SENİ HATIRLADIĞIM GÜN kitap kapağı

10. bölüm / 10

8.BÖLÜM-SİLİNEN İSİM

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 10Şu an: 8.BÖLÜM-SİLİNEN İSİM

Ege arabadan indiğinde Deniz hâlâ olduğu yerde duruyordu.

Elindeki anahtarı avucunun içinde sıkıca tutuyordu.

“Ege? Sen burada ne yapıyorsun?”

Ege önce Deniz'e, sonra iskelenin diğer ucundaki Selim'e baktı.

“Onunla konuşmamız gerekiyor.”

Selim başını iki yana salladı.

“Hayır. Artık çok geç.”

Deniz şaşkınlıkla ikisine baktı.

“Bir dakika! Siz birbirinizi tanıyor musunuz?”

Ege cevap vermedi.

Selim ise Deniz'e yaklaştı.

“Bana verdiğim anahtarı sakla. Ne olursa olsun kaybetme.”

“Bu anahtar neyi açıyor?”

“Eski okulun bodrumundaki dolabı.”

Deniz'in aklına hemen 17 numaralı dolap geldi.

“Ama o dolabı zaten açmıştık.”

Selim başını salladı.

“Ben 17 numaralı dolaptan bahsetmiyorum.”

Birden arabanın farları söndü.

Selim arkasına baktı.

“Gitmeliyiz.”

Ege, Deniz'in koluna hafifçe dokundu.

“Benimle gel.”

Deniz geri çekildi.

“Önce bana her şeyi anlatacaksın.”

Ege'nin gözleri doldu.

“Keşke anlatabilseydim.”

---

Üçü de iskeleden ayrıldı.

Selim başka bir yöne giderken Ege, Deniz'i arabasına götürdü.

Deniz yol boyunca tek kelime etmedi.

Sonunda dayanamadı.

“Sen Selim'i nereden tanıyorsun?”

Ege direksiyona bakarak konuştu.

“Yangından önce okulun arşivinde çalışıyordu. Bize bazı belgeler konusunda yardım ediyordu.”

“Bize derken?”

“Ben, sen ve Demir.”

Deniz başını çevirdi.

“Demir neden bu konuda hiçbir şey söylemedi?”

“Çünkü o gece Demir de bir hata yaptı.”

“Ne hatası?”

Ege sustu.

Deniz artık bu sessizlikten yorulmuştu.

“Biliyor musun Ege? Herkes bana gerçeği parça parça veriyor. Ben de her parçayı birleştirip ne olduğunu anlamaya çalışıyorum. Ama kimse bana güvenmiyor.”

Ege arabayı yol kenarına çekti.

“Ben sana güveniyorum, Deniz.”

“Öyleyse anlat.”

Ege gözlerini kapattı.

“Yangından önce arşivde bir dosya bulmuştuk. Dosyada okulun geçmişiyle ilgili bazı belgeler vardı. Ama dosyanın son sayfasında bir isim vardı.”

“Kim?”

“Bilmiyorum. Çünkü o isim sonradan silinmişti.”

Deniz'in aklına Selim'in verdiği anahtar geldi.

“Peki o ismi bulabilir miyiz?”

Ege başını salladı.

“Belki.”

---

Ertesi sabah Deniz ve Ege eski okul binasına gittiler.

Demir onları arşiv kapısının önünde bekliyordu.

Deniz onu görünce durdu.

“Senin burada ne işin var?”

Demir kaşlarını çattı.

“Ege beni aradı.”

Deniz hemen Ege'ye döndü.

“Bana neden söylemedin?”

Ege omuz silkti.

“Üçümüzün birlikte gitmesi gerekiyordu.”

Demir kapının önündeki kilide baktı.

“Bu anahtar nereden geldi?”

Deniz cebinden anahtarı çıkardı.

“Selim verdi.”

Demir'in yüzü değişti.

“Onu gördün mü?”

“Evet. Ve bana senin her şeyi doğru anlatmadığını söyledi.”

Demir bir süre sessiz kaldı.

Sonra kapıyı işaret etti.

“Önce içeri girelim.”

---

Bodrum katı oldukça soğuktu.

Duvarların üzerinde eski dosya numaraları yazıyordu. Deniz, anahtarın üzerindeki küçük işareti fark etti.

Anahtarın ucunda 04 yazıyordu.

Koridorun sonunda dört numaralı dolabı buldular.

Deniz anahtarı kilide yerleştirdi.

Bir kez çevirdi.

Dolap açıldı.

İçinde eski bir dosya, küçük bir fotoğraf ve üzerinde tarih yazan bir ses kayıt cihazı vardı.

