3. bölüm · Şizofren'in Oyunu
İnatçı
İnatçı bir çocuk gibi benim gitmem için beni tehdit ediyordu ama ben ondan daha inatçı birisiydim. Bu yüzden gitmeyecektim ve gitmeye de hiç niyetim yoktu.
-Gerekiyorsa onunla inatlaşacaktım yada ona onun
yaklaşımıyla yaklaşacaktım. Bende çığlık atmaya başladım.
-Yeter!;gitmek is-te-mi-yorum. .
-Odanın kapısı hızlıca açılmış hastane çalışanları biz iki tuhaf
varlığa bakıyorlardı ama sadece bakmaya devam ediyorlardı.
Şaşkın bakışlarının verdiği tepkiyle,
-,Bu doktor ne yapıyor kesin delirmiş olmalı? Adlı
cümlelerini ardı ardına sıralıyormuş gibi gözüküyorlardı. Yada bu sadece benim kuruntumda olabilirdi.
- Kaan Öztekin siz misiniz beyefendi?
-Müdür Bey olmalıydı ki kahverengi kaşlarını çatarak bana
doğru öfkeyle bakakalmıştı. Ve sorusunu benden eksik etmiyordu.
-Evet benim, sizde Müdür Bey olmalısınız?
- Evet ben Müdürüm ismim Tufan Çevik benimle odama kadar gelir misiniz beyefendi?
- Elbette Tufan Bey ama şuan Kardelen 'le tanışma faslından geçiyoruz. Tanışalım ilk önce ardından gitme kalma
konusunda inatlaşmaya ara verirsek işte o zaman doğrudan odanıza geleceğim. Fakat şimdiden söylemeliyim ki benim önceliğim sadece Kardelen olmalı . Çünkü Psikiyatrist için öncelik hastalar ardından diğerleri olmalıdır. Yani benim kuralım bu şekilde şimdi izninizle hastamla beni baş başa bırakır mısınız?
Öfkesi yüzünden bir an bile düşmeyen Müdür tam arkasına döndüğü esnada sanki hiç onu kızdırmamış gibi seslenmeye başladım.
-Tufan Bey siz gitmeden sizden ricam olacak?
Bakışlarından korksam da söylemek zorundaydım.
Çünkü odanın ne içerisinde ne de hastanenin hiçbir yerinde temizlik varmış gibi gözükmüyordu. Seslenmem ile bana doğru bakan Tufan Bey ile konuşmaya devam ettim.
Sizden ricam lütfen bu odanın temiz olmasına özen
göstersinler. Odanın rutubet ter ve ağız kokusu karışımı olması midemi kaldırıyor. Bir de lütfen Kardelen' i odaya kilitlemeyin. Ben burada olduğum sürece onu sakinleştirmek benim elimde. Lütfen bana güvenip odanın anahtarını kaldırın oradan. Sonuçta Kardelen bizler gibi birisi. Kendisi hasta olsa bile nihayetinde insandır. Bu yüzden onu tutsak olarak odada hapsetmeniz doğru değildir efendim.
-Gelir gelmez fazla mı sesim çıkıyordu ne? Müdür benden hoşlanmamış gibi bakıyordu. Ardından kapıyı çarpıp odadan ayrıldı. Bir kaç görevli bize bakmaya devam ediyordu ki Kardelen rahatsız olup yatağın altına saklandı.
- Bende bir kaç dakika içerisinde yatağın altına eğilip, Kardelen 'le konuşmaya başladım.
- Artık yatağın altından çıkabilirsin Kardelen görevliler
gittiler?
-Biraz bakıştıktan sonra Kardelen yatağın altından çıkıp yatağına oturdu. Kafasını sağ tarafa çevirdiğinde göz göze
geldik. Yeşil gözleri solmuş gibiydi çünkü bakımsız ve kokuyordu. Kim bilir ne zaman önce yıkanmıştı kendisi?
Fakat onu rahatsız etmem doğru olmazdı ona sevecen yaklaşmalıydım. Ama onunla nasıl konuşmam gerekiyordu açıkçası bilmiyordum.
-. Katil damgası ile hapis tutulan birisine ne sormalıydım
acaba?Ben kendi kendime ne sorsam diye düşünüyorken,
Kardelen’den soru geldi.
- Kayra sen mi geldin?
-Kardelen bir anda yatağın altından çıkıp benimle göz göze gelmişti. Ona baktığımda kumral saçları yıkanmamaktan ve taranmamaktan porsumuş, bir vaziyetteydi . Kim bilir ne zaman saçları yıkanmış ve saçlarını tarayanı olmuştu? Şuanda yeşil gözlerle beyaz sivri yüz çehresine odaklanmaya zamanım yoktu çünkü kafamı kurcalayan sorular vardı.
- Kimdi bu Kayra? Kardelen benim adımı söylemek
istemiyor muydu yoksa ismimi mi karıştırmıştı? Birbirini takip eden sorulara cevap almak için Kayra gibi olmalıydım.
Kardelen’i kandırmak hiç istemezdim fakat onunla
konuşmadan kendisini iyileştiremezdim. Ve bu Kayra gibi olmaya devam ettim.
Evet ben geldim Kardelen Kayra'n geldi.
