5. bölüm / 10
Sıfırıncı KışSahne 5- Kapsüldeki Adam
Bölümler 10Şu an: Sahne 5- Kapsüldeki Adam
- 1 SAHNE 1 — DOĞUM GÜNÜ1.114 kelime
- 2 Sahne 2 — Merkez İstasyonu591 kelime
- 3 Sahne 3 — Ölü adamın emri628 kelime
- 4 Sahne 4- Duvarın Ötesi430 kelime
- 5 Sahne 5- Kapsüldeki Adam600 kelime · Okuduğun bölüm
- 6 Sahne 1 — Ölümden sonraki sabah313 kelime
- 7 Sahne 2 — Özgür Bölge406 kelime
- 8 Sahne 3 — Ölülerin listesi377 kelime
- 9 Sahne 4 — Altı denemenin sırrı504 kelime
- 10 Sahne 5 — Kıyametin nedeni696 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Rebecca, Mara ile Ethan'ı ormandaki sığınağa götürmeyi kabul etti. Ama Ethan'ın silahını aldı ve onu gözünün önünden ayırmayacağını açıkça söyledi. Sığınak, eski bir Amerikan araştırma merkezinin kalıntıları üzerine kurulmuştu. İçeride yaklaşık otuz kişi yaşıyordu. Çoğu gençti. Bazıları Bellwether'dan kaçmış, bazıları ise dışarıda doğmuştu. Mara, burada ilk kez kendisi gibi gençlerin korkmadan konuştuğunu gördü. Kimse duvarların içindeki yönetimden izin istemiyordu. Kimse konuşurken tavana bakmıyordu. Yine de herkesin yüzünde aynı şey vardı.
Güvensizlik..
Rebecca onları eski bir kontrol odasına götürdü. Masanın üzerindeki bilgisayarı açtı ve bir dosya yükledi.
"Üç yıl önce," diye başladı,
"Bellwether'da bir olay yaşandı. Şehrin bütün güvenlik sistemleri aynı anda çöktü. Kapılar açıldı. Hava filtreleri durdu. Binlerce insan birkaç saat içinde öldü.”
Mara ekrana baktı.
"Benim yüzümden mi?"
Rebecca ona cevap vermedi. Ekranda bir görüntü açıldı. Bir araştırma laboratuvarı görünüyordu. İnsanlar koridorlarda koşuyor, alarm ışıkları yanıp sönüyordu. Ardından görüntüde genç bir kadın belirdi.
Mara..
Üzerinde beyaz bir laboratuvar kıyafeti vardı. Saçları kısaydı. Elinde bir dosya tutuyordu. Kameraya yaklaşıp konuştu.
"Protokolü durdurmalıyız. Onlar insanları geri getirmiyor. İnsanların yerini alıyorlar."
Görüntü bozuldu. Mara ekrana yaklaştı.
"Bu ne demek?"
Rebecca başka bir dosya açtı.
"Bellwether'da insanlar yalnızca kaybolmuyor. Bazıları geri dönüyor. Ama dönen kişiler, kaybolan kişilerle aynı olmuyor."
Mara'nın midesi bulandı.
"Nasıl yani?"
Rebecca masanın üzerindeki fotoğrafları ona uzattı. Bir aile fotoğrafında anne, baba ve küçük bir çocuk vardı. İkinci fotoğrafta aynı aile görülüyordu. Ancak babanın yüzü değişmişti. Üçüncü fotoğrafta çocuk yoktu. Dördüncü fotoğrafta anne de yoktu.
"İnsanların anıları değiştiriliyor," dedi Rebecca.
"Bazı insanlar başkalarının anılarını taşıyor. Bazıları kendi geçmişini hatırlamıyor. Bazılarıysa hiç yaşamamış oldukları şeyleri hatırlıyor."
Mara'nın aklına kendi rüyaları geldi.
Okyanus.. Beyaz koridor…Ağlayan bebek..
"Ben de mi..."
Rebecca cevap vermeden kapı açıldı. İçeri bir genç kız girdi. Yaklaşık on dokuz yaşındaydı. Siyah saçlarını ensesinde toplamış, koyu renk bir mont giymişti. Gözleri doğrudan Mara'ya çevrildi.
"Mara Ellis?"
Mara ayağa kalktı.
"Evet."
Kızın gözlerinde tuhaf bir ifade vardı.
"Seni görmek istiyor."
"Kim?"
Kız birkaç saniye sustu. Sonra cevap verdi.
"Ağabeyin."
Mara'nın kalbi duracak gibi oldu.
"Noah?"
Kız başını salladı.
"Evet."
Mara hemen kapıya yöneldi. Ethan arkasından geldi ama Rebecca önünü kesti.
"Ethan burada kalacak."
Mara ona döndü.
"Hayır."
"Onun bir Avcı olduğunu biliyorsun."
"Benimle geliyor."
Rebecca'nın yüzü sertleşti.
"Mara, bu dünyada güvenebileceğin tek kişi olduğunu düşündüğün insanlar seni en çok incitenler olabilir."
Mara, Ethan'a baktı.
"Evet. Bunu öğrenmeye başladım."
Yine de onun elini tuttu. İkisi, kızın peşinden uzun bir koridora girdiler. Koridorun sonunda metal bir kapı vardı. Kapının üzerinde eski bir Amerikan hükümet mührü bulunuyordu.Kız şifreyi girdi. Kapı açıldı. İçeride onlarca cam kapsül sıralanmıştı. Her kapsülün içinde bir insan yatıyordu. Bazıları genç, bazıları yaşlıydı. Kablolar tavandan sarkıyor, makineler sessizce çalışıyordu. Mara yavaşça ilerledi. En son kapsülün önünde durdu. İçindeki adamın yüzünü gördüğünde nefesi kesildi.
Bu Noah’tı..
Saçları kısaydı. Yüzünde yara yoktu. Üç yıl önce kaybolduğu günkü gibi görünüyordu. Mara camın üzerine elini koydu.
"Noah..."
Adamın gözleri açıldı.
Mara'nın gözleri doldu..Ağabeyi ona baktı ve dudakları kıpırdadı. Bu kez sesini duyabiliyordu.
"Geç kaldın."
Mara ağlamaya başladı.
"Ne oldu sana?"
Noah'ın yüzü birden değişti. Gözlerindeki sıcaklık kayboldu. Yerine soğuk, yabancı bir ifade geldi.
"Onu yanında getirmemeliydin."
Mara arkasına döndü. Ethan'ın elinde silah vardı ama silah Noah'a doğrultulmamıştı.
Mara'ya doğrultulmuştu..
"Ethan?"
Ethan'ın yüzü paramparçaydı. Gözleri dolmuştu ama eli titremiyordu.
"Özür dilerim."
Mara geriye çekildi.
"Hayır..."
Noah kapsülün içinden konuştu.
"Yapman gerekeni yap, Ethan."
Ethan silahını kaldırdı. Mara'nın bileğindeki bant birden yandı:
DENEK 0817 — ALTINCI DÖNGÜ TAMAMLANDI.
YEDİNCİ DÖNGÜ BAŞLATILIYOR.
Mara'nın başına keskin bir ağrı saplandı. Görüntüler zihnine doldu.
Kendisi.
Ethan.
Noah.
Aynı oda.
Aynı silah.
Aynı gözyaşları.
Ve her seferinde kendisini vuran Ethan..
Mara dizlerinin üzerine çöktü.
"Sen..."
Ethan'ın yüzünden bir damla yaş süzüldü.
"Bu kez farklı olacak."
Silah patladı.
Karanlık çöktü…
BÖLÜM 1 SONU.
Bölüm etkileşimi
