6. bölüm / 8
SENİ HATIRLADIĞIM GÜN4.BÖLÜM-YARIM KALAN KAYIT
Bölümler 8Şu an: 4.BÖLÜM-YARIM KALAN KAYIT
- 1 1.BÖLÜM- İSİMSİZ NOT471 kelime
- 2 17 Ekim — Üç yıl önce...229 kelime
- 3 devamı...259 kelime
- 4 2.BÖLÜM-DEMİR'İN BİLDİKLERİ609 kelime
- 5 3.BÖLÜM-ARKA KAPI649 kelime
- 6 4.BÖLÜM-YARIM KALAN KAYIT945 kelime · Okuduğun bölüm
- 7 5.BÖLÜM-YANLIŞ KİŞİ680 kelime
- 8 6. BÖLÜM- ÜÇ YIL ÖNCE543 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Deniz, gönderilen fotoğrafı gece boyunca defalarca inceledi.
Ege’nin elindeki siyah çanta… Arka kapının yanındaki yabancı… Dosyanın üzerindeki okul mührü…
Her ayrıntı, onu yeni bir soruya götürüyordu.
En çok da Ege’nin yüzü aklından çıkmıyordu. Fotoğraftaki Ege, bugünkü Ege’den farklı görünüyordu. Sanki bir şeyden korkuyor, arkasına bakarak birinden kaçmaya hazırlanıyordu.
Deniz telefonunu eline aldı ve en yakın arkadaşının sohbetini açtı.
Deniz: Sana bir şey soracağım.
Mesaj görüldü.
Ama cevap gelmedi.
Deniz: Yangın gecesi eski okul binasında mıydın?
Bu kez uzun süre hiçbir şey olmadı. Deniz telefonu yatağının üzerine bıraktı. Birkaç dakika sonra ekran aydınlandı.
Ege: Bunu nereden çıkardın?
Deniz’in kalbi hızlandı.
Bu bir inkâr değildi.
Deniz: Yani oradaydın.
Ege yazıyor işareti verdi. Sonra kayboldu. Yeniden belirdi. Yine kayboldu.
En sonunda tek bir cümle gönderdi.
Ege: Yarın konuşalım. Lütfen, Deniz. Şimdi değil.
Deniz telefonu kapattı.
Artık emindi: Ege bir şey biliyordu.
Ama ne?
---
Ertesi sabah Deniz okula gider gitmez Demir’i buldu.
“On yedi numaralı dolabın anahtarını istiyorum.”
Demir ona şaşkınlıkla baktı.
“Ne dolabı?”
Deniz gözlerini kıstı.
“Yalan söyleme. Anahtarın üzerinde on yedi yazıyor. Kütüphanede de on yedi numaralı bir dolap var.”
Demir birkaç saniye sessiz kaldı. Ardından cebinden anahtarı çıkardı.
“Bunu sana vermem doğru mu, bilmiyorum.”
“Karar vermek sana düşmüyor.”
Demir anahtarı Deniz’in avucuna bıraktı.
“İçinden ne çıkarsa çıksın, tek başına hareket etme.”
Deniz anahtarı aldı.
“Bana emir vermeyi bırak.”
Demir hafifçe başını salladı.
“Peki. Ama dikkatli ol.”
Deniz uzaklaşırken Demir’in arkasından söylediği son cümleyi duydu:
“Keşke o gece de seni durdurabilseydim.”
Deniz duraksadı.
Fakat geri dönmedi.
Çünkü bu kez cevapları kendi bulacaktı.
---
Kütüphane her zamankinden daha sessizdi.
Nermin Hanım masasında oturuyordu. Deniz’i ve elindeki anahtarı görünce yüzü bir anda değişti.
“Onu nereden buldun?”
“Demir’den aldım.”
Nermin Hanım ayağa kalktı.
“Deniz, o dolabı açmaman gerekiyor.”
“Bunu söyleyen dördüncü kişisiniz. Artık nedenini öğrenmek istiyorum.”
“Bazen bir şeyi açmak, geçmişi geri getirmez. Sadece daha fazla acı getirir.”
Deniz anahtarı sıkıca tuttu.
“Geçmişimi hatırlamadan yaşamak da acı veriyor.”
Nermin Hanım cevap veremedi.
Deniz arka taraftaki dolaplara yürüdü. On yedi numaralı dolabın önünde durdu ve anahtarı kilide soktu.
İlk denemede dönmedi.
Biraz daha bastırdı.
Klik.
Kilit açıldı.
Deniz kapağı yavaşça çekti.
İçeride eski bir ses kayıt cihazı, birkaç fotoğraf ve katlanmış bir kâğıt vardı. Kayıt cihazının üzerinde küçük bir etiket bulunuyordu:
17 Ekim — Son kayıt.
Deniz’in boğazı kurudu.
Kâğıdı açtı.
“Eğer bunu Deniz bulduysa, demek ki planımız başarısız oldu. Gerçek ortaya çıkmadan önce birimiz susturuldu. Kaydı dinle. Ama sonuna kadar dinleyebilecek misin, bilmiyorum.”
Altında imza yoktu.
Deniz kayıt cihazını eline aldı. Parmakları düğmenin üzerinde durdu. Bir an tereddüt etti, sonra oynat tuşuna bastı.
Önce cızırtı duyuldu.
Ardından bir kızın sesi geldi.
“Dosyaların burada olduğunu biliyorum. Bunları saklayarak hiçbir şeyi düzeltemeyeceksiniz.”
Başka bir ses cevap verdi.
“Sesini alçalt. Biri bizi duyabilir.”
