13. bölüm · Şizofren'in Oyunu
Hastanede Yüzleşme
Kaan oğlum konuşsana dilini mi yuttun? Tanıyor musun bu kişiyi?
- Bu nasıl mümkündü böyle o gün beni uyaran adam Mert miydi? Kardelen'in babası da mı hastanede kalıyordu?
- Kaan benimle de konuş artık neler oluyor?
Adeta şok olmuştum bu şoku beklemiyordum adeta baba kızın oyununa dahil edilmiştim hem de farkında olmadan.
- Kayra Mert'ti aramaya hiç gerek yok ki adam zaten dibimizde hem de saklanmıyor bile.
- Nasıl yani ne demek istiyorsun?
- Diyorum ki ben onu gördüm hem de hastanenin içerisinde.
- Sen ciddi misin Kaan? Mert hastanede mi kalıyor?
Hiç onun
orada kaldığını düşünmemiştim.
- Üstelik bu adam geçen haftalarda beni uyarmıştı.
Kardelen'den uzak dur! Sıra sana gelecek ben gördüm sende öleceksin demişti. Adam delinin teki diye umursamamaya çalıştım ama o an bile içim ürpermişti.
- Uzun zaman boyunca peşine düştüğüm adam kendi kızıyla aynı hastanede öyle mi?"
- Hem de odaları karşı karşıya buna inanamıyorum ya sen gerçekten haklıydın Kayra. Kardelen bana yalan konuşmuş üstelik gerçekten sırada ki hedefleri benim galiba? Kayra
bana yardım et ne yapacağım? Ölmek istemiyorum.
- Gidip Kardelen' le yüzleş sana orada dokunamaz bir sürü insan var sonuçta. Ama kendini korumak içinde yanında bıçak veya silah taşımalısın Kaan.
- Başka yolu yok mu Kayra? Hastaneye bıçakla veya silahla gitmek istemiyorum.
- Kaan bak Kardelen 'i hafife alma sen üstelik kızın babası bile yanında sen orada tehlikeli olacaksın. Oraya gidip onlarla yüzleşip ses kaydı alacaksın. Çünkü tüm gerçek yaşadıklarını babasıyla olan karşılaşmasına kadar sana anlatsın istiyorum.
Ben onların ceza almalarını istiyorum Kaan evlatlarım onlar yüzünden yangında öldüler. Lütfen bir babanın çaresizce isteği olarak bunu kabul et. Yada o hastaneden uzak dur ve kaçıp dur onlardan o zaman sırada ki hedef sen değilde başka bir doktor olur. Kararını ver aslanım?
- Korkak gibi kaçamam onlardan bu bana yakışmaz. Ben ölmesem bile benim yerime birisinin ölmesini hiç istemem. Galiba onlarla yüzleşeceğim. Ölecek bile olsam kanıt olarak Kardelen'in sesini kaydetmek istiyorum. İşte o zaman ölüm sırası bitmiş olacak.
- Aferin evlat cesur birisi olduğunu biliyordum. Kardelen'e
karşı öyle bir oyun yap ki onunla ilgilendiğini sansın . O
zaman ses kaydı alırsın ama bu kolay olmayacak.
- Biliyorum Kayra hiç kolay olmayacak ama bu ölüm sırası bitsin istiyorum anlıyor musun? Gerekirse ölsem bile o kanıtı alacağım.
-Bir kaç günlüğüne Kayra ile birlikteydim. İlk başta
yaptıklarına karşı çok öfkeliydim. Fakat onu dinledikçe olan bitenin Kardelen'in anlattığı gibi olmadığıydı. Kardelen her
şeyin farkında olmasına rağmen bilmiyormuş gibi
davranıyordu. Halbuki benim Kayra olmadığımı bile
farkındaydı. Akıl hastanesini baba kız kalabilecekleri yuva haline getirmişler resmen.
Çünkü hapishanede olsalardı bu kadar rahat olamayacaklardı. Bugün altıncı gündü şaka maka Giresun'a geleli bir ayı geçmişti. Ve bu ayda öğrendiklerimin
karşısında şok olmuştum. Ortada kaybolan kurbanlar ve onları kaybeden oyun yapan hasta katiller vardı. Birde benim gibi ölüm sırası bekleyen garibanlar vardı. Ama ben bu korkuyla yaşamaktansa Kardelen'in yamacına kadar gidip onunla yüzleşmeye karar verdim. Çünkü korkmak en büyük zafiyetti benim için.
