Soğuk savaş kitap kapağı

9. bölüm / 15

Soğuk savaş

9. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Aren Özkan

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 15Şu an: 9. Bölüm

Gölge Kalesi’nin avlusu, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte rutubetli bir toprak ve demir kokusuna bürünmüştü. Selene, üzerinde ağır işlemeli saray elbiseleri yerine, hareketlerini kısıtlamayan, vücuduna oturan, koyu renkli ve deri detaylı bir eğitim kıyafetiyle avluya adım attığında, şövalyelerin kılıç sesleri aniden kesildi. Herkesin gözü, avlunun ortasında devasa bir gölge gibi duran Karan’a, ardından ona doğru kararlı adımlarla ilerleyen Selene’ye dönmüştü.
Karan, elinde tuttuğu eğitim kılıcını kenara bıraktı ve kollarını göğsünde kavuşturdu. Selene’nin yüzündeki o meydan okuyan ifade, adamın dudaklarında belirsiz, neredeyse hayranlık uyandıran bir tebessüme yol açtı.
"Prenses," dedi Karan, sesi avluda yankılanırken. "Eğer o güzel ipek elbiselerinle gelip burada sadece süslü bir figür sergileyeceksen, boşuna yorulma. Burası, senin o masalsı dünyana hiç benzemez."
Selene, Karan’ın tam önünde durdu. Gözlerinin içi, bir savaşçının soğukluğuyla değil, bir oyuncunun muzip ateşiyle yanıyordu. "Dün geceki o iddiayı unutacak kadar yaşlandın mı Lordum? Bir hafta boyunca senin komutanın değil, öğrencindim. Ama dikkat et, öğrenci ustasını geçerse bu sadece senin karizmanı çizer."
Karan güldü; bu, kale duvarlarının pek alışık olmadığı, tok ve alaycı bir gülüştü. "Pekâlâ, öyle olsun."
Eğitim başladığında, ortamdaki ciddiyet yerini garip, çekişmeli bir havaya bıraktı. Karan, Selene’nin zayıf noktalarını bulmak için onu sert hamlelerle zorluyordu. Ancak Selene, her hamlede beklenmedik bir çeviklikle kaçıyor, Karan’ın kılıcını kendi kılıcıyla kenetleyip ona daha da yaklaşıyordu. Bir an, ikisi birbirine o kadar yakınlaştılar ki, Karan’ın terli alnı Selene’ninkine değdi. Selene, Karan’ın o sert ve disiplinli maskesinin arkasındaki o yoğun bakışı yakaladı.
Karan, anlık bir dikkatsizlikten faydalanarak Selene’nin dengesini bozacak bir hamle yaptı. Selene’yi bacaklarından yakalayıp savurduğunda, Selene tozlu zemine sertçe düştü. Dizlerindeki acı, zihnini bir anlık kararttı. "Ah!" diye inledi, ayağa kalkmaya çalıştı ama bacağı tam olarak basmadı.
Karan’ın yüzündeki alaycı ifade bir anda silindi. Endişenin en saf hâli yüzüne yayıldı. "Selene!" dedi, sesi bir komutanın değil, bir adamın paniğiyle titreyerek. Hemen diz çöktü, ellerini Selene’nin omuzlarına koymak için ona doğru atıldı. "İyi misin? Hareket etme, bir yerini kırdın mı?"
Tam o anda, Karan’ın gardı tamamen düşmüştü. Selene, bu endişeyi bekliyordu. Karan’ın dikkati tamamen kendi üzerindeyken, Selene bir yılan çevikliğiyle belinden kavradığı Karan’ı, ağırlığını kullanarak tersine çevirdi. Şaşkınlıktan donup kalmış Karan, kendini tozlu yerde, Selene’nin altında bulduğunda şok olmuştu. Selene, kılıcını Karan’ın göğsüne doğru dayamış, zafer dolu bir ifadeyle ona bakıyordu.
"Hata bir," dedi Selene, nefes nefese ama gülümseyerek. "Bir savaşçının en büyük zayıflığı, merhametidir. Hata iki; hiçbir zaman bir kadının pes ettiğini düşünme."
Karan, yattığı yerden şaşkınlıkla güldü. Selene’nin üzerindeki hakimiyeti, o an avludaki tüm askerlerin dilini yutmasına neden olmuştu. Karan, ellerini Selene’nin beline doladı ve onu kendinden uzaklaştırmadan, "Seni küçük cadı," diye mırıldandı, sesi kısık ve etkileyiciydi. "Az önce beni... gerçekten yere mi serdin?"
"İddiayı kazandım, Lordum," dedi Selene. "Akşam için o istediğim 'Ballı Bademli İncir Tatlısı'nı hazırla. Ve o sert komutan maskeni bir günlüğüne vestiyere bırak, sözünü tut. Ayrıca kraliyetin en güzel yerinde bekliyorum tatlımı"