- Neden bana bunu yaptın Kayra? Ben sana ne yaptım da beni çok kırdın ?
- Bir dakika Kardelen, Kayra denilen kişiye kırgınmış tabi kırgındır ona kızgın olmakta bile haklı. Neyse onunla konuşmaya devam etmeliyim.
- Kardelen Kayra'n sana ne yaptı seni üzdüysem özür dilerim.
Yeşil gözlerinden akan göz yaşı yere doğru aktı silmeye bile hali yoktu. Yüzünü bir anda mutsuzluk ve kırgınlık kapladı.
Sanki ben yapmışım gibi kendimi kötü hissettim. Ardından özür dilemek geldi içimden . Fakat Kardelen’in tepkisi ve ağır cümleleri bünyemde kötü etki bırakmıştı .Sanki onu ben üzmüştüm de cezasını bünyemde hissediyordum. Buna rağmen onu dinlemeye devam ettim..
- Özür dilerim derken kuru bir özür ile hayatımı bana geri verebilecek misin? Ben sana hiçbir şey yapmamıştım halbuki benden neden kurtulmak istedin?
- Çok haklısın Kardelen seni çok incittim sana bunu
yapmamam gerekirdi.Bunu telafi etmem için hatamın ne olduğunu söyler misin bana? Hafızam balığın hafızası kadar unutkan çünkü.
- Beni buraya hapsetmedin mi? Halbuki sana zararım bile
yoktu ama benden kurtulmak istedin? Söylesene bana, ben sana ne yaptım Kayra?
- Hatamı telafi etmem için kuru bir özür az kalır haklısın, acaba sana en sevdiğin pastanı getireyim mi ister misin?
- Güldürme beni pasta derken sen benim nefes almama bile karışıyordun. Frambuazlı pastayı benim gözümün önünde yiyordun sürekli. Sen zaten beni neden hiç sevmediysen? Bunu hiçbir zaman anlamadım.
- Kimdi bu Kayra acaba? Kardelen ona çok kırılmış belli ki onun kim olduğunu bulmam gerekecek?
- Kardelen bana kırılmış olmada çok haklısın çünkü seni görmezden gelmiş olmalıyım . Ve bu seni çok incitmiş. Peki sana neden bu kadar kötü davranıyorum? Bana ne oluyor böyle yaptığım hataları hatırlayamadım bir türlü?
- Sen bana onca acı çektirmişken, beni bir kez olsun bile sevmemişken bana yaşattığını unuttum mu diyorsun? Sen unutmuş olabilirsin Kayra ama ben asla unutmadım?
-Sakin ol Kaan şimdilik Kayra gibi davran Kardelen 'e belli edersen sana hiçbir şey anlatmaz.
- Haklısın Kardelen ben çok kötü birisiymişim meğer..
Seni hiç hak etmiyorum ne senin sevgini ne de benim yüzümden kırılmış kalbini.
- Senin neyin var Kayra senin duyguların var mıydı? Ölü bedenden farksız ruh gibi soğuk, bembeyaz kefen gibi, mimiksiz yüz hatların yok muydu? Duyguların olduğunu
bilmiyordum. Sahi nereden bilebilirdim ki bana sevgi
kelimesi bile kullanmamışken ? Beni en çok ne zaman üzdün biliyor musun?
- Bilmiyorum, çünkü duygusuz pi*in birisi olup seni
görmezden gelmişim. Senin kırılmış kalbine iyi gelmek varken hep kanatan ve kabuklaşan yaran olmuşum meğer. Beni affetmemekte ve ismimi unutmamakta çok haklısın.
- Seni neden unutayım ki sen hala yaşıyorsun? Ölsen bile unutulmayacak yaralar bıraktın bende. Cidden neden beni
bunca yıl burada hapsediyorsun? Sen dışarıda oksijen almaya
devam ederken benim hakkım olan oksijene sahip oluyorsun
tıpkı beni suçlayıp buraya hapsettiğin gibi.
-Resmen içim acımıştı kıza yeşil gözleri dolmuş ve yaşlar birbirini kovalıyordu.
- Seni buraya hapsettiğim için ve kanayan yaralarını sürekli deştiğim için beni asla affetme Kardelen.
- Kendimi ağlamamak için odadan dışarıya atmıştım. Ortada yarım kalan hevesler sevgisiz ve ilgisiz büyüyen bir çocuk vardı. Üstelik şimdi o çocuğun yarası yaş aldıkça daha da
derinden kan akıtmaya devam ediyordu. Şuanda
Kardelen' in bahsetmiş olduğu Kayra'nın kim olduğunu ve nerede olabileceğini çok merak ediyorum. Acaba Tufan Bey Kayra denilen kişiyi biliyor muydu? Yada bu Kayra ,Kardelen' in hayali karakterinde var ettiği isim miydi ? Sonuçta Kardelen hasta birisiydi fakat söylediği her bir kelime acı çektiğini gösteriyordu bana. Beni de kuşkulandıran, Kardelen'in Kayra konusunda hiç iyi konuşmalar yapmamasıydı..
Acaba Kayra diye birisi var mı? Hayali karakterse iyileştirmek biraz daha
kolay olacak fakat Kayra diye bir gerçek varsa iyileşmek için çok çaba sarf etmemiz gerekecek.
