beyaz rengi çok dikkat çekiyordu. Benimde bişeyler dikkatimi çekse. Arafa hazırlık yapmasını söyledim ve aşağıya inip kendime sporda yaptığım milkshakeden yaptım. Masaya oturdum ve tek başıma içiyordum. Aral Karahan herzaman ve herşeyde yine tekti… İçtiğimde soğukluğu midemde hissediyordum. Elimde şişe ile yukarı çıktım. Annemler hala bahçedeydi. Telefonuma baktığımda yabancı numaradan mesaj gelmişti. Açıp baktığımda elimdeki şişe sertçe yere düştü ve yüksek ses çıkarttı. Araf sesi duymuş olucaktı ki koşarak odama geldi. Ardından kızlar
Şoktaydım.
Araf:
Aral noldu ya. Bayıldın sandım gerizekalı çok korktum
Nilay:
Aral neyin var?
Gülay:
Abi iyisin deme
*
Dalgın gözlerimi kaçırdım ve kendimi toplayıp onlara baktım. Ve bi yalan buldum
Aral:
İyim iyim gözüm karardı şişe düştü
Nilay:
Batmış heryer
Aral:
Bırak bırak ben temizlerim siz işinize devam edin
*
Odadan çıktıklarında mesaj gözümün önüne gelmişti. Şok oldum. Arafın yaşındayken kız arkadaşım vardı benim ülkenin en zengin ailesinin oğlu olduğumu biliyordu. Beni param için sevdiğini öğrendim ve ondan ayrıldım. O bana mesaj atmıştı. Kime yar olucaktı ki bana dar oluyordu? İşte 4 yıl sonra bana yazmıştı. Bu yüzden sevgilim olmuyordu. Kızlara güvenmiyordum… Hemen numarayı aradım ve odamın kapısını kapattım. 2 kere çaldı ve açtı. Sıla… yıllar sonra ilk kez. Ondan nefret ediyordum.
Sıla:
Aral. Hatırladın mı beni?
*
Cevap vermedim. Bekledim.sorun bende mi? Tekrar adımla seslenince cevap verdim. Aral ismi ağzına bile yakışmıyor.
Aral:
Neden yazdın. Param için mi?
Sıla:
Aral, beni din-
Aral:
Seni dinlemiyorum Sıla! Adını yıllar sonra ağzıma ilk defa aldım. Oda şuan! Bana da birdaha yazma bitiririm işini
Sıla:
Aral herşey anladığın gibi değil
Aral:
Ayrıca bana birdaha Aral demeyeceksin. Aral yok senin hayatında. Aralı öldürdün sen. Kapatıyorum birdaha mesaj atarsan ülkeden attırırım seni. Numaranıda her yerden engelliyorum mümkünse adımıda birdaha ağzına alma çünkü ben seninkini şu dakikadan önce hiç almadım.
*
Telefonu suratına kapattım. Telefonumu masaya koyarak yerdeki sütü sildim. Gitti buz gibi milkshake. Sılanın numarasını her yerden engelledim. Yıllar sonra ilk defa sıla demiştim. Bu ilk ve son dememdi. Birdaha olmazdı.
Şişe düştüğünde ayakkabıma ve şortuma iyi ki sıçramamıştı yoksa çıkmazdı. Aral Karahan asla bi kadına yenilemezdi! Benimle oynayanlarla oynardım. Akşam için hazırlanmaya başlamıştım. Saat beşti. Kahretsin ki kıbrıs daha çok sıcaktı!. Çekici bi kombin yapmayı düşünmüştüm. Üstüme siyah gömler ve altıma keten pantolon giyinmiştim. Saçlarımı dağınık yaptım. Ve herkesin dilinden düşmeyen karizmatik kokumu sıktım. Arafın odasına gitmek için odamdan çıktım ve odasına doğru yürüdüm. Kapısını çalıp içeri girdim. Araf karahan bi kız için değilde geziceği için özenli giyinmişti.
Ellerim cebimde ıslık çalarak Arafı alttan yukarı süzdüm.
Aral:
Afferin lan özenerek giyinmişsin
Araf:
Saol abicim
*
Abicim kelimesini vurgulayarak söyledi. Amacı beni tamamen gıcık etmekti. Bilekliğimi düzeltip arafa baktım.
Araf:
Gitmiyormuyuz?
Aral:
Kızları bekliyoruz. Aşağıya inelim gelir onlar.
*
Merdivenler inerken araf galiba gaza gelmiş olucaktı ki derin bir nefes aldı ve ağzını araladı
Araf:
Karahaaaann’sss!
Aral:
Oğluum niye bağırıyorsun
*
Arafın ensesine bi tane çaktım. Felç kalma olasılığı %90 oldu. İndiğimizde ailelerimizin karşısında dikildik. Babam fotoğrafımızı duvar kağıdı yapmak için çekti. Siyah beyaz yapıcağını idda etti. Kızlar aşağıya indiklerini topuklu sesinden anladık ve hepimiz o yöne baktık. Yaşa sadık kal aral plana. Kızlar indiğinde Arafla ıslık çaldık. Nilay siyah kısa elbise giyinmişti. Gülay ise şarap kırmızısı uzun elbise.
Galip:
Oo aşırı güzel ve yakışıklı olmuşsunuz
Aral:
Ben hep öyleydim ama Araf bugün extra özendi
Araf:
Kıbrısta özene bözene Aralcım
Nilay:
Hazırsak çıkıyoruz o zaman
Aral:
Hadi çıkalım.
*
Arabaya bindiğimizde yola çıktık. Kıbrıs sokaklarında sürerken hareketli müzik açmıştık. Benim favorim Emre Altın~ Bu kadar mı. Kızlar arkada omuz oynatarak dans ederken Araf bağıra bağıra alkışlayarak söylüyordu. Bense gülüp söylüyordum.
Araf:
Ne eseerr ne hasaarr!
Aral:
Kaldı inan aşkındaannn!
Nilay:
Ne ararr ne sorarr!
Gülay:
Vefasız o zalimm yarrr!
*
Eğlenceli ortamları severim. Yaklaşık yarım saat sonra Arafla sık sık geldiğimiz yere gelmiştik. Kıbrısta sadece buraya. Arabadan inip mekana doğru girdik ve en güzel masaya oturduk. Burdaki herkes bizi tanıyordu. Kendimize yemek seçtik ve gelmesini bekledik. Beklerken sohbet ediyorduk.
Aral:
Bugün biri bana mesaj attı
Araf:
İş teklifimi aral?
Aral:
Hayır. Hani benim elimden şişe düştü ya
Nilay:
Evet Aral
Aral:
Hani benim bi kız arkadaşım vardı. Adını söylemek istemiyorum. Bugün yıllar sonra ilk ve son kez söyledim şuan da o hatayı yapmak istemiyorum. Bana mesaj atmış. Sizi odadan çıkardıktan sonra aradım. Hala Aral diyor bana. Birdaha yazarsa engelleyeceğimi falan söyledim
Araf:
Ben hergün başka bi kızlayım ama bu kadar hasar bırakmamıştım
*
Arafın söylediğine kahkaha patlattık. Yemeklerimiz geldi ve yemeğe başladık. Yemekler bitince tatlılar geldi. Mekanda biraz daha oturduktan sonra kalktık ve Kıbrıs sokaklarını gezmeye başladık. Gençler büyük ateş yakmış etrafında oturuyorlardı. Ateşin yanından geçtik ve orda durduk.
Araf:
Oo biz bile böyle ateş yakmıyorsuz Araall
*
Arafa cevap veremedim çünkü çok sıcak oluyordu. Çok sıcak.Hemen terlemeye başladım gözüm dalıyordu. Sanki bedenim ateşler içindeydi göğsümden kalbime bi ateş girdi. Bayılıcaktım biliyorum. Araf ona cevap vermediğimi anlayınca hepsi bana baktı. Gözlerim kapanıp açılıyordu
Araf:
Aral iyimisin
Nilay:
Araall
Gülay:
Abi bişey de
*
Gözüm açılıp kapanıyordu. Son kapattığımda açılmadı yere düşmüştüm. Vücudum çok terlemişti alnımda boynumda ter çok vardı. Sesleri duyabiliyordum ama gözlerim açılmıyordu. Herkes etrafımıza toplanmıştı Araf kafamı dizlerine koymuştu. Kendini yırtarcasına bağırıyordu. Kızlar ise telaşlıydı.
Araf:
Aral,Aral uyan. Söndürün şu ateşi söndürün diyorum!
Nilay:
Araf çok terlemiş bayılması normal değil. Ya ateşin başında niye durduk biz
Araf:
Aral kalk uyan aral hadi
Gülay:
Abi uyan nolur.
*
Araf kendini yırtıyordu. Yerde arafın dizlerinde baygın yatıyordum. Sıcağa rahatsızlığım olduğunu bile bile ateşin başında durduk ve olduğundan fazla terleyerek bayıldım.
Araf bian yüzüme bişeyi yelleyerek soğuk olmasını sağladı. Ya araf ya da başka biri boynuma buz koymuştu. Araf soğuk elleriyle yüzüm avuçluyordu. Gözlerimi zorla araladım. Açtığımda herkes etrafımızdaydı. Araf ve bi kaç erkek beni tutup kaldırdı. Boş bi banka oturturtular.
Araf:
Ştt Aral noldu lan iyimisin?
Aral:
İyim araf. Çok sıcak oldu
Nilay:
Araf eminmisin eve gidelimmi?
Aral:
Söz verdim size olmaz
Gülay:
Abi eminmisin
Aral:
Eminim abim. Duralım
*
Buzu boynumda, yüzümde ve yüz hatlarımda gezdirmeye devam ediyordum. Yüzüm ıslanınca Araf soğuk eli ile yüzümdeki su birintilerini siliyordu. Kendime birazda olsa geldiğimde yerimden kalktım. Ateşi söndürmüşlerdi
Aral:
Ateşi söndürdüler mi?
Nilay:
Araf bağırdı öyle söndürdüler
*
Telefonumu çıkardım ve rahatsızlığımı gösteren uygulamaya girdim. Kolyemi içimden çıkarıp telefonumun arkasına değdirdim. Kılıç kolye, annemin 2 gün önce düzelt dediği kolye. O kılıç kolye rahatsızlığımı gösteriyordu. Telefondaki uygulamadan sansürü okutup ne kadar sıcağa maruz kaldığımı gösterip mesaj gönderiyordu. Bu sefer mesaj gelmemişti. Kahretsin ki telefonum da bildirimler sessizdeydi ve ateşin başında olduğumda oradan uzaklaşmam gerektiğini gösteren bildirimin gelmesi gerekiyordu. Gelmişti ama duymamıştım. Sansürü tanıtarak ölçüm yaptım.
Aral:
Sikeyim ya!
Araf:
Kaç çıktı?
Aral:
39.07
Araf:
Aral iyi değilsen hastaneye gidelim bak bu kadar yükselmesi normal değil
Aral:
Araf iyim ben. İlk defa bu kadar yükselmedi sizde sakin olun.
*
Biraz Kıbrıs sokaklarını geziyorduk. Telefonum cebimde titriyordu ve susmayan bildirim sesleri geliyordu.
Araf:
Casino gibi susmak bilmedi. Ne geliyor sana?
*
Telefonumu cebimden çıkardım. Bildirimler instagramdan geliyordu. Oha ne lan bu?
Tamı tamına ellidört bin kişi bayıldığım videoya beni etiketlemişti. Aradan sadece yarım saat geçti ne kadar da yayıldı. Kıbrıs gündemindeydim.
Araf:
Bayıldığım sosyal medayaya düşmüş.
Nilay:
Ay dur bakayım bende bi
*
Hepsi telefonlarına baktığında görmüşlerdi. Bende bakıyordum. Araf benim için kendini yırtıyordu. Magazine çıkmıştım hemde yarım saate! Magazin hesabından bi tanesine baktım
Aral:
Aral Karahan ailesi ile geçtiğimiz gün kıbrısa gelmişlerdi. Yarım saat önce Aral Karahan kardeşi ve iki kız kuzeni ile kıbrısı gezerken ateşin başında durdu ve rahatsızlığından dolayı baygınlık geçirdi. Karahanın sıcağa olan rahatsızlığı onu sokakta bile bırakmıyordu
Nilay:
Bu kadar hızlı maganize mi çıktın cidden?
Araf:
Sikeyim ama ya
Gülay:
Magazine kadar nası gidebiliyor
Aral:
Soy adımızdan dolayı. Karahanlar naparsa yapsın hemen haberlere magazine çıkıyor.
*
Delirmek üzereyken telefonum çaldı. Cebimden çıkardım ve arayanın kim olduğuna baktım. Babam arıyordu. Sıçtık. Baygınlığımı öğrenmiş olucaklardı. Telefonu açtım ve kulağıma götürdüm.
Aral:
Efendim baba
Galip:
Aral oğlum iyimisin. Bütün magazin haber kanalları baygınlık geçirdiğini söylüyor
Aral:
İyim baba merak etmeyin. Çok sıcaktı bayıldım kendime geldim sonra
Galip:
Aral eminmisin oğlum bak telefonuma ölçüm yaptığının bildirimi geldi 39.07 çıkmış. Hiç normal değil aral o kadar yükselmesi
Aral:
Baba cidden iyim anneme de söyle bomba gibiyim
Galip:
Tamam oğlum dikkat edin
*
Babamı iyi olduğuma ikna ettikten sonra aramayı sonlandırdım. Araf ikimizi fotoğraf çekmeye zorladı. Deniz kıyısına yaklaştık ve Nilay Arafla bizi fotoğraf çekti. Sol elim cebimde diğer elim arafın omzuna koymuştum. Gözlük olduğu için bakışlarımın bi anlamı yoktu.
Nilay ve gülayda fotoğraf çekilmişti. Eve gitmek için arabaya binmiştik. Araba nedense çok sıcaktı. Yolda sürerken sersemlemiştim. Konuşmamıyordum bile. Cümleler ağzımdan çıkmıyor
Aral:
Araf, araf sen sür arabayı
Araf:
Neden aral sür işte
Aral:
Araf çok sıcak geç sen sür. Çok sıcak araf
*
Araba çok sıcaktı. Sağa çekip arafla yer değiştirdik. Araf camları sonuna kadar açmıştı. Hız yaptığı için rüzgâr yüzüme vuruyordu. Off çok iyidi ama bu da kesmiyordu. Araf bunun yetmediğini anlamış olucaktı ki arabaya seslendi
Araf:
Hey Mercedes!
Mercedes:
Sizi dinliyorum
Araf:
Soğuk klimayı sonuna kadar aç
Mercedes:
Klima açılıyor
*
Araba klimayı açmıştı. Yavaş yavaş soğuk geliyordu. Nilay bana bişey olucak diye korkuyordu. Gülay ise nöbet geçirirsem napıcaklarına bakıyordu. Fazla sıcaktan nöbet geçirebilirdim ve günlerdir hatta aylardır yoğun bakımda kalabilirdim. Aral Karahan hastalığından aylardır yoğun bakımda. Saçmalık!.
*
Eve geldiğimizde kimseye selam vermeden direk soğuk duşa girdim. Çok terlemiştim. Duştan çıktım ve şort tişört giyinip salona indim. Herkes salondaydı. Araf,Nilay,Gülay üstlerini değiştirmemişlerdi. Koltuğa oturdum bütün gözler benim üstümdeydi
Aliye:
Aral. Oğlum iyimisin bayıldığına dair magazinler haber yapıyor.
Aral:
İyim anne. Sıcaktı yükselmiş olucaktı bayıldım
Gülay:
Arabada da sersemledi araf getirdi bizi
Galip:
Gidelimmi doktora
Aral:
İstemiyorum baba
Kazım:
Öyle deme oğlum ciddi sorun vardır belki
Aral:
Gitsem amca geçen söylediklerinin aynılarını söyleyecekler. Gerek yok o yüzden
Gülçin:
Yengem iyi değilsen uyu
Aral:
İyim hiç birşeyim yok
Araf:
Magazinde benim haberi yapmışlar
*
Araf magazine bakıyordu. Haberde Araf beni nasıl kontrol ettiğini anlatıyordu.
Kazım:
Oku bakayım oğlum
Araf:
Ünlü isimlerden Aral Karahan 2 saat önce kıbrısta gezerken rahatsızlığından dolayı baygınlık geçirdi. Kardeşi Araf Karahan abisinin bayılmasıyla onu nasıl kontrol ettiği hakkında bütün ülke hayran kaldı. Abisinin ateşe yakın durduğu için bayıldığından ateşi söndürmeleri için haykırdı. Araf Karahanın bu hareketi bütün ülke ve insanlar gururla konuşuyor.
Aral:
Araf Karahan farkkııııı
Aliye:
Araf, oğlum abini kontrol etmen beni çok gururlandırdı
Galip:
Afferin oğlum
*
Saat geceye gelince herkes odasına çekildi. Odamda fransız balkonu vardı. Balkonun kapısını açtım sıcak olucaktı gece. Üstümdeki tişörtü çıkardım. Kusursuz bi vücut. Kaslarıma sıcak rüzgar vuruyordu. Yatağıma geçtim ve telefonumu açtım. İnstagram gündemindeydim. Ne kadar kaydırsam kaydırayım bayıldığım hakkında haberler vardı. Daha fazla dayanamadım ve telefonu kapatıp yanıma koydum. Tam uzanıcaktım ki odamın kapısı çaldı. Kim be bu saate?!. Kapı yavaşça açıldı. Geri kapattı ve geldi. Nilay bu saatte niye geldi ya odama? Yanıma yaklaştı ve yatağıma oturdu.
