7. bölüm · SHADOWS MONARCH

7. Bölüm: Sessiz Bir Vahiy

Yiğit aslan Çelik

Karargâhın avlusunda binlerce adamın hazırlandığı o gece, Yiğit bir süreliğine herkesten uzaklaştı. Naz'ın kaldığı odaya gitti; kapıyı hafifçe çaldı.
Naz, hâlâ biraz sarsılmış hâlde pencerenin önünde oturuyordu. Yiğit'i görünce ayağa kalktı ama bir şey söylemedi — söz yoktu aralarında, sadece bakışlar.
Yiğit yanına yaklaştı, elini uzatıp Naz'ın yüzünü avuçlarına aldı — ilk kez bu kadar yumuşak, bu kadar korumasız. "Bu gece bir şey olabilir," dedi alçak sesle. "Ben gittikten sonra."
Naz'ın gözleri doldu. "Gitme o zaman. Bırak, biz kaçalım, uzaklaşalım her şeyden."
Yiğit başını hafifçe salladı. "Kaçarsak, seni asla güvende tutamam. Babam nefes aldığı sürece bu böyle devam eder." Bir an durdu, sesi kısıldı. "Ben hayatım boyunca kimseye ihtiyaç duymadım. Soğuk olmayı, sert olmayı öğrendim çünkü zayıflık, bu dünyada ölüm demekti. Ama sen geldin, ve ilk kez... korkmayı öğrendim. Seni kaybetmekten korkuyorum."
Naz'ın gözünden bir damla yaş süzüldü. Elini Yiğit'in göğsüne koydu, kalbinin attığını hissetti. "Ben de korkuyorum. Ama sana inanıyorum. Sen Gölge Hükümdar'sın belki ama benim için hep Yiğit'sin."
Yiğit, alnını Naz'ın alnına dayadı, gözlerini kapadı. Uzun zamandır ilk kez, hiçbir maske olmadan sadece kendisiydi. "Söz veriyorum," dedi, "bu geceden sonra, artık gölgelerin arkasına saklanmayacağım. Ne olursa olsun, yanına döneceğim."
Kapıda Felix'in sesi duyuldu: "Patron, vakit geldi."
Yiğit, Naz'ı son bir kez sıkıca kucakladı, alnından öptü ve hiçbir şey söylemeden odadan çıktı. Naz, pencereden onun karanlığa doğru yürüyüşünü izlerken, kalbi hem gurur hem de dipsiz bir korkuyla doluydu.