Akşam olduğunda, sarayın en yüksek kulesindeki balkon, mumların loş ışığıyla aydınlanmıştı. Masada, dönemin en gözde lezzeti olan Ballı Bademli İncir Tatlısı duruyordu. Selene, üzerine giydiği gece mavisi, derin yırtmaçlı ve inci desenli prenses elbisesiyle balkona çıktığında, Karan masanın başında, sanki bir komutan gibi değil, hayatında ilk kez sadece bir adam gibi bekliyordu.
Selene, masaya oturduğunda, tatlısından yemeye başlamış ve lorduyla inatçı bi konuşmalar ediyorlardı. Anlık bi gölge kulenin kapısında belirdi. İpek elbiselerin hışırtısıyla içeri giren kadın, güzelliğiyle göz kamaştırıyordu ama bakışlarında saf bir nefret vardı. Bu, Karan’ın geçmişinde bıraktığı, saray soylularından biri olan ve herkesin "kusursuz eş" olarak andığı Leydi Isabella idi.
Isabella, Selene’yi tepeden tırnağa süzdükten sonra, "Karan," dedi, sesi zehirli bir bal gibi akıyordu. "Bu kadar düştüğünü hiç düşünmemiştim. Sarayın en güçlü erkeğinin, böyle basit bir yabancıyla vakit geçirmesi..."
Selene, tatlısından bir kaşık aldı, yavaşça çiğnedi ve Isabella’ya döndü. Gözlerinde o korkutucu, dominant özgüven vardı. "Basit bir yabancı mı?" dedi Selene, sesi odayı bir sis gibi kaplayarak. "Bak Prenses, burası Gölge Kalesi. Burada 'eski' olan her şey, tozlu raflara kaldırılır. Kim olduğunu bilmiyorum prenses ama böyle konuştuğuna bakılırsa belli ki geçmişte bi hesaplaşmanız var. Eğer geçmişteki o 'kusursuz' günlerini özlüyorsan, gidip bir tarih kitabına bakabilirsin. Çünkü Karan şu an, senin asla sahip olamadığın bir şeye sahip: Gerçekten ne istediğini bilen bir eşe."
Isabella, Selene’nin bu özgüvenli ve baskın tavrı karşısında sarsıldı. Karan, arkasında durmuş, Selene’nin bu kadar dominant bir şekilde kendisini savunmasını şaşkınlıkla ve belli belirsiz bir hayranlıkla izliyordu.
Selene, elindeki tatlı kaşığını yavaşça tabağa bıraktı ve oturduğu yerden ayağa kalktı. İsabella’ya doğru iki adım attı, kadının boyu kendisinden uzun olmasına rağmen, Selene’nin aurası odayı ele geçirmişti. "Şimdi," dedi Selene, "burayı terk etmen için sana tam beş saniye veriyorum. Aksi takdirde, eşimin kılıcından önce, benim sabrımın nasıl tükendiğini göreceksin."