Nilay:
Kusura bakma Aral direk geldim. Uyku tutmadı seninde uyumadığını bildiğim için geleyim dedim
Aral:
İyi yapmışsın
Nilay:
İyisin değilmi şuan?
Aral:
İyim iyim
*
Kuzenim bana aşık. Sanki Kürt evliliği gibi halayda elimiz değdi bizide evlendiricekler. Bütün Karahanlar Nilayın bana aşık olduğunu biliyordu. Ben başından beri biliyordum ama pas vermedim. Vermesem de iyi olur. Nilay gözlerime bakıyordu. Bal rengi gözlerime…. Bende onunkilere bakıyordum.
Nilay:
Aral seni sevdiğimi biliyorsun değilmi?
*
Kafamı salladım. Biliyordum. Araf benden daha tecrübeli bu konularda. Hergün başka kızlaydı. Biriyle konuşur sabah engellerdi.
Aral:
Evet,en başından beri biliyorum
Nilay:
Aral ben seni o kadar çok seviyorum ki bazen baya kaptırıyorum. Tek kusurumuz kuzen olmamız aral.
*
Derin nefes aldım. Saat gece ikiydi ben bana aşık olan kuzenimi dinliyorum. Elimi enseme götürdüm ve kavradım.
Aral:
Kuzen olmasakta bizden olmazdı ki Nilay. Beni param için soy adımı almak için sevenler var. Bizim kuzen olup olmamamız birşeyi değiştirmiyor. Bana her gün binlerce kız senin soy adını almak istiyorum diye yazıyor.
*
Nilay üzülmüştü. Ben sanki ramak geçiyordum amına koyayım! Gözlerinin dolduğunu göstermemek için başını eğmişti. Nilay benim kuzenimdi ve bende kuzenimle evlenemezdim. Evlenme yaşım geldi ama evlenmicektim. Belki ilk ben değilde Araf evlenirdi. Ne güzel işte benden önce kardeşim evleniyor. Nilay başını kaldırdı ve yine gözlerime baktı.
Nilay:
Aral ben, sana aşığım ve bu hissimi ne zaman fark ettim bilmiyorum. Kuzenim olman sorun yaratıyor olmasam sorun yaratıyor. Aral gözüm senden başkasını görmüyor, senin gözlerin bile herşeyi anlatıyor.
*
Evet gözlerim herşeyi anlatıyordu. Gözlerde yalan söyler. Nilayla göz göze geldik. Ben ona hissetiğim duyguyla;bizden olmaz,yapamayız duygusu ile Nilay ise bana;seni istiyorum sana sahip olmayı istiyorum der gibi bakıyordu.
Aral:
Nilay ikimizde Karahanız. Bu durum gündemde çok pis konuşulur. Karahanlardan kuzenler evlenmez ki. Evlenicez diyelim sonra ne oluca-….
*
Cümlemi daha tamamlamadan nilay dudağıma yapıştı. Ananı sikeyim!! kuzenim Nilay benim dudağıma yapışmıştı.
Gözleri kapalı dudağımı öpmüştü. Ben şoka girmiştim karşılık vermedim. Vermemde. Yavaşça geri çekildi. Karşılıklık vermedim ama 6 yıl boyunca Nilayın DNAsını taşıyacaktım. Şok oldum lan. Bana olan aşkı onu kör ediyordu.
Aral:
Nilay iyi değilsin. Odana git yarın konuşalım
*
Dudağımı elimle sildim. Onun öpüşüne karşılık vermedim. O beni öpmüştü benim dudağım onunkine değmişti. Nefret ederim ben mışmış işlerden!
Nilayın gözleri dolmuştu. Beni gerçekten çok istiyordu.
Nilay:
Aral anla artık seni istiyorum ne zaman bırakıcaksın beni süründürmeyi
Aral:
Nilay çok yorgunsun ne dediğini bilmiyorsun yarın sabah konuşalım saate çok geç zaten.
*
Nilay ağlayarak bana sarıldı. Omzumda ağlıyordu. Yapmayın bana bunu bitirmeyin beni. Bizden olmazdı ama Nilay kör olmuştu. Ağlayarak konuşmaya başladı.
Nilay:
Aral yalvarırım gör artık beni. Senin için ne yapsam görmüyorsun. Seni çok istiyorum aral. Kokunu algıladığımda seviniyorum
*
Üzgünüm Nilay. O beni ne kadar sevsede bi gün elinde sonunda vaz geçicekti. İmkansızı zorlaştırmanın bi anlamı yoktu. Onu görmezden gelmeye devam edicektim. Onu kendime bağlamıcaktım. Bağlamıyordum ama o bağlanıyordu. Sanki wifi amına kodumun yerinde!
Nilayı omuzlarımdan çekerek kaldırdım. Hıçkırarak ağlıyordu.
Aral:
Nilay,ağlama bi bu olayı kimseye söylemicem ikimizin arasında kalıcak. Yarın konuşucaz bu konuyu saat çok geç
*
Yataktan kalktım, Nilayı kaldırıp odasına gitmesinde yardım ediyordum. Odasına geldik yatağına uzandı. Yan yatakta Gülay vardı. Gülayın uykusu derin olduğu için hiç birşey duyumazdı. Nilayın üstünü örttüm. Ağlaması az da olsa duruyodu. Odadan çıktım ve kendi odama gittim. Yatağıma uzandım. Beni öpmüştü. Karşılık vermemi bekliyordu ama vermezdim.
*
Odama çok güzel rüzgar geliyordu. Sıcak rüzgar. Annem babam amcam yengem aşağıdaydı. Sesleri geliyordu. Üstümü değiştirip Arafın odasına gittim. Kapıyı çalmadan girdim. Araf benimkini çalmıyordu. İçeri girdim ve araf ayaktaydı
Aral:
Ayakta napıyosun lan?
Araf:
Tam kalktım sen geldin
Aral:
Anladım. İndin mi hiç aşağıya?
Araf:
Yok şimdi inicem. Senin morelin niye düşük noldu?
*
Araf sanki bişey olduğunu anlamış gibiydi. Ama ben gece Nilayın gece beni öptüğünü söylemicektim. Araf kıyafet seçiyordu bende yatağına oturdum.
Aral:
Bişey olmadı
Araf:
Ya siktir git! Ben kaç yıllık abimi tanımıyormuyum. Bişey olmuş amına koyayım sen söylemiyorsun.
Aral:
Araf cidden bişey olmadı. Olsa zaten sana söylerim deme?
Araf:
Sen bilirsin
Aral:
Aşağıya iniyorum giyin gel
*
Araf onayladıktan sonra odasından çıktım ve kapısını kapattım. Aşağıya indiğimde Nilay ve Gülayda ordaydı. Herkese günaydın dedikten sonra masaya oturdum. Gene tok tutucak şeyler koydum. Peynir,yumurta ve buz gibi portakal suyu.
Aliye:
Aral oğlum senin canın mı sıkkın?
*
Ya sikeyim bu kadar belli mi ediyorum cidden! O sırada Arafta geldi ve masaya oturdu. Oda anlıyordu canımın sıkkın olduğunu. Nilayla göz göze geldik hemen bakışlarını kaçırdı.
Aral:
Hayır canım sıkkın değil. Magazine kafam takıldı o kadar
Galip:
Boş ver oğlum takma
Araf:
Bence magazin değil onun derdi ama neyse
Aral:
Araf seni döverim kalkarsam! Var bi sıkıntım derdim ona bozuldum. Ha magazin ha başka bişey ne fark var!?
*
Araf tabağını dolduruyordu. Çatlayana kadar yicekti hepsini. Nilaya çok kızgındım. Dün gece beni öptüğünden sonra benimle nasıl konuşucaktı aklım almıyordu.
Kazım:
Aralcım sakin ol oğlum. Belliki bi derdin var bize söylemek istemiyorsun
Gülçin:
Aynen aral. Sakin ol sen. Ne zaman istersen anlatırsın bize
Aral:
Yeter! Çocuk değilim ben!
*
İstemsizce patlamıştım. Bağırmamdan Gülay korkmuştu. Çok sıkılmıştım artık. Rahatsızlığımdan soy adımın güçlülüğünden,insanların beni istemesinden çok sıkılmıştım. Bu sorular soruluncada sinirlenip patladım.
Araf:
Aral sakin ol bi
Aral:
Ne sakini Araf! Çok sıkıldım artık bişeyim yok diyorum zorluyorsunuz. İyi değilim artık soy adımda,şöhretimde,insanların beni istemesinden de,hastalığımdan da çok sıkıldım. Doldum boğazıma kadar doluyum. Beni herşey o kadar sıktı ki şu yemek bile zor geçiyor boğazımdan.
*
Böyle aileme patlama sebebim Nilaydı. O gece beni öpmeseydi ben her sabah gülen yüzle ailemle kahvaltı yapardım. Gece beni öptü ve ben çıldırdım. Güçlülerde tükenir.
Aliye:
Aral oğlum kim seni doldurdu bu kadar neyin var?
Aral:
Sıkıldım sıkıldım! Hiç birşey iyi gelmiyor artık bana! Hayatımda olan herkesin bi önemi yok artık!
Kazım:
Araf al oğlum abini bahçeye çıkın rahatlasın
*
Araf yerinden kalktı ve kolumdan tuttu. Annemin gözleri dolmuştu. Onlar beni mutlu sakin dertsiz sanıyordu ama benim içimde fırtınalar kopuyordu. Araf kolumdan tuttu ve beni kaldırdı. Nilaya bakıyordum yüzüme bile bakamıyordu. Bahçeye çıktığımızda Armut koltuklara oturduk. Hay sikeyim güneş ısıtmıştı bacaklarım yanıyordu. Güneş tenimi yakıyordu. Kafamdan gözlüğümü çıkarıp gözüme taktım. Araf karşımdaydı.
Araf:
Aral noldu içerde? Sen neye kızdın
Aral:
Araf, Nilay gece yanıma geldi
Araf:
Ee Aral bu Nilay senin odana geldi diyemi patladın içerde?
Aral:
Hayır. Gece geldi beni sevdiğini bana olan aşkını durduramadığını söyledi. Sonra öptü
Araf:
Ne!
*
Araf şok geçirmişti. Sesi çatlamıştı. Gece bende araf kadar şok geçirmiştim.
Aral:
Ben bizden olmayacağını anlatıyordum. Cümlemi daha tamamlamadan dudağıma yapıştı. Ben karşılık vermedim sadece dudağım onun kine değdi
Araf:
Yok bide sende öpseydin Aral! Odama geldiğinde niye söylemedin?
Aral:
Kimse bilsin istemiyorum Araf. Kendi aramızda kapansın istiyorum.
Araf:
Tamam şuan konuşulucak iş değil sonra konuşalım. Çok durmayalım şimdi ölçümün tavan yapıcak nefes alamıcaksın hadi içeri
*
Saat öğlen üçtü Arafla içeri geçtiğimizide ailemden özür dilemiştim onlarda beni anlayışla karşılamışlardı. Annemle yengem bahçede kahve içerken amcam ve babam sohbet ediyorlardı. Araf telefonda konuşuyordu. Bende instagramda dolanıyordum. O sırada odamın kapısı çalındı. Gelen Nilaydı. Kullar arasında en beht bahtsızı benim. Nilay utançla yaklaşınca yerimden doğruldum. Yatağa oturdu.
Nilay:
Aral ben dün gece için çok özür dilerim. Bu sabahta benim yüzümden annenlere bağırdın. Çok özür dilerim
Aral:
Sabahki olay sıkıntı değil ama dün geceki şey beni çok pisletti. Bana aşık olduğunu biliyordum ama bu kadar ileri gidecek seviyede olduğunu bilmiyordum
Nilay:
Kendimde değildim. Herşey için çok özür dilerim
*
Bi süre sessiz kaldık. Konuşmak istemiyordum. Zamanla geçiyormu? Hiç konuşmadık. Nilay halinden utanıyordu bense tiksiniyordum.
Nilay:
Tekrardan özür dilerim
*
Nilay kalktı ve gitti. Derin nefes aldım. Yatağımdan kalktım ve masaya geçtim. Kağıt ve kalem alıp kendi resmimin portresini çizicektim. 1 saat sonra odamın kapısı vahşice açıldı. Araf piçi gelmişti. Bu hayvanlığı ondan başka kimse yapmaz. Kapıyı sertçe açmasına aldırmadan çizime devam ettim
Araf:
Ow ow ooww Aral Karahan. Napıyorsun bu sıcakta burda
*
Cevap vermedim. Sol elimi kafama koymuş çizimime devam ediyordum.
Araf yaklaştı ve sağıma geçti. Belini masaya yasladı. Kağıdı incelemeye başladı.
Araf:
Oha lan. Kendini mi çizdin? Amınakoysunlar çok güzel olmuş ha
*
Araf çizime bayılmıştı. Çizimim bitti ve altına adımı soy adımı yazdım. Arafın daha düzgün görmesi için ona doğru çevirdim.
Cidden çok güzel çizmiştim. Bu fotoğrafı Arafla beraber yemek yemeğe gittiğimizde o çekmişti. En sevdiğim bilekliğime kadar detaylı çizmiştim. Araf kağıdı eline aldı ve daha dikkatli inceledi.
Araf:
Araaall çok güzel olmuş ha. Ben çekmiştim deme bu resmi.
Aral:
Evet sen çekmiştin. Güzel deme?
Araf:
Hemde nasıl güzel aral. Kolundaki dövmeyi silgiyle silip detaylandırdın deme?
Aral:
Koluma baka baka çizdim onu.
Araf:
Araf benide çizsene allah aşkına sen çizimde bile yakışlıysan ben nasıl olurum.
Aral:
Şimdi mi çizeyim?
Araf:
Evet Aral hadi çok güzel olmuş
Aral:
Tamam bi fotoğrafını seç ver bana
*
Araf galerisine girdi ve bi fotoğrafını seçti. Seçtiği resim kolaydı sadece yarım saatimi alıcak zorluktaydı. Yeni kağıt aldım, kalemin ucunu açtım ve çizmeye başladım. Araf yatağıma oturdu ve benim onu çizmemi bekliyordu. Arafın seçtiği resim biraz komikti. Ben geçen paristeyken Arafla gece mesajlaşıyorken Araf bana anlık atıyordu. Anlıklarından birini çizmemi istiyordu. Bitirdiğimde arafa doğru tuttum.
Araf:
Ohaaa haa siktir Aral ciddimisin? Lan çok güzel olmuş
Aral:
Nasıl ama?
Araf:
Aral aynısı olmuş lan! Sana attığım anlık sadece çizim ve siyah beyaz
Aral:
Koluna adını yazdım dövme gibi duruyor
*
Arafla yüksek bi kahkaha patlattık. Araf güneşe doğru kağıdını tuttu ve fotoğrafını çekti.
Araf:
Hemen paylaşmam gerekiyor
*
Araf instagram hesabına girdi ve çektiği fotoğrafın altına; “Aral’a atılan anlık artık kağıtta✍️” yazdı ve paylaştı. Çizdiğim resmileri odamıza asmak yerine kendi evimize götürüp oraya asıcaktık. Ellerim kurşun olmuştu. Kapkaraydı. Ellerimi yıkayıp aşağıya indik. Araf kağıdı elinden bırakmadı. Hemen bahçeye annemin yanına gitti. Nilayda ordaydı.
Araf:
Anne anne baksana Aral ne çizdi! Tüm detaylarına kadar çizmiş baksana
Aliye:
Afferin oğlum
Gülçin:
Aralcım çok güzel olmuş ellerine sağlık
Aral:
Teşekürler yenge
*
Araf yukarı odasına çıktı. Bende Boş yere oturdum. O boş yerde Nilayın yanı. Aman ne hoş ne hoş. Hava çok sıcaktı neyse ki şuan ne terliyorum ne nefes alamıyorum.
Aliye:
Araf çok mutlu oldu baksanıza
Gülçin:
E abisi resmini birebir çizmiş tabi mutlu olur
Aral:
Cennet gözlüm o benim. Ama Araf bana yıllardır abi demiyor
Aliye:
Üzülme oğlum
*
Arafın bana yıllardır abi dememesi canımı sıkıyordu. Arada gurur duyucakları ya da endişe edicekleri durumda Araf bana Abi derdi. On beş yaşına girdikten sonra Abi demeyi bıraktı.
Gülçin:
Aralcım Araf illa bir gün tekrardan abi der sana
Aral:
Demez yenge. Dört yıldır hiç abi diye seslenmedi bana. Arada eğlendiğimizde gururduydu bi anda abi derdi. Oda cümle içindeki şaşırma olarak. Bende abi diyorum.
*
Güneşin sıcağı tenime değiyordu. Bi yandan da sıcak rüzgar değiyordu. Bu hoşuma gidiyordu. Armut koltuğa oturmuştum. Bacaklarımıda uzatmıştım. Annem ve yengem hala oturuyordu. Nilay ise telefonda mesajlaşıyordu. Araf bahçeye çıkmıştı. Annemlerin başında dikildi ve yanıma yürüyordu. Ona omzumun üstünden baktığımda bağırmak için hazırlanıyordu. Arafı benden başka kimse çok iyi tanıyamazdı!
Araf:
Lan Araaall!
