22. bölüm · SİYAH MASKE
Kendine Güven
Her şeyi sorgulamak gerekirse inat etmek gerekiyor. Eğer bir işe başladıysanız sonuna kadar devam edin. Kimin ne dediği kimin umuru da ?!
Sınavlar bitmişti ve benim en sevdiğim zaman geldi. Sınav sonrası etkinlik, eğlence ve rahatlama.
Sanat bölümünde olduğum için süslemeler, pankartler, gösteriler için organizeler bizim görevimizdi.
Çok heyecanlıydım. Çizimlerim, gerçek olacaktı. Tüm okulda bir enerji patlaması.
Yeni aldığım eksiz defterine beş tane taslak çizip tenefüste bölümüme götürdüm.
Bir süre baktılar, konuştular. Defteri bana geri uzattılar.
" üzgünüm Rikai, bu fazla renkli ve süslü. Başkan olarak kabul etmiyorum " dedi kız
Defteri aldım. Göğüsüme bastırdım. İnsanların zevkleri bir olmayabilir bir daha denerim
" tamam, pekii. Biraz daha çizip getireceğim " dedim
Sınıftan çıkarken diğerlerin çizimlerini gördüm. Eskilerden kalma; aynı çizimler,renkler, fikirler
" yaratıcılık bu mu?" Diye düşündüm.
Derslerde, tenefüste, günlerce çizdim. Bir tanesini bile istemediler. Bahaneleri hep aynıydı. Her seferinde hevesim ve güvenim kırılıyordu.
Cuma olmuştu bile ve biz hala bir şey yapamadık. Defterim bitti ama fikirlerim bitmedi. Her gün aklıma bir sürü şey geliyordu.
Cuma, öğleden sonra bir red daha yedikten sonra sınıfa geçtim. Kafamı masaya koydum. Sınıfımızın süslemeleri bitmek üzereydi. Tek eksik olan sanat bölümünün getirecekleriydi.
" Rikai , kafanı kaldır!" Diye bağırdı Maria
Dediğini yapıp ona baktım. Yorgundum ve pes etmiştim bu gözlerimden anlaşılabiliyordu.
" Rikai, yeter artık. Daha kaç kez böyle olacak? " diye sordu Niri.
" bilmiyorum Niri. Ama şunlara bakın ve dürüstçe söyleyin. " diyip onlara uzattım.
Hepsi incelediler. Her sayfanın her yerini çok sevdiler. Ayrıca sinirlendiler.
" Rikai, biraz sesin çıksın!" Diye bağırdı Marco
Ona döndüm. Haklıydı ama..
" Gidip açık, net ve sert konuş " diye ekledi Sam
Defterimi orada bıraktım ve sessizce dışarı çıktım. Ağacın altına oturdum, kulaklığı takıp çizmeye başladım. Son kez.
Kaida nın anlatımıyla
İşlerim sonunda bitmişti. Alt sınıfların yaptıklarını görmek için odadan çıktım.
Herkes çok sıkı çalışmıştı. Sınıflar birbirinden yaratıcıydı. Tüm öğrencilere sınıflarına ziyarete geleceğime söz verdikten sonra o belalı sınıfa geldim.
11 / A nın kapısının önünde durdum. Bir nefes alıp verdikten sonra kapıyı açtım.
Marco, dolalpların üstüne çıkmış tavana bir şeyler asıyordu. Maria, her yeri düzenliyor, diğerlerine yapılacakları söylüyordu.
Ivan ve Isaac yardım ediyor, Sam ağır eşyaları kaldırıyordu.
" Kaida gelmiş !" Diye bağırdı Marco
" hoş geldiniz ! " diye bağırdı herkes
" merhaba, merhaba. Siz daha bitirmediniz mi? Çok geridesiniz " dedim etrafa bakarken.
" az kaldı, Kaida. Bugün biter " dedi Niri
Niri, çok sakin, zeki ve iyi bir kızdı. Gülümseyip kafamı tamam anlamında salladım.
Ama, biri eksikti.