Isabella’nın o zehirli gururu kuleyi terk edip gittiğinde, Selene arkasına bile bakmadan kapıya yöneldi. İçindeki öfke, bir yanardağın patlaması gibi dinmek bilmeyen bir ritimle göğsünü sıkıştırıyordu. Karan’ın arkasından geldiğini adımlarından anlıyordu; adamın o vakur, ağır adımları koridorun taşlarında yankılanıyordu.
"Selene, dur," dedi Karan, sesi biraz önce Isabella’ya karşı takındığı o mesafeli tondan çok daha pürüzlüydü. "Geldiğinden haberim yoktu, yemin ederim."
Selene durdu, topukları üzerinde hızla döndü. Gözlerinde alev alev bir nefret ve hayal kırıklığı vardı. "Haberin yok muydu, Lordum? Aileniz mi yaptı? Yalancısın! Hem de mükemmel bir yalancı. Senin o soğuk zırhının altında sadece yalanlardan kurulu bir imparatorluk var!"
Karan, Selene’nin üzerine doğru bir adım attı ama Selene sanki görünmez bir bariyer varmış gibi geri çekildi. "Bana yaklaşma!" diye tısladı. Kendi odasına girdiğinde hizmetkarlardan birine dönüp, "Dışarı çıkın! Ve bana derhal sıcak bir duş hazırlayın, hiçbirinizin yüzünü görmek istemiyorum!" diye gürledi. Hizmetkarlar korkuyla odadan kaçarken, Selene soluğu balkonda aldı.
Karan ise odanın ortasında, yatağın kenarına oturmuş, Selene’nin bu vahşi öfkesini şaşkınlıkla izliyordu. Çok geçmeden sıcak suyla dolan ahşap küvetten yükselen buhar, odayı yoğun bir kokuyla doldurdu. Selene, Karan’ın varlığını tamamen yok sayarak, balkonun önündeki perdeleri çekmeden üzerindeki gece mavisi elbiseyi omuzlarından aşağı kaydırdı. İpek kumaş yere yığılırken, Karan’ın bakışlarının sırtında ağırlaştığını hissetti ama bir kez bile arkasına bakmadı.
Küvetin içine girdiği an, sıcak su tenini yakıp sızısını dindirirken gözlerini pencereden yansıyan karanlığa dikti. Dakikalarca suyun tadını çıkardı, suyun yüzeyinde dans eden buhar kabarcıklarını izledi. Tam başını çevirip pencere camındaki yansımasına bakacakken, Karan’ın üstündeki her şeyi çıkarmış olduğunu ve ağır, sessiz adımlarla küvete doğru yaklaştığını gördü.
Karan, suyun içine girdiğinde Selene’nin tepkisizliği onu daha da kışkırtmıştı. Selene, "Ne yapıyorsun?" diye sordu, sesi su kadar durgun ama bir o kadar da tehlikeliydi. "Burada olduğumu görmüyor musun?"
Karan cevap vermedi, sadece Selene’nin suya gömülü bileğinden yakalayıp onu kendine doğru çekti. Selene anlık bir irkilmeyle çığlık atar gibi bağırdı. "Sen... Sen bana dokunamazsın! Çık buradan!"
Karan, Selene’yi kendi göğsüyle küvetin kenarı arasına hapsetti. Yüzünde o alaycı, meydan okuyan gülümseme vardı. "Dokunuyorum ama," dedi, sesi o kadar yakındı ki Selene’nin teninde hissediliyordu. "Gördüğün gibi, ellerim bileklerinde ve hiçbir yere gitmeye niyetim yok. Bu 'dokunamazsın' kuralı sadece senin hayal dünyanda mı geçerli, Prenses?"
"Sen tam bir arsızsın!" Selene ona vurmaya çalışsa da Karan ellerini yakaladı. "Bana bak Karan, senin o komutanlık taslayan tavırların burada geçmez. Çık dedim sana!"
Karan güldü, yüzündeki o sert ifade tamamen silinmiş, yerine saf, yakıcı bir arzu gelmişti. "Çıkmamı mı istiyorsun, yoksa sadece bana mı kafa tutuyorsun?" diye fısıldadı.
Karan’ın ıslak teni, Selene’nin tenine her çarptığında odaya bir elektrik dalgası yayılıyordu. Selene, Karan’ın o sert ve disiplinli vücudunun, suyun içinde ne kadar tehlikeli bir arzuya dönüştüğünü iliklerine kadar hissetti. Karan, Selene’nin ıslak saçlarını arkaya atarken, onun yüzündeki o sert direnişin yavaş yavaş titremeye dönüştüğünü gördü.
"Ağlamanı istemiyorum," diye fısıldadı Karan, Selene’nin dudağının kenarına öpücük bırakarak. "Ama beni bu kadar zorlarsan, gözyaşlarına rağmen durmayacağım."
Selene, Karan’ın omuzlarına tırnaklarını geçirdiğinde artık neyin doğru neyin yanlış olduğunu düşünemiyordu. Karan, Selene’yi küvetin kenarına doğru kaldırıp sabitlediğinde, suyun şırıltısı odadaki ağır nefeslerle karıştı. Karan, Selene’nin içine ilk girişiyle birlikte Selene’nin ağzından hıçkırık dolu bir inilti koptu. Selene’nin gözlerinden yaşlar dökülmeye başladı; acı ve hazzın o ince çizgisi, Karan’ın her bir hamlesiyle daha da derinleşiyordu.
Karan, Selene’nin kalçalarından kavrayıp onu kendine daha çok çekerken, hareketleri vahşi ve kontrolsüzdü. Selene, Karan’ın omuzlarına başını yaslamış, ağlayarak ama bir an bile ondan kopmadan ritmine ayak uyduruyordu. Karan, Selene’nin içindeki sıcaklığı hissettikçe, daha sert, daha derin hamleler yapıyordu. Selene’nin bedeni sarsılıyor, her darbede Karan’ın ismini sayıklıyordu.
"Karan... yapma..." diye yalvarırken, aslında ondan daha fazlasını istiyordu. Karan, Selene’nin omuzlarını öpücüklerle kaplarken, Selene’nin içinde boşalmaya başladığı an, ikisi de kuledeki bütün gerçekliği unutmuşlardı. Karan’ın bütün varlığı Selene’nin içinde erirken, Selene hıçkırıklarının arasında Karan’ın sırtını tırnaklarıyla parçalarcasına çiziyordu. Karan, Selene’nin üzerine yığılıp, suyun içinde nefes nefese kaldıklarında, Selene’nin yanaklarındaki yaşlar çoktan soğumuş, yerini derin bir kabullenişe bırakmıştı. O gece, sadece birleşmediler; birbirlerinin içindeki o karanlık tutkuyu, öfkeyle yoğurup saf bir gerçeğe dönüştürdüler.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

4okunma 2beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 154

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk AşkıDark RomancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanplatonikpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYarı TextingYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18