Aral:
Bağırma lan it soyusu
*
Yanıma geldi ve sağımdaki armut koltuğa oturdu. Yüzüme bakıyordu bense ona ne var len der gibi bakıyordum. Cennet gözlümün gözleri parlıyordu. Abin sana kurban olsun
Araf:
Fotoğraflardan daha yakışıklı duruyorsun
Aral:
Görende kardeş değiliz sanıcak ha
Araf:
Olsun yakışıklımısın? Yakışıklısın. Lan kuzenin bile sana aşık Araall
Aral:
Sormaa ne aşık ne aşık. Amına koyayım kuzeniz lan biz.
Araf:
Azıcık kardeşini örnek al. Bak hergün yeni başka kızlarla
Aral:
Siktirtme lan bana belanı! Napayım ben kızları? Karahan erkeklerini kızlar paramız ve soy adımız için istemiyormu? Biraz salaklaşma Araf
Araf:
Doğru. Ama çok eğlenceli
Aral:
Araf lütfen sus bi kafamı dinleyeyim
*
Gözlüğümü gözüme indirdim ve gözlerimi kapattım. Arafta etrafa göz gezdiriyordu. Ellerimi ensemde birleştirip yaslanmıştım.Telefonum kucağımda titremeye başladı ve çaldı. Hiç açmak istemediğim için rahatımı bozmadan Arafa seslendim
Aral:
Araf
Araf:
He söyle
Aral:
Telefona baksana hiç açmak konuşmak istemiyorum
Araf:
Açayım
*
Araf doğrulup kucağımdan telefonu aldı ve arayana baktı
Aral:
Kim arıyor?
Araf:
“Sevda Hanım Hukuk Bürosu” yazıyor
*
Araf telefonu açtı ve kulağına doğru götürdü. Hiç kimseyle konuşmak istemiyordum.
Araf:
Merhaba Sevda hanım
Sevda:
Merhaba Araf bey. Aral beyi aramıştım ben
Araf:
Aral yatıyor sevda hanım. Sıcağa karşı rahatsızlığını biliyorsunuz. Nefes alamıyordu uyumaya gitti.
Sevda:
Geçmiş olsun Araf bey. Aradığımı söylersiniz görüşmek üzere
*
Araf telefonu kapattı ve kucağıma geri koyup başını yasladı. Gözlüğü yanında olmadığı için gözlerini sıkıyordu.
Aral:
Ne diyor?
Araf:
Ne için aradığını söylemedi ama önemli birşey değil gibi
Aral:
Ararım bi ara
Araf:
Aral sen yurt dışında niye başka isim kullanıyordun unuttum
Aral:
Aral ismi ile giriş yapmak istemiyorum. İsmimle ne yaparsam yapayım magazine çıktığım için yurt dışına basın yüzünden çıkamıyordum. Bende yurt dışında başka isim kullanıyorum. Sende kullanıyorsun aynı durumdan dolayı
Araf:
Benim isim kötü ya. Karahanların küçük oğluna bula bula Dehaz buldular. Seninki neydi bu arada
Aral:
Araf sen çok unutmaya başladın bu unutkalığın yüzünden başın beladan bi zamanlar hiç çıkmıyordu hatırlatırım
Araf:
O bi zamanlardı Aral. Şimdi o kadar çok unutmuyorum. Uzun zamandır yurt dışına çıkmıyoruz isimlerimizi unutmam normal değilmi. Seninkisi dilimin ucunda ama neydi?
Aral:
Dante. Bak unutmaman için kodlayım sana Denizli Ankara Niğde Tekirdağ Edirne. Baş harfleri senin unutmamanı sağlar. Hatta birdaha söylüyorum. Dante anladın mı Araf Dante
Araf:
Kodlamana gerek yoktu ama sen bilirsin. Dante Aral Karahan
Aral:
Yanlışın var Araf. Aral Karahan olucak o
Araf:
İyi be. Aral acıktın mı?
*
Ne dedi o? Acıktın mı dedi? Araf ne kadar yese doymuyor. Ben çok azcık birşey yememe rağmen saatlerdir tok duruyorum. Kahvaltı yapalı baya olmuştu akşam güneşide çıkmıştı. Tam havuza girme havasıydı. Arafa refleks olarak kafamı kaldırıp baktım. Bana şok içinde baktı
Araf:
Araf epilepsi mi geçiriyorsun İyimisin?
Aral:
Araf hayvan gibi yiyiyorsun doymadın mı?
Araf:
Sen sabah sinirlenip bağırıp çağırınca tabağımı bitiremedim. Hadi gel bişeyler yapalım
Aral:
İyi hadi kalk
*
Araf hızlıca yerinden kalktı ve içeri girdi. Bende arkasından gittim. İçeri geçerken Nilayla göz göze gelmiştik. Utancıdan yüzüme bakamıyordu. Mutfağa girdiğimde. Ne yapıcağımızı düşünüyorduk. Ben dolaptan granola ve süt çıkardım. Sağlıklı ve fit vücut. Kaseme doldurup arafı bekledim.
Aral:
Seni bekliyorum şuan Araf. Ne yiceksin?
Araf:
Yicek hiç bir şey yok
Aral:
Bok yok dolap ağzına kadar dolu
Araf:
Yani bana göre yok. Bende senin yediğinden yicem
*
Arafta kendine granola koydu ve bahçeye geri çıktık. Armut koltuklada geri oturup yemeğe başladık.
Araf Granola nadir yerdi. Hatta hiç yemezdi. Ben yerdim. Ben sakince ilk kaşığımı yerken Araf ilk defa yiyormuş gibiydi.
Araf:
Oha lan baya güzelmiş
Aral:
Sen arada hatta hiç yemediğin için sana güzel gelir tabi
Araf:
Ben senin gibi değilim
Aral:
Haklısın. Kimse Aral Karahan gibi olamaz
*
Arafla bu dediğime o kadar yüksek kahkaha patlattık ki annem,yengem ve Nilay bize baktılar. Araf onlara gülümseyerek bakarken bense Nilaya kitlenmiş şekilde bakıyordum. Kafasını telefona geri çevirince bizde önümüze döndük. Araf hayvan gibi kaşıkladığı için granolasını bitirmişti.
Araf:
Aral akşam havuza girelim
Aral:
Olur da
Araf:
Da? Evet aral da?
Aral:
Nilay da yüzmeye gelirse. O zaman ben bırak havuza girmeyi etrafında bile dolanmam
Araf:
Aral sende ebesinin amına şey yapma yani
*
Arafa doğru doğruldum ve ses tonumu biraz yükselttim.
Aral:
Ben kaçırıcam ebesini! Bana ne amınakoyayım. Ben mi dedim gel öp diye!
Araf:
Bağırma be ne bağırıyorsun!
*
Arafta ses tonunu yükseltince sinirle arkama geri yaslandım. Nefesim tükenene kadar nefesimi verdim. Bahçede sıkılınca içeri girip odama çıktım. Lütfen İzmir'e dönebilirmiyiz artık? Yatağıma uzandım. Çok yorulmuş olucaktım ki uzanır uzanmaz rahatlamıştım. Fransız balkon vardı odamda. Balkonun kapısı açık olduğu için sıcak rüzgar esiyordu. Yorgundum hemde çok yorgundum. Magazinde,haberde,gazetelerde,basınlarda ne kadar çok rahat gözüksemde insanlar benim soy adımın gücü ile tanısada ben çok yorgundum. Hiç birşey görüldüğü gibi değil!
*
Düşünürken uyuya kalmışım. Uyandiğımda saat yediye geliyordu. Daha yemek yiyip havuza giricektik. Hemen aşağıya indim. Kadınlar mutfakta yemekleri hazırlarken biz erkekler salondaydık. Gözlerim çok fazla uyuduğum için kızarmıştı.
Araf:
Senin gözlerin niye kan çanağı gibi aral?
Aral:
Uyumuşum şimdi kalktım
*
Elim bilekliğime gitti. Nilayın verdiği bileklik. Bu bilekliği nilay verdiği için değil aynısı hediye gelmişti. Ve araf kaybetmişti. Salon aşırı sıcaktı. Terlemeye başlıyordum. Amına koyayım cehennem bile bu kadar sıcak değildir! Ölçüm yapmak için telefonumu cebimden çıkardım ve uygulamaya girdim. Elimi tişörtümün yakasından içeri soktum. Kolyem yoktu! Nerdeydi bu kolye. Şimdi götten tineri yemiştim! Hızlıca elimi boynumda gezdirmeye başladım. Babam,Amcam ve Araf bana bakıyordu.
Araf:
Aral noldu
Galip:
Oğlum noluyor
Kazım:
İyimisin Aral?
*
Eğer ne kadar sıcakladığımı ölçmezsem atak geçirip bayılacaktım. Kolyeyi hiç bir zaman boynumdan çıkarmazdım. Arada boynumda oynardım. Kılıçın ucunu elime batırıp bişeyler yapardım. Sinirle bağırmaya başladım
Aral:
Araf,Araf kolyem yok!
Araf:
Ne demek yok?
Aral:
Baba çok sıcak nefes alamıyorum!
*
Amcam ve babam yanıma gelmişti. Bağırmamla annem,yengem nilay ve gülay mutfaktan geliyordu
Aral:
Araf,odaya çık yatağın oralara bak kolyem yok
*
Araf koşarak yukarı odaya çıktı. Herkesin yüzünde endişe vardı. Üstümde o kolyeden başka telefona dayayarak ölçücek başka birşeyim yoktu.
BAKIŞ AÇISI:
Araf koşarak yukarı çıktı. Ve abisi Aralın odasına girip yatağın olduğu yerlere bakmaya başladı. Yere, yatağın altına. Bulamayınca hemen yerden kalktı ve yastıkları çırpıp yere fırlattı. Yorganı sertçe çekip çırptı ve bi ses geldi. Bulmuştu! Kolye yere düştü. Araf yorganı fırlatıp yerden kolyeyi aldı ve aşağıya indi. Herkes Aralın başındaydı. Galip ve kazım Aralın yüzüne sehpada duran dergiler ile yelliyordu. Aliye ise buz tutuyordu. Araf hemen yanlarına geldi ve kolyeyi Aralın boynuna taktı
*
Araf koşarak aşağıya iniyordu. Kolyeyi bulmuş olucaktı. Yanımıza geldi ve kolyeyi boynuma taktı. O kadar çok terlemiştim ki nefes alamıyordum. Şöyle birşey vardı. Kolyeden ölçüm yapmazsam ne kadar soğukta durmamı bilemezdim. Ölçüm yaptıktan sonra gerektiği kadar soğuk tüketebilir yada durabilirdim. Araf telefonumu kucağımdan aldı ve kolyemin kılıçına telefonun arkasını yaslayıp ölçtü.
Aliye:
Çok terlemiş galip
Galip:
Hastaneye gidelim
Kazım:
Ölçelim bi bakalım
Araf:
Bi sakin olurmusunuz ölçüyorum germeyin beni!
*
Araf dayanamadı ve bağırdı. Bende olsam bende bağırıcaktım ama nefes alamıyordum. Gözlerim kapanmaya başlıyordu. Araf ölçtü ve ekrana baktı. Amcam ve babam hala yüzüme yelliyolardı.
Aliye:
Kaç çıktı?
Araf:
Tamam sakin olun çok düne göre çok değil. 25,4
Gülçin:
Oh şükürler olsun
*
Olanlardan sonra kendime gelmiştim ve şuan iyidim. Akşam saat yediydi ve sofraya oturmuş yemek yiyorduk. Nilayın gözü sürekli üstümdeydi. Yemekten sonra ortaklarımız olan Erdem Akın gelicekti. Erdem abi yıllardır bizimleydi. Kıbrısta yaşıyorlardı. Erdem abinin de 18 yaşında kızıyla 6 yaşında küçük kızı vardı. Küçük kızı beni çok seviyordu. Bana düşkündü Şükürler olsun erdem abinin kızıda benden hoşlanmıyor. Araf ağzındaki lokmayı yutmadan ses tonunu hafif yükselterek bana seslendi.
Araf:
Araal!
Aral:
Efendim Araf noldu?
Araf:
Havuza giricez deme?
*
Bıkkınlıkla nefes verdim. Arafın suratına baktığımda bişey olmamış gibi tabağındakileri yiyordu.
Aral:
Giricez araf giricez. Susta ye yemeğini
Galip:
Bir,iki saate Erdemler geliceklermiş. Herşey hazır deme?
Aliye:
Hazırladık kızlarla
Araf:
Ne hazırladınız
*
Araf daha ağzındakini bitirmeden hışınla annem ve yengeme baktı.
Aral:
Allah seni kahretmesin. Lan daha akşam yemeği yiyoruz sen niye doymuyorsun?
Araf:
Aman be Aral sende çekilmiyorsun
Galip:
Çocuklar sakin olun! Erdem abiniz gelecek onlarla güzel vakit geçirilecek o kadar!
Aral:
Baba biz askermiyiz? Sen niye bizimle acaklı-ecekli konuşuyorsun?
*
Bu söylediğime herkes kahkaha patlattı. Yemeklerimizi yedikten sonra sofrayı toplamakta yardım ettim. Centilmen bir erkektim. Hepte öyle kalıcaktım. Yarım saat sonra erdem abiler gelicekti. Midemiz bulanmasın diye havuza onlar gelince giricektik. Salondan ayrılıp mutfağa girdim. Annem yengem ve Nilay ordaydı. Gülay odasına çıkmış olucaktı.
Aral:
Ooo Karahan hanımları nabersiniz
Aliye:
İyi oğlum sen
Aral:
Aynı değişmiyor
Gülçin:
Aral geliyorlarmı
Aral:
Evet yenge yoldalarmış. Neyse içeri geçiyorum seslenirsiniz
*
İçeri geri gittiğimde yerime oturdum. Sıkıldığım için erdem abiler gelene kadar telefonda oyun oynayacaktım. Dövüş oyunlarımdan birine girdim ve level yükseltmeye başladım. Yirmi beş dakika sonra kapı çaldı ve oyundan hızlıca çıkıp telefonu cebime koydum. Gülay hariç hepimiz karşılamaya gelmiştik. Kapıyı babam açtı ve erdem abiler gelmişti.
Galip:
Hoş geldiniz
Ekin:
Araal abiii
*
Ekin arkadan hemen beni görüp üstüme koştu. Eğilip onu kucağıma aldım ve kokusunu içime çektim. Kız kardeşim olsa ona dünyaları yaşatırdım. Ekin yüzüme baktı ve küçük elleri ile yüzümü avuçladı.
Aral:
Abiimm nasılsın
Ekin:
İyiiimm
*
O kadar tatlıydı ki ne zaman kıbrısa gelsem beni görmek isterdi. Herkes içeri geçti ve yerlerimize oturduk. Ekin kucağımda bana doğru dönük oturuyordu. Yüzümü okşuyordu. Ablası Esin ise soluma Araf sağıma oturmuştu.
Esin:
Nasılsın Aral?
Aral:
İyidir esin senden naber?
Ekin:
Aral abii odana çıkalımmı?
*
Ekin o kadar tatlıydı ki onu reddetmem imkansızdı. Gözlerimin içine öyle bakıyordu ki eriyordum.
Aral:
Bilmem abicim? Annenden izin al izin verirse çıkalım
*
Ekin hemen dilek ablaya döndü. Herkes çay içiyordu. Bu sıcakta çay içiyolar. Siz ciddimisiniz?
Ekin:
Anneee
Dilek:
Efendim canım
Ekin:
Aral abimin odasına çıkabilirmiyiz?
Dilek:
Tabi çıkabilirsiniz ama Aral abini yorma
Aral:
Hadi çıkalım abim. Araf abi gelsin mi?
*
Ekinle araf göz göze geldiler. Sanki 3 Vs 1 atıcak gibilerdi. Rakipler seçiliyor bahisler kapatılsııınn!
Ekin dilini dışarı çıkarıp iyy yaptı.
Ekin:
Araf abi gelmesin
Araf:
Orası benim abimin odası bücür istersem gelirim
*
Araf ekinle çocuk gibi kavga ediyordu. Araf arkadaşları ile konuşucağı için yukarı gelmekten vaz geçmişti. Ekinle yukarı çıktığımızda Nilay arkamızdan gelip odasına girmişti. Kesin Gülayla konuşucaktı. Ekini kucağımdan indirdim ve yatağıma oturttum.
Aral:
Abim havuza girmek istermisin?
Ekin:
Şimdi miii?
Aral:
Evet şimdi. Eğer istemiyorsan girmeyiz
Ekin:
Düşüneyim girelim
Aral:
Düşün söyle bana
*
Ekinle oyun oynarken on dakika sonra odamın kapısı çaldı ve Nilay geldi. Çocuğun yanımda sinirim hoplamasın lütfen!
Nilay:
Aral müsaitmisin?
Aral:
Söyle Nilay
Nilay:
Araf havuza giriceksek hazırlansın girelim diyor
Aral:
Tamam giyinip geliyorum
*
Nilay kapıyı geri kapattı ve ekine döndüm. Ekin bana baktıkça gözleri parlıyordu. Ona bakıp gülümsedim oda bana gülümsedi.
Aral:
Düşündün mü bakalım
Ekin:
Düşündümm. Girelimm
*
Ekini kucağıma alarak aşağıya indik. Araf odasında hazırlanıyor olucaktı ki salonda yoktu. İner inmez ekin bağırmaya başladı ve herkes bize baktı
Ekin:
Aral abimle havuza giriceeez!
