Bölümler 11Şu an: 8. Bölüm; Nefret
- 1 1. Bölüm; Fotoğraflar nerede?236 kelime
- 2 2. Bölüm; Kullanıcı4928'de kim?273 kelime
- 3 3. Bölüm; Neyin peşinde?344 kelime
- 4 4. Bölüm; Sır141 kelime
- 5 5. Bölüm; Her şeyi yaparım..?214 kelime
- 6 6. Bölüm; Görevler239 kelime
- 7 7. Bölüm; Kölelik131 kelime
- 8 8. Bölüm; Nefret232 kelime · Okuduğun bölüm
- 9 9. Bölüm; Kimya Ödevi302 kelime
- 10 10. Bölüm; Kaçış272 kelime
- 11 11. Bölüm; Yakınlık331 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Okul çıkış zili koridorda yankılandığında, hayatımda hiç olmadığı kadar hızlı hareket ettim. Eşyalarımı rastgele sırt çantama tıkıştırıp fermuarını çekerken tek bir amacım vardı: Lucas o sinir bozucu yüzüyle önüme dikilmeden önce sınıftan tüymek.
Tam kapının eşiğinden dışarı adımımı atmıştım ki, sert bir göğse çarparak durmak zorunda kaldım.
Başımı öfkeyle kaldırdığımda, karşımdaki kişinin tam da kaçmaya çalıştığım ukala herif olduğunu gördüm. Lucas, kollarını göğsünde kavuşturmuş, o bildik ve sinir bozucu gülümsemesiyle tepemde dikiliyordu. Sınıftan çıkan diğer çocukların bakışlarının üzerimize döndüğünü hissedebiliyordum. Utanç dalgası dalga dalga yanaklarıma yayılmaya başladı.
"Nereye böyle aceleyle, Ethan?" dedi Lucas, sesini tüm koridorun duyabileceği kadar net tutarak.
"Çekil önümden Lucas, eve gidiyorum," diye tısladım sessizce. Gözlerimle ona buranın yeri olmadığını anlatmaya çalışıyordur ama o halimden acayip keyif alıyor gibiydi.
Lucas tek kelime etmedi. Omzundaki ağır, siyah sırt çantasını tek bir hamleyle çıkardı ve herkesin gözü önünde kucağıma fırlattı. Çantanın ağırlığıyla bir adım gerilemek zorunda kaldım.
"Madem eve gidiyorsun, o zaman taşı bakalım köle," dedi eğilerek, yüzünü yüzüme yaklaştırırken sesi fısıltıya dönüştü. "Gidiyoruz. Ve unutma, dün geceki sözün hala geçerli. Yoksa telefonumdaki gönder tuşu çok uzakta değil."
Sınıftakilerin arkamızdan fısıldaşmaya başladığını duyabiliyordum. Sinirden ve utançtan parmak uçlarıma kadar titriyordum. Yumruklarımı sıktım, kucağımdaki çantayı neredeyse parçalayacak gibi kavradım. Ondan kelimenin tam anlamıyla nefret ediyordum ama çaresizce arkasından yürümekten başka şansım yoktu. Koridor boyunca o önden yürüdü, bense onun ağır çantasıyla arkasından köle gibi adımladım. Oyunun ilk kuralı canımı çok fena yakmıştı.
Bölüm etkileşimi