Yandan bir bağırma sesi geldi. Refleks olarak dönüp düşen kolileri birini tuttup.
Kolileri yere bıraktım. Akari bana bakıyordu.
" senin üst sınıflarda ne işin var ?" Dedim.
" bizim sınıfın işi bitince Haku ile yardıma geldik. Sonra bu salak Clıck bana kolileri verdi yukarı koyim diye. Üstüme düşücekken işte, geldin " dedi
Bu kadar uzun bir açıklama istemiyordum. Ama aklıma geldi. Burada olamayan kişi, Rikai
Sınıftan çıktım. Çok uzaklaşmadan Isaac seslendi
" Kaida, 1 dk bekler misin?"
Ona döndüm. Elinde bir defter vardı. Bana uzattı
" bu Rikai nin. Sanat bölümü için yaptığı çalışmalar, kabul edilmemiş." Dedi
Defteri inceledim. Rikai nin tarzı. Kesin çizgiler, güçlü renkler ve hikayesi olan tasarımlar.
Bunları neden bana önceden getirmedi? Oradan sorumlu olan benim ve kabul ederdim.
" tamam, söylediğin iyi oldu. Gerisini ben hallederim " diyip ayrıldık.
Hemen sanat bölümüne gittim. Beni gördüklerinde şaşırdılar. Ortada beyaz bir örtüye kırmızıyla yazılan bir kutlama yazısı vardı.
" sanat bölümü, ne ile uğraşıyor ?" Dedim.
Kız hemen kalktı. Pankartları gösterdi. Eski, demode, 85 lerden kalma, yaratıcılık sıfırdı.
" eski temalardan ilerliyor-" derken sözünü kesmek içim elimi kaldırdım.
" fazlasıyla görüyorum " diyip çıktım.
Onu nerde bulacağımı biliyordum. Her zaman aynı yerde oturuyordu ve yine ordaydı.
Elinde ince bir defter, kulaklık kulağında büyük ihtimalle son ses, ayağı ile ritim tutuyor ve hızlıca çiziyordu.
Yanına yaklaştım, beni fark etmedi. Kulaklığını kulağından çıkardım. Bana ters ters baktı.
" bunları neden bıraktın? " diyip defteri gösterdim.
" boş verin " diyip önüne döndü.
Yanına oturdum. Sayfaları inceledim.
" değersiz değiller çünkü " diye cevap verdim.
Rikai nin anlatımıyla
'Değersiz değilleri ' sözü aklımda bir süre gezdi. Çünkü, resim diğer insanlara göre gereksiz, boş iş ve değersizdi.
Şimdi ise Kaida, tanımadım biri değersiz değil diyor.
" çizdiklerimi sevmediler , anlamadılar. " diyip nefes alıp verdim.
Defteri kapatım kucağıma attı.
" sen, onlar anlasın diye çizmedin" dedi.
Dudağımı ısırdım. Haklıydı ama
" çizdiklerin çok cesur ve renkli. Kurallara uymuyor. Bu yüzden iyiler" dedi
Ona baktım. Ciddiydi. Ayrıca çizimleri öven nadir kişilerdendi.
Kaida hafifçe gülümsedi. Ardından kalktı.
" Birileri sevmediği için sanatı bırakmazsın ki; birileri rahatsız olduğu için o fırçayı daha sert vurursun. " Diye ekledi.
Defterimi yine göğüsüme bastırdım. Ama bu sefer, cesurca, mutlulukta ve hevesle
" ama yine istemezlerse " dedim. Cesaretimi toplamıştım ama yine sordum
" ben istiyorum. Ayrıca arkadaşların. Özellikle de Isaac. " dedi
Isaac ? Neden bilmiyorum ama arkamda birilerin olması beni rahatlattı.
" haftasonu okul açık, her yerde hala malzeme var. İstediğini yap. Asla geri çekilme,Rikai. Devam et " diyerek gitti.
Resimlerime baktım. Ama bu sefer onlara bakarken çekinmedim. Gülümesiyip kalktım.
Çünkü bu sefer, benim sanatım konuşulacak