Erdem:
Havuza mı giriceksiniz
Aral:
Tabi izin verirseniz beraber giricez
Dilek:
Girebilirsiniz tabi
*
Dün gece aşırı eğlenceliydi. Havuza girdikten 3 saat sonra erdem abiler gitmişti. Geç olduğu içinde herkes uyumuştu. Sabah olduğunda Araf hariç herkes aşağıdaydı. Masada hepimiz Arafı bekliyorduk.
Galip:
Aral kardeşin nerde?
Aliye:
Araf hepimizden önce gelirdi ama nerde?
Aral:
Ben bi bakıp geliyorum
*
Hızlıca yerimden kalktım ve yukarı çıktım. Arafın kapısını çaldım ve içeri girdim. Araf yatakta boş boş duvara bakıyordu. Yanına gittim ve yatağına oturdum.
Aral:
Araf niye gelmedin? Seni bekliyoruz
Araf:
Gelsem nolucak ki?
*
Araf gözlerini tavandan ayırmadan soğuk sesle konuşuyordu. Gözlerini bıkkın şekilde kapatıp yüzüme bakmak için geri açtı. Dün hiç birşeyi yoktu nesi var şimdi?
Sabrım kalmıyordu. Araf bana ilk defa böyle davranıyordu.
Aral:
Araf noldu oğlum söylesene?
Araf:
Sana bi soralım ha Aral Karahan? Ailenin en gözde çocuğusun ya sen
*
Ne? Araf ne demek istiyordu. Bu cümleleri söyler söylemez yüzüm bem beyaz olmuştu. Kardeşimle beni düşman düşürücek kadar neler oluyordu? Herşeyden haberim olurken bundan haberim yoktu. Araf bana düşmanmışım gibi davranıyordu. Gece ne olduysa kardeşim hatta canımdan çok sevdiğim cennet gözlüm olan araf beni kendine hasım bellemişti. Zar zor yutkunum şoktan çıkmaya çalıştım.
Aral:
Ne? Araf noluyor niye bana böyle davrandın?
Araf:
Boş ver anlatsam herşey aynı kalıcak. Siktir et o yüzden
Aral:
Yok öyle ben babamla konuşmaya gidiyorum
*
Hızla odadan çıktım ve merdivenlere doğru yürüdüm. Araf hemen yanıma geldi ve kolumdan tutup beni duvara itti. Kardeşim bana hayatta böyle davranamaz.
Kolumdaki eline şaşkınca baktım. Aşağıya inmeme sadece 4 basamak kalmıştı. İnseydim mutfak solumda olucaktı. Şok içinde arafa bakıyordum. O ise beni öldürmek ister gibiydi.
Aral:
Araf bırak kolumu!
Araf:
Niye babam ölünce herşey senin olucak ya neden bırakayım Aral Karahan?
*
Habire şoka girdim. Ne demek babam ölünce herşeyini bana bırakıcaktı. Hayatta olmazdı babam bıraksa bile ben herşeyimi Arafla %50 bölüşürdüm. Servet,mal,mülk,şöhret umrumda değildi. Bütün servet bana kalsa ben kabul etmezdim. Sinirle arafa bakıyordum.
Araf:
Söylesene Aral Karahan bütün miras sana kalınca napıcaktın?
*
Arafın dedikleri beni çıldırtıyordu. İlk defa bana karşı gözü dönmüş haldeydi. Dayanamadım ve ona bağırmaya başladım.
Aral:
Düzgün konuş benle abinim ben senin haddini aşma Araf!
*
Bağırmamla herkesin masadan kalktığımı duydum. Kendimi Araf ve duvarın ortasından kurtarıp kalan basamaklardan indim. Herkes ayaktaydı o sinirle babama hesap sorucaktım. Arafta tabi arkamdan geliyordu. Amcam babam bişey olduğunu anlamış gibiydi. Annem yengem nilay ve gülay anlamamış gibiydi. Babama bağırmaya başladım
Aral:
Baba! Araf beni kendine hasım bellemiş. Dün gece ben odama çıktıktan sonra ne oldu da canımdan çok sevdiğim kardeşim beni düşman olarak görüyor. Ne yaptınız Arafa?
Kazım:
Aral oğlum
Galip:
Bahçeye çıkıp konuşalım yanlış anlaşılma var oğlum
Aral:
Bütün mirası bana bırakacakmışsın! Doğru mu bu? Sen bütün mirası bana bıraksan ben varya herşeyi %50 yada %100 herşeyimi arafa veririm. Para kardeşimle beni düşman düşüremez
*
Annem yengem gülay Nilay benden çıkanları duyunca şok olmuş bizi dinliyordu.
Galip:
Oğlum yanlış anlamışsınız
Araf:
Öyle mi? Arala bırakıcaktınız beni çöp gibi atıcaktı-
Aral:
Araf seni birdaha uyarmıcam abinle düzgün konuş
Araf:
Konuşmazsam nolur lan
*
Arafın cümlesini tamamlamadan kestiğim için sinirlenmişti. Yanıma yaklaşıp yüzüme sert bi yumruk geçirmişti. Kardeşim, canımdan çok sevdiğim kardeşim, cennet gözlüm bana yumruk atmıştı.
Kızlar hafif çığlık attı. Annem ve yengem Araf diye bağırdı. Sinirle arafın yakasına yapıştım
Aral:
Sen hangi hakla abine vuruyorsun lan!
*
Annem gülay amcam Arafı çekiyordu. Babam ortamıza girmişti. Nilay beni göğsümden tutup geri çekmeye çalışıyordu. Araf benim üstüme daha çok yüklenince yengemde onu tutmaya başlamıştı. Nilay bana yalvarırcasına bakıyordu. En son arafı geri çektiklerinde nilay göğsümden tutuyordu. Annem bağırmaya başladı
Aliye:
Araf, napıyorsun sen abin o senin abine niye vuruyorsun!
Aral:
Bırak anne olayı bilmeden dinlemeden abisine saygısızlık yapıyor. Ulan amınakoydumun seni geçen konuştuğun kızın abisi kaçırdı kim kurtarmaya geldi seni? Ha o çok sevdiğin ceddini siktimin arkadaşların mı? Onlar değil seni ben kurtardım. Sana birşey yapıcaklar diye ortalığı ateşe verdim lan.
*
Haykırırken Nilay beni daha sıkı tutuyordu. Araf herşeyi anlamış gibi bakışları öfke değil pişmanlığa dönüşüyordu.
Nilay:
Aral, hadi gel bahçeye lütfen
*
O sinirle Nilayı dinledim. Bahçeye çıktık. Çimenlik alan havuzun oraya ilerlerken bambu koltuk takımındaki tekli koltuğa tekme attım. Nilay korktuğu için bana bağırdı
Nilay:
Aral napıyorsun sakinleş!
*
Havuzun oraya geldiğimizde armut koltuklara oturduk. Bacaklarımı göğsüme kadar çektim. Kollarımı diz kapaklarıma koydum ve başımı eğdim.
Aral:
Canımdan çok sevdiğim kardeşim miras bana kalıcak diye delirdi. Ya nilay babam o bütün serveti bana verse ben kabul etmem Arafla paylaşırım beni sen tanıyorsun
Nilay:
Orası öyle Aral tabiki sen yarısını yada hepsini Arafla paylaşırsın. Bak lütfen şuan aşırı sinirlisin sakinleşmen gerekiyor. Sakinleş
BAKIŞ AÇISI:
Arafı sakinleştirip otururtmuşlardı. Aliye,galip,kazım,gülçin ve gülay arafın başındaydı. Nilay ise Aralla bahçedeydi.
Araf:
Dün gece amcamla konuşurken duydum sizi. Arala bırakıcağınız yerleri konuşuyordunuz
Kazım:
Arafcım sen olayı çok büyük yanlış anlamışsın. Abine boşu boşuna vurdun
Galip:
Olay şu arafcım. Amcanla eğer yakında göçersek kime neleri bırakacağımızı konuşuyorduk. Küçükten büyüğe gittik.İlk önce senden başladık. Sonra gülay ve nilay. Aralı en son bıraktık çünkü o çoğu bırakılan yeri seninle ortak yapıcaktı. Ve sen galiba abine bırakıcağımız yerleri konuşurken bizi duydun ve abine kinlendin
Araf:
Ne
*
Araf duydukları karşısında şaşırmıştı. Abisine durduk yere öyle yaptığı için çok üzülmüş ve pişman olmuştu. Gözlerinde hüzün vardı.
Kazım:
Evet oğlum. Abine boşuna vurup kızdın onun bundan haberi bile yoktu. Hiç birinizin olmayacaktı biz ölünce olucaktı. Abin çok üzülmüştür
Galip:
Gülaycım Kağıtları yukardan getirirmisin
Gülay:
Getiriyorum amca
*
Gülay yukarı çıkıp kağıtları alır ve aşağıya inip Galip’e verir. Galip kağıtları alıp boğazını temizler ve okumaya başlar.
Galip:
İyi dinleyin beni. Küçük oğlum Araf Karahan’a: Bodrumdaki 2tane 5 yıldızlı otel, Kıbrıstaki 2007 dökümlük arsa, pariste bulunan parfüm dükkanları, alanya da bulunan 4 katlı havuzlu villa, galerideki lüks arabaların yarısı, ingiltere,almanya ve isviçrede bulanan holdingler ve banka hesabımdaki limiti yüksek olan paraların yarısı hesabına ben vefat ettikten sonra kalanlar ise Aral Karahan ile %50 paylaşılması vasiyetimdir
*
Galip Arafa bıraktığı yerleri okudukça Araf pişmanlık yaşar. Kazım kağıtları alır ve Nilay ile gülaya bırakılan yerleri okur. Hepsi aynı değerdedir. Galip kağıdı alır ve Aralın kâğıdını okur. Alırken Arafa bakar ve pişmanlık yaşadığımı görür.
Galip:
Buda abinin dinle bakalım ona mı bırakıyorum herşeyi. Büyük oğlum Aral Karahan’a: Milanoda bulanan giyim markası dükkanları,kıbrısta bulunan 2008 dönümlük 2. Arazi, alaçatıda bulunan 3 tane 5 yıldızlı oteller, galerideki arabaların kalan yarısı,italyada,portekizde ve Amerikada bulunan holdinglerin, banka hesabımdaki paranın kalan yarısı, havuzlu villa ben vefat ettikten sonra kalanlar ise Araf Karahan ile %50 paylaşılması vasiyetimdir
*
Galip okuduğunu bitirdikten sonra herkes Arafa bakıyordur. Araf pişmanlıktan kendini yırtma derecesindedir.
Araf:
Ben naptım, ben abime bunu nası yaptım?
*
Araf hemen ayağa kalktı ve bahçeye koşar adımlarla çıktı. Arkasından diğerleri onu takip etmeye başladı. Araf kavgaya gider gibi yürürken Aralı bacaklarını göğsüne kadar çekmiş kollarını da diz kapaklarına koymuş şekilde görür. Nilay Aralı sakinleştiriyordu. Aralı gördü ve bağırmaya başladı
Araf:
Abi!
*
Arafın bağırmasıyla başımı dizlerimden kaldırdım. Abi dedi yine. Araf hızla yanıma geldi ve karşımda dikildi. Yanda Annemler vardı. Hemen ayağa kalktım ve karşısına geçtim.
Aral:
Ne var? Sen az önce bana yumruk atmadın mı? bak yüzümün haline
*
Hafifçe sol tarafa dönüp elimle yüzümü gösterdim. Yüzüm morarmıştı. Arafın bakışları pişmanlıktı.
Araf:
Abi ben senden çok özür dilerim
*
Araf hemen boynuma sarıldı ve ağlamaya başladı. Cennet gözlüm elbet pişman olucaktı. Araf öyle ağlıyordu ki annem ve yengemin gözleri dolmuştu. Soğuk şekilde karşımda duran havuza bakıyordum. Araf çok ağlıyordu babam öne atıldı ki Arafın sırtındaki elimi kaldırıp gelmesini engelledim.
Aral:
Bırakın ağlasın
Araf:
Abi ben herşeyi yanlış anlamışım. Sana böyle yaptığım için özür dilerim. Kendimi bian fazlalık olarak hissetim. Sana karşı böyle aşağılık biri olmak istememiştim
*
Arafı kendimden çektim ve yüzüne baktım. Gözleri kızarmıştı. Yüzümün sol tarafı çok acıyordu morarmıştı. Araf yumruk attığı yere pişmanlıkla bakıyordu.
Aral:
Sen bana ne kadar saygısızlık yaparsan yap. Ben senin hep abin olucam. Ayrıca babam tüm mirası bana bıraksa ben kabul etmezdim. Ve mirasın yarısını senin üstüne verirdim. Senin en başından beri bunu benim öyle yapacağını bilmen gerekiyordu
Araf:
İlk önce bana pay vermişler. En son sanaymış. Ben sana verilenlere denk geldim. O kadar öfkelendim ama öfkem sana değildi. Çok özür dilerim
Aral:
Gel burata cennet gözlüm
*
Arafı omzundan çektim ve ona sarıldım. Ben abiydim kardeşimi her koşulda affedicektim. Her zaman ona layık bi abi olmuştum. Olacaktımda. Yaşamaya başla sil baştan.
*
Arafla aram düzelmişti. Akşam Erdem abilere gidicektik. Ekin sürekli benle oyunıcaktı. Akşama doğru hava aydınlıkken odama çıktım. Araf ve kızlarda odasındaydı. Hemen dolabımı açtım ve ne giyiceğime baktım. Siyah eşofman ve sporda giyindiğim vücuduma yapışan dar uzun kollu giyindim. Bu kıyafeti daha önce amcamlara giderken giyinmiştim. Bu farklı olanı ne fark var değil mi? Parfüm sıkıp bilekliğimi taktım. Tişört o kadar dardı ki karın kaslarım belli oluyordu. Aynaya bakıp saçlarımı elimle dağıttım. Telefonumu şarjdan çıkardım ve dolmuşmu diye baktım. Yeess %100 dolmuş. Kılıfım hala koyu kırmızı case kılıftı. Boy aynasının karşısına geçtim. Telefonu yan çevirdim. Telefon gözlerimi kapatmıştı sadece gülüşümü gösteriyordu. Gamzelerim vardı. Gülünce ortaya çıkıyordu. Gülümseyerek poz verdim. Gamzelerim çıkmıştı hemen çekip baktım. Bomba gibiydim. Bunu paylaşmam gerekiyordu. Saate bakıp telefonu cebime koydum. Gitme saati gelmişti. Hemen odamdan çıktım ve Arafın kapısı çalıp içeri girdim. Araf altına gri eşofman ve beyaz polo yaka giyinmişti. Esmer boy’s
Araf:
Olmuş mu Aral
Aral:
Bok gibi olmuş Araf
Araf:
Hakaret ediyorsan güzel demektir
Aral:
Hadi kızlara bakalım sonra inelim
*
Arafın odasından çıktık ve kızların odasına ilerledik. Kapıyı çaldık ve Gülay girmemiz için seslenmişti. İçeri girdik ve bekledik
Aral:
Oo gülay çok güzel olmuşsun abicim
Gülay:
Teşekür ederim abi sende çok şıksın. Araf sende
Araf:
Biliyorum canım benim her zaman öyleyim
*
Gülay altına beyaz etek üstüne lacivert bir tişört giymişti. Ayakkabı olarak Adidastan lacivert kumaş ayakkabı giymişti. Ve siyah çanta takmıştı. Nilayı görmemiştim.
Aral:
Nilay nerde gülay?
Gülay:
Ablam içerde abi gelir şimdi
*
Tüm odalarda lavabo vardı. Nilay içeride giyiniyor olucaktı. Kapının kilit sesi geldi ve hepimiz oraya baktık. Kapı açıldı ve Nilay çıktı. Beyaz etekli bir mini elbise giyinmişti ve üstüne kot ceket. Kızların giyindiği şeylerin adını tam bilmediğim için üzgünüm. Modele ve rengine göre söylerim:)
Nilay:
Olmuş mu?
Gülay:
Olmuş abla hemde baya olmuş
Araf:
Aralla ben en rahatı patlayın lan
Aral:
Sus lan. Hadi inelim
*
Hepimiz aşağıya indik ve kapının yanında diğerleri bekledik. Onlarda hazır bizi bekledikleri için çıktık. İki araba gidicektik. Diğer arabada; babam annem yengem ve amcam. Benim arabamda;ben araf gülay ve nilay olucaktı. Benim arabaya gençler olarak bindik ve yola çıktık.
Yarım saat sonra erdem abilere gelmiştik. Arabaları park edip bizi karşıladılar. Sarılıp selamlaşıp içeri oturduk.
Aral:
Ee dilek abla,Ekin nerde?
