7. bölüm · Shiroi Tsuki no Ken

3. CİLT: GÖLGELERİN VE ÇELİKLERİN BULUŞMASI

Yağız Pekşen

3. CİLT: GÖLGELERİN VE ÇELİKLERİN BULUŞMASI
BÖLÜM 6: PARÇALANAN GÜVEN VE KANLI KAOS
Toplantı salonundaki hava, kaptanların birbirlerini tartan sessiz bakışları ve yaydıkları yoğun ruhsal enerjinin ağırlığıyla adeta katılaşmıştı. Kimse konuşmuyor, herkes bir sonraki hamleyi bekliyordu.
Tam o sırada, salonun tavanından gelen kulakları sağır edici bir patlama sesiyle tüm sessizlik parça pinçik oldu. Çatının ahşap ve kiremit parçaları büyük bir gürültüyle yere saçılırken, havada uçuşan toz dumanının tam ortasına, adeta gökten inen bir ölüm meleği gibi bir gölge indi: Hükümet karşıtı grubun soğukkanlı celladı Shinjiro Toki.
Toki, sanki bu kanlı toplantının resmi bir davetlisiymiş gibi yavaşça doğruldu, üzerindeki tozları silkeledi. Gözlerini yavaşça masanın ucuna çevirdi; doğrudan Ryuuzaki Ryu ve Arakawa Ashura’nın gözlerinin içine baktı. Bu bakış, salondaki tüm komutanların zihnindeki şüphe perdesini yırtıp atan, sessiz ve acımasız bir emirdi. Toki, efendilerini artık karanlıkta gizlenmeyi bırakıp kendi karargahlarına dönmeye çağırıyordu.
Salon bir anda cehennemden fırlamış bir kaos alanına döndü.
Ryuuzaki Ryu, o an saniyelerdir üzerinde taşıdığı o kusursuz, asil maskeyi tek bir hamlede yere fırlattı. Gözlerindeki o soğuk asalet vahşi bir nefretle birleşti ve hiç düşünmeden, elindeki o bembeyaz, ölümcül kılıcıyla en öndeki Ryousuke’ye doğru ölümcül bir hamle yaptı. Ryu’nun amacı Ryousuke’yi tek hamlede yok etmek ve diğer kaptanların dikkatini tamamen dağıtmaktı.
"Ryousuke!" diye bağırdı Yamato, ancak kendi canının derdine düşmesi saniyeler sürdü.
Aynı anda, masanın diğer ucundan fırlayan Arakawa Ashura, gözünü bile kırpmadan doğrudan Yamato’ya doğru atıldı. Yamato, üstüne gelen bu devasa yıkım gücünü fark ettiği an Kurunomi'yi siper ederek kendini savunmaya çalıştı. Ancak Ashura’nın canavarca hızı ve o simsiyah kılıcı Asura-maru’nun arkasındaki yıkıcı, çiğ ruhsal güç karşısında on altı yaşındaki genç kaptan tamamen hazırlıksız yakalanmıştı.
Asura-maru’nun keskin namlusu, Yamato’nun zayıf savunmasını bir kağıt gibi yırtıp geçti. Çeliğin göğsüne saplandığı o an, Yamato’nun ağzından kanla karışık dondurucu bir çığlık döküldü. Göğsünde açılan derin, geniş ve kanlı bir yarayla acı içinde yere yığıldı. Bilinci yavaşça kapanırken gördüğü son şey; Ryu, Ashura ve Toki’nin tavanındaki o delikten gökyüzüne doğru birer gölge gibi sıçrayarak kaçmalarıydı. Saniyeler içinde her şey bitmişti. Salonun ortasında sadece şaşkınlık, acı, yerde can çekişen genç bir kaptan ve havadaki o ağır, sindirilmesi imkansız ihanet kokusu kalmıştı. Kaptanlar, yıllarca omuz omuza savaştıkları dostlarının ihanetine saniyeler içinde tanık olmanın verdiği o derin şokla birbirlerine bakakaldılar.
Ryousuke, yerdeki kan gölünün ortasında yatan Yamato’nun durumuna çok kısa, acı dolu ama kararlı bir bakış attı. Ardından kılıcı Onimaru’yu kınına sokup salondaki şaşkın kaptanlara o sarsılmaz sesiyle haykırdı:
"Derhal gizli karargaha!"
İhanet artık bir şüphe değil, yüzlerine inmiş kanlı bir tokattı. Kaptanlar, içlerindeki o soğuk intikam ateşiyle, yaralı Yamato’yu da yanlarına alarak imparatorluğun en gizli sığınağına doğru fırtına gibi yola koyuldular.