-Aradan geçen bir kaç günün sonunda kendimi hastanenin
önünde buldum. Hastanede ki sessizlik beni korkutuyordu.
Sanki hiç kimse yokmuş gibi bir havası vardı buranın. Etrafta
ne çalışan görevlilerin paspas sesleri vardı nede hastalardan
ses geliyordu. Şuanda koca bir sessizliğin içerisinde
kaybolmuş gibi hissediyordum. Merdivenleri çıkıp 302 numaralı odanın önünde durdum. Stresten patlayacak olan kalbimi sakinleştirip kapının kulpuna dokunmuştum. Odaya
girdiğimde hastanede ki sessizlik burada da vardı.
Odaya girmiştim fakat Kardelen'in kendisi burada yoktu.
İlk olarak banyoya ardından lavaboya baktım ama Kardelen hiçbir yerde yoktu. Kapının gıcırdama sesinin verdiği korkuyla arkama döndüm. Gözlerim korkudan kocaman olmuştu. Çünkü karşımda Kardelen vardı. Elinde ki bıçağını beyaz elbisesine sürüyordu. Korkudan bembeyaz olmuştum. Çünkü beyaz elbise kanlar içerisindeydi.
- Kardelen elbiseni kim kirletti?
- Şşs sessiz ol Kayra? Elbisemin beyaz rengi hiç hoşuma gitmiyordu bende kırmızı olsun istedim. Sana nasıl kırmızı rengine boyadığımı göstereyim mi?
Elinin avucunu bıçakla kesmiş ve kanı elbisesine sürmüştü.
Üzerime doğru gelince kendimi koridora attım. Canımı korumak için koşmaya başladım. Ben koştukça Kardelen elindeki bıçağı üzerine silip benim peşimden gelmeye başladı. Hem de koşmuyordu bile.
- Yardım edin kimse yok mu!
Biri beni kurtarsın sesimi duyan yok mu?
Ben yardım çığlığı atarken Kardelen benimle konuşmaya başladı.
- Hey Kayra koşmana ne gerek var hiç canın acımayacak ki ?
- Kardelen'in masum yüzüne inanıp buraya geldiğim güne lanet okuyordum. Kendimi hastaların odasında buldum.
Hızlıca kapıyı kilitleyip arkama döndüğümde gördüklerim karşısında altıma kaçırdım. O buradaydı benimle aynı odada hem de az önce kapıyı kilitlemiştim.
- Selam evlat seni uyarmıştım değil mi? Ölüm sırası sana gelecek demiştim. Ama sen benim sözümü gale bile almadın.
Ah zavallı şimdi ne yapacaksın kapıyı kilitledin? Kendi ölümünü kendin ayarladın desene?
Kayra sen, senin burada ne işin var?
- Ölüm sıran sende Kaan seni öldürmek için
buradayım.
-Benden ne istiyorsunuz ben size ne yaptım? Nereye gittihastalar yoksa onları öldürdünüz mü?
- Haaaahaaaa çok mu merak ediyorsun onların nerede
olduğunu. Gel buraya buradan bakabilirsin.
Resmen iki delinin eseri olmuştum birisinden kaçarken diğerine yakalanmıştım. Kayra 'nın anlattıklarıda tuzaktı. Ve ikisi de birbirinden acımasızdı. Koskoca hastanede kimse beni duymuyordu. Kayra’nın izlemekten keyif aldığı bir film vardı ve bu filmin adı Akıl Hastanesinde katliamdı.
Her odayı çeken kameralar vardı ve Kayra o kameralara yansıyan görüntüyü bilgisayardan izliyordu hem de benimde izlememi istiyordu. Kardelen'i gördüğüm o an kanım çekildi çünkü Kardelen hastanede ki tüm hastaları öldürmüştü ve Kayra baştan sarıp tekrardan izliyordu. Adamların birisinin boğazını kesmişti. Kadını yastıkla boğarak öldürmüştü. Genç kızın karnını bıçaklamaktan bağırsakları dışarıya çıkmıştı. Artık izleyemiyordum o sahneleri izlediğim o acımasız ölümlere katlanamayıp kusmaya başladım. Ben kusarken arkamdan sırtıma dayanan bıçağın hissiyatıyla titreyerek arkama döndüm. Kardelen elinde ki bıçağı boynuma dayayıp konuşmaya başladı.
- Sürprizimi beğendin mi Kaan ölüm günün kutlu olsun!