“İnsanların hayatlarıyla oynadınız! Kayıtlardaki isimleri değiştirdiniz. Birilerinin hakkını elinden aldınız. Bunun ortaya çıkması gerekiyor.”
Deniz kaydı durduracak gibi oldu ama sonra devam etti.
Bu kez erkek sesi duyuldu.
“Deniz, kaydı kapat! Birisi geliyor!”
Deniz’in nefesi kesildi.
Bu, Demir’in sesiydi.
Kayıtta ayak sesleri duyuldu. Bir kapı sertçe açıldı.
Ardından tanımadığı bir erkek sesi konuştu:
“Dosyayı bana verin.”
Kızın sesi titriyordu.
“Hayır. Bunu yapmayacağım.”
Bir gürültü koptu. Sonra bir şey yere düştü.
Ve ardından Deniz’in kendi sesi duyuldu.
“Kapıyı kilitlememiz gerekiyor!”
Başka biri bağırdı:
“Hayır! İçeride biri var!”
Kayıt bir anda kesildi.
Deniz’in elindeki cihaz titremeye başladı. Sanki parmakları ona ait değilmiş gibi hissediyordu.
Kendi sesini duymuştu.
Kapıyı kilitlemekten bahseden kişi kendisiydi.
Ama neden?
İçeride kimi bırakmıştı?
Deniz kaydı tekrar başlatmaya çalıştı. Cihazdan yalnızca cızırtı geldi.
“Devamı nerede?” diye fısıldadı.
Nermin Hanım yanına yaklaşmıştı.
“Bilmiyorum.”
Deniz ona döndü.
“Biliyorsunuz! Kaydı dinlediniz mi?”
Nermin Hanım’ın gözleri doldu.
“Yalnızca bir kez.”
“Sonra ne oldu?”
“Sonra yangın çıktı.”
Deniz’in zihninde görüntüler birbirine karıştı. Duman, bağırışlar, kapıya vuran eller…
Bir ses ona sesleniyordu.
“Deniz, aç kapıyı!”
Deniz sendeledi. Raflardan birine tutundu.
Tam o sırada arkasından bir ses duydu.
“Cihazı kapat.”
Demir kapının yanında duruyordu.
Deniz öfkeyle ona döndü.
“Senin sesin! Kayıtta sen vardın!”
Demir’in gözleri kayıt cihazına kaydı.
“Bunu nereden buldun?”
“Dolaptan. Şimdi bana gerçeği anlat!”
Demir yaklaştı ama Deniz geri çekildi.
“Kaydın sonunda ne olduğunu biliyor musun?” diye sordu Deniz.
Demir’in yüzü soldu.
“Evet.”
“Peki kim içerideydi?”
Demir bir süre cevap vermedi.
Sonra gözlerini Deniz’den kaçırmadan konuştu.
“Ben seni dışarı çıkarmaya çalışıyordum.”
“Beni mi? Peki diğer kişi?”
Demir’in çenesi kasıldı.
“Onu kurtaramadım.”
Deniz’in gözleri doldu.
“Kimdi o?”
Demir’in dudakları aralandı.
Tam cevap verecekti ki kütüphanenin kapısı açıldı.
Ege içeri girdi.
Kayıt cihazını görünce olduğu yerde kaldı.
“Onu buldunuz,” diye fısıldadı.
Deniz yavaşça ona döndü.
“Sen de bu kaydı biliyor muydun?”
Ege cevap vermedi.
“Ege!”
Ege başını eğdi.
“Deniz, ben…”
“Yangın gecesi oradaydın. Fotoğrafta seni gördüm. Şimdi de bu kaydı tanıyorsun. Bana artık doğruyu söyle!”
Ege’nin gözleri doldu.
“Ben yangını çıkarmadım.”
Deniz’in kalbi hızla çarpmaya başladı.
“Ben sana yangını sen mi çıkardın diye sormadım.”
Ege dudaklarını birbirine bastırdı.
Demir, ikisinin arasına girdi.
“Şimdi değil, Ege.”
Deniz ona döndü.
“Hayır. Tam zamanı. Artık herkes konuşacak.”
Ege derin bir nefes aldı. Gözlerini Deniz’e kaldırdı.
“Yangın gecesi orada olan tek kişi Demir değildi,” dedi. “Ama sana asıl söylemem gereken şey bu değil.”
Deniz’in içindeki bütün sesler sustu.
“Öyleyse ne?”
Ege’nin sesi titredi.
“Yangın başlamadan hemen önce arşive giren kişiyi gördüm.”
Deniz’in kalbi duracak gibi oldu.
“Kimdi?”
Ege cevap vermek üzereydi.
Fakat kütüphanenin dışından bir telefon sesi duyuldu. Nermin Hanım’ın yüzü bir anda bembeyaz kesildi.
Telefonunu açtı.
Karşıdaki kişi yalnızca birkaç kelime söyledi.
Nermin Hanım’ın elindeki telefon yavaşça aşağı indi.
Demir ona baktı.
“Ne oldu?”
Nermin Hanım’ın sesi titriyordu.
“Eski okul binasına biri girmiş.”
Deniz kayıt cihazını çantasına koydu.
“Kim?”
Nermin Hanım’ın cevabı, odadaki herkesi susturdu.
“Bilmiyorum. Ama içeride yangından sonra kapatılan son arşiv odasının kilidi kırılmış.”
Deniz, Demir ve Ege birbirlerine baktılar.
Çünkü o odanın varlığını bildiklerini sandıkları tek kişi artık hayatta değildi.
En azından onlara öyle söylenmişti.
Bölüm etkileşimi
