10. bölüm · Something Else
İki Yıl Sonra
ONUNCU BÖLÜM: 2 Yıl Sonra
Willow Creek, Iowa. Eylül 1987.
Willow Creek'in üzerinden iki kış geçmişti. 1985'in o kanlı eylülünden bu yana kasaba yaralarını sarmaya çalışıyordu ama o soğuk sessizlik hâlâ bir yerlerde bekliyordu. Artık her şey farklıydı. Elanor artık kaçak değil, Şerif Reyes’in orman kıyısındaki kulübesinde yaşayan yasal kızıydı. Saçları omuzlarına kadar uzamış, Finn ile her sabah telsizden konuşan, okula gitmeye hazırlanan genç bir kıza dönüşmüştü.
Okul Koridorları ve "Zombi" Tom
Okulun ilk günüydü. Sam boy atmış, okulun basketbol takımının yıldızı olmuştu. Ancak Tom için hayat zordu; herkes ona "Ölü Çocuk" ya da "Zombi" diyordu. Finn ise Elanor’un elini bir saniye bile bırakmıyor, ona bu yeni dünyada rehberlik ediyordu.
Yemekhane saati geldiğinde grup, en köşedeki masada toplandı. Dusty, Arcade salonundaki rekorlarının "MAD MAX" adında biri tarafından kırıldığını heyecanla anlatırken, Sam'in gözü sınıfa yeni gelen o turuncu saçlı, çilli kıza, California'lı Max'e kaymıştı. Sam, daha ilk görüşte ona çarpılmıştı.
Elanor’un İntikamı ve Troy’un Utancı
Sakin giden yemek saati, okulun zorbası Troy’un masaya gelmesiyle bozuldu. Troy, Finn’in omzuna sertçe çarptı ve masanın üzerine eğildi.
"Vay vay, Kurbağa surat Finn ve dilsiz sevgilisi!" diye sırıttı Troy. "Duyduğuma göre bu kızın saçlarını bir berber değil, çim biçme makinesi kesmiş. Doğru mu ucube?"
Finn ayağa kalktı ama Troy onu göğsünden iterek yerine oturttu. "Seninle işim bittiğinde altına işeyeceksin Finn!" diye bağırdı Troy, tüm yemekhanenin dikkatini çekerek.
Elanor’un bakışları buz kesti. Burnunun içinden o tanıdık sıcaklık gelmeye başladı. Troy, zafer kazanmış gibi arkasını dönüp giderken Elanor gözlerini onun kemerine odakladı. Bir anda "ÇAT" diye bir ses duyuldu; Troy'un kemer tokası parçalandı ve pantolonu ayakkabılarına kadar düştü. Herkes sustu. Troy’un altında komik, ayıcıklı bir don vardı.
Elanor durmadı. Gücünü Troy’un mesanesine odakladı. Troy pantolonunu çekmeye çalışırken, bir anda donunun ön tarafında koyu bir ıslaklık belirdi. Saniyeler içinde idrarı bacaklarından aşağı, yemekhane zeminine boşaldı.
"TROY ALTINA İŞEDİ!" diye bağırdı bir çocuk. Yemekhane yıkılan bir kahkahayla inledi. Troy, ıslak bacakları ve pantolonu dizlerinde, ağlayarak yemekhaneden kaçtı. Elanor sakince sütünden bir yudum aldı ve Finn’e bakıp hafifçe göz kırptı. Artık kimse Finn’e dokunamazdı.
Max Gruba Giriyor
Olayın hemen ardından Max, elinde tepsisiyle bizimkilerin masasına yürüdü. Sam’in tam karşısına oturdu. "Güzel numaraydı," dedi Max, Elanor’a bakarak. El’in normal olmadığını sezmişti ama umursamadı. "Ben Max. Arcade rekorunuzu kıran kişi."
Sam kekeleyerek, "Ben... Sam. Basketbolcuyum," dedi. Max gülümsedi; Sam o an gerçekten aşık olduğunu anladı. Dusty hemen atıldı: "Bizim grubumuza katılmalısın Max! Biz garip şeyleri araştırıyoruz."
Max kaykayını masaya dayadı. "Garip şeyler mi? Willow Creek'te garip olan tek şey bu pürenin tadı."
Gölgenin Dönüşü ve Komadaki Uyarı
Okul çıkışı her şey yolunda gibi görünse de hava aniden soğudu. Tom, okul bahçesindeki büyük ağacın altında dururken gökyüzünün bir anlığına kızıla döndüğünü ve devasa bir gölgenin bulutların arasından ona baktığını gördü.
Aynı anda Willow Creek Hastanesi’nde, iki yıldır komada olan Leo, yatağında aniden sıçradı. Makineler delice ötmeye başladı. Leo’nun gözleri hala kapalıydı ama bilinci bir yerlere bağlanmıştı. Titreyen dudaklarıyla sadece şunu fısıldayabildi:
"Giderek... büyüyor... Kapıyı... açacak..."
Hastanenin koridorundaki pusulalar çılgınca dönmeye başladı.