Dilek:
Yukarda odasında uyuyor aralcım. Çıkmak istersen çık
Aral:
Olur
*
Yerimden kalkıp yukarı çıktım. Ekinin odasını ararken kapı süsü dikkatimi çekti. Süste pembe strafor toplar, unicorn ve prenses vardı. Üstünde el yazısıyla Ekin yazıyordu. Burası ekinin odası olmalıydı. Kapıyı sessizce açıp içeri girdim ve geri kapattım. Odaya yavaş adımlarla girdim. Odası çok güzeldi pembe perde,prensesli halı,oyuncak evler,peluşlar, yatağı bile prensesliydi. Yatağa yavaşça oturdum ve ekinin saçlarını okşadım. Fısıldayarak onu uyandırmaya çalıştım
Aral:
Ekin,abicim hadi uyan güzelim ben geldim
*
Çok sessiz fısıldamama rağmen burnunu çekti. Kokumu almıştı
Uyanmayınca bu sefer sesimi duyması için düzelttim
Aral:
Ekincim hadi abicim uyan
*
Gözlerini hafifçe araladı ama açamadı. Ellerini gözlerine götürüp kaşıdı ve açtı. Beni görünce hemen gülümsemeye başladı gözleri parlıyordu. Bana sarıldı
Ekin:
Aral abii
Aral:
Geldim uyuyordun seni uyandırmaya geldim abim. Hadi aşağıya inelim
Ekin:
Ama saçlarım dağılmış
Aral:
Yapalım o zaman
*
Ekim hemen yatağından kalktı ve tarağını aldı ve onun boyuna gelen aynasının karşısına geçip oturdu. Bende yerimden kalkıp küçük sandalyelerden birine oturdum. Tokalarını canını yakmadan çıkardım ve taradım. Yandan iki at kuyruğu yapmıştım.
Aral:
Bak bakalım olmuşmu
*
Ekin hemen aynaya baktı ve saçlarını elledi. Çok mutlu olmuştu. Onun mutlu olması beni sevindiriyordu.
Ekin:
Çok güzel olmuş abi
Aral:
Beğenmene sevindim fıstık
Ekin:
Abi fotoğraf çekilelimmi
Aral:
Çekinelim hadi
*
Telefonumu cebimden çıkardım ve kamerayı açtım. Sandalyeleri aynadan çekip dizlerimin üstüne çöktüm. Şuan istanbul bağcılar kekosu gibiydim bi tesbih sallamam eksik. Ekin yandan boynuma sarıldı ve yanağımdan öperken fotoğrafı çektim. Ayağa kalkıp telefonu ona verdim ve baktı
Ekin:
Paylaşalım mı bunu çok güzel olmuş
Aral:
Aşağıya inelim paylaşalım hadi
*
Ekin benden önce koşarak odasından çıktı ve bende çıktım. Aşağıya indik ve salona geçtik. Yerime oturdum. Ekinde kucağıma sağ bacağıma oturdu.
Erdem:
Aral senin yüzüne ne oldu
Dilek.
Evet sorucaktım ama önemli birşey değildir diye sormak istemedim
Araf:
Ben yanlışlıkla yumruk attım
Erdem:
Nasıl yani?
Aral:
Şöyle abi. Araf bi konuyu yanlış anlamış sinirlenmiş bana dinlemeden yüzüme geçirdi işte
Ekin:
Iıyy canavar Araaaff
Araf:
Ne dedi o bana
*
Araf hemen role girer ve abartarak konuştu. Beş dakika sohbet ederken ekin kulağıma eğildi ve birşeyler söyledi
Ekin:
Abi hadi paylaşalım. Ama ablamıda etiketle
*
Hevesle başımı salladım ve cebimden telefonumu çıkarıp instagrama girdim. Fotoğrafı ayarlayıp paylaştım. Esinide etiketledim ve ona bildirim gitti. Sadece elli saniye geçti hikayemi bir milyon kişi görüp beğenmişti. Esin telefonunu açıp hikayeme baktı
Esin:
Aa Aral ne güzel olmuşsunuz
Ekin:
Aral abimle çekildik. Saçımı o topladı
Aliye:
Ay çok güzel yapmış aral abin saçlarını
*
Ekin kucağımdan indi. 1 saat geçmişti. Ev çok fazla sıcaktı. Terlemeye başlıyordum. Ölçüm yapmak için telefonumu açtım ve uygulamaya girdim. Kolyeyi telefonun arkasına değdirdim ama ölçmedi. Has siktir. Ceddeyi büyük siktim! Kaldırıp biradaha değdirdim. Gene olmadı. Nefesim kesilmeye başlıyordu. Nilay yanımda oturduğu için birşeylerin ters gittiğini anladı ve kulağıma fısıldadı
Nilay:
Aral noluyor iyimisin?
Aral:
Bilmiyorum nilay ölçüm yapamıyorum
*
Karşı koltuğa başımı kaldırdım ve arafa baktım. Sohbet ediyolardı.
Onun telefonunda ölçüm uygulamam vardı ve araftan ölçücektim.
Aral:
Araf telefonunu verirmisin?
Araf:
Neden noldu? Sen niye terledin öyle?
*
Herkesin gözü üstüme çöktü. Eveet arkadaşlar ölçüm yapamadan ben bi komaya selam çakıp geliyorum. Esin beni inceleyordu. Araf cebinden telefonunu çıkardı. Yanıma gelip karşımda dikildi.
Aral:
Araf ölçüm yapamıyorum. Çok sıcak ve nefes alamıyorum
Araf:
Ne demek ölçüm yapamıyorsun Aral? Yapması gerekiyor
Aral:
Olmuyor amınakoyayım! Siktimin şeyi algılamıyor yasladığımı!
*
Bayılmak üzereydim dayanamayıp bağırdım. Esin bağırmamla irkildi herkes endişelenmişti. Araf telefonunu hemen bana verdi ve uygulamaya girdim. Kolyemi yasladım. Ses çıktıktan sonra çektim
Erdem:
Kaç çıktı?
Aral:
Of ya of ya. Sikicem artık hastalığı rahatsızlığı!
Aliye:
Sakinleş oğlum
Aral:
Olamıyorum anne olamıyorum! Olur olmadık yerlerde bayılmaktan ölçüm yapmaktan nefes alamamaktan çok sıkıldım.
Araf:
Ver şu telefonu kaç çıktı?
*
Araf telefonu elimden aldı ve ekrana baktı. Analizle bakarken biraz şaşırmıştı. Herkesin dikkatini çekti.
Gülay:
Kaç çıkmış?
Araf:
Araf haklı. 28,12. 30 ve üstü olsaydı bayılmasına ramak kalırdı
Galip:
Sakin olun geçenki gibi otuzlarda değil ya?
Dilek:
Aralcım senin rahatsızlığın nasıl oldu?
Aral:
Yurt dışındayken oldu. Ben dubaide çöle gitmiştim. Suda yoktu sıcaktı. Terledim nefes alamadım sonra bayılmışım. Orda ortaya çıktı. Ama artık sıkılmaya başladım. Ben eve gidebilirmiyim izninizle?
Kazım:
Eminmisin aral?
Aral:
Eminim amca. Nilay sende gelirmisin benimle?
Nilay:
Gelirim gelirim
*
Eve geldiğimizde direk salona geçtik. Boş boş düz bakıyordum. Ülkenin sayılı zengin ailesinin oğlu sıcağa olan rahatsızlığı yüzünden ölümleri bile göze almak istiyor. Ölümlerden ölüm beğen kendine Aral Karahan.
Nilay:
Daha iyimisin Aral?
Aral:
Bilmiyorum Nilay,kafam çok karışık. Ne hissetiğimi bile bilmiyorum. Duygularım karıştı.
Nilay:
Haklısın. Aral, sana aşık olduğum bana dertlerini anlatmayacağın anlamına gelmiyor. Herzaman anlata bilirsin. Arafada aynı şekilde
Aral:
Biliyorum.. Nilay
Nilay:
Efendim?
Aral:
Eğer,annem ve babamdan önce ölürsem onlara onlar için canımı bile vericeğimi söyle
Nilay:
Aral
*
Nilayın gözleri dolmuştu. Sesi ağlamaklı çıktı. Gözlerine baktım. Ağlıcak gibiydi. Ne kadar ağlat o kadar yaşat! Nilayı dinlemedim ve içimdekileri boşaltmaya devam ettim.
Aral:
Arafa’da cennet gözlüme, bana bırakılan herşey onun olsun. Ölürsem adımı yaşatın. Ölmek istemiyorum,hatırlanmak istiyorum Ölünce beni öyle anın ki her an çıkıp gelicekmişim gibi içinize kurt düşsün. Araf bensiz yapamaz. Hepsinden önce gidersem arafı alıştırın. O bensiz nefes bile alamaz.
*
Nilay ağlıyordu. Başını öne eğmişti. Yaşlarının yere aktığını görüyordum. Gözlerime içten bakan yaşam belirtisi olmadığını anlardı. Nilay başını kaldırıp göz yaşlarını silip yanıma geldi ve kucağımda olan ellerimi tuttu. İllegal çağrılarla gelin yanıma!
Nilay:
Aral öyle birşey olmayacak sen ölmeyeceksin. Nerden çıkarıyorsun bunları? Birdaha senden böyle şeyler duymak istemiyorum. Güçlü durmak zorunda değilsin. Zorunda gibi de davranamazsın. Olduğu gibi yap canın ne kadar yanarsa o kadar can yak aral!
Aral:
Yapamam,yapamam Nilay. Araf,annem,babam beni böyle bildi. Araf ben ölünce kabuslarla olmasın diye onu cennete döndürmek zorunda kalırım.
Nilay:
Yapma işte şunu. Dünya herkesin kabusu Aral! Sen cehennemi cennete çeviremezsin. Yapma bunu kendine
Aral:
Sana birşey söylicem. Bunu sadece beni anlayanlar anlar. Buz gibi sıcak ateş kadar soğuk
Nilay:
Şifreli konuşuyorsun. Aral bişeyi ima ediyorsun! Ama ben bu dediğini ayırt edicem. Sen böyle yapmazdın. Bende Nilay Karahansam bunu kökünden hallederim!
Aral:
Gece uyku haram olucağı için ipcunuda düşün. Sıcak Nilay hemde baya bi sıcak
*
Sesim boğuk çıkıyordu. Hayat altta kalanın canı çıksın belki bişey vardır? Nilay göz yaşlarını sildi. Aral ve ölmek? Çok yabancıydı. Bunları Nilay değilde Arafla konuşsaydım dünyayı ibnesine sokardı. Yerimden kalkıp ağır ağır odama çıktım. Kapıyı açtığımda içerisi serindi. Yaz ayında olduğumuz için balkonun kapısı açık kalıyordu. Yarından sonra izmire geri dönücektik. Kıbrıs beklediğim gibi aksiyonlu veya heyecanlı değildi. Kaosla beslenirdim ama belli de etmezdim
Yorgunca altıma basketbol şortumdan birini giydim. Üstüme bişey giymedim çünkü geceleri çok terliyordum ve yakalarım sırılsıklam oluyordu. Yatağıma uzandım ve yorganı üzerime çektim. Nilayın odasına girdiğini ve kapıyı kapattığını duydum. Telefonumu alıp Arafı aradım. 2 kere çaldıktan sonra açtı.
Araf:
Efendim Aral
Aral:
Heh naptınız lan?
Araf:
Hiç bişey. Burda seni ilgilendiren konular var ve sen yoksun diye bana sunuyolar. Ben anlamadığım için not alıyorum sana gelince göstericem. Senin işin ne de olsa
Aral:
Aman Araf aman! Bi kere bile işler hakkında bilgili olsan sana altından şampiyon kemeri yaptırıcam.
Araf:
Bekliyorum Araaall
Aral:
Neyse ben yatıyorum zile basmayın nilayda uyur büyük ihtimalle. Anahtarla girersiniz
Araf:
Tamam iyi geceler
*
Telefonu kapatıp komidinin üstüne koydum ve balkona doğru döndüm. Kapı açık olduğu için dışarıyı rahatlıkla görebiliyordum. Düşünürken gözlerim kapanmaya başlıyordu. Nilay dediklerimi şuan düşünüyor mu acaba?
Nilay Karahan
Aralın dedikleri o kadar kafamı o kadar karıştırdı ki aklım almıyordu. Buz gibi sıcak ateş kadar soğuk. Bu neyi ima ediyordu? Aral bi ipucu daha verdi. Sıcak demişti. Uyumam gereken yerde ben düşünüyorum. Aralın dediği gibi. Bu gece uyku bana haramdı. Gülayla aynı odada kaldığımız için sabaha kadar durup düşünemeyecektim. Onlar gelene kadar zamanım vardı. Odada Fransız balkonu vardı. Hemen yataktan doğrulup balkona çıktım ve arkadaşım sarayı aradım. 4 kere çaldı ve açtı.
Sara:
Alo Nilay. Noldu bu saate?
Nilay:
Sara sen böyle şeyleri bilirsin sana bi soru sorucam.
Sara:
Buyur sor tabi
Nilay:
Buz gibi sıcak ateş kadar soğuk. Bu neyi ima ediyor. Düşünüyorum ama ne dendiğini anlamıyorum.
Sara:
Sana bunu kim dediyse baya iddalı ve anlamlı söylemiş. Bişey denmeye çalışmış evet.
Nilay:
Aral söyledi bana. Ve bunu sadece beni anlayanlar anlar dedi. Ve ipucu verirken sıcak dedi. Uyku haram sana diye söylendi ve evet cidden uyku şuan haram.
Sara:
Ben sadece sana anladığımı söylicem karışık cünkü. Ve bu söylediğimi ekle öylede düşün
Nilay:
Tamam dinliyorum
Sara:
Aral sana burda buz gibi sıcak demiş ya birşey var beni eritiyor bitirip yok ediyor tükendiriyor demek istemiş. Ateş kadar soğuk ise,herşeyi herkesi silmek istiyorum soğudum demek istemiş olabilir. Yani en azından ben böyle anladım.
Nilay:
Çok teşekkür ederim sara. Aklıma yatmaya başladı.
Sara:
Ne demek Nilay iyi geceler
*
Telefonu kapatıp odaya girdim. Yatağımda oturup düşünmeye devam ettim. Yavaş yavaş anlıyordum. Sara bu tür şeyleri bilirdi. Uluslararası ilişkiler mezunuydu. Sorarak iyi akıl ettim yoksa sürekli düşünürdüm. Yorganın altına girdim ve düşünmeye devam ettim. Düşünürken gözlerim kapanmıştı. Acaba Aral nasıldı?
Aral Karahan
*
Sabah karnım çok açtı. Resmen uykumda bile karnım acıkıyordu. Dün sabah Arafla kavga etmekten kahvaltımı yapamamıştım. Akşamda sinirlendiğim için yiyememiştim. Yatağımdan kalktım ve aşağıya indim. Araflar gece gelmişlerdi. Herşeye kuruluyordum. Tabağıma her zamanki gibi yediklerimi koydum. Yarın izmire geri dönüyorduk. Portakal suyumu içerken gözüm Nilaya kaydı. Dün dediklerimin etkisindeydi. Hala düşünüyordu. Göz göze geldiğimizde hemen bakışlarını kaçırdı ve tabağına odaklandı. Masadan kalktım ve bahçeye çıkıp armut koltuklara oturdum. Telefonumu cebimden çıkardım ve doktorum Ada hanımın numarını bulup çaldırdım. Biraz çaldıktan sonra açtı
Ada:
Günaydın Aral bey
Aral:
Günaydın Ada hanım. Ben size analizlerimi atıcam da bi bakarmısınız.
Ada:
Tabi bakarım. Bi sorun mu var?
Aral:
Duymuşsunuzdur sahilde bayıldım. Sonra dün bi iki kere yükseldi. Ama dün akşam telefonum algılamadı. Arafın telefonundan ölçüm yaptım
Ada:
Sahildeki olayı evet duydum aral bey. Siz şimdi atın bakayım ben
Aral:
Bi saniye bekleticem
*
Telefonu kapatmadan uygulamaya girdim. Bu haftaki analizlerimin ekran görüntülerini alıp ada hanıma attım.
Ada:
Geldi aral bey. Hemen bakıyorum
Aral:
Tamamdır ada hanım
*
Doktorum attığım görüntülere baktı ve birşeyler mırıldandı.
Ada:
Aral bey normale göre bu hafta gerçekten çok yüksek sonuçlar. Sahildeki olay 39.07 eğer 40 olaydı hiç uyanamazdınız. İzmire geldiğinizde lütfen yanıma uğrayın
Aral:
Ada hanım başka doktor arkadaşlara da gittim hepsi aynı sonucu söylediler. Dedikleri tek şey “Sıcak ortamdan uzak dur” demek oldu. Yarın izmire dönüyoruz. Sizin için uygun zaman nedir?
Ada:
Haftaya perşembe uygunmudur Aral bey. Diğer günler yoğunum
Aral:
Uygundur Ada hanım. Haftaya görüşürüz o zaman
Ada:
Görüşürüz aral bey
*
Telefonu kapatıp cebime koydum ve kalktım. İçeri girdim. Hala kahvaltı yapıyolardı. Arafın sandalyesinin arkasına geçtim ve ellerimi arafın omzuna koyup bastırdım. Damızlık Araf doymuyor.
Aral:
Yarın kesin izmire dönüyoruz deme?
Galip:
Evet dönüyoruz. Bi planın mı var?
Aral:
Hayır bi planım yok. Doktor ada hanımla konuştum
Araf:
Hangi konuda
*
Ağzında yemek varken bana sorular soruyordu Araf. Zalim çocuk şefkonun önünde gidendi.
Omuzlarındakş ellerimi sıkıp ona masaj yapmaya başladım. Amacım masaj değildi.
Aliye:
Neden oğlum noldu
Aral:
Bişey olmadı ya. Bu haftanın analizleri çok yüksek diye aradım haftaya perşembe yanına çağırıyor
Kazım:
Bişey yokmuş deme?
