2. bölüm · Sonsuz Zamanlar
BÖLÜM-2
"Duran Zamanın Sebebi"
Aradan bir gün geçse bile asla onun dediklerini unutamıyordum.Bana bir sürprizden bahsetmişti.Ne çıkacağından gram fikrim yoktu.İnsanlar güvenilmezdi.İnsanlar kötüydü ve insanlar ihanet ederdi.Her an,her saniye.Ardından telefonuma bildirim sesi geldi,telefonumu açtım.Yazan az önce bankta tanıştığım peter'dan gelmişti.Şöyle diyordu;
P:"Sana birazdan konum atacağım,birazdan atacağım konuma gelirsin.Orada buluşuruz."
Bir süre baktım.Ardından cevap verdim;
-"Tamam.Saat 15.00'te buluşacaktık,değil mi?"
Dedikten sonra gönder tuşuna basarak mesajı ona gönderdim.Yanıt geleli çok olmamıştı,mesajıma cevap vermişti.Şöyle yazıyordu;
P:"Kesinlikle öyle.Saat tam 15.00' te görüşeceğiz."
Böylelikle sohbetimiz şu anlığına sona ermişti.
~🍬~
Saat 11.00' de duş almaya hazırlandım.Yaklaşık yarım saat banyoda durduğumu hatırlıyorum.Bornozumu sarıp banyodan çıktım ve odama gittim.Kıyafetlerimi giydim.Kıyafetlerimi giydikten sonra saç kurutma makinemle saçımı kuruttum.Tabii ondan önce havluyla da kurutmuştum biraz.Saçım iyice kuruyana kadar kuruttuktan sonra saçlarımı düz bir tarakla taradım ve saçıma siyah bir tokayla saçımı at kuyruğu şeklinde bağladım.Makyaj yapmadım,doğal halimi daha çok seviyordum.Ellerime krem sürdüm.Vanilya aromalı ve yaban mersin aromalı bir kremdi.Güzel koktuğundan dolayı 2 hafta önce bir kozmetik mağazasından almıştım.Sonra yüzüme bir yüz maskesi uyguladım ve uyguladığımda saat 12 çoktan olmuştu.3 saatim daha vardı.
✨
Yüzümdeki yüz maskesini çıkardım,hafifçe havluyla yüzümü kuruladım.Üzerime siyah bir ceket,omzuma da orta boyda bordo kırmızı tonunda bir çanta astım.İçerisine telefonumu,cüzdanımı ve ıslak mendilimi koydum.Saat 14.00'e yaklaşıyordu.Bir saatim kalmıştı.Ayakkabılarımın bağcıklarını bağladım,kulaklığımı taktım ve playlist'imden rastgele bir şarkı açtım ve dışarıya çıktım.Kulaklığımda Beethoven'ın parçalarından biri çalıyordu.Derken telefonumdan bildirim sesi gelmişti.Peter buluşacağımız yerin konumunu atmıştı.Yerimde durdum,telefonumu çıkardım ve telefonumu açmamla mesaj bildirimine basmam bir oldu.Bir süre sonra telefonu kapattım ve yürümeye devam ettim.15 dakika sonra attığı konumdaki kafeye gelmiştim.Değişik bir mekana benziyordu.Birkaç dakika sonra onu gördüm,bana gülümsüyordu.
P:"Hoşgeldin.İçeriye geçelim mi?"
Küçük bir duraksamadan sonra sesimi düzelttim ve konuşmaya başladım;
-"Geçelim."
Dedim.Çok konuşmayı seven bir insan değildim.Cümlelerimi hep kısa ve sade tutardım.Fazla uzun cümleler kurmak veya sohbeti uzatmak benim tarzım değildi.Biraz sonra kafenin içine girdik.Mekan kahverengi ağırlıklıydı.Kahve sembolü,neon ışıklı "AÇIK" yazısı,kahverengi sandalyeler ve kahverengi masalar da tam uyumlu duruyordu.Eh.Kahverengi sevmezdim ama nefret ettiğim bir renk olduğunu da söyleyemem.Kafenin içine girdikten sonra cam kenarı bir masaya geçtik.Ben karşı sandalyeye oturmuşken Peter ise karşıma oturmuştu.Arkasına yasladı.Her zamanki tebessümünü etti ve sakin bir sesle:
P:"Eee? Anlat bakalım ela.Nasıl birisin? Kendini tanıt."
