11. bölüm · Shiroi Tsuki no Ken
5. CİLT: KURONOMI’NİN UYANIŞI VE İBLİS ORDUSU
BÖLÜM 10: KAPIDAKİ KIYAMET VE İBLİS KRAL
Ancak bu büyük zafer ve uyanış anının tadını çıkarmaya vakitleri kalmadı.
Tam o sırada, karargahı çevreleyen kadim ormanın derinliklerinden gelen, toprağı sarsan uğursuz ayak sesleri yükseldi. Öyle devasa bir yürüyüştü ki bu, gökyüzündeki kuşlar feryat ederek kaçışmış, tüm orman ölümcül bir sessizliğe gömülmüştü. Karargahın içindeki tüm kaptanlar, havaya yayılan o devasa, zehirli ruhsal enerjiyi hissederek saniyeler içinde bahçede, Ryousuke ve Yamato’nun etrafında toplandılar.
Ormanın sınırından dışarı süzülen manzara, sadece bir baskın değil, bu dünyanın gördüğü en büyük felaketlerden biriydi.
Ağaçların arasından fırlayan, gözleri kan bürümüş, pençelerinden salyalar akan bin kişiden fazla iblis ordusu karargahın önündeki ovayı bir kara bulut gibi kaplamıştı. Ve bu vahşi ordunun en önünde; gökyüzünü kapatan, 2.5 metrelik devasa cüssesiyle, etrafına saf ölüm ve yıkım saçan o korkunç figür duruyordu: İblis Kral.
Onun hemen sağında ve solunda ise tanıdık iki gölge belirdi: Ryuuzaki Ryu ve Arakawa Ashura. İhanet, bu karanlık orduyla birleştiğinde artık bu savaşın rengi tamamen değişmiş, basit bir intikam davasından çıkıp insanlığın varoluş savaşına dönmüştü.
"Demek bizi burada buldunuz," dedi Ryousuke, sesindeki o sakinlik yerini dondurucu bir fırtınaya bırakırken.
Kaptanların hepsi, saniyeler içinde aynı anda kılıçlarını kınından çekti. On bir tümen kaptanının farklı renklerdeki ruhsal gücü, karargahın bahçesini bir gökkuşağı gibi ama ölümcül bir parlaklıkla aydınlattı. Çeliklerin aynı anda çıkardığı o savaş çığlığı, yaklaşan kıyametin habercisiydi.
Sessiz geçen üç günün ardından, karargahın önündeki bu yeşil bahçe, birazdan tarihin en kanlı, en acımasız ve en destansı savaşlarından birine sahne olacaktı. Yamato, Kurunomi’yi iki eliyle sımsıkı kavradı. Saçındaki o bembeyaz tutam rüzgarda çılgınca dalgalanırken, İblis Kral’ın gözlerinin içine baktı ve içindeki o siyah rüzgarı serbest bıraktı.
Savaş başlıyordu.