Aral:
Yokmuş amca ama yüksek çıkması normal değil diyor
Gülçin:
Kötü bişey yoktur inşallah
*
O konuşmadan sonra çok bişey olmadı. Araf hariç babam amcam ve ben burdaki şirketin adına yeni bir yer açmak için toplantı yapmaya gitmiştik. Öğlen beş’e doğru eve geri geldik. Araf uyuyordu. Bende olsam bende uyurdum çünkü odaya sıcak rüzgar vuruyordu. En sevdiğim. Odama geçtim ve üstümü değiştirdim. Ve yatağıma uzanıp arkadaşlarımla mesajlaştım. Sıkılıp telefonu kapatıp Balkona çıktım ve ellerimi demire yaslayıp bahçeyi seyrettim. Annem ve yengem kahve içip sohbet ediyorlardı. İçeri girip kızların odasına doğru ilerledim. Kapılarını çalıp içeri girdim
Nilay:
Aral
Aral:
Nabersiniz kızlar
Gülay:
İyiyiz abi sen
Aral:
İyi. Yarın izmire dönüyoruz
Gülay:
Evet ya. Abi niye birazdaha kalmıyoruz?
Aral:
Şöyle gülaycım. Hem izmirde şirketteki işler çok yoğun ve o tarafta kimse yok. Benim için ise burası çok sıcak ve haftaya perşembe günü doktora gidicem bu haftaki analiz sonuçları çok yüksek
Gülay:
Yine gelicez ama deme
Aral:
Eve gelicez. Nilay sen napıyorsun
Nilay:
Hiç. Bişeye bakıyordum
Gülay:
Bakmıyorsun. Bi sözü bulmaya çalışıyorsun
*
Gülayın bu dediğini anlamış gibiydim. Ama anlamamış gibi yaptım. Kaşlarımı hafif çatarak Gülaya baktım.
Aral:
Ne sözü o
Gülay:
Buz gibi sıcak ateş kadar soğuk. Bu ne anlama geliyor
*
Yüzüm gevşedi ve hafif sırıtmaya başladım. Bu sözün anlamını öyle bir biliyordum ki anlamayanlara anlamalarını sağlardım. Ben buydum. Ben Aral Karahandım kimseye kolay kolay göstermediğim tarafımı sınırlarım zorlanırsa gösterirdim. Bu nadir yaşanan olaydı.
Aral:
Anladım. O zaman nilay ne anlama geldiğini öğrenmek istiyorsan iyice araştırman gerekir
Nilay:
Ataştırcam Aral ve az kaldı
Aral:
Ne kadar az kalsada cevap her zaman sözün sahibindedir
Gülay:
Ya siz niye şifreli konuşuyorsunuz anlamıyorum
Aral:
Şifreli konuşma yok. Ben hep böyleyim. Neyse ben çıkıyorum yemeğe geç kalmayın
Gülay:
Tamam abi
*
Kızların odasından çıktım. Aşağıya indim. Bahçeye annemlerin yanına geçip oturunca telefonum çaldı. Arayan numara kayıtlı değildi ama çok tanıdık geliyordu. Bi süre baktım ve kapanmak üzere annemlerin yanından kalktım ve havuzun oraya gitip açıp otoriter ses ile konuştum. Bu sesle biraz ürkütücü biri olabiliyorum.
Aral:
Kimsin?… Birader cevap versene bişey sordum amınakoyayım
Tunahan:
Lan aral kanka benim tunahan
Aral:
Lan tunahan. Oğlum bu numara ne tanıdık ama çıkaramıyorum
Tunahan:
Kanka numara değiştirdim benzer numara aldım. Sen nerdesin ya İzmirde yoksun
Aral:
Duymadın mı? Kıbrıstayım yarın dönüyorum
Tunahan:
Gel bekliyorum kardeşim. Haberler doğru mu?
Aral:
Doğru. Haftaya doktora gidicem işte
Tunahan:
Anladım kardeşim. Neyse. Buraya gel benim mekana da bekliyorum seni Aliye ablama Galip amcaya çok selamlarımıda ilet. Arafada çok sevgilerim. Görüşürüz kardeşim
Aral:
Görüşürüz aslanım
*
Tunahanın numarasını kaydedip odama çıktım. Üstüme eşorfman takımı giyindim. Kızların odasına doğru yine gittim ve kapılarını çalıp içeri girdim. Yatakta oturmuş kolye bilekliklere bakıp deniyorlardı.
Aral:
Kızlaar oturmaya gidicem gelmek isteyen var mı
Gülay:
Ben annemlere yardım etsem abi?
Aral:
Tamam fıstık. Nilay sen
Nilay:
Araf yok mu
Aral:
Uyuyor o. Gelicekmisin
Nilay:
Üstümü değiştirip geliyorum
*
Nilay üstünü değiştirmesi için odadan çıktım. Aşağıya indim ve salonla kapının ortasında küçük kolidorda boy aynası vardı. Neresi küçük sol taraf mutfak. Boy aynasının karşısına geçip karizmatik bi bakışla fotoğraf çektim. Bal gözler,Bal Aral
Nilay o sırada aşağıya indi. Oda eşofman takımı giyinmişti. Hemen arabaa binip oturucağımız cafeye geldik ve cam kenarındaki bi masaya oturduk. Tatlı ve kahve söyledik ve beklemeye başladık. Tabiki soğuk kahve içiyordum
Kahve ve tatlılar geldi ve sohbete başladık
Nilay:
Aral ben galiba dediğin cümleyi çözdüm
Aral:
Onu beni anlayanlar anlar demiştim. Ve sıcak diye örnek vermiştim. Dinliyorum seni
Nilay:
Buz gibi sıcak derken birinden nefret ediyorsun o seni kendinden soğutup yok ediyor tükendiriyor. Ateş kadar soğuk ise ondan soğumuşsun birdaha ısınmak istemiyorsun
*
Ellerimi birbirine yaslayıp masaya koydum ve Nilaya doğru eğildim. Samimi gülümsemeyle yüzüne baktım.
Aral:
Ah nilay keşke bu cümleyi bende anlamdırsaydım. Ama olmuyor. Yaklaşmışsın
Nilay:
İşim bu değil mi zaten aral? Boşuna psikolog olma için okumuyorum
Aral:
Okumanla ilgisi yok. Ama yaklaştın iyice düşün
Nilay:
Düşünmem için belli bir sınırlı vaktim yok değil mi
Aral:
Yok. Afiyet olsun
*
Elimle masadakileri gösterdim ve kahveden bi yudum aldım. Oh buz gibii. Tatlılarımızı yiyip kahvelerimizi içtikten sonra kalktık. Saate baktığımda altıya geliyordu. Arabaya bindik ve eve doğru sürdüm. Telefonum arabanın radyosuna bağlıydı. Müzik dinlerken ses kesilde çalmaya başladı. Ekrana baktığımda Doktor Ada Hanım yazıyordu. Hemen açtım. Arabaya hala bağlıydı ve. Nilayda duyuyordu
Ada:
İyi günler Aral bey
Aral:
İyi günler ada hanım buyrun
Ada:
Aral bey ben sonuçlarınızın yüksek gelmesini hiç iyi bulmadım ve diğer doktor arkadaşlarıma danışıp konuştuk
Aral:
Kötü bi durum yok değil mi ada hanım?
*
Nilay yüzüme baktı ve bende ona bakıp yola geri döndüm. Ada hanımın dedikleri tuhaftı. Nilayla meraklı dinliyorduk
Ada:
Aral bey çok detaylandırmak istemiyorum muayene etmeden ama sizi merakta bırakmayarak birşeyler söylemek istiyorum. Bunu tek ben demiyorum diğer doktor arkadaşlarımda aynı fikirdeler
Aral:
Dinliyorum ada hanım
Ada:
Aral bey eğer önümüzdeki haftaya kadar ölçüm değerleriniz bu haftaki gibi yüksek çıkarsa aylarca hatta yıllarca yoğunbakımda komada kalabilirsiniz. Ve bu sizi bitkisel hayata geçerir
Aral:
Anladım ada hanım haftaya iyice konuşalım
Ada:
Tamamdır Aral bey iyi günler
Aral:
İyi günler
*
Aramayı sonlandırdım. Nilayın gözleri dolmuştu. Yüzünde şaşkınlık vardı.
Nilay:
Aral artık dikkat etmelisin bak aylarca hatta yıllarca komada kalabilirmişsin. Bu kadar sıcak olmanın stresten de sana sıcak basıyor ve yükseliyor lütfen dikkat et aral
Aral:
Denerim bi ara
*
Bu dediğime nilay öfkeyle nefesini verdi. Eve geldiğimizde yemekler hazırlanıyordu. Araf uyanmıştı. Annem yengem gülay yemekleri hazırlarken erkekler salonda oturuyordu. Bende yanlarına oturdum ve dinlemeye başladım
Galip:
O zaman yeni bir proje için izmirde toplantı yapıyoruz
Kazım:
Yapalım, uzun süredir toplantı yapmıyorduk izmirde
Araf:
Beni karıştırmayın o bana yeter
Aral:
Aman duyan sanki araf toplantıdan toplantıya koşuyor sanıcak.
Araf:
Aral çok konuştun ha. Ben çok acıktım yemek hazır değil mi
Aral:
En son yapıyorlardı
*
Araf yerinden kalktı ve salona inen iki basaklı merdivenden çıkıp bağırmaya başladı
Araf:
Anne yemek hazır değil mi?
*
Mutfağa girince sesi kesildi. Babamlara döndüp onlara baktım
Aral:
Doktor yine beni aradı dışardayken
Galip:
Neyin varmış söyledimi
Aral:
Muayene etmeden bişey söylemedi ama biraz bahsetti. Eğer haftaya kadar düzelmezse aylarca hatta yıllarca komada yoğun bakımda kalıp bitkisel hayata geçebileceğimi söyledi. Bu tek ada hanımın fikri değil diğer doktorlarla konuşmuş. Hepsi öyle demiş
Kazım:
Oğlum biraz dikkat et. Bitkisel hayat berbat bişey sadece ilaçla yaşıyorsun ve uyanmıyorsun
Galip:
Dikkat et aral bak. Bizi evlat acısıyla sınama. Annenle beni geçtim araf. Araf sensiz yapamaz lütfen oğlum
Aral:
Biliyorum baba dikkat etmeyi denicem. Her geçen gün daha da batsa denicem
*
Yemekler hazır olunca masaya oturduk ve yemeğe başladık. Yemekten sonra hepimiz bahçeye çıktık ve oturup sohbet ettik.
Aral:
İzmire bu gece dönsek. İnanın yarın hiç birşeyle uğraşmak istemiyorum
Araf:
Aral haklı bu gece binsek uçağa. Uçak zaten bizm değil mi?
Gülçin:
Beyler doğru söylüyor bence bu gece gidelim
Aliye:
Evet öyle yapalım
Galip:
Nasıl isterseniz öyle yapalım
Kazım:
Yatmadan önce valizleri halledelim sonra
Aral:
Siz halledersiniz benimki hazır
*
Ben çok ciddi dururken araf bi anda gülmeye başladı. Gülmekten kızarıyordu. Bense mimik oynatmadan aşalıyıcı gözlerle Arafa bakıyordum. Gülayda arafa gülüyordu. Araf derin nefes alarak gülerek konumaya başladı.
Araf:
Aral milattan önce valizlerni hazırladı. Peygamberleri bile geçti
*
Bunu dedikten sonra gülmesi kahkahaya döndü ve bahçeyi inleticek bir kahkaha attı. Bense hala ona kötü kötü bakıyordum
Otoriter bi ses ile onu susturdum
Aral:
Sen ne zaman salak salak espiri yapıp gülmeye başladın. Burdan bakınca eriyen bi dondurma gibi anırıyorsun da
Araf:
Bulaşma bana
*
Gece saat dörttü. Havaalanına gelmiştik. Bu sefer basın ve magazinciler yoktu. Herkes bizi yarın izmire dönücez sanıyordu. Uçağa bindik ve ben cam kenarına oturup müzik dinledim. Uçak bizim isteyen her yere yayılsın. Rahat birşeyler giymiştm. Dizlerimde biten şort ve beyaz tişört giymiştim. Araf eşofman takımı giyinmişti. İzmir kıbrıs arası 1 saat 20 dakika yada 35 dakika sürüyordu. Uçakla daha kısa sürüyordu. Saat altıya doğru izmire gelmiştik. Havaalanındaki insanlar bizi yarın bekledikleri için video çekmeye başladılar. Karahanları nerde görseler video çekiyorlardı. Amcamlarla vedalaşıp arabalara bindik. Arabayı yine ben kullanıyordum. Annem ve babam arka koltukta araf ise önde oturuyordu. Eve geldiğimizde direk odama çıktım. Odamı özlemiştim. Biz yokken filiz abla odamı tertemiz yapmıştı. Odam zaten hergün temizdi. Çok yorgundum kendimi direk yatağa attım ve üstümü değiştirmeden uyudum. Herkes uyumuştu. Araf eşofmanını bile çıkarmadan uyumuştu. Bugün pazardı ve ben pazar günleri gergin oluyorum.
4 Gün Sonra:
Bugün doktora gidicektim. Şu son dört gündür nefes almama sorunu yaşamadım. Arada sıcak oluyordu ama normaldi yaz ayındaydık. Kahvaltı bile yapmadan evden çıktım. Üstüme siyah tişört ve tech eşofmanımı giydim. İlyasa kıbrıstan sigaralar getirdim ve onları ona verdim. Hastaneye doğru giderken ada hanım ve diğer doktorlar ne dicek diye merak ediyordum. Hastaneye geldim ve ada hanımın odasına doğru yürüdüm. Ada hanımın odasına gelince kapısını çaldım ve içeri girdim. Beni görünce ayağa kalkıp elini uzattı bende uzatıp tokalaştık.
Ada:
Hoş geldiniz Aral bey buyrun oturun
Aral:
Hoş buldum ada hanım
*
İkimiz oturduk. Ada hanım bilgisayardan benim dosyamı açıyordu. Açınca bana döndü
Ada:
Aral bey geçen gün size dediğim gibi diğer doktor arkadaşlarım ile konuştuk. Bu haftaki değerler nasıl
Aral:
Bu hafta hiç nefes almama sorunu yaşamadım arada sıcaktan terledim bi sıcak bastı. Ölçüm yapmadım
Ada:
Bi ölçüm yapalım aral bey
*
Cebimden telefonumu çıkardım ve uygulamaya girdim. Elimi yakamın içine sokup koylemi çıkardım ve arkaya yasladım. Ölçüm sesi gelince ekrana baktım. Normal düşüklükteydi. 19.02 gayet iyidi
Telefonumu ada hanıma uzattım ve alıp baktı.
Ada:
Şuan gayet iyi aral bey
Aral:
Evet şuan iyi. Diğer haftalarınkine de bakın bi baya yüksek.
Ada:
Dilerseniz muayene geçelim aral bey
*
Sandalyeden kalktık ve ben sedyeye oturdum. Ada hanım yaklaşık beş dakika beni muayene ettikten sonra kalktım. Reçeteler yazdı ve bana uzattı.
Ada:
Bu reçetede yazanları alın aral bey. Kontrol sonuçlarını daha emin olmak için diğer doktor arkadaşlarımla konuşup size bildiricem
Aral:
Teşekür ederim ada hanım saolun
Ada:
Ne demek aral bey gelmiş olsun
*
Odadan çıkıp hastaneden çıkmak için yürüyordum. Hastaneden çıktım. Arabaya binip çalıştırdım ve otobana sürdüm. Giderken tunahanı aradım. İki kere çaldı ve açtı
Tunahan:
Efendim Aral
Aral:
Oo Biraderim nasılsın
Tunahan:
İyim kardeşim sen
Aral:
İyi bende. En güzel masayı ayarla geliyorum
Tunahan:
Oo hemen ayarlıyorum gel bekliyorum
Aral:
Gelince konuşalım görüşürüz aslaaann
*
Telefonu kapatıp Tunahanın mekana doğru sürdüm. Tunahan geçtiğimiz ay kendine yeni kafe açmıştı. Bu kafesi diğerlerinden farklıydı. Tek farkı bar kafe olmasıydı. Mekana gelince arabamı park edip indim. Beni gören tanıyam herkes video fotoğraf çekmeye başladı. Tunahanın mekana girdim. Tunahanla o meşhur tokalşmamıxı yaptık. Ellerimizi vurunca büyük bi ses mekanı inletti. Bi masaya oturduk ve sohbete başladık.
Tunahan:
Ee kardeşim anlat neler var neler yok
Aral:
Sorma tunahan ya. Hastaneden çıktım. Basın magazin derken yorumuşum
*
Tunahan cebinden çakmak ve sigara paketini çıkarıp sigarasını yaktı. Büyük nefesle içine çektikten sonra sağ tarafa dönüp dumanı bıraktı.
Tunahan:
En iyisi siktir ediceksin. Bakma yeni mekan açtım falan ama bende yoruldum.
Aral:
Valla ya. Ülkenin sayılı zenginiymişim. Hay allah belasını versin ya. Varya tunahan paramdan sıkıldım. Gerçekten bak istemiyorum hiç birşey
Tunahan:
Haklısın yani ne diyebilirim ki. Bende de aynı sorunlar var işte
*
Yakşalık iki saat tunahanla konuştuktan sonra öğlene doğru eve gidicektim. Araba kullanırken araftan mesaj gelmişti. Açıp okudum. Mesajda “Aral sabri amcamlar geldi. Birazdan da kazım amcamlar gelicek. Haberin olsun”. Bunaldım sıkıldım darlandım. Kazım amcamlarla sürekli beraberdik. Şimdi birda sabri amcamlar da olucaktı. Yarım saat sonra eve geldim ve arabayı park ettim.