Bu tavrını sevmemiştim.Özel hayatımı sorgulayan insanlardan da nefret ediyordum.Sakin ama ciddi bir sesle şunu dedim;
- "Özel hayatımı anlatacak kadar sana güvenmiyorum.Ne yapacağın hiç belli olmaz
Bir süre bana baktı,gülümsemesinin hafif genişlediğini fark etmem zor olmamıştı.Dürüst olmak gerekirse,rahatsız edici bir tavrı vardı.
P:"Mantıklıca.Bu dünyada kimseye güvenemezsin,bu doğru." dedi gülümseyerek."Ama inan bana,senin güvenini kırmam.Bana güvenebilirsin.Anlatırsan mezarıma kadar benimle kalır.Anlatmazsan ne zaman hazır olursan o zaman açılırsın.Ben sabırlıyım ela,beklemem gerekirse beklerim."
Bir süre kelimelerini sindirdim.Bu dünyada böyle insanlar var mıydı cidden? Duy da inanma.Hayret ettim resmen.Ve lanetli olan insan da böyle birisini mi haketmişti? Olacak şey değil.Ela asla iyi davranılmayı haketmez.Ela asla anlaşılmayı haketmez.Ela asla...iyi bir insanı haketmez.
Ela lanetli bir kız olarak doğdu.Lanetli insanlardan daima uzaklaşılması gerek,arkadaş olunması,anlaşılması veya seçilmesi mantıksız.O bir lanet.Ben bir lanetim.Kızıl bir lanet,sonsuza kadar da öyle kalacak.
❤️
Peter benim sessiz kaldığımı farkedince konuşmaya başladı.
P:"Fazla sessizsin..." dedi hafif mırıldanarak."Bir sorun mu var? Üzgün müsün yoksa?"
- "Ben iyiyim.Sadece dalmışım.Kusura bakma."
P:"Hayır,sorun değil.Sadece bir şey oldu zannettim."
- "Bir sorun yok dedim sana.Konuyu kapatabilir miyiz?"
P:"Nasıl istersen." Dedi sakin bir ses tonuyla.
Yarım saat boyunca sohbet ettik.Hala ona tam güvenemiyordum,güvenmeye çalışıyordum.Yarım saat sonra oturduğu yerden kalktı,bana gülümsedi ve sakin bir sesle şunu dedi;
P:"Güzel bir gün geçirdim.Yine görüşür müyüz sence?"
Bir süre düşündüm.Belki dünyanın sonu olmazdı,yeniden görüşsem zarara uğramazdım.Sanırsam-Yine de çok güvenme ela.Hala onu tanımıyorsun.
- "Görüşürüz tabii,ne zaman istersen."
Dememle ben de ayağa kalktım.
P: "O zaman yakın bir zamanda tekrardan görüşebilmek dileğiyle..."
- "Görüşürüz."
Dedim ve kafeden çıktım.Yavaşça evime dönmeye başladım.Kafamda milyonlarca soru vardı.Ve bir milyon kadar düşünce.Sanki beni boğmak ve nefessiz bırakmak için anlaşma yapmışlar gibiydi.Ela,yeter.Nefes egzersizi yap,saçmalama.Kendine gel,ela.Evime geldiğim an lavaboya yöneldim.3 kere yüzüme su savurdum.Sonra boğazıma suyu ellerimle sıvazladım.Nefes egzersizleri işime yaramıyordu,kalbim çok hızlı atıyordu,nefesim kesik kesikti ve görmem bulanıklaşıyordu.Başım dönmeye başladı ve kendimi yerde buldum.Gözlerim açıktı ama hiçbir şey duyamıyordum.Bir süre sonra daha fazla gözlerimi açık tutamadım.Göz kapaklarım kapandı ve kendimi karanlığın derinliğine emanet ettim.
------------------------BÖLÜM SONUU--------------
