9. bölüm · Something Else

Boşluğun Uğultusu

Yiğit Durgut

DOKUZUNCU BÖLÜM: Boşluğun Uğultusu

Willow Creek, Iowa. September 29, 1985.

Willow Creek kasabasının üzerinde asılı duran sessizlik, fırtına öncesi sessizliğe benziyordu. Finn’in bodrum katında, Nancy’nin masaya yaydığı haritalar ve Dorian’ın hazırladığı meşaleler arasında son hazırlıklar yapılıyordu. Şerif Reyes, kemerini sıkılaştırdı ve Valerie’ye baktı; annelik içgüdüsü Valerie’yi korkusuz bir savaşçıya dönüştürmüştü.
"Eğer o tünellere girersek," dedi Reyes, sesindeki ciddiyet herkesi susturmuştu, "Geri dönüş garantimiz yok. Tom'u alacağız ve ne pahasına olursa olsun o kapıyı mühürleyeceğiz."

Karanlık Tüneller ve Kabuslar
Grup, Dusty’nin pusulalarını takip ederek ormanın derinliklerindeki o canlı, nefes alan mağara girişine ulaştı. İçerisi yapış yapış, siyah, damar benzeri sarmaşıklarla doluydu. Havada süzülen gri pamukçuklar, her nefeste ciğerlerini yakıyordu.
"Aynı Vance'ın defterindeki gibi," diye fısıldadı Sam, elindeki sapanı sıkıca tutarken.
Saatlerce süren, diz boyu balçık ve iğrenç kokulu sıvıların içinden geçtikleri yürüyüşten sonra, tünellerin devasa bir örümcek ağı gibi birleştiği o merkeze ulaştılar. Burası, dünyanın kalbindeki bir yara gibi duruyordu.
"Tom!" diye haykırdı Valerie.
Işıkları oraya döndüğünde, Tom’u duvara yapışmış, ağzına giren siyah bir boruyla baygın halde buldular. Ama dehşet verici olan Tom’un durumu değildi; Tom’un yanında, tıpkı onun gibi hapsedilmiş 11 tane daha boş kabin vardı. Sanki bu karanlık dünya, Willow Creek'ten 11 kurban daha almayı bekliyordu.
Reyes ve Dorian, Tom’u o yapışkan ağlardan bıçaklarla keserek kurtardı. Tom’un yüzü solgundu ama kalbi atıyordu. Tam o sırada, başlarının hemen üzerinde, tavanın eriyerek açıldığını ve morumsu bir ışığın sızdığını fark ettiler. Bu, Upside Down’ın (Tepe Taklak Dünya) ana portalıydı.

Donmuş Dünya: Upside Down
"İçeri girmeliyiz," dedi Elanor, portalın içinden gelen soğuk rüzgarı hissederek. "Tom'un ruhunun bir parçası hala orada."
Elanor, Şerif Reyes ve Nancy, portalın içine doğru tırmandılar. Öbür tarafa geçtiklerinde ayakları yere çarptığında hissettikleri şey saf bir dehşetti. Burası Willow Creek’ti; okul, kütüphane, sokaklar... Ama her şey donmuş, siyah küllerle kaplanmış ve terk edilmişti. Gökyüzünde kızıl şimşekler çakıyor, devasa gölgeler binaların arasında süzülüyordu.
Nancy, Dusty’nin bulduğu o notları hatırladı: "Fiziksel bir yer değil, boyutsal bir çakışma." Nancy, kendi okulunun önündeki donmuş Barb'ın gözlüğünü gördüğünde hıçkırıklarını tutamadı. Burası ölümün hüküm sürdüğü bir aynaydı.

Tüneldeki Savaş: Cesaret
Onlar öbür boyutta gezinirken, portalın ağzından aşağıya, bizim dünyamıza üç tane yaratık atladı. Hedefleri savunmasız Tom ve geri kalan ekipti.
"Koru onu!" diye bağırdı Finn.
Sam, Leo’nun bıraktığı o çivili sopayı kaptı. İlk çiçeksi yaratık üzerine atıldığında Sam, sopayı canavarın o çiçek şeklindeki ağzına öyle bir vurdu ki, yaratığın dişleri her yana dağıldı. Finn ise diğer yanda, elindeki beyzbol sopasını bir kalkan gibi kullanarak yaratıkları geri püskürtüyordu. Finn ve Sam, hayatlarında hiç olmadıkları kadar cesurdular. Üç yaratık da Finn ve Sam’in amansız darbeleri altında cansız birer et yığınına dönüştü.

Büyük Mühür ve Çöküş
Portalın içinden El, Reyes ve Nancy hızla geri atladılar. Elanor'un yüzü kireç gibiydi; öbür tarafta gördüğü şey (belki de 11 kabinin asıl sahibi) onu dehşete düşürmüştü.
"Kapatmam lazım!" diye bağırdı Elanor.
Tünel sarsılmaya başladı. Elanor iki elini portalın iki yanına doğru uzattı. Havada devasa bir statik elektrik oluştu. El'in burnundan, kulaklarından ve hatta göz pınarlarından kanlar süzülmeye başladı. Vücudu titriyor, havada asılı kalıyordu.
"HAAAAAAYIIR!" diye haykırdı Elanor. Sesi tüm tünellerde yankılandı.

Portalın kenarları, görünmez bir el tarafından dikiş atılıyormuş gibi birbirine çekildi. Mor ışık söndü, siyah damarlar birer birer patladı. Elanor tüm yaşam enerjisini bu geçidi mühürlemek için kullanıyordu. Son bir ışık patlamasıyla portal tamamen kapandı ve yerini donmuş, ölü bir duvara bıraktı.
Oda sessizliğe gömüldü. Elanor’un kolları yanına düştü ve vücudu bir yaprak gibi Finn’in kucağına serildi.
"El! El, uyan!" diye feryat etti Finn.
Tom kurtulmuştu, geçit kapanmıştı ancak Elanor nefes alamayacak kadar bitkin, derin bir sessizliğe gömülmüştü. Willow Creek'in üzerine batan güneş, Chapter 1'in sonunu getirirken; tüneldeki küçük geçidin ardında, o 11 boş kabinin efendisinin gözleri bir anlığına karanlıkta parladı.

1. KISIM SONU.