Eve girdim ve direk salona girdim. Eşorfman altımda o kadar iyi duruyordu ki bayılıyordum. Tech’in gücü:)
Aral:
Ooo sabri amca yüzünü gören cennetlik be
Sabri:
Vay aral naber amcam?
Aral:
İyidir amca doktordan geliyorum. Oo Fatma yenge naber ya
Fatma:
İyi aralcım sen
Aral:
Aynı değişen yok
*
Salonın ortasında dikilmiştim. Kazım amcamlarada selam verdim. Sabri amcamın bir kızı vardı. Bütün amcalarımın kızı var. Sabri amcamın kızının adı Bilge’ydi.
Bilge:
Aral beni unuttun galiba
Aral:
Unutmadım ama unutulacak gibisin bilge
*
Bilge ayağa kalktı ve yanıma gelip sarıldı. Bilge benden sadece bir yaş küçüktü. Kolumu bilgenin omzuna koydum
Aral:
Naber hiç aramıyorsun da
Bilge:
İşlerini biliyoruz herhalde aral. Bizde karahanız
Kazım:
Hoş geldin Aral
Aral:
Hoş buldum amca yenge sizde hoş geldiniz
*
Araf,Gülay ve Nilay yoktu. Babama sorduğumda arafın odasında olduklarını söyledi. Bilgeyi yukarı davet etmeden çıktım. Arafın odasının kapısı açıktı ve içeri girdim. Oo odası serindi. Üçü yatakta bağdaş kurarak oturuyorlardı.
Aral:
Siz napıyorsun burda. Neden aşağıda değilsiniz?
Araf:
Aral sinirim tepemde zaten
Aral:
Amınakoyayım işim var diye erken çıktım. Noldu anlatın
*
Arafın masasına doğru ilerledim ve tekerlekli dönen sandalyesine oturdum.
Aral:
Evet dinliyorum
Nilay:
Bilgeye sinirlendi araf. Yalan yok bende sinir olmadım değil
Aral:
Niye
Gülay:
Görmen lazım Arafı bi sinir etti. Bizde sen gelmeden yukarı çıkardık yoksa Araf saldıracaktı
Nilay:
Kuzenimiz anladık ama Arafı bile gıcık eden beni nasıl etmez
Aral:
He o yüzden burdasınız. Ee ne tuttunuz Arafı bırakın saldırsaydı
Nilay:
Şaka yapıyorsun değil mi aral ciddi olamazsın
Aral:
Tabiki şaka yapıyorum. İnip konuşayım bekleyin
*
Yerimden kalkıp hızlı adımlarla merdivenlere doğru ilerliyordum. Araf,Nilay ve gülay arkamdan bana sesleniyorlardı ama onları takmadım. Onlarda geliyordu. Aşağıya indiğimde hızımı bozmadan direk salona girdim. Araf nilay ve gülay arkamdaydı. Babamlar ise ne olduğunu anlamaya çalışıyordu
Aral:
Bilge yukarı çıktığımda araf sinirden kızarmıştı neler oldu
Aliye:
Aral oğlum bi sakin ol
Aral:
Kardeşimin canını sıkan bişey söz konusuysa benden kimse sakin olmamı beklemesin!
*
Bağırmadım ama ses tonumu yükselttim. Bilge yüzüme sinsilik içinde bakıyordu. Bütün Karahanlar bilirki Bilge herkesin arasını yalan yanlış şeylerle bozmakta uzmandı. Sinirle ona bakarken o bana sinsice bakmaya devam ediyordu. Gözleri çekik gibi bişeydi öyle daha çok sinsi duruyordu. Sen koru yarrabi.
Aral:
Seni dinliyorum Bilge Araf niye sinirliydi.
Galip:
Aral oğlum sakinleş lütfen
Sabri:
Aral amcacım sakinleş konuşalım
Aral:
Kardeşimin canı neden sıkkın ben yukarı çıkınca neden sinirliydi!
*
Bu sefer ses tonumu yükseltmedim. Bağırdım. Evet bağırdım. Hemde otoriter sesle. Sesim zaten kalındı bağırınca daha da kalınlaşıyordu. Bilge kendini bozmadan hala bakıyordu.
Aral:
Cevap vericekmisiniz yoksa ortalığı kasıp kavurayım mı?
Araf:
Araf tamam siktir et boş ver
*
Araf omzumu tuttu. Omzumu çektim ve herkesi sinirle süzdüm. Sinirden kulaklarım kızarmıştı. Bu kız her anlamda sinsiydi.
Bilge:
Şöyle aral. Araf canımı sıktı bende biraz oynadım o kadar
Aral:
Nasıl sıktı araf canını? Yalan konuştuğun kabak gibi ortada. Araf durduk yere kimseye bulaşmaz
Nilay:
Her halde bulaşmaz
*
Bilge tekli koltukta oturuyordu. Eğildim ve ellerimi koltuğun üstüne koydum. Çok yakındık ki bilge başını biraz geriye çekti. Gözlerine öfke ve kinle baktım. Ve fısıldadım o kadar kısık sesle değildi salondaki herkes duyacak kadar sessizlikteydi.
Aral:
Eğer birdaha arafın canı bu tür konular gibi şeylerden sıkılırsa Karahanlara yediğin o haltı anlatırım.
*
Son söylediğimi kimsenin duyamayacağı şekilde sessiz söyledim ve geri çekildim. Bilge modunu bozmadı ama ben bozulduğunu görüyordum. Kin dolu ses tonu ile konuşmaya başladım
Aral:
Şurda hastaneye gidiyorum dönüyorum kardeşim öfkeden kendini paralıyor. Söylemiyorsunuz da amına kodumun yerinde
Galip:
Tamam oğlum sakinleş bahçeye çıkın hava alın
*
Ben,Araf,Nilay ve gülay bahçeye çıktık. Bilgeye ben bile sinirlenmiştim. Çimlerin ordaki koltuklara oturduk. Ben geriye yaslanmış sağ bacağımı sallıyordum. Sağ elimle dudağımla oynuyordum. Bakışlarım öfkeyle geziniyordu. Araf öne eğilmiş kollarını dizlerinin üstüne koymuş elleri çenesindeydi. Nilay ve gülay bacak bacak üstüne atıp oturuyolardı. Dayanamadım ve öfkeyle tek nefeste konuştum
Aral:
Kıza bak lan beni bile sinir etti. O sinsi bakan gözler bi gün yalvarır derecede bakıcak bekleyin o günü
Araf:
Sen pamuk şeker gibi indin pimi çekilmiş bomba gibi çıktın. Sonda ne dedin o kadar kısık sesle söyledin ki duymak için nefesimizi tuttuk ama duyamadık.
Nilay:
Sahiden aral ne söyledin. Bilge bozuldu ama belli etmedi
Aral:
Siktir edin zamanı gelince öğreniceksiniz
Gülay:
Çok bozuldu. Baştan söylüyorum. Büyüyüm müyüyüm demem saçına yapışırım
Aral:
Kimse birşey yapmayacak ben günü gelince onu patlatıcam. Lütfen bu konu hakkında beni zorlamayın
Araf:
Babamlar niye çağırdı ki bunları. Kazım amcamları anladım sabri amcamlar ne alaka. Çıl dı rı cam
*
Araf çıldırıcam kelimesini heceleyerek söyledi. Bunu genelde sinirliyken söylerdi.
Nilay:
Galiba bu aralar bi araya gelemedik diye çağırdılar.
Araf:
Çokta lazımmış yani
Aral:
Tamam uzatmayın! Bi dışarıya çıkıyorum geliyorum ortalık kazan gibi karışıyor.
Nilay:
Doktor ne dedi aral?
Aral:
Ne desin vitamin hap falan verdi. Onca derdin arasında bi bilge bi hastane daraldım artık
Araf:
Hadi içeri ya azıcık bomba öğrenelim
Aral:
Valla araf bütün bombalar bende var ama sen öğrenmek için gecikmişsin
*
Kalktık ve eve girip salona geçtik. Bilge hariç herkesten özür diledikten sonra oturduk. Ailelerin gençlik konuları açıldı ve geçmişe gittik.
Galip:
Aral ve Araf doğduğunda dövmelerini yaptırmıştım
*
Babam sol kolunda bileğine Aral altınada Araf yazdırmıştı. İlk önce benim adım. Araf doğduktan sonra onun ki. Babam bileğini gösterdi ve herkes inceledi. Benim kolumda ve kalbimin biraz üstünde vardı. Kolumdaki dövmeyi resim çizerken kağıda aynı şekilde geçirmiştim. Kolumdakini herkes görüyordu. Kalbimin üstünde Cennet gözlümün adı yazıyordu
Aliye:
Aralın da dövmesi var
Sabri:
Evet bi kolunda var onu herkes biliyor başka nerende var aral?
*
Ayağa kalktım ve tişörtümü çıkardım. Baklavalar gözüküyor. Herkes pahabiçilemez vücuduma bakıyordu. Kalbimin üstündeki yara bandını çıkardım ve herkes şok içinde oraya baktı.
Araf:
Oha ha siktir lan. Lan Araf yazıyor. Sen benim adımı kalbinin üstüne mi yaptırdın?
Aral:
Herhalde lan. Kimse görmesin diye kapatıyordum
Nilay:
Sen o yüzden havuza girerken hep orana bant yapıştırıyordun. Bide bize soğutucu bant diyordun
Aral:
Süpriz olsun diye. Bi şuan yara bandı yapıştırdım. Normalde gerçekten soğutucu bant takıyordum.Nası ama olmuş deme
Araf:
Olmuş ne lan bomba gibi resmen. Millet sevgilisini yazdırır benim abim kalbinin üstüne benim adımı yazar.
Aliye:
Oğlum bilmiyordum yaptırdığını
Galip:
Çok güzel olmuş babacım
Kazım:
Bende Nilay ve gülayın adını mı yazdırsam
Gülçin:
Ben neyinim benim adımı yazdırmıyorsun
Fatma:
Çok yakışmış aralcım
Sabri:
Abi gibi abi işte
Bilge:
Ne abarttınız ya. Alt tarafı kalbinin üstüne kardeşinin adını yazdırmış
*
Yüzümdeki gülümsemeyi sildim ve tişörtümü giyip öfkeyle Bilgeye baktım hala sinsice bakıyordu
Aral:
Sana ne bu durumdan. Seni ne ilgilendiriyor? Araf benim hayattaki tek varlığım. Onun adını yazıp yazdırmama karşamazsın! Sende ailene düzgün evlat olsaydın onların gurur duyacağı şeyler yapardın. Mesela Annenin adını yazdırırdın.
*
Bilgenin rengi değişmişti. Araf Nilay ve gülay ona laf soktuğum için her an ooo dicek gibi duruyorlardı. Konuyu değiştirip yerime oturdum. Bana yakışmayacak şeyler yapmamal için dayanabilirim. Akşam olduğunda yemekleri yemiştik. Şuan tatlı yiyorduk. Araf bi konu açtı ve o konu hariç her şeyi konuşmaya başladık. Herkes çok gülüyordu araf gülme arası konuşmaya başladı
Araf:
Ben o gün off çok sarhoştum. Sokağa çıkıp bağıra bağıra şarkı söylemişim. Ertesi gün magazindeyim
*
Arafın dediğine öyle bir kahkaha patlattım ki nefesim kesildi. Gülerek bende konuştum
Aral:
O gün anıra anıra patladım
Bilge:
Ee karahanlar bilmediğimiz işler var mı
*
Bilge şuan ortalığın anasını sikiyordu. Mutlu mutlu sohbet ediyorduk. Herkes bilge döndü. Ben ona ters ters bakmaya başladım. Karşımda bir kadın değil erkek varmış gibi konuşmaya başladım
Aral:
Ya bilader sen niye sürekli ortalığı karıştırıyorsun. Bak cidden sabrım kalmıyor artık. Seni patlattım patlatıcam
*
Herkesin gözü merakla bana döndü. Bende gözümü herkesin üstünde gezdirdim. Fatma yengem ve Sabri amcam daha fazla meraklıydılar.
Sabri:
Ne patlatması oğlum neler oluyor
Fatma:
Oğlum. Bilge aral ne demek istiyor
Aral:
Birgün hepiniz ne dediğimi elbet anlayacaksınız. Ve işte o gün aramızdaki hain’in kim olduğunu anlayacaksınız!
*
Sesimde kin vardı. Hain derken Bilgeye baktım. Bozulmuştu rengi atmıştı. 3 saat sonra kazım amcam ve sabri amcamlar gitmişti. Saat on iki olmuştu. Hemen şort giyindim. Arafın odasına gittim ve kapısını çalıp içeri girdim. Araf yatağına uzanmış telefona bakıyordu. Tekerlekli dönen sandalyesine oturdum ve ona baktım.
Araf:
Hain diyordun patlatıcam diyordun. Aral ne biliyorsun
Aral:
O bilge varya o bilge. Oğlum o kız varya bütün Karahanlarları birbirine düşürücek kapasitede
Araf:
Ya ne diyon gece gece aral ya. Düzgün anlat. Ayrıca bütün Karahanlar biliyor bilgenin ne bok olduğunu
Aral:
Şunu demek istiyorum. Bilgenin bende öyle bir sırrı var ki duyanlar onun ölmesini ister.
*
Araf yattığı yerden doğruldu ve bacaklarıyla bağdaş kurdu. Yüzüme öyle baktı ki sanki o yapmış gibi tepkiyle bakıyordu.
Araf:
Ne demek o. Araf sen ciddili bişey biliyorsun ha. Söylesene ne biliyorsun
Aral:
Birinden duyarsam bombayı patlatırım haberin olsun.
Araf:
Yav söyle hadi gecenin bi körü ben adrenalin patlaması yaşıyorum
*
Derin nefes aldım ve arafa baktım. Sandalyeden kalkıp sol bacağımın üstüne oturdum.
Aral:
Bu bilge şirketten para alıyormuş. Hemde başka isim soy isimle
Araf:
Nasıl yani?
Aral:
Hani kazım amcamlara gittiğimiz gün hatta seni konuştuğun kızın abisi kaçırmıştı. O gün ben gelir giderlere bakıyordum ya
Araf:
Evet
Aral:
Şirete borcu olan isimlerin hepsi sahte. O borçları alan ve yapan kişi bilge
Araf:
Sen nerden biliyorsun bunu. Başından beri biliyordun da niye söylemedin
Aral:
Borçları ödemesini bekledim ama yapmadı. Bunu da geçen hafta kıbrısa gittiğimizden bir gün sonra öğrendim ama kimseye belli etmedim. Bir kere daha pisliklik yaparsa onu patlatıcam. Şirketteki herkes o borçları kimin yaptığını didik didik araştırıyor ama bulamıyorlar.
Araf:
Aaa Aral sende ne bombalar var lan. Biraz süre ver ödemezse Karahanlara söyle bu olayı. O zaman kıyamet kopucak
Aral:
Kopsun. Bizi salak yerine koymak nedir görsün. Bak Araf Karahanlardan herkesi salak yerine koyabilirler ama beni asla salak yerine koyamazlar. Sen bile!
Araf:
Ben senden korkmaya başladım zaten
Aral:
Dediklerim aramızda kalıcak kimseden duymicam. Hadi yatmaya gidiyorum ben iyi geceler
Araf:
İyi geceler
*
Sandalyeden kalktım ve odadan çıkıp kapıyı kapattım. Odama girdim ve yatağıma uzandım. Balkona doğru döndüm ve dışarıyı seyrettim. Bilgenin böyle bir hainlik yapmasını sindirmem zordu. Asıl Bütün Aile öğrenirse ne olucaktı?
*
Sabah telefonumun sürekli çalmasıyla uyandım. Çalıp çalıp kapanıyordu. Ve bu şey tekrarlanıp duruyordu. Baş ucumdaki sehpaya uzanıp telefonu şarjdan çıkardım. Yine çaldı. Kimin aradığına baktığımda ekranda Arafın adını gördüm. Telefonu açıp sinirle ve uykuyla konuştum. Yaklaşık Araf beni 30 kere çaldırmıştı.
Aral:
Ulan Omuriliğini siktimin. Yavşak otuz kere niye çaldırıyorsun! Bak yan odadasın kalkarsam sabah sabah dayak yersin benden
Araf:
Aral boş yapma ya. Kahvaltıda seni bekliyoruz. Saat kaç oldu hala uyanmadın
Aral:
Geliyorum yiyin siz
*
Kapatıp saate baktım. Nedense çok uyumuştum. Üstüme beyaz tişört ve şort giyip aşağıya indim. Masaya oturdum ve tabağıma peynir ve zeytin koydum. Bunları yicektim.
Aliye:
Aral neden kalkmadın oğlum
Aral:
Bende bilmiyorum anne. Araf beni otuz kere çaldırmış.
Galip:
Ee Aral oğlum sen tabağına peynir ve zeytin koydun. Onlarla doyucakmısın?
Aral:
Biliyorsun baba zaten kahvaltı yapamıyorum. Tok tutucak şeyler tüketiryorum.
*
Araf büyük bir lokma ısırdı ve yanakları şişti. Lokmasını zorla çiğnerken konuşmaya başladı.
