5. bölüm / 5
SİYAH ATEŞBÖLÜM 4: SÖZ
Bölümler 5Şu an: BÖLÜM 4: SÖZ
Gece düşünmekten uyuyamamıştım. Aklımda tek bir düşünce vardı.Leyla Yalçın nasıl olur da elimizdeyken Ejder'e telefon açıp gelemeyeceğini söylemişti.
Toplantıya geçtiğimiz de komutanımız olan Baran Yüzbaşı konuşmaya başladı. "Evet arkadaşlar dün uyguladığımız plan işe yaramadı. Ama asıl mesele bu değil. Baloya nasıl sızdığımızı nasıl anladıklarını hala bilmiyoruz." Sözü ben devraldım. "Ejder dün bana silah çekmeden önce bir kaç şey söyledi." Baran Yüzbaşı önce duraksadı ve"Evet Asena sendeyiz." dedi. "Leyla Yalçın ona telefon açmış ve gelemeyeceğini söylemiş. Sorun şu ki Leyla Yalçın elimizdeyken Ejder'i nasıl aradı ve gelemeyeceğini söyledi?" Sözlerimle masadaki herkes şok olmuştu. Leyla Yalçın gerçekten elimizdeydi ve bu nasıl mümkün olabilirdi. Yamaç sessiz ama duyulucak bir şekilde küfür etmişti. Sonra "Bu nasıl mümkün olabilir?" dedi. Sesi gerçekten meraklı çıkıyordu. Şok olmuştu ve bu her halinden belliydi.
Bir süre daha düşünüp bugün yeni bir göreve çıkmaya karar verdik. Ejder bugüne bir saldırı düzenlemişti. Onu engellemeliydik. Dün, bugün ki saldırıyı engelleyememiştik ama bugün bunu başarmalıydık. Toplantı bitiminde Baran komutanı yakaladım ve ona "Komutanım biraz konuşabilir miyiz?" dedim. Kolumu sıvazladı "Görevden sonra konuşalım Asena" dedi. Gülümsemeyle karşılık verdim ve "Teşekkür ederim komutanım" dedim.
Beni her ne olursa olsun görev sonrasında dinleyeceğini biliyordum.
Helikopter bizi alana bıraktığında aklımda yüzlerce şey dönüyordu. Ya ekipten birine bir şey olursa diye düşündüm. İçimde kötü bir his vardı. "Asena?" Başımı kaldırdım. Karşımda ki İklim' di. "Efendim" sesim soğuk ve mesafeliydi, onu çok seviyordum ancak bu düşünceler sayesinde samimi olacak havamda değildim. "İyi misin?" "İyiyim" dedim ve yürümeye devam ettim.
Onları kardeşten öteye koymuştum. Ve onlar benim en zayıf noktamdı. Onlara gelecek en ufak zarar benim canımdan can götürecekti. Sessizliği bozan Emir oldu. Timde ki en küçük üyeydi. Herkes ona koruma içgüdüsüyle yaklaşıyordu. "Komutanım" Baran komutan ve timde ki herkes bir anda Emir'e döndü. "Efendim Emir" Baran komutanın sesi tuhaf geliyordu. Sanki onun da içinde kötü bir his vardı. Ve bu sesine yansımıştı. "Siz çayı niye 2 şekerle içiyorsunuz komutanım." yine gergin ortamı dağıtmak için saçmalamaya başlamıştı. "Sana mı soracaktım?" Baran komutanın sesi bu sefer alaycı geliyordu. Gülerek söylemişti. Emir yanımızda olmadığı için Baran komutanı ciddiye almıştı. Sesi normalden çok telaşlı gibiydi. "Yok komutanım meraktan sordum. Yoksa benim ne haddime." dedi.
Onlar kulaklıktan konuşurken bense düşünceler arasında kaybolmuştum.O esnada Ejder'in ormanlık alandaki,Türkiye sınırları dışında bulunan ve saklanmak için yaptırdığı evine yaklaştığımızı fark ettim.
Burayı aylar süren araştırmanın sonunda bulmuştuk. Evet aylardır emek verdiğimiz plan anlayamadığımız şekilde bozulmuştu.
Evin çok yakınındaydık ve tim yerlerini almıştı. Ön kapıda 8 arka kapıda 8 ve evin iki yanında birer kişi duruyordu. Ev ormanlık bir alandaydı. Yani saklanacak bol bol alanımız vardı.
Alparslan " Bu salak Ejder kendini güvenceye aldığını sanıyor galiba." dedi ve güldü.
Yani herkese 2 kişi düşüyordu. Baran komutanın kulaklıktan verdiği atış emriyle ilk onun atış yapmasını bekledik.
Ve ilk kişiyi tam alnının ortasından vurmuştu.
Bizde ardından hız kesmeden ateş etmeye başladık. Attığım mermi evin yanında bulunan itin kalbine denk geldi.