- Kes sesini sen benimle oynadın sadece sende değil Kayra da mutluluktan havalara uçtunuz değil mi? Sırf kendi numaralarına benim kanmamı istedin diye beni kullandın. Sen cidden manyaksın kızım senin idam edilmen gerekirdi. Sadece sen değil Kayra’da.
- Baya cesur birisin evlat kızımı kızdırma istersen?
- Sende sus be artık kızarsa kızsın. Hem benim muhatabım sen değilsin bir kere ben sadece Kardelen'le konuşacağım.
- Bana bak Kardelen beni öldürmen umurumda değil zaten bugün ölmesem yarın öleceğim. Seni iyileştirmemi istemiştin hatırlıyor musun? Bende seni iyileştirmenin yollarını bulmuştum ama düşündüm de sen ruh hastasısın hastalığının adı Şizofreni hastalığı. Ve sen asla iyileşemezsin. Bana sürekli Kayra dedin ama benim Kaan olduğumu biliyordun.
Şayet bende karşımda ki kızı hasta sanıyordum. Bu yüzden senin Kayra demene izin verdim. . Senin bana anlattığın her şey yalandı. Benimle oynamak hoşuna gitti değil mi? Tamam iyi oyuncusun alkışlıyorum seni.
- Sende fazla safsın seni elde etmek ve kendime inandırmak çok kolay oldu. En çokta neye gülüyorum biliyor musun?
Hadi bana inandın babama nasıl inanabildin? Cidden çok safsın.
-Bende çok güldüm bu kadar saf olmasına bir kaç yerde bana
inanmaz sandım ama hemen inandı aptal.
Baba Kaan’ın en büyük hatası sorgulama eksikliğinin olması.
Ne beni nede seni hiç sorgulamadı hemen kabullenmeye meyillisin. Bizim elimizden ölmemiş olsaydın bile senin bu saflıkla yaşamaya ihtimalin yok..
- Görüyor musun Kaan bana inanman ve beni
sorgulamamanın cezası ancak Ölümdür.
-Burada kimse kalmadığına göre artık gidebiliriz.
- Gidebiliriz derken nereye gidiyoruz?
- Sen değil Kaan biz gidiyoruz.
- Ben böyle şansıma tüküreyim Kardelen beni öldürmeye kafayı takmış. Kimse de beni kurtaramaz. Herkes gibi bende öleceğim.
Şok oldun değil mi? Ne benden ne de Kayra’dan
beklemiyordun. Ama ne sanıyordun Kaan sana boş yere Kayra mı dediğimi düşündün? Halbuki ilk yemi orada attım ve seni duygusal travmam ve Kayra adıyla bana inanmanı sağladım. Sonra ne mi oldu? Bana o kadar acıdın ki babamı bulmak istedin ama fark ettiysen ilk babam seni aradı ve mesaj çekti.
Sonra onunla buluştun bana inandığın gibi babamada inandın. Sonra dönüp dolaşıp buraya geri geldin. Halbuki ben ve babam senin ölüm yerini çoktan belirlemiştik. Sen bir Psikiyatrist’sin. ve senin ölüm yerin akıl hastanesi olmalı diye
düşündük.
Ölüm mekanını sevdin mi Kaan?
Artık çok geçti geldiğim ilk günden beri oltaya yem olarak dahil edilmiştim. Kime gitsem yalanlarla, duygusal travmalarla beni etkilemişti. Bu benim hatamdı ve hatamın bedelini çekiyordum. Fakat kafamı kurcalayan sorular vardı. Ölecek olsam bile soru işaretlerle ölemezdim.
- Tebrik ediyorum sizi gerçekten profesyonel oyunculuğunuz var. Fakat bazı sorularıma cevap verin ki öyle öleyim.
- Kayra bana gösterdiğin fotoğraf gerçekte kimindi.?
- Pencereden aşağıya attığımı mı soruyorsun? O burada çalışan görevliydi. Yani yan karakterdi sonuçta seni oyuna
inandırmamız gerekiyordu.
- Peki yanında ki adam kim senin neyin oluyor?
-O mu o benim aslan babam Kayra Alparslan şayet soy adıma baksaydın öz babam olduğunu anlardın. Benim adım Kardelen Alparslan çünkü."
Hayır yalan soy ismi Çağlayan'dı. Hala yalan söylüyordu gözümün içine baka baka. Ve gülümsüyordu. Gülümsemesinin altında tehlike seziyordum.
- Gerçekten hiç biri gerçek değil miydi Kardelen?