Deniz dosyayı açtı.

İlk sayfada şu yazıyordu:

KARADERE LİSESİ — GİZLİ ARŞİV KAYITLARI

İkinci sayfada üç kişinin imzası vardı.

Deniz Aral.

Demir Yalın.

Ege Sönmez.

Deniz şaşkınlıkla arkadaşlarına baktı.

“Biz bu belgeleri birlikte mi hazırladık?”

Demir başını salladı.

“Evet.”

Deniz sayfaları çevirmeye devam etti.

Son sayfaya geldiğinde bir isimle karşılaştı.

İsim siyah kalemle karalanmıştı.

Altında ise küçük bir not vardı:

“Bu kişinin adı ortaya çıkarsa, yangının gerçek nedeni de ortaya çıkacak.”

Deniz kalemi eline aldı ve karalanmış bölgeyi dikkatlice inceledi.

Kâğıdın altında harflerin izleri hâlâ görünüyordu.

İlk harf…

R.

İkinci harf…

A.

Deniz fısıldadı:

“Ra…”

Demir dosyayı elinden aldı.

“Devam etme.”

Deniz ona döndü.

“Neden?”

Demir'in sesi titredi.

“Çünkü o isim…”

Tam o sırada ses kayıt cihazı kendi kendine çalışmaya başladı.

Önce cızırtı duyuldu.

Ardından üç yıl önceki bir ses konuştu.

Deniz'in kendi sesiydi.

“Eğer bu kaydı dinliyorsanız, demek ki adını buldunuz.”

Kısa bir sessizlik oldu.

Sonra Deniz'in sesi yeniden duyuldu:

“Bunu yapan kişi okulda hâlâ bizimle.”

Kayıt sona erdi.

Üçü de donup kaldı.

Deniz yavaşça Demir'e döndü.

“Ra… kim?”

Demir gözlerini kapattı.

“Rauf Bey.”

Deniz'in aklına okul müdürü geldi.

Rauf Bey…

Her sabah koridorda gördüğü, kendisine her zaman nazik davranan okul müdürü.

“Bunun doğru olduğundan emin misin?”

Demir cevap veremeden telefonuna bir mesaj geldi.

Mesajı okudu ve yüzü bembeyaz oldu.

Deniz telefonu elinden aldı.

Bilinmeyen numaradan gelen mesajda şöyle yazıyordu:

“Müdürün adını bulmanız iyi oldu. Ama asıl soruyu hâlâ sormadınız.”

Altında ikinci bir cümle vardı:

“Deniz, o gece Rauf Bey'i neden korudun?”

Deniz'in elindeki dosya yere düştü.

Bir anlığına kendini üç yıl önceki koridorda gördü.

Rauf Bey karşısındaydı.

Elinde aynı dosya vardı.

Ve Deniz ona şöyle diyordu:

“Kimse Demir'in yaptığını öğrenmemeli.”

Görüntü kayboldu.

Deniz duvara tutundu.

“Demir…”

“Buradayım.”

“Ben o gece Rauf Bey'i korumuşum.”

Demir başını eğdi.

“Evet.”

Deniz'in gözleri doldu.

“Peki seni neden suçlamışım?”

Demir ona baktı.

Bu kez gerçeği saklamadı.

“Çünkü o gece seni kurtarmak için herkesin inanmasını istediğin bir yalan söyledim.”

Deniz'in sesi neredeyse duyulmayacak kadar alçaktı.

“Nasıl bir yalan?”

Demir cevap vermek üzereydi.

Ama kapının dışından bir ses geldi.

“Bence artık bunu burada konuşmamalısınız.”

Üçü de arkasına döndü.

Kapıda Rauf Bey duruyordu.

Elinde eski bir fotoğraf vardı.

Fotoğrafta Deniz, Demir ve Ege'nin yanında dördüncü bir kişi daha bulunuyordu.

Rauf Bey fotoğrafı masaya bıraktı.

“Üç yıldır sakladığınız sırrı öğrenmek istiyorsanız, önce bu kişiyi bulmalısınız.”

Deniz fotoğrafa yaklaştı.

Dördüncü kişinin yüzü karalanmıştı.

Ama fotoğrafın arkasındaki yazı hâlâ okunuyordu:

“Bizi bir araya getiren kişi, bizi ayıran kişi oldu.”

Deniz başını kaldırdı.

“Bu kim?”

Rauf Bey'in cevabı odadaki herkesi susturdu.

“Senin en yakın arkadaşın sandığın kişi.”

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

3okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…