Diğer atışım ise kapının arkasına saklanmış iti buldu. Arada kafasını çıkarıyor ateş etmeye çalışıyordu. Bu sefer boynundan vurmuştum. İsteğim alnından vurmaktı ancak denk gelmemişti.
Sonraki hedefim bir taşın arkasına saklanan teröristti. Kafasının üst kısmı çok az gözüküyordu ancak eğer atış yaparsam sıyırıp geçme olasılığı çok yüksekti. Mermimi boşa harcayamazdım. Etrafıma bakındım, vuracak hedef aradım ancak bulamadım. Çünkü tim yapacağını yapmış hepsini gebertmişti. Sadece taşın arkasında ki kalmıştı. O da çok geçmeden elleri havada teslim olmayı seçti.
Ejder'in içeride ne yaptığını inanılmaz merak ediyordum. Kaçacak deliği yoktu.
Ya da biz öyle sanıyorduk.
Temkinli bir şekilde içeriye doğru yürümeye başladık. Eve girdiğimizde evi incelemeye başladım. Karanlık renklerle boyanmış duvarlar ve anlamsız tablolar dikkatimi çekti. İlk koridoru aştığımızda her şey yolunda gibiydi. Ev inanılmaz büyüktü. Ve önümüzde duvar vardı. İki yana açılan koridoru görünce dağılma kararı aldık. Baran yüzbaşı, ben, İklim ve Emir birlikte, Halil abi, Alparslan, Oğuz ve Doğukan birlikteydi. Dışarıda ise keskin nişancımız olan Yamaç vardı. Saklanmıştı ve bizi koruyacaktı.
İki yana ayrıldık ve odalara tek tek bakmaya başladık. Ejder' in ana odasına ulaştığımızda odayı daha detaylı incelemeye koyulduk. İklim fark ettiği detayla ihtimal vermediğimiz şeyin olduğunu bize kanıtladı."Komutanım" Baran komutan ona döndü ve "Efendim İklim" dedi. "Komutanım bir tünel var burada." Oda da gizli bir tünel vardı. Ve Ejder ortalıkta yoktu. Anlaşılan bize bilgi veren istihbaratçımız hain çıkmıştı. Evet burada bir istihbaratçımız vardı ve kısa sürede Ejder'e yakınlaşmıştı. Tünel olduğunu biliyordu ancak bize söylememişti.
O hainin icabına daha sonra bakacaktık ama şuan kaçmamız lazımdı. Çünkü tünelin girişinden adım sesleri geliyordu. Tuzağa düşmüştük. Hemen telsizden diğerlerine seslendik. "Plan iptal. Tuzağa düşürüldük. Herkes kaçsın" diye bağırdı Baran komutan.
Adım sesleri çok yaklaşmıştı. Baran komutan "Asena timi al ve git ben sonra geleceğim." dedi. Onu burada bırakmak istemiyordum. Kesin bir dille "Hayır komutanım sizi bırakamam" dedim. Emrine karşı gelmiştim. Bu sefer dişlerini sıkarak " Bu bir emirdir Asena. Zorundasın. Söz veriyorum arkanızdan geleceğim" dedi. Sinirli gibiydi ama siniri bana değildi. Niye sinirliydi bilmiyordum ama şimdi onu dinlemek zorundaydım. O odadan ayrıldım ve timle birlikte dışarı çıktık. Ve o anda bomba sesi duydum. Kulaklarım çınlıyordu. Yere çöktük çünkü kuvvetli bir patlamaydı. Baran komutan hala çıkmamıştı. Onun için endişeleniyordum ama söz vermişti. Arkamızdan gelecekti. O daima sözünü tutardı.
Bir süre daha bekledik. Ama Baran komutan çıkmamıştı. Bende acele bir karar verip timi bırakıp eve daldım. Hepsi arkamdan bağırıyordu. Bu teklikeliydi ama Baran komutanı merak ediyordum. Alparslan koşarak önüme geçti. Benden hızlı koşuyordu. Bu yüzden bana yetişmişti.
"Komutanım ne yapıyorsunuz?" "Bırak beni Alparslan bu bir emirdir." dedim sesim haddinden fazla yüksek ve sinirli çıkmıştı. "Bırakamam komutanım" dediğinde bacağına attığım tek bir tekmeyle onu yere, dizlerinin üstüne düşürmüştüm. Daha hızlı koşup o odayı bulmaya çalıştım. Her yer dumanla kaplıydı ve önümü göremiyordum. Her yer enkazdı. Taşların üzerinden yürümeye çalıştığımda ev tanınmayacak haldeydi.
Ve ben odayı bulamadım. Oradan çıkmak zorunda kaldım.
Çünkü dumandan zehirlenme ihtimalim vardı. Ve alevler yükselmeye başladı.
Telsizden defalarca Baran komutana seslendim ama hayır, yoktu. Çıkmamıştı.
Bölüm etkileşimi