Araf:
Azcık bana özen bak hayvan gibi yiyiyorum. Yesem bile kilo almıyorum. Alsam bile istediğim zaman veriyorum
*
Arafın dediklerini pek anlayamadım. Ağzı o kadar doluydu ki kelimeler ağzından çıkmıyordu
Aral:
Araf ne diyon allah aşkına ya. Hayvan gibi yiye yiye bi halt oldun zaten
Galip:
Tamam oğlum sakinleşin
Aral:
Ya baba biz bu aralar neden eğlenceli birşeyler yapmıyoruz. Sıkıldığmda eski fotoğraflara bakıyorum aşırı eğleniyoruz
*
Evet bu aralar hiç bir eğlenceli iş yapmıyorduk. Eski fotoğraflara baktığımda baya güzel eğleniyorduk. Havuz partisi,mangal keyfi, eğlenceli bir çok şey. Bi yandan portakal suyu içerken bi yandan da konuşuyordum
Aliye:
Aral haklı galip. Bişeyler düşünün yapalım
Araf:
Havuz listenin başında olsun lütfen
*
Annem ve babam aşırı kafa dengi insanlardı. Kahvaltımızı yaptıktan sonra ben odama çıktım. Masamda oturmuş bişeyler karalarken kalemin ucunun azaldığını fark ettim ve çekmecemden kalem traşı ararken bi kağıda denk geldim. Kağıdı çekip çıkardım. Hastane raporuydu. Aklım o kabus gibi güne gitmişti. Olanlar gözümün önünde canlandı.
3 Yıl Önce:
(Bakış açısı)
Aral o zamanlar yeni yirmi yaşına girmişti. Arafta on altı yaşındaydı. Araf dışardayken. Galip Aliye ve Aral evde oturuyorlardı. Galibin telefonu çaldı. Açtı konuştu ve bi haber aldı. Aldığı haber Arafa araba çarptığıydı. Acilen evden çıktılar. Aral arabayı o kadar hızlı kullanıyordu ki kaza yapabilirlerdi. Hastaneye vardıklarında her yer magazinci haberci kaynıyorudu. Hastaneye girdiklerinde Arafın ameliyatta olduğunu öğrendiler ve ameliyathanenin önünde beklediler. 2 saat sonra arafın doktoru çıktı. Bu doktor yine Ada hanımdı
Ada:
Araf beyin durumu krıtik. Çarpıntının etkisiyle kafasını şiddetli şekilde yere vurmuş. Birazdan yoğun bakıma alıcağız
*
Aliye ağlıyordu galip endişeleniyordu. Aral ise çok öfkeliydi. Arafa kim niye çarptı diye bin bir düşünce vardı kafasında. Gözleri ateş topu gibi kızarmıştı. Arafı yoğun bakıma aldıklarında camın arkasından onları izliyorlardı. Aral Aliye ve galibi zorla eve gönderdi ve arafın refakatçiliğini yapıcaktı.
Aral:
Abim. Arafım sana asla bişey olmayacak buna izin vermem kimse seni benden ayıramaz. Asla bırakmıcam seni!
*
Aral altı gündür arafın refakçiliğini yapıyordu. Altı gün boyunca Tek yaptığı şey eve gidip duş almak ve kıyafetlerini değiştirmek oluyordu
Şimdiki Zaman:
(Aral Karahan)
O aptal düşünceden çıktım. Arafa üç yıl önce araba çarpmıştı ve. ben altı gün boyunca nerdeyse bir hafta boyunca onun refakatçiliğini yaptım. Tek eve gidip duş alıyorudm. Hergün duş alıyordum. Bu alışkanlığım hiç bir zaman geçmedi. Yaklaşık bir saatir birşeyler karalıyorum. Çizdiğim şeyi yarım bırakıp aşağıya inmek için odamdan çıktım. Arafın odasının önünden geçerken kapısı açıktı ve içeri baktım. Arafın üstü çıplaktı altında eşofman vardı. Beyaz ayakkabı giymişti. Eksik giyinmiş. Odasına girdiğimde beni görmedi çünkü bişeylere bakıyordu. Arkasına geçtim ve bağırdım. Araf sıçrayarak arkasını döndü
Aral:
Araf!
Araf:
Hay babanın şarap çanağına tüküreyim Aral. Ne geliyosun sinsi sinsi
Aral:
Napıyon sen üstün çıplak
Araf:
Sıcak diye çıkardım
Aral:
Araf sen bu aralar farkındaysan kızlarla takılmıyorsun. Normalde hergün her saat başka kızla konuşurdun
Araf:
Farkındayım Aral. Ama dikkat et her an yeğenin karşına çıkar amca olursun
*
Derin nefes aldım ve sakince ama öfkeyle kelimeler ağzımdan tek tek çıkmaya başladı
Aral:
Araf seni bi sikerim varya aklın şaşar!Yerim yeğeninide amcanıda mal
Araf:
Orof sono bo sokorom voryo oklon şoşor
*
Araf sesini benim ki gibi kalınlaştırdı ve taklidimi yaptı. Arafın yatağına yakın olduğum için sehpasında duran airpodsunu alıp ona fırlattım. Havada yakaladı
Aral:
Piçleşme bak
Araf:
Senin ekran süren çok fena düşüş yaşamış. Mizahın yerlerde sürünüyor
Aral:
Aman ne hoş ne hoş araf bi o eksik kalsın. Ben iniyorum aşağıya gelirsin
*
Odadan çıktım ve aşağıya indim. Bu evde bi yerden bi yere gitmek yorucu. Nefesim tükendi. Salona geçtim ve koltuğa kendimi attım. Bi tek babam vardı. Annem karşı villadaki komşuya kahve içmeye gitmiş
Aral:
Baba seninle biraz konuşabilirmiyiz
Galip:
Tabi oğlum konuşalım. Ne konuşucaz
Aral:
Baba ben çok yoruldum. Bu hastalığım beni çok yordu. Başaramıyorum artık. Yurt dışında oku,ülkene geri dön,kendimi hergün magazinde haberlerde basınlarda görüyorum. Canım yanıyor baba…
*
Başımı eğdim ve ellerimle oynamaya başladım. Babam derin bir nefes aldı. Yerinden kalkıp yanıma oturdu. Elini sol bacağımın üstüne koydu.
Galip:
Aralcım canım oğlum. Bu yaşına kadar evet iyi dayandın ama dayanmakta zorundasın. Sen bitersen Araf ne olucak? Araf senin gibi bi abisi olduğu için çok şansılı.
*
Başımı kaldırdım ve babama baktım. Sağ işaret parmağımı göğüs kafesime bastırdım
Aral:
Burası varya baba. Burası çok pis acıyor. Yanıyor burası ve dinmek bilmiyor. Yüreğimdeki öfkenin tarifi yok. Diceksin şimdi seni doğdundan beri el üstünde tuttuk istediğiniz herşeyi önünüze saniyesinde koyduk. Ama ben bunlardan da yoruldum.
Galip:
Anlıyorum seni. Paradan mal varlıklardından yoruldun. Anlıyorum. Aynısı bana da olmuştu. Deden öldüğünde amcanlarla bana kalmıştı. Şimdi ben ölünce sabri ve kazım amcan ölünce Nilay gülay ve bilgeden daha fazla sana Arafa kalıcak.
*
Babamın yüzüne bakıyordum. Kırgın ses tonu ile o merak ettiğimi sordum
Aral:
Çok mu ağır?
Galip:
Ney ağır oğlum
Aral:
Sırtındaki yük
*
Babamın bakışları boş olmaya başladı. Bense hala kırgınlıkla devam ediyordum. Sorumun ona hasar bırakacağını beklemiyordu. Oysaki herşey hasarlıydı.
Babam boğazını temizledi ve kendini düzeltti.
Galip:
Çok ağır oğlum. Ama önceki gibi ağır değil. Hafifledi
*
Babam acı bir şekilde gülümsedi. Gözüm öfke ve acıdan dolmuştu. Kızarmış gözle bende acı şekilde babama gülümsedim.
Hayat aslında sosyal medyadaki gibi değildi. İnstagrama attığım fotoğrafların yorumlarında “bu çocuğun hayatı herkesin hayali”. “Parasını en iyi harcayan çocuk” “Aralın hayatı çok güzel. Resmen istediği herşey önüne anında koyuluyor. “Çok şanslı” gibi yorumlar görüyordum. Bilip bilmeden asla yargılanmam yargılatmam ve yargılamam. Bunu yapıcak kadar gururumu kaybetmedim!
Arafın aşağıya indiğini duyunca gözlerimi silip kendimi düzelttim. Araf son iki basamak kaldığında atladı ve ayakkabıları yüksek ses yaptı. Salona girdi ve karşımızda durdu. Ses tonunu azıcık yükseltti ve deyiceğini dedi.
Araf:
Yasal değil! Aralın bu kadar yakışıklı olması yasal değil!
Aral:
You are handsome too baby!
*
Arafa İngilizce “sende yakışıklısın bebeğim” dedim ve göz kırptım
Araf:
Biliyorum canım herzaman öyleyim
Aral:
Sana ömür harcarım. Benden olsun
Araf:
Baba oğlun bana aşık
Galip:
Olur mu oğlum? Abin seni çok seviyor işte
Araf:
Bende onu seviyorum. Aral karahaaann
Aral:
Araf otur dikilme karşımda
*
Araf koltuğa kendini attı ve bacak bacak üstüne attı. Ben sol bacağımın üstüne oturdum. Gözüm öyle bir dalmış ki sanki dünyadan kopmuştum. Araf fark etmişti
Araf:
Aral sen niye sürekli dalıp gidiyorsun?
*
Yalan bul aral yoksa mahvolucaksın! Dalan gözlerimi kaçırdım. Babama ardından arafa baktım.
Aral:
Yok ya senin kaza yaptığın sürekli aklıma gelip duruyor. Senin odana gelmeden önce birşeyler karalarkende geldi
Galip:
Neden geliyor?
Aral:
Bilmiyorum baba ama sürekli arafın kaza yaptı gözümün önüne geliyor
Araf:
Aral hatırlatma ya. Başım çok ağrıyordu. Ağrımıyordu zonkluyordu. Iyy berbat
*
Arafla telefonlarımız kucağımızda duruyordu. Babamın dikkatini çekmiş olucaktı ki bi arafın bi benim kucağıma bakıyordu.
Galip:
Oğlum siz telefon mu değiştirdiniz yoksa kılıf mı
*
Elimi kaldırdım. Arafla babam bana döndü.
Aral:
Ben kılıf değiştirdim. Güzel deme koyu kırmızı case
Galip:
Güzel olmuş oğlum. Araf sen?
Araf:
Ben telefon değiştirdim.
Aral:
Oha lan ne zaman değiştirdin?
*
Araf göğsünü kabarttı ve ellerini birleştirdi. Yüzünde resmen vatan gülüşü vardı çocuğun
Araf:
Dün
Galip:
Kaç aldın
Araf:
17 pro max. Çırtlak turuncu rengi çok kötüydü lacivert aldım
Aral:
İyi bari güzel olanı almışsın
*
Araf doğrulfu ve cebinden telefonu çıkarıp bana doğru fırlattı. Havada yakaladım. Yere düşücek korkusuda yok. Telefonu alıp inceledim. Ben 16 pro max ile mutluydum.
Aral:
Tek fark renk ve kamere yapısı. Ben 16 ile mutluyum yani
Araf:
Ben aldıklarımla mutluyum
*
Yerimden kalkıp telefonu arafa geri verdim ve bahçeye çıktım. Evden uzak olup havuzun en başına geçtim ve yerdeki minderlere oturdum. Telefonumu açtım ve galerime girdim. Gizli albümüme girip yüzümü taradım ve açıldı. En başına çıktım ve fotoğrafa tıkladım. Cennet gözlümün küçüklüğü
Arafın bebekliği vardı. Diğer fotoğrafı kaydırdığımda ise kucağımda araf vardı. O gün mutlu gözüküyordum. Kaydırdım,kaydırdım ve tekrar kaydırdım. Fotoğraf arafın 12. Yaş günü partisinde çekilmişti. Önümüzde pasta vardı. O zaman on altı yaşındaydım. Arafın boyu bana yetişmediği için sandalyeye çıkmış boynuma sarılmıştı.
Galerimden çıktım. Bu dünya bensizliğe alışmalıydı. Aklımda öyle birşey vardı ki bu gece onu yapıcaktım. Bu gece Aral karahan bu siktimin şehrinden gidicekti. Ve bunu Araf bile bilmiyordu. Hileli oynuyordum. Oyunda bu olması gerekiyordu.
Gece vakti:
Yemekten sonra direk odama çıkıp valizimi hazırladım. Bu gece gidicektim. Evet ülkeden gidiyordum. Saat on birdi. Herkes uyuduktan sonra evden çıkıp havaalanına gidicektim. Bir kağıt aldım ve çekmeceden kalem çıkardım. Oturup içimden geçenleri yazmaya başladım.
İlk önce hepinizden binlerce kez özür diliyorum. Biliyorum yaptığım çok kötü birşey ama yapmak zorunda kalıyorum. Buradan gitmek bana çok iyi gelicek emin olun! Sizle vedalaşmak istemiyorum çünkü vedalar hiç bir zaman son bulmaz. Veda etmememin bir diğer nedeni geri geleceğim! Temelli gitmiyorum. Araf cennet gözlüm; ben yokken anneme,babama iyi bak!
Bir ay uzaklaşmam gerekiyor ve ben uzak duruyorum. Anne,baba; benim yokluğumda araf kendini yıpratmasın! Siz ona, o size emanet. Bu mektubu alıp kazım amcamlara gidin! Nilay size birşeyler anlatıcak! İlk gün hiç birinizin mesajına,aramalarına dönmiyicem! Daha sonra arayıp herşeyi tek tek anlatıcam. Sizi seviyorum yokluğumu iyi değerlendirin çünkü bir gün temelli bu dünyadan giderim ve işte o zaman değerim bilinir. Kendinize iyi bakın
Aral Karahan….
Mektubumu yazıp masanın üstüne bıraktım. Bu sessiz gidişimin gürültülü gelişide olucaktı.
*
Saat gece ikiydi. Evdeki herkes uyumuştu. Emin olmak için bile baterime üç kez vurmuştum. Kimse gelmeyince valizimi kapının arkasından çıkardım ve sessizce etrafa baktım. Aşağıya indiğimde salona son kez baktım ve kapıyı açıp sessizce evden çıktım. Arabamı almadım çünkü belli etmeden yapıyordum. Evin dışına çıktığımda biraz yürüdüm ve taksi çağırdım. Havaalanına geldiğimde Aral ismiyle değilde Dante ile bilet aldım. Özel uçaklada gitmedim normal insanlar gibi uçağa binicektim. Bir ay sonra görüşmek üzere.
&
Evdeki herkes uyanmış kahvaltı ediyorlardı. Kimse şu Aralın yokluğunu fark etmemişti. Araf abisinin olmadığı günlere o kadar lanet okuyacaktı ki geceleri uykuya muhtaç kalıcaktı. Aral arafın herşeyidi. Arafta Aralın herşeyidi.
Aliye:
Aral nerede gelmedi?
Araf:
Bakıp geleyim mi?
Galip:
Git bak bakalım nerde
*
Araf Karahan:
Masadan kalktım ve yukarı çıktım. Arafın odasına geldiğimde kapısını çaldım ama ses vermedi. Birdaha çaldım yine vermedi. Kapıyı açtım ve içeri girdim. Aral yoktu. Abim yoktu. İçeriye baktığımda boştu. Sadece balkonun kapısı açıktı. Oda abim kokuyordu. Bütün oda onun güzel çekici kokusu ile dolmuştu. Hep böyle kokuyordu odası. O kokuyordu.
Yatağına yaklaştım. Yatak hiç yatılmamış gibi topluydu. Sehpaya baktığımda kâğıt vardı. Ne kağıdıydı bu? Kağıdı yavaşça aldım. Yatağa oturup açıp kısık ses ile okumaya başladım. Okuduktan sonra başımdan aşağıya kaynar sular döküldü. Abim gitmişti
Yerimden hemen kalkıp aşağıya indim. O korkuyla ne yapacağımı bilmiyordum
Araf:
Anne baba, Aral yok. Abim gitmiş!
Galip:
Ne
Aliye:
Gitmiş mi?
Aral:
Dün gece gitmiş not bırakmış
*
Kağıdı babama uzattım ve okumaya başladı. Abim beni bırakıp gitmişti. Şoklar içindeydim. Şaşkındım. Annem ağlıyordu babam şaşkındı.
Araf:
Abim beni bırakıp gitmiş
Galip:
Kazım amcamlara gidin demiş. Nilay birşeyler biliyor. Aral bişeyler anlatmış
*
Aceleyle evden çıkıp kazım amcamlara gittik. Notu onlara gösterdik.
Nilay:
Aral geçen bana olmayacak şeyler anlattı.
Araf:
Ne gibi şeyler
Nilay:
Gidişimde beni öyle bi anınki her an gelicekmişim gibi kurt düşsün içinize falan dedi
Galip:
Gidiceğini. Nereye gidiceğini söyledimi
Nilay:
Hayır aralın gidiceğini aklımın ucundan bile geçirmedim
*
Abim kaçmıştı,bu dünyadan kaçmıştı. Bu saatten sonra yokluğuna alışmaya çalışıcağım tek şey Abimin olmaması.
Bölüm etkileşimi
